Nüve Forum


Diğer Dersler hakkinda Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi ile ilgili bilgiler


ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ TÜRK İNKILABININ ÖNEMİ Günümüzde bütün okullarda okutulan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersleri, hem Cumhuriyet tarihi kadar bir geçmişe sahiptir, hem de Atatürk’ün bizlere armağan

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01.12.07, 04:35
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ
TÜRK İNKILABININ ÖNEMİ
Günümüzde bütün okullarda okutulan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersleri, hem Cumhuriyet tarihi kadar bir geçmişe sahiptir, hem de Atatürk’ün bizlere armağan ettiği kültür ve eğitim mirasıdır.
1930’lu yılların başlarından itibaren verilen İnkılap Tarihi Dersleriyle Cumhuriyet rejiminin halka götürülmesi ve devrimlerin benimsetilmesi hedeflemişti. Yeni oluşturulmaya başlanan tarih tezi ve üniversite reformu bünyesinde devam ettirilen bu dersler, İstanbul Üniversitesinde bir İnkılap Tarihi Enstitüsü’nün ve Ankara’da Hukuk Fakültesi’ne bağlı İnkılap Kürsüsünün kurulmasıyla yeni bir ivme kazandı. İstanbul Üniversitesinde 4 Mart 1934’te, dönemin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Hikmet Bayur’un, 20 Mart 1934’te Başbakan İsmet İnönü’nün Ankara’da İnkılap Tarihi Dersleri vermeleri sürece yeni bir boyut kazandırmıştır. Devrimin öncü kadrosundan olan Mahmut Esat Bozkurt ve Recep Peker de İnkılap Tarihi derslerini verdiler. Bu derslerin radyo ve gazetelerde konferanslar şeklinde yayımlanması da yaygınlaşmasını sağladı.
12 Eylül 1980’den sonra dersin ismi yeniden “Türk İnkılap Tarihi”ne dönüştürülmüş, dersin müfredat proğramı yeni baştan düzenlendi ve yeni esaslar çerçevesinde bir kitap da hazırlanmıştı.
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi derslerinin amacı; Türk Devriminin ruhunu ve hedeflerini kavrayarak geliştirecek yeni nesiller yetiştirmektir. Böylece, Mustafa Kemal’in söylediği gibi; “Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır”
Devrimin amacının kavranabilmesi için, Türk Bağımsızlık Savaşı, Atatürk Devrimleri ve Atatürkçü Düşünce Sistemi ile Türkiye Cumhuriyeti Tarihi hakkında doğru bilgiler vermek Türk gençliğini Atatürkçü Düşünce Sistemi doğrultusunda yetiştirmek gereklidir. Atatürk ilkeleri ve İnkılapları dersi, bu görevi üstlenmiştir.
Cumhuriyet rejiminin sürekli olması, yeni kurumlar oluşturması, Atatürkçü Düşünce Sisteminin yaygınlaştırılıp geliştirilmesi ve ulusumuzun çağdaşlaşması için, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersleri, vazgeçilmez öneme sahiptir.
ATATÜRK İLKELERİ :
1- Bağımsızlık : Siyasi, mali iktisadi, adli, askeri, kültürel, ve benzeri her hususta
tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir.

2- Milli Egemenlik : Milleti Bizzat kendi mukadderatına hakim kılmak esası’dır.

2- Cumhuriyetçilik : Devlet idaresinde milli egemenliği, milli iradeyi ve hür seçimi
esas kabul eden ilkenin adıdır.

4- Milliyetçilik : Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.

5- Halkçılık : Türk toplumunda fert, aile, zümre ve sınıf hakimiyetinin olamayacağı,
bütün millet fertlerinin kanun önünde eşitliğine dayanır.

6- Devletçilik : Türkiye’nin en kısa zamanda kalkınması için özellikle ekonomik anlamda fertlerin yapamayacağı bazı işleri devletin üzerine alması esasına dayanır.

7- Laiklik : Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, dini inançların devlet idaresinde
ve siyasette rol oynamaması esasına dayanır.

8- İnkılapçılık : Eskiyi, kötüyü, çirkini yıkıp yerine yeniyi, iyiyi ve güzeli koymaktır.

9-Barışçılık : Türkiye cumhuriyetinin en esaslı ilkelerinden biri olan yurtta barış cihanda barış ilkesi insaniyetin ve uygarlığın refah ve ilerlemesinde en esaslı etkenlerdendir.

10-Akılcılık, Bilimcilik, Gerçekçilik : Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilir olmakla beraber yolun makul, mantık’ı ve bilhassa ilmi olması şarttır.

ATATÜRK İNKILAPLARI :

1-Siyasal İnkılaplar:
a-Saltanatın Kaldırılması
b-Cumhuriyetin İlanı
c-Halifeliğin Kaldırılması

2-Toplumsal İnkılaplar :
a-Kadın Hakları
b-Şapka ve kıyafet inkılab
c-Tekke, zaviye ve Türbelerin Kapatılması
d-Soyadı Kanunu
e-Lakap ve Unvanların Kaldırılması
f-Uluslar arası Saat, Takvim ve Rakamların Kabulü



3-Hukuk Alanında İnkılaplar : Mecellenin kaldırılarak yerine laik hukuk sisteminin ve
bu sisteme bağlı Medeni kanun, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu, Ceza Kanunu gibi
çağdaş kanunlardır.



4-Eğitim, Kültür Ve Sanat Alanlarında İnkılaplar :
a-Öğretimin Birleştirilmesi
b-Yeni Türk Harflerinin Kabulü
c-Dil İnkılabı
d-Milli Tarih Anlayışı Ve Türk Tarih Tezi
e-Güzel Sanatlarda Gelişmeler

5-Ekonomik İnkılaplar :
a-Aşar vergisinin kaldırılması
b-Kapitülasyon’ların kaldırılması
c-1933 yılında ilk beş yıllık, 1937 Yılında ikinci beş yıllık kalkınma planı
d-1927 Teşviki Sanayi Kanunu

Atatürk İlke Ve İnkılaplarının Dayandığı Temel Esaslar
Ve Ortak Özellikleri



Milletimizin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığına, huzur ve mutluluğa sahip olması, devletin ulusal egemenlik esasına dayandırılması, aklın ve bilimin öncülüğünde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarılması amacı ile temel esasları yine Atatürk tarafından belirlenen devlet hayatına, fikir ve ekonomik hayatla toplumsal kurumlara ilişkin barışçı ve gerçekçi fikirlere ilkelere Atatürkçülük denir.

Tarihi ve sosyolojik gelişmelerin oluşturduğu “Türk İnkılabı”, Atatürkçülük, önceleri “Kemalizm” olarak adlandırılmaktaydı. Ancak giderek çok yönlü olarak sistemleşen bu düşünceyi en iyi bir şekilde, “Atatürkçü düşünce sistemi” olarak adlandırmak gerekir. Çünkü artık Atatürkçülük, sistemleşmiş bir düşünce topluluğu olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla Atatürkçülük, bir sistemin adı olmaktadır. Hangi kavram kullanılırsa kullanılsın, ifade edilmek istenen, Atatürk ilke ve inkılaplarının bir bütün halinde sistemleşmiş olduğudur.

Atatürkçü düşünce, ülke gerçeklerinden, Türk milletinin ihtiyaç ve eğilimleri ile tarihi gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Bu bakımdan kişisel bir düşünce değil, milli anlayıştan doğan, milletlerin ortak arzu ve eğilimlerini simgeleyen bir düşüncedir. Akılcılığı, bilimi, teknolojiyi vb. esas alan bu düşünce, çağdaş gerçeklere yöneliktir. Bilimi, en gerçekçi yol gösterici olarak görmektedir. İlerlemeyi veya kalkınmayı bilimsel yol ve yöntemlere bağlamaktadır. Bu niteliği ile Atatürkçü düşünce, Türk milleti için önemli ve gereklidir. Atatürkçü düşünce sisteminin kapsamında yer alan değerler çok yönlü olup, gerçekçi ve geliştiricidir. Çağdaş olmayı ve kalkınmayı amaçlamaktadır. Düne ve geleceğe dönüktür.

Bu yaklaşımla bakıldığında, ulusal hareketimizin ideolojisinin Atatürkçülük olduğu görülür. Atatürkçülük kendi devrinden itibaren yeterince sistemleştirilmiş, ilkelerin amaç ve nitelikleri bu ideolojiyi çizmiştir. Bu konuda giderek artan ilgi, araştırmalar ve yayınlar bu ideolojiyi daha da açıklığa kavuşturmaktadır. Atatürkçü düşünce sistemi ve onu belirleyen ilkeler, Cumhuriyet dönemi ile oluşmuş olmaktadır. Ayrıca Atatürkçülük, ulusal savaştan inkılaplar şeklindeki yeniliklerden ve bunlarla ilgili uygulamalardan doğmuştur. Bunlar bazen düşünce, bazen siyasal ve tarihsel olaylar olarak görülür.

Atatürkçülük ilk geliştiği yıllarda devletin dayandığı esasları, “Tam bağımsızlık” ve “Kayıtsız şartsız millet egemenliği”’ne oturtarak oluşturmuştur. Bu yapıda bağımsızlık benimsenirken, yeni Türk Devleti, Osmanlı İmparatorluğu’ndan çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ne dönüştürülmekte ve siyasal yönetim şeklide güçlü ve milli devleti ön görmektedir. Atatürkçülük de belli bir gelişme sürecinde oluşmuş olmaktadır. Kendi süresi içinde ve 1920 – 1938 yılları arasında uygulanma durumunda olmuştur. Bu oluşmada; ulusal bağımsızlığa, yönetim şekline, ulusal birliğe, halk ve halkçılığa, millet ve milliyetçiliğe, insan haklarına, barış ve barışçılığa, teknolojiye vb. büyük önem verilmiştir. Tüm bunlar inkılapçı bir yaklaşımla ele alınmıştır. Bunlara bakıldığında, Atatürkçülükte başka ulusların anlayışlarından çok daha farklı yaklaşım ve kapsamla karşılaşılır. Bu düşüncenin daha çok ideal nitelikleri içerdiği görünür.

Atatürkçülükte ortaya konanlar siyasal, ekonomik ve yargı gibi ana noktalardan başlayıp devam ettirilmiştir. O nedenle Atatürkçülüğün özü ve amacı, Osmanlı dönemi yenilik hareketlerinden çok farklıdır. İmparatorluğu düzeltme ve yaşatma değil, yeniyi modern esaslarla kurup çağdaşlaştırmaktır. TBMM’nin açılması ile başlayıp sürdürülen yenileşme hareketleri, gelişi güzel yapılmış değildir. Atatürkçü düşüncenin oluşturduğu Türk İnkılabı, birbirine bağlı yeniliklerden oluşan bir bütündür. Günlük politika olarak yapılmamıştır. Uzun vadeli olarak Devletimizin temel esaslarını belirlemiştir.

Prof. Dr. T. Zafer Tunaya’ya göre Atatürkçülük; “ Atatürk’ten çıkan ve onunla gelişen fikirler ve olaylar bütünüdür.”

Prof. Dr. Hamza Eroğlu’na göre Atatürkçülük; “ Türkiye’nin gerçeklerinden doğmuş, sistemleştirilmiş fikirlerdir. Türk inkılabının sistemleştirilmiş fikir gücü ve geleceğe bakan yönüyle ülküsüdür.

Atatürkçülük, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmadır. Batılılaşmadır, bir diğer anlamda modernleşme yada çağdaşlaşmadır. Hür fikir ve düşüncedir. Hürriyet ve demokrasi anlayışıdır.”

Tekin Alp’e göre Atatürkçülük; “ Türk Milleti’nin mukadderatına hakim olan ideolojidir. Türk Devleti’nin ve Türk Milleti’nin ideal amaçlarına ulaşmak için gelecekte izleyeceği yolu göstermektedir.”

Prof. Dr. Utakan Kocatürk’e göre Atatürkçülük; “Zamanın gerçeklerine uymak, her çağda çağdaş kalabilmektir. Atatürk ilkeleri, Atatürkçülüğün ideolojisini oluşturmaktadır.”

Prof. Dr. Suna Kili’ye göre Atatürkçülük; “Hem çağdaşlaşmayı, hem kalkınmayı öngörür.”

Prof Dr. Ziya Karal’a göre ise Atatürkçülük; “Orijinaldir ve 20ç yüzyılın en büyük hareketidir. Atatürk devriminden, Atatürkçülük doktrini çıkmıştır.”

Bu doğrultudaki anlatımlara bakıldığında, Atatürkçülüğün özellikle başta siyasal, kültürel ve ekonomik açılardan olmak üzere değişim ve kalkınma yolunu açtığı görülür. Çağdaş uygarlık düzeyine çıkışımızın yollarını çizdiği görülür. Böylece tüm bunlarla Atatürkçülük, sistemleştirilmiş bir fikir gücü ve ülkü olarak vurgulanmaktadır. Bilimsellik doğrultusunda çağdaşlaşmamızı öngörmektedir. Türk milletinin kalkınıp çağdaşlaşmasını öngörürken, çok yönlü bir ideoloji olarak en yakın çağın en büyük hareketi olmuştur.

Atatürkçülük Kurtuluş Savaşı ile birlikte belirlenmiştir. Millet bilinci ve milliliğin sonucu olarak gerçekleşmiştir. Bu yaklaşımla Atatürkçü düşünce oluşurken, Türk milliyetçiliği esas alınmıştır. Dolayısı ile Türk milletini kurtarmak, kalkındırmak, çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak ve geleceğine yön vermek amaçlanmıştır. Bunu gerçekleştirmek için hür düşünce, laik toplum düzeni, bilimsellik ve demokrasi gibi yollardan hareket edilmiştir. Millet iradesine dayalı yönetim kurma ve bu yönde kurumlar oluşturma esas alınmıştır. İşte bütün bunlar Atatürkçü düşüncenin ışığı altında şekillenirken, dolayısı ile Atatürkçülük’de sistemleşmiştir. Türkiye gerçekleri doğrultusunda bir düşünce sistemi ve bir ideoloji olarak belirlenmiştir.

Atatürkçülüğün daha iyi anlaşılabilmesi için, bu düşüncenin devlet ve milletimiz bakımından öngördüklerini kısa başlıklar halinde ele alalım:



1. Tam Bağımsızlığa Sahip Olma

Atatürkçülük tam bağımsızlığa sahip olmayı ister. Bu düşüncede devletin bağımsızlığı her yönden tam bağımsız olmayı öngörür. Atatürk bu konuda; “ Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız görevin asıl ruhudur. Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mail, ekonomik, adli, askeri, kültürel vb. her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir.” Diyerek, tam bağımsızlığın hangi koşulların sağlaması ile gerçekleştirebileceği belirmiştir. Bunun millet vicdanında kavranmasını ve sürekli olarak yer etmesini istenmiştir.

Atatürk’e göre tam bağımsızlık, milletin varlığı ve hukuku için bütün kuvveti ile ilgilendirmeyi gerekir. İhmal etmeyi veya küçümsemeyi asla kabul etmez. Bu düşüncede bağımsızlık, devletin gelişmesini sağlayan önemlerle birlikte, gelişmeyi olumsuz yönde etkileyen ya da engelleyen faktörlerin ortadan kaldırılmasını gerekli kılar.

Devlet, içişleri bakımından dışa karşı bağımsız olmalıdır. Tam bağımsızlık, hiç bir dış etki ile zümrelere ayrıcalık tanımayı öngörür. Türk Devleti içinde yaşayanların, yani Türk vatandaşlarının hukuku birdir. Ayrıca adaletin de dış etkilere karşı bağımsız olması esastır. Zira Atatürk; “ Milletlerin yargı hakkı, bağımsızlığın birinci şartıdır. Adalet kuvveti bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul edilemez” demektedir.

Atatürkçü düşüncede tam bağımsızlık, hiçbir devletin himaye ve nüfuzunu kabul etmez. Devlet her yönüyle ve tüm milli kaynakları ile bağımsız olmalıdır. Ancak ülke kaynakları insanlığın yararına olan konularda kullanılır. O nedenle kapitülasyonlar gibi uygulamaların hiçbir şekilde kabul edilir yanı yoktur.

Atatürk “Türk milleti asırlardan beridir hür ve bağımsız yaşamıştır. Bu millet, bağımsızlıktan uzak yaşamamıştır. Yaşayamaz ve yaşamayacaktır” diyerek gelecek konusundaki tavrını ortaya koymuştur. Bu bakımdan Atatürkçülük, milletin bağımsızlığını her şeyin üstünde tutmaktadır. Ve mutlaka korunmasını istemektedir.

Atatürkçülük’de tam bağımsızlık, anlaşmalarla ve uluslar arası yardımlaşmalara karşı değildir. Türkiye’yi milletler ve devletler topluluğunun bir üyesi olarak görmektedir. Bu yaklaşımla, uluslar arası eşitlik ve iyi ilişkiler ister. Siyasal, ekonomik, teknolojik, kültürel, vb. yardımlaşmayı öngörür. İçe kapalı ve katı değildir. Uluslar arası antlaşmalar ve kuruluşlara saygılıdır. Barışçıdır, yayılmacı ve saldırgan değildir. Özellikle milli sınırlara saygılıdır.

Böylece Atatürkçü düşünce sistemi, ülkenin tam bağımsızlığını öngörmekte ve bundan taviz vermemektedir. Ancak dünya devletleri ile eşit ve iyi ilişkiler içinde olarak karşılıklı yardımlaşmayı öngörür.

2. Ulusal iradeye dayanma

Atatürkçü düşünce sistemi ulusal iradeye dayanır. Kongrelere kadar inen bu düşünce, TBMM’ni ve yeni devlet şeklini getirmiştir. 1921 Anayasası ile resmi olarak benimsenen ulusal irade, halkın kendini yönetmesi esasına dayanır. Bununla, ulusal irade TBMM tarafından temsil edilmekte ve egemenliğin en küçük bir parçası bile ismi ne olursa olsun hiç kimseye verilmeyeceği kabul edilmektedir.

Atatürkçü düşünce sistemi, demokrasi üzerine kurulmuştur. Ulusal iradeyi ve demokratik değerleri her şeyin üstünde tutan Atatürk, bunun her durumda korunmasından yana olmuştur. Esasını Batı demokrasisinden aldığı değerlere sıkı sıkıya bağlıdır. Atatürk hareketi, başından beri demokratik bir süreç içinde gelişmiştir. Atatürk, demokrasi ve cumhuriyet hayranıdır. O nedenle bazılarının ileri sürdüğü gibi diktatör olamaz. Demokrasiye gönül vermiş veya bel bağlamış bir liderdir. Zira demokrasiyi Türkiye’ye getiren O’ dur.
Bu konuda Prof. Dr. T. Zafer Tunaya şöyle diyor; “Atatürk’ün siyasi iktidarını ve kuvvetini diktatörlük olarak değil, geri müesseseleri yıkma ve medeni bir düzeye çıkarma vasıtası olarak kabul etmek gerekir”.

Atatürkçü düşünce sistemi, hiçbir zaman ulusal idareye dayalı demokratik sisteme karşı olamaz. Aksine bu düşünce, demokrasinin kendisidir. Demokrasi ile şekillenmiş olan bu düşünce, Cumhuriyetin korunmasını ister. Hatta Cumhuriyetin korunmasını öncelikli konu kabul edilmiş ve Anayasamızın başına bu yönde kayıt koydurmuştur.

Atatürkçü düşünce de, irade ve egemenliğin kaynağı millettir. Meclis de yalnız ve ancak milletindir. Milletvekillerinden oluşur. O nedenle esas olan millettir. Bu bakımdan her şey millet için yapılmalı ve her şeyde milletin yararı düşünülmelidir. Yasal düzenlemeler bu yönde yapılmalıdır. Devlet vatandaşa ve vatandaş da devlete olan görevini yerine getirmelidir. Atatürkçü düşüncenin ve buna bağlı uygulamaların esası bu olmalıdır. Bu düşünce en azından bunu ister.

Atatürkçü düşünce sisteminin öngördüğü ulusal iradeye dayalı egemenliğin kayıtsız şartsız millette olması şeklindeki yönetim biçimi demokrasinin özürüdür. Bu şekildeki demokratik anlayış sınıf ayrımı kabul etmez. Yönetimde hiç kimseye öncelik tanınmaz. Toplumsal yaşantıda herkesin eşit olacağı, eşit olarak yararlanacağı ve eşit fırsatların sağlanacağı bir düzen öngörür. Böyle bir demokratik ortamda ve ulusal egemenliğin esas alındığı devlet düzeninde, Atatürkçü düşünce yol göstericilik yapmaktadır. Türk toplumunu oluşturan çalışma grupları arasındaki uyumu kuvvetlendirir.

Böylece Atatürkçü düşünce sisteminde esas olan, ulusal irade ve buna bağlı olarak işleyen demokrasidir. Bu doğrultudaki esaslar Batı demokrasilerinden alınmıştır.Daha iyi ve güzele yöneliktir. Ulusal iradenin üstünde herhangi bir gücün olmaması istenir.

3. İnkılapçı Olma

Atatürkçü düşünce sistemi, inkılapçı olmayı gerekli görür. İnkılaplar veya devrimlere bağlılıkla onları korumayı esas alır. Atatürkçülükte inkılapçılık anlayışı, zamana göre geri kalmış olan kurumları ortadan kaldırıp, yerine ilerlemeyi, gelişmeyi kolaylaştıracak olanların konulması esasına dayanır. Bu şekildeki inkılapçılık anlayışı, iyiye, doğruya ve daha güzele yöneliktir. Dolayısı ile inkılapçılık, geri kalmışlıkla en başarılı mücadele yöntemidir.

Atatürk’ün bu konuda bir çok özlü sözü ve anlatımı vardır. 1925’de Atatürk; “İnkılap, kelimenin ilk anda işaret ettiği ihtilal anlamından başka, ondan daha geniş bir değişikliği ifade etmektedir.... Büyük milletimizin hayatının seyrinde vücuda getirdiği bu değişiklikler, herhangi bir ihtilalden çok fazla, çok yüksek olan en büyük inkılaplardandır” demiştir.

Atatürkçü düşünce sisteminde çok önem verilen inkılapçılık, çağdaş uygarlık düzeyine çıkma yol ve yöntemi olarak kabul edilir. Çağdaş uygarlık yolundaki başarı, yenileşmeye ve değişime bağlanmıştır. Toplumsal, ekonomik hayat ve teknolojik alanda gelişme buna bağlanmıştır. Gelişme ve ilerlemenin yolu burada görülmüştür. O nedenle inkılapçılık, yapılan tüm değişikliklerin yoludur. Eskimiş, zamanını doldurmuş ve yeni ihtiyaçları karşılayamayanların yerine, yeniler bu yolla getirilmiştir. Bu, dünya genelinde böyledir. Her türlü değişikliği yapanlar, köklü değişiklik için bu yolu izlemek durumundadırlar.

Türk inkılabı, Atatürk ve kadrosunun elinde, en iyi şekilde uygulanmıştır. Türk halkının istekleri doğrultusunda değişimlere gidilmiştir. Halkın benimsemediği yönde zorlama olmamıştır. Atatürk, milletin isteklerini iyi belirleyerek, yine milletin temsilcisi olarak TBMM kanalıyla değişimleri sağlamıştır. Nitekim her bir değişimde TBMM’nin oybirliği kararı vardır.

Atatürkçü düşünce sistemi içinde yer alıp şekillenen tüm değişimlere halkın eğilimleri dikkate alınmıştır. İdeolojik veya rejim değişikliği gibi yanları yoktur. Herhangi bir ülke kopya edilmemiştir. O nedenle Atatürkçü düşüncedeki inkılapçılık anlayışı, samimi ve gerçekçi değişimleri öngörmüştür. Çağa göre kurumların yenilenmesini istemektedir. Anayasadan çeşitli kurumlara kadar, güne göre kaldırıp değiştirmeyi ve daha yenisini getirmeyi gerekli görür. Bu, günümüz içinde geçerlidir.

Batılı çağdaş demokratik devletlerde değişimleri inceleyip onların gelişme nedenlerini gören Atatürk, yenileşmeyenlerin geri kalmaya ve hatta çökmeye mahkum olduklarını anlamıştır. Osmanlı dönemindeki çabaları ve başarısızlık nedenlerini incelemiştir. Ona göre yol ve yöntemler saptanmıştır. Osmanlı dönemindekinden daha geniş boyutta ve köklü değişimler planlanmıştır.

İşte böylece Atatürkçü düşünce içinde şekillenen ve uygulanan Türk İnkılabı içindeki değişimler, mevcut ihtiyaçların zorunlu sonucu idiler. Yapılan ve yapılacak tüm değişimler bu düşüncede, birbirine bağlı, birbirleriyle uyum içinde ve birbirini destekleyecek şekilde gerçekleştirilir. Her bir yenilik bir diğerine yol açacak şekilde uygulama alanına konulur. Hatta bu düşüncede, fikir hayatı, siyasal ve ekonomik hayat arasında da çok iyi bir uyum sağlanmıştır. Nitekim Atatürk; “ Devlet, fikir ve ekonomi alanlarındaki çalışma ve başarılar, sonuçlarının ürünleri ile ölçülür” diyerek sözünü ettiğimiz uyumu vurgulamıştır.

Kısaca Atatürkçü düşünce sistemi, inkılapçı olmayı ve inkılaplar yada devrimlerin korunmasını istemektedir. İnkılapçı anlayış içinde olarak, çağa ve güne göre daha yenilerini getirmeyi öngörür. Milletin kalkınmasını ve devletin güçlenmesini çağdaş gelişmelere ayak uydurmada görür.

4. Devletin Dinamik İdeali

Atatürkçü düşünce sistemi, devlet hayatında dinamizm i ideal almıştır. Bu anlayış, devletimizi toplumu ile kurumları ile ve büyük bir dinamizmle çağdaş uygarlığın üzeri olarak adlandırılan hedefe çıkarmayı amaçlar. Toplumsal, siyasal, ekonomik vb. açılardan milletin refahını esas alır. O nedenle bu düşüncede sürekli gelişme ve ilerlemeye yönelme vardır.

Atatürkçü düşüncede, kuruluşlar, siyasal partiler, hükümetler vb. sürekli olarak itici bir rol oynamalıdır. Devleti ve toplumu daha iyiye götürmek için zorlayıcı olmalıdır. Toplumlar, sürekli olarak gelişme durumunda olduğuna göre,Türk toplumu da geri kalmamalıdır. O nedenle devlet örgütünde bir canlılık, halka öncülük etme ve gelişmeyi hızlandırıcı çabalar olmalıdır. İyi yönetim, bilgili kadrolar ve dürüst çalışma ile devlet güçlü hale getirilmelidir.

Böylece Atatürkçü düşünce sistemi, durağan, tutucu, hantal vb. değil, hareketli ve çalışkan bir devlet yapısını istemektedir. Gelişmelere ayak uyduran, gelişen ve dünya genelinde güçlü bir devleti benimsemiştir. Büyük potansiyel olan ve dinamik yapıda ilerleyen bir Türk devletini ön görmektedir.


5. Gerçekçilik

Atatürkçü düşünce sistemi, iç ve dış politikada gerçekçi yaklaşımları ön görmüştür. Gerçekleşmeyecek hayaller peşinde olmamıştır. Hedefleri iyi belirlemiş ve o hedefler varmayı bilmiştir. Maceralar peşinde koşmamıştır. Devlet yönetiminde, yanıltıcılığa, yalan ve yolsuzluğa yer vermemiştir. Nitekim herhangi bir olaya adı karışan derhal çekilmiştir. O nedenle çok güzel bir devlet disiplini uygulanmıştır.

Atatürk Milli Mücadele yıllarından itibaren, dürüst, olayları ve gelişmeleri iyi değerlendiren bir anlayışla başarı kazanmıştır. O nedenle tüm yaşamı boyunca, devlet yönetiminde buna dikkat etmiş ve ona göre yöneticiler seçmiştir.

Bütün bunların yanında Atatürkçü düşünce, ayrıca laik devlet düzeni, ülke işlerinde birlik ve bütünlük, millilik, eşitlik, barışçılık, adalet, akılcılık, bilimsellik, iyi eğitim vb. ister.

Atatürkçü düşünce sistemini oluşturan Atatürk’ün söylev ve demeçleri, fikir ve yaptıkları hep bilimin öncülüğündeki çağdaş gerçeklerdir. Hepside milletimizin mutluluğu ve geleceği için istenmektedir. Tüm bunların gerçekleştirilebilmesi için yolların eğitim-öğretimden geçmekte olduğu anlatılmıştır. Başarı, eğitimin başarılı olmasına bağlanmıştır. Eğitimin milliliği yanında laik oluşu istenmektedir. Atatürkçü anlayışta, fikirler mutlaka harekete dönüşmelidir. Gerçek ve ciddi hedefler belirlenmeli ve ona ulaşılmalıdır.

İşte tüm bunların ışığı altında belirlenmiş olan Türk Devleti’nin ana nitelikleri Atatürkçü düşünceden kaynaklanmış ve milli devlet – tam bağımsızlık – ulusal egemenlik gibi esaslar üzerine kurulmuştur. Bu yaklaşımla devrimlere yön verilmiş ve çağdaşlaşmanın hedefleri belirlenmiştir.

Bütün bunlardan görüldüğü gibi Atatürkçülük veya Atatürkçü düşünce sistemi, ilke ve inkılaplarla bir bütündür. Bu düşüncenin oluşumunu sağlayan elemanlarla birlikte bir ideolojinin, Atatürk ideolojisinin adıdır. Türk Milleti ve Türk Devleti için temel olan bu düşünce sistemi, bize yön vermiş ve yön vermeye devam etmektedir. Atatürkçülük ve bu düşünceyi oluşturan ilke ve inkılaplar bizim için çok önemlidir.

Bugün dünyadaki bazı ideolojiler çökmüş ve yıkılmıştır. Uygulamalar iflas etmiş ve tarihi süreçlerini tamamlamışlardır. Milletleri üzerinde rolleri bitmiştir. Ancak Türkiye’de ve dünyada Atatürk ve düşünceleri halen ayaktadır. Ayakta kalmaya ve Türk milletine daha uzun süreler devam edecektir. Bunda yerli-yabancı herkes birleşmekte ve fikirlerine saygı gösterilmektedir.

Bu yaklaşımla bugün, güçlü bir Türkiye’yi ayakta tutabilmenin yolu, kişi ve millet olarak Atatürkçülüğün benimsenmesinden geçer. Atatürkçü çizgide birleşme, Devletimizin gelişmesini, güçlenmesini ve geleceğinin güvencesidir.Bunun iyi anlaşılması ve özellikle genç kuşaklara iyi anlatılması gerekir. Böylece yanlış anlamalar da ortadan kalkacaktır.


Sonuç:

Atatürkçü düşünce sisteminin benimsediği ve uyguladığı esaslar en iyi şeklini, oluşturulan ilkelerle bulmuştur. Zaman geçtikçe ve incelendikçe, Atatürk inkılabının belli ilkelere dayanmış olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Bu ilkeler Türk toplumunun ihtiyaç ve eğilimlerinden oluşmuş ve birbirini bütünleyici bir nitelik kazanmıştır. Atatürk ilkelerinin her biri birer amacı belirlemekle birlikte bir bütünü oluştururlar. Birbirini tamamlarlar. İlkeler arasında hassas bir denge vardır. Bir bütün olarak ele alındığında daha büyük bir anlam taşır.





ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİNİN İÇERİĞİ
• Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi
• Osmanlı Devleti’nin Dağılışı (XIX. Yüzyıl)
• Tanzimat ve Islahat Fermanı, I. ve II. Meşrutiyet, Trablusgarp ve Balkan Savaşları
• I. Dünya Savaşı
• Mondros Ateşkes Antlaşması, Wilson İlkeleri, Paris Konferansı
• M. Kemal’in Samsun’a Çıkışı ve Anadolu’daki Durum
• Amasya Genelgesi, Ulusal Kongreler, Mebusan Meclisinin Açılışı
• TBMM’nin Kuruluşu ve İç İsyanlar
• Teşkilat-ı Esasi Kanunu, Düzenli Ordunun Kuruluşu
• I. İnönü, II. İnönü, Kütahya-Eskişehir, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz
• Kurtuluş Savaşı sırasındaki antlaşmalar
• Lozan Antlaşması
• Saltanatın Kaldırılması
Siyasi alanda yapılan devrimler
• Siyasi partiler ve çok partili siyasi hayata geçiş denemeleri
• Hukuk alanında yapılan devrimler
• Toplumsal yaşayışın düzenlenmesi
• Ekonomik alanda yapılan yenilikler
• 1923-1938 Döneminde Türk dış politikası
• Atatürk sonrası Türk dış politikası
• Türk Devriminin İlkeleri- Cumhuriyetçilik
• Halkçılık
• Laiklik
• Devrimcilik
• Devletçilik-Bütünleyici ilkeler
ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ

ATATÜRK’ÜN SÖYLEDİĞİ SÖZLER

1- Ben, size taarruz emretmiyorum;ölmeyi emrediyorum!Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir.
Çanakkale Savaşı

2- Ya istiklal ya ölüm
Kurtuluş Savaşı

3-Vatanın bütünlüğü, Milletin istiklali tehlikededir. Milletin istiklalini yine milletin
azim ve kararı kurtaracaktır.
Amasya Tamimi

4-Siz orada yalnız düşmanı değil,Milletin ters talihini de yendiniz.
İkinci İnönü Muharebesi---İsmet İnönü’ye Kutlama Telgrafı

5-Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.
Sakarya Meydan Muharebesi

6-Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri.
Baş Komutanlık Meydan Muharebesi

Türkiye’nin İlk Siyasi Başarısı :
Gümrü barış antlaşması---Ermenilerle-TBMM arasında imzalanmıştır.

Sevr Antlaşmasının Kabulünü Onaylamayan Kişi :
Ferit Rıza Paşa

Osmanlı Devletinin Savaştığı Cepheler :
1-Doğu Cephesi 5-Güney Cephesi
2-Çanakkale Cephesi 6-Batı Cephesi
3-Irak Cephesi
4-Kanal ve Filistin Cepheleri

Zorlama İnkılabın Bir Öğesi Olmasına Rağmen Türk inkılabında az olmasının en önemli nedeni :Bağımsızlık Savaşı İle Başlaması
Benim Naciz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti Sonsuza kadar yaşayacaktır.
İzmir’de Suikast girişiminden sonra söylemiştir.

Balkan Savaşların’da Aralarında Anlaşma İmzalayan Devletler:
a-Yunanistan
b-Bulgaristan
c-Sırbistan
d-Karadağ

Birinci Dünya Savaşının Başlamasının Nedeni :
Avusturya-Macaristan imparatorluğu veliahdının Saraybosna’da 28 Haziran 1914
yılında Sırplarca öldürülmesi ile başlamıştır.

İtilaf Devletleri (Anlaşma) :
Rusya-Fransa-İngiltere-( İtalya-Sonradan katılmıştır.)

İttifak Devletleri (Bağlaşma) :
Almanya-Avusturya-Macaristan-Osmanlı imparatorluğu
Bağlaşma Devletleri Tarafında Olan İtalya,Savaş Çıkınca Anlaşma Devletlerinin
yanında yer almıştır.

Mondros Ateşkes Antlaşmasını İmzalayan Hükümet :
İzzet Paşa Hükümeti

Zararlı Dernekler:
1-Mavi mira (Bu dernek Rum’lar tarafından kurulmuştur. Ege Bölgesindeki Türkleri
göç etmeye zorlama yada yok etme amacını taşıyorlardı.
2-Pontus Rum(Rumlar tarafından Trabzon’da kurulmuştur. Mavi mira derneği ile aynı
doğrultuda çalışıyorlardı.

Yararlı Dernekler
1-İslam ihtilali komitesi
2-Trakya-Paşaeli müdafaa Heyet-i Osmaniyesi
3-Müdafa-i Hukuk cemiyeti
4-Vilayatı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti(Doğu illerini koruma derneği)
5-Redd-i İlhak(Yunanistana katılmayı red)

İnkılap’ın Karşılığı : Devrim

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına : İlk önce tarafsız kalmış, sonra
Bağlaşma devletlerinin yanında katılmıştır.

Brest-Litovks Barışı İle : Rusya, Kars, Ardahan, Batum bölgelerini Osmanlı Devletine
geri verdi.

Bulgaristan’ı Yanımızda Savaşa Sokmak İçin : Dimetoka’yı Kendi isteğimizle
onlara bıraktık.

Yunan kuvvetlerinin önemli mevzilerimizi ele geçirdikleri, Polatlı’ya kadar
yaklaştıkları top seslerinin Ankara’dan duyulduğu Muharebe :
Sakarya meydan muharebesi

Çanakkale’de Savaşılan Cepheler : Seddülbahir-Arıburnu-Conkbayırı

Mareşal Rütbesi ve Gazi Ünvanı : Sakarya Savaşından sonra verilmiştir.13 Eylül 1921

Ankara Antlaşması : Fransızlarla yapılmıştır.20 Ekim 1921

Mudanya Ateşkes Antlaşması : 24 Temmuz 1923’de imzalandı.Bu antlaşma ile yeni
Türkiye devletinin bağımsızlığı bütün dünyaca onaylanıyor, milli sınırlarımız
çiziliyor ekonomik alanda Osmanlılar devrinden kalma eski pürüzler temizlenmiştir.

Ankara’nın Başkent Oluşu : 13 Ekim 1923


Mustafa Kemal Şam’daki görevi sırasında : Vatan ve hürriyet Derneğini kurmuştur.

Sakarya Savaşından Sonraki Gelişmeler :
a-13 Ekim 1921 Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması
b-20 Ekim 1921 Fransızlarla Ankara antlaşması
c-Mustafa Kemal Paşa’ya Mareşal Rütbesi ve Gazi Ünvanı verildi.
d-Yunanlılar, Afyon, Eskişehir Hattına kadar Çekilmiştir.

Erzurum Kongresinde Alınan Kararlar : 23 Temmuz 1919
1-Doğu illeri ile Trabzon ve Canik sancağı hiçbir sebep ve bahane ile Osmanlı
topluluğundan ayrılması mümkün olmayan bir bütündür.
2-Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa
ve mukavemet edecektir.
3-Vatanın ve istiklalin muhafaza ve tamanına İstanbul hükümeti muktedir olamadığı
takdirde, gayeyi temin için Anadolu’da geçici bir hükümet kurulacaktır.
4-Kuvayı Milliyeyi amil ve irade-i Milliye’yi hakim kılmak esastır.
5-Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozan imtiyazlar verilemez.
6-Manda ve Himaye Kabul olunamaz.
7-Milli Meclisin derhal toplanmasına ve hükümet işlerinin meclisin denetimi altında yürütülmesine çalışılacaktır.
8-Milletimiz insani ve asri gayeleri tebcil, fenni, sınai ve iktisadi hal ve ihtiyacımızı
takdir eder.

Erzurum Kongresini ilayat-ı Şarkiye Müdafa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti
(Doğu illerini Koruma derneği) Düzenlemiştir.

Erzurum Kongresi : 23 Temmuz 1919’da 62 Delege ile gerçekleştirilmiştir.

Sivas Kongresi’de Alınan Kararlar : 4 Eylül 1919

1-Milli sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür, birbirinden ayrılamaz.
2-Her türlü işgal ve müdahaleye karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve
mukavemet edecektir.
3-İstanbul hükümeti, harici baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü
tedbir ve karar alınmıştır.
4-Kuvayi milliye yi amil ve irade-i milliye’yi hakim kılmak esastır.
5-Manda ve himaye kabul olunamaz.
6-Milli iradeyi temsil etmek üzere Millet Meclisinin derhal toplanması mecburidir.
7-Aynı gaye ve milli vicdandan doğan cemiyetler “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i
Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmiştir.
8-Mukaddes maksadı ve umumi teşkilatı idare için kongre tarafından bir heyeti
temsiliye seçilmiştir.

Sivas Kongresi : 4 Eylül 1919’da 38 delegenin iştiraki ile toplanmıştır.

Doğu Cephesi Komutanı : Kazım KARABEKİR
Batı Cephesi Komutanı : İsmet İNÖNÜ
Güney Cephesi Komutanı :Albay Refet bey

Birinci İnönü Zaferinin Sonuçları :
1-İlk Anayasanın Kabul edilmesi
2-Ankara Hükümeti’nin Londra Konferansına çağrılması
3-Moskova Antlaşmasının imzalanması
4-Yeni Kurulan Devletin sağlam temeller üzerine oturmaya başlamış olması.

Amasya Tamimi : 22 Haziran 1919
1-Vatanın bütünlüğü milletin istiklali tehlikededir. Milletin istiklalini yine milletin
azim
ve kararı kurtaracaktır.
2-Her ilden seçilecek milletin güvenini kazanmış delegelerle Sivas’ta derhal milli
kongre toplanacaktır


Amasya Görüşmesi ( 20-22 Ekim 1919)
1-Türk topraklarının bütünlüğü ve Türk bağımsızlığı korunacak
2-Temsil kurulu İstanbul hükümetince tanınacak
3-Temsil kuruluna danışmadan barış yapılmayacak
4-Çoğunluğu Türk olan yerlerde işgale izin verilmeyecek
5-Hiçbir denetim ve güdüm kabul edilmeyecek.

Motrö Sözleşmesi İsviçre’nin Montrö şehrinde yapılmıştır.( 20 Temmuz 1936)
1-Türk Hükümeti Boğazları silahlandırabilecekti. Savaşa girilirse istediği gibi açıp kapatacaktı.
2-Boğazlardan geçiş barışta serbest olacak , savaş zamanında geçişler savaş gemilerine sınırlandırılacaktır.

Mustafa Kemal’e T.B.M.M tarafından Başkomutanlık : 3 ay süre ile verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyetinin ilk Başbakanı : İsmet İNÖNÜ’ dür.

İnkılapların gerçekleştirilmesinde : Önce genel sonra özel inkılaplar yapılmıştır.

İktisat Kongresi : İzmir’de 1923 yılında yapılmıştır. Misak-ı İktisadi bu kongrede
kabul edilmiştir.

İlk Türk anayasası : Kanuni Esasidir. 1876 yılında II.Abdülhamit tarafından ilan
edilmiştir.

Sadabat Paktı : Türkiye-İran-Irak-Afganistan arasında 8 Temmuz 1937’de
imzalanmıştır.

Hatay’ın Anavatana Katılması : 1939

Bursa Olayı : 1 Şubat 1933’de Türkçe Ezan Okunmasından Dolayı Çıkmıştır.

TBMM’nin ilk anayasası : 20 Ocak 1921

Cumhuriyet Kavramı ilk defa : 1924 Anayasasında geçmiştir.


Ankara’nın Hükümet Merkez Seçilmesinin Nedenleri :13 Ekim 1923
1-Ulaşım Olanakları
2-Haberleşme Olanakları
3-İstanbul’a yakınlığı
4-Güvenli Oluşu
5-Batı Cephesine Yakınlığı

Altı Atatürk İlkesinin Anayasaya Girmesi : 5 Şubat 1937

Türk Medeni Kanunu : İsviçre Medeni Kanunundan Alınmıştır. 17 Şubat 1926

Tevhid-i Tedrisat Kanunu : Eğitim ve Öğretimin birleştirilmesidir. 3 Mart 1924

Büyük Taarruz üşmanın Silahlı Kuvvetlerini yok etmek ve önemli arazi bölümlerini
ele geçirmek amacıyla yapılmıştır.

Cumhuriyetçiliğin Karşıtı : Teokratiklik

Atatürk “Biz Kimsenin Düşmanı Değiliz,Yalnız İnsanlığın Düşmanı Olanların Düşmanıyız, Sözüyle : Tüm dünya insanlarına duyduğu insanlık sevgisini ve saygısını belirtmek istemiştir.

Yunanistanda Kalan Ege Adalarında Asker Bulundurulmayacaktır Maddesi :
Lozan Antlaşmasında yer almaktadır.

Her Ulus Kendi Devletini Kurup, Kendi İsteğine Göre Kendini Yönetmelidir,
Görüşü : Devletçilik-İnkılapçılık ilkelerine uygundur.

Özellikle İkinci Dünya Savaşından Sonra, Sömürge Durumunda Olan Bazı Asya
Ve Afrika Ülkelerinin Türkiye’yi Örnek Aldıkları Görülmüştür. Türkiye’nin Bu Ülkeleri Etkileyen Yönü : Bağımsızlığını kazanma ve sürdürmedeki başarısıdır.

Laik Devlet Anlayışı : Cumhuriyetin Kurulmasından Çok,Geliştirilmesi Amacına
Hizmet Etmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, Önemli Kararlar Verirken İlgili Heyet Ya Da Meclis Üyelerinin Görüş Ve Onaylarını da Almaya Özen Göstermiştir. Bu Durum
MustafaKemal Atatürk’ün : Ulusal İradeyle Birlikte Hareket Etmeye Çalışan Bir Lider Olduğunu Gösterir.

3 Mart 1924’te Halifelik Kaldırılmış, 2 Eylül 1925’te Tekke Ve Zaviyeler
Kapatılmış,17 Şubat 1926’da Türk Medeni Kanunu Kabul Edilmiştir. Bu Üç
Değişiklik aik Devlet Düzenini Gerçekleştirmek İçin Yapılmıştır.

Yeni Türk devleti, Türk topraklarını ele geçirmek isteyenlerle sonuna kadar
savaşmayı Bağımsızlığa saygı gösteren devletlerle siyasal ilişkiler kurarak
anlaşmalar yapmayı Kendine temel ilke edinmiştir. Buna göre yeni Türk devletinin
dış politikada izlediği yol: Barış içinde yaşamadır.

23 nisan 1920 tarihinde kurulan yeni Türk devleti içte ve dışta bazı olumsuz
tepkilerle karşılaşmıştır. Bu olumsuz tepkilere örnek : itilaf devletlerinin Anadolu’da TBMM’ne karşı çıkan ayaklanmaları desteklemesi.

Misak-ı Milli Kararları :
1-Osmanlı saltanatının merkezi İstanbul, güvenlik içinde bulunması şartıyla boğazlar açılabilir.
2-Batı Trakya’da halk oyuna başvurulmalıdır.
3-Bağımsızlığı sınırlayacak hiçbir antlaşma kabul edilemez.
4-Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde halk oyuna başvurulmalıdır.
5-Ateşkes antlaşmasının çizdiği sınırlar içinde her bakımdan birlik oluşturan
vatandaşların oturduğu yerler hiçbir biçimde yurttan kopartılamaz.

İstiklal Mahkemesi BMM üyelerinden meydana gelen,gerekli görüldüğü
zaman kurulan bir mahkemedir.

Milli Ant : Son Osmanlı Millet meclisinin Misak-ı Milli kararlarını kabul etmesine denir.

Mudanya Ateşkes Antlaşması : Kurtuluş Savaşını sona erdirmiştir.

İtilaf devletlerinin 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal etmelerinin sebebi :
Misakı Millinin yayınlanması ve Anadolu’da kurtuluş savaşının devam etmesi.

Akılcılık Kavramının Eş Anlamlısı : Rasyonalizm

Tüm Atatürk İlkelerinin Dayandığı İki Üst İlke : Milliyetçilik-Akılcılık

Osmanlı Ekonomisinin Çökmesinde Ve Batıya Bağımlı Bir Hale Gelmesinde Temel Etken : Kapitülasyonlardır.

TARİHTE 16 TANE TÜRK DEVLETİ KURULMUŞTUR.


Tekalif-i Milli Emirleri :
1-Her aile birer çift çamaşır ve çorap verecek.
2-Binek hayvanlarının yüzde yirmisi teslim edilecek.
3-Yiyecek maddelerinin yüzde kırkı teslim edilecek.
4-Silah ve cephane bulunduranlar üç gün içinde teslim edecekler.
5-Yurttaki teknik elemanlar tümüyle ordu hizmetinde çalışacaktır.

Meclis-i Mebussan : Heyet-i Ayanla birlikte Osmanlı Parlementosunu oluşturur.
İstanbul’un işgalinden sonra dağılmıştır.

İstanbul’un İşgali :16 Mart 1920

Osmanlı Devletinde Egemenlik : Osmanlı ailesine aittir.

Yunanlıların 1920 yılı Haziran ayında Başlattıkları Saldırının Esas amacı :
TBMM’nin dağılmasını sağlamaktır.

Vatan-ı İhanet Kanunu : TBMM’nin varlığını tanımayan, kanunlarına ve kararlarına uymayan kimselerin en ağır biçimde cezalandırılacağı belirtilmiş, İstanbul hükümetinin kararlarını ve buyruklarını dinleyenlerde Vatan haini sayılacaklardı.

Uşi Barış Antlaşması : 1912
1-Osmanlı devleti, Trablusgarp ve Bingazi’yi İtalyanlara bırakır.
2-İtalyanlar tarafından işgal edilen 12 ada Osmanlılara geri verilecek,ancak bu adalar
Yunan işgaline karşı şimdilik İtalya’da kalacaktı.

Önemi : Kuzey Afrikada’ki en son toprağımız elimizden çıktı.12 Ada Paris antlaşması
ile Yunanistan’a bırakıldı.

İstiklal Marşının Kabulü : 16 Mart 1921

Şeyh Sait Ayaklanması : Bu ayaklanma ile Musul elden çıktı ve Bu günkü Irak
sınırımız çizildi.

Yeni Türk Devletinin ilk Siyasal Partisi : Cumhuriyet Halk Fırkasıdır. 9 Ağustos 1923


I.Dünya Savaşının Çıkış Nedenleri :
1-Devletler arası güç dengelerinin bozulması
2-Almanya ile İngiltere arasındaki sömürge rekabeti
3-Rusya ile Avusturya’nın balkanlardaki çekişmeleri
4-Almanya’nın sömürgecilik politikası izlemesi

TRABLUSGARP SAVAŞI(1911)
Nedenleri :
1-İtalya'nın 1870 yılında siyasi birliğini tamamlayarak sömürgeciliğe başlaması
2-Eski Roma imparatorluğunu yeniden kurmayı düşünmesi
3-Traplusgarp'ın İtalya'ya yakınlığı
4-Traplusgarp'ı hammadde ve pazar kaynağı olarak görmeleri
5-Akdeniz ticaretinden pay almak istemeleri
6-Osmanlı devletinin siyasi,askeri ve Ekonomik güçsüzlüğü
7-Büyük devletlerin İtalya'yı emellerinde serbest bırakması

Savaşın Gelişimi :
1-İtalya 1911'de Osmanlılardan Traplusgarp'ı istedi. Osmanlılar reddetti.
Bunun üzerine İtalya Traplusgarp'a asker çıkardı.
2-Osmanlı devleti denizden yardım gönderemiyordu ,donanması Haliç'e terkedilmişti,Karadan asker gönderemiyordu,orada İngiliz işgalinde Mısır vardı.
Mustafa Kemal ve arkadaşları Derne ve Tobruk'ta başarı kazandılar. İtalyanlar
iç kesimlere giremediler.(Mustafa Kemal'in ilk askeri başarısıdır.
3-Balkan savaşlarının çıkması savaşı sona erdirir.

WİLSON İLKELERİ :
1-Yenenler yenilenlerden toprak almayacak
2-Yenenler yenilenlerden tazminat almayacak
3-Devletler arasında gizli antlaşma yapılmayacak
4-Silahlar azaltılacak
5-Denizlerde Serbestlik sağlanacak
6-Sömürgeler bağımsız olacak
7-Cemiyet-i Akvam(Milletler Cemiyeti) Kurulacak
8-Uluslar kendi kaderlerini kendileri belirleyecek
9-Boğazlar tüm devletlere açık tutulacak
10-Türklerin çoğunlukta bulundukları yerlere egemenlik verilecek
11-Türk yönetiminde bulunan Azınlıklar kendi geleceklerini kendileri belirleyecek
Önemi :
1-Azınlıklara kendi geleceklerini belirleme hakkı verilerek ulusçuluk ilkesiyle ülkenin parçalanması öngörülmüştür.
2-Wilson ilkeleriyle sömürgecilik ad değiştirmiş, Manda ve Himaye olmuştur.
3-Azınlıklara kendi geleceklerini belirleme hakkı verilerek Doğu Anadolu’da bir Ermeni devletine zemin hazırlanmıştır.
4-İtalya’ya bırakılan Batı Anadolu İngilizler tarafından Yunanlılara verilmiştir.
__________________
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
atatürk, ilkeleri, inkılap, tarihi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:02 .