iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 15:20 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Okul Öncesi Eğitim, İlköğretim ve Lise » İlköğretim 2. Kademe » Diğer Dersler » Türk haritacılığı tarihi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01.12.07, 23:38
Standart Türk haritacılığı tarihi

01.12.07, 23:38



Türk Müziği Tarihi | Türk Tiyatrosu tarihi | İslamiyet Öncesi Türk Tarihi | Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi | Türk televizyonlarındaki tarihi anlardan |

TÜRK HARİTACILIĞi TARİHİ
(1895 - 1995)
ÖNSÖZ

Haritacılık Dünya'nın en eski bilimlerinden biridir. Bu bilimin gelişmesine birçok bilim dallarının özellikle matematik, geometri, trigonometri, coğrafya, astronomi, fizik gibi bilimlerin katkıları olmuştur. Bu nedenle bu yayında yukarıda sayılan bilim dallarındaki gelişmelerden de bazı kesitler alınmış, bu konuda katkıları olanlardan bilgiler sunulmuştur.
Türkiye'de haritacılık çalışmaları olarak 1895 yılı nirengiye dayalı, astronomik ve gravimetrik gözlemlerle pekiştirilmiş modern haritacılığın başlangıcı alınmıştır. Harita Genel Komutanlığı bu nedenle 1970 yılında yayınladığı kitaba "Türk Haritacılığında 75 Yıl" adını vermiştir. Bunu 1975 de yayınladığı "Türk Haritacılığında 80 Yıl" izlemiştir. Benzer şekilde 1980 yılında yayınladığı "Haritacılar Albümü ve Harita Y.Teknik Okulu" kitabının kapağına Türk Haritacılığının 85. yıl anısına ibaresini yazmıştır. Bu yüzden 1995 yılı Türk haritacılığının 100. yılı olarak kutlanacaktır.
6. Bölümde verilen Türkçe yayınlanmış kitaplar listesinin arkasında yazarların, soyadı alfabetik sırada bir listesi verilerek isimlerinin hizasında yazdığı (veya çevirdiği)kitapların sıra numaraları verilmiştir. Böylelikle kimlerin hangi kitapları yazdıkları da kolayca görülmektedir.
Kitabın arkasında Türk haritacılığına emeği geçenlerden 177 kişinin çok çeşitli kaynaklardan edinilen kısa biyografileri alfabetik sırada sunulmuştur. Bu konuda yazılı belge olmayışı nedeniyle bu listenin eksik ve yanlışlarla dolu olduğunu kabul ediyorum. Belge eksikliği nedeniyle bu liste öğretim üyesi ağırlıklı görünmektedir. Bunun nedeni ise bu kimselerin yaşam öykülerinin akademik aşama için başvuru dosyalarından ya da doktora tezlerinden kolayca elde edilmesindendir. Bundan sonraki çalışmalara ışık tutacak bu konudaki bu başlangıç çalışmanın, belli aralıklarla güncelleştirilmesi gerekeceğine inanıyorum. Hatta birer resim de konarak bir haritacılar albümü yapılabilir.
Konu ile ilgili tüm Türkçe kaynaklar dipnotu olarak verilmiştir. Böylelikle daha fazla bilgi gereksinimi duyanlar kaynaklar listesinden arama yerine ilgili yayınları çabucak sayfasından alabilirler.
Kitabın yazımında, özellikle sabır ve özverili yardımları ve önerileri için Dr. Veysel ATASOY ve Dr. Mualla ÜNVER'e, çizimler için teknik ressam Yaşar YAVUZ'a ve kitabın basımında emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Trabzon, 1995 Prof. Dr. Muzaffer ŞERBETÇİ
1.1 HARİTANIN TANIMI
Antik çağda ARİSTO, metafizik kitabında geometriyi, yer ölçümü için, jeodeziyi ise yerin bölünmesi anlamında kullanmıştır1). Ünlü Alman bilim adamı F.R.HELMERT (1843-1917), 1880 de jeodezi, yeryüzünün ölçümü ve projeksiyon bilimidir demiştir. Aynı yıllarda yaşayan Alman astronomu ve matematikçisi H.BRUNS (1838-1919) bu tanıma yerin gravite alanının da ölçülmesini ekleyerek fiziksel jeodezinin de jeodezinin ayrılmaz bir bütünü olduğunu vurgulamıştır. Bu tanıma uygun olarak yine bir başka Alman bilim adamı S. HEITZ (doğ.1929) "Jeodezi, yeryuvarına ilişkin gözlemlerin elde edilmesi ve bunların fiziksel modele dönüştürülmesidir" şeklinde tanımlamıştır. FIG (Federation İnternationale des Geometres=Uluslararası Haritacılar Birliği), tüzüğünde haritacıların mesleki etkinlikleri olarak"Haritacı, yapılı ya da yapısız olan hem yer üstünde hem de yer altında bulunan taşınmazlara ilişkin tüzel ve özel iyeliği dökümleyen, sınırlarını belirleyen, ölçen ve değerlendiren, bu çalışmalarında toprak iyeliğinin yasal kayıtlanması önlemleriyle onunla bağlantılı hakları gözeten bir meslek ilgilisidir. O, bunlardan başka kırsal ve kentsel toprakların kullanılmasını araştırır, planlar ve yönetir. Haritacı sözü edilen konuları ilgilendiren teknik, tüzel, ekonomik, tarımsal ve sosyal bilgileri edinir" diye tanımlamıştır. IAG (İnternational Association of Geodesy = Uluslararası Jeodezi Birliği) ise 1975 Grenoble ve 1979 Canberra toplantılarında jeodezi için "Jeodezi, üç boyutlu ve zaman değişkenli uzayda çekim alanı da kapsamda olmak koşulu ile, yerin ve diğer gök cisimlerinin temsil edilmesi ve ölçülmesi ile ilgilenen bir bilimdir" demiştir. Ölçülen yeryüzünün büyüklüğüne göre yapılan işe arazi ölçümü, ülke ölçümü, yer ölçümü denir. Büyük ölçekte yapılan işlemler "Jeodezi" veya "Yüksek Jeodezi" konularına girmektedir. Küçük çapta yapılan ölçüler ise "Ölçme Mühendisliği" veya "Haritacılık" olarak isimlendirilir 2) 3)3a) Haritacılıkla ilgili kavramlar diğer dillerde şöyledir:
Türkçe Almanca İngilizce Fransızca
Jeodezi Geodäsie Geodesy Géodésie
Haritacılık Vermessung Surveying Mensuration veya Topographie
Haritacı, ölçmeci Landmesser,Geodät, Trigonometer Surveyor,Geodesist, Land surveyor Géodésien, (Ingenieur)geometer
Harita Landkarte Map
Haritanın Yararları
Harita bir ülkenin kartvizitidir. Haritanın bir estetik, bir güzellik sembolünün ve araziyi doğru olarak temsil etmesinin yanında bir haritanın bir çok proje çalışmalarında altlık olarak kullanılması, bir çok işlemlerde el atılan ilk gereksinimlerden biri olması ve haritasız hiç bir teknik projenin yapılamaması ve yürütülememesi haritanın ne denli önemli bir araç olduğunu göstermektedir. Aşağıda haritaların hangi alanlarda yararlı olduğu sıralanmıştır:
• Yurt savunması ve güvenliğin sağlanması,
• Sınır anlaşmazlıklarının çözümlenmesi,
• Taşınmazmallara ilişkin hakların devlet güvencesi altında tutulması ve bu haklara ilişkin işlerin yürütülmesi,
• Baraj yerlerinin seçimi, inşaatı ve gerekli teknik ve parasal durumun, su örtüsünün ve dolayısı ile su altında kalacak ve sulanacak alanın ve parsellerin saptanması,
• Arazi düzenleme çalışmaları, arazi toplulaştırılması, birleştirilmesi veya ayrımının bilimsel, ekonomik, enuygun ve duyarlı biçimde yapılması,
• Toprak reformunun uygun, geçerli ve öncelikle gerçekleşmesinin sağlanması,
• Sulama ve kurutma çalışmaları için gereken ön projelerin hazırlanmasında ve sonraki uygulamasında enuygun ekonomik, duyarlı yararlı ve olumlu sonuçların alınması,
• Kara ve demiryolu geçkilerinin seçiminde ve yapımında teknik ve parasal hesaplarında uygun, bilimsel ve ekonomik yolun seçiminin sağlanması,
• Hava alanlarının seçiminde ve yapımında en teknik ve uygun durumun saptanması,
• Orman sınırlarının saptanmasında, amenajman çalışmalarında, sahil düzenlemelerinde, fidanlık ve parkların tasarlanmasında, projelerin hazırlanmasında ve yersel aplikasyonlarında rehber ve dayanak olarak kullanılması,
• İmar planlarının düzenlenmesi ve uygulanması,
• Kanalizasyon, elektrifikasyon ve içme suyu şebeke projelerinin hazırlanmasında ve yersel aplikasyonlarında gerçekleşmenin ve ekonominin elde edilebilmesi,
• Taşınmazmal sahiplerinin mülklerinden kredi ve rehin gibi yollarla kanuni haklardan tam olarak yararlanabilmelerinin sağlanması,
• Kamulaştırma işlemlerinin düzgün ve hakça yapılmasının sağlanması,
• Sahip olunan arazinin yeterince değerlendirme olanaklarının yaratılmasının ve kolaylaştırılmasının sağlanması
• Turistik alanlarda yatırım yapılabilmesi ve değerlendirilebilmesi,
• Turistik yaya ve benzeri gezilerin yapılabilmesi için şehir planları ve kırsal alanlarda güzel manzaralı gezi rotalarının düzenlenmesi
• Çevre düzenlenmesi vb..

2.2 ESKİ TÜRKLERDE VE OSMANLILARDA HARİTACILIK
1076 yılında KAŞGARLI MAHMUD (El Kaşgari) "Divanü-Lügat-it-Türk" (Türkçe sözlük) isimli bir yapıtında bir dünya haritası çizmiştir. Bu harita Orta Asyanın büyük bir kısmını Çin ve Kuzey Afrikayı içermektedir. Batıda ise Volga nehrini fazla geçmemektedir. Dünya'nın tepsi gibi düz ve yuvarlak olduğu kabul edilen bu dünya haritası, çeşitli ülkelerin birbirlerine göre konumu belirtilmiş bir kroki görünümündedir. O zamanki başkent Balasagun ise haritanın merkezindedir56) Haritanın yazılara göre üst tarafı Güneşin doğduğu yön olan doğu seçilmişti (şekil -2.5 ve 2.6).
Karadeniz ve Marmaranın 1400 yıllarında bile Venedikliler ve Cenevizliler tarafından elle yapılmış haritaları vardır. 1416 da İbrahim KATİBİ bir harita çizmiştir.
1456 da Trablusgarplı İBRAHİM MÜRSEL (Mürsiyeli İbrahim) bir Türk denizcisi olarak Akdeniz haritası çizdi. 1460 yılında ise Güney Avrupa haritası yapmıştır.
EL İSTAHRİ (Ebu İshak İbrahim bin Muhammed el Farisi el İstahri) (15. yüzyıl), "Kitab al masalik val mamalik" (Masallar ve Ülkeler) isimli yapıtında dünyanın çeşitli yerlerine ait 20 harita vardır. Bu kitap yaklaşık 1460 yıllarında Karakoyunlu Türkmen imparatorluğu Şehzadesi Pir Budak zamanında yazılmıştır (şekil-2.7 ve 2.8).
Türk Amiralı PİRİ REİS (1470-1554) Osmanlı donanmasının hakim olduğu denizlere ait "Kitabı Bahriye" adında 1483 de yazdığı kitapta çeşitli liman, koy, körfez, kıyı, kale vb yerlere ait haritalarla bu denizlerdeki gemiciliğe ait akıntılar, sığyerler, tehlikeli kayalık yerlere ait bilgileri de vermiştir (şekil-2.9). 1513 yılında Piri Reis Gelibolu'da ceylan derisi üzerine bir dünya haritası çizmiştir. 21 parçadan meydana gelen bu haritanın 65x90 cm lik bir paftası Topkapı müzesindedir. Colombusun 1489 tarihli bir haritasından da yararlandığını söyleyen Piri Reis'in bu tarihte Amerika'nın içerlerini ve güney kutbundaki dağları da gösteren bu haritayı nasıl yaptığı bilim adamlarınca merak
???
Şekil-2.5: Kaşgarlı Mahmud’un Dünya haritası (1076) (Ülkütaşır)
???
Şekil-2.6aşgarlı Mahmud'un Dünya haritası çevirisi
???
Şekil -2.7 İstahri'nin Dünya haritası
???
Şekil-2.8 İstahri'nin Dünya haritası -Çeviri-
konusu olmuştur. Bu haritayı 1517 yılında Mısır'da Yavuz Sultan Selim'e takdim etmiştir. Bu harita 1929 yılında Topkapı müzesinin eski eserler müzesi haline getirildiği sırada Milli müzeler müdürü Halil ELDEM tarafından bulunmuş ve Alman doğu bilimleri uzmanı KAHLE ile birlikte incelenmiştir (şekil-2.10). Ayrıca "Hadikat'ül Bahriye", "Netayic'ül-Efkar fi Cezayir'ül Bihar", Bilad'ül- Aminat ve harita yapımıyla ilgili"Eşkalname"(o zamanlar haritaya eşkal deniliyordu) adında bir bilim kitabı ile 1528 tarihini taşıyan "Hind Denizi Haritası" gibi yapıtları Deniz Müzesindedir. Piri Reis Hürmüz kalesinin kuşatılmasında uğradığı iftira yüzünden 1554 de katledildi. 57)
MATRAKÇI NASUH (Ölümü 1533) haritacı anlayışı minyatüre uygulayan ilk ressamdır. Sopa veya demirci çekici ile yapılan ve bir çeşit harp oyunu olan matrak (Mitrak) oyunu mucididir. Menazil (Hedefler) isimli yapıtında 16. yüzyılda yapılmış Anadolu atlası vardır."Umdet'ül-Hisab" (Hesabın ilkeleri) isminde bir yapıtı (1517) ve "Beyan-menazil-i sefer-i Irakeyn" ismindeki kitabında Kanuni'nin 1534 de Irak seferine katılarak İstanbul-Tebriz-Bağdat-Tebriz-Diyarbakır-Halep-İstanbul geçkisi üzerinde fethedilen yerleri, kaleleri isim ve güzel haritalarla anlatır 58)-63)
Kanuni Sultan Süleyman saltanatı sıralarında devlet hizmetine giren Sinop'lu bir aileye mensup sonradan Amiral olan SEYDİ ALİ REİS, (? -1563) deniz astronomisini ve deniz coğrafyasını çok iyi bilen bir bilgindi. Piri Reis'in donanmasını Basra'dan Süveyş'e getirme görevi verildi 64). Ancak bazı nedenlerden dolayı dört yıllık (1553-57) uzun ve maceralı bir yolculuktan sonra Edirne'ye dönebilmiştir. Bu seyahatı Bursa-Konya-
Kayseri-Halep-Urfa-Musul-Bağdat-Basra-Hürmüz Boğazı -Ahmadabad-Delhi -Lahor-Kabil-Semerkand- Buhara- Farab -Merv- Tus -Nişabür -Bağdat- Musul- Mardin- Diyarbakır- Sıvas-Ankara-İstanbul-Edirne geçkisini izleyerek Arapça ve Farsçadan yaptığı derlemelerle "Miratül Memalik" (Ülkelerin aynası) adlı yapıtı yazmıştır 65). Bu kitap 1815 de Almancaya, 1826 da Fransızcaya, 1899 da İngilizceye, 1963 de Rusçaya çevrilmiştir. 1554 de Ahmedabad'ta yazdığı "Mohit" (Okyanus) çeşitli batı dillerine çevrilmiştir66). 10 bölümlük bu kitapta yön bulma, azimut ve yıldızların yüksekliklerinin hesabı, zaman hesabı, takvim, güneş ve Ay'a bağlı tanımlanan yıllar, denizcilikte önemli bazı yıldızların doğmaları, batmaları ve adları, ünlü limanlarla adaların enlemleri, astronomiye ait bilgiler ve bazı limanların arasındaki uzaklıklar, Hind Okyanusundaki adalar, kıyılar, rüzgarlar, ünlü limanlar ve topografik coğrafya konularını içermektedir. Bir başka yapıtı "Mirat-ül Kainat (Kainatın aynası)67) kitabı da Farsça ve Arapça bir çok kitaplardan derlenmiş olup bir çok astronomi aletinin tanımı ve kullanılışı, güneşin yüksekliği, yıldızların konumu, kıble, öğle zamanı saptanması, nehir genişliği saptanması, rubu tahtası ve usturlab'ın yapım ve kullanılışı konularını içermektedir.
???
Şekil-2.9iri Reis'in "Kitabı Bahriye"sinde Venedik (Aygün)
???
Şekil-2.10iri Reis'in Amerika haritası (1513)
1549 da Halep'te Ali Kuşçu'nun astronomi ile ilgili Fethiye yapıtının Türkçesine bazı ilaveler koyarak "Hülaset'el-Haya" ismini vermiştir 68). Seydi Ali Reis yerin yuvarlak olduğunu, dağların yüksekliğinin yerin yuvarlaklığını bozmayacağını söylemiş ve yer yarıçapının 1545 fersah olduğunu yazmış, ağır cisimlerin yerin merkezine doğru düştüklerini eklemiştir. Ancak yerin günlük hareketini kabul etmediğini göstermek için de o zamana kadar ileri sürülen kanıtları açıklamıştır 68a)
Osmanlı korsan reislerinden olan ve daha sonra Osmanlı donanması hassa reisleri arasına katılan ALİ MACAR REİS tarafından 1567 de dokuz ceylan derisi üzerine çizilen 31x43 cm boyutlu yedi haritadan oluşan ve Topkapı müzesinde bulunan bir atlasta bulunan haritalar sıra ile:
1. Azak denizi, Karadeniz ve Marmara sahil kent ve limanlar
2. Akdeniz, Eğe denizi, Mora yarım adası, Adriyatik sahilleri, Anadolu'nun bazı sahil kentleri
3. Akdeniz, İtalya, Adriyatik sahilleri, Kuzey Afrika
4. Batı Akdeniz, İberik yarımadası, Gaskonya körfezi, Kuzey Afrika
5. İngiltere, İskoçya, Almanya sahilleri
6. İstanbul Boğazı, Girit adası bir kısmı, Ege denizi, Adriyatik sahilleri


1201 yılında Horasanın Tus kentinde doğan Türk asıllı Nasreddin TUSİ (1201-1274). aritmetik, geometri, astronomi, optik, mineoroloji, tıp, lojik, felsefe, ahlak ve edebiyat konuları ile ilgilendi. Kendisine "El-muhakkik" veya "Türk Öklidi" de denir. Toplam 64 yapıtı olduğu bilinmektedir. Düzlem geometriyi yarattığı söylenir. Düzlem geometriyi küre geometrisine uyguladı. Abbasi veziri bir bahane ile Tusi'yi Bağdat'ta hapsetti. Tusi ilk yapıtını burada yazdı. 1256 da hapishaneden çıktı. 1259 da yazdığı "Kitabı şekli kutta" isimli yapıtında Öklidin 5 nolu postulatını tenkit ederek buna başka bir biçim verdi. Üçgenin üç açısının toplamının 180 dereceye eşit olduğunu isbat etti. Üç açısı bilinen küresel üçgenin çözümünü üç kenarı bilinen üçgen çözümüne dönüştürdü. Küresel üçgen çözümünde kutup üçgenini önerdi 33).
1220 de bir çok matematikçilerin bulunduğu Horasan Mogol istilasına uğradı. 1256 da Hülagü komutasındaki Mogollar ilerleyerek 1258 de Bağdat'ı zaptettiler. Halife El Mustazım öldürüldü. 1259 da Hülagü İlhan Bağdat'ı yıktıktan sonra Tusi'ye Rumiye gölü doğusunda Marega'da bir gözlemevi kurma görevi verdi 34). 2000 m yükseklikte Karakaya tepesindeki bu gözlemevi kitaplığında tarihçiler 400 000 kitap, broşür ve makalenin bulunduğunu söylerler 35). Gözlemevinde çoğunu Tusi'nin yaptığı bir çok astronomi aletleri vardı. Bu gözlemevinde Şam'dan Müeyyidüddin Urzi, Musul'dan Fahrüddin Maragi, Tiflis'den Fahrüddin Ahlati, Kazvin'den Necmüddin Kazvini biraraya toplandılar 36). Tusi 1261-1269 yılları arasında yaptığı gözlemleri "Zîci İlhan” (İlhan almanağı) ismi altında yayınladı 37). Tusi'nin ayrıca altı paftalık bir İslam Atlası yaptığı da söylenmektedir.
İlhanlı hükümdarı Argun Han'ın oğlu ünlü bilgin GAZAN HAN (1271-1304), tarih astronomi, doğa bilimleri, tıp ve kimya ile uğraşmıştır. 1300 de Marega'ya uğrayıp gözlemevini incelemiş ve dönüşte Tebriz'in batı tarafındaki banliyosu Şem'de bir gözlemevi kurdurmuştur 38).
Türk divan edebiyatının ilk şairlerinden GÜLŞEHRİ'nin 1301 de yazdığı Farsça manzum "Felekname" (Astronomi) adlı mesnevisinde ve 1317 de yine "Mantık-ut tayr" (Kuş mantığı) da bazı astronomi ve astrolojik konulara değinmiştir. Örnek olarak Ay tutulması için:
Kendözinden çün değildir Ay nurı
Aydını kamu Güneşdendür varı
Çün Güneşten nur alur Ay iy hakim
Güneş anun nurrin eyler müstakim
İkisi arasına yir gölgesi
Düşicek ey bilmeyenler bilgesi
Ay dutulur nurunu virmez olur
Zire ol dem Güneşi görmez olur.
demiştir. Gülşehri'nin gökbilim (astronomi) ve yıldızbilim (astroloji) ile bu kadar yakından ilgilenmesi eserlerini Kırşehir'de veya bu şehrin dolaylarında yazmış olmasına bağlanabilir. Çünkü Gülşehri'nin yaşadığı yıllara yakın bir devirde Kırşehir'de Nureddin Cacebel tarafından özellikle gökbilmin okutulduğu bir medrese kurulduğu bilinmektedir.
1427 de BEDR-İ DİLŞAD ( Öl. 1404-5) tarafından da yazılan Muradname (Padişah 2. Murad adına yazmıştır), 10410 beyitlik aruz vezniyle yazılmış olup konuları içerisinde astrolojiye değinmiştir. Tanrının yeri sofa gibi düz, felekleri de kubbe gibi yuvarlak yarattığını, gözlem yaparak yıldız sayısının 29 000 olarak saptandığını, bunlardan yedisinin gezegen, diğerlerinin duran yıldızlar olduğunu söyler 39).
14. yüzyıl sonunda yaşamış olan ABDÜLVACİD, Horasan'dan Süleyman Şah zamanında (1368-1387) Anadolu'ya geçmiş ve Kütahya'ya yerleşmiş ve burada kurulan medreseye müderris olmuştur. 1403 de "Şerh'ün nihaye" (Son yorumlar) isimli yapıtından başka Usturlab isminde manzum bir yapıtı da vardır 40).
ULUĞ BEY (1393-1449) astronomiye ilgisi yüzünden 1420 de Semerkant'ta kurduğu gözlemevinde KADIZADE RUMİ (1365-1430) ve Gıyasüddin CEMŞİDİ (Öl. 1429) 41) ile birlikte çalışarak "Zîci Gürgani" (Gürgan almanağı) veya "Zîci cedidi Sultanı" (Yeni sultan almanağı) isimli bir yıldız kataloğu meydana getirmişlerdir 42)43) Bu yapıt batıda 16. yüzyıla kadar pozisyon astronomisinin el kitabı olmuştur ve zamanının en mükemmel cetvelleridir. 1665 de Oxford'ta basılmış ve çeşitli Avrupa dillerine çevrilmiştir. Kameri ay başlarının saptanmasında bu cetvellerden hala yararlanıldığı söylenmektedir. Bu gözlemevinde çeyrek daire şeklinde sabit olarak yerleştirilmiş duvar kuadrant'ın yarıçapı 40 m kadar olup her dereceye yaklaşık 0.70 m karşılık gelmekteydi. Semerkant'taki ölçtükleri coğrafik koordinatlar bugünkülerle karşılaştırılırsa enlemde 1.5 dakikadan küçük farklılıklar olduğu görülür. 1425 de yazdığı "Risalet'ül Muhtiye" adındaki bir yapıtında π nin büyüklüğünü 60 lık sistemde verdikten sonra aynı değeri ondalık kesir ile tekrarlar.
Kadızadenin vefatı ile Semerkand gözlemevine müdür olan ALİ KUŞÇU (Öl.1474/1475) Uluğ beyin yıldız kataloğuna yardım etmişti. Uluğ Bey'in öldürülmesi ile Tebriz'e geldi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan tarafından Fatih Sultan Mehmed'e elçi olarak gönderildi. Fatih'in isteği üzerine İstanbul'da kalarak Ayasofya medresesinde müderris oldu44) . Astronomi konusundaki bir çalışmasını Fetih Risalesi (makalesi) adı ile Fatih Sultan Mehmed'e sundu. Ali Kuşçu, hesaplarında dünya çevresi için 8000 parasang (fersah) aldı.
Osmanlı imparatorluğu içinde 16. yüzyılın ilk yarısına kadar pozitif bilimler alanında önemli bir gelişme göze çarpmamaktadır. Bu dönemde İmparatorluk doğuda İran ortalarına, güneyde Sudan'a kuzeyde Viyana kapılarına ve batıda Fas'a kadar genişlemişti. Daha sonraları batıda yapılan Rönesans ve Reform hareketlerinden Osmanlı Türkleri etkilenmemiştir.
Kadızade Rumi'nin torunu, Kutbettin Mehmedin oğlu olan MİRİM (MEHMET) ÇELEBİ (Ölümü 1525) aynı zamanda anne tarafından büyük babası Ali Kuşçu'dur. İstanbul'da medrese eğitimi gördü, I. Selim zamanında Anadolu kazaskerliğine atandı. Daha çok astronomi konularında çalıştı. Türklerde gözleme dayanan bilimsel araştırmaların gelişmesinde büyük çaba gösterdi. Astroloji ile de ilgilendiği söylenmektedir. 1 derecelik açının sinüsünü daha hassas elde edebilmek amacı ile zamanına göre ilginç beş ayrı yöntem önermiştir 45).
Kanuni zamanı matematikçilerinden Sultan Selim Camii muvakkidi (Zaman hesaplayıcısı) MUSTAFA bin Ali-yül MUVAKKIT "Tuhfet-üz zaman ve haridet-ül evan" adı ile yazdığı broşürde gökkürelerinin ve yıldızların niteliklerinden, deniz ve dağlardan bahsetmiştir. Yine Ayasofya kitaplığında bulunan "Tehlil-ül Mikat" adlı yapıtında rubu tahtası ve yükseklik ölçme yöntemleri açıklanmıştır. Bu yapıtta ayrıca nehir genişliği ve kuyu derinliklerinin rubu tahtası ile ölçümü de anlatılmıştır 46).
III. Mahmud zamanında MAHMUD bin ALİ SİPAHİ-ZADE "Ev-zah-ül mesalik ilk marifet-il mimalik " adlı Arapça ve sonradan Türkçeye çevirdiği yapıtında yeryüzünün küre biçiminde olduğunu anlatır ve diğer bölümlerde denizler, göller ve ırmaklardan söz eder.
Bu devirde MEHMED bin ÖMER BAYAZID bin AŞIK tarafından yazılan "Menazır-ül Avalin" adındaki coğrafya ve astronomi kitabı da meşhur olmuştur. Bu kitapta gök ve gök cisimleri açıklanırken cehennem ve cehennem halkı ile şeytanlardan, coğrafyadan ve hayvanlar ile insanların anatomisinden de bahsedilmektedir 47).
MUSTAFA ZEKİ, Gıyasüddin Cemşidi'nin "Süllem-üs Semüa" isimli kitabını Türkçeye çevirmiştir. Bu yapıt gök cisimlerinin Dünya'dan uzaklığını gösterdiği gibi astronomi ile ilgili bazı esasları açıklamaktadır.
Sultan Selim Muvakkiti MUSTAFA bin ALİ 1528 de "Usturlab", 1549 da Türkçe "Kürre-i Sema", Mukantarat risalesi ve bir başka yapıtı olan "Yedinci iklim"de yüz kentin İstanbul'dan uzaklığı ve kaç günde gidilebileceği belirtilmiş ve bununla eski tahmin ve yanlışlıklar düzeltilmiştir.
Eyüp Sultan camii muvakkiti ressam ve Hezarfen Ahmet Ziya AKBULUT, çok sayıda güneş saati yapmıştır. Bunlardan en göze çarpanları, rasathane kütüphanesi, Ayasofya ve Topkapı müzeleri, Bayazıt'da belediye kütüphanesi bahçesinde yer almaktadır. Hem astronom hem takvimci olup iki taraflı, birbirine benzemeyen çeşitli rubu tahtaları yapmıştır.
1570 yılında TAKİYÜDDİN (1525-1585), II.Sultan Selim zamanında Tophane sırtlarında bir gözlemevi kurarak çalışmalara başladı (şekil-2.3). 1577 de görülen kuyrukluyıldız (şekil-2.4), 1578 deki veba salgını bahane edilerek 1579 da Şeyhülislam Kadızade Ahmet Şemsettin'in 3. Murad'a gönderdiği mektupta "gözlemlerin uzayın sırlarını öğrenme küstahlığı olduğu ve bu tür gözlem yapan devletlerin yıkıldığını bildirmiş, hurafelere inanan iradesiz hükümdar Kaptan Kılıç Ali Paşaya emir vererek denizden topa tutulmak suretiyle 1579 da yıktırılmıştır. Bu olayın aynı yıllarda Danimarkalı Astronom TYCHO BRAHE (1546 - 1601) ın gözlem yaptığı döneme rastlaması ve bu gözlemlerden KOPERNİK (1473-1543) in ünlü kuramı çıkarması Türk astronomisi adına büyük şanssızlık sayılır48).
Avrupa dillerinden ilk astronomi çevirisi Fransız astronomu Noel DURCT (? -1650) "Ephermerides Motuum Celestium Richelianae ex Lansbergii Tabulis" Paris 1651 isimli bir astronomik cetveldir. Bu çeviri Osmanlı astronomu Tezkereci KÖSE İBRAHİM (Zigetvarlı) tarafından "Janjal al-aflak fi Ghayat al-idrak" ismi altında 1660 yılında yapılmıştır. Bu çeviri Osmanlı literatüründe KOPERNİK’ten söz eden ilk kitaptır. Osmanlılar kuramsal astronomi kitapları yerine daha çok devlet ve din işleriyle günlük yaşam için zorunlu olan takvim yapımına ve. zaman belirlemesine ilişkin gelişmelere yöneliyordu49). Matematik ve astronomi konularında çalışan bir bilgin olan HALİL FAİZ (1674-1721) "Hesap özeti", astroloji ile ilgili "Yıldızlarla uğraşma hesapları" ve "Gezegenler üzerine makaleler" kitaplarını yazdı 50).
18. yüzyılın ilk yarısında iki büyükelçi Paris ve Viyana gözlemevlerini ziyaret etti. 1748 de Hattı Mustafa Ef. Viyana gözlemevini ziyaret etti. III. Ahmet zamanında 1721 de ise Yirmisekiz Mehmet Çelebi Paris gözlemevini ziyaret etti ve gözlemevi direktörü J.D.CASSINI'nin verdiği astronomik cetvelleri dönüşünde İstanbul'a getirerek ilgililere verdi.
1733 de Hendesehane kuruldu. Bunu 1773 de Mühendishane-i Bahri-i Hümayun (Gemi Mühendisliği Devlet Okulu) ve 1795 de Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Askeri Mühendislik Devlet Okulu) izledi. Bu okulların ders programlarında dil, matematik, coğrafya, istihkam, astronomi, atıcılık, harp tarihi dersleri okutuluyordu.
18. yüzyılın ikinci yarısında yabancı öğretmenler özellikle Fransız mühendisler eğitim kurumlarında ve topçuluk, gemicilik ve askeri mühendislik gibi alanlarda görev aldılar.
İBRAHİM HAKKI (Erzurumlu) (1703-1780), Türkçe, Arapça, Farsça 54 yapıtı olup Marifetname isimli yapıtında bazı basit hesaplamalar ve astronomik bilgiler vermiştir.
Soma yakınlarında Gelenbe bucağından GELENBEVİ İSMAİL ef. (1737-1799) kendisini yetiştirerek I. Sultan Hamid zamanında Mühendishane-i Bahri Hümayün (Denizcilik Devlet Mühendislik Okulu) de matematik hocalığı yapmıştır. Bir çok makalenin yanında "Hesap özeti", "Kesir Hesabı", "Logaritmalara dair", "Adla-i müsellesat" (Üçgen kenarları), üçgen çözümleri ve trigonometrik fonksiyonlara ilişkin işlem yapmağa elverişli bir cetveldir. Ensab adını verdiği logaritmaya ilişkin derin bilgisi vardır 51).
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
turk haritaciligi tarihi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz