GİRİŞ
Duyusal değerlendirme, gıdaların çeşitli karakteristiklerine görme, koklama, tatma, do*kunma ve/veya işitme duyularının tepkilerini oluşturan, ölçen, analiz eden ve açıklayan bir disiplin olarak tanımlanır.
Gıda kalite kontrolünde mevcut olan pek çok objektif değerlendirme yönteminin yanı sı*ra duyusal değerlendirme hala önemini sürdür*mekte olup bunun nedenlerinden bazıları; > Bazı duyusal kalite kriterlerinin, özellikle lezzetin değerlendirmesinde nesnel yöntemle*rin yetersizliği.
> Nesnel yöntemlerle analizin, ancak duyu*sal yöntemlerle korelasyonu saptanarak gerçek*leştirilmesi.
Gıdada tüketici kabulünü etkileyen kalite kriterlerinin yalnzca duyusal testlerle sapta*nabilmesi şeklinde özetlenebilmektedir (Al-tuğ, 1993).
Lezzet terimi, genellikle bilimsel litera*türde tat ve koku kavramlarının bileşimi ola*rak tanımlanmaktadır (Altuğ ve ark.,1995; Özarslan, 1992). Cemeroğlu ve Acar (1986) ise, lezzeti ağza alınan bir maddenin, tat alma ve koku alma duyularıyla ve bunlara ek olarak acı verme, değme, sıcaklık gibi diğer duyular*la ağızda oluşturduğu algıların toplamı şek*linde tanımlamışlardır. Lezzet nesnel (ob*jektif) ve öznel (sübjektif) olarak ölçülebilir. Kromotografi ve benzeri ekipmanlarla lezzetin belirli kimyasal bileşenleri ölçülebilse de, bu yöntem hem pahalı hem de oldukça karmaşık bir metottur (Gould, 1977). Günümüzde kişisel ya da öznel değerlendirmelerde ürünlerin uygunluğunu (kabul edilebilirliğini) en iyi belirleyen yöntem hala duyusal değer*lendirme metodudur. Genel olarak, tadı öznel olarak değerlendirmek için iki metot mevcut*tur: Birincisi, tüketici tercih kontrol metodu, ikincisi ise panel farklılık metodudur (Gould, 1953).
Tat duyusu (gustation), ağzın çeşitli bölümlerinde ve dil üstünde bulunan tat tomurcukları (reseptörleri) tarafından alınır. Tat reseptörleri tat tomurcuklarında yer al*makta ve her tat tomurcuğu 10-15 tat hücre*sinden oluşmaktadır.Tat tomurcukları ise dilin üzerinde bulunan papiller (epitel çıkıntılarda) üzerinde yer almaktadır. Erişkin bir insann ağzında ortalama 9.000-10.000 kadar tat tomurcuğu bulunur. Çocuklarda tat tomur*cuklarının sayısı daha da çoktur. Yaşlandıkça bu tat tomurcuklarının sayısı azalır (Solomon, 1997; Vannini ve ark., 1996). Yetişkinlerde tat reseptörlerini içeren tat tomurcukları pa-pillerde yer almakta, çocuklarda ise ya*nakta hatta larinks ve farinkste de (damağın gerisinde) bulunabilmektedirler (Altuğ ve ark., 1995; Özet ve Arpacı, 1998).
Tat reseptörleri sadece tek bir tattan değil, birden fazla tattan sorumlu olup değişik tat reseptörleri farklı tat kombinasyonlarına sa*hiptir. Dil üzerindeki tat reseptörleri tara*fından algılanan başlıca dört temel tat bulun*maktadır. Bunlar; tatlı, tuzlu, ekşi ve acı tatlardır (Altuğ ve ark., 1995; Cemeroğlu ve ark., 2001; Demirsoy, 1997; Şahin, 1986; Özarslan, 1992).
Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı olarak tanım-lanan 4 temel tat dilin farklı bölgelerinde algılanmaktadır. Şekil 1'de görüldüğü gibi; tatlı dilin ön ucunda, tuzlu yan yüzeyinde (daha ziyade öne doğru), ekşi iki yan kısımda, acı ise dip kısımda algılanmaktadır (Anonim, 1995, Özarslan, 1992; Özet ve Arpacı, 1998).

Duyusal değerlendirmede panelist seçimi amacıyla özellikle lezzet değerlendirmesinde, tat ve koku duyarlılığı testlerinden yararla*nılmaktadır ve bu amaçla panelistlerin dört temel tada duyarlılıkları ölçülmektedir. Bu amaç için aşağıdaki çözeltilerden yaralanıl-maktadır:
Tatlılık ....................... Sakaroz (% 1.5)
Tuzluluk .................... Sodyum klorür (% 0.15)
Ekşilik ....................... Sitrik asit (% 0.06)
Acılık ......................... Kinin sülfat (% 0.005)
Kişilerin dört temel tat eşiklerinin sap-tanmasında bazı faktörlerin etkisi olduğu bilinmektedir. Tat eşik değerlerinin saptan-masında göz önüne alınması gereken faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir;
o Tat materyalinin sunuluş sırası
o Sunulan materyalin sıcaklığı
o Ortamda herhangi bir bulaşık maddenin varlığı
o Çevrenin gürültülü olup-olmaması
o Günün zamanı
o Yaş
o Cinsiyettir.
Duyusal değerlendirmede örnekler düşük konsantrasyondan yükseğe doğru sıralanmalı, böylece tadılan örneğin bir sonraki örneği maskelemesi mümkün olduğunca önlenme*lidir. Değerlendirilecek örnekler duyusal özel*liklerinin en iyi algılanabildiği sıcaklıklarda panele sunulmalıdır.
Panelin yapıldığı ortamda istenmeyen yabancı maddelerin olması, ortamın gürültü*lü olması panelistlerin konsantrasyonunu ve psikolojisini olumsuz yönde etkileyebilece-ğinden uygun panel ortamı oluşturulmalıdır.
Gıdaların duyusal değerlendirilmesinde sabah 1030-1100 ile öğleden sonra 1530-1600 saatlerinin en uygun saatler olduğu belirtil*mektedir (Altuğ ve ark., 1995).
Dört temel tada olan duyarlılık kişilerin yaş ve cinsiyetlerine göre değişim göstere*bilmekte yaş ilerledikçe hassasiyet azalabil-mektedir. Kadınlar tatlı ve tuzlu tatlara erkek*lerden daha duyarlıdırlar (Altuğ ve ark. 1995; Gould, 1977; Solomon, 1997; Vannini ve ark., 1997).
Tat duyusu, özellikle sıvı maddelerin tatla*rının alınmasını sağlar. Tat reseptör hücreleri, dilin yüzeyinde herhangi bir tat maddesi tarafından uyarıldığında hücrenin içi ve dışı arasındaki mevcut elektrik yükü değiş-mekte, bu değişim bir elektriksel sinir im-pulsu olarak sinirlere iletilerek beyne ulaş-tırılmakta ve beyinde hangi tat olduğu sap-tanmaktadır.
Duyusal değerlendirmede kişinin bir uya*rıya karşı tepkisi ölçülmektedir ve bu nedenle uyarı-yanıt tepkimesi esas alınmaktadır. Söz konusu değerlendirmede ölçülen esaslar; nitelik, boyut (yoğunluk, intensite, kantite) ve hedonik (tercih, kişisel beğeni) olmak üzere üç başlık altında toplanabilmektedir (Altuğ, 1993; Altuğ ve ark., 1995).
Bir duyusal özelliğin algılanması insan vücuduna yapılan bir uyarı sonucunda oluşmaktadır. Yanıt tipinin en erken o*luşan, fakat en olgunlaşmış şekli sezme olup bu kavram mutlak eşik olarak da tanım-lanmaktadır. Tanıma sezmeden sonra gelişen bir yanıttır. Daha gelişmiş yanıt modeli ayırt etme, en gelişmiş yanıt ise derecelendirme’dir. Tüm bu özellikler dikkate alındığında ise gıdanın duyusal özelliklerinde panelin ölçüt*leri; nitelik, boyut, hedonik ve bir uyarıya karşı duyusal yanıt tipleri; sezme, tanıma, ayırtetme ve derecelendirme olarak ifade edil*mektedir (Altuğ, 1993).
Bu çalışmada, Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim elemanları ve öğrencileri panelist olarak seçilmiş ve panele katılan kişilerin dört temel tada (tatlı, tuzlu, ekşi ve acı) karşı olan duyarlılıkları belirlenmeye çalışılmıştır.
Panelistlerin bir kısmı daha önce duyusal değerlendirme hakkında eğitim görmüş, bir kısmı ise ilk defa böyle bir panele katıl-mışlardır.
» Nüve Forum » akademik » Mühendislik Fakültesi » Ziraat Fakültesi »