Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Okul Öncesi Eğitim, İlköğretim ve Lise > İlköğretim 1. Kademe > Deslerde ilgi dağınıklığını giderici öyküler...

İlköğretim 1. Kademe hakkinda Deslerde ilgi dağınıklığını giderici öyküler... ile ilgili bilgiler


Merhabalar, Öğrencilerimizin, bazı derslerde ilgilerini öğretmene toplayamadığı bilinen bir gerçektir. Biz, her ne kadar onun bizi dinlediğini düşünsekte, o kendi dünyasında hayaller alemine dalmıştır çoktan. Bu dersin ilgisini çekmemesinden, konunun

Like Tree9Likes
  • 3 Post By Edebali
  • 1 Post By Selim Hoytur
  • 1 Post By Selim Hoytur
  • 1 Post By Selim Hoytur
  • 1 Post By Selim Hoytur
  • 1 Post By Selim Hoytur
  • 1 Post By Selim Hoytur

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 25.05.08, 16:14
Edebali - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
İletiler: 53
Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.
Standart Deslerde ilgi dağınıklığını giderici öyküler...

Merhabalar,

Öğrencilerimizin, bazı derslerde ilgilerini öğretmene toplayamadığı bilinen bir gerçektir. Biz, her ne kadar onun bizi dinlediğini düşünsekte, o kendi dünyasında hayaller alemine dalmıştır çoktan. Bu dersin ilgisini çekmemesinden, konunun sıkıcı olmasından vb değişik nedenlerden kaynaklanabilir. İşte tam bu noktada bütün öğrencilerin ilgisini üzerimize çekecek, onları düşündürecek, onlara önemli dersler verecek, güzel öykülerin işimize yarayacağını düşünüyorum. Burada bunları paylaşalım diyorum ve ilk öyküyü ben paylaşıyorum.

Anneler, babalar, abiler, ablalar bunlar sizlerinde işinize yarayabilir...

Sevgi ve saygılarımla,

Emrah DAL

Bu öykü öğrencilere önemli dersler verecek onların bakış açılarını değiştirecek bir öykü. Derste dağılan ilgiyi tekrar toplamaktan çok, öğrencilere ders verici bir öykü. İyi okumalar...


Fil Nedir?


Hintliler karanlık bir ahıra bir fil koyup o güne kadar hiç fil görmeyen insanlara onu göstermek istediler.

Fili görmek için o karanlık yere birçok insan toplandı. Fakat filin bulunduğu yer o kadar karanlıktı ki hiçbir şey görünmüyordu. Onun için insanlar file elleriyle dokunmaya, ellerini filin orasına burasına sürmeye başladılar.

Bunlardan biri filin hortumuna dokundu; dışarıya çıkınca soranlara,

***8220;Fil bir oluğa benzer, bir oluktur.***8221; dedi.

Başka biri filin kulağına dokunduğunda o da,

***8220;Fil bir yelpazeye benzer.***8221; dedi.

Bir başkası filin ayağını tuttu:

***8220;Fil bir direğe benzer.***8221; dedi.

Böylece herkes filin neresini tuttuysa fili öyle sandı ve ona göre anlatmaya başladı. Her birinin anlattığı başkaydı.
Yaşadığımız olayları değerlendirmemizde yaşadığımız çevre, yetiştiğimiz aile, aldığımız eğitim, yaptığımız meslek, yaşadığımız olaylar önemli yer tutar.

Bu farklılıklardan dolayı insanlar olayları kendi bakış açılarına göre değerlendirirler.

Yapmamız gereken, sadece insanların olayları nasıl değerlendirdiğine değil, bunları hangi kriterlere göre değerlendirdiğine bakmak ve onların bakış açılarını anlamaya çalışmaktır.

Alıntıdır.
__________________
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı,,
Düşün altındaki binlerce KEFENSİZ yatanı.

Konu Edebali tarafından (25.05.08 saat 16:23 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 25.05.08, 16:29
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Deslerde ilgi dağınıklığını giderici öyküler...

teşekkürler emrah hocam...
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17.09.08, 14:29
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Yönetici Aslan

Yönetici Aslan

Aslanı, hayvanların başına yönetici yapmışlar. Aslan, cok iyi bir yönetici olmuş. Haksever, barışsever bir yönetici imiş.
Hayvanları başına toplamıs:
- Benim yönetimimde kimsenin burnu kanamayacak. Kimse kimseye haksızlık yapmayacak. Yagma yok, hırsızlık yok. Onun için dargınlar barışsın, demiş. Kurt ile kuzuyu, köpek ile tavşanı,kedi ile fareyi, kaplan ile ceylanı barıştırmış. Ormana barış getirmiş. Bu işe en cok tavşan sevinmis.
- Ah iste bekledigim gun geldi. Bundan böyle hepimiz guven icinde yasayacagız. Yaşasın yöneticimiz Aslan! demiş.
Yöneticiler, barışsever, haksever olursa herkes mutlu olur!

Nüve Forum
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü

Konu Selim Hoytur tarafından (17.09.08 saat 15:00 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 17.09.08, 14:30
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Güvercinle Karınca

Güvercinle Karınca

Cok susayan bir güvercin, su icmek icin bir dere kıyısına inmiş. Tam egilip icerken bir karıncanın
suya düştügünü görmuş. Zavallı karınca, sudan cıkmak icin cırpınıp duruyormus. Güvercin, karıncaya cok acımış. Kıyıdan aldıgı bir çöpu suya bırakmış. Karınca da çöpe tutunarak kıyıya cıkmış. Bu sırada oradan gecen bir avcı, güvercini görünce sevinmiş. ''Ne güzel bir av." diye düşünmüş. Her şeyden habersiz güvercine silahını cevirip nişan almış.
Karınca bunu görunce, avcının cıplak topuğundan ısırmış. Avcı da acı ile haykırmış. Avcının sesini duyan güvercinde havalanıp ucmuş. Böylelikle karınca da güvercinin yaptığı iyiligin altında kalmamış.


Nüve Forum
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü

Konu Selim Hoytur tarafından (17.09.08 saat 15:00 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17.09.08, 14:31
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Kaplan ve Büyük Rüzgar

Kaplan ve Büyük Rüzgar

Birgün korkunç bir kuraklık başgösterdi. O yıl hiç yağmur yağmadı ve ekinler zarar gördü. Fazla yiyecek ve içecek olmadığı için tüm hayvanlar aç ve susuzdu.

Nasıl oldumuşsa olmuş, bir tarla ve bunun ortasında büyük bir armut ağacı kalmıştı. Ağaçsa, görebileceğiniz en sulu ve lezzetli armutlarla doluydu. Kocaman ve sarı renkli armutlar sanki toplanmayı bekliyordu. Ama ne yazık ki ağacın tam dibinde acımasız ve cimri bir kaplan vardı.

Kaplan açgözlü ve bencildi ve kimseyi ağacın yanına yaklaştırmıyordu. Bütün gün armut ağacının gölgesinde yatar ve yaklaşan herkese kükrer dururdu. "Ağacımdan uzak durun yoksa hepinizi yerim!" derdi.

Bir gün bir tavşan geldi ve kaplan hakkında anlatılanları duydu. Diğer hayvanlar "Tavşan, ne yapmalıyız?" diye çaresizlikle ağlıyorlardı.
"Kaplan öyle cimri ki bizle o sulu armutları paylaşmıyor! Bizse öyle aç ve susuzuz ki!"

Tavşan düşündü ve bir plan yaptı.
"Hepiniz buraya gelin, yaklaşın iyice. Bir planım var. Şimdi size ne yapmanız gerektiğini söyleyeceğim."
Ertesi sabah tüm hayvanlar kaplanın uyuduğu tarlanın yakınındaki ormanda toplandılar. Kaplumbağa, fil, öküz ve eşek gibi toprak üstünde yaşayan hyavanlar içi boş kütüklerin yanında durdular. Maymun ve kuş gibi ağaçlarda yaşayan hayvanlarsa ağaç dallarına tüneyip tavşanın gelmesini beklediler.
En sonunda tavşan göründü. Elinde kalın bir ip vardı. Büyük bir gürültüyle tarlaya koştu ve "Aman tanrım aman tanrım!" diyerek bağırmaya başladı.

Tek gözünü açan kaplan uykulu bir halde kükredi:
"Niye bu kadar gürültü yapıyorsun tavşan? Uyuduğumu görmüyor musun?"

"Kaplan! Buradan kaçmalısın! Çok büyük bir rüzgar geliyor ve dünyadaki herkesi yokedecek!" Tam o anda ormanda saklanan hayvanlar büyük bir gürültü çıkardılar.
Kartal, leylek, baykuş ve diğer tüm kuşlar kanatlarını çırpmaya başladılar. Böylece yapraklar sallanıp titremeye başladı. Fil, öküz, su samuru, timsah ve yerdeki diğer tüm hayvanlar içi boş kütüklere ve ağaçlara vurmaya başladılar. Ve etrafa yayılıp sanki dünyanın sonu gelmişcesine gürültü yapmaya devam ettiler.

Kaplan çok korkmuştu. "Ne yapmalıyım? Ne yapmalıyım?" diye bağırmaya başladı.

"Kaçmalısın" dedi tavşan. "Şimdi sana yardım edemem. Gidip diğer hayvanları bu ipe bağlamalıyım ki; dünyadan uçup gitmesinler!"

"Beni bağlamalısın!" diye emretti kaplan. Tavşansa başını sallayıp, "Fakat gidip diğer hayvanlara yardım etmeliyim yoksa uçup yokolacaklar! Sen büyük ve güçlüsün ve kendi başına kaçıp yaşama şansın daha büyük!"
"Hayır!" diye kükredi kaplan. "Beni şimdi bağlamalısın!!"

Peki" diye iç geçirdi tavşan. "Seni şimdi bağlayacağım."
Böylece kaplanı tarlanın ucundaki bir ağaca bağladı. İpi oldukça sıkı bağlamasına rağmen kaplan bağırdı: "Daha sıkı, daha sıkı bağla! Dünya üzerinden uçup gitmek istemiyorum!"
İş bittiğinde tavşan ormanda bekleyen diğer hayvanları çağırdı.
"Buraya bakın" diye yüksek sesle konuştu. "Bu sulu armutları paylaşmak yerine kendine saklayan kaplana bakın. Yiyecekler herkesin yemesi için vardır. Kimsenin bencil olup herkesin hakkı olanı sadece kendine saklamaya hakkı yoktur."

Ve böylece tüm hayvanlar armut ağacının gölgesinde oturup hep birlikte kendilerine leziz bir şölen çektiler.

Nüve Forum
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü

Konu Selim Hoytur tarafından (17.09.08 saat 15:00 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17.09.08, 14:47
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Asla yalan söyleme

Eski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı.
Seyyid Abdulkadir***8217;in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş, bunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı, annesine gelerek;
-Anneciğim, ilim öğrenmek için Bağdat***8217;a gitmek istiyorum...dedi.
Annesi ise;
-Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem.
Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;
-Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve Allah***8217;ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır.
Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat***8217;a giden bir kervana katılarak yola çıktı.
Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı, eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı. Eşkıyalardan biri de Abdulkadir***8217;in yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye;
-Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk?
Abdulkadir;
-Yalnız 40 altınım var, diye cevap verdi. Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu;
-Doğru mu söylüyorsun?
Abdulkadir:
-Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var.
Eşkıya meraklandı. Abdulkadir***8217;i elinden tutup reislerine götürdü.
Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı;
-Senin 40 altının varmış, doğru mu bu?
Abdulkadir;
-Evet doğru.
Reis;
-Söyle bakalım. Onu nereye sakladın?
Abdulkadir;
-Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı.
Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler. Herkes çok şaşırmıştı.
Reis hayretle sordu;
-Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık.
Abdulkadir;
-Ben annemden ayrılırken, asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz?
Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek;
-Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allah***8217;a söz verdiğimiz halde, hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O***8217;nun yapma dediklerini yaptık yarın Allah***8217;ın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak?
Sonra şöyle devam etti:
-Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu.Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim***8217;in sevmediği işleri yapmayacağım.
Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;
-Reisimiz, biz senden ayrılmayız.Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler.
Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler.
Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdat***8217;a ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın
Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu

Nüve Forum
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü

Konu Selim Hoytur tarafından (17.09.08 saat 14:59 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 17.09.08, 14:49
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Bülbül ile Hükümdar

Bir zamanlar dünyanın en güzel sarayına sahip bir hükümdar varmış. Fakat, sahip olduğu güzelliğin farkına varmayan talihsiz biriymiş bu hükümdar. Sarayının aynı güzellikte bir de bahçesi varmış ki, ucu bucağı görünmezmiş. En güzel çiçekler ekiliymiş orda. Halkın arasında konuşulanlara bakılırsa bahçeden daha güzel olan şey, o bahçenin içinde yaşayan bir bülbülmüş. Öyle güzel bir ötüşü varmış ki bülbülün, şöhretini duyanlar uzak ülkelerden bile onu görmek için oraya gelmek istermiş.
Bu bülbülün ünü hükümdarın kulağına kadar gelmiş. İşin garip yanı ise, hükümdarın bu bülbülden haberinin olmamasıymış. Bu yüzden, çok sinirlenmiş hükümdar. Vezirini çağırıp; "Bu ne demek oluyor şimdi?" demiş, "Benim sarayımın bahçesindeki bülbülden benim niye haberim yok?"
Vezir cevap veremmiş. Çünkü bülbülden onun da haberi yokmuş. Hemen bahçıvanı çağırtıp; "Söyle bakalım" demiş, "saraydan bütün dünyanın duyduğu bir bülbül varmış. Neden benim haberim yok? Bahçıvan; "Bağışlayın efendim!" Vezir: "Çabuk onu bulun bana!" diye bağırmış.
Bahçıvan, her yeri aramış taramış, herkese sormuş ama bülbül bulamamış.
Vezir çare olarak, hükümdara "Bu birilerinin uydurduğu bir şey olsa gerek" demiş.
Hükümdar daha da hiddetlenmiş ve "Hayır, bu olamaz! Bunu bana güvendiğim birisi söyledi. Hemen bülbülü bulun, yoksa hepinizi cezalandırırım" demiş. Sarayın mutfağında çalışan bir kız bahçıvana gelip; "Aradığınızı burada bulamazsın!" demiş "ama isterseniz ben sizi onun yanına götürürüm."
Buna çok sevinen saray görevlileri hemen bülbülün yaşadığı ormanını yolunu tutmuşlar.
Bülbülün yaşadığı yere gelince; "Küçük bülbül!" diye bağırmış kız. Bülbül bir ağacın dalında görününce, "Hükümdar, seni görmek ve sesini duymak istiyor. Bizimle gelmezsen hepimizi cezalandıracak" demiş.
Bülbül bunu kabul edince, yolda onun sesinden şarkılar dinleyerek birlikte saraya dönmüşler.
Hükümdarın huzuruna çıkarılan bülbül, güzel sesiyle şakıya başlamış. Öyle yanık ötmüş ki, hükümdar hem duygulanıp gözlerinden yaşlar akıtmış, hem de çok mutlu olmuş. Bülbüle "dile benden ne dilersen!" demiş. Bülbül "en güzel hediye, sizi mutlu görmek" diye cevaplamış onu.
Bütün herkesin sevgisini kazanan bülbül, saraydakilerin baş tacı olmuş. Bundan sonra sarayın bahçesinde yaşamaya, zaman zaman da güzel sesiyle hükümdara şarkılar söylemeye başlamış. Bütün ülke halkı, bülbülün şarkılarını dinlemek için sarayın çevresine toplanırlarmış orada bir.
Günlerden bir gün hükümdara bir hediye sandığı gelmiş. Açtıklarında içinden mücevherler ile değerli taşlarla süslenmiş oyuncak bir bülbül çıkmış ortaya. Bir kurma kolu varmış bu camdan yapılmış oyuncak bülbülün üstünde. Bunu ayarladığınızda gerçek bir bülbül gibi ötmeye başlıyormuş. Bir zaman sonra, gerçek bülbül hükümdarın bu oyuncak bülbül geleli kendisiyle ilgilenmediğini görünce üzülmüş ve bir fırsatını bulup saraydan kaçmış.
Her gün güzel sesiyle ötmeye devam eden oyuncak bülbül ise, günün birinde bozul vermiş. Hükümdar bülbülün sesini öylesine alışmış ki, o zaman gerçek bülbülün eksikliğini farketmiş ve ona haksızlık ettiğini anlamış. Üzüntüsünden hasta olup yataklara düşmüş. Hükümdar günden güne daha da kötüleşmiş ve halk onun durumuna çok üzülmüş. Onu yatağında çaresiz şekilde görünce, artık iyileşmeyeceğini düşünüp yeni bir hükümdar seçmek istemişler hemen.
Hükümdarın hastalığı ve yeni hükümdar seçileceği haberleri saraydan kaçan bülbüle kadar ulaşmış. Hükümdarın sevgisini ve pişmanlığını öğrenen bülbül, ona yardımcı olmaya karar vermiş. Hemen gelip hükümdarın yattığı odanın penceresine konmuş ve güzel sesiyle tekrar tekrar şarkılar söylemeye başlamış.
Hasta yatağında bülbülün sesini duyan hükümdar, kendine gelmeye başlamış. Nihayet sabaha yakın, hükümdar iyileşip ayağa kalkmış. Kendisini iyileştirenin bülbülün sesini duymak olduğunu biliyormuş. Hükümdar bundan sonra onu hep seveceğine; bülbül de ona, arada bir gelip şarkı söyleyeceğine söz vermiş.
Sabah saraydaki herkes hükümdarı ayakta görünce hem çok şaşırmış, hem de sevinmiş.
Hükümdar sonraki hayatını sarayın bahçesindeki güzellikleri doya doya yaşayarak ve bülbülün tatlı nağmelerini dinleyerek geçirmiş.

Nüve Forum
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü

Konu Selim Hoytur tarafından (17.09.08 saat 14:59 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 17.09.08, 14:58
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Kibritçi kız

Yılın son günüydü. Hava çok soğuktu. Lapa lapa kar yağıyordu. Akşam olmak üzereydi.
Dışarıda başı açık, yalın ayak küçük bir kız yürüyordu. Sabah evden çıkarken ayağında annesinin eski bir ayakkabısı vardı. Ama ayakkabılar büyük geliyordu.
Karda yürürken düşürüp kaybetmişti. Şimdi küçük kızın ayakları soğuktan morarmıştı. Elindeki kibritleri satmaya çalışıyordu. Ama sabahtan beri bir kutu bile satamamıştı.
Soğuktan donmak üzereydi. Karnı çok acıkmıştı. Evlerden mis gibi yemek kokuları geliyordu. Küçük kız, kibrit satamadığı için eve gidemiyordu. Çünkü babası çok kızacaktı. Zaten evleri de sokaklardan daha sıcak değildi. Kızcağız bir evin köşesine büzüşerek oturdu.
O kadar üşümüştü ki bir kibrit yakıp ısınmayı düşündü.
Kutudan bir kibrit çıkardı ve yaktı. Kibriti ellerinin çevresinde gezdirdi. Sanki gürül gürül yanan bir sobanın alevi ile sınıyordu. Kibrit birden söndü.
Bir kibrit daha yaktı. Kibritin ışığı duvarı aydınlattı. Duvar birden kayboldu sanki. Şimdi evin içerisi görünüyordu. İçeride bir sofra kurulmuştu. Sofrada nar gibi kızarmış bir tavuk duruyordu.
Tam elini uzatıp kızarmış tavuğu alacağı sırada kibriti söndü. Küçük kız o an karşısında tekrar karanlık duvarı gördü.
Kız bir kibrit daha çaktı. Bu kez süslü bir çam ağacının altında buldu kendini. Etrafta çeşit çeşit oyuncaklar vardı. Ağacın güzelliği karşısında açlığını ve üşümesini unuttu.
Oyuncakları almak için uzandığında, elinde yanan kibrit yine söndü. Ağaç birden ortadan kayboldu. Ağacın kaybolduğu yerde pırıl pırıl yanan yıldızlar duruyordu. Hemen bir kibrit daha yaktı küçük kız. Bu kez kibritin alevi daha fazla aydınlatmıştı etrafı. Bu aydınlığın içinde büyük annesi belirdi.
Büyük annesi sevgiyle, güler yüzle duruyordu karşısında.
- Büyük anne! Diye bağırdı. Beni de götür büyük anne! Biliyorum, o sıcak soba, nar gibi kızarmış tavuk, o güzel ağaç gibi sen de gideceksin.
Kibritin aileleri küçülmeye başlayınca aceleyle kibritleri arka arkaya yakmaya başladı. Çok sevdiği büyük annesinin gitmemesi için yalvarıyordu. Alevlerin içinde büyük annesi daha da yaklaşmıştı. Kollarını küçük kıza uzattı.
Bir kibrit daha yaktı küçük kız. Ortalık gün gibi aydınlanmıştı. Büyük annesi hiç böylesine güzel görünmemişti gözüne. Onun sevgi dolu yüzü bütün acılarını unutturuyordu. Elinde kalan son kibriti de yaktı.
Bu sırada büyük annesi kollarını uzatarak onu kucağına aldı. Küçük kız birden rahatladığın hissetti. Artık ne soğuk vardı, ne de açlık.
Ertesi sabah oradan geçenler kibritçi kızı ölü bulmuşlardı.
Oturduğu köşede incecik şalına sarılmıştı. Yüzünde tatlı bir gülümseme vardı. Görenler onun soğuktan donarak öldüğünü anlamışlardı.
Kibritçi kızın önünde yanmış kibritler duruyordu.+
- Zavallı kızcağız! Kibritleri yakarak ısınmak istemiş, diyorlardı.
Ancak hiç kimse, onun gördüğü güzel hayalleri bilmiyordu. Küçük kız, çok sevdiği büyük annesine kavuşmuştu.

* Andersen Masalları'ndan***8230;

Nüve Forum
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
dağınıklığını, deslerde, giderici, ilgi, öyküler...

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:22 .