Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Tıp Fakültesi > Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

Tıp Fakültesi hakkinda Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması ile ilgili bilgiler


Oksitosin : Günümüzde oksitosinin miyometrium üzerindeki etkisi ile kontraksiyonlar (gebeliğin ileri dönemlerinde) oluşturduğu ve serviksi olgunlaştırmada da etkili olduğu bilinmektedir (59).Sentetik oksitosin Birleşik Devletlerde ve Türkiye'de en çok kullanılan ilaçlardan

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 09.01.10, 02:26
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

Oksitosin :
Günümüzde oksitosinin miyometrium üzerindeki etkisi ile kontraksiyonlar (gebeliğin ileri dönemlerinde) oluşturduğu ve serviksi olgunlaştırmada da etkili olduğu bilinmektedir (59).Sentetik oksitosin Birleşik Devletlerde ve Türkiye'de en çok kullanılan ilaçlardan bir tanesidir. Oksitosin sentetik olarak elde edilen ilk polipeptid hormondur ve bu nedenle Du Vigneaud ve arkadaşları 1955 Nobel kimya ödülünü almıştır. Görünen odur ki, her doğum yapan kişi doğum sonrası oksitosin almakta ve bunların çoğu doğum eylemini indüklemek veya kuvvetlendirmek için de oksitosin almaktadırlar(60).
Oksitosin hipofiz arka lobunda, hipotalamusun supraoptik ve paraventiküler çekirdeklerinden gelen aksonların ucundan salgılanır. Oksitosin salıverilmesine yol açan başlıca etkenler uterus ve vajinanın genişlemesi ve mekanik olarak uyarılması ile meme başının uyarılmasıdır. Bunun sonucu, afferent sinirlerin ucundan kalkan uyarılar refleks olarak, hipotalamusta oksitosin salıverilmesi ile ilgili nöronları uyarırlar. Hipotalamustan gelen inhibitör dopaminerjik sinirlerin arka lobdan oksitosin salgılanmasının düzenlenmesinde rol oynadıkları sanılmaktadır. Gebelik esnasında plazmadaki oksitosin konsantrasyonu giderek artar. Doğumun başlaması ile okitosin salgılanması ve plazmadaki düzeyi daha da artar. Bu, oksitosinin plazmadaki doruk konsantrasyonunu oluşturur. Doğumun başlatılmasında oksitosinin primer bir etkisi yoktur, doğum başladıktan sonra oksitosin konsantrasyonu refleks sonucu ikincil olarak artar(45, 61).
Oksitosin orai olarak alındığında barsakta kimotripsin tarafından hidroliz ile inaktivite edilir. Burun veya ağız mukozasından veya doku içindeki injeksiyon yerinden süratle absorbe edilir. Endojen oksitosin veya dışardan enjeksiyonla verilen hormon, karaciğer ve böbreklerdeki enzimler tarafından süratle inaktivite edilir. Plazmadaki yarı ömrü 10 dakikadan daha kısadır. (45, 61).
Oksitosin güçlü bir ilaçtır ancak komplikasyonlar günümüzde nadirdir. Bunun tek nedeni pek çok iyi yapılmış çalışma ile uygulanış biçiminin bir sisteme bağlanması ve etkinliği ve güvenilirliğinin ölçülmüş olmasıdır. Oksitosin ile ilişkili uterus rüptürü, eğer uterusta skar yoksa çok nadirdir(45).

Oksitosinin Fizyolojik ve Farmakolojik Özellikleri:
Oksitosin miyometriumun kontraksiyonlarının gücünü ve sıklığını artırır. Spontan doğum eylemindeki kadınlarda uterus kontraksiyon güçlerinin 90 ila 390 Montevideo ünitesi arasında değiştiği hesaplanmıştır. Vajinal doğuma doğru ilerleme ile sonuçlanan ortalama veya medyan spontan uterus kontraksiyon paterninin 140 ile 150 Montevideo ünitesi arasındadır. Aktif faz doğum eyleminde ilerlememe ile mücadele durumunda, intravenöz oksitosin açısından bir kontrendikasyon yok ise, spontan doğum eyleminde uterus aktivitesinin güvenli üst sınırı bilinerek karar verilir. İki saatten fazla süredir servikal değişiklik olmaksızın 200 Montevideo ünitesinin üzerinde bir uterin kontraksiyon paterni ile birlikte tamamlanmış bir latent faz mevcuttur. Aktif fazda durma nedeniyle eylemi kuvvetlendirme süresine dair daha doğru bir tavsiyeyi destekleyecek sadece seyrek veriler bulunmaktadır(45,61).
Meme bezinin salgı yapan epitel hücrelerinden oluşan alveollerin çevresindeki myoepitelyal hücreler oksitosin tarafından kasılır. Bu kasılma alveoller içindeki kan basıncını arttırır ve sütün duktuslar üzerindeki sinüslere geçmesini sağlar(45,61).
Oksitosin insanda ve deney hayvanlarında vazodilatatör etki yapar, bunun sonucu kan basıncını düşürür. İnsanda yeterli dozda verildiğinde sistolik ve özellikle diastolik kan basıncını düşürür. Cilt ve ekstremitelerden geçen kan akımını arttırır. Kalp debisini arttırır ve refleks taşikardi oluşturur. Oksitosin antidiüretik hormon (ADH)' a göre zayıf antidiüretik etki gösterir. Doğumu başlatmada yüksek dozda infüze edilen oksitosinin antidiüretik etkisi ve su yüklenmesi sonucu su zehirlenmesine neden olabilir. Ufak dozda verildiğinde bu etkisi belirgin olmaz (45, 61).
Oksitosinin Kullanım Alanları :
a) Doğumun indüklenmesi ve sürdürülmesi,
b) Hipotonik uterus disfonksiyonunda,
c) Doğum sonu dönemde,
d) Uterus atonisinde
e) Terapötik abortus, missed abortus ve intrauterin fetüs ölümlerinde intra veya ekstraamniyotik hipertonik solüsyonlar (%20 serum sale, %30 dekstroz, üre, rivanol)'ın uygulanmasından sonra ekspulsiyonu hızlandırmak için i.v. infüzyon ile oksitosin yüksek dozda verilebilir
f) Süt boşalmasını arttırmak için
g) Kardiyotokografide kontraksiyon stres testi için
Bugün oksitosinin en yaygın kullanım alanı term gebelerin indüksiyonu ve uterus kontraksiyonlarını arttırarak doğumun idamesi ve hipotonik uterus disfonksiyonunda uterusun aktive edilmesidir (42, 62).

Oksitosinin Kullanım Şekli :
Doğum indüksiyonu endike olduğu zaman ve plasenta previa, baş pelvis uyuşmazlığı, fetüsün prezentasyon anomalileri, geçirilmiş sezaryen veya geçirilmiş uterus ameliyatları gibi durumların olmadığı şartlarda lavman yapılır. Parmakla su kesesinin alt ucu ayrılır ve kollum parmakla dilate edilmeye çalışılır. 1000 mì %5 dektroz içinde 10 veya 20 ünite oksitosin ilave edilir. İ.v. oksitosin başlanılır. Dakikada 4-8 damla ile başlanılır, 15-20 dakika aralıklarla damla sayısı dakikada 24-32 damlaya çıkarılır. Kardiyotokograflarla ÇKS ve uterus kontraksiyonları yakından izlenir. 2 saatte düzenli ağrılar başlamaz ise işlem 1 gün sonra tekrarlanır. Oksitosinle indüksiyon 72 saati geçmemelidir. Serviks silinir ve açılırsa su kesesi açılır. Su kesesinin açılmasının ağrı başlatmada önemli yeri vardır. Miad ne kadar yakın ve çocuk ağırlığı ne kadar fazla ise, su kesesinin açılması ile ağrı başlama şansı o kadar fazladır. Su kesesi açılınca gerekirse enfeksiyona karşı önlem olarak antibiyotik verilebilir. En fazla bekleme süresi kese açı Idıktan sonra 12-24 saati geçmemelidir. (42, 53).

Oksitosinin Yan Etkileri:
Doğumla ilgili endikasyonlarda aşırı dozda oksitosin verilmesi uterus kontraksiyonlarını güçlendirerek uterus ve serviksin yırtılmasına ve serviksin çevresindeki dokuların zedelenmesine, hematomuna ve fetüste asfiksiye ve ölüme neden olabilir. Yüksek dozda ve özellikle fazla miktarda sıvı ile oksitosin verilmesi su zehirlenmesine de neden olabilir Oksitosin verilenlerde yan etki olarak bulantı, kusma da görülebilir. Oksitosin infüzyonu altında doğan bebeklerde neonatal dönemde hiperbilirübinemi görülme olasılığının arttığı savunulmaktadır (42, 45,53).
Oksitosin, multiparlarda veya sezaryen geçirmiş hastalarda daha sık olarak uterus rüptürü yapar. Bu hastalarda kullanılırken çok dikkatli davranılmalıdır:
1) Hasta gerçek travayda olmalıdır. Yalancı veya prodromal travayda olmamalıdır. Travayın en önemli belirtisi serviksin ilerleyen silinme ve açılmasıdır. Serviks en azından 3 cm'lik dilatasyona kadar ilerlemelidir.
2) Güvenli bir travayı engelleyecek başka herhangi bir neden olmamalıdır.
3) Fetüsün anormal prezentasyonları ile gross hidramnios, büyük ve tek fetüs veya çoğul gebelik gibi uterusu gerginleştiren durumlarda oksitosin infüzyonundan kaçınılmalıdır.
4) Beşten fazla doğumu olan hastalarda, daha düşük paritelilere göre uterus daha kolay rüptüre olabileceğinden genelde oksitosin verilmemelidir. Aynı şekilde geçirilmiş uterin skarı olan hastalara da oksitosin verilmemelidir.
5) Fetüsün durumu iyi olmalıdır. Kanıt olarak ÇKS normal olmalı ve amniyotik sıvıda mekonyumla aşırı kontamine olmamalıdır.
6) Obstetrisyen, ilacın verilişinden sonraki ilk kontraksiyon zamanını not etmeli ve tetanik kontraksiyon olduğunda infüzyonu kesmelidir. Uterusun hiperstimülasyonunun önlenmesi zorunludur.
7) ÇKS ve uterin kontraksiyon paterni sık sık değerlendirilmelidir.
Oksitosin güçlü bir drogdur ve belirgin hipertonik kontraksiyonlar nedeni ile birçok bebeğin ölümüne veya sakatlanmasına neden olmuştur. Bu yüzden çok dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır (33,46).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 09.01.10, 02:26
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

Mifepriston (Ru-486):
19 norsteroid türevidir. Progesteron reseptörüne bağlanır ve progestagenik etkiyi önler. Hem düşük yaptırıcı ve hem de kontraseptif bir ajan olarak çalışılmıştır. Gebeliğin ilk 8 haftası içinde olan hastalardaoral 600 mgr tek dozu takiben düşük dozda prostaglandin verildiğinde etkinliği artmakta, %90'a ulaşmakta ve komplet abortus etkisi yapmaktadır(54,55).
RU-486'nın servikal olgunlaşmayı sağlamak amacı ile alternatif bir ajan olarak kullanılabileceği Johnson ve arkadaşları tarafından rapor edilmiştir (63). Mifepriston ile tedavi edilen II. trimester düşüklerinde prostaglandin verilmesi ile ekspulsiyon arasındaki interval kısalır.(64). Frydman ve ark. mifepristonun term gebelerde güvenli ve etkili bir servikal olgunlaştırıcı ajan olduğunu göstermişler, ancak mifepristonun standart terapi yöntemleri ile karşılaştırılması ve diğer ajanların kontrendike olduğu durumlarda potansiyel kullanımı için daha büyük çaplı araştırmalar gerekmektedir(65).

Hyaluronidaz :
Hyaluronidaz sığır testisinden imal edilen lokal bir enzimdir. Glukronik asidin ve glukozaminin arasındaki zinciri hidrolize eder. Bu reaksiyon geçici olarak hücresel yapının viskozitesini azaltır. Mekanizma temel olarak serviksin bağlayıcı bileşenlerinin
(kollajen, hiyaluronik asit, kondroidin) depolimerizasyonunu, serviksin kollajen yapısının ve hücresel yapışmanın azalmasını ve bunun sonucunda servikal yumuşama, efasman ve bishop skorundaki değişikliği kapsar (64)

Relaksin:
Peptid hormonudur. Servikal kollegenaz aktivitesi ve seviks stromasında glikozaminoglikan sentezini arttırarak servikal olgunlaşma sağlar. Servikal ologunlaşmada 1980'li yıllarda yapılan çalışmalarda domuzdan elde edilmiş relaksinin intraservikal veya intravaginal jel şeklinde kullanımının etkili olduğu görülmüştür. Ancak insan rekombinant relaksin kullanımında aynı etki gösterilmemi ştir.(66)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 09.01.10, 02:30
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

III.GEREÇ VE YÖNTEMLER:
Retrospektif yöntemle yaptığımız çalışmamızda, Ocak 2001 - Ekim 2007 tarihleri arasındaki klinik kayıtları esas alınıp taranarak, Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde tıbbi nedenlerle gebeliğin sonlandırılması gereken olguların arşiv dosyalarındaki kayıtlar esas alınarak verilerine ulaşabildiğimiz 242 olgu değerlendirmeye alındı.
Anamnez alınmasını takiben tüm hastalara fizik, obstetrik ve sonografik muayene yapıldıktan sonra canlı gebeliği olan her hastaya non stres test uygulandığı ve bu muayeneler ve testler sonucunda doğum indüksiyonu yapılmasına aşağıdaki özellikleri taşıyan gebelere "cytotec" uygulanmadığı gözlendi; anormal NST bulguları, baş pelvis uygunsuzluğu, placenta previa, ablatio placenta ya da açıklanamayan vaginal kanama, vasa previa, aktif herpes simpleks, çoğul gebelik, bebek ağırlığının >4000 gr'dan fazla oluşu, prostaglandin kullanımı için kontrendikasyon olması, makat prezentasyon.
Kliniğe yatırılan hastaların uygulama hakkında gebelerin hepsinin bilgilendirildiği ve onamları alındığı, rutin hemogram, kan grubu, tam idrar tahlil analizleri ile birlikte preeklamptik ve diabetik hastalarda ayrıca karaciğer ve böbrek fonksiyonları yönünden detaylı laboratuvar incelemelerinin yapıldığı saptandı.
Hastalara litotomi pozisyonunda vaginal tuşelerinin yapılarak serviksin Bishop skoru değerlendirildikten sonra misoprostol (Cytotec 200 microgram tablet, Ali Raif, İstanbul, Türkiye) tabletlerin dörde bölünerek posterior fornikse uygulandığı tespit edildi. Bu dozların dört saatte bir vaginal tuşe yapılarak miad canlı gebelerde maksimum 5 dozu geçmeyecek şekilde ve her uygulamadan önce fetusun iyilik hali kardiyotokografi ile taspit edilerek tekrarlandığı saptandı.
Vakalardan travaya girenlerin olguların servikal dilatasyonu 5 cm üzerinde olanların membranların açıldığı ve lüzumu halinde kliniğimizin kullanım protokolüne göre oksitosin uygulanmıştı. On dakikalık periyotta ard arda en az altı kontraksiyon saptanması ve bunun en az iki kez olması taşisistol, bu olayın sürekli bir hal alması hipertonus ve taşisistolle veya iki dakikadan daha uzun süren uterin kontraksiyonla beraber fetal kalp hızında değişimler olması ise hiperstimulasyon olarak kabul edilmişti. Tüm hastaların hiperstimulasyon, fetal distres, bulantı, kusma, hipotansiyon, taşikardi, ateş, nabız ve kan basıncı aralıklı takip edilmişti.
Gebelerin kimlikleri, yaşları, gebelik haftaları, gebelik ve doğum sayısı, Bishop skorları, gebeliğin sonlandırılma endikasyonları, kaç doz cytotec uygulandığı, ne zaman abort veya doğum yaptığı, ek indüksiyon başlanıp başlanmadığı, canlı doğumlarda beşinci dakika APGAR skorları, doğum ağırlıkları ve komplikasyonlar hasta takip formlarına kaydedildi.
Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 10.0 programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodların (Ortalama, Standart sapma, frekans) kullanıldı. Niceliksel verilerin değerlendirilmesinde normal dağılım gösteren parametrelerin ikiden fazla grup arasındaki karşılaştırılmasında Oneway ANOVA testi; normal dağılım göstermeyen parametrelerin ikiden fazla grup arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi ve farklılığa neden çıkan grubun tespitinde Mann Whitney U test kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen parametrelerin iki grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U test kullanıldı. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında Ki-Kare testi kullanıldı. Sonuçlar % 95'lik güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi

IV. BULGULAR
Çalışma ocak 2001- ekim 2007 tarihleri arasında Haydarpaşa Numune Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum servisinde yaşları 17 ile 46 arasında değişmekte olan toplam 242 olgunun retrospektif analiziyle yapılmıştır. Olguların ortalama yaşı 28.7±6.3'dir. Olguların 66'sı (% 27.3) I. trimesterde, 103'ü (% 42.6) II. trimesterde ve 73'ü (% 30.2) III. Trimesterdedir( Şekil
I. trimesterdeki olguların yaşları 17 ile 43 arasında değişmekte olup ortalaması 29.2±7.1'dir. II. trimesterdeki olguların yaşları 17 ile 46 arasında değişmekte olup ortalaması 28.9±6.6'dir. III. trimesterdeki olguların yaşları 18 ile 42 arasında değişmekte olup ortalaması 27.8±5.1'dir. (Tablo 1)Trimesterlere göre olguların yaş ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p:0.362; p>0.05).
I. trimesterdeki olguların gebelik sonlandırılma haftaları 8 ile 14 arasında değişmekte olup ortalaması 11.4±2.1'dir. II. trimesterdeki olguların gebelik sonlandırılma haftaları 15 ile 28 arasında değişmekte olup ortalaması 19.7±3.9'dir. III. trimesterdeki olguların doğum haftaları 28 ile 42 arasında değişmekte olup ortalaması 37.3±4.3'dür.
I. trimesterdeki olguların tamamının Bishop skoru 0'dır (% 100). II. trimesterdeki olguların % 93.2'sinin Bishop skoru 0 iken, III. trimesterdeki olguların % 68.5'inin Bishop skoru 0 idi. (Tablo 2)
I. trimesterdeki olguların gravida sayıları 1 ile 8 arasında değişmekte olup; ortalama gravida sayısı 3.1±1.9 ve medyan değeri 3'tür. I. trimesterdeki gravida dağılımına bakıldığında olguların % 24.2'sinin gravida sayısının 1 olduğu, % 22.7'sinin gravida sayısının 2 olduğu, % 53.1'inin gravida sayısının 3 ve üzerinde olduğu görülmektedir (Tablo 2).
II. trimesterdeki olguların gravida sayıları 1 ile 13 arasında değişmekte olup; ortalama gravida sayısı 3.1±2.2 ve medyan değeri 2'dir. II. trimesterdeki gravida dağılımına bakıldığında olguların % 22.3'ünün gravida sayısının 1 olduğu, % 29.1'inin gravida sayısının 2 olduğu, % 48.6'sının gravida sayısının 3 ve üzerinde olduğu görülmektedir(Tablo 2).
III. trimesterdeki olguların gravida sayıları 1 ile 10 arasında değişmekte olup; ortalama gravida sayısı 2.7± 2.0 ve medyan değeri 2'dir. III. trimesterdeki gravida dağılımına bakıldığında olguların % 32.9'unun gravida sayısının 1 olduğu, % 27.4'ünün gravida sayısının 2 olduğu, % 37.7'sinin gravida sayısının 3 ve üzerinde olduğu görülmektedir(Tablo 2).
trimesterdeki olguların parite sayıları 0 ile 5 arasında değişmekte olup; ortalama parite sayısı 1.4±1.4 ve medyan değeri 1'dir. I. trimestırdaki parite dağılımına bakıldığında
I. olguların % 33.3'ünün nullipar, % 24.2'sinin primipar olduğu ve %42.3'nün multipar olduğu görülmektedir(Tablo 2).
II. trimesterdeki olguların parite sayıları 0 ile 11 arasında değişmekte olup; ortalama parite sayısı 1.3±1.6 ve medyan değeri 1'dir. II. trimesterdeki parite dağılımına bakıldığında olguların % 33'ünün nullipar, % 35.9'unun primipar olduğu ve % 31.1'nin multipar olduğu görülmektedir(Tablo 2).
III. trimesterdeki olguların parite sayıları 0 ile 6 arasında değişmekte olup; ortalama parite sayısı 1.2±1.4 ve medyan değeri l'dir. III. trimesterdeki parite dağılımına bakıldığında olguların % 37'sinin nullipar, % 32.9'unun primipar olduğu ve % 30.1'nin multipar olduğu görülmektedir(Tablo 2).
I. trimesterdeki olguların abortus sayıları 0 ile 5 arasında değişmekte olup; ortalama abortus sayısı 0.5±0.9 ve medyan değeri 0'dır. I. trimesterdeki abortus dağılımına bakıldığında olguların % 66.7'sinin abortusunun olmadığı ve % 33.3'ünün abortus sayısının bir ve üzerinde olduğu görülmektedir(Tablo 2).
II. trimesterdeki olguların abortus sayıları 0 ile 3 arasında değişmekte olup; ortalama abortus sayısı 0.5±0.9 ve medyan değeri 0'dır. II. trimesterdeki abortus dağılımına bakıldığında olguların % 68'inin abortusunun olmadığı ve % 32'sinin abortus sayısının bir ve üzerinde olduğu görülmektedir(Tablo 2).
III. trimesterdeki olguların abortus sayıları 0 ile 4 arasında değişmekte olup; ortalama abortus sayısı 0.4±0.9 ve medyan değeri 0'dır. III. trimesterdeki abortus dağılımına bakıldığında olguların % 80.8'inin abortusunun olmadığı ve % 19.2'sinin abortus sayısının bir ve üzerinde olduğu görülmektedir(Tablo 2).
I. trimesterdeki olguların yaşayan çocuk sayıları 0 ile 5 arasında değişmekte olup; ortalama yaşayan çocuk sayısı 1.4±1.4 ve medyan değeri 1'dir. I. trimesterdeki yaşayan çocuk sayısı dağılımına bakıldığında olguların % 34.8'inin yaşayan çocuğunun olmadığı, %65.2'sinin yaşayan çocuk sayısının bir ve üzerinde olduğu görülmektedir(Tablo 2).
II. trimesterdeki olguların yaşayan çocuk sayıları 0 ile 11 arasında değişmekte olup; ortalama yaşayan çocuk sayısı 1.2±1.5 ve medyan değeri 1'dir. II. trimesterdeki yaşayan çocuk sayısı dağılımına bakıldığında olguların % 35'inin yaşayan çocuğunun olmadığı, %65'nin yaşayan çocuk sayısının bir ve üzerinde olduğu görülmektedir(Tablo 2).
III. trimesterdeki olguların yaşayan çocuk sayıları 0 ile 5 arasında değişmekte olup; ortalama yaşayan çocuk sayısı 1.1±1.3 ve medyan değeri 1'dir. III. trimesterdeki yaşayan çocuk sayısı dağılımına bakıldığında olguların % 39.7'sinin yaşayan çocuğunun olmadığı, %60.3'nün yaşayan çocuk sayısının bir ve üzerinde olduğu görülmektedir(Tablo 2).
I. trimesterdeki olgulara uygulanan doz sayısı 1 ile 8 arasında değişmekte olup; ortalaması 2.8±1.5, medyanı 3'tür. II. trimesterdeki olgulara uygulanan doz sayısı 1 ile 12 arasında değişmekte olup; ortalaması 4.2±2.9, medyanı 3'tür. III. trimesterdeki olgulara uygulanan doz sayısı 1 ile 6 arasında değişmekte olup; ortalaması 2.1±1.3, medyanı 2'dir(Tablo 3). Doz sayısına göre trimesterler arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.01). II. trimesterdeki olgulara uygulanan ortalama doz sayısı; I. trimesterdeki (p:0.003; p<0.01) ve III. trimesterdeki (p:0.001; p<0.01) olgulara uygulanan ortalama doz sayısından istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı yüksektir. I. trimesterdeki olgulara uygulanan ortalama doz sayısı; III. trimesterdeki olgulara uygulanan ortalama doz sayısından istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı yüksektir (p:0.001; p<0.01).
I. trimesterde ilaç uygulanımından abort gerçekleşene kadar geçen zaman 2 saat ile 48 saat arasında değişmekte olup; ortalaması 12.9±8.4 saat, medyanı 11 saattir. II. trimesterde ilaç uygulanımından doğum gerçekleşene kadar geçen zaman 3 saat ile 48 saat arasında değişmekte olup; ortalaması 17.5±12.3 saat, medyanı 13 saattir. III. trimesterde ilaç uygulanımından doğum gerçekleşene kadar geçen geçen zaman 3 saat ile 40 saat arasında değişmekte olup; ortalaması 12.7±9.5 saat, medyanı 9 saattir(Tablo 3). Geçen zamana göre trimesterler arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.01). II. trimesterdeki olguların geçen
zamanları; I. trimesterdeki olgulardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde uzunken (p:0.016; p<0.05); III. trimesterdeki olgulardan istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı uzundur (p:0.001; p<0.01). I. ve III. trimesterdeki olguların geçen zamanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p:0.432; p>0.05).
I. trimesterdeki olguların hastanede ortalama kalış süreleri 1 gün ile 4 gün arasında değişmekte olup; ortalaması 1.8±0.7 gün, medyanı ise 2 gündür. II. trimesterdeki olguların hastanede ortalama kalış süreleri 1 gün ile 7 gün arasında değişmekte olup; ortalaması 2.6±1.2 gün, medyanı ise 2 gündür. III. trimesterdeki olguların hastanede ortalama kalış süreleri 1 gün ile 6 gün arasında değişmekte olup; ortalaması 2.3±0.9 gün, medyanı ise 2 gündür(Tablo 3). Hastanede ortalama kalış süresine göre trimesterler arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.01). I. trimesterdeki olguların hastanede kalış süreleri; II. trimesterdeki (p:0.001; p<0.01) ve III. trimesterdeki (p:0.001; p<0.01) olguların hastanede kalış sürelerinden istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı kısadır. II. ve III. trimesterdeki olguların hastanede kalış süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p:0.076; p>0.05).
II. trimesterdeki olguların % 56.3'ünde abort görülürken, % 41.7'si NSD ve % 2'si C/S ile doğum yapmıştır. III. trimesterdaki olguların % 84.9'u NSD ve % 15.1'i C/S ile doğum yapmıştır(Tablo 4).

II. trimesterdeki olguların doğum ağırlıkları 100 gr ile 1900 gr arasında değişmekte olup; ortalaması 640 ±404 gr, medyanı 530 gr'dır. III. trimesterdeki olguların doğum ağırlıkları 690 gr ile 4150 gr arasında değişmekte olup; ortalaması 2714±881 gr, medyanı 2930 gr'dır(Tablo 4).
III.. trimesterdeki olguların apgar düzeyleri 5 ile 10 arasında değişmekte olup; ortalaması 8.5±1.0 ve medyanı 9'dur(Tablo 4).
I. trimesterdeki olguların 3'üne (% 4.5), II. trimesterdeki olguların 25'ine (% 24.3) ve III. trimesterdeki olguların 30'una (% 41.1) ek medikal tedavi olarak % 1 oksitosin uygulanmıştır(Tablo 5). Ek tedaviye göre trimesterlar arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.01). I. trimesterdeki olgulara ek tedavi uygulanma oranı (%4.5); II. trimesterdeki (%24.3) ve III. trimesterdeki (% 41.1) olgulara ek tedavi uygulanma oranlarından anlamlı şekilde düşüktür. II. trimesterdeki olgulara ek tedavi uygulanma oranı, III. trimesterdeki olgulara ek tedavi uygulanma oranlarından anlamlı şekilde düşüktür.
I. trimesterde sadece 1 olguda (% 1.5) komplikasyon (bulantı, kusma) görülmüştür. II. trimesterde 4 olguda (% 3.9) komplikasyon görülmüştür. Komplikasyon görülen olguların 2'sinde bulantı/kusma görülürken; 1'er olguda uterus rüptürü ve dekolman plasenta görülmüştür. III. trimesterde 8 olguda (% 11) komplikasyon görülmüştür. Komplikasyon görülen olguların 4'ünde bulantı ve kusma ; 2'sinde uterus rüptürü ve 2'sinde de hiperstimulasyon görülmüştür(Tablo 5). Komplikasyon varlığına göre trimesterler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.05). III. trimesterdeki olgularda komplikasyon görülme oranı (% 11); I. trimesterdeki (% 1.5) ve II. trimesterdeki (% 3.9) olgularda komplikasyon görülme oranlarından anlamlı düzeyde yüksektir
I. trimesterde hiçbir olguya başka bir yönteme gerek kalmadan misoprostole cevap alındı. II. trimesterde 7 olguda (% 6.8) misoprostole cevap alınamadığından vazgeçilerek rivanol uygulandı(Tablo 5). Başka yöntem varlığına göre trimesterlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.05). II. Trimesterdaki olgulara başka yöntem uygulanma oranı (% 6.8); I. Trimesterdaki (% 0) ve III. Trimesterdaki (% 1.4) olgulara başka yöntem uygulanma oranlarından anlamlı düzeyde yüksektir
I. trimesterdeki olguların 47'sine (% 71.2), II. trimesterdeki olguların 55'ine (% 53.4) ve III. trimesterdeki olguların 3'üne (% 4.1) ek cerrahi müdahale olarak küretaj uygulanmıştır (Tablo 5). Ek cerrahi varlığına göre trimesterler arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.01). III. trimesterdeki olgulara ek cerrahi uygulanma oranı (%4.1); I. trimesterdeki (% 71.2) ve
II. trimesterdeki (% 53.4) olgulara ek cerrahi uygulanma oranlarından anlamlı şekilde düşüktür. II. trimesterdeki olgulara ek cerrahi uygulanma oranı, I. trimesterdeki olgulara ek cerrahi uygulanma oranlarından anlamlı şekilde düşüktür.
I. trimesterdeki olguların tamamında başarı sağlanmıştır (Tablo 6).
II. trimesterdeki olguların % 90.3'ünde başarı sağlanmıştır. Ba şarı sağlanamayan 10 olgudaki başarısızlık nedenlerinin dağılımına bakıldığında; 7 olgudan (% 70) cevap alınamadığı, 1'er olguda (% 10) rudimenter corn gebeliği rüptürü ve HELLP Send+ARY geliştiği görülmektedir(Tablo 6).
III. trimesterdeki olguların % 84.9'unda başarı sağlanmıştır. Başarı sağlanamayan 11 olgudaki başarısızlık nedenlerinin dağılımına bakıldığında; 1 olgudan (% 11.1) cevap alınamadığı, 6 olguda (% 66.7) fetal distres ve 2 olguda (% 22.2) ilerlemeyen travay görülmüştür(Tablo 6).
I. trimesterdeki olguların % 56.1'inde missed abort, % 21.2'sinde IUMF, % 12.1'inde tıbbi tahliye, % 6.1'inde anomalili bebek anensefali ve % 4.5'inde fetal anomali saptanmıştır(Tablo 7).

II. trimesterdeki olguların % 62.1'inde IUMF, % 16.5'inde fetal anomali, % 4.9'unda tıbbi tahliye ve EMR, % 3.9'unda preeklampsi, % 2.9'unda anhidrannios, % 1.9'unda HELLP sendromu ve hidrops fetalis ve 1'er (% 1) olguda anomalili bebek (spida bifida) saptanmıştır(Tablo 7).
III. trimesterdeki olguların % 45.2'sinde IUMF, % 31.5'inde miad aşımı, % 9.6'sında EMR, % 8.2'sinde preeklampsi ve 1'er (% 1.4) olguda tıbbi tahliye, oligohidramnios, maternal renal yetmezlik ve anhidrannios saptanmıştır(Tablo 7).
Nullipar olgulara uygulanan doz sayısı, multipar olgulara uygulanan doz sayısından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p<0.05). Nullipar olgularda geçen zaman, Multipar olgularda geçen zamandan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p<0.05). (Tablo 9).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 09.01.10, 02:32
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

V-TARTIŞMA
Klinik uygulamada obstetrisyen preterm, term ve postterm gebeliklerde servikal olgunluğu beklemeden doğum yaptırmak zorunda kalabilir. Gebeliğin devam ettirilmesinden kaynaklanan risk ile gebeliğin sonlandırılmasından kaynaklanacak riskin karşılaştırılmasına obstetrik denge denilmektedir (67).
Obstetrisyen gebeliği sonlandırmaya karar vermisse karşısına üç seçenek çıkmaktadır. Birincisi riski göze alarak servikal olgunlaşmanın doğuma uygun hale gelmesini beklemek, ikincisi hastaya sezaryen ile doğum yaptırmak ve üçüncüsü servikal olgunluğu arttırmaya çalışarak doğum indüksiyonu yapmaktır. Kısa ve uzun dönemde anne ve fetüsün karşılaşacağı riskler göz önüne alınarak değerlendirme yapıldığında en mantıklısı üçüncüsüdür (67). Doğum indüksiyonunda intravenöz oksitosin kullanımı günümüzde en çok uygulanan yöntemdir (28).
Uygun olmayan serviks varlığında doğum indüksiyonu doğum süresini ve sezaryen ile doğuma gidişi artırmakta, serviksin uygun hale getirilmesi ile hem indüksiyon başlangıcından doğuma kadar geçen geçen süre kısalabilmekte, hem de sezaryen ihtiyacı azalabilmektedir (68). Prostaglandin E1 ucuz ve kolay saklanabilen bir ajan olmasına rağmen servikal olgunlaştırma amacıyla ruhsatlandırılmamış olması bu ajanın kullanımını sınırlamıştır. Yine de dünya genelinde düşük dozlardaki kullanımı devam etmektedir. Güncel literatürde prostoglandin E1 analoğu olan misoprostolün uygun olmayan serviks varlığında doğum indüksiyonu için kullanılabileceği bildirilmektedir (69,70). Ancak misoprostol için etkili ve güvenilir uygulama şeklinin ve dozunun ne olması gerektiği konusunda henüz fikir birliğine varılabilmiş değildir (70,71).
Retrospektif yöntemle yaptığımız çalışmamızda, Ocak 2001 - Ekim 2007 tarihleri arasındaki klinik kayıtları esas alınıp taranarak, Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde tıbbi nedenlerle gebeliğin sonlandırılması gereken ve intravaginal misoprostol ile gebeliği sonlandırılan olguların arşiv dosyalarındaki kayıtlar esas alınarak verilerine ulaşabildiğimiz 242 olgu değerlendirmeye alındı.Çalışmamızın amacı her üç trimesterde serviksi olgunlaştırma ve doğum eylemi indüksiyonunda sık kullanılan bir ajan olan Misoprostol (PGE 1 -Cytotec®) kullanımının etkinlik, güvenirlilik ve komplikasyonlar açısından gözden geçirmektir.
Ultrasonografi ile ölü fetus ve anomalilerin tanısının konulabilmesi kadın doğum hekimlerini birinci ve ikinci trimesterde gebelik sonlandırılmasıyla karşı karşıya getirmektedir. Birinci ve ikinci trimester gebelik sonlandırılmasında misoprostol kullanımı; non invazif, uygulanımı kolay, maliyeti düşük, çabuk sonuç veren ve güvenli uygulanması önem kazanmıştı r(72). Çalışmamızda birinci trimester 66 vakada misoprostol uygulanımı sonrasında % 100'de abort gerçekleşti. Abort sonrasında 47(%71) vakada küretaj uygulandı. Misoprostol ile yapılan çalışmalarda Carbonell ve ark. 9-12 hafatalık gebelerde %85, 12-15 haftalık gebelerde %80 komplet abortus oranları bildirmişlerdir (73,74). Çalışmamızda başarının yüksek olmasının incomplet ve komplet abortus ayırımı yapılmaksızın abortus gerçekleşen tüm vakaların başarılı olarak değerlendirilmesine bağlı olabilir.
İkinci trimester gebeliklerin sonlandırılmasında dilatasyon ve küretaj oldukça etkilidir. Ortaya çıkabilecek komplikasyonlar doğum hekiminin yeteneğine ve deneyimlerine bağlıdır. Prostoglandin analoglarının kullanımıyla gebeliğin medikal yoldan sonlandırılması non invazif alternatif bir yöntemdir. Çalışmamızda 15-28 hafta arasında olan 103 hastanın gebeliğinin sonlandırılması için misoprostol uygulandığı gözlendi. Bunlardan 93(%90.3) vakada misoprostol ile düşüğün gerçekleştiği tespit edildi. Bugallo ve ark. 22 haftaya kadar olan gebelerde %89 komplet abortus oranları bildirmişlerdir. (75) Özdemir ve ark. 123 olgu üzerinde yaptıkları ikinci trimestır gebeliklerin sonlandırılmasında misoprostol kullanımında %91 başarı gerçekleştiğini bildirmişlerdir(76).
İkinci trimester medikal düşüklerden sonra rest plasenta veya inkomplet abortus önemli problem olarak karşımıza çıkmakta ve cerrahi müdahale gerektirmektedir. Misoprostolün bu amaçla kullanıldığı ilk çalışmalarda %80 ve daha fazla olguya küretaj yapılmak zorunda kalındığı bildirilmiştir. (77, 78) Daha sonraki çalışmalarda bu oranın %5 ve daha altına düştüğü bildirilmiştir.(79,80) Çalışmamızda medikal tedavi ile gebeliği sonlanrılan ikinci trimesterdeki vakalardan 55 (%53.4)'ne abort sonrasında küretaj işlemi uygulandı.Çalışmamızda misoprostol sonrası küretaj uygulanımının yüksek olmasının abort sonrasında kanamanın sınırlanması ve rest plasenta açısından kontrol etmek amacıyla küretaj uygulanmasından kaynaklandığını düşündürmektedir.
Mevcut çalışmada 3.trimester gebelerde intravaginal yoldan dört saatte bir 50 microgram uygulanan misoprostol ile %84.9 başarı ve indüksiyon başlangıcından doğuma kadar geçen süre 12.7 saat bulundu. Aynı doz uygulamalarda Chuck ve Huffager bu süreyi 11.4 saat bulurken , Campos ve ark. 9.2 saat, Özden ve ark. 8.7 saat, Kumru ve ark. ise 7.3 saat olarak bulmuşlardır(81-84). Sonuçlarımız yukarıda bahsedilen araştırıcıların sonuçlarına benzer olup kullanılan dozun ve uygulama yolunun etkin olduğu düşündürmektedir. Dört saatlik vaginal uygulamalar ile stabil plazma ilaç konsantrasyonları elde edilebildiği için , dört saate bir doz intervallerinin uygun olduğu , daha sık aralıklarla uygulamaların artmış hiperstimulasyon riski ile birlikte olduğu bildirilmektedir.(69,85,86) .Bizim sonuçlarımız da bu uygulama protokolünün etkili olduğunun düşündürmektedir.
Çalışmamızda üçüncü trimester gebelerin 27'sinde(%36.98) tek doz misoprostol uygulamasından sonra doğum gerçekleşmiştir. Sanches-Ramos ve ark. intravaginal misoprostol uygulamalarının toplandığı ve karşılaştrıldığı sistematik derlemelerinde 50 microgram tek doz sonrası doğumun %39 hastada gerçekleştiğini rapor etmişlerdir(70). Özden ve ark. sadece erken membran rüptürlü olgular üzerinde gerçekleştirdikleri çalışmalarında gebelerin %71'de tek doz ile etkili kontraksiyonların ve doğumun oluştuğunu bildirmişlerdir(83). Kumru ve ark. intravaginal 50 microgram tek doz sonrası doğumun %35 hastada gerçekleştiğini rapor etmişlerdir(84). indüksiyon endikasyonlarının, membran rüptüre olup olmamasının ve paritenin misoprostol ile elde edilen sonuçları etkilemesi nedeniyle biz de farklı sonuçların yukarıdaki nedenlerden olabileceğini düşünmekteyiz(70,87).
Çalışmamızda miad canlı gebeliklerde misoprostol uygulanımı sonrası sezaryen oranı %15.1 olarak bulunmuştur. Misoprostol ile servikal olgunlaşmanın amaçlandığı çalışmalarda sezaryen oranı aynı doz uygulamalarda Özden ve ark. %9.7,
Shetty ve ark. %22.8 ve Ferguson ve ark. % 39 olarak bildirmişlerdir(83,87,88). Bizim çalışmamızdaki % 15.1'lik sezaryen oranı literatürdeki çalışmaların sonuçlarına benzemekle birlikte genel populasyondaki sezaryen sıklığından düşük görünmektedir. Miad canlı gebelerde geçirilmiş myomektomi, uteroplasti ve eski sezaryen gibi tanıları olan gebelere misoprostol uygulanmaması çalışmadaki sezaryen sıklığının düşük olmasına yol açtığını düşündürmektedir.
Ateş, bulantı, kusma ve ishal misoprostol uygulanmasına bağlı oluşabilecek yan etkilerdir. Shetty ve ark. vaginal misoprostol uygulamalarında %27.8 hastada bulantı ve kusma gördüklerini rapor etmişlerdir(87). Çalışmamızdaki 7(%2.89) vakadaki bulantı ve kusmanın misoprostole bağlı olduğunu düşündürmektedir. İndüksiyon yapılmamış normal travay takibinde de bulantı ve kusma görülmesinden dolayı bazı vakalardaki bulantı ve kusmaların misoprostole bağlanmamasından dolayı çalışmamızda az vakada saptanmış olabilir.
Çalışmamızda canlı miad gebelerde fetal distres tanısıyla sezaryen ile doğurtulanlar da dahil olmak üzere 5. Dakika APGAR skoru ortalama 8.5olarak bulundu, 7'nin altında olan bir bebek vardı.
Misoprostol ile gebeliği sonlandırılan üç vakada uterus rüptürü tespit edildi. Bunlardan ilk ikisi 30 ve 37 haftalık intrauterin mort fetus tanıları ile yatırılan ve her ikside bir defa sezeryan ile doğum yapmış vakalardı. Her iki vakadada uterus alt segmentinin rüptüre olduğu gözlendi. Üçüncü vaka ise 17 haftalık intrauterin mort fetus tanısı ile yatırılarak misoprostol uygulanan, akut batın tablosu gelişmesi üzerine ultrasonografik olarak kontrol edildiğinde fetusun intrauterin gözlenmemesi ve batında serbest sıvı izlenmesi üzerine laparatomiye karar verilen hastanın laparatomisinde gebeliğin rudimenter uterin horna yerleştiği ve rüptüre olduğu izlenerek rudimenter horn eksize edilen vakamızdı. . Samuels ve Awonuga bicornuat uterus olarak takip edilen 18 haftalık anhidramniyozlu hastaya misoprostol uygulanımı sonrasında uterin rüptür gelişmesi üzerine yaptıkları laparatomide bağlantısız rudimenter hornun rüptüre olduğunu gözlemişler ve uterin anomali şüphesinde misoprostol uygulanacaksa iyi bir ultrason yapılmasını ayrıca uterin anomali varsa MR önermiştir (89). Dickinson, gebelikleri 14-28 hafta arasında değişen 720 ikinci trimester vakada misoprostol ile gebeliği sonlandırılan hastalardan 78'nin daha önce bir, 19'nun iki ve 4 'nün üç sezaryen geçirdiği seride rüptür vakası tespit etmediğini ifade etmektedir ve daha önce uterus alt segmet insizyon sezaryen olan hastalarda misoprostol kullanılabileciğini ifade etmektedir (90).
Sonuç olarak; bulgularımız, olgu sayısının sınırlı olmasıyla birlikte gebelik sonlandırılması ve doğum indüksiyonu amacıyla vaginal yoldan 50 microgram misoprostolun 4 saatlik aralıklarla uygulanmasının, gebelik sonlandırılmasının gerekli olduğu ve serviksin indüksiyon için uygun olmadığı gebelerde etkili olduğunu ve neonatal sonuçları olumsuz etkilemediğini düşündürmektedir. Daha geniş ve farklı endikasyonlu populasyonlarda kullanımının, ilacın etkinliği ve güvenliği konusunda daha aydınlatıcı bilgiler verebileceğini düşünmekteyiz.

V. ÖZET
GİRİŞ -AMAÇ: Çalışmamızın amacı her üç trimesterde gebelik sonlandırmak amacıyla serviksi olgunlaştırma ve doğum eylemi indüksiyonunda sık kullanılan ajanlardan olan Misoprostol (PGE1-Cytotec®) kullanımını; etkinlik, güvenirlilik ve komplikasyonlar açısından araştırmaktır.

GEREÇ VE YÖNTEMLER: Retrospektif yöntemle yaptığımız çalışmamızda, Ocak 2001 - Ekim 2007 tarihleri arasındaki klinik kayıtları esas alınıp taranarak, Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde tıbbi nedenlerle gebeliğin sonlandırılması gereken olguların arşiv dosyalarındaki kayıtlar esas alınarak verilerine ulaşabildiğimiz 242 olgu değerlendirmeye alındı.

BULGULAR: Çalışmada dört saat ara ile 50 mikrogram misoprostol uygulanan hastalardan birinci trimester 66 vakada % 100'de abort gerçekleştiği , ikinci trimester 103 hastanın %90.3'de düşüğün gerçekleştiği ve üçüncü trimester 73 vakada %84.9 vaginal doğum gerçekleştiği tespit edildi.
SONUÇ: Vaginal yoldan 50 microgram misoprostolun 4 saatlik aralıklarla uygulanmasının, gebelik sonlandırılmasının gerekli olduğu ve serviksin indüksiyon için uygun olmadığı gebelerde etkili olduğunu ve neonatal sonuçları olumsuz etkilemediğini düşündürmektedir. Daha geniş ve farklı endikasyonlu populasyonlarda kullanımının, ilacın etkinliği ve güvenliği konusunda daha aydınlatıcı bilgiler verebileceğini düşünmekteyiz

Dr. MAHMUT KARAKIŞ
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf mahmut_karakis.pdf (457,2 KB (Kilobyte), 40x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
gebelik, misoprostol, sonlandırılmasında, uygulanması

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:39 .