Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Tıp Fakültesi > Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

Tıp Fakültesi hakkinda Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]I. GİRİŞ Obstetriğin en önemli amaçlarından biri doğum eylemi sırasında annenin maruz kaldığı travmayı en aza indirerek, gebeliğin sağlıklı bir bebeğin doğumu ile sonlanmasını sağlamaktır. Kadınların çoğunda doğum spontan başlar

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.01.10, 02:19
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

[coverattach=1]I. GİRİŞ
Obstetriğin en önemli amaçlarından biri doğum eylemi sırasında annenin maruz kaldığı travmayı en aza indirerek, gebeliğin sağlıklı bir bebeğin doğumu ile sonlanmasını sağlamaktır. Kadınların çoğunda doğum spontan başlar ve zamanında veya terme yakın vajinal doğum gerçekleşir. Fakat gebeliğin, herhangi bir zamanda maternal veya fetal bazı sebeplerden dolayı sonlandırılması gerekebilir.
Spontan doğum eylemi beklenmeden herhangi bir mekanik işlem ile yada farmokolojik ajanlar yardımı ile uterus kasılmalarının uyarılmasına doğum indüksiyonu denmektedir. Gebelikteki medikal veya obstetrik komplikasyonlar servikal olgunlaşma ve doğum indüksiyonunu gerektirebilir. Term gebeliklerde doğum normal olarak başlamamışsa ve sezaryen endikasyonu taşımıyorsa serviksi olgunlaştırmak gerekmektedir. Bu amaçla birçok yöntem denenmiştir.
Günümüzde Prostaglandin türevi ilaçlar, serviks olgunluğunu sağlama ve doğum eylemi indüksiyonunda sıklıkla kullanılmaktadırlar. Çalışmamızın amacı gebeliğin sonlandırılması gereken hallerde serviksi olgunlaştırma ve doğum eylemi indüksiyonunda sık kullanılan ajanlardan Misoprostol (PGE1-Cytotec®) kullanımını; etkinlik, güvenirlilik ve komplikasyonlar açısından araştırmaktır.

II. GENEL BİLGİLER DOĞUM İNDÜKSİYONUNUN TARİHİ:
Doğum indüksiyonunda mekanik ve kimyasal olmak üzere iki ana metod kullanılmıştır. Mekanik yöntemler arasında dikkati çekenlerden biri, Hippocrates 'in doğum eylemini başlatma ve uterin kontraksiyonlara öncülük ettiğini saptadığı meme ucu stimülasyonu günümüzde halen kullanılmaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında en çok kullanılan yöntem, dijital dilatasyondur. Serviksin mekanik dilatasyonunu sağlayan balon ya da poşetler kullanılmaya başlanmıştır. Bu balonlar söndürülüp servikse yerleştirildikten sonra arkasında su ile şişirilip servikal açıklık sağlanmıştır (1).
Yirminci yüzyılın başlarında ergot, kinin ve hipofiz özütleri doğum indüksiyonu için primer medikasyonlar haline geldiler. Ergot yüksek fetal mortalite nedeniyle terk edilip yerini kinine bıraktı. Aynı dönemlerde Wiliam, Blair ve Bell hipofiz ekstresi kullanmaya başladı ve adı da infindibulin olarak konuldu. Daha sonra 1948 yılında John Hopkins Tıp Fakültesi profesörleri hipofizer hormon konsantrelerini elde ettiler ve oksitosin doğum indüksiyonunda kullanılmaya başlanmış oldu (1,2). Du Vigneaud 1953 yılında nörohipofizden saf oksitosini izole etti ve oksitosinin moleküler yapısını açıkladı. Vigneaud, 1955 yılında bu çalışmalarından dolayı kimya dalında Nobel ödülünü kazandı. Upjohn Farmakoloji'deki kimyagerler ve Harvard'dan Elias J. Corey ile arkadaşları 1969'da prostaglandinleri sentezleyebilmişlerdir ve doğum indüksiyonunda prostaglandin kullanımını başlatmışlardır. Günümüzde halen doğum indüksiyonunda etkili ve güvenilir metodlar için araştırmalar devam etmektedir. (1,2)

Dr. MAHMUT KARAKIŞ
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg 1.jpg (56,3 KB (Kilobyte), 40x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09.01.10, 02:19
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

SERVİKAL ANATOMİ VE HİSTOLOJİ:
Normal bir gebelik sürecinde serviks sert ve kapalı şeklini muhafaza eder. Doğumdan birkaç hafta önce servikste birtakım biyokimyasal olaylar kompleksi ve biyomekanik değişiklikler meydana gelir. Bu olaylar neticesinde klinik olarak servikste yumuşama, silinme ve açılma görülür. Bu sürece servikal olgunlaşma denir. Bu sürecin zamanında gerçekleşmesi sağlıklı doğum için esastır. Zamanından önce ortaya çıkan olgunlaşma preterm doğumla sonuçlanırken, termde sert bir serviks disfonksiyonel travaya neden olur. (3).

Anatomi:
Uterus biribirine eşit olmayan iki ana kısımdan oluşur: üçgeni andıran üst kısmı korpus, alt silindirik veya iğ şeklinde vaginaya doğru giren kısım serviks olarak adlandırılır. Önde, serviksin üst sınırı yani internal os, yaklaşık olarak peritonun mesane üzerine uzandığı seviyede yer alır. Serviks vaginaya uzanarak, vaginal ve supravaginal olmak üzere iki kısma ayrılır. Arka yüzündeki supra vaginal kısım periton ile kaplıdır. Yanda, kardinal ligamanlarla ilişkilidir. Önde ise üstündeki mesaneden gevşek bir bağ dokusu aracılığı ile ayrılmıştır. Eksternal os, serviksin vaginal kısmı, portio vaginalisin alt ucunda yer alır. (4).

Histoloji:
Serviksin stroması predominant olarak ekstraselüler bağ doku matriksinden oluşmuştur. Tip I, III ve az miktarda tip IV kollagen içerir. (5) Su, glikozaminoglikanlar ve proteoglikanlar, özellikle dermatan sülfat, hyaluronik asit ve heparan sülfat, servikal matriksin önemli komponentleridir. (6) Fetal fibronektinden daha farklı bir fibronektinde stromada yer alır. Elastik liflerin fonksiyonel proteini olan elastin servikste fizyolojik miktarlarda bulunur. Elastik lifler, kollagen lif demetleri arasında internal os'tan eksternal os'a uzanan hatta paralel seyreder. Bunlar diğer dokulardaki elastik liflere göre çok daha incedir. İnternal os seviyesinde elastin/kollajen oranı en yüksektir. En fazla düz kasa hemen internal os altındaki bölgede rastlanır ve bunun miktarı eksternal osa doğru azalarak kaybolur. (7)

SERVİKAL OLGUNLUĞUN FİZYOLOJİSİ:
Servikal olgunluğun oluşma süreci, oldukça komplekstir ve zamanlanmış birbirini izleyen biyokimyasal olayları içerir. Ekstraselüler komponent ve ekstraselüler matriks arasındaki etkileşim, servikal stromanın nötrofil ve makrofaj gibi inflamatuar hücreler tarafından infiltrasyonu sırasıyla gerçekleşir. Serviksin yenilenmesi, gebeliği terme getiren kompleks olayı sağlar. Daha sonra doğumu kolaylaştırnak için servikal dilatasyonun olduğu servikal yıkıcı olaylara izin verir. Doğumdan sonra başarılı bir gebelik siklusunun tekrarlanması için servikal düzelme olur. Bu kompleks değişikliklerin uygunsuz tamamlanması, preterm doğum, doğumun gecikmesi veya doğum başladığında spontan vajinal doğumun yapılamaması ile sonuçlanabilir (8 , 9).
İnsan gebeliği ve doğumun kontrolünü gerçekten anlayamamamızın nedeninin bir kısmı, uterin serviksin izlemesi gereken uygun değişiklikleri etkileyen olaylar hakkında yetersiz bilgimizdir. İnsanlarda servikal doku çalışması birçok nedenden dolayı güç olduğu için hayvan modelleri üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Gebelik endokrinolojisi ve doğum eylemi ile ilgili benzerlikler kurulmasına rağmen servikal değişikliklerdeki benzerlik çok açık değildir. İnsanlarda sezaryen histerektomi çalışmaları ile yeni bilgiler edinilmiştir( 8,9).
Gebe olmayan bir servikste, kollajen, serviksin kuru ağırlığının %80'ini içerir. İnterstisyel kollajen lifler sıkıdır ve kolayca gerilmez. Kollajenin gerilme direncini, liflerin belirli bir kritik uzunluğu geçmemesi ve kollajen lifler ve diğer matriks proteinleri arasında güçlü kimyasal bağlar sağlar(10). Gebelikte ise kollajen içerik azalır; termde serviksin kuru ağırlığının sadece %35'i kollajendir. Ayrıca asetik asit ve pektin, gebe olmayanlarda %18 iken bu, termde %79, doğumdan hemen sonra ise %89'dur. Bu durum, kollajeni parçalayan ekstraselüler enzimler olan kollajenaz ve lökosit elastazın artmasıyla ilgilidir(11-13). Doğum, serviksin dilatasyon süresi, servikal kollajen konsantrasyonu ile ters ve kollajenin parçalanma hızı ile doğru orantılıdır( 14).
Serviksteki elastik lifler, serviksin şeklini ve kapalı kalmasını sürdürmeye yardımcıdır. Elastin, gebeliğin sürdürülmesinde önemlidir. İnkompetan serviksli kadınlarda elastinin azalması ile bir çeşit prematür servikal olgunluk ve açılma gösterilmiştir. Fakat bu normal servikal olgunluğa özdeş değildir(13).
Gebelik dışında serviks, kabloya benzer yapıda kollajen liflerinden oluşur ve fibril demetleri şeklindedir. Proteoglikanlar, kollajen lifleri ile birlikte hareket eden filamentleri oluşturur. Aynı zamanda bir basınç uygulandığı zaman kollajen liflerin birbiri üzerinde kaymasını sağlayan kayganlaştırıcı etkisi vardır. Gebelikte; kollajen lifler yeni bir düzenleme ile serviksin yumuşamasını ve esnemesini sağlar. Bu değişiklik iki yolla olur. Birincisi hyalüronik asit konsantrasyonunun ve su tutulumunun artması iken ikincisi dermatan sülfata bağlı hyalüronik asitte artış olmasıdır(15).
Gebeliğin son dönemlerinde serviksin su içeriği artar. Serviks nötrofiller, makrofajlar, mast hücreleri ve interlökin 1 B ve interlökin 8 gibi inflamatuar sitokinler salabilen hücreler tarafından invaze edilir. Bu sitokinler metalloproteinaz üretimini uyarır. Metalloproteinazlar kollagen demetlerinin ayrılmasına, kollagen yıkımına ve kollagen miktarının azalmasına neden olur.Aynı zamanda fibroblast aktivitesinde de değişiklikler olur. Glikozaminoglikanlar özellikle hyalüronik asit üretimi artar, kollagen salınımı azalır(9, 16).
Seks steroid hormonları servikal yumuşamanın kontrolünde önemlidir. Progesteron reseptör antagonistlerinin servikal yumuşamayı uyarıcı etkisi, prostoglandin sentez inhibitörleri tarafindan bloke edilmez. Bunun yanında östogen, kollagen yıkımını in vitro uyarır ve bu progesteron tarafından bloke edilir. Plasental sülfataz eksikliği ve buna bağlı dolaşımdaki estradiol seviyesi düşük olan bayanlarda termde servikal yumuşama görülmez(16).
Prostaglandinlerin uterotonik ajan olarak reseptör sonrası etki mekanizması hakkındaki bilgiler hala tam değildir. Oksitosine benzer şekilde intraselüler kalsiyum konsantrasyonunu arttırırlar fakat mekanizma açık değildir. İnsan myometrium hücrelerinde fizyolojik konsantrasyonlarda prostoglandin E ve F' nin fosfolipaz C üzerine etkisi yoktur. Muhtemelen bu bileşikler voltaj sensitif kalsiyum kanalları üzerine doğrudan etki eder ve hemen ekstraselüler kalsiyum değişimine sebep olur(16).
Prostaglandin E2, servikste kollagen konsantrasyonun azalmasına neden olur. Bu dolaylı bir etki olabilir. Çünkü kollagenaz aktivitesini arttırması net olarak gösterilememiştir. Prostaglandinler, fibroblast aktivitesini değiştirerek ve ekstraselüler matriksin biofizik ve biokimyasal özelliklerini kontrol ederek serviks üzerine etki eder. Prostaglandinlerin servikal fibroblastlar tarafından hyalüronik asit üretimini arttırabilme özellikleri de vardır. Hidrasyonu arttırarak ve glikozaminoglikan ve proteoglikan içeriğini değiştirerek buna sebep olur. Prostagladinler, servikal stromaya lökosit ve makrofaj infiltrasyonu sağlayarak kemotaktik ajan gibi de etki ederler. Bu inflamatuar hücreler yumuşama ile ilgili ekstraselüler matriksteki değişikliklere neden olan özel yıkıcı enzimlerin kaynağı olacaklardır(16).
Geç gebelikte kas lifleri, fibroblastlar, kollajen ve elastik lifler birbirine paralel belirli bir yönde seyreder. Bu yapısal yeni düzenleme kollajene polarize bir güç sağlar. Travay başlamadan önce alt uterin segment 4 cm genişliktedir ve prezante olan fetal kısmın en geniş bölümüne uyum gösterir. Angajmandan sonra bu bölümdeki basınç amniotik kavitedeki basınçtan 3-4 kat fazladır. Olgun bir serviks direncini aşmak için 20-30 mmHg basınç gereklidir( 17).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09.01.10, 02:20
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

İNSANLARDA DOĞUM EYLEMİNİN BAŞLAMASI:TRAVAY MODELİ
İmplantasyondan önce zigot-blastokist-embryo-fetus ile anne arasında biyomoleküler iletişim sistemi vardır. Bu sistem tüm gebelik boyunca işlemekte hatta doğumdan sonra da işlemeye devam etmektedir. Fetomaternal iletişim sisteminin iki önemli kolu vardır: (a) Plasental kol: beslenme, endokrin ve immunolojik komponentleri içerir; (b) Parakrin kol: Gebeliğin devamı, immunolojik olarak kabulü, amniotik sıvı volümü dengesi, fetusun fizik olarak korunması ve doğum olayının başlaması konularını içerir. Parakrin kol içerisine amnion, korion ve desidua gibi fetal ve maternal zarlar ve bunlar arasındaki ilişkiler dahildir. Amnion sıvısı fetal atıklardan (idrar) ve salgılardan (akciğer ve deri) zengindir ve anne ve fetus arasında direkt bir iletişim sistemi oluşturur. Bu iletişim sistemi sayesinde fetusun kendi doğumunu kendisinin başlattığına inanılır. Fetusun matür hale gelen bazı organlarından (böbrekler, akciğerler) salınan sinyaller doğumun zamanlamasında etkili olmaktadırlar. Fakat günümüzde henüz böyle bir sinyalin varlığı insanlarda gösterilememiştir(4).
Doğumu başlatan mekanizmalarla ilgili, çeşitli kuramlar vardır. Birçok kurama göre gebe, bebek ve plasenta, gebeliğin devamı için gereklidir. Bunlardan birinin kaybı doğumu başlatabilir(4).
Oksitosin, hipotalamusta sentezi yapılan ve hipofiz arka lobundaki akson terminallerine taşınan bir oktapeptitdir. Gebelik ve kendiliğinden başlayan doğum eyleminde, gebeye ait plazma yoğunlukları arasında büyük farklar vardır. Araştırmacıların çoğu, gebelik boyunca gebe kanında oksitosin düzeylerinin giderek yükseldiğini ve doğum eylemin 2.döneminde maksimuma ulaştığını bildirmektedirler. Oksitosin aynı zamanda amnion, koryon ve özellikle desiduada da sentezlenmektedir (4).
İnsan uterusunda myometrial ve desidual olmak üzere iki tür oksitosin reseptörü vardır. Bu reseptörler oksitosini hızlı olarak bağlar ve gebelik haftası ilerledikçe, sayıları da giderek artar. Erken başlayan doğum eyleminde en yüksek sayısına ulaşan myometrial oksitosin reseptörlerinin, uterus kontraksiyonlarının başlamasında etken olduğu sanılmaktadır. Myometriumdaki bu reseptörler gebelik boyunca 80 kat artar ve eylem sırasında bu sayı ikiye katlanır. Desidual oksitosin reseptorleri ise doğum eylemi boyunca artmakta ve doğumda en yüksek değerine ulaşmaktadırlar. Bu reseptörler ile bağlanan oksitosin olasılıkla prostaglandin F2a yapımını uyarmaktadır. Bu da etkili doğum eylemini oluşturmada en önemli basamaktır(18,19).
Doğum eyleminin kendiliğinden başlaması için gebe ya da bebek kaynaklı oksitosinin ne derecede gerekli olduğu tartışılmaktadır. Çeşitli gebe hayvanlara yapılan hipofizektominin, doğum eyleminin kendiliğinden başlamasını etkilemediği görülmüştür(4). Gebe oksitosin düzeylerinin artmasının eylemi başlattığına dair net bir kanıt yoktur. Oksitosin antikorları kullanılarak yapılan çalışmada eylem öncesinde ve sırasında oksitosin düzeylerinde 2. döneme kadar hiçbir artış saptanamamıştır. Doğum eylemindeki kadınların idrarında oksitosin düzeyleri yükselmemektedir. Diğer taraftan, yenidoğanların umblikal kordon kanında yüksek oksitosin düzeyleri saptanmış olup, bebek hipofizinden salgılanan oksitosinin doğum eyleminde rol oynadığını düşündürmektedir. Bebek kaynaklı oksitosin plesantadan geçmekte ve myometriumu uyarabilmektedir( 4,20,21).
Östrojen ve progesteronun gebeliğin sürdürülmesinde etkileri vardır. Özellikle progesteron, embriyonun implantasyonu ve gebeliğin devamı için esastır. İnsan korionu ve desiduası doğum süresince başta östron sülfat ve dihidroepiandrosteron sülfat olmak üzere, östrojen üretir. Bebek zarları 17-20 hidroksisteroid dehidrogenaz enzimini içerir. Bu enzim 20a dihidroksiprogesteronu progesterona, östron'uda östradiol'a çevirdiğinden, östrojen/progesteron oranında büyük rol oynamaktadır. Östrojen uterusun büyümesini ve kontraktil protein ve enzimlerin sentezini uyarır. Doğum eylemi öncesinde östrojenin ani olarak arttığına dair kesin kanıt yoktur. Gebe kanında östrojen 34-36 haftalarda yükselmeye başlar(18,19,22,23).
Progesteron, myometrial hücrelerin dinlenme potansiyelini artırarak kontraksiyonların oluşmasını ve ilerlemesini baskılar. Doğum öncesi düzeylerinde herhangi bir değişiklik saptanmamıştır. Yine de progesteronun gebelik süresinin kontrolünde ve eylemin zamanında başlamasında dolaylı da olsa önemli bir rolü vardır. Ayrıca, zamanında ve normal bir eylem başlangıcı için bebeğin fonksiyonel olan hipotalamus, hipofiz ve adrenal glandının yanısıra işlevsel bir plasentanın valığı da gerekmektedir.(4,18,19).
İnsanda, koyunlarda olduğu gibi, eylemin başlamasından önce bebek kan kortizol konsantrasyonunda kesin bir artış ve progesteron düzeyinde azalmaya ait herhangi bir bulgu saptanmamıştır. Bebeğe ya da amniotik sıvıya glukokortikosteroid ya da ACTH infüzyonunun, koyunda prematür doğuma neden olmasına karşın, insanda bunun böyle olmadığı bilinmektedir. Diğer taraftan Konjenital Adrenal Hiperplazi gibi bebekte kortizol yapımının olmadığı olgularda eylem, termde vaktinde başlamamaktadır. Anensefali olgularında östrojen üretiminin azalması doğumun zamanında başlamamasının bir başka nedeni olabilir. Tüm bunlara dayanarak bebeğin adrenal bezinin doğumun vaktinde başlamasında rolü olduğu düşünülmektedir( 4,20,23).
Bazı çalışmalar, myometrial kasılmaları, prostaglandinlerin başlattığını göstermiştir. Prostaglandin E2 ve F2a gebeliğin her döneminde servikal olgunlaşmayı sağlamakta ve uterus kasılmalarına neden olmaktadırlar. Prostaglandin inhibitorleri ise preterm eylemde ağrıları baskılayabilmektedirler. Eylemde amnios sıvısında araşidonik asit ve prostaglandin düzeylerindeki artışın yanısıra gebe plazma prostaglandinlerinde de artış olmaktadır(18,24,25).
Prostaglandin E2, amnion ve koryon zarlarında yapılan ana prostaglandindir. Desidua'da ise hem prostaglandin E2, hem de prostaglandin F2a sentezlenir. PGE2'nin zarlardan desidua'ya ve myometriuma geçtiğini gösteren bulgular vardır. Bununla beraber uterus kasılmalarının öncelikle desidual ve myometrial prostaglandinlerce tetiklendiği tartı şılmaktadır(18).
15-Hidroksi prostaglandin dehidrogenaz aktivitesi, amnion zarında yoktur. Bu yüzden PGE2, amnionda daha ileri metabolize edilemez. Koryon ve desidua'da ise bu enzim bulunduğundan PGE2 inaktive edilebilir. Korioamnion ve uterus desidua'sında, fosfolipaz A2 var olduğundan desidua, amnion ve korion yaprağındaki fosfatidil etanolamin ve fosfatidilinositol hidrolize olarak prostaglandinlerin sentezini başlatabilir. Tüm bu bulgular zarların eylem sırasında araşidonik asit temini ve prostaglandin biyosentezinde kendine özgü bir rolleri olduğunu göstermektedir(4,18).
Prostaglandinlerin, uterus üzerinde oksitosin etkisinin başlatılmasında önemli rolleri vardır. Prostaglandin ve oksitosin, myometrial hücrelerde kalsiyum bağlanmasını önleyerek hücre içi kalsiyum düzeyini yükseltir ve kasılmaları aktive
ederler(21).
İnfeksiyon ile doğumun (özellikle preterm) başlaması arasındaki ilişki, membranlar ve desiduadaki araşidonik asidin bakteriel ortam tarafından (interlokin gibi faktorler ile) Prostaglandin E2'ye dönüştürülmesine bağlanabilir. Desidual PGF2a üretimi, bradikinin, epidermal büyüme faktörü ve interlokin-I-a tarafından arttırılır. Aktivin ise, amnion hücrelerinden PGE2 salınımını uyarır. Doğum olayında prostaglandin reseptör yoğunluğu ve afinitesinin değişmemesine karşın, uterustaki prostaglandin üretiminde artış söz konusudur(18).
Uterus düz kas hücreleri, kollajen liflerden yapılmış, ekstrasellüler matriks içinde dağılmışlardır. Bunlar intramusküler tendonlar şeklinde görev yaparlar. Hücreler "Gap Junction" adı verilen birleşim noktaları ile birbiri ile bağlantılıdır. "Gap junctionlar" plazma membranlarında yerleşmiş protein çöküntülerinden meydana gelmiştir. Bu bağlantı arasında iki hücre sitoplazmaları arasında delikler vardır. Bu delik "konneksin" adı verilen altı proteinden oluşan silindirik bir kanaldır. Maddeler ve elektrik (iyon) akımları bu yoldan hücre dışına kayıp vermeden geçiş yaparlar. Bağlantı aralıkları, myometrial hücreler arasında elektrik akımının arttırılması ve etkinliğin eş güdümünü sağlar. "Gap Junction"lar düz kasta akımın ilerlediği düşük dirençli yollardır. Doğum eyleminden hemen önce ve sırasında, sayı ve büyüklükleri artar. "Junction"lar doğumdan sonraki 24 saat içersinde kaybolmaya başlarlar. Progesteronun junction oluşumunu engellediği, östrojenin ise arttırdığı konusunda kanıtlar vardır. PGE2 ve PGF2a junction oluşumunu artırırken, prostasiklin inhibe etmektedir. Oksitosinin junction formasyonunu arttırıcı etki göstermemesi ilginçtir(20,26).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09.01.10, 02:21
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

UTERUS KONTRAKTİLİTESİNİN MEKANİZMASI
Myometriyumun oksitosine cevabı gebelik boyunca yavaş olarak artarken doğum başlangıcında hızlı bir artış gösterir. Endojen veya ekzojen oksitosinin myometriyal dokuya etkisi reseptör sayısı ile doğru orantılıdır. Oksitosinin bu reseptörlere bağlanması doza bağlı olarak hücre dışına kalsiyum atılımını durdurur ve hücre dışından ve sarkoplazmik retikulumdan kalsiyum geçişine neden olur. Oksitosinin desiduadaki reseptörlerine bağlanması sonucunda desidual dokuda prostaglandin yapımını uyardığı, bu prostglandinlerin uterus kontraksiyonlarının uyarılmasında tetikleyici rol oynadığı tahmin edilmektedir (27,28).
Myometriyal hücrelerin kontraksiyonunda en önemli faktör serbest kalsiyum konsantrasyonunun artışı ve hücre fonksiyonlarının önemli bir mediatörü olan siklik AMP (cAMP)'nin azalmasıdır. İstirahat anında kalsiyum kanalları yolu ile dışarı atıldığı ve hücre içinde iyi gelişmiş olan sarkoplazmik retikulumlarda depolandığı için serbest kalsiyum miktarı azdır. Prostaglandinlerin myometriyal hücrelerdeki reseptörlerine bağlanması sonucunda başlayan bir dizi enzimatik reaksiyonun hücre sitoplazmasında serbest kalsiyum artışı ile sonuçlandığı bilinmektedir. Hücre sitoplazmasında serbest kalsiyum artışına bağlı olarak aktive olan enzimler sonuç olarak miyozin molekülünün fosforilasyonunu sağlarlar. Fosforilasyona uğrayan miyozin aktin ile birleşerek kontraksiyonu gerçekleştirirler. Kontraksiyonun durdurulmasında kalsiyumun hücre dışına atılması ve sarkoplazmik retikulum içinde depolanması etkili olmaktadır. Sitoplazmada cAMP artışı sonucunda gelişen bir dizi enzimatik reaksiyon sonucunda hücre içinden kalsiyumun dışarı atılması, kalsiyumun sarkoplazmik retikulum içinde depolanması ve myozinin fosforilasyonunu sağlayan enzimin bloke edilmesi sonucunda kontraksiyon durmaktadır (27,28).
SERVİKAL OLGUNLAŞTIRMA ve DOĞUM İNDÜKSİYONU ENDİKASYONLARI:
Servikal olgunlaşmanın endike olduğu durumlar şunlardır:
1. Abortuslar: Missed abortus, elektif abortus ve medikal abortuslar
2. Trofoblastik hastalıklar
3. Konjenital anomaliler
4. İntrauterin fetüs ölümü
5. Yüksek riskli gebelikler: Preeklampsi, eklampsi, intrauterin gelişme geriliği, postterm gebelikler, Rh uyuşmazlığı, diabetes mellitus, hipertansiyon
6. Teşhis amacıyla yapılacak intrauterin müdahalelerde: Probe küretaj, histeroskopi.
Gebeliğin sonlandırılması anne ve fetüs lehine olacaksa indüksiyon endikasyonu vardır. Ne hastanın ne de doktorun rahatı için elektif indüksiyon kavramı American College of Obstetricians and Gynecologists tarafından önerilmez. Bu uygulama özellikle nulliparlarda sezaryen doğum oranının artması ile ilişkilidir (29).
Doğumun başlangıcından önce oluşan serviksteki klinik değişim servikal olgunlaşma olarak kabul edilir. Bu işlem fiziksel olarak araştırılabilen yumuşama, kısalma ve dilatasyonu içerir. Doğumun başlangıcı ile ilgili olarak olgunlaşma işleminin ne zaman başladığı bilinmez. Oniki saat gibi kısa, 6-8 hafta kadar uzun olabilir. Vajinal doğum veya müdahale öncesi serviks olgunlaşmış olmalıdır. Aksi halde uterus kontraksiyonlarına yanıt vermeyecektir. Böylece doğum indüksiyonunun başarısı servikal olgunlaşma derecesine bağlıdır.
İndüksiyon için geçerli endikasyonlar spektrumuna koryoamniyonit veya ağır preeklampsi ile birlikte membran rüptürü gibi acil durumlar dahildir. Elektif bir indüksiyonu gerektirebilecek pek çok rölatif endikasyonlar da vardır. Hızlı doğum eylemi hikayesi olan ve/veya doğum birimine ciddi uzaklıkta oturan term kadınlar bu durumlara örnek oluştururlar. Bu gibi durumlar coğrafik (dağlık bölge) veya mevsimsel (kış koşulları) koşullarla daha da kötüleşebilirler. Her ne kadar daha az aciliyet teşkil etseler de bu gibi durumlar termde indüksiyon için geçerli endikasyonlardır. Diğer bir genel kanı da spontan doğum ile karşılaştırıldığında indüksiyonun artmış komplikasyonlar ile ilişkili olduğudur. Komplikasyonlara koryoamniyonit ve artmış sezaryen doğum dahildir. İkincisi basitçe uterusun doğum eylemine zayıf olarak hazırlanmasına bağlı olabilir; örnekler arasında "olgunlaşmamış serviks" veya etkili senkronize kontraksiyonlar gerçekleştiremeyen miyometriyum akla ilk gelenlerdir. Doğum eylemi ile ilişkili sezaryen doğumlardaki artışın, özellikle "olgunlaşmamış serviks" durumunda olduğu gibi indüksiyon girişimi süresine dair doktorların kişisel tercihlerinden etkilenmesi muhtemeldir (30).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09.01.10, 02:22
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

SERVİKSİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
İntrauterin bir müdahale veya doğum indüksiyonu yapılmadan önce serviks değerlendirilmelidir. Serviksin durumu veya "uygunluğu" doğum eylemi indüksiyonu için önemlidir. Bu değerlendirme serviksin fiziksel özelliklerine göre yapılır. Başarılı bir doğum indüksiyonunu önceden tahmin etmede kullanılan kantitatif metod ilk kez Bishop tarafından tanımlanmıştır(31).(Tablo1).
Aktif doğum eylemi indüksiyonu genellikle 9 veya üstü skorlarda başarılı olur ve daha düşük skorlarda daha az başarı yakalanabilir. Çoğu klinisyen 2 cm dilate, %80 efase, yumuşak midpozisyon serviks ve önde gelen kısım -1'de olan bir kadında başarılı bir doğum indüksiyonu gerçekleştirilebileceğini kabul etmektedir. Bu koşullar altında, seyreltilmiş intravenöz oksitosin solüsyonu ile doğum eyleminin kuvvetlendirilmesi genellikle başarılı sonuç verir (30).
Ne yazık ki, gebeler çok sık olarak çeşitli derecelerdeki olgunlaşmamış serviks ile birlikte doğum eylemi indüksiyonu endikasyonu alırlar. Bishop skoru düştükçe başarısız indüksiyon oranlarında yükselme görülmektedir (30).

SERVİKAL OLGUNLAŞTIRMA İÇİN İDEAL BİR AJANIN ÖZELLİKLERİ:
İdeal servikal olgunlaştırıcı ajan, doğal olgunlaşma işlemi esnasında meydana gelen değişikliklere benzer servikal değişiklik yapmalıdır, kontraksiyon oluşturmalıdır. Hiçbir yolla uterin kan akımını veya total plasental birimi etkilememelidir. Ek olarak olgunlaştırma işleminde laminarya ve ekstraamniyotik PGF2 kullanılan vakalarda fetal distres rapor edilmiştir. Bu yüzden, uterin aktivite esnasında, eğer çocuk risk altında ise olgunlaştırma işleminin başında olsa bile devamlı fetal monitörizasyon gereklidir. İdeal bir olgunlaştırıcı ajan annenin durumunu etkilememelidir: Fazla bulantı, kusma, diyare, enfeksiyon gibi rahatsızlıklara yol açmamalıdır. Ek olarak servikal yaralanma veya uterus perforasyonu gibi travmalar ile kadının sonraki gebeliklerini etkilememelidir. Bu ajan güvenilir ve pratik olmalıdır. Depolanması ve hazırlanması zor olmamalıdır. Ajan hedef organa etkili olmalıdır. Ekonomik olmalıdır (32).

SERVİKAL OLGUNLAŞMANIN KLİNİK YARARI :
Gebeliğin devamı veya sonlandırılması için karar verirken obstetrik denge göz önüne alınarak karar verilmelidir.İndüksiyonun anne ve fetus için yararları gebelik devamı ile sağlanacak yararlardan fazla olduğunda indüksiyon endikasyonu vardır. Terme gelmiş bir gebede önemli sorunlardan biri serviksin durumudur(30).
Serviks rijit olduğu zaman uygun olmayan metotlarla doğumun indüksiyonu genellikle kötü sonuçlara neden olacaktır. Mekanik olarak gebeliği sonlandıran müdahaleler sırasında veya sonrasında daha fazla servikal laserasyon, kanama, uterus perforasyonu, enfeksiyon oluşarak sonraki gebeliklerde servikal yetmezlik, prematür doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek doğma riskini arttırmaktadır (33). İntraservikal PGE2 uygulanımı bu işlemleri kolaylaştırdığından yan etkiler daha az sıklıkla görülecektir. İngiltere ve İsveç'te bu konuda yapılan geniş çapta araştırmalar rijit serviksli hastalarda müdahaleli doğumların önemli bir şekilde azaldığını göstermektedir
(33).

SERVİKAL OLGUNLAŞMA VE DOĞUM İNDÜKSİYONU İÇİN
KONTRENDİKASYONLAR:
Plasenta previa, vasa previa, önceki klasik uterin insizyon veya geniş myomektomi veya metroplasti nedeniyle insizyon, sefalopelvik uygunsuzluk, aktif genital herpes, invaziv servikal kanser, servikal olgunlaşma için kullanılan ajana karşı hassasiyet önemli kontrendikasyonlardır(30).
Bazı özel durumlarda kontrendikasyon yoktur fakat dikkatli olunmalıdır. Bunlar; multipl gebelik, polihidramnios, anormal fetal kalp atımı, ciddi hipertansiyon, grand multiparite, maternal kalp hastalığıdır( 30).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09.01.10, 02:23
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

SERVİKAL OLGUNLAŞTIRMA YÖNTEMLERİ A-MEKANİK YOLLA OLGUNLAŞTIRMA
Yıllardır servikal olgunlaştırmayı sağlamak amacı ile birçok mekanik yöntem rapor edilmektedir. Bunlar: bujiler, dilatörler, bitki kökleri, kataterler, laminarya, süngerler, keseler, balonlardır.

Membranların Soyulması:
Membranların "soyulması" veya "süpürülmesi" ile doğum indüksiyonunun gerçekleştirilmesi göreceli olarak sık bir uygulamadır. McColgin ve arkadaşları 180 kadını içeren randomize bir çalışmada, membranların soyulması işleminin güvenli ve postterm gebelik insidansının azalması ile ilişkili olduğunu bildirmişlerdir. Bu araştırmacılar membran soyulması işlemi ile birlikte plazma prostaglandin seviyelerinde anlamlı yükselme gözlemlemişlerdir. Rüptüre membranlar, enfeksiyon ve kanama artmamış ve postterm gebelik indüksiyonu soyulma ile birlikte anlamlı azalma göstermiştir (30,34-36).

Amniyotomi:
Amniyotomi veya membranların yapay olarak rüptüre olmasına Britanya'da cerrahi indüksiyon da denmektedir, yaygın olarak doğum eyleminin indüksiyonu veya kuvvetlendirilmesinde kullanılır. Amnioreksis terimi bazıları tarafından spontan veya yapay membran rüptürünü belirtmek için kullanılırsa da, bu terim ve amniyotomi; koryon rüptürünü değil, sadece amniyonun rüptürünü anlatır. Diğer sık görülen amniyotomi, endikasyonları arasında fetal tehlikenin önceden tahmin edildiği zaman internal elektronik fetal kalp hızı monitörizasyonu ve doğum eylemi tatminkar olmadığı zaman kontraksiyonların intrauterin değerlendirilmesi sayılabilir .Spontan doğum eylemini hızlandırmak veya mekonyum tespiti için elektif amniyotomi kabul edilen ve yaygın bir uygulamadır. Bu endikasyonlar nedeniyle amniyotomi çok sık uygulandığından, dokunulmadıkları takdirde normal doğum eylemi sırasında fetal membranların ne zaman spontan olarak rüptüre olacakları hakkında bilgi bulmak çok zordur. Membranlar yapay olarak rüptüre olduğunda kordon prolapsusu riskini en aza indirmek için çeşitli önlemler alınmalıdır. Fetal başı yerinden oynatmamak için dikkatli olunmalıdır. Fundal ve suprapubik basınç uygulayan bir asistan kordon prolapsusu riskini azaltabilir. Bazıları membranları kontraksiyon esnasında rüptüre etmeyi tercih eder. Fetal kalp hızı işlemden hemen önce ve hemen sonra değerlendirilmelidir(30).
Doğum eylemini hızlandırmak niyetiyle yapay olarak membranların rüptürü doğum alanında en sık uygulanan işlemlerden biridir. Bu işlemin faydasının mı yoksa zararının mı daha fazla olduğu noktası oldukça çelişkilidir. Amniyotomi 5 cm dilatasyonda yapıldığında spontan doğum eylemini 1 ila 2 saat kısaltırken sezaryen hızını veya oksitosin ihtiyacını arttırmamaktadır. Spontan doğum eylemi anormal olarak yavaş geliştiğinde amniyotomi yapmak yaygın bir uygulamadır. Spontan doğum eyleminin gerçekleştiği ve doğum eylemi indüksiyonunun kullanıldığı çalışmalardan elde edilen kanıtlar ışığında amniyotominin disfonksiyonel doğum eyleminde ilerlemeyi sağlaması muhtemeldir (30).

Balon Kateter :
Bir balon kateter yardımı ile servikal dilatasyon ilk olarak Woodman tarafından Barnes'a ithaf edilmiştir (30,37). Günümüzde bu metot pek çok değişik şekilde uygulanmaktadır. Sherman ve arkadaşları, balon kateteri ile yapılan 13 çalışmanın sonuçlarını özetlemişlerdir ve serum fizyolojik infüzyonu ile birlikte olsun veya olmasın metodun Bishop skorlarında hızlı bir iyileşme ve doğum eyleminde kısalma ile ilişkili olduğu sonucuna varmışlardır(38,39).

Higrometrik Servikal Dilatatörler
Higrometrik servikal dilatatörler ile servikal dilatasyonun başlatılmasının gebeliğin terminasyonundan önceki etkinliği uzun süredir kabul edilmektedir. Yaşayabilir bir gebeliğin doğum eylemi indüksiyonu için higrometrik dilatatörler ile "olgunlaşmamış serviks"te gelişme sağlaması ile ilgili elimizde az bilgi mevcuttur (30). Krammer ve arkadaşları ile Gilson ve arkadaşları, higrometrik dilatatörler ile servikal durumda hızlı bir gelişme sağlandığını bildirmişlerdir. Bununla birlikte sezaryen doğum oranına yararlı bir etkileri olmamıştır (40,41).

Laminaria:
Kurutulmuş yosundan elde edilen laminarya fitilleri bugün Amerika Birleşik Devletlerinde indüksiyon öncesi olgunlaştırma için en yaygın kullanılan yöntemdir. Laminarya fitilleri okyanus sularında yaşayan "laminarya digitata veya laminarya japonica'nın gövdelerinden yapılmaktadır. Gövdeleri kesilir, kabuğu soyulur, kurutulur, sterilize edilir ve paketlenerek hazırlanır. Higroskopik laminarianın proteoglikan komplekslerinden fazla miktarda sıvı çektiği ve onların yapısını bozarak serviksi yumuşatıp dilate ettiği kabul edilmektedir.
Anhidroz magnesium sülfat ile doyurulmuş bir polivinil alkol polimeri süngeri olan "lamicel" sentetik laminarya fitili olarak kullanılmaktadır. Bu sentetik dilatatörün geleneksel deniz yosunlarından daha fazla serviksi dilate ettiği iddia edilmektedir. Laminarianın kullanımının kritiği birkaç noktada toplanmaktadır. Bu teknik yavaş etki göstermektedir. Tam etkili olması için 12 saat veya daha uzun bir süreye gerek vardır. Yerleştirmesi sırasında membran rüptürü oluşabilir. Yabancı cisim reaksiyonu oluşturarak enfeksiyona neden olabilir (30).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 09.01.10, 02:23
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

B) HORMONAL YÖNTEMLER :
Dünyanın birçok ülkesinde hem servikal olgunlaşmayı sağlamak hem de doğumu indüklemek veya kontraksiyonları artırmak için prostaglandinler ve oksitosin yaygın olarak kullanılmaktadır.

Prostaglandinler:
Prostaglandinler (PG) ve ilgili yağ asidi türevleri doğal olarak meydana gelen en güçlü otokoidler arasındadır ve giderek önemli hücre düzenleyici maddeler olarak tanınmaktadırlar (42,43).
Bu durum, eikozanoidler üzerine olan geniş literatürde, çok sayıda klinik farmakolojik incelemelerde ve piyasaya sürülen gittikçe artan sayıdaki bileşiklerde yansımaktadır. Bununla birlikte, hepsinin fizyolojik rolü henüz iyi tanımlanmamıştır.

Tarihçe ve İsimlendirme:
Goldblatt ve Von Euler birbirlerinden bağımsız olarak, insan semen sıvısında tavşan kan basıncını azaltan vazoaktif bir yağ asidi keşfetmişlerdi. Von Euler bu aktif maddeye prostaglandin adını vermişti. Çünkü prostat bezinden kaynaklandığını sanıyordu (şimdi bu maddelerin semen veziküllerinden kaynaklandığı bilinmektedir). Kendisi prostaglandinin sperm transportunda bir rol oynadığını ileri sürmüştü. Bergstrom 1962'de ilk iki prostaglandinin yapısını saptadı ve onlara, eter ve fosfat tamponuna ayrıldıkları sıra nedeniyle prostaglandin E ve prostaglandin F adını verdi(43).
Bugün prostaglandinlerin isimlendirilmesi siklopentan halkasının 9 ve 11'nci konumlarına tutunmuş işlevsel gruplardaki varyasyonlarla karakterize edilen A'dan J'ye kadar olan harflerle gösterilmiş, 10 spesifik moleküler grubu tanımlar (43).
Prostaglandinler bir çeşit otokoid olarak, kabul edilmektedirler. Çeşitli biyokimyasal sistemlerde güçlü etki yapan, vücutta normal olarak sentez edilip depolanan veya uygun koşullarla sentez edilip depolanmadan salıverilen fizyolojik özellikleri tam olarak bilinmeyen endojen maddelere otokoidler adı verilir. Otokoid sözcüğü autos (kendi) ve akos (ilaç) sözcüklerinin kombinasyonu ile oluşturulmuştur. Otokoid maddelere lokal hormonlar veya otofarmakolojik maddeler adı da verilir. (44).
Prostaglandinler, yirmi karbon atomlu, bir siklopentan halkası ve ona bağlı iki alifatik zincirden oluşan doymamış yağ asitleridir. Kimyaca prostanoik asit adı verilen hipotetik doymuş bir yağ asidin türevleri olarak kabul edilirler. Bütün prostaglandinlerde 2 karbon yan zincirli aynı siklopentan halkası bulunur ve bunlar arasındaki fark satüre olmazlık derecesine, keto veya hidoksil guruplarının sayısına ve lokalizasyonuna bağlıdır (43).
Bergström ve Stoval 1957 yılında PGE'yi koyun vesicula seminalisinden ve PGF'yi koyun prostatından izole etmişlerdir. Kolaylıkla izole edilmesi sonucu diğer hormonlar gibi spesifik etkisinin doğum sırasında ve reprodüktif olaylar içinde (anovulasyon oluşması, pick-up, ovum transportu, impregnasyon ve implantasyon) olduğu kanıtlanmıştır (45). Günümüzde Radioimmünoassay yöntemi ile küçük düzeylerde bile saptanabilmektedir. İzole edilen birçok prostaglandin olmasına rağmen fizyolojik ve terapötik olarak en önemlileri Prostaglandin E2 ve Prostaglandin F2 'dır (43).

Prostaglandin Türleri:
Siklopentan halkasındaki substituentlerin durumuna göre prostaglandinler E,F,A,B ve C diye guruplara ayrılır. E ve F vücutta en fazla bulunanlardır. Bunlara primer prostaglandinler denir. A,B,C bu iki prostaglandinden türerler. Her iki gurup alifatik yan zincirler içindeki doymamış bağ sayısına göre gurubu gösteren harfin alt kısmına konulan 1,2,3 sayıları ile simgelenen alt guruplara ayrılır. (PGE1 ve PGE2 gibi) Prostaglandin F' lerde gurupların halka düzleminin aynı veya ayrı tarafında olmasına göre ve ß izomerleri vardır (PGF1 ve PGF2 gibi). Vücutta sadece izomeri oluşur, ß izomeri oluşmaz. Dokularda en fazla bulunan ve biyolojik yönden en önemli olan prostaglandinler PGE2, PGF2 , PGE1 ve PGA2'dir (43).

Prostaglandin Biyosentezi:
Prostaglandin biyosentezinde polienoik yağ asidi prekürsörlerinden gelen ilk iki reaksiyon prostaglandin endoperoksidaz sentaz ile katalize edilir. Birçok hayvanda mevcut olan bu membrana bağlı hemoprotein (eritrositlerde ve lenfositlerde olmamakla birlikte), tüm vücuda dağılmıştır. Araşidonik asitten prostaglandinlerin sentezi stabil olmayan bir C 15- hidroperoksi -C9, C11-endoperokside (PGG2) yol açarak, bir pentan halkasının (siklooksijenaz aşaması) oksijenizasyonu ve siklizasyonu ile başlar. Daha sonra aynı enzim tarafından kataliz edilmiş peroksidaz C15-hidroperoksi grubunu endoperoksit (PGH2) oluşturarak bir hidroksil grubuna indirger. Siklooksijenaz reaksiyonu aspirin ve indometazin gibi non steroid anti inflamatuar ilaçlarla inhibe edilir (45).
Prostaglandinlerin sentezine yarayan substratlar ve sentezini yapan enzimler vücutta bütün dokularda yaygın olarak bulunur. Bu nedenle vücutta sentez edilmediği doku yok gibidir. PG'lerin sentezinde kullanılan maddeler, hücrelerin sitoplâzma membranlarında fosfolipidler veya kolesterol esterleri içinde bulunan doymamış yağ asitleridir. PG'ler canlı dokuların tümünde bulunurlar. İnsanda en yüksek seviyede seminal sıvı içinde bulunurlar (ort:128 mikrogr/ml). Böbrek, dalak, akciğer, mide mukozası, santral sinir sistemi, beyin, servikal sempatik sinirler, vagus, endokrin dokuları, endometrium, desidual doku, amniyon sıvısı, kalp kası, prostat, vesikula seminalis, deride yaygın bulunurlar. Bazı patolojik durumlarda örneğin enflamasyonda PG miktarı vücutta çok fazla miktarda artış gösterir (43, 45).

Prostaglandinlerin Metabolizması:
Periferal dolaşıma geçtiklerinde, prostaglandinlerin çoğu akciğerlerde 15-hidroksiprostaglandin dehidrogenaz vasıtası ile metabolize edilirler. Bu enzim 15 C atomundaki hidroksil gurubunu selektif olarak okside eder. PG'ler 15-keto PG'lere döner. Biyolojik aktivitesi azalır.15 hidroksi prostaglandin dehidrogenaz kısa biyolojik yarı ömre sahiptir. PG'ler birer hormon değildir. Kan ile taşınıp etkilerini göstermezler. Etkileri sentez edildikleri yerdedir. Metabolizmaları da lokal olup, akciğer, karaciğer ve plasentada çok hızlı bir şekilde inaktive olurlar. Eğer bolus tarzında PGF2 i.v enjekte edilirse hemen tamamı bir dakikada metabolize olur (45).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 09.01.10, 02:24
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

Prostaglandinlerin Farmakolojik Etkileri ve Biyokimyası:
PGE2 ve PGF2 hem gebe hem de gebe olmayan uterus kas ve lifleri üzerine kontraksiyon yapıcı etkisi vardır. Steroidogenezi invitro olarak arttırmakta invivo olarak ise inhibe etmektedir. Tuba ve sperm motilitesini arttırırlar. Endokrin sistemde siklik adenozin monofosfat (c-AMP) düzeyini, hormon sekresyonunu arttırırlar. Yine AMP etkisi ile haberci rolü oynayarak hormonun hücrede biyolojik etkisini göstermesine yardım eder. Kalp damar sistemi üzerine pozitif kronotrop ve inotrop etki gösterir. PGE ve PGA kan basıncını azaltırken, PGF ise arter basıncını geçici olarak yükseltir. PGE1, PGE2 bronş dilatasyonuna, PGF2 ise konstrüksiyona neden olur, mide barsak sisteminde ise motiliteyi arttırarak kusma, bulantı ve ishale neden olur, mide asiditesini azaltır. Üriner sistemde böbrek kan akımını arttırarak natriürez ve diürez yapar. Hipotansiyona ise kan akımı artışı sonucu reninin çok çabuk inaktive olmasını sağlayarak sebep olur. Vazopresini antagonize eder. Sinir sisteminde stupor, katatoni ve eksitasyon meydana getirir. Nadiren konvülsiyonlara yol açarlar. Pulsatil baş ağrılarına neden olur. Hipotalamusa etki ederek vücut ısısını yükseltir. Spinal refleks kaybolur. Sempatik sinirleri stimüle ederek noradrenalin inhibisyonuna neden olur. PGE1 trombosit agregasyonunu inhibe, PGE2 ise stimüle eder. Gözde miyozis ve göz içi basıncını arttırır. Burun mukozasında vazokonstrüksiyon yapar. Deride histamin deşarjı sonucu hiperemi meydana gelir. Epitel proliferasyonu ve keratinizasyonu artar (43, 45).
Prostaglandinlerin reprodüktif sistem üzerine diğer etkileri folikül sıvısındaki PGF2 / PGE2 oranı korpus luteum kalitesini belirler. Bu oran erken lüteal fazda 0,2 geç lüteal fazda ise 3,2'dir. Oran değerinin yükselmesi lüteolizi meydana getirir. HCG verildiğinde buna mani olunacağından lüteoliz olmaz. PG'ler implantasyonun oluşmasında önemli rol oynarlar. Burada PG kaynağı blastosist ve endometriumdur. İndometazin verilirse implantayon olmaz. PG'ler tubo-ovaryen işlevi regüle eder, ovumun tuba tarafından alınması, transportu hatta zigotun transportu tuba motilitesi ile yakın ilişkilidir. İzah edilemeyen infertilitede tembel tuba düşünülmelidir. Bunu histerografi ile göstermek mümkündür. PGF2 tuba motilitesini dolayısı ile "pick-up" işlevini düzenler. Tuba ve ovaryum düz adeleyi relakse eden prostasiklin (PGI2) ve tromboksan (TXA1, TXA2) etkisi altında tuba tembelleşir. Endometrioziste periton sıvısında bu ürünler artmıştır (43).

Prostaglandinler ve Uterin Kan Akımı:
PG'lerin muhtemelen tüm kan damarları üzerine önemli rolleri bulunmaktadır. Prostasiklin (PGI2), PGE2'ye nazaran 4 defa daha güçlü vazodilatatördür. Bunların ikisi de insanlarda hem arterlerde hem de venlerde sentez edilirler. Gebe olmayanlarda yapılan prostasiklin infüzyonu kısa sürede kan basıncını düşürür ve kalp hızını arttırır. PGE2 ve PGI2 damar duvarlarınca sentez edilebilir, trombositler tarafından üretilebilirler ve çok hızlı bir şekilde metabolize olurlar. Bu nedenle patolojik gebeliklerde bunların konsantrasyonlarındaki değişikliklerin saptanması zordur (43).
Duktus arteriozus kanın pulmoner arterden aortaya shunt'ını sağlar. Doğumda bu damar kapanarak kanın akciğerlerden ilk geçişini sağlar. Nadir vakalarda bu damar doğumdan sonra kapanmaz, cerrahi tedavi ile bu damarın ligate edilmesine kadar açık kalır. Son çalışmalarda duktusun PGE2 ürettiği ve indometazin uygulanmasının duktusun kapanmasına etkili olduğu saptanmıştır. Son çalışmalara göre prostasiklinler çok daha fazla miktarda sentez ediliyorlar. Biz şimdi inanıyoruz ki prostasiklinler duktusun fetal hayatta, arasıra bazı patolojik durumlarda doğumdan sonra açık kalmasını sağlıyorlar. Neyse ki prostasiklin indometazin tarafından PGE2 kadar inhibe olmaktadır(45).

Çalışmalar göstermiştir ki;
1) Uterus kan akımının artışı anjiyotensin Il tarafından başlatılıp prostaglandinler tarafından ayarlanır (46).
2) Uterus bazal kan akımının akışı belli bir noktaya kadar PGE2 tarafından kontrol edilir (46).

Doğumun Kolaylaştırılması:
Çok sayıda inceleme PGE2, PGF2 ve onların analoglarının doğumu etkin bir şekilde başlattığını ve uyardığını göstermiştir. Bununla birlikte bu etiketsiz bir kullanımdır. İki ilaç da damar içi olarak verildiğinde bunların etkinliği arasında fark olmadığı görülür, fakat PGE2, PGF2 'dan 10 kat daha güçlüdür. Bu ajanların ve oksitosinin benzer başarı oranları ve karşılaştırılabilir doğuma yol açma intervalleri vardır(43,45).
Prostaglandinlerin istenmeyen etkileri oksitosin ile olana göre hafifçe daha yüksek bir bulantı, kusma ve diyare ile orta derecededir. PGF2 PGE2'ye göre daha az gastrointestinal toksisiteye sahiptir. Her iki ilaç da alışılmış dozlarda önemli maternal kardiyovasküler toksisite göstermez. Gerçekten de PGF2 'nın kan basıncı düşürmesi ve kalp hızını yükseltmesi için doğum oluşturmada kullanılan dozun yaklaşık 20 misli bir oranda infüze edilmesi gerekir. PGF2 , bir bronkokonstriktördür ve astımlılarda dikkatle kullanılmalıdır. Bununla birlikte doğum oluşturma sırasında astım krizleri ve bronkokonstriksiyon gözlemlenmemiştir(49, 51). Hem PGE2 hem de PGF2 fetoplasental engeli geçerlerse de fetus toksisitesine rastlanmaz (47).
Ağızdan PGE2 verilmesinin etkileri (saatte 0,5-1,5 mg) doğum oluşturmada damariçi oksitosin türevi olan demoksitosinin etkileriyle karşılaştırılmıştır. Ağızdan PGE2 oral oksitosin türevinden üstündür ve incelemelerin çoğunda damar içi oksitosin kadar etkilidir. Ancak halen PGE2'nin yegane mevcut şekli dinoprostondur. Bu veriliş şekli oksitosininkinden biraz daha etkilidir. Ayrıca vajinal PGE2 doğum oluşturmadan önce serviksin yumuşatılması için de kullanılır. Ağızdan PGF2D bu endikasyon için yararlı olmayacak kadar fazla mide barsak toksisitesine sahiptir (43,45,48).
Teorik olarak PGE2 ve PGF2 preeklampsili ya da kardiyak ya da böbrek hastalıklı kadınlarda travay için oksitosine üstün olmalıdırlar, çünkü oksitosine benzemeksizin onların antidiüretik etkileri yoktur. Ayrıca PGE2'nin antidiüretik etkileri vardır. Bununla birlikte bu avantajların klinik yararları belgelenmemiştir. Uterus içi fetus ölümü vakalarında prostaglandinler yalnız başlarına ya da oksitosin ile birlikte etkin olarak doğuma sebep olur görünürler. Bazı postpartum kanamalarda 15-metil PGF2 , oksitosin ve metilergonovinin başarısız olduğu durumlarda kanamayı etkin bir şekilde kontrol etmektedir. (43, 45).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 09.01.10, 02:25
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

Prostaglandinler ve Abortus :
PGE2 ve PGF2 oksitosik etkileri yönünden iyi bilinmektedirler. Uterus kontraksiyonları oluşturarak herhangi bir evrede gebeliği sona erdirmek için E ve F prostaglandinlerin yeteneği klinik kullanıma adapte edilmiştir. Dünya çapında bir çok incelemeler prostaglandin verilmesinin etkin bir şekilde gebeliği sona erdirdiğini saptamıştır. İlaçlar ilk ve ikinci trimester abortusu için ve abortustan önce serviksin geliştirilme ve olgunlaştırılması için kullanılır. Bu prostaglandinler proteoglikanları arttırarak ve kollajenin biyofiziksel özelliklerini değiştirerek serviksi yumuşatır görünürler (30,45).
İlk incelemeler damar içi olarak verilmiş PGE2 ve PGF2 ' nın vakaların yaklaşık %80'inde düşük oluşturduğunu göstermiştir. Başarı oranı doza, infüzyon süresine ve kadının paritesine bağımlıdır. Dozu sınırlayıcı yan etkileri kusma, diyare, hipertermi ve bronkokonstrüksiyondur. Halen amniyon içi, kas içi ya da vajina içi verilme yolları kullanılmaktadır. PGF2 'nin amniyon içi verilmesi damar içi verilmesine nazaran daha az ve ağır olmayan yan etkilerle %100'e yakın bir başarı oranına sahiptir. Daha önce bu yolla verilme için mevcut ilaç olan dinoprost trimetamin yakın zamanda ABD piyasasından çekilmiştir. Halen mevcut olduğu yerlerde bu ilaç ikinci trimester abortusu uyarmak için kullanılır ve genellikle amniyon içi 40 mg'lık tek enjeksiyon halinde verilir. Abortus normal olarak 20 saat içinde tamamlanır. Bu yolla verilmenin en ciddi istenmeyen etkileri arasında kardiyovasküler kollaps sayılabilir. Bildirilmiş vakaların çoğu anafilaktik şok şeklinde, diğerleri ise ilacın dolaşıma karışması ve ciddi pulmoner hipertansiyona sebep oluşu ile tespit edilebilmiştir. Kardiyovasküler etkilere neden olabilmek için 40 mg intraamniotik dozun dolaşıma katılması gerekmektedir. Bu problemden, ilacı ultrasonografik kılavuz altında uygulayarak kaçınılabilir (45).
Sentetik bir PGE2 analoğu olan dinoproston suppozituar olarak verilebilir. Doğrudan serviksin kollajenazını etkiler ve keza uterusun kontraksiyonunu uyarır. Mutat doz uterusun cevabına bağlı olarak 3 ila 5 saatlik aralarla tekrarlanan 20 mg'dır. Abortus genellikle 90 saat içinde başarılır. Fakat vakaların %25'i inkomplettir ve ilave müdahaleyi gerektirir (45).

Prostaglandin Analogları : Prostaglandin E1 (Misoprostol) :
Misoprostol bir sentetik prostaglandin E1 'dir ve 100 ve 200 microgramlık tabletler halinde peptik ülseri önlemek amacıyla piyasada bulunmaktadır. "Etiketinde olmaksızın" servikal olgunlaşma ve doğum eyleminin indüksiyonunda bir preindüksiyon preparatı olarak kullanılmaktadır. Misoprostol 100 microgram tabletin 1 doların altında olan maliyeti ile 0.5 mg dinoproston jelin 75 dolarlık maliyeti karşılaştırıldığında pahalı olmayan bir ilaçtır. Oda ısısında stabildir ve kolaylıkla oral verilebilir veya vajinaya yerleştirilebilir, ancak servikal olarak uygulanmaz. Ekim 2000'de G. D. Searle . Company misoprostol' ün doğum eylemi indüksiyonu veya abortusta kullanımının onaylanmadığı konusunda doktorları uyarmıştır. The American College of Obstetricians and Gynecologists her 3-6 saatte 25 mg intravajinal uygulamanın uygun olmayan serviksli kadınlarda etkili olduğunu duyurmuştur(30).
İlk çalışmalar vajinaya yerleştirilen misoprostol tabletlerinin etkinliğinin, intraservikal prostaglandin E2 jel ile karşılaştırıldığında daha üstün veya eşdeğer olduğunu öne sürmüştür (30). The American College of Obstetricians and Gynecologists 1900'ün üzerinde kadına 25-100 microgram intravajinal misoprostol verilen 19 prospektif randomize çalışmayı yeniden gözden geçirmiştir. Komite intravajinal misoprostol kullanımını 25 microgramlık dozlar halinde tavsiye etmiştir (100 microgram tabletlerin dörtte biri). Böyle bir kullanımın oksitosin ihtiyacını azalttığı, indüksiyondan sonraki 24 saat içinde daha yüksek vajinal doğum oranlarına ulaşılmasını sağladığı ve indüksiyondan doğuma kadar geçen zamanı anlamlı derecede kısalttığı kabul edilmektedir (30).
Wingdrim ve arkadaşları, oral verilen misoprostol 'un servikal olgunlaşma ve doğum eylemi indüksiyonunda intravajinal uygulanan kadar etkin olmadığını bildirmişlerdir(49). Bennett ve arkadaşları vajinal uygulama ile daha kısa sürede doğum ancak daha fazla fetal kalp hızı anormallikleri tespit etmişlerdir (50). Adair ve arkadaşları, oral ve vajinal uygulamaların ayni etkinliğe sahip olduğu ancak oral olarak verilen 200 microgramlık dozun daha sık uterin kasılabilirlik anormallikleri ile ilişkili olduğu sonucuna varmışlardır (51). Wing ve arkadaşları, servikal olgunlaşma ve doğum eylemi indüksiyonu açısından 25 microgram intravajinal misoprostol 'ün 50 microgram oral misoprostol 'e göre daha etkili olduğunu bildirmişlerdir(52). Misoprostol' ün kullanım dozu ve yolu hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç olduğu açıktır. Oral emilimin kinetiği ile birlikte vajinal pH ile ilişkili olarak vajinal emilim de çalışılması gereken konulardır (30).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 09.01.10, 02:25
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gebelik Sonlandırılmasında Misoprostol Uygulanması

Prostagiandin E2 (Dinoproston) :
Servikal olgunlaşma için lokal prostaglandin E2 jeli ve ovülü (dinoproston) yaygın olarak kullanılmaktadır. Histolojik değişiklikler kollajen kümelerin çözülmemesi ve submukozal su içeriğinin artmasını içerir (30,31). Term servikal konnektif dokudaki bu değişiklikler erken doğum eyleminde gözlemlenenlere benzerdir. İntraservikal veya intravajinal prostaglandin E2 ile hazırlık hakkında 70'in üzerinde prospektif klinik çalışmada yer alan 5000 'in üzerinde gebelikteki kümülatif deneyimleri gözden geçirmiştir. Prostaglandin E2' nin servikal efasman ve dilatasyonu gerçekleştirmede plaseboya göre üstün olduğu sonucuna varmıştır. Prostaglandin ile indüklenen servikal olgunlaşma işlemine genellikle doğum eyleminin başlaması da dahildir. Bunun da ötesinde, ikinci durum normal spontan doğum eylemindekinden farklı bir şekilde gerçekleşmez. Düşük doz Prostaglandin E2 kullanımı başarılı bir indüksiyon olasılığını arttırırken uzamış doğum eylemi insidansını düşürür ve toplam ve maksimum oksitosin dozlarını azaltır. Uygulama yapılan kadınların yaklaşık yarısında 24 saat içinde doğum eylemi ve doğum gerçekleşir. Bununla birlikte tüm sezaryen doğum oranlarına prostaglandinlerin bildirilmiş etkileri değişkenlik gösterir. Bazı çalışmalarda azalma gösterilirken diğerlerinde anlamlı bir azalma olmamaktadır (30).
4 veya altı Bishop skorunun uygun olmayan bir serviksi belirttiği kabul edilir ve bu nedenle prostaglandin servikal olgunlaşma için bir endikasyon teşkil eder. Bu preparatların doğum odasında veya ona yakın bir yerde, fetal kalp hızı monitörizasyonunun yapılabildiği bir ortamda verilmesi önerilir (30). Uygulama sonrasında ilacın uygulandığı kadın en az 30 dakika sırt üstü yatar vaziyette kalır. 30 dakika ile 2 saat arasında değişebilen bir gözlem zamanı doğru bir yaklaşım olabilir. Eğer bu zamandan sonra uterin aktivite ve fetal kalp hızında bir değişiklik yok ise kadının transferi veya taburcu işlemi yapılabilir. Kontraksiyon meydana gelir ise, kontraksiyonlar genellikle ilk bir saat içinde belirginleşirler ve ilk 4 saatte aktiviteleri doruğa çıkar. Eğer düzenli kontraksiyonlar devam ederse fetal kalp hızı monitörizasyonuna devam edilmeli ve vital bulgular kayıt edilmelidir. Prostaglandin E2 verilmesi ve oksitosin başlanması arasındaki minimum güvenli zaman aralığı henüz tespit edilememiştir(30,31).
Dinoprostun en sık görülen yan etkileri, bu ilaçların mide barsak kanalının motilitesini arttırmalarına bağlı olan bulantı, kusma ve diyaredir. Ciltte kızarma, başağrısı ve baş dönmesi yapabilir. Hipotansiyon oluşturabilir. Ateş ve lökositoz görülebilir. Astmalı, glokomlu, epileptik hastalarda krize neden olabilir. Bu yan etkiler özellikle intravenöz uygulamalarda daha fazla görülür. Hedef organa lokal uygulamalarda çok daha azdır (45,53).
Bugün prostaglandinlerin en fazla abortus yaptırıcı etkilerinden faydalanılmaktadır. Ancak birçok başka yerde kullanılabilirler:
1. Tanı amacı ile yapılan intrauterin müdahalelerden önce; serviksi çok rijit olan hastalarda histeroskopi, probe küretaj öncesi uygulanan (vajinal ve intraservikal) Prostaglandin tablet veya jelleri serviksi hazırlayarak fazla hasar meydana gelmeden işlemin yapılmasını sağlamaktadır (45).
2. Fertilitenin kontrolü: Çağımızda, nüfus ve doğum kontrolünün öneminin her geçen gün artması, abortus yaptırıcı bir ajanın bulunması için yoğun çabaların sarf edilmesine neden olmuştur. Bu gaye ile, cerrahi girişimlerden ve onların yan etkilerinden sakınmak için medikal abortus yaptırıcı ajan olarak prostaglandinler harikalar yaratan ilaçlar olarak bulunmuştur. Ancak yan etkilerinin fazlalığından dolayı kullanım alanları fazla olmamaktadır. Bugün Avrupanın bir çok ülkesinde düşük dozda prostaglandin analoğu ile birlikte RU-486 kullanılmaktadır. Sonuçlar çok iyi, yan etkiler minimumdur
(54,55).
3. Birinci ve ikinci trimester dönemindeki gebeliklerin sonlandırılması: Nulllipar, rijit kollumu olan gebelerin dilatasyon ve küretaj ile boşaltılması fazla miktarda servikal laserasyon, kanama, uterus perforasyonu, enfeksiyon, sonraki gebeliklerinde servikal yetmezlik ve prematür doğum riskini arttırmaktadır. Mekanik işlerin zararlarını minimuma indirmek için işlemden önce PG'ler lokal olarak kullanılabilir. İntravajinal olarak PGF2 ve intraservikal PGE2 jeli başari ile kullanılabilir(43,45,47).
4. Missed abortus ve intrauterin fetüs ölümlerinde: Doğal ve analog PG'ler bu amaçla yaygın olarak kullanılmaktadır (56).
5. Terapotik abortuslarda: Bu amaçla en fazla PGF2 intraamniyotik yolla kullanılmaktadır. Ayrıca intravenöz PGF2 ve ekstraamniyotik PGF2 ve PGE kullanılmaktadır (57).
6. Postpartum Kanamalarda: Ciddi uterus atonisine bağlı gelişen kanamalarda PG uygulamaları oldukça iyi sonuçlar vermektedir.(58).
7. Servikal olgunlaşmanın sağlanması ve doğum indüksiyonu: Doğal PG'ler bu amaçla yaygın olarak kullanılmaktadır. (30,56)
PG'lerin obstetrik ve jinekolojide kullanım dışında uygulandığı durumlar şunlardır: Astım bronşiale, anafilaktik şok, hipertansiyon, mide ülseri, koroner ve derin ven trombozu. Ancak selektif olarak bir organa etkilerinin olmaması, aynı anda birçok sistemde etkili oldukları gözönünde tutularak, çok dikkatli ve doktor kontrolü altında, mümkünse bir klinikte kullanılmaları gereklidir. Lokal olarak az dozda verilirse, bu yan etkileri en aza indirmek mümkündür. Örneğin, astımda ve nazal vazokonstrüksiyonda sprey ve damla şekilleri yan etkileri yok denecek kadar azaltmıştır (45).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
gebelik, misoprostol, sonlandırılmasında, uygulanması

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 02:00 .