iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 16:35 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Radikal prostatektomi sonrası görülen mesane boynu darlıklarında endoskopik tedaviler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 05.05.08, 16:33
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Radikal prostatektomi sonrası görülen mesane boynu darlıklarında endoskopik te

FİZYOLOJİ
Prostat glandı içeriğinde sitrat, çinko, kalsiyum, kolesterol, spermin, asit fosfataz ve
başka bazı proteazlar içeren ince, süt görünümünde, alkalen bir sıvı salgılar (19,20). Emisyon
sırasında vaz deferensteki kasılmalarla birlikte prostat kapsülünde de kasılmalar oluşur ve bu
sıvı semen sıvısına katılır. Prostat salgısı 3-3.5 ml’lik ejakülatın yaklaşık 0.5 ml’sini oluşturur
ve prostat salgısının alkalen yapısı fertilizasyonda önemli görev taşır (19). Vaz deferenslerin
içindeki sıvı sperm metabolizması artıkları ile asidik bir hal alır ve bu asit ortamda motilite
inhibe olur. Vajinal sekresyonlar da yapı olarak asidik karakterdedir. Spermin optimal
motilitesini kazanması için ise çevre pH’sının yaklaşık 6-6.5 kadar olması gereklidir (20).
Prostat salgısındaki diğer elemanların yapısı çok kesin olmamakla birlikte işlevleri konusunda
çeşitli öneriler mevcuttur. Örneğin sitrat ozmotik dengenin sağlanmasında rol oynar ve metal
iyon şelatörü işlevinde önemli bir rolü olabilir. Çinko birçok metallo-enzimin yapısında yer
alır ve ayrıca serbest çinkonun bakteriostatik bir işlevi olduğu düşünülmektedir. PAF’ın
semendeki görevi net olarak bilinmemekle birlikte metastatik prostat kanseri hücreleri bu
enzimi kana salgıladıkları için klinik önemi vardır. PSA prostatik epitelyumdan salgılanan ve
ejakülatın seminal plazmasında bulunan bir proteinaz olup molekül ağırlığı yaklaşık 29
kilodaltondur. PSA hem tripsin benzeri hem de kimotripsin benzeri enzimatik etkiye sahiptir
(21). Seminal koagulumun pıhtılaşmasını sağlayan yapısal protein olan semenogelinin
PSA’nın ejakülattaki fizyolojik substratı olabileceği bildirilmiştir (22). PSA’nın biyolojik
işlevi ejakülat pıhtısını eritmek ise de bu mekanizmanın üreme fizyolojisindeki önemi tam
olarak anlaşılabilmiş değildir (14). PSA günümüzde prostat kanseri tanı, tedavisi ve izleminde
yaygın olarak kullanılan çok önemli bir belirteçtir (21,23).
Prostat bezi androjen metabolizmasında da önemli rolü olan bir organdır. Plazmadaki
serbest testosteron prostatik hücrelere difüzyon yolu ile girdikten sonra prostatik enzimler
aracılığı ile hızla diğer steroidlere metabolize olur. Testosteronun çok büyük bir kısmı 5 alfaredüktaz
enzimi ve nikotinamid adenin dinükleotid fosfat (NADPH) tarafından en önemli
prostatik androjen olan dihidro-testosterona (DHT) geri dönüşümsüz olarak çevrilir (14).
DHT prostatın embriyolojik gelişiminde önemli bir etkiye sahiptir ve erkek dış genital
organlarının farklılaşmasını sağlar. DHT ayrıca kellik, hirsutizm ve akne gibi patolojilerin ve
benign prostat hiperplazisinin (BPH) etyolojisinde önemli role sahiptir (5,14).
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #12  
Alt 05.05.08, 16:34
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Radikal prostatektomi sonrası görülen mesane boynu darlıklarında endoskopik te

PROSTAT KANSERİ
PROSTAT KANSERİ EPİDEMİYOLOJİSİ
Yaşa göre düzeltilmiş prostat kanseri insidansları ve ölüm oranları ülkelerarası ve
ırklararası değişiklikler göstermektedir. Genel olarak tüm dünyada prostat kanseri insidansı
artmakla birlikte bu değişiklikler korunmaktadır (24). PSA’nın klinik kullanıma girmesi ve
prostat kanseri taramasında kullanılmasının prostat kanseri insidansındaki artışlara yol açtığı
gösterilmiştir (26). Prostat kanserinin mortalitesi de son yıllarda artış göstermiştir. Buna sebep
olarak insan ömründeki artış ve kardiovasküler hastalıkların mortalitelerindeki düşüş öne
sürülmüştür (24).
Prostat kanseri için bir takım risk faktörleri öne sürülmüştür. Bunlar kesin risk
faktörleri (yaş, aile öyküsü ve ırk), olası risk faktörleri (diyetle alınan yağ ve hormonlar) ve
potansiyel risk faktörleri (vazektomi, cadmium, A vitamini ve D vitamini) olarak sayılabilir
(24). Prostat kanseri prevelansı yaşla birlikte sürekli bir artış gösterir ve 50 yaşından itibaren
katlanarak artar. Otopsi çalışmalarında 75 yaş ve üstü erkeklerde prostat kanseri insidansı
%75 olarak bildirilmiştir. Ancak bu sayıya klinik olarak önemsiz kanserler de dahildir (25).
Prostat kanserinin herediter, ailesel ve sporadik türleri olduğuna dair çalışmalar vardır.
Ayrıca bir erkeğin prostat kanserine yakalanma riskinin ailesinde prostat kanserli kişi sayısı
ve başlama yaşı ile arttığı gösteriImiştir (24,27,28). Irklara göre prostat kanseri insidansları
arasında büyük farklar mevcuttur. Klinik prostat kanseri insidansı uzakdoğulu erkeklerde en
düşük, İskandinav erkeklerinde ise en yüksektir (29). ABD’de zencilerde prostat kanseri
insidansı beyazlara göre daha yüksektir. Ayrıca zencilerde tanı çoğu zaman daha ileri
evrelerde konulmakta ve yaşa göre düzeltilmiş sağkalım oranları da daha düşük
bulunmaktadır (24).
Diyetle alınan yağ miktarları ile prostat kanseri arasında bir ilişki olabileceğine dair
çalışmalar bulunmaktadır. Bu ilişkinin diyetle alınan yağların seks hormonları metabolizması
üzerinden prostat kanseri oluşumunu etkilemeleri sonucu olduğu öne sürülmüştür. Japonya’da
diyetteki yağ oranları son yıllarda batı ülkelerindeki seviyeye yaklaşmış ve bunu izleyen
dönemde Japonya’da prostat kanseri insidansı da artmaya başlamıştır (24). Ayrıca ABD’ne
göç eden Japonlarda prostat kanserine yakalanma riskinin Japonya’daki düşük risk oranı ile
ABD’deki yüksek risk oranı arasında bir değerde olduğu gösterilmiştir (30).
Prostat androjene bağımlı bir organdır ve normal prostat epitelinin büyüyebilmesi için
testosteron varlığı gereklidir. Benzer şekilde erken prostat kanseri de hormona bağımlıdır
(31). Hormonların prostat kanserinin gelişiminde oynadıkları kesin rol henüz açıklığa
kavuşmamakla birlikte hormon metabolizmasındaki değişikliklerin prostat kanserinin
progresyonunda etkili olduğu ortaya atılmıştır. ABD’de genç zenci erkeklerde dolaşımdaki
testosteron oranlarının genç beyazlara göre %15 oranında daha yüksek olduğu gösterilmiştir.
Bu bulgu ABD’de zenci ve beyaz popülasyonlar arasındaki prostat kanseri riskindeki
farklılıkları açıklayabilir (24).
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 05.05.08, 16:38
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Radikal prostatektomi sonrası görülen mesane boynu darlıklarında endoskopik te

PROSTAT KANSERİ ETYOLOJİSİ
Prostat kanserini diğer solid tümörlerden ayıran çok önemli bir özellik histolojik
olarak latent form ve klinik form olmak üzere iki ayrı form göstermesidir. Son yıllarda prostat
karsinogenezinde rol oynayan onkojenler ve tümör supressör genler tanınmaya başlanmıştır.
Prostat kanserinin büyümesi çoğalan hücrelerin oranı ile ölen hücrelerin oranı arasındaki
ilişkiye bağımlıdır. Normal prostatta görülen bu oranlardaki denge prostat kanserinde çoğalan
hücreler lehine bozulmuştur.
Prostat karsinogenezinde rol oynayan bazı basamaklar tanınmaktadır. Tüm prostat
kanseri vakalarının yaklaşık %9’unun otozomal dominant geçişli nadir ve kansere yatkınlık
oluşturan bir genle bağlantılı olabileceği bilinmektedir. Bu da bazı prostat kanserli hastalarda
germ line mutasyonlarının karsinogenezde rol oynayabileceğini göstermektedir. Ayrıca
androjen reseptör geninde bulunan CAG mikrosatellitlerinin uzunluklarının androjen
reseptörünün androjen bağlama gücü ile ters orantılı olduğu bilinmektedir. Zencilerde kısa
CAG mikrosatellit germ line prevalansı beyazlara göre daha yüksektir. Bu da, androjen
reseptör geni CAG germ line özelliği ile prostat kanseri gelişimi arasında potansiyel bir bağ
olduğunu düşündürmektedir.
Hipermetilasyon genlerde inaktivasyona yol açan bir durumdur. 17. kromozomun kısa
kolunda bulunan bir tümör baskılayıcı genin DNA metilasyonu ile inaktivasyonunun prostat
karsinogenezinde rol oynayabileceği öne sürülmüştür (32).
Prostat kanserinde heterozigositedeki değişiklikler ile ilgili yapılan çalışmalar
sonucunda kromozomlarda 8p, 10q, 13q, 16q, 17p ve 18q lokalizasyonlarda delesyonlar
saptanmıştır. Buna göre bu lokalizasyonlarda prostat kanseri için muhtemel tümör supressör
genlerin bulunduğu bölgeler olabilir (24). 16q lokalizasyonunda delesyon özellikle metastatik
prostat kanserinde sık görülmektedir ve bu lokalizasyon hücreler arası adhezyonda rol
oynayan bir yüzey molekülü olan E-cadherine aittir (32). 17p ise p53 proteinine ait genetik
lokalizasyondur ve bu gen ile ilgili mutasyonların hormona dirençli hastalığa geçiş ile ilgili
olabileceği düşünülmektedir (24).
Androjen reseptörlerinde oluşan mutasyonların da özellikle bu reseptörleri diğer
büyüme faktörlerine karşı daha duyarlı hale getirerek prostat karsinogenezinde rol oynadığı
düşünülmektedir. Büyüme faktörlerinin bu reseptör mutasyonlarından bağımsız olarak prostat
epitelyal dokusunun ve prostat kanserinin büyümesinde etkili oldukları gösterilmiştir (33,34).
Ayrıca kemik hücrelerinden salgılanan büyüme faktörlerinin prostat hücrelerinin
profilerasyonunu arttırdıkları gösterilmiş ve bu olayın prostat kanserinin kemiğe metastaz
yapma eğilimini açıklayabileceği öne sürülmüştür (24).
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 05.05.08, 16:39
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Radikal prostatektomi sonrası görülen mesane boynu darlıklarında endoskopik te

PROSTAT KANSERİ PATOLOJİSİ
Prostat bezinde ortaya çıkabilecek malign tümörlerin sınıflaması Tablo 1’de
gösterilmiştir (35). Prostat kanserlerinin %95’ini adenokarsinoma oluşturur. Geriye kalanların
ise %90’nından daha fazlası değişici epitel hücreli kanserlerdir. Prostat adenokarsinomu
grade’lemesinde günümüzde en çok kullanılan ve en geçerli metod Gleason sistemidir (36).
Gleason grade’leme sistemi tümörün glandüler yapısını temel almaktadır. Tümörün sitolojik
özellikleri grade’in belirlenmesinde rol oynamaz. Tümör içindeki primer (en sık rastlanan) ve
sekonder (ikinci sıklıkta rastlanan) mimari yapılar belirlenir ve bu yapılara 1 ile 5 arasında bir
grade verilir. Grade 1 en iyi diferansiye olan, grade 5 ise en kötü diferansiye olan yapılardır.
Tümörün prognozuna hem primer hem de sekonder mimari yapıların etkileri belirlenmiş ve
her ikisinin toplamı ile Gleason skoru oluşturulmuştur (37).
Gleason grade 1 ve 2 tümörler oldukça sınırlı, tek tek ve birbirlerinden ayrı ancak çok
yakın yerleşimli orta büyüklükte glandlardan oluşur. Gleason grade 3 tümörler normal prostat
dokusu içine doğru yayılım gösteren ve şekil ve boyutları oldukça değişken olan, grade 1 ve 2
tümörlere göre daha küçük glandlardan oluşan tümörlerdir. Grade 4 tümörler grade 1, 2 ve 3
tümörlerden farklı olarak tek tek ve birbirlerinden ayrı glandlardan değil düzensiz kribriform
glandlardan oluşurlar. Grade 5 tümörler ise hiçbir glandüler diferansiyasyon göstermeyen,
solid katlar, kordlar, ayrı ayrı hücreler veya orta kısmında komedonekroz bulunan solid tümör
nestlerinden oluşurlar (37).
Gleason skorlarının tümör prognozu ile oldukça iyi korelasyon gösterdiği
bilinmektedir. Gleason grade’ine yardımcı olabilecek prognostik faktörler araştırılmaktadır.
Bu faktörler biopsi örneklerinde tümörün yeri ve yaygınlığı, tümörün volümü, vasküler ve
lenfatik invazvon, anjiogenez ve DNA “ploidy” sayılabilir (38). Ancak bu faktörlerin hiçbiri
günümüzde klinik kullanıma girecek güvenilirlikte değildir.
Prostat adenokarsinomu dışında prostat kanserinin diğer alttipleri nadirdir. Bunlar;
müsinöz adenokarsinom, small cell karsinom, prostatik duktal adenokarsinom, primer
skuamöz karsinom, prostat sarkomları ve prostatik lenfomalar olarak sayılabilir (37).

devamı kaynak PDF
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
darlik, endekopik, mesane, mesane boynu

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz