Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Tıp Fakültesi > Viral Pnömoniler-Solunum Sistemi İnfeksiyonları

Tıp Fakültesi hakkinda Viral Pnömoniler-Solunum Sistemi İnfeksiyonları ile ilgili bilgiler


Akut solunum yolu infeksiyonları gelişmiş ülkelerde en yaygın akut infeksiyonlar olup en sık rastlanan etken virüslerdir. Respiratuar virüsler olarak tanımlanan bir grup virüsün solunum yollarını infekte etme yeteneği yüksektir. Bu

Like Tree4Likes
  • 1 Post By Busra
  • 1 Post By Busra
  • 1 Post By Busra
  • 1 Post By Busra

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01.05.09, 10:36
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Viral Pnömoniler-Solunum Sistemi İnfeksiyonları

Akut solunum yolu infeksiyonları gelişmiş ülkelerde en yaygın akut infeksiyonlar olup en sık rastlanan etken virüslerdir. Respiratuar virüsler olarak tanımlanan bir grup virüsün solunum yollarını infekte etme yeteneği yüksektir. Bu virüsler Tablo I'de sıralanmıştır. Tablodaki virüsler yanında yüzden fazla sayıda farklı rinovirüs de akut solu¬num yolu infeksiyonuna neden olabilirler. Viral pnömoni etkenlerinin çoğunluğunu RNA içeren virüsler oluşturmaktadır.
1.jpg

Respiratuar virüslere bağlı solunum yolu infeksiyonları nezleden farenjit, larenjit, trakeobronşit ve pnömoniye uzanan geniş bir yelpazede solunum yolu hastalıklarına neden olur. Klinik tablo ise belirtisiz infeksiyondan ölümcül infeksiyona kadar değişebilir. Bu infeksiyonlar önemli işgücü ve zaman kaybına, hastaneye yatışa ve morbiditeye yol açar. Bütün yıl boyunca görülebilmelerine karşın özellikle kış aylarında daha sıktır. Tüm yaş gruplarını etkileyebilir, ancak çocuklarda erişkinlerden daha sık görülür. Kapalı ortamda yaşayan topluluklarda (kışla, okul, vb.) daha sık ortaya çıkar. Özellikle çok genç ve yaşlı kişilerde, bağışıklığı baskılanmış hastalarda şiddetli hastalık ve ölüme neden olabilir, altta yatan kronik akciğer hastalığı bulunan kişilerde solunum yetmezliğine yol açabilir (1). Viral solunum yolu infeksiyonlarının komplikas-yonu olarak bakteriyel sinüzit, otitis media ve pnömoni gelişebilir. Bu durum viral infeksiyonun solunum sisteminin savunma mekanizmalarını etkileyerek bakteriyel infeksiyon için uygun zemin yaratmasına bağlıdır. Böylece viral -bakteriyel etkenlerin birlikte görüldüğü infeksiyonlar sıktır (1).
Viral etkenlere bağlı pnömoniler yenidoğan ve çocuklarda, bağışıklığı baskılanmış hastalarda sık görülürken erişkinlerde daha nadirdir. Altta yatan kronik kardiyak veya pulmoner hastalığı olanlarda virüsler daha sık pnömoni-den sorumlu etkenlerdir. Pnömoniler de diğer viral solunum yolu infeksiyon-ları gibi daha çok kış aylarında ortaya çıkar. Yaş gruplarına ve altta yatan hastalığa göre viral pnömoni etkenleri Tablo Il'de sıralanmıştır (1).
Tablo-1-
Influenza virüsleri (A, B, C)
Respiratuar sinsisyal virüs (RSV)
Parainfluenza virüsleri (1, 2, 3, 4)
Adenovirüsler (serotip 1-7, 14, 21)
Rinovirüsler
Diğer (Herpes Simplex, Epstein Barr, kızamık, koronavirüsler, enterovirüsler)
---
Tablo II. Yafl grubu ve bağışıklı durumuna göre viral pnömoni etkenleri
Çocuk hastalar
Respiratuar sinsitsyal virüs (RSV)
Rinovirüs
Parainfluenza virüs
Influenza virüs A ve B
Adenovirüs
Eriflkin hastalar
Influenza virüs A ve B
Adenovirüs
Parainfluenza virüs
RSV
Herpes virüsler (HSV, VZV, CMV, EBV)
Bağışıklığı baskılanmış hastalar
RSV
Sitomegalovirüs (CMV)
Varisella-zoster virüs (VZV)
Herpes simpleks virüs (HSV)
Kızamık virüsü
Adenovirüs
Nozokomiyal pnömoni
CMV
Influenza virüs
RSV
Parainfluenza virüs


Toplumda viral infeksiyonların ve pnömonilerin sıklığı giderek artmaktadır. Bu artışın nedeni, gerek toplumda bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların artması gerekse daha hızlı sonuç veren duyarlı tanı yöntemlerinin etkeni belirlemeyi kolaylaştırmasıdır. Toplum kökenli pnömonilerde viral etkenler hastaların %2-15'inde, (ortalama %8) sorumludur (2,3). Viral ve bakteriyel etkenlerin birlikte oldukları hastaların oranı ise %26 - 77 arasındadır (4). Ancak çalışmalardaki değişen oranların kullanılan yöntemlere de bağlı olduğunu unutmamak gerekir. Erişkinlerde en sık viral pnömoni etkenleri influenza A ve B, parainfluenza virüs ve respiratuar sinsisyal virüsdür (RSV). Bunların tümü yıllık salgınlar yapabilir. Toplumdan edinilmiş viral pnömonilerin yarıdan fazlasından influenza virüs A ve B sorumlu tutulmaktadır (5). Çocuklarda ise en sık etkenler RSV, parainfluenza virüs, influenza A ve B'dir. Üç yaş altındaki çocukluk pnömonilerinin yandan fazlasında viral etkenler sorumludur (2). Çocuk hasta grubunda toplumda kazanılmış pnömonilerde %62 viral etken saptanmış olup en sık görülenler %29 ile RSV, %24 ile rinovirüslerdir. Nozokomiyal pnömoni tablosuna ise %10-20 oranında viral etkenlerin neden olduğu bildirilmektedir (6).

Bağışıklığı baskılanmış hastalarda viral infeksiyonlar en sık Herpesviridae ailesinin üyeleri olan herpes simpleks, varisellazoster ve sitomegalovirüs ile ortaya çıkar. Bunlar zarflı, çift zincirli DNA virüsleri olup en önemli özellikleri primer infeksiyondan sonra yaşam boyu latent infeksiyon yapabilmeleridir. Adenovirus ve kızamık virüsü de bağışıklığı baskılanmış hastalarda viral pnömoni yapabilir. Kemik iliği transplantasyonundan sonra sitomegalovirüs pnömonileri sık görülmektedir. Bağışıklığı baskılanmış kanser hastalarında infekte olduktan sonra %58-78 oranında pnömoni gelişmekte ve %22-44 oranında ölümle sonuçlanmaktadır (2).

Kaynak
Toros SELÇUK

__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]

Konu Selim Hoytur tarafından (08.01.16 saat 15:22 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01.05.09, 10:37
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Viral Pnömoniler-Solunum Sistemi İnfeksiyonları

PATOGENEZ
Pnömoni nedeni olan viral etkenler damlacık infeksiyonu ile alınırlar. Önce üst solunum yollarına yerleşen virüs burada siliyalı hücrelerde çoğaldıktan sonra komşuluk yoluyla alt solunum yollarına ulaşır ve pnömoniye neden olur. Herpes virüsler, özellikle CMV hematojen yolla da akciğer parenkimi-ne ulaşabilirler. Akciğerdeki viral pnömoniye bağlı patolojik görünümler tüm viral etkenler için aynıdır. Pnömoni döneminde solunum yolları epitelinde nekroz ve dökülme, bronşiyollerde tıkaçlar, siliyer fonksiyonlarda azalma, al-veollerde eksüda ve inflamasyon saptanır. Peribronşiyal alanlarda mononük-leer hücre infiltrasyonu görülür. Histopatolojik kesitlerde inklüzyon cisimcik¬leri saptanabilir. Spesifik antiviral antikorlar, artmış interferon düzeyi, sito-toksik T lenfositler, infeksiyonun kontrol altına alınmasını sağlayan konakçı savunma mekanizmalarıdır.

Viral infeksiyonun sonucu olarak akciğer parenkim ve hava yollarındaki koruyucu mekanizmaların bozulması, fagositik özelliğin daha az etkili ol¬ması ikincil bir bakteriyel infeksiyona zemin hazırlar. Doku hasarı ve hüc¬resel immünitenin zayıflaması ile bakterilerin yerleşme ve kolonizasyon ye¬tenekleri artar. Viral pnömoniye sıklıkla bakteriyel bir süperinfeksiyon ek¬lenebilir (2).

KLİNİK
Viral etkene bağlı pnömoniler klinik olarak atipik pnömoni tablosuna neden olabilir. Erişkinlerdeki atipik pnömoniden en sık influenza A ve B ve adeno-virüsler sorumlu olup özellikle askeri birliklerde sık görülür. Ancak, pnömo-nilerin klinik olarak tipik ve atipik olarak ayrılmaları etken veya etkenlerin belirlenmesinde güvenilir bir yöntem değildir. Pnömoni tablosu ile başvuran hastalarda klinik ve radyolojik olarak viral pnömonileri bakteriyel pnömoni-lerden ayırt etme olanağı yoktur. Ayrıca viral pnömoni üzerine bakteriyel bir süperinfeksiyon eklenmiş olabilir. Kimi pnömonili hastalarda varisella veya kızamık için eşzamanlı tipik döküntülerin görülmesi pnömoni etkeninin be¬lirlenmesini sağlayabilir.

Viral pnömoni tablosunda tipik olarak konstitusyonel belirtiler saptanır. Bunlar ateş, titreme, halsizlik, burun akıntısı, yaygın kas ağrıları, baş ağrısı ve kuru öksürüktür. Pnömoni bulgusu olarak fizik incelemede wheezing, ral-ler ve ronküslar saptanabilir. Ancak bu belirti ve bulgular bakteriyel pnömo-nilerde de görülebilir. Radyolojik inceleme de bakteriyel ve viral etkenlerin ayırt edilmesini sağlayamaz. Viral pnömonilerde kavitasyon ve plevral efüz-yon nadirdir (7).

Çocuk hastalarda viral pnömoni okul veya kreşlere gidenlerde sık görülmek¬tedir. Ayrıca çocuklukta nozokomiyal viral pnömoniler de bildirilmiştir. Ge¬nellikle 1-2 günlük bir ateş ve öksürük döneminden sonra başlar, yenidoğan-larda apne nöbetleri (apneic spells) görülebilir. Solunum zorluğu belirti ve bulguları sıktır. Bronşiyolite bağlı hırıltılı solunum olabilir. Daha büyük çocuk¬larda ve ergenlik çağında viral pnömoni erişkinlerdekine benzer. Kan tablo¬sunda periferik lökositoz dışında özellik yoktur. Akciğer grafisinde genç ço¬cuklarda hava hapsi ve perihiler infiltrasyon görülebilir (8).

Bağışıklığı baskılanmış hastalarda viral pnömoni etkenleri farklılık gösterir. En sık Herpesviridae ailesinden virüsler sorumludur. Organ transplant alıcı¬ları herpes virüslere (özellikle CMV ve Herpes Simplex) çok duyarlıdır. Ke¬mik iliği ve renal transplant alıcılarında %25 oranında CMV pnömonisi ge¬lişir (2). Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda gelişen viral pnömoninin mortalitesi yüksek bulunmuştur. Kemik iliği transplantasyonu, kanser, organ transplantasyonları, radyoterapi, sitotoksik tedavi, malnutrisyon ve şiddetli yanık hastalarında HSV ve varisella-zoster infeksiyonlarının viseral organla¬ra yayılımı ve pnömoni riski yüksektir, mortalite ise %25'e kadar çıkmakta¬dır.

TANI
Klinik olarak viral pnömonileri ayırt etme olanağı yoktur, ancak özellikle epi¬demiler sırasındaki pnömonilerde viral etkenleri akla getirmek gerekir. Viral pnömoni tanısını kesin olarak koymak için mikrobiyolojik incelemeler gere¬kir. Ancak viral bir etken saptansa bile bu bulgunun her zaman aktif hasta¬lık anlamına gelmeyeceği bilinmelidir. Örneğin, herpes virüs yaşam boyu la¬tent infeksiyon etkeni olabilir, aktif hastalık olmayan dönemlerde de virüs saptanabilir. Kültür pozitifliği aktif hastalık anlamına gelmeyebilir. Ayrıca vi¬ral etkenle birlikte bakteriyel patojenler de bulunabilir. Bu durumda kesin ta¬nı için histopatolojik inceleme gereklidir. Viral pnömonilerin tanısında kulla¬nılan laboratuvar testleri şunlardır:
1. viral kültürler
2. sitolojik değerlendirme
3. antijen saptama testleri
4. gen amplifikasyon testleri

Viral kültürler etkenin varlığının ve cinsinin kesin olarak ortaya konulmasını sağlar. Üst ve alt solunum yollarından alınan örnekler uygun transport besi-yerine konularak buz içinde hızla laboratuvara ulaştırılır ve en kısa zamanda ekim yapılır. Hücre kültürleri ve hemadsorbsiyon testi uygulanabilir. Kültür¬de sitopatolojik etkinin saptanması için günler ile haftalar arasında değişen bir süre gereklidir.

Sitolojik ve histopatolojik değerlendirme için solunum yolu sekresyonları, bronkoalveoler lavaj sıvısı, akciğer doku örnekleri kullanılabilir. Alınan örnek¬lerde inklüzyon cisimcikleri aranır. Genel olarak DNA virüsleri intranükleer, RNA virüsleri ise sitoplazmik inklüzyon cisimciklerine neden olur (9). İnklüzyon cisimcikleri viral infeksiyon için tanısal olsa da yöntemin duyarlılığı düşüktür. İnklüzyon cisimciklerinin görülmemesi viral infeksiyonu ekarte ettirmez.

Antijen saptama testleri doğrudan hastadan alınan örneklere uygulanır. Testler immünofloresan (IF) ya da ELISA yöntemi kullanılarak 2-3 saat için¬de sonuç verir. Yöntemlerin duyarlılığı kullanılan yönteme ve virüsün tipine göre değişmektedir. Örneğin immünofloresan assay duyarlılığı RSV ve influ¬enza B için %87-93, adenovirüs ve parainfluenza virüs için %51-67 olarak bildirilmektedir (9). Ancak genel olarak antijen saptama testlerinin duyarlılı¬ğı viral kültürlerden daha düşüktür. Buna karşılık viral antijenler kültürde üre¬menin artık saptanmadığı dönemlerde, haftalar sonra bile saptanabilmekte-dir. Bu nedenlerle viral kültürlerle birlikte kullanılmaları önerilir.

Bir gen amplifikasyon yöntemi olan polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yük¬sek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir. Özellikle vücut sıvılarında CMV saptan¬ması için çok yararlı bulunmuştur. Yöntemin dezavantajı her virüs için ayrı ayrı test yapılmasıdır. Yeni bir yöntem olan multipleks revers transkriptaz-PCR (MRT-PCR) viral etkenlerin daha hızlı ve duyarlı olarak tanınmalarını sağlamaktadır.

Antikor titrelerinin akut hastalık ve iyileşme dönemleri arasında dört veya daha fazla artışının gösterilmesi tanısal kabul edilmektedir. Ancak bu karşı¬laştırma gereken uzun süre nedeniyle sadece epidemiyolojik öneme sahip, geriye dönük bir bilgi sağlayacaktır.

__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01.05.09, 10:39
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Viral Pnömoniler-Solunum Sistemi İnfeksiyonları

Spesifik viral etkenlere bağlı pnömoniler Influenza
Tek sarmallı RNA virüsleridir. Erişkin hastalardaki viral pnömonilerin yarı¬dan fazlasından sorumludur (5). Kış aylarında epidemiler yapar. Genellikle yaşlıları etkileyen bir pnömoni etkenidir (hastaların %80'den fazlası 65 ya¬şın üzerindedir), ancak her yaşta görülebilir. Epidemiler sırasında akla geti¬rilmelidir. Amfizem, kalp yetmezliği, hemoglobinopatiler, gebelik ve bağışık¬lığın baskılanmış olması durumlarında şiddetli hastalık ve mortalite riski yük¬sektir. influenza, bronşiyolit ve/veya pnömoni tablosuna neden olabilir. inf¬luenza tip A, tip B'ye göre daha sık görülür ve daha ağır hastalığa neden olur. Çocukluk döneminde kış aylarındaki epidemiler sırasında okul çocukla¬rının dörtte üçü, okul öncesi çocukların ise yarısı infekte olur. Okullar epide¬milerin toplumda yayılması için bir kaynak görevi görür. Çocuklarda krup, bronşiyolit ve pnömoni tablosuna yol açar.

influenza damlacık infeksiyonu ile kişiden kişiye yayılır, 1-5 günlük inkübas-yondan sonra ateş, halsizlik, baş ve boğaz ağrısı, miyalji ile 3-5 gün süren bir hastalık dönemi görülür. Hastalık sıklıkla kendiliğinden iyileşir. Üst solu¬num yolu infeksiyonunu izleyerek hastaların %20'sinde influenza pnömoni-si gelişir. Giderek şiddetlenen nefes darlığı ve siyanoz eklenirse hastayı solu¬num yetmezliğine götürebilen klinik tablo akut toksik bir hal alabilir. Miyalji en şiddetli belirtidir ve kasların viral infeksiyonuna bağlıdır. Radyolojik ola¬rak bilateral tutulum olmasına karşın konsolidasyon yoktur. Hipokseminin saptanabildiği hastalarda ilerleyici interstisyel bir pnömoni görülür, mortali¬te oranı yüksektir.

influenza pnömonisinin önemli bir özelliği hastalığın seyri sırasında sık ola¬rak bakteriyel pnömoni ile komplike olmasıdır. Bakteriyel pnömoni viral pnömoniye 3-5 gün sonra eklenir. Bu durum düzelmekte olan influenza be¬lirtilerinin ardından genel durumun tekrar bozulması, ateşin tekrarlaması, pnömoni belirtilerinin ortaya çıkması ile anlaşılabilir. Bakteriyel etken olarak sıklık sırasına göre S. pneumoniae, H. influenzae ve S. aureus saptanır. Yaşlı, altta yatan kardiyak/pulmoner hastalığı olan ya da bağışıklığı baskılan¬mış hastalarda bakteriyel süperinfeksiyon daha sık görülmektedir. Toplum kökenli pnömonilerden S. aureus pnömonisi, sıklıkla influenza pnömonisi-ni izler.

influenza pnömonisi tanısı, hızlı antijen saptama yöntemleri ve viral kül¬türler ile konabilir. Antijen saptama testlerinde ise duyarlılık %80'in üze¬rindedir. Ancak epidemiler sırasında tedavi için tanının doğrulanması bek¬lenmez. Hastalara destekleyici tedavi (dinlenme, analjezik ve antipiretik-ler) ve gerek varsa oksijen tedavisi uygulanır. Sıvı ve elektrolit dengesi gö¬zetilir.
Influenza A amantadin veya rimantadin ile tedavi edilebilir. İlaçlara ilk 48 sa¬at içinde başlanırsa ateş ve belirtilerin süresi kısalır (10). Oral yoldan günde iki kez 100 mg verilen ilaç 3-5 gün süreyle veya belirtilerin kaybolmasından iki gün sonrasına kadar uygulanır. Her iki ilaç sadece tip A'ya etkilidir. Te-ratojenik özellikleri nedeniyle gebelere verilmez. Bakteriyel süperinfeksiyon-lar için uygun antibiyotik tedavisi verilmelidir. İnfluenzanın morbidite ve mor-talitesini azaltmak için en etkili yöntem duyarlı kişilerin aşılanmasıdır. Aşı hu¬moral ve daha az olarak mukozal bağışıklık ile koruyuculuk sağlar. Sağlıklı kişilerde aşının koruyuculuğu %70-90, yaşlı ve bağışıklığı baskılanmış hasta¬larda daha düşüktür, yine de şiddetli hastalık ve ölümleri azalttığı düşünül¬mektedir. Korunma için 65 yaş üstündeki ve/veya kardiyak ya da pulmoner hastalığı olanlar her yıl ekim-aralık ayları arasında aşılanmalıdır (10). Humo¬ral bağışıklığın sağlanması için en az iki hafta gerektiği unutulmamalıdır. Sal¬gınlar sırasında riskli gruplara en az iki hafta amantadin veya rimantadin ile kemoprofilaksi önerilmektedir.

Respiratuar sinsisyal virüs (RSV)
Yenidoğanlar ve çocuklardaki en sık patojendir (6). Hastaneye yatan çocuk-lardaki pnömonilerin dörtte birinden sorumludur (11). Ancak özellikle yaşlı¬lar ve bağışıklığı baskılanmış hastalar olmak üzere erişkinlerde de patojen ol¬ma özelliği giderek daha iyi anlaşılmaktadır. Üç yaş altındaki çocuklarda gö¬rülen pnömonilerin yaklaşık yarısından RSV sorumludur. RSV pnömonileri-nin yarısı da 0-2 yaşlar arasında gerçekleşmektedir (2). Kış ve bahar ayların¬da lokal epidemiler görülür. Kişiden kişiye bulaşma özellikle aile içinde ve kreşlerde olur, nozokomiyal salgınlar da bildirilmiştir. Bağışıklığın tam olma¬ması nedeniyle yeniden infeksiyonlar görülebilir.

RSV infeksiyonunda ateş, kuru öksürük, iştahsızlık ve dispne görülür. Sıklık¬la raller ve hırıltılı solunum saptanır. Çocuklarda hiperinflasyon, erişkinlerde bilateral yama tarzı veya interstisyel infiltrasyon, plevral efüzyon veya kon-solidasyonlar görülür. Tanı için boğaz sürüntüsü veya BAL örneğinde anti¬jen tarama testlerinden yararlanılır. ELISA testi duyarlılığı ve özgüllüğü %80-95 arasındadır (11). Tedavi destekleyici niteliktedir. Kullanılabilecek tek ilaç olan ribavirinin etkinliği tartışmalı ve maliyeti çok olup ancak şiddetli hasta¬lıkta önerilmektedir. Profilaksi ve aşılama konusunda araştırmalar sürmekte¬dir.

Parainfluenza virüs
Yenidoğan grubunda hastaneye yatışı gerektiren viral pnömonilerde RSV'den sonra en sık patojen etkendir. Parainfluenza tip 1 ve 2'ye bağlı epidemiler bahar aylarında saptanır. Genellikle pnömoni etkeni olan tip 3 ile endemik, sporadik olgular görülür. Erişkinlerdeki viral pnömonilerin %15'inden parainfluenza virüsü sorumludur (2). Hastalarda kronik hava yolu hastalıkları akut alevlenmesi ve bakteriyel süperinfeksiyonlar sıktır. Kış aylarında bağışıklığı baskılanmış hastalarda şiddetli pnömoni nedeni¬dir.

Parainfluenza pnömonisi kliniği genellikle hafiftir, ölüm nadirdir. Normal erişkinlerde hafif bir infeksiyon yaparken bağışıklığı baskılanmış hastalarda yaşamı tehdit edebilir. Hastalarda ateş, öksürük, dispne, raller ve hırıltılı so¬lunum saptanır. Akciğer filmi normal veya yaygın alveoler-interstisyel infilt-rasyonlar içeriyor olabilir. Tanı için virüs kültürü veya antijen saptama test¬leri kullanılır. Tedavi destekleyicidir. Ribavirinin kullanıldığı olgu raporları vardır, ancak yararı kanıtlanmamıştır.

Herpes simpleks virüsü (HSV)
Özellikle bağışıklığı baskılanmış hastalarda önemli bir pnömoni etkenidir. Toplum kökenli pnömoniler içinde Herpes Simplex pnömonisi nadirdir. Kanser kemoterapisi alan hastalarda, nötropenik kişilerde, HIV pozitif kişi¬lerde, yanık hastalarında, konjenital hücresel bağışıklık yetmezliği olanlarda ve malnütrisyon gelişen hastalarda risk yüksektir (12). Virüs üst solunum yol¬larından komşuluk yoluyla, aspirasyonla ya da vagal ganglionlarda reaktivas-yon ile alt solunum yollarına ulaşır. Etken viremi sırasında hematojen yolla da akciğerlere ulaşabilir.

En sık görülen belirtileri dispne ve öksürüktür. Ateş, takipne, hırıltılı solu¬num, hemoptizi ve göğüs ağrısı olabilir. Pnömoni öncesi dönemde cilt lez-yonları ortaya çıkabilir. Akciğer grafisinde periferik nodüler yapılar birleşe¬rek yaygın infiltrasyonlar oluşturabilir. Tanıda hastanın bağışıklık durumu, kültür ve histopatolojik inceleme sonuçları dikkate alınmalıdır. Histolojik ola¬rak nekrotizan veya hemorajik bir pnömoni saptanır. Kültür pozitifliği tek başına tanı koydurucu değildir. Normal kişilerde bile orofarinksten %2-25 oranında HSV izole edilebilir (12). Cowdry A tipi inklüzyon cisimcikleri kül¬tür pozitif hastada HSV'yi destekler. Mukoza ve cilt lezyonlarının tabanların¬dan alınan sürüntüde multinükleer dev hücreler ve intranükleer inklüzyon ci¬simcikleri görülür. Tanıda kuşkulanılan her hastada uygun kültür örnekleri alınmalıdır.

HSV pnömonisinin tedavisinde asiklovir 8 saatte bir 250 mg/m2 olarak kul¬lanılır. Presipitasyona bağlı renal hasarı önlemek üzere hastalar iyi hidrate edilmelidir. Hastaların yarıdan fazlasında bakteriyel süperinfeksiyon görül¬mesi nedeniyle tedaviye yeterli yanıt alınamayan durumlarda S. aureus'a yö¬nelik tedaviyi de kapsayan uygun antibakteriyel ilaç verilmelidir (13). Stero¬id kullanımı tartışmalıdır. Seropozitif transplantasyon hastalarında immün-süpresyon söz konusu ise kemoprofilaksi yapılabilir. Aktif veya pasif bağışık-lamanın başarısı henüz gösterilememiştir.

Sitomegalovirüs (CMV)
Toplum genelinde yaygın, belirtisiz infeksiyon yapar, ABD'de sağlıklı eriş¬kinlerde seropozitiflik %50-80'dir. Normal kişilerde mononükleoz benzeri bir tabloya neden olur, birlikte %6 oranında pnömoni görülebilir (14). Asıl olarak latent kalıp reaktive olabilme özelliği nedeniyle kemik iliği ve solid or¬gan transplantasyonu yapılan ya da HIV pozitif bağışıklığı baskılanmış has-talardaki pnömonilerin dörtte biri bu etkene bağlıdır. İnfeksiyon, %70 ora¬nında endojen latent infeksiyonun reaktivasyonu ile ortaya çıkar (15). Sero¬negatif hastalarda ise seropozitif vericiden alınan kemik iliği veya organlarla etken alınmaktadır. CMV infeksiyonu tipik olarak transplantasyondan 1-4 ay sonra ortaya çıkar. Transplant hastalarında CMV infeksiyonunun morbi-ditesi hastanın immünsüpresyon derecesine ve transplantasyon cinsine bağ¬lıdır. Morbidite böbrek transplantasyonunda en düşük, kemik iliği transplan¬tasyonunda en yüksektir. CMV infeksiyonunun en şiddetli ve ölümcül şekli interstisyel pnömonidir. CMV pnömonisi kemik iliği alıcılarının %10-40 ka¬darını etkiler. Antiviral profilaksiye bağlı olarak artık geç dönem infeksiyon-lar (3-9. aylar arasında) görülmektedir. Mortalite %40-90 arasındadır (15). Kemik iliği transplantasyon hastalarında %84 gibi ölüm oranları bildirilmiş¬tir (16). Pnömoni belirtileri öksürük, takipne, çok yüksek olmayan ateş şek¬lindedir, bağışıklığı baskılanmış hastalarda daha subakut bir seyir izler. Şid¬detli hipoksemi ve solunum yetmezliği gelişmesi kötü prognoza işaret eder. Radyolojik olarak interstisyel infiltrasyonlar, alveoler konsolidasyonlar, reti-külonodüler görünüm veya viremi sonrası milier patern izlenebilir (17). Tanı için klinik bulgular, BAL kantitatif kültür ve CMV PCR yöntemi ve viral kül¬türlerden yararlanılabilir. BAL'da CMV ile birlikte diğer bakteriyel patojenle¬rin de sık olarak saptanması CMV'nin rolünü tartışmalı hale getirmiştir. Has¬taların yarısında bakteri, fungus veya protozoolarla süperinfeksiyon gelişir, en sık etken P. carinii bulunmuştur (2). BAL'da CMV DNA'sı saptamaya yönelik PCR yönteminin pozitif prediktif değeri düşük, negatif prediktif de¬ğeri yüksektir. Kesin tanı için invazif hastalığın histopatolojik olarak transb-ronşiyal veya açık akciğer biyopsisi ile alınan doku örneklerinde gösterilme¬si gerekir.

Normal kişilerde CMV infeksiyonu ve pnömonisi kendiliğinden iyileşen, iyi gidişli bir hastalık olup tedavi gerekli değildir. Transplantasyon hastalarında CMV pnömonisinin sıklığı ve yüksek mortalitesi nedeniyle işlem öncesi ve sonrasında profilaktik asiklovir ve gansiklovir kullanılmaktadır. BAL'da CMV gösterilmesi, antijenemi ve PCR pozitifliği durumunda preemptif tedavi ile CMV pnömonisi önemli oranda azalmıştır. CMV pnömonisi için önerilen te¬davi 20 gün süreyle her 8 saatte bir 2.5 mg/kg İV gansiklovir olup ilaca oral olarak iki hafta daha devam edilir. Tedaviye yüksek doz İV immünglobülin de eklenir. Gansiklovire dirençli infeksiyonlarda forcarnet bir alternatif ilaç olarak kullanılabilir (17).
Varisella-Zoster virüsü (VZV)


__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01.05.09, 10:40
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Viral Pnömoniler-Solunum Sistemi İnfeksiyonları

Varisella-Zoster virüsü (VZV)
Çok bulaşıcı bir virüstür. Virüse bağışıklığı bulunmayan kişilerin aktif infeksi-yonu olan hastalarla teması sonrası ortaya çıkar. İnkübasyon süresi 10-21 gündür. Primer infeksiyon olarak varisella (su çiçeği) görülür. Varisella geçi¬ren yetişkinlerin %5-14'ünde alt solunum yolu belirtileri ortaya çıkar ve bu hastaların da %10 kadarında solunum yetmezliği gelişir. Solunum yetmezli¬ği gelişenlerde mortalite %50'dir. Gebe hastalarda pnömoni varisellanın cid¬di bir komplikasyonu olup mortalitesi %45'e kadar yükselir (18). Varisella geçiren erişkin hastaların %15'inde radyolojik olarak pnömoni saptanabilir. Akciğer grafisinde yaygın interstisyel ve alveoler infiltrasyonlar görülür. Ta¬nı tipik veziküler lezyonların görülmesi ile konur. Ancak bağışıklığı baskılan¬mış hastalarda döküntü olmayabilir. Laboratuvarda virüs izolasyonu ve anti¬jen saptama testleri yararlıdır. Toplum genelinde seropozitifliğin yüksek ol¬ması nedeniyle serolojik inceleme önerilmez. Herpes zoster, sinir ganglion-larına yerleşen latent virüsün reaktivasyonu ile ortaya çıkar. Herpes zoster sırasında solunum sistemi tutulumu nadirdir. Gebelerde veya gebelik sonra¬sı, hematolojik malign hastalıklarda pnömoni gelişebilir.

Tedavide cilt lezyonları düzelip kaybolana dek solunum izolasyonu, destek¬leyici tedavi, antiviral ajanlar, aktif ve pasif immünizasyon önerilmektedir. Bağışıklığı olmayıp virüse maruz kalan kişilerin, özellikle gebe kadınların ilk 96 saat içinde varisella-zoster immün globülin almaları infeksiyon ve şiddet¬li hastalık olasılığını en aza indirir. Bağışıklığı baskılanmış hastalarda VZV pnömonisi tedavisinde asiklovir erken dönemde başlanırsa daha başarılı so¬nuçlar alınır. Asiklovir 10 mg/kg, 8 saatte bir 7-10 gün boyunca kullanılır (19). Teratojenik etki bildirilmemiştir. İyileşme döneminden sonra akciğer grafisinde yaygın çok sayıda kalsifikasyonlar izlenebilir. Şiddetli hastalığa karşı koruyuculuğu tama yakın bir canlı VZV aşısı 1995 yılından beri kulla¬nıma girmiştir. Gebelere önerilmeyen aşı, çocuklarda rutin olarak, erişkinler¬de ise sağlık veya bakım hizmeti çalışanlarına, doğurganlık çağındaki kadın¬lara, bağışıklığı baskılanmış kişilere yakın olanlarda duyarlı iseler önerilmek¬tedir.

Adenovirüs
Zarfsız DNA virüsleridir. İnsana özgü 41 serotipi vardır, ancak şiddetli sey¬reden hastalık tablosunun çoğunda tip 3, 4 ve 7 söz konusudur. Sıklıkla fa¬renjit, adenit ve konjunktivit nedenidir, pnömoni daha nadirdir. Nekrotizan bronşit/bronşiyolit de yapabilir. Daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde pnömoni etkenidir. Sıklık olarak diğer viral etkenlerden sonra gelen bu virüs genellikle hafif hastalığa neden olur. Ancak başta askeri birlikler olmak üze¬re toplu yaşanılan yerlerde salgınlar da yapabilir. Lösemi, Hodgkin hastalı¬ğı, HlV, kemik iliği veya organ transplant hastalarında giderek daha fazla or¬taya çıkmaktadır. Belirtiler ateş, öksürük, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı, mi¬yalji, artralji şeklindedir. Radyolojik olarak bilateral alt loblarda yama tarzı ve¬ya interstisyel infiltrasyonlar görülür. Konsolidasyon yoktur. Tanı, etkenin solunum yolu sekresyonlarından kültürle izole edilmesiyle ve antijen sapta¬ma testleri ile konur. Sitopatik etkiler 2-20 günde ortaya çıkar. Özgül bir te¬davisi olmayıp hastalara destekleyici tedavi verilir. Bazı olgu raporlarında ri-bavirinin etkili olduğu bildirilmiştir. Sıklıkla hastalık kendiliğinden düzelir. Bakteriyel süperinfeksiyonlar nadirdir.

Kızamık virüsü
Virüs damlacık infeksiyonu ile alınan son derece bulaşıcı bir etkendir. Çocuk¬larda ateşli, karakteristik döküntülü bir hastalığa neden olur. Erişkinlerde ha¬fif bir pnömoni tablosu olabilir, ancak etken özellikle çocuklarda ve bağışık¬lığı baskılanmış hastalarda şiddetli pnömoni nedenidir. Çocuklarda pnömo-ni kızamığa bağlı ölümlerin önde gelen nedenidir.
Primer kızamık pnömonisi bağışıklığı baskılanmış hastalarda ortaya çıkar. Akciğerlerde yaygın bronşiyoler ve alveoler inflamasyon, karakteristik multi-nükleer dev hücreler görülür. Sekonder bakteriyel infeksiyon viral pnömoni tablosuna eklenebilir. Ölü kızamık aşısı yapılmış hastalarda atipik infeksiyon ve mortalitesi yüksek Hecht dev hücreli pnömonisi ortaya çıkabilir. Tanı ge¬nellikle karakteristik döküntü ve yanak mukozasında Koplik lekelerinin gö¬rülmesiyle konur. Radyolojide yaygın ince retiküler veya alveoler infiltrasyon görülür. Yama tarzı infiltrasyonlar ve atelektazi bakteriyel infeksiyonu akla getirmelidir. Kızamık virüsü boğaz sürüntülerinden veya solunum yolu sek-resyonlarından izole edilebilir, antijen saptama testleri kullanılabilir. Pnömo-ni tedavisi destekleyici niteliktedir. HIV pozitif çocuklara ve bağışıklığı baskı¬lanmış kişilere günlük 1.1 gr dozda ribavirin önerilmektedir. Bağışıklığı nor¬mal kişilere virüse maruziyetten sonra 72 saat içinde uygulanan immün glo-bülin etkili bulunmuştur. Duyarlı, bağışıklığı normal kişilere canlı atenue vi¬rüs aşısı uygulanmaktadır.

Kaynak
Toros SELÇUK

Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 18.pdf (51,0 KB (Kilobyte), 177x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
pnömoniler-solunum, sistemi, viral, ınfeksiyonları

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:00 .