iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 16:11 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Hurafeler » Kadın ve Hurafe

Hurafeler Boş, batıl inanışlar; asılsız rivayetler ve efsaneler, dinde olmayan ve sonradan dine eklendiği belli olan (bidat) asılsız inançlar, uğursuzlukla ilgili inanışlar ve yorumlar. Olağan davranışları etkilemek ve tabiat düzenini değiştirmek için yapılan büyüler. Üfürükçülük ve yatırlardan medet ummak. Muska ve nazarlıklarla değişim yaratmak. Hurafelerin büyük bir kısmı dinle ilgilidir. İnanç alanına girdikleri için bilimsel olarak bir yorum yapmak imkansızdır. Ancak çok bilinen "dünya düzdür" hurafesine bile rastlanmaktadır. Hurafelerin birçoğu çocuksu inanışlardır. Dinin temel inançlarıyla çeliştiğinde hurafecilik küfre kadar gidebilir. Töredir diye yapılan eylemlerde bile hurafe görülebilir. Gelenek ve göreneklerle karışmış hurafeler olabilir.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 20.04.08, 17:51
Standart Kadın ve Hurafe

20.04.08, 17:51



Hurafe | Atatürk dini hurafe lere karşıydı | Kadın hakları, Avrupa Parlamentosu 'Türkiye'de kadın haklarını tartıştı | Çağdaş Kadın Hareketi ve Feminizm,Türkiye'de Kadın Hakları | Kadın ve saç |

Kadın ve Hurafe:

Tarih incelendiği zaman görülüyor ki kadın, asırlar boyu ihmal edilmiş, horlanmış, en ağır zulüm, baskı ve işkencelere maruz tutulmuştur. 19. yüzyılın ortalarına kadar, gerek Avrupa, gerek Asya'da kadın, hukukundan yoksun bırakılmıştır.
Mesela; Yahudi kızları babalarının evlerinde hizmetçi kabul edilmiş, İran'da Mezdek, ana ve kız kardeşle evlenmeyi meşru gören yeni bir din kurmuştu. Çin ve Hind gibi çok eski milletlerde de kadının sosyal mevkisi çok düşüktü. Hind'de kadın, zavallı bir yaratık olarak kabul ediliyor, her türlü aşağılık arzulara alet ediliyordu. Kadın okumaktan uzak tutuluyor, ayin ve merasimlere kabul edilmiyordu. Kadının dini efendisine hizmet etmekti. Görevi ve değeri, eğer kocası ölmüş ise onun cesedi üzerinde kendisini yakmasıydı.
Eski Yunanlarda da kadın, medeni haklar adına hiçbir şeye mâlik değildi. Kadın kocasının, kocası yoksa babasının, o da olmazsa akrabasından diğer erkeklerin vasiliği altında yaşardı. Kocası onu istediği zaman boşar ya da başkasına devredebilirdi.
Eski Roma'da da kadının durumu çok feciydi. Hatta Roma'da bazı toplantılarda, kadının ruhsuz ve hayattan nasibi olmayan bir hayvandan ve şeytanın iğrenç işinden ibaret bulunduğuna dair kararlar alındığı bile vakidir.44
Ortaçağda Bizansın en şaşalı zamanlarında bile kadının sosyal mevkisi çok düşüktü. Bizans'ta kadının durumu kısaca şöyleydi: Kadın erkeğin malı idi. Erkeğin onda istediği gibi tasarruf hakkı vardı. Hayat ve ölümü eşinin elindeydi. Köle olarak kabul edilirdi. Kadının önce babasının, evlendikten sonra kocasının, kocası ölünce de oğlunun esiri idi. Kadın bir şehvet malı olarak kabul edilirdi. En medeni olan Atinalılar arasında bile kadın çarşılarda satılır, başkalarına ihale olunurdu. O sadece evin düzeni ve çocuklara bakmak için lazımdı.45
1788 yılına kadar kadın İngiltere'de de kocasına mutlak itaata mecbur olup hemen hemen hiçbir hakka sahip değildi. 1888 yılında İngiliz piskoposlarından “Dour”, Vestminister kilisesinde yaptığı bir konuşmasında şöyle diyordu: “Bundan 100 sene öncesine kadar kadın, erkeğin sofrasına oturmak hakkına sahip olmadığı gibi sorulmadan söze karışması da câiz değildi. Kocası da başının ucuna kocaman bir sopa asardı ki karısı ne zaman bir emrini tutmazsa, onu kullanırdı. Kadının sözü kızlarına geçmezdi. Erkek çocukları ise analarına ev içinde bir hizmetçi kadından fazla değer vermezlerdi.”46
İslamiyetten önce Arap yarımadasında da kadının durumu yürekler acısı idi. Araplar kızlara karşı nefrette o kadar ileri gidiyorlardı ki, yaşama hakkını dahi onlara çok görüyorlardı. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeyi kendilerine fazilet kabul ediyorlardı. Herhangi birisinin bir kız çocuğu dünyaya geldiği zaman öfkesinden o suçsuz günahsız çocuğu diri diri toprağa gömerdi.47
İslam’a kadar bütün dünyada kadın değersiz bir yaratık olarak kabul edilmiş, yüzyıllar boyu ona hiçbir sosyal hak verilmemiştir. İslam, o zamana kadar kadınlara verilmeyen haklar getirmiş, kadını özgürlüğüne kavuşturmuştur. İslam'a göre kadın erkeğin eşi, yardımcısı ve danışmanı olarak kabul edilmiştir. Ona, aile içerisinde söz hakkı tanınmış ve birtakım görevlerle yükümlü kılınmıştır. Hz.Muhammed (s.a.v); “kadın da kocasının evinde bir çobandır ve yönetimi altında olanlardan sorumludur”48 buyurmuş, onun aile içinde söz sahibi olduğunu cihana ilan etmiştir.
İslam’da kadına işkence etmek, onu horlamak, küçük görmek, mal varlığına tecavüz etmek yoktur. Kadına aile içinde ve toplumda saygı esastır. Nitekim Peygamberimiz; “sizin en hayırlınız kadınlarına karşı en iyi davrananızdır”49 buyurmaktadır.
İslam göre kadın da erkek gibi inanç, amel ve ahlak hükümleriyle yükümlüdür. İyilik ve doğruluk üzere davranmada, kötülüklerden sakınmada aynen erkek gibidir. Kadın hukuk açısından ve haklarını kullanması bakımından o zamana kadar dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayan ve hiçbir dinde görülmeyen geniş yetkilere kavuşmuştur.
Dünyanın her yerinde insan haklarının çiğnendiği, insan ve kadın ticaretinin yapıldığı, kadına hiçbir hakkın tanınmadığı, her türlü zulüm ve hareketin reva görüldüğü, bir mal gibi elden ele satıldığı, hatta uzun süre “kadının ruhu var mıdır, yok mudur?” diye tartışmasının yapıldığı bir çağda, İslam'ın ve sevgili peygamberimizin kadın haklarına karşı gösterdiği titizlik, hiç şüphesiz yüce dinimiz İslam'ın getirdiği yeniliklerdir. Tarih budur, gerçek budur.
İslam kadını bu şekilde değerlendirmesine rağmen, maalesef bazı cahil kişilerin gözünde o, hala “saçı uzun, aklı kısa” kabul edilerek ezilmeye, horlanmaya mahkum bir varlık gibi muamele görmektedir. Toplumumuzda kadın hakkında söylenen bir sürü hurafeler vardır. İşte kız, kadın ve gelinler hakkında söylenen hurafelerden bazı örnekler;
- Evden çıkan erkek işine giderken önünü kadın keserse işi ters gider.
- Kısa boylu kadın uğursuzdur.
- Hayızlı kadın sebze bahçesinden geçerse sebzeleri kurutur.
- Hayızlı kadın akşam ezanından sonra küpten turşu çıkarırsa turşu bozulur.
- Gelin eve ilk geldiğinde kaynanasının iki bacağı arasından içeri girerse saygılı olur.
- Bir kız akşam ezanı okunurken merdiven altından geçerse kısır kalır.
- Çocuğu ölen kadın cuma günü iş yapmaz.
- Gelin olanın duvağı evde kalmış kızın başında çözülürse bahtı açılır.
- Aş veren bir kadın çirkin bir yere bakarsa çocuğu çirkin olur.
- Bekar kız, evli birinin gelinliğini giyerse kısmeti kesilir.
- Hamileyken yumurta yiyen kadının çocuğu haylaz olur.
- Evli birinin yüzüğünü bekar kız takarsa kısmeti kesilir.
- Doğum yapan kadın yedi gün çocuğunun yanından dışarı çıkmaz. Çıkarsa cinniler gelir çocuğu götürür, başka bir çocukla değiştirir.
- Lohusa kadının ve çocuğun yastığı altına iğne, çuvaldız, kama, bıçak konursa al basmaz.50


kaynak
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
kadin ve hurafe

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz