Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Fen Edebiyat Fakültesi > Türk Dili Ve Edebiyatı > Ontolojik İncelemeye Dehhânî'nin "Eyledi" Redifli Gazeli Örneğinde Yapılsacı Bir Bakış

Türk Dili Ve Edebiyatı hakkinda Ontolojik İncelemeye Dehhânî'nin "Eyledi" Redifli Gazeli Örneğinde Yapılsacı Bir Bakış ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Edebiyat metinlerinde sanatsal değer bulmada analiz metotları önemli bir rol oynar. Bu bağlamda edebî metinlere uygulanan farklı analiz metotları metinlerdeki edebî değeri ortaya koyar. Bu çalışmada öncelikle bir metni varlığın

Türk Dili Ve Edebiyatı Çağdaş Türk Lehçeleri, Eski Türk Edebiyatı, Türkiye Türkçesi, Türk Diline Giriş, Osmanlı Türkçesi, Temel Bilgi Teknolojisi

Like Tree6Likes
  • 1 Post By Ayşe Dürdane Erduran
  • 1 Post By Ayşe Dürdane Erduran
  • 1 Post By Ayşe Dürdane Erduran
  • 1 Post By Ayşe Dürdane Erduran
  • 1 Post By Ayşe Dürdane Erduran
  • 1 Post By Ayşe Dürdane Erduran

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.09.09, 08:39
Profesör
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 7.768
Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.
Standart Ontolojik İncelemeye Dehhânî'nin "Eyledi" Redifli Gazeli Örneğinde Yapılsacı Bir Bakış

[coverattach=1]Edebiyat metinlerinde sanatsal değer bulmada analiz metotları önemli bir rol oynar. Bu bağlamda edebî metinlere uygulanan farklı analiz metotları metinlerdeki edebî değeri ortaya koyar.
Bu çalışmada öncelikle bir metni varlığın katmanlarının temelinde inceleyen ontik ve ontolojik analiz metodu açısından varlığını değerlendirerek ontolojik estetik hakkında bilgi verilmiştir.
Daha sonra ontolojik inceleme metodu Dehhânî'nin şiirlerindeki ifade, anlam, obje ve kader basamakları dikkate alınarak uygulanmıştır.
Sonuç olarak, çeşitli inceleme metotları edebiyat metinlerine uygulandığında genelde şiirin katmanlarının ve sanatsal değerinin ortaya konulabildiği ve özelde de bu şiirin şekil ve içerik açısından estetik değere sahip olduğu görülecektir.

The analysis methods plays an important role in finding out the art value of literature texts. Within this context, applying different analysis methods to literature texts indicate the literary value of texts.
In this study firstly, an information is provided on ontological aesthetic which evaluates the existence as ontic and ontological analysis method that examines a text on the basis of existence's layers.
Finally, ontological analysis method has been applied to one of Dehhani's poems and its layers such (a.s.) utterance, meaning, object and fate.
In conclusion, if various analysis methods are applied to the literature texts, it is seen that in general the art value and the level of the poems can be evaluated and in private this poem has aesthetic value from the aspect of form and content.

Makale yazarı
Mehmet Dursun ERDEM
* Erzincan Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. Bu makaleyi yazarken ve tabloları çizerken büyük yardımlarını gördüğüm hocam Yavuz BAYRAM'a çok teşekkür ederim.
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg Folk literature.jpg (32,3 KB (Kilobyte), 6x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08.09.09, 08:41
Profesör
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 7.768
Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.
Standart Ontolojik İncelemeye Dehhânî'nin "Eyledi" Redifli Gazeli Örneğinde Yapılsacı Bir Bakış

Yirminci yüzyılın başlarına kadar edebiyat incelemelerinde klasik inceleme olarak adlandırılabilecek bakış açısı hâkimdi. Yirminci yüzyılın başlarından itibaren Saussure'ün sistemli olarak ortaya koyduğu dilbilim (languistics) akımıyla birlikte birçok sahada olduğu gibi dil ve edebiyat alanında da eşzamanlı bakış açıları, inceleme teknikleri ortaya çıktı (bk. Saussure 1985). Metindilbilim, edimbilim, göstergebilim, yapısalcılık, anlatı bilimi gibi inceleme yöntemleri sadece metni inceleme objesi olarak kabul edip eşzamanlı olarak incelemeye başladılar. Bunun yanında dilbilim yöntemleri geliştikçe bundan klasik incelemeler de etkilenerek, araştırmalarında bu yeni yöntemlerden faydalanmaya başladılar.
Her ne kadar ontolojik inceleme metodu kökünü geçmişten alan bir inceleme yapısına sahipse de içinde yeni metotları çok rahat eritebilen ve anlatı metinlerine bu bakımdan yaklaşabilen bir bakış açısına sahiptir. Kendince kurduğu ana birimler içinde adeta bütün yöntemlerden faydalanabilecek bir niteliktedir. anlambilim, edimbilim, yapısalcılık, göstergebilim, hermenuötik, anlatı bilimi gibi son zamanlarda kullanılan inceleme tekniklerini içinde eritebilmekte ve onların verilerinden faydalanabilmektedir.
Bu yazıda Dehhânî'nin "eyledi" redifli gazeli yapısalcılıktan da faydalanılarak ontolojik olarak incelenecektir. Bir gazelin bu inceleme için seçilmesinin sebebi, ontik tabakaları kusursuz olarak yansıtmasından ileri gelir.
Ontolojik inceleme metoduna göre sanat eseri karşısındaki okur-öznenin (suje), estetik tavır ve estetikçi tavır olmak üzere iki durumundan bahsedilir. Öznenin sanat eseri karşısında aldığı tavır estetik tavırdır. Estetikçi tavır ise, eserin ontik açıdan anlam tabakalarını ve bu tabakalar arasındaki münasebeti inceleyip, sanat eserini neyin mükemmel kıldığını sorgulayan tavırdır. "Alexander G. Baumgarten (1714-1762) tarafından Aesthetica adlı eseriyle temelleri atılan estetik bilimi'nin, zaman içinde anlam sınırlarının genişlediği söylenebilir. Buna estetiğin esasını oluşturan güzellik'in yanına yüce, çekici-soylu, çirkin ve sezgi gibi kavramların ilave edilmesi, bunların da estetik kategoriler arasında sayılması sebep olmuştur. Bu durum, estetik olay ve estetik değer 'in tarifinde de birtakım farklı görüşlerin ileri sürülmesine yol açmıştır." (Köktürk 2003)
Sanat eserindeki estetiği neyin belirlediği noktasında estetikçiler arasında çok tartışmalar meydana gelmiştir. Bazı estetikçiler sanat eserindeki estetiğin kaynağını sujede (özne-okur) ararken, kimi estetikçiler bunu objede yani eserin kendisinde aramışlardır. Bu anlamda estetikçiler subjektivist ve objektivist olarak ikiye ayrılmaktadır. Modern ontolojik inceleme bu iki yaklaşımın ortasını bulmaya çalışan bir inceleme tekniğidir. "Ontolojik estetik, objeksiyon/nesneleştirme ve objektivasyon /nesneselleştirme adı verilen iki kavram etrafında şekillenir'(Köktürk 2003). Subkjektivistlere göre sanat eserinde içeriğini ve dış yapısını okurun birikimi belirlemektedir. Sanat eseri ne kadar mükemmel olursa olsun sonuçta bu mükemmelliği okurun birikimiyle sınırlı kalacaktır. Bu sebeple subjektivistler sanat estetiğinin merkezine okuru koymuşlardır. Objektivistler ise okurdan daha önemli olarak sanat eserinin içeriğini ön plana almışlar, eserin mükemmelliğinin estetiği belirleyici konumda olduğunu ileri sürmüşlerdir. Onlara göre sanat eseri herkesin birikimi oranında faydalanabileceği bir üst kurmacadır. Aslında burada edebî eserin niteliği çok önemlidir. Nitekim edebî sözün-değer biçici ve okuru inandırmaya yönelik olma karakteri, kendini en açık edebiyat eleştirisinin retorik geleneğinde en iyi bildiği alanda, yani başta 'şiirin kraliçesi' eğretileme olmak üzere, mecaza dayalı 'söz sanatlarında' belli eder (Moretti 2005:13). Bu arada sanat eserinin kişisel birikim sonucu oluşan göstergesel değerinden başka toplumsal göstergeleri de vardır. Toplumdaki kodlanmış ideolojik tutumların sanat eserine bakış açısında önemli bir yeri vardır (Ayrıca bk. Gottdiener 2005).
Modern ontoloji felsefesinde "var-olan" kavramı ön plana çıkar. Varolan; heterojen (ayrışık) bir yapıya, inorganik, organik, ruhî, tinsel olmak üzere dört farklı fakat birbiriyle ilgili tabakalara ve her bir tabaka da belli vasıflara sahiptir. Var-olan'ın en temel özelliği onun bir bilgi objesi oluşudur. Bilgi aktları (eylemi) ile bilinebildiği için burada söz konusu olan şey objeksiyondur. Diğer ifadeyle "objeleştirme"dir. Ancak objeksiyon esnasında objede bir değişiklik meydana gelmez (bk. Tunalı, 1984:58). Gösterenin öz niteliği, gösterileninkiyle hemen hemen aynı türden gözlemlere yol açar (Barthes1996:46)
Objektivasyon ise, var olmayanın ortaya konulması olarak tanımlanabilir. Bu safhada canlı tin, objeksiyondaki gibi alıcı konumunda değil, vücuda getirici durumundadır. Şahsî veya ortak tin'in nesneleştirmede esas alınan nesneler vasıtasıyla objektifleşmesi, ontolojik varlık düzeninde "objektifleşmiş tinsel varlık alanı"nı meydana getirir. Bu alan, arka-yapı (arka-plan) adı verilen ve heterojen (ayrışık) bir yapı arz eden sanat eserindeki irreel varlık alanıdır. Ancak bu arka-yapı, ön-yapı adı verilen reel alana bağlıdır, ondan bağımsız değildir. Mesela, nesne olarak taş, t.a.ş. harflerinin yan yana gelmesi değildir. Biz bu üç sese o anlamı yüklediğimiz için taş nesnesi zihnimizde canlanır. Burada sesler reel, kelimeler ve onlardan oluşan anlamlı birlikler irreel alana aittir (Tunalı, 1984:61-62). Bu durum dilbilim ve göstergebilimde gösteren (t.a.ş), gösterilen (varlık olarak taş), gösterge (her ikisinin zihnimizde yaptığı çağrışım, irreel düşünce) olarak da adlandırılır. Burada dilin, bildirişim ve anlatım işlevleriyle iç içe olduğundan incelenmesi güç bir güzelduyu işlevinden de söz edilebilir (Martinet 1998:17).
"Sanat bir yeniden inşâ, bir terkip anlamında yaratma faaliyeti olduğuna göre şüphesiz sanatçı, aynıyla kullanan değil, var olan malzemeyi yepyeni bir formla arz eden, onu işleyerek değişimlere uğratan kişidir. İşte biz sanatçının kullandığı malzemedeki bu tasarruf ve değiştirme eylemine objektivasyon diyoruz. (Tökel, 2000:35)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08.09.09, 08:43
Profesör
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 7.768
Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.
Standart Ontolojik İncelemeye Dehhânî'nin "Eyledi" Redifli Gazeli Örneğinde Yapılsacı Bir Bakış

Objektivasyon'un ontik yapısını söyle şemalandırmak müınkündür:
Objektivation
Ön-yapı veya ön-plân (Vorderground)
Arka yapı veya arka-plân (Hinterground)

Real Yapı
(Bağımsız, ontik bakımdan yapının kendi başına varolan)
Irreal Yapı
(Real yapıya bağımlı real taşıdığı tinsel içerik)
(ISSI 1997)

Objektivasyonda her nesnenin görünen ve somut bir tarafı olduğu gibi bir arka yapısı ve bu yapı içerisinde soyutlanmış içerik karşımıza çıkmaktadır. Sanat eserinde bu ön yapı ve arka yapı veya reel ve irreel yapı birbirine girişik vaziyettedir. Eleştirmen sanat eserini bir obje gibi değerlendirip sadece ondan yola çıkarak, sanat eserinin ön yapısında ve arka yapısında olan veya olabilecek somutlamalara ve soyutlamalara ulaşmalıdır. Ontolojik metot aslında bu iki zıtlığın içerisinde oluşan ve bu zıtlıklarla birlikte uyuma girmeyi başarabilen sanat eserlerinin yapısını ortaya koymaya çalışır.
Güzelle çirkini ayırt edebilme yeteneğine estetik beğeni denilmektedir (Uslucan 2001). İnsan sanat eseriyle karşılaştığında hayat boyu kazandığı tecrübeler sonucu kendisinde bir estetik beğeni oluşur. Okurun sanat eseri karşısında aldığı durumun yaşam-deneyimleriyle birebir ilgisi vardır. Estetik inceleme tekniğini sistemleştiren ilk insanlar arasında İngarden gelmektedir (bk. Tunalı 1984). Ontolojik inceleme metodu olarak isimlendirilen bu teknik, sanat eserinin anlam katmanlarını ortaya koyar. Roman Ingarden, anlam katmanlarını şöyle sınıflandırır:
1. Her tabaka için karakteristik olan materyal vardır. Bu materyallerden her tabakanın özelliği ortaya çıkar.
2. Her tabaka, hem öbür tabakalar hem de eserin bütün yapısı bakımından oynadığı rol yönünden birbirlerinden ayrılır (bk. Tunalı 1984:103).
Ontolojistler sanat eserini çeşitli tabakalar içerisinde incelerler. Aslında Ontolojik inceleme metodu bu bakımdan tümevarım metodunu kullanmaktadır. En küçük parçalardan en büyük parçalara değin sanat eserini oluşturan tabakalar kendi içerisinde ve öbür tabakalara kattığı değer yönüyle ele alınır. Bu aşamada her tabakada sanatçının farklı malzemeler kullandığı çok rahat göze çarpmaktadır. Ontolojist bu malzemeyi ortaya koyar ve bu malzemenin sanat eserindeki rolünü belirlemeye çalışır. Bu aşamada sanat eserindeki parçaların hem malzeme hem de sanat eseri içerisindeki vazifeleri bakımından birbirinden oldukça farklılaştığı göze çarpar ve eserin aslında birbirinden çok farklı ama birbirinden bağımsız olmayan yapıların birleşkesinden oluştuğu ortaya çıkar. Edebî eserlerdeki mükemmellik ancak bu birleşke tabakalarının iyi kurgulanıp kurgulanmamasına bağlıdır.
Edebî eserler anlam olarak da farklı anlam katmanlarından teşekkül ederler. Ontolojistler bu anlam katmanlarının her ne kadar bir bütün gibi görünse de aslında farklı anlam katmanlarının oluşturduğu bir bütünlük olduğunu dile getiriler. Bu katmanlar, hem organik bir bağla birbirine bağlanıp bütünü oluştururken, ayrıca kendilerine özgü materyalleri vardır. Roman Ingarden bir edebiyat eserinde yer alan tabakaları şu şekilde sıralamaktadır:
1. Kelime sesleri ve onlara dayanarak meydana gelen ve daha
yüksek bir basamağı gösteren ses yapıları,
2. Farklı derecelerdeki anlam birlikleri tabakası,
3. Farklı şematik görüşler tabakası,
4. Tasvir edilen şeylerin (nesne, insan, ve olaylar) ve onların alın
yazılannın (kader) tabakası (Tunalı 1984:104).
Bununla birlikte Roman Ingarden ve Nicolai Hartman' ın varlık tabakaları teorilerini esas alan Tunalı, Ontolojik Analiz Metodu adını verdiği yeni bir inceleme tekniği ortaya koyar ve incelemeyi temel olarak dört varlık tabakasında şekillendirir.
1. Ş iirde ses tabakası .
2. Ses tabakasından hemen sonra gelen anlam tabakası. Bu tabaka heterojen bir tabakadır. Kelimelerin tek tek birleşerek meydana getirdiği anlam, semantik anlamdaki bir anlamdır.
3. Bu tabaka karakter veya ruhî özellikadını alır. Bu tabakada söz konusu olan, kişilerin davranışları veya eylemleri değil, onun arka planında bulunan ruhî tavır ve karakterleridir. Büyük edebî eserlerde bu ruhî tahlillere büyük önem verilir.
4. Bu son tabaka alınyazısı, diğer bir deyişle kader tabakasıdır. Bununla insanın evrensel problemleri olan, mesela ölümgibi, bir tema anlaşılır. Alınyazısını tek bir kahraman determinasyonu olmaktan çıkarmak ve onu bütün insanlığa yaymak gerekir. (Bk. Uslucan 2001-Tunalı 1984)
Ses tabakasının, anlam tabakasını taşıyan bir alan olduğu fikri genel kabul görmekle birlikte eksik bir görüş olduğu, kelimelerdeki ses değerinin anlamı belirgin hale getirdiği ve güçlendirdiği (İnce, 1992:67), her dilin ses yapısının ve bu yapının anlam'a katkısının kendine mahsus olduğu ve bu yönüyle bir dilin diğerinden ayrıldığı (Kortantamer, 1993:277-279), iyi yazılmış bir şiirde kelimelerin sesleriyle manaları arasında çok sıkı bir bağ olduğu (Wellek- Warren, 1983:230) da birçok araştırmacı tarafından ifade edilmektedir
(Köktürk 2003). Başta şiir türü olmak üzere seslerin ahenginin anlam katmanlarının oluşmasında çok önemli rol oynadığı görülmektedir. Özellikle şiir türünde redif ve kafiyenin sadece ses yinelemesi olayı olmadığı, bu ses yinelemesiyle birlikte birçok gösterenin okuyucunun zihninde oluşturulduğu görülmektedir (bk. Aksan 2005:188). Nitekim Hartmann, şiirin reel tabasını oluşturan ve "ön yapı"yı temsil eden birinci katmanın "ses katmanı" olduğunu ileri sürer ve bu ön yapıdaki kelimeleri, vezin ve kafiyeyi bu yapı içerisinde değerlendirir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08.09.09, 08:44
Profesör
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 7.768
Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.
Standart Ontolojik İncelemeye Dehhânî'nin "Eyledi" Redifli Gazeli Örneğinde Yapılsacı Bir Bakış

Tunalı, ontolojinin kurucularından Ingarden ve Hartmann'ın bu konudaki tavırlarını ortaya koyarken bunların arasındaki görüş ayrılıklarını dile getirdikten sonra kendi görüşlerini ve bu konudaki birikimlerini ortaya koymayı ihmal etmez. Tunalı, Ingarden'in, kelime tabakasını daha alt katmanlara ayırarak onu ses tabakası ve anlam tabakası olarak ikiye ayırmasını yerinde bir tavır olarak görür. "Görme (perspektif, görüngü)"yi bir temel kategori değil de tabaka olarak görmesi ve hangi varlık alanına girdiğini belirtmemesi açısından da tenkit eder. (Tunalı, 1984:126, 132).
Tunalı, Ingarden ve Hartmann' ın görüşlerinden hareketle sanat eserlerini ve onların ontik yapılarını başarıyla gün ışığına çıkaracak bir metodolojik sistem teklif eder. Ona göre ilk tabaka metnin reel yapısı denebilecek olan "ses tabakası"dır. Ses tabakasının üzerinde heterojen (ayrışık) bir "anlam sferi (alanı)" (irreel yapı) vardır. Bu sfer'in içindeki ilk tabaka, semantik varlık tabakasıdır. Yani metnin kendisidir. Bu tabakada tek tek kelimelerin ve ayrıca kelimelerden oluşan cümlelerin anlamları analiz edilebilir. Anlam sfer'inde yer alan tabakalardan diğeri "nesne veya obje"tabakasıdır. Bu tabakada gerçekliğinden soyutlanmış irreel bütün obje ve nesneler vasıtasıyla arka planın keşfedilmesi söz konusudur. İrreel (intentional) sfer'in bir başka tabakası "ruhî tabaka"dır. Burada önemli olan kişilerin davranış ve eylemi değil de, onun arka planında bulunan ruhî tavır ve karakterlerdir. (Bu tabaka daha çok roman, hikaye ve tiyatro eserleri içindir. Nesne tabakasına dahil edilebilir.) Son tabaka kader tabakasıdır. Bundan -mesela ölüm gibi- insanî bir alınyazısı anlaşılmalıdır. Böyle bir temelde, N. Hartmann'ın insanlık idesi tabakası ifadesini bulmuş olur. (Köktürk 2003, Tunalı, 1984:133-134)
Buraya kadar anlatılanlardan ontolojik analiz metodunun dört ana temel üzerine oturduğunu görmekteyiz: 1. Ses tabakası, 2.Anlam tabakası, 3. Nesne tabakası, 4. Kader (alınyazısı) tabakası.
Bu dört temel katmanın, şiir söz konusu olduğunda dilbilimcilerin şiirin yapısal oluşumunda ileri sürdükleri dört basamakla örtüşür. Buna göre yüzey yapı, ses tabakası; derin yapı, anlam tabakası; derin tasarım, nesne tabakası; izlek de kader tabakasına tekabül eder. (İnce, 1992:27)
Özellikle şiir incelemelerinde belirsizlik olgusu hâkimdir. Anlamın belirsizliği birçok noktada lehte ve aleyhte önümüze çıkmaktadır. Özellikle çok uzun bir zaman ve mekana yayılan Divan şiirinde bu belirsizlik en karmaşık noktalara kadar varmaktadır. İmgelerin veya gösterenlerin neyi ifade ettiği çoğu zaman tartışma konusu olmuştur. Bu sebeple divan şiirinin temelinde bulunan tasavvufi veya sofistik yaklaşımı iyi bilmek gerekir. Ancak bu sofizm, Osmanlı edebiyatında diğer edebiyatlarda olduğu gibi değildir. Gösterge değerleri ve anlam çerçeveleri farklı araştırmacılar tarafından farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Bu durum bir tenkitçinin hem lehine hem aleyhine olmaktadır. Belirsizliğin verdiği farklılık belki aleyhte gibi görünse de aslında araştırıcı yorumlama serbestisine sahip olmaktadır. Dolayısıyla bir sevgili imgesi bazen şairin bir kadına arzularını temsil ediyor zannedilirken, arka planına doğru geçildiğinde bir anda aynı şairin ilahi aşkın denizinde diplere daldığı ve şaire ulaşılamayacağı fark edilir. Ayrıca şiir türünün temelinde yer alan belirsizliğin yanında Divan edebiyatını oluşturan kültüre uzaklık da o zamanın şiirlerini anlamamızı daha da güçleştirmektedir.
Metnin belirlenmemişlikleri bizi onları yok edip yerlerine istikrarlı bir anlam koymaya kışkırtır (Eagleton 2003:109). Ontolojik metotta da inceleme yapılırken aslında bu belirsizlikler belirlenmeye ve istikrarlı bir anlam katmanları oluşturulmaya çalışılır. Divan şiirinin bu açıdan ses, sekil, söz dizimi ve anlam gibi dil öğelerini kendisine özgü yapısıyla kullandığını ve her birine bir işlev yüklediği görülmektedir (bk. Andrews 2006). Belirsizliklerin ne kadar somutlaştırıldığı tartışılabilir ancak ontolojik metodun dört tabakalı incelemesi divan şiiri için şaşılacak bir uyum göstermektedir. Hatta bu metoda birçok yeni şiir örneklerinden daha iyi uyum sağladığı anlaşılmaktadır.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08.09.09, 08:47
Profesör
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 7.768
Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.
Standart Ontolojik İncelemeye Dehhânî'nin "Eyledi" Redifli Gazeli Örneğinde Yapılsacı Bir Bakış

Ontolojik inceleme metodunu bir şema halinde özetlemek gerekirse şöyle bir şema ortaya konulabilir:
Tablo 1: Şiirin İç ve Dış Yapısı
A.ÖNYAPI
(Duyulur Yapı, Dış Yapı, Ses Tabakası, Maddî Tabaka, Görünür Yapı, Reel Varlık Alanı, Vonderground ...) (farklı boyutta olmuş) dış görünüm harfler, heceler, kelimeler...
ölçü, âhenk, redif, kâfiye mısra-beyit yapısı (Şiirin varlığıyla duyulan, algılanan, görülen maddî yapısına ait olan her şey)
B. ARKA YAPI (İç Yapı, İrreel Varlık Alanı, Soyut Yapı, Hinterground)
1. Semantik (Anlam) Tabaka
a.Kelime (Cocnitiv ) Semantiği b.Cümle Semantiği (Sentaks)
2. Obje (Nesne) Tabakası
Anlamın yoğun olduğu bölüm. Anlamı ağırlıklı olarak taşıyan kelimeler.
3. Karakter Tabakası
Şâirin ruh dünyası hakkında bilgiler, kişiliği, hayata bakış
açısı...
4.Alınyazısı (Kader) Tabakası
Üçüncü tabakadaki tespit ve tanımlamaların çevre ve bütün insanlık için genelleştirilmesi.

Bu yazıda ontolojik inceleme esas alınarak Dehhani'nin "eyledi" redifli gazeli incelenecektir. İlk olarak beyitleri oluşturan yapısal ilişkiler ortaya konulacak, bununla birlikte ses, anlam, karakter, alınyazısı tabakaları belirlenecektir.
Gazel (Hoca Dehhânî)

Bir kadehle bizi sâkî gamdan âzâd eyledi Şâd olsun gönli anın gönlümi şâd eyledi
Bendeyidi bunca yıllar kaddine serv-i revân Toğrulukla kulluk itdigiçün âzâd eyledi
Husrev-i hûbân iden sen dilber-i şîrîn-lebi Bî-sütûn-ı aşk içinde beni Ferhâd eyledi
Od ile korkutma vâiz bizi kim la'l-i nigâr Cânımuz bizüm oda yanmağa mu'tâd eyledi
Nass getürdi hüsnünin da'vâsın isbât itmege Ol ki yârin kaşını nûn u gözin sad eyledi
Aldayup aldı Dehhânî yok behâya cânumı Sorana bir bûseye aldum deyü âd eyledi
İsterisen mülk-i hüsn âbâd ola dâd eyle kim Pâdşâhlar dâd ile mülküni âbâd eyledi

1. Beyit
Bir kadehle bizi sâkî gamdan âzâd eyledi
Şâd olsun gönli anın gönlümi şâd eyledi
"Sâkî, bir kadehle bizi gamdan kurtardı. Gönlümü mutlu ettiği (için) onun (da) gönlü mutlu olsun""

kadeh : Kadeh klasik şiirde lâleye, sevgilinin dudağına ve yanağına
benzetilmiştir.
sâkî : İçecek ikrâm eden. Bâde sunan güzel ya da pîr.
şâd : Mutlu.
• Beyit bir duâ beyti. Şair kendini mutlu eden güzelin de Allah tarafından mutlu edilmesi için dua ediyor.
• İçkiyle sarhoş olan nasıl dertlerinden yalancı bir rahatlık buluyorsa şair de (âşık) sevgilinin kadehe benzeyen dudağının etkisiyle mutlu oluyor.
• Sâkî: Şeyh, pîr, mürşit. Burada şeyhinden edep, âdâb alan mürit ve bu aldığı edep karşısındaki mutluluğu anlatılmaktadır. İkinci anlam olarak şairi bir kadehle üzüntüden kurtaran güzel'den bahsedilmektedir. Üçüncü bir açıdan incelersek; burada kadehi sevgilinin dudağına benzetebiliriz. Benzetme nedeni (vech-i şebeh), kadehin içindeki şarabın rengidir. Kadehin içindeki şarabın rengiyle güzelin dudağı arasında münasebet kurulmuştur.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08.09.09, 08:48
Profesör
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 7.768
Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.
Standart Ontolojik İncelemeye Dehhânî'nin "Eyledi" Redifli Gazeli Örneğinde Yapılsacı Bir Bakış

Karakter Tabakası : Beyitte gerçek ya da mecazi anlamda bir sâkînin
sunduğu içki (bâde - iksir) ile mutlu olmuş bir insan psikolojisi var.
Alınyazısı Tabakası : Genelde kendisine iyilik yapılan insanlar bundan mutluluk duyarlar ve muhataplarına teşekkür eder, iyi niyet dileklerinde bulunurlar.

2. Beyit
Bendeyidi bunca yıllar kaddine serv-i "Salınan servi, bunca yıl (onun -
revân sevgilinin) boyuna kul köle idi.
onu) âzâd etti" "
Doğrulukla kulluk ettiği için (sevgili
Toğrulukla kulluk itdigiçün âzâd eyledi

Makale yazarı
Mehmet Dursun ERDEM
* Erzincan Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. Bu makaleyi yazarken ve tabloları çizerken büyük yardımlarını gördüğüm hocam Yavuz BAYRAM'a çok teşekkür ederim
.

Makale devamı eklentidedir.
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf erdemmehmetdursun.pdf (326,1 KB (Kilobyte), 15x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
"eyledi", bakış, dehhânî'nin, gazeli, ontolojik, örneğinde, redifli, yapılsacı, ıncelemeye

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:12 .