iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:46 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Türk Dili Ve Edebiyatı » Anılardaki Fikret

Türk Dili Ve Edebiyatı Çağdaş Türk Lehçeleri, Eski Türk Edebiyatı, Türkiye Türkçesi, Türk Diline Giriş, Osmanlı Türkçesi, Temel Bilgi Teknolojisi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 13.05.08, 04:06
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 373
Ettiği Teşekkür: 32
61 tane iletisine 78 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Uzak Ülkelere Kaçma Hayali
Yazdıklarından, içinde yaşadığı acı gerçeklerle çevrili
dünyadan memnun olmayan Fikret, kendini bir hayale teslim eder.
Bu hayalin adı «Yeşil Yurt»tur. Bu hayale göre, dergideki
edebiyatçılardan isteyenler, aileleriyle birlikte Hüseyin Kâzım’ın
(Kadri) Manisa’daki çiftliğine çekileceklerdir. Burada samimiyet ve
kardeşlik içinde bir hayat sürmeleri, Fikret’le birlikte diğer
edebiyatçıların da ideali olur. Halit Ziya, önceleri Manisa yerine
Seylan adasının adının geçtiğini belirtir. Halit Ziya bu hayalin nasıl
suya düştüğünü açıklamaz.25
Hüseyin Kâzım da Servet-i Fünûn üyelerinin ülkedeki kötü
gidişe çare aradıkları rutin toplantılarından birinde, Fikret’in bir fikir
ortaya attığını söyler: başka bir ülkeye göç etmek! Onun bu fikri
herkes tarafından tasvip edilir. Ama para temin etmeleri çok zor
görünür. Hüseyin Kâzım, Fikret’in Batı medeniyetinin yaşandığı
ülkelerden de hoşlanmadığını ve onun mümkün olsa insanlıktan
kendini soyutlayacağını söyler.26 Uzun tartışmalardan sonra göç
ülkesi, Yeni Zelanda olarak tespit edilir. Bu ülkeye dair broşürler,
kitapçıklar getirtilerek hayaller kurulur.Fikret, «Yeşil Yurt» Yeşil
Yurt’un mukavvadan bir prototipini bile yapar. Yalnız, bekâr olan
edebiyatçılar için, göç etmelerine ancak evlenmeleri kaydıyla izin
verir. Bu sefer de bu durumda olanlar için yeni bir dert, evlenmek
meselesi ortaya çıkar. Ancak bu hayaller bir süre sonra söner.
Hüseyin Kâzım, Halit Ziya gibi buna neden olan belli bir olay
göstermez. Yalnızca bir arkadaşın, toplantı sırasında Fikret’ten rakı
istediğini ve Fikret’in de bu olaya çok üzüldüğünü belirtir. Sanki
Fikret, göç edilen ülkede alkolik bir arkadaşın yanında
bulunmasından çekinmiş gibidir. Bu olaydan bir süre sonra Yeşil
Yurt hayali Fikret’te bir kez daha canlanır. Bu sefer, Hüseyin
Kâzım’ın babasına ait Manisa’nın Tepecik köyündeki bir çiftliğe
yerleşilmesi düşünülür. Bunu üç isim yapacaktır: Tevfik Fikret,
Hüseyin Kâzım ve Hüseyin Cahit. Hüseyin Cahit, tetkik için söz
konusu çiftliğe gider. Olumlu izlenimler ve elinde fotoğraflarla geri
döner. Fakat Fikret bir kez daha vazgeçer. Bu vazgeçiş için ortada
yine açık bir neden ya da olay yoktur. Zaten «Fikret’in tercüme-i
hayatı, yine kendi tabirince «bir ruh-ı ateşîn ile bir fikr-i bî karar»
cümlesiyle»27 özetlenebileceği için bu davranışları da normal
karşılanır.
Yeni Zelanda’ya ve Manisa’ya göç etme fikirlerine Hüseyin
Cahit de değinir. Yeni Zelanda konusunda en istekliler olarak,
Hüseyin Kâzım’ı, Mehmet Rauf’u, Fikret’i ve kendisini sayar. Ayrıca
Hayat-ı Muhayyel adlı eserini de bu ülkeye göç etme fikrinin verdiği
ilhamla kaleme aldığını söyler. Yeni Zelanda konusunda Fikret’le bir
noktada anlaşamaz. Hüseyin Cahit, Abdülhamit ölünce mutlaka
ülkeye dönmeyi ister. Fikret ise ömür boyu orada kalmakta diretir.
Bu hayalin gerçekleşmemesine sebep olarak Hüseyin Cahit,
parasızlığı gösterir.
Manisa düşüncesi de Fikret hiçbir neden göstermediği halde
gerçekleşemez. Oysa bu şehir kendi planları için çok uygundur.
«Ama biz gene de İstanbul’da kaldık. Fikret’in böyle
garabetleri vardı. Kim bilir ne gibi bir mülahaza ile fikrinden vazgeçti
ve kabahati Hüseyin Kâzım’a bulmak istedi. Ben Manisa’da iken «Gel
ey berîd-i perestîde...» (Rebabı Şikeste) diye mısralar söylemiş,
sabırsızlıkla avdetimi beklemiş. Sonra teşebbüsten vazgeçilince: «Sen
de gittin, senin de arkandan…(Rebabı Şikeste)» diye gözyaşları
dökmüştü. Sanki bütün teşebbüsün amacı bu iki manzumeyi
yazmakmış gibi...»28
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #12  
Alt 13.05.08, 04:06
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 373
Ettiği Teşekkür: 32
61 tane iletisine 78 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Dergi üyelerinin Yeni Zelanda’yı nasıl seçtikleri de Mehmet
Rauf’un anılarında yer alır. Fikret, arkadaşlarıyla göç kararı alınca,
Mehmet Rauf’a bu konuda bilgi toplamasını söyler. Rauf da İngiliz
elçilik gemisi Imogene’in süvarisi Kaptan Bain’den Yeni Zelanda
konusunda çok övücü sözler işitince, göç için istikamet tesbit
edilmiş olur.
Görüldüğü gibi Yeni Zelanda konusunda edebiyatçılar farklı
bilgiler ve görüşler aktarır. Halit Ziya, Yeni Zelanda yerine Seylan
adasının adının geçtiğini söylerken bu hayallerin suya düşme
nedenini söylemez. Bu göç meselesinde en fazla bilgiyi Hüseyin
Kâzım’da ve Hüseyin Cahit’te buluruz. Bunun sebebi de, göç bahsi
açılınca en istekli davranan isimlerin bunlar ve Fikret olmasıdır.
Yeni Zelanda’nın tespit edilmesinde yardımcı olan Mehmet
Rauf ise, her iki göç teşebbüsünü (Yeni Zelanda ve Manisa) de
gerçekleştirecek irade kuvvetinden yoksun bulunduklarını
söylemekle yetinir. Bu anlamda topluluktaki pek çok edebiyatçının
Fikret’in Süha ve Pervin şiirindeki Süha’ya benzediğini düşünebiliriz.
Küçük, beyaz tepeciğe, çıkacak ani bir kasırganın kendisini alıp
götürüvermesini isteyen Süha’ya.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 13.05.08, 04:07
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 373
Ettiği Teşekkür: 32
61 tane iletisine 78 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Servet- i Fünun Dışındaki Edebiyatçılar
Ebubekir Hâzim:
Ebubekir Hâzim anılarında Urfa’da tanıştığı bir
mutasarrıftan bahseder.29 Hüseyin Efendi adındaki bu kişi Tevfik
Fikret’in babasıdır. Hüseyin Efendi, Fikret’ten yana Tepeyran’a dert
yanar. Onu Hariciye Nezareti’ne yerleştirmiştir. Ancak yükselmesini
beklerken, Fikret’in şiire ilgisi yüzünden memurluğu bıraktığını
öğrenir. Bunun üzerine içi kan ağlasa da oğluna gönderdiği parayı
keser. Amacı Fikret’i memurluğa geri döndürmektir. Ebubekir Hâzim
ise, Fikret’ten övgüyle bahseder. Onun «büyüklüğü günden güne
artan bir genç» olduğunu söyler. Bunu söylerken henüz Fikret’le
tanışmamıştır. Onun ruhunu, şiirlerinden tanımıştır. Hüseyin
Efendi’ye, oğluna para göndermeyi ihmal etmemesini söyler. Böylece
«Fikret’in babası olmak gibi büyük ve baki bir şerefe layık olduğunu»
ispat edecektir. Hüseyin Efendi ise bu sözlere şaşırır. Ancak daha
sonra gözlerinden yaşlar dökülür ve Ebubekir Hâzim’e teşekkür
eder. Yaptığı hatayı anlamıştır. Bu olaydan bir süre sonra Fikret,
dolaylı yoldan kendisini babasına tanıttığı için Ebubekir Hâzim’e
teşekkür eder. Daha sonra bu teşekkürünü yüz yüze görüşmelerinde
de tekrarlar.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 13.05.08, 04:07
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 373
Ettiği Teşekkür: 32
61 tane iletisine 78 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Yahya Kemâl:
Fikret’i tanımış, onunla dostluk kurmuş olan bir diğer büyük
edebiyatçı Yahya Kemâl’dir. Tanıdığı ünlü simaları anlattığı Siyasi
ve Edebi Portreler adlı kitabında Tevfik Fikret’ten de bahseder.30
Fikret’le 1912 yazında tanışır. Onun şiirini ise on yıldır
tanımaktadır. Fikret’in kendisi üzerine olan etkisini şöyle anlatır:
«Kendi neslimin bütün çocukları üzerinde olduğu gibi,
ruhumda, ahlâkımda, zevkimde, lisanımda, sanatımda en büyük
tesiri o icra etmişti. Şark âleminden kafamı o çıkarmıştı. Bir müddet
onun kâinatında kalmıştım. Sonra Paris’teki edebî hayata dalarak
onun kâinatından çıkmıştım. (...) Tevfik Fikret’in lisanına ve şiirine
benim neslimden ilk aksü’l-amele ben cüret ettim; maamâfih onun
aleyhinde yazmayan ve ona hürmet eden, onu ilk mürşid gibi telakkî
eden bir ferd oldum. Gaaliba beni bununçün sevdi.»31
Yahya Kemâl, Fikret’le kısa sürede dost olur. Bunu sağlayan,
şiirdeki anlayışlarından çok, benzer zevkleri paylaşmalarıdır.
Aşiyan’da saatlerce edebiyat ve politika sohbetleri yaparlar. Fikret,
bu sohbetlerde İttihat ve Terakki’nin şiddetli muhalifidir. Beraberce
lokantada oturdukları bir gün Yahya Kemâl, yanlarından geçerken
selam veren Süleyman Nazif’e mukabele eder. Bunun üzerine
Fikret’in benzi solgunlaşır. Fikret, Süleyman Nazif’i kastederek «Bu
adamı tanır mısınız? Onun elini sıkar mısınız» diye sorar. Yahya
Kemâl de elbette sıkacağını, Süleyman Nazif’in herhalde ellerini
sabunla yıkadığını söyler. Ayrıca, ona göre el sıkmak nezaket
gereğidir. Kötü ahlak, el sıkışmakla sirayet etmez. Zaten o, insanlara
ahlâk cezası vermeyi düşünen birisi değildir.Bu sözlerden, Fikret çok
alınır. Soğuk bir şekilde ayrılırlar. Ancak bir süre sonra barışırlar.
Fikret, Yahya Kemâl’in şiirlerini görmek ister. Yahya Kemal,
kendisinden sonra gelen gençleri çeşitli şekillerde küçük gören
Fikret’e şiirlerini göstermek istemez. Sonunda Fikret, ona ait birkaç
mısrayı arkadaşlarından duyduğunu ve çok beğendiğini söyler. Daha
sonra Yahya Kemâl de birkaç şiirini okur. Fikret şiirleri tekrar
okutur ve büyük ilgi gösterir. Öyle ki Fikret’in, Yahya Kemâl adını
ağzından düşürmediğini ve yeni nesilden sadece onu beğendiğini,
ortak dostları olan Doktor Adnan Bey söyler.
Fikret son günlerinde, «Havza» adında bir dergi çıkarmayı
düşünür. Dergiyi, Yakup Kadri ile Yahya Kemâl idare edecektir.
Ancak dergide yer alması planlanan Rıza Tevfik ve Cenap
Şehabettin, dergiyi idare edeceklerle edebî anlayış olarak
uyuşamayınca bu proje de yarım kalır. Yahya Kemâl’e göre Fikret’in
bilgisi orta derecede, birçok konuda ondan da aşağıdır. Çok küçük
bir dünyası vardır. Olgunluk yıllarında eğildiği sol düşünceleri çok
az bilir. Şiir sahasında, Baudelaire’i, sembolistleri anlamamıştır.
Ancak Prudhomme, Coppée gibi şairleri öylesine bir vukufla
öğrenmiştir. Fransızca’yı da orta düzeyde, eski şiiri basit bir
malûmatla bilir. Tüm bunlara rağmen, şiirimizde göz kamaştıran bir
yenilik başarır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 13.05.08, 04:08
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 373
Ettiği Teşekkür: 32
61 tane iletisine 78 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Halit Fahri:
Fikret Galatasaray’da müdürken, bu okulda öğrenci olan ve
gelecekte edebiyat tarihine geçecek kişilerden biri Halit Fahri
Ozansoy’dur. Halit Fahri anılarında Fikret’e özel bir bölüm ayırır.32
31 Mart Vakası’nda coşmuş kalabalık Galatasaray Lisesi’nin önüne
gelince, Fikret okulun kapısı önünde «Beni çiğnemeden mektebe
saldırılamaz» diye haykırır. İstifa ettiği zaman, içinde Halit Fahri’nin
de bulunduğu bazı öğrenciler yirmi gün boyunca Taksim’de
toplanırlar. İstifa olayının ilk günü okulda «müdürümüzü isteriz»
diye bağırır ve mubassırların engelleyici çabalarına rağmen okuldan
çıkarlar.
Fikret, okula yapılacak olan konferans salonu için devletten
tahsisatı önceleri alırken daha sonra bu yardım kesilir. Çünkü,
bakanlık Fikret’in öğrencileri aktör yapmak istemesinden korkar.
Halit Fahri’ye göre Fikret, zamanın kötülüklerine karşı geniş
bir cesaretle, herkesçe bilinen güzel ahlâk yasalarını şiirinin içine
koymuştur. Devrinin ıstırapları karşısında karamsar ve şüphecidir.
O, arayan insandır. Ebediyete ve Allah’a inancı kesindir. Onu bu
konuda anlamamış olanlar ‘bühtan’ etmişlerdir. Onun «Bir örümcek
götürür Hakk’a beni» demesi bile bunu gösterir. Onun insaniyetçiliği
de maalesef vatansızlık olarak anlaşılır. Fikret, Birleşmiş Milletler’in
amacına elli yıl öncesinden ulaşmıştır.33 Onun diline itiraz edenlerin
neden hep «Ey dahme-i mersus-ı havatır» gibi dizeleri andığı
anlaşılamaz. Oysa Fikret’in gayet sade pek çok dizesi vardır: «Yarın
sen ağları gün doğmadan hazırlarsın - Sakın biraz yedek ip, mantar
almadan gitme - Geçebilseydi bir gün aldanmak - Yaşamaz
mahvolur giderim ben.»
Halit Fahri, bir gün Beşiktaş’taki evlerinde Rübab-ı Şikeste’yi
okuyan Yahya Kemâl’in «Aman Allah, ne sanat bu» diye şaşırdığını
da anlatır. Halit Fahri’nin Fikret’e dair en unutamadığı anısı ise, bir
gece yatakhanede uykusu kaçtığında, yorganı düşen öğrencilerin
üstünü örten müdür Fikret’i farketmesidir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 13.05.08, 04:08
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 373
Ettiği Teşekkür: 32
61 tane iletisine 78 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Yusuf Ziya:
Fikret’ten çok sonra Servet-i Fünun’da çıkan şiirleriyle
tanınan ve Beş Hece’cilerden olan Yusuf Ziya Ortaç, Fikret’le ilk ve
son kez 1914 yılında görüşür. Onun için Fikret «sanatta dev, hayatta
dev, ahlâkta dev» bir insandır. Divan edebiyatının köhne
geleneklerini yıkan Fikret’tir. O olmasaydı Yahya Kemâl de
olamayacaktı.34 Fikret, İttihat ve Terakki eğitim bakanlığını
kendisine teklif edince «-Recaizâdesi olan bir memlekette o makama
geçmek bana düşmez!» diyen kişidir. Hayattayken çektiği acılar
çoğunlukla açık, maskesiz ve eğilmez bir karaktere sahip oluşundan
gelir. Yusuf Ziya, Halit Fahri’nin anlattığı öğrenci protestolarına,
Şehzade Faruk Efendi’nin de katıldığını söyler.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 13.05.08, 04:10
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 373
Ettiği Teşekkür: 32
61 tane iletisine 78 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Yakup Kadri:
Anılarında Fikret’ten bahseden ve bizim son olarak
değineceğimiz edebiyatçı Yakup Kadri’dir. Yakup Kadri, edebiyat
dünyasına girdiği ilk günden itibaren Fikret’le tanışmak için can
atar.35 Onun için Fikret, ülkemizdeki hür düşüncenin, medeniyet
yolunun öncülerindendir. Fikret, Yakup Kadri nesli için de kendini
gündelik ve politik ihtiraslardan kurtarmış birisidir. Bir Promete gibi
türlü azaplar çeker ama asla boynunu eğmez. Yeri geldiğinde gök
gibi gürler. Bu gürleyişler çoğu kez firsat düşkünü politikacılar
içindir. Fikret’i en çok üzen de, yetişmesine emek verdiği insanların,
ikbal merdivenlerini çıkarak bozuk yönetimle ortak işler yapmasıdır.
Yakup Kadri buna örnek olarak Hüseyin Cahit’i ve maliyeci Mehmet
Cavit’i örnek verir. Bunlardan sonra geriye, Fikret’in izinde yürüyen
lise gençliği kalır.
Yakup Kadri’nin Fikret’i ilk ziyareti, Yahya Kemâl ve Rıza
Tevfik’le beraber yanına gidişleridir. İlk bakışta, Fikret’i gayet sade
ve biraz silik bulur. Fikret’in evi o kadar özgün dekore edilmiştir ki
bu eve giren insanın memleket meselelerinden uzaklaşacağına
şüphe edilemez. Bu dört edebiyatçı arasındaki sohbette Fikret,
Yakup Kadri’nin hiç alışık olmadığı bir tarzda şiir okur. Yine aynı
sohbette Yakup Kadri anlar ki Fikret’le Yahya Kemâl’in edebî
anlayışları hiç uyuşmamaktadır. Bu yüzdendir ki konu poetik
meselelere gelince, Yahya Kemâl hemen başka bir bahis açar.
Aynı gün Fikret Tanin gazetesi için öfkeli sözler söyler. Ona
göre Tanin bir «cenin», Hüseyin Cahit de «Hüseyin Fasit»tir. İttihat ve
Terakki için de «İrtikâp ve Tedennî» çetesi tabirini kullanır.36 Fikret’e
göre, Meşrutiyet’in ilanı ülkemizin baskına uğramasıdır. Bunu
İttihat ve Terakki’nin zaman içindeki uygulamaları için kullanır.
Fikret’in bu konuşmasını yıllar sonra hatırlayan Yakup Kadri, onun
hasretini çektiği insanın Atatürk olduğunu düşünür. Fakat “acaba
yaşasaydı, Atatürk’ün sesine kulak vererek Aşiyan’ından iner
miydi?” Yakup Kadri bu soruya kesin bir cevap veremez. Ona göre,
Fikret’in medeniyetçiliği ve insaniyetçiliği, Tanzimat aydınının pasif
Avrupa hayranlığından ileri gitmez.
Balkan Savaşı’nın yaşandığı günlerin birinde, Karaköy
Köprüsü’nde Fikret’le karşılaşan Yakup Kadri, ona «bu ne felâket»
diye derdini açar. Fikret ise «felâket değil, işlenen cinayetlerin cezası»
der. Yakup Kadri, onun bu görüşünü paylaşmaz. Ona göre, biz
ıslahat yoluna girmek istesek de Batılılar bizi engelleyecektir.
Fikret’e göreyse Batılılar bizim ıslahat konusunda samimi
olmadığımızı bilir. Son olarak Yakup Kadri’ye, onun, merkez-i
umumî hocalarıyla Ocaklılar tarafından zehirlenmiş olduğunu
söyler. Bunun üzerine bir şey söylemeyen Yakup Kadri onu bırakır
ve yoluna devam eder. Anlar ki Fikret’in İttihatçılık düşmanlığı her
duygu ve düşüncenin üstündedir. Fikret’le son karşılaşması, 1.
Dünya Savaşı’nın ikinci yılında olur. Yakup Kadri, Fikret’in o günkü
mentalitesini şöyle özetler: İngiltere nasıl beş-on yıl içinde Mısır’ın
çehresini değiştirip onu sefaletten refaha çıkardıysa aynen öyle bir
devletin de bizim elimizden tutması gereklidir.Bu devlet, o günlerde
savaştığımız ülkelerden biri olmalıdır. Yine o konuşmada, ülkeyi bir
dünya savaşına soktukları için İttihat ve Terakki’ye ateş püskürür.
Yakup Kadri, bu sözleri söyleyen Fikret’i Osmanlı kozmopolitlerinden
ayrı tutar. Ona göre, Fikret de Albert Camus gibi, memleketini ancak
adalet ve hürriyet içinde yaşamak imkânı sunduğu için sever. Bu
nokta ise önemlidir. Yakup Kadri söylemez ama Hamdullah
Suphi’nin, Mehmet Emin’in vatanseverlik anlayışıyla Fikret’in
vatanseverlik anlayış arasındaki fark da budur.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 13.05.08, 04:10
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 373
Ettiği Teşekkür: 32
61 tane iletisine 78 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!Mehmet Yücel olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Buraya kadar, doğum tarihlerini dikkate alınarak sıralanan
edebiyatçılar Fikret hakkında pek çok hükümde birleşir: O, devrine
kıyasla temiz bir vicdan ve ahlâka sahiptir. Makam için asla
prensiplerinden ödün vermez. Devrinin gençleri için bir idoldür. Hem
dış hem iç görünüşüyle çok etkileyicidir. Şiirimizde, edebiyatımızda
gelişim noktalarından birisidir. Özellikle Servet-i Fünûn üyelerinin
anılarında yaptığımız tasnif de gösteriyor ki Fikret, onu tanıyanları
en çok kişiliğiyle etkilemiştir. Adı geçen edebiyatçılar, anılarında
Fikret’ten bahsederken çoğu kez onun ne kadar büyük bir insan
olduğunu yineler. Vatana yaptığı hizmetler - özellikle gençliği
yetiştirme çabaları - daima hatırlatılır. Servet-i Fünûncular Fikret’e
bir hoca / öğretmen, Servet-i Fünun ailesinin en önemli şahsı
gözüyle bakarak değerlendirme yaparken, daha sonraki dönem
edebiyatçılarının Fikret’i daha soğukkanlı bir şekilde
değerlendirdikleri göze çarpar.

KaynakPDF
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Mehmet Yücel kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
oguzgolcik (13.05.08)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
ani, memoires, servet i funun, tevfik fikret

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz