iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 17:19 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Türk Dili Ve Edebiyatı » Anılardaki Fikret

Türk Dili Ve Edebiyatı Çağdaş Türk Lehçeleri, Eski Türk Edebiyatı, Türkiye Türkçesi, Türk Diline Giriş, Osmanlı Türkçesi, Temel Bilgi Teknolojisi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 13.05.08, 03:55
Standart Anılardaki Fikret

Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
İletiler: 420
Send PM

13.05.08, 03:55



Fikret Kızılok | Fikret Kızılok | Fikret mualla | Tevfik Fikret | Fikret Kızılok |

ANILARDAKİ FİKRET

Özet
Yeni Türk Edebiyatı’nın en önemli şahsiyetlerinden Tevfik Fikret
hakkında bilgi edinmek için başvurulacak kaynaklar arasında anı
kitaplarının ayrı bir yeri vardır. Söz konusu kitapları yazan edebiyatçılar,
Fikret’in öğrencisi veya arkadaşı olmuş kişilerdir. Yalnızca Yapısalcı bir
gözle bakılmadığı ve eserin şahsiyetle doğrudan bağlantılı olduğu
düşünüldüğü takdirde bu anı kitapları da önem kazanmaktadır. Bu
çalışmada Fikret’ten bahseden edebiyatçıların anıları ele alınmıştır.

Abstract
Tevfik Fikret is an important figure to New Turkish Literature. To
understand his works and his personality we need secondary sources,
just like memoires.Some literary memoires gives us interesting details
about Fikret and literary history.İn this paper, we tried to display those
details.

kaynak pdf
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Mehmet Yücel kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
safran çiçeği (21.05.08)
Sponsorlar
  #2  
Alt 13.05.08, 03:59
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 420
Ettiği Teşekkür: 54
100 tane iletisine 187 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Türk edebiyatının, üzerinde çok sayıda polemik yapılmış olan ünlü
şairi Tevfik Fikret’in hayatı, kişiliği ve alışkanlıkları hakkında Ruşen
Eşref’in Tevfik Fikret-Hayatına Dair Hatıralar (Kütüphane-i
Sudi,1919) adlı kitabından geniş bilgi edinmek mümkündür. Biz bu
yazıda Fikret’in öğrencisi de olmuş olan Ruşen Eşref dışındaki
edebiyatçıların anılarında Fikret’in nasıl yansıtıldığını incelemeye
çalışacağız. Söz konusu anılardan Servet-i Fünun üyelerine ve
özellikle o dönemde Fikret’i tanımış olan edebiyatçılara ait olanlarını
bir başlık altında topladık.Bu topluluğun dışındaki edebiyatçıların
anılarına da ayrı ayrı yer vereceğiz.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13.05.08, 04:00
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 420
Ettiği Teşekkür: 54
100 tane iletisine 187 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

1. Servet-i Fünûncuların Gözüyle Fikret
Fikret’in Kişiliği:
Fikret’i yakından tanımış, onunla pek çok ortak anısı olan
edebiyatçılardan biri Halit Ziya’dır. Fikret’le birlikte Servet-i Fünûn
devrine damgasını vurmuş olan Halit Ziya, anılarında sık sık ondan
bahseder.1 Halit Ziya’ya Fikret’ten ilk bahseden Hüseyin Siret
(Özsever), daha sonra da Ahmet Hikmet’tir.2 Halit Ziya, Fikret’ten
«sanat alınyazımın edebiyat hayatlarına en çok bağlı olacağı» iki
kişiden biri şeklinde bahseder. Fikret’le daha tanışmamıştır ama
sanki onun ismi Halit Ziya’yı ürkütür. Bu yüzden tanışmayı da
geciktirir. Bu gecikmede, belki de Fikret’in yanında kendini
küçülmüş hissetme korkusunun payı olabileceğini söyler. Zaten
daha tanışmadan Fikret hakkında anlatılanlar onu büyülemiştir.
Tanıştığı zaman ise, onun fizikî görünüşünden de etkilenir.
Bir başka yerde Uşaklıgil, Fikret’i şöyle tanımlayacaktır:
«İstanbul’dan çıkmamış, Galatasarayın dört dıvarı arasında
mübhem emeller besledikten sonra hayata çıkınca onu hayalinden o
kadar uzak görmüştü ki Babıalide ciğerlerine muvafık bir hava
bulamayarak boğulacağına hükmetmiş, bir maden kuyusunda
müsemmim bir hava yutmuş gibi kendisini dışarıya atarak, biraz
sersem, biraz şaşkın, bu memlekette nasıl yaşayabileceğinde
mütehayyir, sarfedilmeğe vesile bulunmayan zengin kuvvetlerini
habsede ede dolaşıyordu; bütün rü’yet afakı, mektebin hakikate
varamıyacak emelleriyle memleketin her ümidi gırtlağından tutup
sıkan idaresinin arasında bir karanlık köşeden ibaretti. »3
Halit Ziya, Fikret’i böyle tasvir ettikten sonra onun Servet-i
Fünûn müdürlüğünü de «avunulacak bir eğlence çeşidinden»
kabullendiğini söyler. Bu iki isim, o dönemde sanat anlayışlarının
yakınlığından dolayı değil, kendi dönemlerinde cari olan zulme ve
baskıya(II.Abülhamit’e) duydukları nefretten dolayı aynı dergide yer
alırlar. Bunun vurgulanması da ilginçtir. Aynı estetik bakış açısının
romanda ve şiirde temsilcileri olarak genel kabul gören bu
edebiyatçılardan H.Ziya, sanattaki tavrını Fikret’inkiyle aynı çizgide
görmez.İkisinin bir diğer ortak özelliği de, manevî açlıklarını Doğuda
değil, Batıda gidermeleri olur.
Halit Ziya, o dönemde en az tenkit edilen üyelerinin Fikret
olduğunu belirtir. Buna rağmen en çok öfkelenen de yine o
olmaktadır. Fikret, arkadaşlarının başarısıyla çok sevinen, onların
yazılarını kendinden geçerek okuyan bir yapıdadır. Servet-i Fünûn
düşmanları Fikret’i pek eleştiremezler. Çünkü ondan korkarlar,
onun edebiyattaki yerinin sağlamlığını da bilirler. Üstelik kusursuz
şahsiyetinde eleştirilecek nokta da bulamazlar.
Fikret, insanları hiç bir zaman oldukları gibi kabul etmez.
Her zaman, herkese dargın, her şeyden bezgin bir ruh hali içindedir.
Kentten uzaklaşma gereğini hissettiğinde, «hiçlerden mürekkeb bir
sanat ve zevk yuvası yaptığı» köşesine çekilir.
Servet-i Fünûn döneminde Fikret’le beraber aynı ortamlarda
bulunup onunla arkadaş olmuş bir başka isim de H. Nazım takma
adlı Ahmet Reşit Rey’dir. Ahmet Reşit anılarında4 Servet-i Fünûn’a
Ahmet İhsan’la olan yakın dostluğu sayesinde yazmaya başladığını
söyler. Fikret derginin yönetimine geldikten sonra «ciddî bir
merhale»nin ilk adımları atılır. Eski edebiyat taraftarlarının
saldırılarına çoğu kez dergideki bir ‘musahabe-i edebiye’ ile Fikret
cevap verir.
Ahmet Reşit Fikret için şunları söyler: «Vakıa Tevfik Fikret de
nefsine mağrur ve seriül-infialdi. İstişare odasındaki vazifesini bu
sebeple terketmiş, o meraretle mesaisini edebiyata vermiş; padişahı
da - hususile pederinin tağribinden sonra daima mültehip olan- kin
ve nefretine hedef etmişti. Bu cihetle sarayda kâtiplik etmekten
başka cürmü olmayan bizlere de ara sıra nîş-i tehekkümünü
uzatmaktan çekinmezdi.»
Anılarında Tevfik Fikret için özel bir bölüm de ayırmış olan
Ahmet Reşit, bu sayfalarda Fikret’in hem mizacını hem sanatını
analiz eder. Ona göre Fikret; talâkatle fesahati kendinde toplamış
hoşsohbet birisidir. Karşısındaki insanı büyüleyen bir ifadeye
sahiptir. Ancak zaman geçtikçe mizacı kötümserliğe doğru yol alır.
Fikret Galatasaray’daki görevinden ayrılınca onun bıraktığı
edebiyat derslerini üzerine alması için Süleyman Nesip, Ahmet
Reşit’e ısrar eder. Ahmet Reşit, Fikret’i gücendirmemek için bu teklifi
geri çevirir. Ancak daha sonra Fikret’in de rızası alınır ve öylece
göreve başlar. Ahmet Reşit, Fikret’ten son olarak bahsettiği
sayfalarda Halit Ziya’nın Kırk Yıl’ındaki bazı sözlere itiraz eder. Halit
Ziya’nın, Fikret için kullandığı «dört duvar arasında müphem
emeller» ifadesini anlayamadığını söyler. Halit Ziya’nın, Fikret’in
manevî cephesini tasvir etmekten uzak kaldığını belirtir.
Servet-i Fünûn dergisinin kurucusu Ahmet İhsan Tokgöz de
anılarında Fikret’ten bahseder.5 1896 yılının kışında Recaizâde
Ekrem, yanında «bakışı çok kuvvetli, iri vücutlu, pek sevimli çehreli
bir delikanlıyla birlikte» Servet-i Fünûn’a gelir. Bu delikanlı Fikret’tir.
Ekrem Bey, Fikret’i Ahmet İhsan’a göstererek şöyle der: «- Size Tevfik
Fikret Bey’i getirdim. Kendisi benim çok sevdiğim müstait bir
gençtir. Mektep filan gibi bazı mecmualarda eserleri de çıktı. Ama
ben istiyorum ki, Tevfik Fikret Bey, Servet-i Fünûn’un olsun!» Hemen
karar verilir ve Fikret, derginin yayın politikası konusunda tam
yetkili kılınır. Ahmet İhsan da diğer edebiyatçılar gibi Fikret’in
ruhundan, görünüşünden etkilenir. Fikret, dergideki yazar ve
şairlerin hepsinden daha seçkin ruhlu, etkileyici bakışlı biridir.
Giyinişine dikkat eder, sesi etkilidir, yazısı inci gibidir. Güzel
sanatlara tutkundur. Zarif şeylerden hoşlanır. Resimden çok iyi
anlar ve resim de yapar. Melek gibi temizdir ve manevî lekelerden
kaçar. Namusla, onurla uyuşmayan her hareket, onun gözünde
mahkûmdur.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 13.05.08, 04:01
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 420
Ettiği Teşekkür: 54
100 tane iletisine 187 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Sigara içmez, içki de kullanmaz. Gençlik eğlenceleriyle başı
hiç hoş olmamıştır. Kendisini çocuğuna ve eşine adar. Bütün Serveti
Fünûn ailesi, onun yanında kendini küçük görür. O «ilahi ve çok
adil bir hâkim» gibidir. Herkes, onun ufak bir eleştirisine hedef
olmak korkusuyla titrer. Onun ilkeleri, hayatın esnekliği karşısında
bükülmez. Bu nedenle, çok az arkadaşı olur. Ahmet İhsan’a da ara
sıra küser. Padişahın Recaizâde Ekrem’in maaşına zam yapmasını
hazmedemez. Nitekim kendisi İstişare Odası’ndan gelen aylıkları
kabul etmez. Ancak Sadrazam, Fikret’i çok sevdiği için, onun bu
davranışını yönetimden gizler.6
Fikret’in sohbetlerinde bulunmuş, onunla arkadaşlık etmiş
başka bir edebiyatçı aynı zamanda dil uzmanı olan Hüseyin Kâzım
Kadri’dir. O da anılarında birkaç sayfayla Fikret’e yer verir.7 Tevfik
Fikret’le tanıştıktan sonra yeni bir âleme girmiş gibi olan Hüseyin
Kâzım, gökte aradığı mürşidi yerde bulduğunu söyler. Fikret’in her
sözü, her hali hatta alay ve eleştirileri bile onun için bir ders gibidir.
Aradığı huzura, Fikret’i tanıdıktan sonra erer.
Fikret için Manisa’yı görmeye giden Hüseyin Cahit Yalçın da
anılarında ona geniş yer ayırır.8 Hüseyin Cahit, Fikret’i Servet-i
Fünûn’dan önce sadece bir şiiriyle tanıdığını kaydeder. Bu da Mirsad
gazetesinde birincilik kazanan tevhididir. Fikret’in onda bıraktığı ilk
izlenim, güven ve sevgi aşılayan bir şahsiyet oluşudur.
Hüseyin Cahit’e göre bu topluluk içinde en göze çarpanı
Tevfik Fikret’tir. O hangi ortamda bulunsa, yetkinliğini, farklılığını
kabul ettirecek birisidir. Hatta ezici bir kimliğe sahiptir. Hüseyin
Cahit ona eski zamanlarda yaşamış bir peygamber gözüyle bakar.
Fikret için «yaşayan bir ideal idi.» der.9 Fikret de insanlardan dinî
sakınmaya benzer bir şekilde titiz bir hayat yaşamalarını ister. Bu
noktada hiç hoşgörü göstermez. Bu tip eleştirilerinin yanında tatlı
diliyle de insanların kalbini kazanır. Etrafina ilkeli yaşamayı
öğütlediği gibi kendisi de ilkeli yaşar. Dergideki arkadaşlarının edebî
kudretini hep kendinden üstün görür. Arkadaşlarının yazılarını
okumaktan zevk duyar. Hele yazı başarılı ise, kendi başarılı olmuş
gibi sevinir.
Zaman geçtikçe dergiye (Servet-i Fünûn) ülke yönetiminden
baskı ve yasaklamalar gelmeye başlar. Bu baskılardan bunalan dergi
çevresindeki edebiyatçılar, sık sık bir araya gelip piknikler yapar,
sohbet eder. Ancak Fikret’in çok sıkıldığı bellidir. Yine böyle bir
geziden sandalla dönerlerken, bir şilebin kendi sandallarına
çarpması son anda önlenir. Fikret şöyle der: «Ah, ne olurdu bizi
çiğneyip ezmiş, batırıp boğmuş olsaydı. Şu dakkada herşey silinmiş
olurdu; dünya bize karşı, biz dünyaya karşı... Ne o, ne de biz hiç
kaybetmiş olmazdık, tam tersine.»10
Sigara içmeyen, içkiden uzak duran Fikret, çok güzel şiir
okur. Her zaman, ağırbaşlı olmasına rağmen konu Abdülhamit’e ve
onun baskılarına gelince kendini tutamaz, coşar. Ruhî yaşantısına
dikkat ettiği kadar bedenine de dikkat eder. Bir atlet kadar
sağlamdır. Bir keresinde bir omzuna Hüseyin Cahit’i diğerine
Mehmet Rauf’u alarak uzun süre dolaştırdığını yine Hüseyin Cahit
yazar. Bir başka gece mehtabın güzelliğinden bahsettiğinde Fikret
ona çok kızar. Çünkü o gün Abdülhamit’in tahta çıktığı gündür(31
Ağustos). Fikret, böyle bir günde tabiatın güzelliğini fark edebilen
Hüseyin Cahit’in bu hatasını hemen yüzüne vurur. Kendisi böyle bir
gecede, evinde ışık yakmayı bile vatanseverliğe aykırı bulur. Bu tip
iğnelemelerinden en sevdikleri bile paylarını alır.
Fikret aile hayatına çok bağlıdır. Tüm hayatını eşine ve
çocuğuna verir. Bununla beraber onun da hayatından, Hüseyin
Cahit’in deyimiyle «günah değilse de bir günah gölgesi» geçer. Bunun
meyvaları Birinci Tesadüf, İkinci Tesadüf gibi şiirlerdir.
Buraya kadar andığımız edebiyatçılar dışında bir isim daha
vardır ki o da Fikret’in yakınında bulunan, Servet-i Fünûn
döneminde eserler yazan Mehmet Rauf’tur.11 Mehmet Rauf, Fikret’le
tanışmadan önce onun ‘musahabe-i edebîye’lerini ve şiirlerini okur.
Yazılarını biraz ‘iptidâi’, şiirlerini de Cenap Şehabettin’e kıyasla
sönük bulur. Tanıştıktan sonra Fikret, kendisine çok samimî
davranır. Her gün, derginin yazıhanesinde buluşurlar. Fikret
sabahtan akşama kadar buradadır ve gelen ziyaretçileri bir misafir
gibi ağırlar. Servet-i Fünûn üyeleri arasında Recaizâde Ekrem’den en
çok etkilenenler, Mehmet Rauf’a göre, Fikret ve Hüseyin Siret’tir.
Fikret, Recaizade’ye adetâ tapar. Her pazar onu görmeye gider. Bu
sevgi ve saygısını da etrafındakilere aşılar.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 13.05.08, 04:02
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 420
Ettiği Teşekkür: 54
100 tane iletisine 187 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Mehmet Rauf, Rübâb-ı Şikeste’nin yayınlanışı münasebetiyle
yazdığı bir yazıda tanıdığı Fikret’i şöyle anlatır:
«En ehemmiyetsiz kederlerinize bile candan öyle bir merak
edişi, teselli ve tedavî için o kadar âteşîn bir natukluğu vardır ki,
sizin cerîhalarımıza böyle cidden iştirak eden bu adama karşı ilk
hareketiniz hürmet ve muhabbet olur. (...) Fikret için edebiyat
«yüksek sesle düşünmek»ten, hayatı «yazı ile yaşamak»tan başka bir
şey değildir; o hayatını da bir şiir haline koymuş olduğundan
edebiyatta ne ise hayatta da odur.»
Mehmet Rauf’a göre Fikret, bedbin olamayacak kadar mutlu
ve muntazam bir duygusal hayat sürer. Bu mutluluğunu ise
yalnızca bir ses bozabilir: Çeşitli sorunlarla boğuşan insanlığın sesi.
Böyle durumlarda bütün bir insanlık onun ailesi olur. Ahlakî ve
vicdâni konularda yavrusu alınmaya çalışılan bir aslan gibi olur.
Fikret, büyük bir buluşçudur. Bir estet bakışıyla, gezdiği
yerleri, yosunlu bir kayayı, gündelik hayatta kullandığımız eşyaları
bile hayal gücüyle öyle süsler ki etrafındakileri şaşırtır.
Servet-i Fünűn döneminde son olarak A. Nadir takma adlı Ali
Ekrem (Bolayır)’ın anılarına yer vereceğiz.12
Ali Ekrem anılarında “benim bildiğime göre” kaydını vererek,
aşağıdaki dörtlüğün, Fikret’in yayınlanmış ilk şiiri olduğunu belirtir.
Ne rütbe-i dil-nişîn ise çemende nağme-i hezâr,
Ne mertebe lâtîf ise baharda şükűfe-zâr
Bahâra karşı söylenen bu şiirler de öyledir,
Lâtîf ü dil-nişîn olan bu şi’r-i ter de bir bahâr!13
Bu dörtlük Mirsad dergisinde İsmail Safa’nın kısa bir
övgüsüyle yayınlanır. Fikret’in meşhur Tevhid’i de yayınlandıktan
sonra, artık Mirsad’a yazı yazanlar bu genç şairle tanışmak ister.
Ancak bu şair, Ali Ekrem’in tabiriyle “merdümgirîz” bir delikanlıdır.
Onun nasıl çağırılacağını yine Ali Ekrem bulur. Hüseyin Kâzım
aracılığıyla Fikret’e haber gönderilir ve o akşam toplanıldığında
Namık Kemal’in Celâl’i ve basılmamış şiirlerinin okunacağı söylenir.
Ali Ekrem de daha önceki edebiyatçılarda görüldüğü gibi ilk
bakışta Fikret’ten etkilenir. Fikret’in, kalbi büyüleyen bir yüzü,
gözlerinde zekâ pırıltısı ve alnında bir ciddiyet anlamı vardır.
Davranışları samimîdir. İnsana hemen hürmet duygusu aşılar.
Gayet mütevâzı, naziktir. Ama bunlarda da hiçbir yapmacıklık eseri
yoktur. “Onu görmek, onu sevmek demektir.”14 Celâl’den okunan
parçalarla birlikte Ali Ekrem, Fikret’in çok etkilendiğini âdetâ
kendinden geçtiğini görür. Zaten bir süre sonra odadaki herkes,
eserin etkisiyle hüngür hüngür ağlamaya başlar. Öyle ki Ali Ekrem,
bir aralık Fikret’in yere yığılıvereceğini zanneder. Ama biraz sonra
kendini toplayan Fikret “Okuyalım, okuyalım” der. O gün sabaha
kadar Namık Kemâl’in şiirleri okunur. Ali Ekrem, Fikret’in şiir
okuyuşunu da över ve Namık Kemâl’den sonra Tevfik Fikret kadar
güzel şiir okuyan birini görmediğini söyler. Fikret, Ali Ekrem’de
bulunan ve Namık Kemâl’in şiirlerinin yazılı olduğu buruşuk defteri
görünce şöyle der: “Aman efendim, bu nedir? Kemâl’in şiirleri böyle
perişan bırakılır mı? Müsaade buyurursanız ben onları hem
okuyayım, hem hepsini bir güzel defterde yazayım.” Daha sonra
söylediğini yapar ve defterin sonuna da şu dörtlüğü yazar.
Tebyîze muvaffak oldu hâmem
Eş’âr-i Kemâl’i müftehirdir.
Bir beytini yazmak ol edîbin
Bin beyt okumakla bence birdir.15
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 13.05.08, 04:02
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 420
Ettiği Teşekkür: 54
100 tane iletisine 187 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Ali Ekrem, babası için yapılan türbenin planını da Fikret’in
çizdiğini söyler. Ona göre Fikret’in hayatı, “şakraklık ve hırçınlık”
olarak iki bölüme ayrılır. Fikret mutluyken, Ali Ekrem’in deyişiyle,
onun kadar “alaycı, sarakacı” bir insan olamaz diye düşündürtür.
Böyle olduğu zamanlarda da etrafındakileri iğnelemekten, bu amaçla
nükteler yapmaktan büyük keyif duyar. Etrafındakiler de ona
karşılık vermeye çalışır ama yetişmek mümkün değildir. Fikret’in
taşlamalarını şaheser olarak niteleyen Halit Ziya gibi Ali Ekrem de
söz konusu iğnelemeler için “dürr-i şehvâr” tabirini kullanır.
Bir gün gelir ve artık Fikret’in şen-şakrak zamanları sona
erer. Ali Ekrem, bunun nedenini bulamaz. Fikret’in “açılan,
söyleyen, dertlerini sayıp döken bir fıtrat”16 olmadığını söylemekle
yetinir. Yine de bir neden olarak, ülkenin kötüye gidişinin ve gün
geçtikçe şiddetlenen istibdadın bu şairi olumsuz yönde etkilediğini
belirtir. Öyle ki Meşrutiyet’in ilânı bile onda ancak küçük bir umut
hâsıl eder. Ali Ekrem’e göre Fikret’in erken ölümündeki etkenlerden
biri de onun bu yöndeki üzüntüleridir. Özel hayatında da mutlu
olamayan Fikret, maddî açıdan rahat bir hayat süremez. Babasının
himayesi yerine, kişisel yetenekleriyle yükselmeyi düşünürken hayal
kırıklığına uğrar. Sonunda “pek huysuz, gayet hırçın” birisi olur.
Buna mukabil onu tanıyanlar, ona karşı, târizlerine karşı
tahammüllüdürler. Ahmet Reşit’in anlattığı sarayda kâtiplik olayını
ve Fikret’in bu konudaki öfkesini Ali Ekrem de nakleder. Kendisi
sükûtla dinler Fikret’i. Fikret ise Ali Ekrem’le konuşması bitince
onun yanındaki bir şahsa dönerek şöyle der: “Ya siz, ya siz? Niçin bu
kadar fazl ü kemâlinizle sükût edip duruyorsunuz? Niçin milleti
uyandırmıyorsunuz? Sizin ilm ü irfânınız ne işe yarar bilmem ki
dünyada niçin yaşarsınız?...” Bu şahıs sessizce dinlerken bir fırtına
kopacağını anlayan Ali Ekrem, dışarı çıkar. Fikret arkalarından
bağırır: “Ya, işte böyle kaçarsınız, doğru sözü dinleyemezsiniz! Ben
bu dünyada yalnızım bilirim. Lâkin yalnız yaşayacağım ve
geberinceye kadar yalnız bağıracağım.”17 Hastalığının ağırlaştığı
günlerde de şu sözleri söyleyecektir: “Ekrem, vallahi senin de,
hepinizin de hakkınız varmış: Ben kendimi beyhûde öldürüp
duruyorum. Sanki ben vatan vatan diye bağırıp duruyorum da ne
oluyor. Vatan Yerebatan olup gidiyor. Ben de orada mahvoluyorum.”
Yine bu günlerde yanına gelen Ali Ekrem’e, çocuk şiirleri
yazdığını söyleyen Fikret, Şermin’i yazış nedenini de açıklar. Bunun
nedeni parasızlıktır. Ali Ekrem’e bir anlamda vasiyette bulunarak
şöyle konuşur: “Ekrem, bir gün gelir de Tevfik Fikret Şermin kadar
âdî bir eseri nasıl yazmış derlerse öleceğime yakın hekim, ilâç parası
tedâriki için hasta hasta, icbâar-ı tabîatle yazdığımı söylersin ve
bîçâre kardeşin Fikret’i sen müdâfaa edersin!”18
Ali Ekrem, son ziyaretinde de Fikret’ten, artık siyasî olaylara
tamamen kayıtsız kalacağına, yalnızca edebiyatla meşgul olacağına
dair sözler işiterek Aşiyan’dan ayrılır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 13.05.08, 04:03
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 420
Ettiği Teşekkür: 54
100 tane iletisine 187 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Fikret’in Sanatı
Servet-i Fünun’un en önemli isimlerinden Halit Ziya’nın
şiirde tercihi, Fikret’le tanışana kadar Cenap Şehabettin’dir. Fikret’in
çok az okuduğu kanısında olan Halit Ziya bu yüzden onun sanat
gücünü bir mucize olarak nitelendirir.Sık sık Cenap Şehabettin’le
Fikret’i ortak olarak analiz edici cümleler yazan Halit Ziya, bu iki
şairin Türkçe’ye yüzyıllardır görmediği bir müzikalite kazandırdığı
inancındadır. Onlar, nazmı belli kalıplardan kurtarmışlar, aruzu
Türkçe’ye mükemmel bir şekilde uyarlamışlardır. Halit Ziya,
Fikret’in Cenap Şehabettin için «Sahib-i Zuhur» dediğini de belirtir.
Halit Ziya, anılarında son kez Fikret’ten bahsederken, diğer birçok
arkadaşının gazete yazarı olmasına karşın onun hiçbir zaman ve
şekilde gazete yazarlığına yanaşmayıp köşesine çekildiğini belirtir.
Ahmet Reşit’e göre ise Fikret, Servet-i Fünûn edebiyatının
temel taşıdır. Edebiyatımızın gelişimine olan katkıları çok büyüktür.
Onun en câzip özelliği ise üslubudur. Konuları geniş değildir ama
üslubu sayesinde yapmak istediği tesiri elde eder. Mizacındaki
kötümserliğe gidişin delili de Rübâb-ı Şikeste’den Haluk’un Defteri’ne
gelindiği zaman anlaşılır. Burada Ahmet Reşit, sözlerine kanıt olarak
Fikret’in iki şiirini verir: La Dans Serpantin ve Ceza-yi Mensiyet.
Birincisi onun olumlu düşündüğü, umutlu döneminin, ikincisi ise
karamsar ve kötümser döneminin ürünüdür.19 Hüseyin Cahit’e göre,
Fikret’in Arapça ve Acemce’ye düşkünlüğü malumatfüruşluk
arzusundan veya Arap ve Acem taklitçiliğinden ileri gelmez.
Sanatkârâne yazmak, güzel bir üslup yaratmak isteği onu böyle bir
yola sevk etmiştir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 13.05.08, 04:04
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 420
Ettiği Teşekkür: 54
100 tane iletisine 187 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Mehmet Rauf’a göre, Fikret kadar az okuyan bir başka şairin
varlığı şüphelidir. Fikret’in kütüphanesindeki Fransızca eserlerin
dökümünü de Mehmet Rauf şöyle verir: François Coppée’nin ve A.de
Musset’nin muhtemelen resimleri için alınmış birer piyesi, Madame
Bovary ve birkaç tane bilinen dergi. Fikret, Madame Bovary’yi
ahlâka aykırı bulduğu için yarıda bıraktığını da sık sık söyler.
Coppée’yi de biraz tanır. Bu «ilkel vukufu»nu sonraları diğer Servet-i
Fünûn yazarlarının Batı edebiyatı üzerine yazdığı yazılarla genişletir.
Bu yazıları imlâ ve noktalama açısından tashih etmek için okuyan
Fikret’in itirazları hiçbir zaman içerik hakkında olmaz. «Fikret her
halinde şairdir; sözünde, hareketinde, dostluğunda, ailesinde, her
halinde şairdir, yanında bulunup sözlerini dinleyen bir şiirini
okuyorum zanneder. (...) Onu en ziyade meftun bırakan renk ve
şekildir, o sebepledir ki eserlerinde ne kadar şiir varsa o kadar da
resim vardır.»20
Her konuda isteklidir ama yazdığı şiirlere hep su-i zanla
bakar. Yazdıktan sonra onları haftalarca görmek istemez. Rübâb-ı
Şikeste’nin bir kitap haline gelmesi için defalarca karar vermiş,
sonra vazgeçmiştir. Eserleri hakkında en büyük endişesi, onların
okunuş şekilleridir. Fikret, şiirlerinin ciddî şiir isteklilerini hayal
kırıklığına uğratacağından korkar. Çünkü onun şiirleri ancak kendi
okuyuşuyla ideal zevki verecektir. Bu yüzden sürekli, şiirleri için «Ah
ben okusam, hepsini kurtarırım...» diye hayıflanır. Servet-i Fünûn
şairlerinin şiirlerini de, onların ruhuna en uygun okuyan
Fikret’tir.En büyük şikâyeti de uzun bir eser, bir tiyatro yahut
manzum bir hikâye yazamamaktır. Yazdıklarını hiçbir zaman,
önceden tasarlamadığını, çoğu kez sonunun ne olduğunu bilmeden,
kafiyelerin yardımıyla yazdığını söyler.
Ali Ekrem’e göre ise Fikret, «büyük şair değil, büyük artisttir.
Lisân-ı nazmı son merhale-i kemâline îsâl etmiştir. Ya Hâmid’de
Fikret’in kudret-i nazmı, ya Fikret’te Hâmid’in dehâ-yı şi’ri olsaydı
bizim de bir Victor Hugo’muz olurdu.»21
Ali Ekrem, İsmail Safa’nın Mirsad’ı yayınlamasını ve burada
Fikret’i himaye etmesini, Servet-i Fünûn’un temelini teşkil eden bir
olay olarak görür.O devirde İsmail Safa, Fikret’in şiirlerini Mirsad’da
yayınlarken bir de o şiirlerin altına birkaç övücü söz ekler.
Daha sonra Ali Ekrem ve Fikret, Mâlûmât dergisinde birlikte
çalışırlar. Bu derginin baş yazarlığını Fikret’e teklif eden aracı kişi de
Ali Ekrem’dir. Fikret de genel karakterinin bir göstergesi olarak, bu
işi, ancak yazı işlerine hiç kimsenin müdahale etmemesi şartıyla
kabul eder. Fikret bu dergiye başyazar olur. Ancak dergi yirmi dört
sayı çıktıktan sonra kapanır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 13.05.08, 04:04
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 420
Ettiği Teşekkür: 54
100 tane iletisine 187 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Ortak Servet-i Fünûn Çalışmaları
Servet-i Fünûn döneminde, büyük edebiyatçılar sık sık
Fikret’in evinde toplanır. Fikret, konuklarını ağırlamakta çok titizdir.
Sohbetinin tatlılığıyla, konuklarını rahatlatır. Halit Ziya, onun
konuşmasından hayranlıkla bahseder. Bu sohbetlerde Fikret, dönüp
dolaşıp daima ‘zamanın kötülüklerine’ gelir. O zaman da tam
anlamıyla coşar ve konuşması bir nutuk havasına bürünür. Bu
toplantılarda bulunanların halini Halit Ziya, şeyhinin (Fikret)
etrafında toplanan müritlerin haline benzetir.
Fikret, Hüseyin Cahit’in Hayal İçinde adlı romanının
müsveddelerinin okunması için bir toplantı tertipler. Arkadaşlarının
yazıları karşısında en büyük neşeyi gösteren Fikret, bu toplantıyı
törensel bir olaya çevirir. Bununla birlikte o, kendi yazdıklarından
hiç memnun olmayan birisidir.
Ahmet Reşit de Servet-i Fünûn günlerinden şu iki olayı
aktarır: Bir gün Ali Ekrem Fikret’e gücenik bir halde Ahmet Reşit’e
gelir. Sebep, Fikret’in Ali Ekrem’in bir eseri üzerinde oynama
yapmasıdır. Ali Ekrem artık dergide yazmayacağını söyler. Ahmet
Reşit, topluluğun dağılmaması için bazı sözler söyleyince de Ali
Ekrem şöyle konuşur: «Bize, sarayda kâtip olduğumuzdan dolayı
levm eden Tevfik Fikret’i tutmak için beni reddediyorsun.»
Ahmet Reşit bir gün Servet-i Fünûn’a bir şiir getirir. Fikret,
şiirdeki «âguşte» kelimesini beğenmediğini söyleyince Cenap
Şehabettin «Böyle softa taassubunu bırakalım» der. Fikret de itaatle
bu sözü kabul eder. Ahmet Reşit’e göre Fikret, Cenap Şehabettin’e
hayrandır. O dönemde bütün dergi çalışanlarının sarayca
ödüllendirilmesi furyası başlar. Ahmet İhsan’ın dergisine gelene
kadar İkdam, Malumat gibi pek çok dergi çalışanı ödüllendirilir.
Ahmet İhsan da ödüllendirecekler listesi yaparak saraya gönderir.
Ama bu listede Fikret gibi hassas yazar ve şairler yoktur.
Matbaadaki mürettipler, kâtipler, hamallar vardır. Sonunda onlar da
ödüllendirilir. Ama Fikret, bu fakir insanların sevinmesi uğruna bile
olsa saraydan böyle bir şey istediği için uzun süre Ahmet İhsan’a
dargın kalır. Ahmet İhsan; her ay babasından kendisine on beş altın
harçlık gelen ve Aksaray’da mükemmel bir konakta yaşayan Fikret,
böyle iyi bir durumda olmasaydı bu tip “mübalağalı meyillerinde”
yine ısrar eder miydi diye kendisine sorar. Ancak bu soruya da
cevap veremediğini söyler.22
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 13.05.08, 04:05
Mehmet Yücel - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: Dünyalı
İletiler: 420
Ettiği Teşekkür: 54
100 tane iletisine 187 kere teşekkür edilmiş
Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.Mehmet Yücel bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Anılardaki Fikret

Servet-i Fünûn’a yazmaya başladığı ilk dönemlerde bununla
yetinmek istemeyen Hüseyin Cahit ise, Ahmet Şuayp, Mehmet Rauf
gibi arkadaşlarıyla birlikte Yeni Mecmua adında bir dergi çıkarma
kararı alır. İlk sayı için - yazılar da dahil – her şey tamamlanır.
Derginin logosunu Fikret hazırlar. Ancak saraydan gelen emirle Yeni
Mecmua’nın çıkışı yasaklanır.23
Servet-i Fünûn’a karşılıksız yazı veren edebiyatçılar için
Ahmet İhsan’dan seksen kuruş haftalık alan Fikret bu parayı dergi
yazarlarına eşit olarak dağıtır.
Hüseyin Cahit’e göre Fikret, dergiye gelen hiçbir esere
karışmaz. Onun çok titiz olduğu konu imlâdır. Bütün müsveddeleri
okur ve yazım hatalarını düzeltir. Servet’i Fünûn’un odak noktası
Fikret’tir. Dergi üyeleri haftada bir kez onun Aksaray’daki evinde
toplanır.
Fikret, Servet-i Fünûn dergisine yazmayı bıraktığında Hüseyin
Cahit’ten derginin başına geçmesini ister. Hüseyin Cahit, bu teklifi
kabul ederse kendisine kırılmayacağına dair Fikret’ten yeminle
güvence alır. Ancak bir süre sonra korktuğu başına gelir. Kendi
teklif etmesine ve kırılmayacağına dair yemin etmesine rağmen
Fikret, Hüseyin Cahit’e darılır.
Mehmet Rauf’tan önce adlarını andığımız edebiyatçılar
ittifakla, Fikret’in gençleri cesaretlendirdiğini, onların eserleriyle
sevinç duyduğunu kaydediyorlardı. Ancak Mehmet Rauf’a göre
Fikret, onun ve Hüseyin Cahit’in başarılarını «derin bir ezâ-yı ruh»
ile takip eder. Sanki Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit’in kendisini
edebî sahada geride bırakacaklarından korkar. Bu iki isme özellikle
ilk zamanlar hiç önem vermez. Bunlar, Mehmet Rauf’un izlenimleri
ve düşünceleridir.24
Yine böyle Mehmet Rauf’a ait «Uzaktan» adlı bir hikâyeyi,
yazarının kendi ifadesiyle «hazmedemeyerek» uzun süre neşrini
erteler. Ancak uzun zaman sonra Hüseyin Cahit, Mehmet Rauf gibi
gençlerin kabiliyetini takdir eden Fikret, yeri geldiğinde onları
başkalarına karşı savunur.
Servet-i Fünuncuların Transvaal olayıyla ilgili olarak Mehmet
Rauf ayrıntılı bilgiler verir. İngiliz elçisi, İsmail Kemal Bey’e Türklerin
meşrutiyete ihtiyacı olmadığını söyleyince İsmail Kemal Bey, Türk
milletinin Kanun-ı Esâsi için canını fedâ edebileceğini söyler ve
meşrutî yönetim için elçiden muavenet ister. Elçi de Türklerden
böyle bir talep gelirse memnuniyetle kabul edeceğini söyler. İngiltere,
bu sırada Transvaal savaşını sürdürmektedir. İsmail Kemal’in
Fikret’le bağlantı kurması sonrasında Servet-i Fünûn üyelerinin
hemen hepsinin imzasıyla İngiliz elçiliğine bir mektup yazılır. Bu
mektupta İngilizlerin Transvaal savaşında galibiyeti temenni
edilmektedir. Ancak bu mektup elçiliğe ulaşmadan kaybedilir. Bir
süre sonra yolda bu mektubu bulan insaflı birisi onu Servet-i
Fünûn’a getirir. Daha sonra elçiliğe bir heyet olarak giden
edebiyatçılar, mektubu verirler ve temennilerini şifahen de iletirler.
Servet-i Fünûncuların ortak vasfı, istibdat yönetimine olan
düşmanlıklarıdır. Ancak bu düşmanlık duygusu en şiddetli olan
Fikret’tir. Cülûs gecelerinde, onun evinde ışık yakılmadığını Mehmet
Rauf da kaydeder.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
ani, memoires, servet i funun, tevfik fikret

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz