Bayrak ve bayrak kültürü | Bayrak Resimleri | Bayrak Direği | MHP 301'e Bayrak Açtı | Bayrak yakana jet dava |
|
Ankara'da ilk sabah boru sesinden uyandım. Bu ses benim için bir sıla ve bir hasret sesiydi! istanbul da aylardan beri saygısız gaydalar ve yaygaralı fçmforlar. Bursa'da, Edirne'de, İzmir'de yabancı ve likayatsiz adımlarla nümayişler işittikçe kendilerini kendi içlerinde bir eski hatıra gibi anmaya mecbur kalan Türkler, yalnız o talihsizler benim bu sesten neler anladığımı daha iyi sezebilirler! Kendimize sanki yeniden kavuşuyordum ve kendimizi karşılar gibi bir garip hisle pencereye gittim. Kışla olmuş eski tüccar depolarının meydanında, karların üstünde sırtlan bana dönük müfrezeler gördüm. Bunlar bizim askerlerimizdi. istanbul'daki
arkadaşlarında gevşekleşen katılık ve diklik bunlarda hâlâ mevcut. Oradakiler gibi bunlar elleri ceplerinde ve başları önlerinde bekleşmiyorlar. Süngülerini çelikten bir parmak gibi göğe kaldırmışlar, bir şeye karşı insandan ve madenden bir hürmet halinde duruyorlar. Hayatları, çürümüş bir büyük mazinin artığından ziyade küçük fakat gürbüz bir istikbâlin başlangıcını hatırlatıyor: Önlerinde bizim bayrağımız ağır ağır tecelli etti: Coşkun bir kızıl yele gibi göklere savrulmaya başladı. Eksildiği yerlere doğru uçmak ister gibi heyecanlıydı. Kendisinde eski Türk günlerinin vakar ve kuvveti hâlâ bakiydi. Sallanışında hürriyetin, istiklâlin şen ve âteşin lezzeti vardı. Yalnız bir bayrak gibi manidar değildi. Bir mürşid gibi beliğdi. Vakitsiz kötürümleşen ruhum onun mucizesiyle yeniden ısındı, kımıldandı, doğruldu. Bir afiyete kavuşuyordum.
rengini ecdadımızın içinden alan bayrağımız bizim günümüzde kararacaktı. Eski şehsuvarlarm kavukları üstünde bir kızıl gül gibi cenkten cenge gezdikten sonra torunlarının başına bir yas çevresi gibi düşecekti. Fakat o sabah karşımda bir avuç Türk'ün gülbankı arasında ezâsız, endişesiz yeniden doğuverdi. "tnönü"nün ferdasında bana "Mohaç"daki kadar taze ve şerefli göründü. Avrupa'nın ortasına zaferlerin hırslı rüzgârında uçarken belki daha fâni idi; fakat şimdi yaylalarımızda bir avuç büyük mazlumun isyanından doğan teselli ve inşirah içinde daha zinde ve mutmain görünüyor. Mohaç'ta geçirdiği demler cihana giden bir uzun
zafer yolunun müntehâsı idi. Fakat inönü 'nde bitmiş sandığı bir yolun mebdei oldu.
Bu tülûun karşısında ibadet saatlerini hatırlatır bir muhabbetle mücehhez askerler merasimden sonra çekildiler. Fakat ben pencereden oyalamıyordum. Bir hasretten sonra bayrağın kıymetini daha başka ve daha yakından duyuyordum.
Yarabbi! Alnımızdan çıkan bir damla kan gibi bu güne kadar başlarımızın üstünde şanla, asaletle gezdirdiğimiz bayrağı sandık diplerinde saklamaya mahkûm edilecek Türk nesilleri dünyanın muhakkak en talihsiz çocukları olacaktır. Fakat içimizden dökülen kan bir daha içimize tıkılabilir mi? Biliyoruz ki bayraklarını başlarının altında saklayanlardan değiliz! Daima başlarımız bayraklarımızın altında kalacaktır!..
Ey gazi hünkârlar mahbûbu ve şehit erler yadigârı! O sabah sana bakmaya bir türlü doyamadım. Sen muhayyilenin sunt imtizaçlarından icat edilmedin, doğrudan doğruya kalblerimizden aktın. Sen insanda en mukaddes şeyin, hayat mâyîinin rengisin. Ve üzerinde gökten izler var. Onun için bir öz, bir kaynaksın; onun için solmayacak, kurumayacaksın... Son neslin başları üstünde de ilk neslin başları üstündeki gibi hür ve kırmızı yaşayacaksın... Ve Türklerden bir son nesil tanımayacak, görmeyeceksin.'..
Ruşen Eşref











Normal
