"Şu varlığa tekrar bak; çünkü Allah, 'Sonra gene bir bak buyurdu.
"Gerçekleri inkâr eden tümden bir hayale düşmüştür, onun çevresinde döner durur.
Demez ki, her şeyi hayal sanman da bir hayal
"3
olabilir mi? Gö zünü bir ovuştur da bak hele.
Đsimler ve sıfatlar bu evrendedir, bu isimlere ve sıfatlara uygun varlıkların yaratıldığı yer, anlamlar evrenidir. Filosoflar, anlamlar evrenine hayal, bu madde evrenine gerçek derler; oysa hakikat bunun tam tersidir. Onların hayal dedikleri anlamlar gerçeklerin ta kendisidir, onların göründüğü, his olunduğu için "gerçek" dedikleri evren ise "hayal" denilen anlamların sadece bir feri, bir parıltısı, görünüşüdür. Çünkü o anlamlar, filosofların gerçek dedikleri evrenlerden binlercesini durmadan yaratıyorlar. Bu evrende oluş ve yok oluş devamlıdır. Bir taraftan birçok varlık yok olurken, bir taraftan sürekli yenileri yaratılır. Varlıklar eskir, anlamlar hiç eskimez. Gerçekler, hayallerden doğar. Meselâ bir ev, önce mimarın kafasında odaları, duvarları, boyutları ve rengi ile bil anlam olarak canlanır. Bu, örneği dünyada olmayan yeni bir model de olabilir. Daha sonra bu mimarın kafasındaki anlamdan ev doğar. Ancak bir mimar, kafasında hayal ettiği ve gerçekleştirdiği şeyin yanında gerçekleştiremeyeceği, maddeye uygulayamayacağı şeyleri hayal edebilir ve bu iki hayal birbirinden farklıdır .
Gerçekleşmekten çok uzak, kişiye engel olan hayaller kurmak, ahmaklıktır. Bir tür hayalden bir şey uman kişi, Allah'a karşı uykudadır, onların hayalleri ancak bir rüya gibidir. Uyandıklarında ortada hayalle ilgili hiç bir şeyin kalmadığını görürler. Hayal insanı sersemleştirir. Hayal gören kişi, gökte uçan kuşun yerdeki gölgesini anlamaya çalışan insan gibidir, o yerdeki gölgenin gerçek olmadığının farkında bile değildir. Bu dünya hayaline dalan insan da, gölgelerle uğraşır. Bu dünyada gerçeği bulamamış insanların ömürleri, boşa ok atmakla geçmiştir. Đnsanı gölgeden ve hayalden kurtaracak yol ise, Allah güneşinin ışığı, ona kulluktur. Allah, gönlümüze kılavuzluk yapmadıktan sonra, gölgeden vazgeçip gerçekleri olduğu gibi görmemiz mümkün değildir .
Filosofların çoğu hikmetleri, hayalden ve tabiattan doğmuştur; bu da insanı azgınlaştırır, aklı kendi gücünün çok üstünde güçlü gibi gösterir. Dünya hikmeti sadece kişinin içindeki bazı çelişik duyumları berraklaştırır; zannı ve şüpheyi azaltır; ama insanın sonsuzluktaki kurtuluşunu sağlayamaz. Bunun için din hikmeti gerekir1.
Gerçeği olduğu gibi bilmeyenler, bilmedikleri şeylerden korkanlar kendi kendilerine bir takım hayaller kurarlar, doğru olmayan akıl yürütmelerde bulunurlar. Çok telaşlı, korku, kan ve ter içindeki bir adama ne olduğunu bilmeyiz. Eğer o söylemezse, ne olduğu hakkında birçok fikirler yürütür, birçok hayaller kurarız. Dünyadaki pek çok canlı, dışarıya karşı kendi hakkında yanlış imaj verirler. Kendilerini, olduklarından başka gösterirler, insanların büyük çoğunluğu kendi kafalarında dış görünüşe göre imgeler oluşturduklar için yanılgılar içine düşerler. Zan ve hayal, insan gönlünün, insan aklının zayıf yönleridir. Bunlar aynı zamanda insanın duyu organlarını ve algılamalarını da etkileyerek onların gerçeklerden uzaklaşmasına neden olur2.
Her hayali, bir başka hayal yutar; her düşünceyi bir başka düşünce yok eder. Đnsanoğlu hayalden kolay kolay kurtulamıyor; uyku ile uyanıklık arasında çırpınıp duruyor. Uyuyunca suya dalıyor, uyanınca düşünceler, hayaller bal arısı gibi başına üşüşüyor. Hayal insanı bilinçsizce sağa-sola sürükleyen, insanın içindeki birçok bilgileri bozan, iyi duyguları yeyip yok eden bir canavardır, insanın sığınacağı tek yer Allah katıdır3.
Allah indinde, bu dünyadaki varlıklar bir ressamın önündeki resim gibidir; ister güzel ister çirkin yapar. Şekilleri olduğu gibi, şeklin içindeki maddî olmayan makamları kontrol eden de Tanrı'dır. Herkesi bir vehim, bir hayal peşine takmıştır, insan o hayalden o hayale geçer; hayal ordusu bizim kontrolümüzde değildir.
"Can ülkesinden bedene her an bir hayal gelir de, kısmetleri dağıtandan habersiz, çocuklar gibi 'Kal'a bizim' der."4
Hayal, kaygı, düşünce gönül evindeki toz-duman gibidir; aç pencereleri, temizle evin içini. Uyan, düşüncelerden de kurtul, hayallerden de! Hayal ve rüya bir hiç içindir. Rüyada gördüğü binlerce şey, insan uyanınca nasıl yok oluyorlar. Herhangi bir şey hakkında kurulan hayaller, katı gerçek ortaya çıktığında nasıl da yiter gider5.










