Bu dünyanın temellerinden biri de ihtiyaçtır. Yüce Allah, evrenlerin her yerinde görünen ve görünmeyen her şeyi ihtiyaca göre yaratmıştır. Her şey ihtiyaç olunca ortaya çıkar ve o zaman değer kazanır. Evrende var olan her varlık ve oluş, bir ihtiyacı gidermektedir. Bir kadın çocuk doğurmadıkça sütü akmaz. Eğitim de bu çerçevede, bazı yerlerde ortaya çıkan ihtiyaçların eseridir. Her insanın, her çevrenin, her zamanın birbirinden ayrı ihtiyaçları vardır ve bunları karşılamada eğitim önemli bir rol oynamaktadır.
Bu dünya ham ve çiğ varlıkları hazmedemez, her şeyi olgunlaştırıp kemâle erdirmeye çalışır. Đnsanlar da yiyecekleri şeyleri önce bir güzel pişirirler, tatlandırırlar, vücutlarının sindirebileceği bir hale getirirler. Giyecekleri elbiseleri keserler, biçerler, dikerler; kullanacakları âletleri bir çok işlemden geçirerek hazırlarlar. Đnsan dediğimiz varlığı da, hayatta işe yarar hale getirebilmek için bir dizi eğitimden geçirmelidir.
Đnsanlar önce eğitimden kaçarlar, çekinirler; onun faydalı yanlarını değil, sadece zahmetli yanlarını görürler. Oysa bir kere bilginin gücünün farkına varsalar, içlerindeki ışığın eğitimle ve çalışmakla artacağını bilseler, bu ışık arttıkça gerçeklerin anlaşılmasının, yaşamanın daha kolay olduğunu bilseler, eğitimden kaçarlar mı? Ama çocuklar da okula başlarken bazı uyumsuzluklarla karşılaşırlar; bu, onlara okulun faydasının tam olarak anlayamamasından dolayıdır. Eğer onlar bunun faydasını görmeye başlasalar, aldıkları eğitimle para kazanmaya ve manevî tatmin bulmaya başlasalar, okula koşa koşa giderler.
Bütün insanlar belli bir gelişim ve oluşum çizgisini izleyerek
yokluktan gelip, belli şartlarda bir varlık gelişimi gösterip tekrar yokluk
evrenine giderler, Bütün insanlar ve hattâ varlıklar, isteseler de
istemeseler de, bu gelişim aşamalarından geçerek Tanrı'ya ulaşırlar; ama
kimisi sadece varlık dünyasının nimetlerinden yararlanarak, kimisi de
gerçeği bilip, nereden gelip nereye, niçin, nasıl gittiğini, bu evrenin,
yaşayışın, uğraşmaların anlamını bilerek parlak bir ışık halinde, sevgi 1
yönlendirmeli olarak gider .
Eğitim insanlar için sadece bir vasıta, ona gerçeklik denizinde yüzmeyi öğreten ve denizi gösteren bir safhadır. Đnsan, sadece eğitim sırasında öğrendiği bilgi ve becerilerle kalmamalı, eğitimin içinde yaktığı bu ışığı daha da fazlalaştırmalı, bilgi ve becerilerini geliştirerek başka insanların içindeki ışıkları yakmaya çalışmalıdır. Bu ışıkların yanmasının ilk belirtisi de, ışığın renksiz görülmeye başlanması, yani dünya gerçeklerinin aldatıcı bir takım faktörler bir yana bırakılarak değerlendirilmesidir . Tabi bu yetmez; görmek, anlamak ve söylemek-yazmak gerçeklik denizine girmeye niyet etmektir. O denize girince de, önce gerçeğe uygun olarak yaşamak gerekir. Dolayısıyla eğitimde sadece bilgi aktarmak yetmez, yaşamayı da öğretmek gerekir. Hem bilginin hem de işi öğretecek ustanın (öğretmenin) çok iyi seçilmesi gerekir. Bilgi bellemenin yolu söz, san'at öğrenmenin yolu da iştir. Tam gerçeğe ulaşmak için dil de, iş de tek başına yeterli olamaz. Gerçek bilgisi bunların da ötesindedir.
Tanrı'nın insan gönlünü açıp genişletmesi, gönlündeki gerçeklik denizinde yol alabilmek için de bilginin gönülde yaktığı o ışığı söndürmemek, giderek daha da büyütmek gerekir. Eğitimin ana amaçlarından birinin, insanın içine rahatlıkla yolculuk edebilmesini sağlamak olduğunu söyleyen Mevlâna, Mesnevi'sinde şöyle diyor:
“Yolcunun gönlü açılır, o ışıkla ışıklanırsa Tanrı da 'Senin gönlünü açmadık mı' buyurur.
Gönlünde açtık, yaydık onu, onun açılışını
gönlüne koyduk senin. Sense hâlâ dışarıda
arıyorsun onu; süt sağılan sensin de hâlâ
başkalarının süt sağmasını istiyorsun.
Sende, dibi-kıyısı olmayan bir süt kaynağı var; ne diye tulumda süt arar-durursun?








