Yolu ve yöntemince yapılmayan işler, insanlara zor görünür. Eğer yol ve yöntem bulunursa, o işin ne kadar kolay olduğu görülecektir.
Bilgi ve beceriler, bize, yapılacak işlerin yollarını gösterir. Bilgi ve beceri olmadan bazı işlerin de yapılması mümkün değildir, bazı problemlerin de çözülmesi. Elbise dikmek isteyen bir kişi, terzilik bilgi ve becerisine sahip değilse, bu işi kolayca yapamaz. Yüzme bilmeyen suyun içinde çırpına çırpına batar, oysa yüzme bilen için hem suyun üzerinde durmak hem de istediği gibi hareket etmek zor değildir. Bilmeden veya tecrübe kazanmadan bir işi yapmaya kalkmak çok zor gelir; onu kolaylaştıran, hattâ farkına varmadan yapılan bir iş haline getiren bilgi ve tecrübedir.
Bilmeyenler bilenlerden, bilinmeyenler bilinenlerden çok fazladır. Đnsanın bilmedikleri de bildiklerinden çok fazladır. Ancak insan, bildiği bazı şeylerden bilmediklerini çıkarabilir. Az bilgisini, genelleme yoluyla çok bilgi haline getirebilir. Bir avuç buğdayı bilen, tonlarca buğdayı birazcık genelleme ile bilir. Biraz şeker yiyen, şekerle yapılan yiyecekler içinde onu kolaylıkla tanır. O halde çeşitli bilgiler insanın aklında kalır ve daha sonraki benzer durumlarda kullanılır.
Halk ve özellikle de çocuklar bir çok konularda bilgisiz ve tecrübesiz oldukları için, onların bir çok yanlış söz ve hareketlerine tahammül etmek gerekir. Onların her kusurunu yüzlerine vurmak ve düzeltmeye çalışmak, çoğu zaman hem öğretenin hem de öğrenenin hayatını kilitler bırakır. Ama arada ve önemli konularda onların hatalarını ve bunun nasıl düzeltileceğini göstermek, çok daha faydalı olur. Öğretmen, yeni öğrenmekte olan ve bu arada bir çok yanlışlar yapan öğrenciye bütün yanlışlarını birden göstermez. Hattâ bir çok yanlışlarını görmezlikten gelerek onu över, ancak bazı yanlışlarını gösterip, bunları da düzeltse daha iyi olacağını söyler. Yanlışların düzeltilmesinde ve doğru hareketin gösterilmesinde incitmeden davranmak ve övgü ile teşvik etmek, incelik göstermek özellikle faydalıdır. Övgü, çocukların ve bilmeyen insanların zayıf taraflarının güçlendirilmesini sağlar. Yanlış ve eksiklerin yavaş yavaş gösterilmesi de, gene eğitimin belli kademeler içinde yapılmasının bir gereğidir .
Đnsanın kafası bir basit makine gibi, öğrendiği her şeyi unutmamak üzere kafasına almaz. Duyulan ve görülen şeyler uzun süre insan zihninde ilk andaki tazeliği ile kalmaz. Bir halıya bir desen koymak istediğimizde, koyduğumuz desen aynı kalır; bir kâğıda veya duvara bir resim yapsak bu da uzun süre bozulmadan kalır. Ama bunların üstüne yeni bir şey yapmak istersek hem alttaki bozulur hem üstteki berrak şekilde yerleşmez. Đnsan zihni ise böyle değildir. Unutma, insan zihninin önemsiz şeyleri silerek veya arka plana atarak güncel hafızanın her zaman taze kalmasına; şu anda gördüğü, duyduğu şeyleri berrak olarak algılamasına imkân sağlar. Đnsan hafızasının henüz tam olarak keşfedemediğimiz derinlikleri vardır. Algıların çoğu, bir takım ilk kontrollerden sonra bu, derinliklerde bir yere gönderilir. Bunları hemen hatırlayamayız ama istediğimiz bir hatıra parçasını da uzun çabalar sonu bu derinliklerden çıkarmamız mümkündür. Bunun yanı sıra zihnin daha üst düzeyleri vardır; bunlar, kolayca hatırlayabileceğimiz şeylerdir. Daha da yüzeyde birtakım canlı bilgilerimiz, prensiplerimiz, inançlarımız, değerlerimiz vardır. Bunlar hem aldığımız bütün algıları kontrol ederler, elemeler yaparlar; bilgileri ve duyuları düzeltecek, genişletecek, değiştirecek, pekiştirecek elemanları değerlendirir. Bazılarını beynin derinliklerine gönderir, bazılarını ise hemen silerler, hem de yeni algılamaların (meselâ nelere dikkat edileceğinin) ayarlamasını yaparlar.
Pazarda dolaşan bir insan düşünelim; bu insan pek çok maddeler, insanlar, olaylar görür. Ama bunların çoğunu unutur. Binlerce yüz görür, bunların görüntü, davranış, ses, bakış gibi özelliklerini beynin derinliklerine gönderir. Eğer bu insanlardan bazıları ile birkaç defa karşılaşırsa, beyninin derinliklerindeki bu algı parçaları biraz daha ön plana gelir, iyice tanışık bir hale gelmişlerse, bunun görünüş, davranış gibi özellikleri insan zihninde hep canlı olarak durur. Pazarda algılanan olağanüstü bir olayın şekli ve kişileri hafızada uzun süre canlı kalabilir. Hattâ bazı olaylar ve bazı görüntüler, sesler bir hayat boyunca hafızanın aktüel kısmından hiç kaybolmaz.








