iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 16:52 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Türk Dili Ve Edebiyatı » Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Türk Dili Ve Edebiyatı Çağdaş Türk Lehçeleri, Eski Türk Edebiyatı, Türkiye Türkçesi, Türk Diline Giriş, Osmanlı Türkçesi, Temel Bilgi Teknolojisi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #31  
Alt 02.06.08, 20:43
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Evren her an yaratılmakta, yokluktan varlığa gelmekte, varlıktan yokluğa gitmektedir. Bu, insan bedeninde de böyledir. Ergenlik çağına geldik mi çocukluk ölür gider, olgunluk çağında gençlik, ihtiyarlık çağında da olgunluk! Bir bebek için doğum, su ile dolu karanlık bir âlemden hava ile dolu aydınlık ve karanlık dönüşümlü bir âleme geçiş demektir. Anne karnındaki bebeklik hayatı için ölüm olan bu durum, bu dünya açısından bir doğumdur.
O halde bu dünyadan göçüp gitmek de insan bedeninin bir süre yok oluş safhasıdır ama, insanın ölümü demek değildir, insan bedeninin bir dünya devranını sürdüreceği, ruhun Allah katında ("berzah") dinleneceği ve kıyamet gününde yeniden yaratılıncaya kadar geçecek bir ara süredir . Oluş ve gelişim sırasında geçtiğimiz yolları çabucak unutuyoruz; anne karnındaki durumumuz, çocukluktaki durumumuz v.s. O nedenle aklımızı kullanmak zorundayız.
"A ulular, bu dünya bir ağaca benzer; biz de o ağaçta yarı ham meyveleriz.
Hamlar, dallara sımsıkı sarılırlar; çünkü hamken köşke yaramaz onlar.
Fakat oldu da tatlılaştı, dudakları ısırır bir hale geldi mi, ondan sonra dallara pek gevşek sarılır.
İnsanın ağzı da o devletle tatlılaştı mı, dünya mülkü soğuk gelir adama.Bir şeye sımsıkı sarılmak taassuptur, hamlıktır; ana karnında, çocuk oldukça, işin kan içmektir.
Mevlâna'nın gözünde, beden, genellikle şeytana eş tutulur. Çünkü şeytan, insandaki toprağa, bedene bakar. Đnsanın üstünlüğünü kabul etmemesinin, onu kandırabileceğine inanmasının tek nedeni, topraktan olan insanın bedenidir. Ancak açlığa dayanma, aşka dalma, maddî yiyeceklerin yerine ışık gıdasına alışma, aşağılık kimselerin göremediği Allah sofrasından yeme, bedenin insana dost olmasına yol açar. Yılan gibi, fışkının içindeki kurt gibi, fare gibi hâlâ aşağılık yiyeceklere tamah etmenin bir anlamı yoktur .
Gerektiğinde çok aziz olan insan bedeninden, gerektiğinde de vazgeçilebilmelidir. Bedenimizin istekleri çoğu kez bizi belâlara sürükler; bundan ayak sorumludur. Baş da çoğu kez, doğru ile yanlış arasında tereddütte kalır ve insanı küfre sürükler .

» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Türk Dili Ve Edebiyatı


Konu Ayşe Dürdane Erduran tarafından (02.06.08 saat 20:53 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #32  
Alt 02.06.08, 20:46
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Ama gene de akıl insanın babası, beden ise anasıdır; İnsan sadece anasıyla birlikte değil sık sık da babasıyla birlikte olmalı, onun yolunu izlemeli, onu dinlemelidir.
İnsanın bedeni sadece bir âlettir, bir surettir; esas olan bunun ardındaki anlamdır. Meselâ, asıl olan sağlık veya hastalıktır; bunlar kendilerini bedende açığa vururlar. Doğrudan doğruya bunların görülmesi, bilinmesi mümkün değildir. Bu anlamlan, ancak suretleri vasıtasıyla bilir, onlardan suretler vasıtasıyla faydalanabiliriz . Evrendeki bütün suretler de Allah'ın anlamını gösterir, Allah'tan haber verirler. Bütün canlı ve cansız varlıklar Allah'ın emrinde, onun bilgisi ve iradesiyle hareket ederler. Bu hususta, Kur'ân-ı Kerim'in Enfâl süresindeki "Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı." âyeti, Mevlâna'nın eserlerinde sık sık kullanılan bir âyettir.
"Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbîh eder; onu hamd ile teşbih etmeyen hiç bir şey yoktur; fakat siz onların teşbihlerini anlamazsınız.
Evrendeki bütün hareketleri yapan Allah'tır. Âletler kendiliğinden hareket edemez ama âlet olmadan da bir iş yapmak mümkün değildir. Bütün hareketlerin ve oluşların niyetlenmesi, planlanması ve yapılması Allah'tandır. Kullar sadece bunları yerine getirirler; bunların değerlendirilmesi de Allah tarafından yapılır.
İnsan da Allah'ın elinde bir resim, bir san'at eseri gibidir. Resim, ressamla nasıl savaşa girişir? Bütün yaratıklar ve bütün evren, Allah önünde, iğne önündeki gergef gibi âcizdir .
"Sen beni başına buyruk bir insan mı sanıyorsun? Yahut bir an, bir nefes kendime mâlik olduğumu mu zannediyorsun? Ben sanki yazıcının elindeki bir kalem, yahut çavganın önüne atılmış bir top gibiyim.
Ancak dünyada pek az kişi bunun farkındadır, herkes kendisinin bir âlet olduğundan habersizdir
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 02.06.08, 20:47
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Zaten bu dünyanın korunması ve devamı da bu gaflet sayesindedir. Eğer insan gaflet içinde olmasaydı, onca zahmetlere ve mücâdelelere girer miydi?1
Bu evrende, Allah'ın en değerli âletlerinden biri olan insan
bedeni, gerçi bir çöplük, bir gübre yığınıdır ama, azizdir. Çünkü onun
içinde Allah nuru, ölçeği, aklı vardır. Bu nedenle, o nurla karışmış insan
bedeni temiz bir cevher haline geliyor; bu nedenle Allah onun için bu
evrende, yerde, gökte ve denizde bir çok nimetler, bir çok imkânlar yaratmıştır2.
Âdemoğlu denilen insan, dünya sandığına konmuş bir aslandır;
sandık kapalı ve kilitli olduğu için, o, yorgun,ve bitkin görünmektedir.
Ama o, gücünü toplayıp da sandığı parçalayabilirse, onun nelere güç
yetirdiği görülecektir3. Mevlâna, Şeyh Selahaddin için yazdığı bir
gazelinde şöyle demektedir:
"... şu sureti bırakma, gitme bu âlemden de meleklere bir göster, insanda neler var."4
Akıldaki bir eksik ve hataya karşı hoşgörülü olmayan Mevlâna, bedendeki bir eksiklik ve sakatlığa karşı hoşgörülüdür. Bedende, tamamlanmasına imkân olmayan eksikliklere sadece acınır. Kur'ân-ı Kerim,"Köre vebal yok ve topala vebal yok ve hastaya
vebal yok..."demektedir. Beden eksikliklerine karşı bu genişlik, hadislerde de görülmektedir. Bu hususta olumsuz sözler kişinin beden eksikliklerinden ziyade, bundan kaynaklanan aşağılık duygusuna, dolayısıyla akla yönelmiştir. Buradaki eksiklik olan insanın yargılanması sırasında, bu eksikliği göz önüne alınarak yargılanacaktır6.
Bir değirmen gibi durmadan dönen insan bedeninin döndürücü suyu, kandır; bu beden şehrinin veziri de akıl ve düşüncedir7. Mesnevi'de Mesnevi'de insan bedeni bazen bir gül yığınına, bazen bir konuk evine benzetilir. Nasıl gülyağını gülsuyu ambarı ise, beden de düşüncenin ambarıdır. Bir konukevi gibi konuklara her zaman açık olan bedene durmadan düşüncenin biri gelir biri gider. Bu nedenle bedene gelen düşüncelere bir konuk gibi davranmalı, iyi muamele etmeliyiz8. Zaten insan bir düşünce ve onun sözle ifade edilmesinden başka bir şey değildir.
“A kardeş, sen, o düşüncesin ancak; ondan başka neyin varsa kemiktir, sinirdir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 02.06.08, 20:48
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Düşüncen gül ise, gül bahçesisin; tikense,külhana atılacak odunsun.
Bir kervansaray olarak kabul edilen insan kalıbına gelen düşünceler, ancak Allah iradesiyle gelirler. Kervansaraya gelen bu konuklar, insan bedeninde ve kişiliğinde sık sık değişiklikler yaparlar. Đnsan bedenini harekete geçiren de, tereddütte düşürüp durduran da, bu, bedene devamlı olarak gelip giden fikirlerdir; beden, onların elinde sadece bir âlettir. Đnsanın içindeki bu fikirler sadece iyi fikirler olmayabilir; göğe ait bir çok fikirler olduğu gibi şeytana ve toprağa ait de bir çok fikir vardır ve bunlar insanda çekişir dururlar.
Fikirlerin yanı sıra huy ve görüş de insan bedenini kontrol etmekte ve yönlendirmektedir. Bu görüş ve huy da, insana Allah'ın bir lûtfudur. Her bedene kendi yapısına uygun huy ve sıfatlar verilir; eğer huy ve sıfatlar beden yapısına uygun olmazsa, buradan sapıklıklar ve aşağılık durumlar ortaya çıkar .
Đnsan bedeni, bir çok şeyi içinde bulunduran büyük bir evrendir. Pek çok şey onda gizli olarak bulunur. Đnsanın içinde bir çok şeye karşı sevgiler gizlidir, ilk anda gözükmez. Şeytan bile yıllarca kendi içindeki küfrü gizleyerek Allah'a ibadette ve kullukta meleklerin hocası olmuştur. Ama çeşitli vesilelerle insanın içindeki bu eğilimler ortaya çıkarak bir hareket haline gelir. Bunlar, bedenden ve dış yüzden anlaşılamaz, insanda ne varsa, içindeki anlamdadır. Đyilik, kötülük, doğruluk, yalancılık, mal sevgisi, makam sevgisi... bunların hepsi insanda gizli haldedir. Topraktan olan beden kalıbının içinde insanlık cevheri gizlidir, insanların birbirlerini tanımaları da dış şekilden ziyade içteki anlam ile olmaktadır. Bir kişinin yaptığı işler, konuşmaları, niyetleri ve bizim onunla daha önceki ilişkilerimize göre o kişiye bazı sıfatlar veririz; buna göre insanlar bazı işlere memur edilir, bazı mevkilere getirilir, bazı elbiseler giydirilir. Ama eğer bu kendisine verilen veya atfedilen şeylere lâyık olmazsa, değerlendirme değişir, iç-anlam, sadece insan bedeninde vardır; ne kadar hünerli olurlarsa olsunlar, hayvanların hiçbirinde bir iç-anlam yoktur. Bu bakımdan insanların değerlendirilmesinde insan bedeni de bizim için yanıltıcı bir engel olmamalıdır. Dış görünüşü perişan, yüzü çirkin nice insan bedeninin içinde çok büyük anlamlar bulunmaktadır. Hattâ Mevlâna, eserlerinin çeşitli yerlerinde, insan bedenini bir aynaya benzetmektedir. Bu aynanın yansıtıcı yüzünden çok, arkasındaki asıl gerçeğe bakmalıdır . Görünüş açısından cennet, anlam bakımından ise cehennem olan; dıştan al yanaklı bir güzel, fakat içi zehirle dopdolu olan bir çok insanlar vardır . Bir parça kemik ve et, biraz toprak parçası insanların içindeki nice şeytanı veya güneşi geçici bir süre gizlemektedir. Gerçi kısa sürede beden yok olup gidecek, anlam yaşamaya devam edecektir ama, gene de, insan can ve bedenden meydana gelen bir bütüne verilen addır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 02.06.08, 20:51
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Mevlâna'nın insan bedeni hakkındaki bir başka benzetmesi, kırılacak bir kadeh veya bir testi oluşudur. Esas değerli şey, bunların içindeki su veya şaraptır. Bunlardan maksat, suyun veya şarabın korunması ve sunulmasıdır; ancak insanlar kadehin veya testinin şekli, maddesi, güzelliği yüzünden içindeki cevheri unuturlar, hep kalıpla meşgul olurlar. Bu nedenle, insanın gerçeği görmesine engel olan bu kalıpları kırmak gerekir. Bunun için de insan önce kendi şeklini ve kalıbını kırmalıdır .
"Şeklini kırdın, yıktın mı, tüm şekli de kırmayı öğrendin demektir. Bundan sonra artık her şeyi kırarsın...
Şekilleri kırıp içteki anlama ulaşmak gerek, insanın bedeni, dış kalıbı zayıftır; aşırı sıcak veya soğuk, bir yorulma veya çarpma, hattâ bir sivrisinek ısırığı, küçük bir iğne bile onu yaralar. Ama eğer, insanın yedi göğü kapsayan iç dünyası ona destek olursa, o, Allah'ın bütün yaratıklarının en güçlüsü olur. Hani başlangıçta Hz. Muhammed'in Cebrail'i görünce kendinden geçmesi, ama Allah nuruyla nûrlandıktan sonra "gözü ne kaydı ne haddini aştı" durumuna gelmesi gibi. Hattâ o, Sidre'den, Cebrail'in son durağında da geçerek Rabbine yaklaşmıştır; başka meleklerin yanıp kavrulduğu bu sahada insana bir şey olmamıştır .
İnsan bedeni sadece bir örtü, bir kabuk, deniz üzerindeki saman kaplaması gibidir, "insan" dediğimiz asıl deniz, onun altında gizlidir. O halde insana sadece toprak olarak bakmak, şeytanca bir bakıştır. Güneş balçıkla sıvanmaz, saman denizin yüzünü örtemez .
İnsanın bedeni bir mektuptur, ama onu açmak bir hayli zordur, okumak ayrı bir derttir. Beden mektubu, gönül sırrıdır; onu zorlayıp açsalar bile okumakta güçlük çekerler.
"Hepimiz de İçindekiler' bölümünü yeter bulmuşuz; çünkü hırsımıza, havamıza kapılıp gitmişiz.
O ‘içindekiler' halka bir tuzaktır, asıl mektubu da öyle sansınlar diye yazılmıştır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 02.06.08, 20:51
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

O bakımdan insan değerlendirmesinde insanın en içine bakıp onu değerlendirmelidir. Đçinde çöp olan çuvala, içinde para olmayan güzel bir cüzdana gereğinden fazla değer verilmemelidir.
Bu dünyada görünen her şey, Allah katından çeşitli anlamlar sunmaktadır. Bu dünya ve hattâ evren baştan başa anlamlıdır. "Dünyanın metaı azdır , insanlar bu az şeyden fikir edinmelidirler; edinebilecek güç de onlara verilmiştir. Hz. Muhammed, "Kur'ân ’ın bir içi vardır, içinin de içi vardır ve bu böyle yedinci içe kadar devam eder", demiştir. Kur'ân'ın görünen yüzü kâğıt, harf ve yazılardır; ama bunların altında tabaka tabaka anlamlar vardır (Mevlâna'ya göre, insanlar bu anlamların ancak dördüncü katına kadar ulaşabilmişlerdir; ondan ötesini Allah'tan başka kimse bilmiyor) .
"Ey oğul, sen Kur'ân'ın görünen, bilinen dış yüzüne bakma; şeytan da Âdem'i ancak toprak olarak görür.

Kur'ân'ın dış yüzü, bir insana benzer; şekli, kılığı

.......... "3

görünür de canı bizdedir.

Bizim kapkara toprak olan bedenimizi aydınlatan Allah'ın rahmeti ve ışığıdır. Toprağı canlandıran, bahar adaletini getiren onun rahmetidir; gönüllerimizi canlandıran, aydınlatan onun ışığı, bilgisi, sevgisi ve imanıdır . Varlıkları canlandıran da, olgunlaştıran da onun ışığıdır. Varlıklar büyümeden, olgunlaşmadan bir işe yaramazlar. "Beden bir
ll5ri
kavuna benzer, koparmazsan nasıl yerler ki? Yemeden de onun değe ve anlamı ortaya çıkmaz ki!

» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Türk Dili Ve Edebiyatı

Konu Ayşe Dürdane Erduran tarafından (02.06.08 saat 20:54 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 03.06.08, 17:20
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

1.2.1.2. NEFİS
1.2.1.2.1. Nefis nedir ve çeşitleri
Mevlâna'nın görüşleri çerçevesinde önce şunu belirtmek gerekir ki, "Allah'ın yarattığı hiç bir şey abes değildir." Evrende yaratılan ve ortaya çıkarılan maddî ve manevî her şeyin mutlaka bir yararı ve hikmeti vardır. Ama her şeyin bir yeri, zamanı ve ölçüsü vardır. Bir şey, genelde kötü bile tanınsa, eğer yerinde, ölçüsünde ve zamanında yapılıyorsa iyidir; buna karşılık o şey genelde iyi bir iş bile olsa, eğer yerinde, zamanında ve ölçüsünde yapılmıyorsa yararsız, hattâ kötü ve zararlıdır. Övme, cezalandırma, hayır, yemek, öfke, ilaç vs. ölçülü ve yerinde kullanılırsa faydalı olur.
Öte yandan, Allah, evrendeki her şeyi bir ihtiyaca göre yaratmış, vermekte olduğu her şeyi de bir ihtiyaca göre vermektedir. Evrenin kendisi, içindeki en küçük zerreye kadar mükemmel olarak yaratılmıştır. Kumaş ne kadar çok olsa da bir terzi, elbiseyi vücut ölçülerine göre keser. Yeraltında yaşayan hayvanların gözü ve kulağı yoktur, esasen bunlara ihtiyaçları da yoktur. Terzideki keser, testere, törpü onun bir işine yaramaz; bunlar ancak marangozun elinde bir işe yararlar. Bir yaratığa ihtiyaç fazlası olarak verilen her şey, onun için bir yük olur. Evrende ihtiyaç fazlası olan her şey de dengeyi bozar. Bu bakımdan insandaki her şey bir ihtiyacın ürünüdür, insan nefsinde, birazdan yerilmeye başlanacak olan her şey de, insanların bu dünyada yaşayabilmeleri, Allah'ın iradesini yerine getirebilmeleri için gereklidir, insanda bir cevher vardır ve o cevherin perdesi olarak da kötü huylar ve nefis parçalan onu gizlemektedir. Đnsan cevherindeki bu perdenin ve özelliklerin bir çok hikmetleri vardır, ama insan bunları bilmemektedir. Çünkü bu dünya gafletle kaimdir. Eğer gaflet olmasaydı, eğer insanlar neyin iyi neyin kötü olduğunu bilselerdi, gelecekte ne olacaklarını görselerdi bu evren var olmazdı. Allah iki evreni de yaratmış ve bizim, bu özelliklerle burada bulunmamızı istemektedir, insandaki gaflet de, bedenden gelmektedir .
Nefis, Kur'ân-ı Kerim'de üzerinde en çok durulan kavramlardan biridir. Hattâ Mevlâna'ya göre,
"Bütün Kur'ân, nefislerin pisliğini anlatır; Mushaja bak da gör...
Bu bakımdan tasavvufta ve insan eğitiminde üzerinde en çok durulan ve en çok işlenen konulardan biri de "nefis" konusudur. Bir şeyin varlığı, özü anlamlarına gelen nefis, insanda genellikle bedenin arzu ve ihtiyaçlarına bağlı, yerilmesi, kontrol altına alınması ve hattâ ezilmesi, öldürülmesi gereken özellikleri ifade eder. Sufiler nezdinde bütün kötülüklerin anası olan nefis, yedi çeşide ayrılmıştır:
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 03.06.08, 17:21
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

1) Nefs-i emmâre: Kur'ân'daki Yûsuf sûresinden alınan bu nefis,
kötülüğü emreden nefistir.
"Ben nefsimi temize çıkarmam; çünkü nefis, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü
emreder.”1
2) Nefs-i levvâme: Kur'ân'daki Kıyamet sûresinden esinlenerek
adı konulan bu nefis, bir kötülük yapınca kendini çok kınayan nefistir.
Kıyâmet sûresi şöyle başlamaktadır:
" Kıyamet gününe ve pişmanlık çeken nefse yemin ederim ki..."2
3) Nefs-i mülhime: Bu, kendisine iyilikler ilham eden nefistir.
Şems sûresinde,
"Her bir nefse ve onu düzenleyene (şekillendirene) ve sonra ona hem kötülüğü hem de kötülükten sakınmayı ilham edene (and olsun)."3 denilmektedir.
4) Nefs-i zekiyye: Gene aynı sûrede geçen
"Nefsini arıtan kişi saadete ermiş, nefsini fenalıklara gömen kişi de ziyana uğramıştır."4
5) Nefs-i râziyye: Allah'ına inanmış, onun rızasını almış ve her
türlü şüpheden arınmış nefse denir.
"Ey mutma'in (huzur içinde, emin, inanmış) nefis. Dön Rabbine sen ondan razı o da senden razı olarak, iyi kullarımın içine, cennetime gir."5
6) Nefs-i râziyye: Allah'tan razı olan nefis.
7) Nefs-i marziyye: Allah'ın rızasını kazanan nefse denir ki, bu son iki nefis çeşidi de Fecr sûresinin yukarıdaki âyetlerinden esinlenerek adlandırılmışlardır.
Temizlik ve iyilik derecelerine göre de bu nefisler şöyle sıralanmaktadırlar:
1) Nefs-i zekiyye
2) Nefs-i marziyye
3) Nefs-i râziyye
4) Nefs-i mutmaine
5) Nefs-i mülhime
6) Nefs-i levvâme
7) Nefs-i emmâre
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Alt 03.06.08, 17:23
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Bu sıralamaya göre en kötü nefis, "nefs-i emmare"dir ve Mevlâna'nın eserlerinde de sıkça geçmektedir.
"Dostların en azizi öğüt veren akıldır; düşmanın en kötüsü de nefs-i emmâredir.
Ne mutlu o kişiye ki dinimizin, devletimizin düşmanı, dünyamızın, âhiretimizin yolkeseni olan nefs-i emmârenin boynunu, hayırlar, itaatler kılıcıyla keser de gazi olur; lâkabını savaş eri yazarlar; hem de yalnız dünya Dîvanına değil, arşın payesine de yazarlar."1
Nefisle şeytan, melekle akıl birbirine çok uyumlu çiftlerdir. Bunlar iki şey gibi görünmelerine rağmen tabiatları birbirine çok uyumludur, işte, insanın içindeki en büyük düşman, nefis ile şeytan ikilisidir. Bunlar genelde sinsi sinsi gizlenirler, fırsat bulunca vücudun çeşitli yerlerinden çıkarak insanın, insandaki aklın yolunu keser, onu kötülüğe sevk ederler. Bazen hırs, bazen kin, tamah, şehvet, öfke, kibir v.s. gibi türlü hallerde kendini gösteren bu düşman, insanı her türlü kötülüğe yöneltebilir. Bu nedenle Hz. Muhammed, "Düşmanların en çetini, sizin içinizdedir", buyurmuştur2.
Mevlâna'nın mektuplarında geçen bir anlatıma göre, göklerdeki ve yerdeki her şeyin hâkimi Allah'tır ve bu evrendeki her şey, onun büyüklüğünden titremektedir. Hz. Muhammed bir gün Cebrail'e halini sormuş, o da "Bir an olur kolum kanadım vücuduma sığmaz; bir an olur Allah'ın ululuğu karşısında sivrisineğe dönerim" demiştir. Hz. Muhammed'in "Siz soyutsunuz, mutlak nursunuz, nefs-i emmâreye tutsak değilsiniz, unsurlardan meydana gelen bir tabiatınız yok! Nasıl oluyor da sizde korku oluyor?" demesi üzerine, Allah'ın çok büyük olduğunu, şeytanı emre uymaması yüzünden lanetlediğini, Hârut ile Mârut'u bu düşünce yüzünden göklerin yücesinden attığını; dolayısıyla düşüncenin ve vesvesenin de meleklerin cezalandırılmasına yol açtığını anlatmıştır3.
Fîhi Mâfih'te Mevlâna, insan bedenini tuhaf bir hamama benzetmektedir, burada akıl ve ruh da vardır; zekâ, şeytanlık ve nefis de. Hamamın her tarafı sıcak olduğu gibi, bu unsurlar da insan bedeninin her yanında dolaşırlar ve kendilerini eserleriyle meydana koyarlar4. Yalnız burada, zekânın da genellikle nefsin ve şeytanın emrinde olduğu
unutulmamalıdır. Hayvanlar bir şey avlamaya çalışırken, bir şeye ulaşmaya girişmeden önce yüzlerce düzen kurarlar.
"Hayvanlarda yüz binlerce düzenler varken, en

büyük canlı olan insanın düzeni nice olur?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Alt 03.06.08, 17:23
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Ancak unutulmamalıdır ki, nefsin elde ettiği tatların hepsi aslında acıdır, kötüdür, insanı zarara sokar; ama görünüşte süslü ve tatlıdır. O, bir şimşek ışığı gibi geçicidir, bunun insana faydası olmaz, rehberlik edemez, karanlıkta yol gösteremez; insanda sadece bir zan yaratır .
Mevlâna, insandaki nefs-i mutmaineyi, onun duruluğunu ve temizliğini insandaki "zehirli kötü düşünce ”nin bozduğunu belirtmektedir, insandaki düşüncenin gerek madde gerek mâna dünyasındaki varlıkları bilmek için uğraşıp durduğunu, düğüm üstüne düğüm çözdüğünü, bu düğümlerin çözülmekle bitmeyeceği ve insanın bu arada bir çok günâhlar işlediği belirtilmekte ve insanın önce kendisinin ne olduğu hakkında boynuna bağlanmış düğümü çözmesi gerektiğini 3 anlatmaktadır .
Âdem'de, Allah'ın emirlerinden emin olma ve ona tam güvenme yoktu. Ama Yusuf Peygamber Allah'a karşı tam mutmaindi. Her zaman O'na güvendi, inandı. Mevlâna, Yusuf un kuyuya atılmasından benzetme olarak bütün insanların beden kuyusuna düşmüş olduklarını, ipin de hemen yanı başlarında durduğunu belirtir, insana düşen, bu ipe tutunarak yeryüzündeki yorgunluk ve acılardan kurtulmasıdır .
Burada belirtilmek istenen, nefis denince akla mutlaka kötü özelliklerin gelmemesi, insanda iyi nefislerin de bulunduğudur. Zaten Mesnevi'de birinci ve ikinci nefisten bahsedilmektedir; birinci nefis, insanın yaratılıştan getirdiği yetenek ve yatkınlıkları, ikincisi de hayattaki istek ve eğilimleridir. Đkinci nefis eğitimle düzeltilip doğru yola getirilebilir. Bunun için, eğitim işinden kesinlikle vazgeçilmemelidir .
Kur'ânın bazı âyetlerinde nefis , can veya insan yerine kullanılmaktadır. Ama genelde "Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder" âyetinde olduğu gibi, nefis, kötü işler yapmak, kendisine ve çevresine eziyet etmek şeklinde ele alınır.
"8
"Haram ile nefsinizi mahvetmeyin.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
mevlna celleddin rm

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz