iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 15:46 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Fen Edebiyat Fakültesi » Türk Dili Ve Edebiyatı » Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Türk Dili Ve Edebiyatı Çağdaş Türk Lehçeleri, Eski Türk Edebiyatı, Türkiye Türkçesi, Türk Diline Giriş, Osmanlı Türkçesi, Temel Bilgi Teknolojisi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #41  
Alt 03.06.08, 17:24
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

A'raf sûresinde "pek az öğüt dinliyorsunuz" diyen Allah, Âdem ile şeytanın geçmişte olan ilişkilerini anlatmaktadır. Âdem yaratılıp diğer meleklerle bilgi sınavına alındığında, Âdem'e secde etmeyen, bu büyüklenmesi yüzünden Allah katından kovulan şeytanın "insanların tekrar dirilecekleri güne kadar" O'ndan mühlet istediği, bu mühletin ona verildiği anlatılır. Daha sonra sûre, şu âyetlerle devam eder:
"Beni azgınlığa mahkûm ettiğin için, ben de senin doğru yolun üzerine pusu kurup insanları bu yoldan saptıracağım. Önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından onlara sokulacağım. Göreceksin, onların çoğunu sana şükreder bulamayacaksın.
Allah, 'Yerilmiş ve kovulmuşsun, çık oradan, defol! And olsun ki, insanlardan sana kim uyarsa, onları ve seni, hepinizi Cehenneme dolduracağım!’ dedi.
Sonra Âdem'e 'Ey Âdem! Sen ve eşin Cennete yerleşin, dilediğiniz yerden yeyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz, dedi.
Derken şeytan örtülü olan çirkin yerlerini birbirlerine göstermeleri için onlara vesvese verdi. 'Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesi, melek olmanızı veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir, dedi. Üstelik onlara 'Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim' diye yemin de etti. Böylece onların yanılmalarını sağladı.
Onlar, ağaçtan meyve tattıklarında çirkin yerleri (avret yerleri) göründü. Onlar, Cennet yapraklarıyla oralarını örtmeye koyuldular, Rableri onlara 'Ben, sizi o ağaçtan men' etmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?' diye seslendi.
Her ikisi de 'Rabbimiz, nefsimize zulmettik, bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsin, biz kaybedenlerden oluruz' dediler."1
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #42  
Alt 03.06.08, 17:25
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

A'raf sûresinin daha sonraki âyetlerinde insanların bir müddet için ve birbirlerine düşman olarak yeryüzünde yaşayacakları, ayıp yerlerini elbiselerle örtmeleri, çünkü insanların anne ve babalarının bu yüzden cennetten kovuldukları anlatılmaktadır. Şeytanların insanları çeşitli yönlerden kandırmaya ve kötülük yapmaya zorlayacakları, bu duruma düşmemek için sapık olmamaları, adaletle davranmaları, müsrif olmamaları öğütlenmekte ve samimiyetle, bir gün geri dönecekleri Allah'a yalvarmaları istenmektedir.
Şeytanın Cennete, kapıdaki yılanı ve tavus kuşunu kandırarak girdiği, hattâ onların damarlarındaki kana girerek, onların suretinde insanlara yaklaştığı, Allah'ın emirlerine karşı onun ruhunda ve zihninde bir şüphe ve vesvese yarattığı, bundan doğan düşünce ve küstahlıkla Allah'ın emrine karşı çıktığı; Sultan Veled'in Maarifinde anlatılmaktadır1. Demek ki, Âdem'in bedeninde bir şeytanlık damarı var ki, şeytana kandı. Bu nedenle insanlar, maddî varlıkları yok oluncaya kadar ondan şüphe etmelidirler, insanın bu, bir türlü kendisinden emin olamaması, onun bütün hayat boyunca çalışmasına, düşüncesinin ve bilgisinin kendisini yanıltabileceğini unutmamasına neden olmaktadır. Şeytan pusudadır ve ne şekilde gerekçelerle insana yaklaşacağı belli olmaz. Ama şeytanın genellikle nefsanî duyguları kullanarak insana yaklaştığı tespit edilmiştir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 03.06.08, 17:25
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

1.2.1.2.2. İnsanı kötülüğe sevk eden nefis huyları
Mevlâna'ya göre insanın içini sıkan, aklını çarmıha geren dört şey vardır. Bunlar, yol kesen dört kuş, bedenin dört huyudur, insan bedenini yurt ve durak edinen, ayaklarından insan bedenine bağlı bu dört kuş ve onlara karşılık gelen nefis huyları şunlardır:2
1) KazHırs, açgözlülük
2) HorozŞehvet
3) TavusMevki ve rütbe
4) KuzgunDilek ve doymazlık
Halkın gönlünü yurt edinen, ama aslında acele kesilmesi gereken bu dört manevî kuştan birincisi kazdır; yani hırs ve harisliktir. Allah insanlara yeryüzünde ve gökyüzünde sayısız nimetler vermiş, “Yeyin, için, israf etmeyin; gerçekten de Allah israf edenleri sevmez" demektedir3. Oysa bazı insanlar, Allah'ın nimetinin bolluğuna ve çeşitliliğine rağmen, bunları bir daha bulamayacağı, aç kalacağı korkusuyla eline geçen her şeyi toplamakta, diğer insanlardan esirgemektedir.
“İnsanda o kadar büyük bir aşk, hırs, arzu ve üzüntü vardır ki, yüz binlerce âlem kendisinin malı olsa, bununla huzur bulmaz, rahata kavuşmaz"4
Bu dünyada ulaştığı hiç bir başarı ve büyüklük, insanı tatmin etmeyecektir. Bu onda, hem iyi bir özellik hem de -özellikle kötü şeylere eğiliminden dolayı- kötü bir özelliktir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 03.06.08, 17:26
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Allah'ın insanlara verdiği nimetler pek çoktur. Ancak haris adam, büyük bir harman yerinde, o harmanın genişliğini görmeyip çalışa-çabalaya, coşa-terleye tek bir buğdayı acele götürmeye çalışan karıncaya benzer. Karıncanın koca harmandan hırsla ve korkuyla götürmeye çalıştığı buğday, haris bir kişinin Allah'ın nimetinden toplayıp saklayacağından çok daha azdır. Bu, büyüklüğü görüş meselesidir; insanın gözü Allah'ın nimetlerinden ne kadarını görürse, değeri de o
1
kadardır . Dünyadaki bütün sapıkların özünde yokluktan, yok olmaktan korku yatmaktadır.
Đnsanlardaki hırs, küçümsenecek bir şey değildir; çünkü hırsın sonu yoktur. Mevlâna onu, genellikle çevresinde ne varsa yutmaya çalışan bir ejderhaya benzetmektedir . Đnsanın bulunduğu yer veya mevki ile gözünün eriştiği hırs ve haset durağının arasında aşılmaz bir uzaklık vardır. Âdem, buğday yemişini hırsı yüzünden yemişti. Hırsı yüzünden buğdaydaki tuzağı görememişti. Oysa hırs, insanı kör eder, sağır eder, ahmak eder, bilgisiz hâle getirir . Hz. Muhammed, "Az kaldı ki yoksulluk, kâfirlik olacaktı" hadisini bu nedenle söylemiştir. Genellikle hırs ile bir arada anılan körlük, bir şeyin önünü-arkasını görmemek, bulunduğu zamandan başkasını görmemektir, insanların iki gözü olsa da, onlar, sırf bu yüzden tek gözlüdür. Şeytan da insanı tek gözlü yapmaya çalışmaktadır.
"Körlerin körlüğüne acınır; fakat hırs körlüğüne karşı getirilecek bir özür yoktur .
Hırs körü, uzağı da görür ama deve gibi yükten başka bir şeyi görmez. Dünya hırsı geçtikten sonra, insanın görmesi düzelir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 03.06.08, 17:27
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Hırsları yüzünden kör ve sağır olanların durumu, bir Seb'a hikâyesindeki üç adama benzer. Bunlardan biri uzakları çok iyi gören, Süleyman'ı görmeyip karıncanın ayağını fark eden bir kördü, ikincisi kulağı pek keskin olan bir sağır; üçüncüsü de uzun etekli bir çıplaktı. Kör, "işte askerler geliyor; hangi milletten ve kaç kişi olduklarını görüyorum" dedi. Sağır, "Evet, ben de konuşmalarının hepsini duydum" diye ekledi. Çıplağın sözü ise "Ya benim eteğimi keserlerse diye korkuyorum" oldu. Kör, "Đşte yaklaştılar, yakalanmadan ve bağlanmadan kaçalım", dedi. Sağır, "Evet, gürültü gittikçe yaklaşıyor" diye ekledi. Kaçıp bir köye sığındılar. Orada, son derece zayıf olan semiz bir kuş buldular. O kuşu yediler; hepsinin karnı, doymuş bir file döndü. Öylesine semirdiler ki, üçü dünyaya sığmadı. Sonra askerler daha da yaklaşınca bir kapının çatlağından süzülerek geçtiler... Böyle devam edip giden Seb'a hikâyesinden sağır ile dilek ve istek; kör ile hırs, çıplak ile de ahmaklık temsil edilmektedir. Dolayısıyla insan nefsi işte böylesine kör, sağır ve çıplaktır .
İnsanlar, hayvanları ve özellikle kuşları avlarken, tuzaklardan yararlanırlar. Tuzaklardaki yem, kuşlardaki hırsı kendisine çeker ve haris kuş tuzağa takılır. Ama kuşlar bile bir yemin başına gelince defalarca önüne, arkasına, sağma, soluna bakar, insan nefsi ondan daha aşağıdadır ki, genellikle kazandığı bir şeyin şimdi ve gelecekte kendi nefsinde yapacağı olumsuz etkileri düşünmez .
Kur'ân-ı Kerim'in Haşr sûresinde "Kim nefsinin hırsından, kıskançlık ve nekesliğinden geçerse, gerçekten de o kimselerdir kurtulanlar ve saadete erenler diye buyrulmaktadır .
"3
Hırs, çeşit çeşittir, illâ mal ve mülk üzerinde olması gerekmez. Kazın hırsı, boğaza düşkünlüktür. Âdem'in hırsı, midesine ve şehvetine düşkünlüktendi. Bu o kadar büyük ve tehlikeli bir hırs değildi. Şeytandaki, kendini büyük görmek ve mevki sahibi olmak hırsı, ejderha gibi idi. Nitekim Âdem af dilemiş ve Âdemoğulları da hâlâ dilemektedir. Şeytan ise tevbe etmeye bile tenezzül etmemiştir.

"Boğaza, şehvete düşkünlük de kötü damarlılıktır ama mevki düşkünlüğü gibi değildir bu.

"4
Her zaman üstte ve baş olmak isteyen, çevresindeki herşeye düşman olur. "Padişahlık kısırdır." Şeytan'ın kelime anlamı"baş çekmek”tir. Allah'tan başka üstün, Allah'tan başka baş yoktur;"vay haline haddini aşan kişinin." Mevlâna, bir gazelinde,

"Baş çekmek, tamahtan ileri gelir, böyle kişi altın ister, kan döker, gebe kadın gibi kil yemeye âşık olur "5 demektedir. Gene başka bir gazelinde, insan nefsini tamamen bir şeytan olarak göstermekte ve hasedi, onun özelliklerinden biri olarak saymaktadır. Nefsin bir parçası böylesine kötü olursa, bütünün çirkinliği ve pisliği tasavvur edilebilir .
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 03.06.08, 17:30
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Hırs bir insanı büyük işlere sevk eder. Hz. Muhammed'in "Gerçekten de Âdemoğlu men edildiği şeye haristir" hadisinde olduğu gibi, onun önüne engeller konulsa, o daha fazla gayret ve çaba ile ona ulaşmak ister. Ancak hırsın insana sağladığı, bir kömürün ateş halinde görünmesi gibidir; hırs ateşi kalktıktan sonra kömür eski haline gelir . Mevlâna'nın gazellerinin birinde nefis, pek çok kötü özelliklerin toplandığı bir eşeğe benzetilmekte ve hırs da, onu çeşitli yönlere sevk eden yulara eş tutulmaktadır .
Daha önce, insan her şeye hırslı olabilir, denilmişti. Bu, insanın içindeki bir güç, bir enerjidir. Bunu yok etmekle mücâdele edileceğine, bu hırs enerjisini iyi ve hayırlı işlerde kullanmak da bir yoldur. Ancak gene de hırsın nefsanî ve aldatıcı bir güçtür olduğu unutulmamalıdır.
"Peygamberlerin yapılarında hırs yok da, o yüzden parlaklığı boyuna artıp duruyor.
Aslında sevgiden ve kıskançlıktan doğan haset de, nefsin ve şeytanın elinde bir kötülük kaynağı haline gelir.
"İnsanın varlığı bir ormandır; o soluğu duymuş isen çekin şu varlıktan.
Varlığımızda binlerce kurt, binlerce domuz; temiz, pis, güzel, çirkin binlerce huy var.
Buyruk hangi huy üstüneyse onundur, madende altın bakırdan fazlaysa o maden, altın madenidir.
İnsanın şeytandan öğrendiği yüz binlerce kötü huy içinde en önemlilerinden biri, hasettir; Âdem karşısında şeytanın bile boynunu kıran haset, köpeklerin bir özelliğidir. Allah'ın iyice temizleyip nurlandırdığı beden evini hasetle kirletmemek gerek. Haset, bir eksiklik, bir aşağılık duygusudur. Yusufu kuyuya attıran, çeşitli dinlerde ve devletlerde halkı birbirine düşman gruplara bölen hasettir. Şeytan, Âdem'e hasetlendi, Ebu Cehil Muhammed'e. Nice ehliyetli kişiler haset yüzünden ehliyetsiz olmuştur .
Kur'ân'ın Nâs sûresi, insanların namaz kılarken en çok okuduğu sûrelerden biri, insanın hasetçilerden Allah'a sığınmak duasıdır:
"Ey Muhammed! De ki: insanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 03.06.08, 17:30
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Buna bağlı olarak kendini beğenme veya bencillik de nefsin kötü özelliklerinden birisidir. Allah'ın geniş yeryüzünde, bencilliğin derin kuyusuna düşmemek gerekir .
Garez, öfke ve kin de insan nefsinin olumsuz ve onu hataya düşüren, günâha sokan özelliklerdendir. Aşırı istek, öfke ve garez, insanın gözünü şaşı eder, bildiğinden şaşırtır. Garezin olmaması ise insanın gözlerinin ışık olması, doğru karar vermesi demektir . Bir gün Mevlâna, Konya sokaklarında müderris Siraceddin Tatarî ile dolaşırken, bir viranede sarmaş-dolaş olmuş uyuyan köpekler gördüler. Müderris Tatarî "Bu bîçarelerin aralarında ne güzel bir birlik vardır, ne güzel sarmaş-dolaş uyuyorlar" dedi. Mevlâna da "Bunların aralarındaki dostluk ve birliğin ne kadar samimî olduğunu bilmek istersen, aralarına bir leş atıver. işte bu dünyayı ve dünya malını seven insanların aralarındaki dostluk da böyledir. Aralarında bir garez olmadıkça birbirlerinin dostudurlar, fakat araya dünyalık bir şey girerse, nice
"3
senelik dostluklarını, namus ve şereflerini havaya verirler dedi .
Kin de, şeytandan öğrenilen huylardandır. Sapıklığın da, kâfirliğin de asıllarından biri olan kin, tamamen cehennemlik bir duygudur. Mevlâna, "kin yüzünden yol azıtanların mezarlarını, kin güdenlerin mezarlarının yanına kazarlar" diyerek kin tutulmamasını öğütlemektedir . Mevlâna'nın mektuplarının birinde, ortaya çıkabilecek çeşitli durumları akıl, mantık yoluyla, Kur'ân’dan âyetler getirerek yatıştırmaya çalıştığını görüyoruz . Yüce Allah, Mâide sûresinde Sizi Mescid-i Haram'dan men ettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlasın, günâh işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın" , buyurmaktadır.
İnsanların günlük hayattaki kararlarında genellikle etkili olan güçlerden birisi şehvetse, diğeri de öfkedir. Ama kötü kişinin özelliklerinden biri olan öfke, günâh işletir. Hz. Muhammed bir hadisinde "En çetin düşmanın, içindeki nefsindir" buyurmaktadır. Eğer insan kızacak, öfkelenecek bir düşman arıyorsa, o da nefistir. Hem de
"”7
insanın esas insanca özelliği öfkelenince, kendi öfkesini yenmektir
"Allah, bollukta ve darlıkta ihsanda bulunanları, öfkelerini yenenleri, insanların kusurlarını affedenleri sever.
Hz. İsa'ya, "Allah'ın gazabından bizi ne kurtarır?", diye sorduklarında, "Ceza vermeye gücünüz yeterken öfkenizi yenmenizdir", diye cevap vermiştir .
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 03.06.08, 17:32
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Bedenin dört kötü huyundan birisi de, kuzguna benzetilen dilek ve isteklerdi, istekler, uyumuş köpeklere benzetilmekte, insan bedeninde de bu çeşit yüzlerce köpeğin bulunduğu belirtilmektedir. Köpeğin belden yukarısı öfke, belden aşağısı düzendir. Veya insan bedenindeki istekler, gözleri külahla kapatılmış doğan kuşuna benzetilmekte, av avlamaktan başka bir şey düşünemediği imâ edilmektedir . Heves sık sık değişmekte; insan yazın kışı, kışın da yazı istemektedir.
"Nefis, üç köşeli dikendir, ne biçim korsan koy, batar sana; onun yarasından nasıl kurtulabilirsin
rı3
sen?
İnsanda sonsuz bir isteme gücü vardır. Aslında bu, iyilik ve doğruluk yönünde kullanıldığında iyidir, ama istek gücü bedenin emrine verilirse insanı kör eder. Hele tamah şekline ulaşırsa, bu, insanın bütün duyu organlarının doğru algılamasını ve aklın doğru değerlendirmesini bozar .
"Gözün, aklın, kulağın arınmasını istiyorsan, tamah perdelerini yırt.
O sûfinin tamah yüzünden düştüğü o taklit, aklını kör etti; ışığı, yalımları göremedi.
Kimde tamah varsa dili tutuk olur; tamah varken göz, gönül aydın olur mu hiç?
Kulağın ham ümîtle dolmuş. Zaten tamah, insanı sağır eder, kör eder ay oğul."
Tamah, bir şeye aşırı düşkünlük insanın yolunu keser; insanı bir ağaç kabul edersek, kökünden söker atar onu. Kibir, hırs, tamah insanın kolay kolay gizleyemeyeceği iç-güçlerdir; insanın bütün hareket ve sözlerinde kendisini gösterir .
Dünya bir tuzaktır, yemi de istek... insan, isteklerin kurduğu tuzaklardan kaçmalıdır. Ancak bir kere onun eline düşünce kaçıp kurtulması oldukça zordur. Bir şeyin geçip kaybolacağından veya yok olacağından kaynaklanan istek de yalancı istektir ve insanı acele ile bir çok problemlerin içine atar. istek, insanın ayağına batmış bir dikendir. Dünyalara sığmayan insanoğlu bir dikenin başına gizlenmiş gitmiş, hep onunla uğraşmaktadır. Oysa ayağından o dikeni söküp atmadıkça rahat
edemez . Tamaha düşmüş insan zayıflar, aşağılık olur, yüzü sararır, beden hastalığına tutulunmuş gibi olur. Halbuki heves ve istek sadece bir
2
yeldir, gelir geçer .
İnsandaki nefsi besleyen, azgınlaştıran onun yediği yemekler ve içeceklerdir. Đnsan âdeta yemek-içmek zindanında mahpus edilmiştir. Hiç bir ibadet, nefsi, oruç tutmak ve aç bırakmak kadar terbiye edemez. Cennette insanları kandıran, nefsin çekici ve tutucu kuvveti idi. Ariflerin Menkıbelerinde anlatıldığına göre, Mevlâna, Âdem'in cennetten kovulmasına neden olanın, onun buğdayı yemesinden ziyade bunun posasını dışarı atarak Cenneti kokutması olduğunu söylemiştir .
İnsanın nefsi bir cehennem, bir ejderhadır; yedi denizi yutsa gene sönmez, insan bedeni de dünyayı yer, gene doymaz, gene yatışmaz: Devamlı yer ve bir taraftan da yediği yemekler yavaş yavaş kendisini yer .
İnsanın dört kötü nefis huyundan biri olan şehvet, Mevlâna'nın çeşitli eserlerinde horoza, eşeğe ve kediye benzetilmektedir. Eşek erliği, gerçek erlik olarak kabul edilemez. Akıl erliği, peygamber erliği şehvete dayalı eşek erliğine zıttır. Eşek, dâima tenasül âletinin ve boğazının esiridir. Gerçi bu iki yön bütün canlı yaratıklarda oldukça güçlü olarak vardır, ama bunlara teslim olup, bunların peşinde koşmak insanı aşağılatır. Mevlâna bir va'zında da şehveti, bedendeki ibadet yumurtalarını yiyen kediye benzetmiştir . Mesnevi'nin beşinci cildinde şeytanın Allah'tan avlanabilmek için tuzak istediği, Allah'ın da ona altın, gümüş, at sürüsü, inci, değerli yemekler ve şaraplar gösterdiği, ancak şeytanın bunları kabul etmediği, en son kadın güzelliğinde karar kıldığı; insanları bununla yoldan çıkaracağını söylediği anlatılır . Bu hususta Peygamber'imizin bazı hadisleri de bulunmaktadır; burada şeytanın genellikle kadın özelliklerini kullandığı ve bundan sakınılması gerektiği anlatılmaktadır. Bu nedenle Hz. Muhammed'in "Kadınlara danışmayın" dediği belirtilmekte ve Mevlâna da bir gazelinde "Şu nefsimiz zahit bile olsa kadındır" demektedir .
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 03.06.08, 17:33
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Ortadoğu kültürlerinde oldukça yaygın olan bir hikâyeye göre Đsrail oğullarından ibadetleri ve hastalıkları iyi etmedeki kerametleriyle tanınan Barsîsâ adlı meşhur bir kişi varmış. Şeytan onun şöhretini çekememiş ve oğullarına, bu kişinin tuzağa düşürülmesini emretmiş. Şeytanın oğullarından biri, "Buna kurulacak en iyi tuzak, kadın tuzağıdır" demiş; "çünkü diğer bütün tuzaklar tek taraflı olur, kadın tuzağı ise çift taraflı. Aradaki sevgi, duvarı iki yandan birden delmek gibi, hırsıza içeriden kapı açmak gibi kolay olur." Bunun için güzel, akıllı, soylu, işveli bir kadın aramış ve ülkenin padişahının kızında karar kılmış. Kızın beynine girerek onu hastalandırmış, bir tabip kılığına girerek onun Barsîsâ'ya götürülmesini tavsiye etmiş, kız kısa sürede iyi olup tekrar babasının yanına dönmüş. Ama çok geçmeden kız tekrar hastalanmış ve Barsîsâ'nın yanında bir süre kalması gerekmiş. Bu süre zarfında Barsîsâ kızla buluşmuş ve kız gebe kalmış. Barsîsâ'yı bu olay üzerine düşünür halde bulan şeytan, ona, tek çarenin kızın öldürülerek gömülmesi ve 'iyileştiremedim, öldü' demek olduğunu tavsiye etmiş, ihtiyar kişi böyle yapmış, padişaha da böyle haber göndermiş. Ancak şeytan, padişaha da kızın hamile kalıp öldürüldüğünü ve gömüldüğünü bildirmiş. Padişah, yaptığı araştırmalardan sonra gerçeği öğrenince Barsîsâ'nın boynuna ipi takmış. Barsîsâ bir yandan nefsine küfrederken gene yanına gelen ve her şeyi kendisinin yaptığını itiraf eden şeytanın, onu kurtarma vaatlerine kanarak şeytana başıyla secde etmeye başlamıştır. Bütün bunlardan sonra şeytanın cevabı "Ben senden tamamıyla uzağım", şeklinde olmuştur1.
Mevlâna'ya göre, insan su kuşudur, şeytan ise ateştir. Şehvet de insanın içinde şeytandan bir parça, söndürülmesi gereken bir ateştir. Ateşten yaratılanlar, topraktan yaratılanların düşmanıdırlar. Şehvet, insanın içine kadar girmiş olan bir ateştir. Dıştaki ateş su ile söner, fakat şehvet ateşi su ile yatışmaz. Bu ateşten kurtulmanın tek yolu, ateşe odun atmamaktır, perhizdir, şehveti öldürmektir. Şehvete dalmadan onu bırakmak, boşamak gerekir: "şehvete batan bir daha çıkamaz”2.
Şehvete kul olan vehme düşer, çünkü "akıl, şehvetin tersidir."
"Bil ki her şehvet, şaraba, afyona benzer, aklın perdesidir; akıllı onun elinden şaşırır gider.
Yalnız şarap sersemlik vermez; şehvete dair ne varsa, gözü de bağlar kulağı da."3
Gönlün şehvete akışı, insanı kör eder, sağır eder; insan ateşin eline düşer, hayaller kurar, çirkinleri güzel, eğrileri doğru görmeye başlar, fışkıyı bal görür... Daha sonradan utanç duyulacak bütün şeylerin temeli şehvettir4.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 03.06.08, 17:34
Ayşe Dürdane Erduran - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 781
Ettiği Teşekkür: 113
135 tane iletisine 196 kere teşekkür edilmiş
Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.Ayşe Dürdane Erduran bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Cevap: Mevlanânın Hayatı ve Eserleri - Mevlâna Celâleddin Rûmî

Şehvet, insandaki cinsel içgüdünün aşırılaşmış, haddini aşmış şeklidir, insanı hayvanlardan üstün yapan, ondaki akıl ve değerlendirme gücü olduğu gibi; insanı meleklerden güçlü yapan da onun nefsanî güçleridir, insanların nefis güçleri hep insanî özellikler kazanmıştır. Cinsel duygu da ortak yaşayış, sevgi ve saygı ile yoğrulmuştur. Şehvet ise, cinsel güdünün tamamen kontrolsüz, bilinçsiz ve sorumsuz bırakılmasıdır. Âdem'i melekler karşısında güçlü kılan, onları secde ettiren üstünlük unsurlarını iyi değerlendirmek gerekir. Canlılardaki cinsel güç, kendilerinden sonra yeni canlıların var olmasına vesile olur. Onlar arasında bir zincirin halkalarını oluşturur. Soyu-sopu üretmek için lâzım olmasaydı, Âdem, utancından kendini hadım ederdi . Bu bakımdan cinsel güdülere, aşırılaştırmadan, saygı göstermek gerekir. Hz. Muhammed, Müslümanlıkta keşişlik yoktur diyor . Şehvet olacak, onunla savaş olacak, temizlik olacak, ondan kaçınma olacak... hâsılı insan bu imtihan ortamında hayatın bütün gerekleriyle yaşayacaktır. Allah, her cinsi çift çift yaratmıştır, bu yaratışın da tabiî bir takım sonuçları olacaktır.
İslâm eğitiminde şehvetin terbiye edilmesi, bu dünyadan âhirete çevrilmesi, ağaç budağı gibi budanması, kontrol altına alınması; üzerinde önemle durulan konulardandır. Öfkenin ve şehvetin kontrol altına alınması, insanı kendine tam hâkim kılar. Şehveti bir bakır olarak niteleyen Mevlâna, onu değerli bir altın haline getirecek şeyin sevgi ve aşk olduğunu; her şeyin aslı olan sevginin, nefsin bu parçasını da terbiye edeceğini söyler . Şehvetten kurtulan kişi, bedenin insanı yanıltmalarından büyük ölçüde kurtulmuş olur. Şehvet dünyası bir putlar dünyasıdır; ona tutsak olmamak, onu öldürmek veya iradeye kul etmek gerekir .
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
mevlna celleddin rm

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz