Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Fen Edebiyat Fakültesi > Türk Dili Ve Edebiyatı > Orhon Yazıtları'ndaki At İsimleri Üzerine

Türk Dili Ve Edebiyatı hakkinda Orhon Yazıtları'ndaki At İsimleri Üzerine ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Moğollar ve Türkler, Hunlar zamanından beri gerçek anlamda binicilikte usta halklar olarak ün yapmışlardır. Önemli dil belgesi olarak kabul edilen Orhon Yazıtlarında, eğer yaya olarak gidilmek mecburiyetinde olunsaydı o zaman

Türk Dili Ve Edebiyatı Çağdaş Türk Lehçeleri, Eski Türk Edebiyatı, Türkiye Türkçesi, Türk Diline Giriş, Osmanlı Türkçesi, Temel Bilgi Teknolojisi

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 31.03.09, 21:01
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.694
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Orhon Yazıtları'ndaki At İsimleri Üzerine

[coverattach=1]Moğollar ve Türkler, Hunlar zamanından beri gerçek anlamda binicilikte usta halklar olarak ün yapmışlardır. Önemli dil belgesi olarak kabul edilen Orhon Yazıtlarında, eğer yaya olarak gidilmek mecburiyetinde olunsaydı o zaman biz bunu büyük bir yoksulluğun işareti olarak kabul edecektik. etü. yadı-y, tü. yayıy, kar. yayaw, koyb. çazıy, çuv. şuran, yak. satl "yaya"= mo. yada-gu, kalm. yadü "fakir, yoksul" (Ramstedt, KW 213b). Orhon Yazıtları'nda da böyle anlatılır. Örnek: I E 27-28 "her yere gitmiş olan halk öle yite, yaya ve çıplak olarak dönüp geldi". Tonyukuk Yazıtı'nda da (satır 4) "bunlardan (üçte) iki kısmı at ile (üçte) bir kısmı da yaya...". Burada Türk halkının yoksulluğu ve mutsuz durumunda ordunun bir amaç uğruna oluşturduğu birliğe işaret edilir. Bunun bir büyük anlamı daha vardır. Tabii ki at, halkın bütün taktik ve stratejilerinin belirlendiği savaşlarda elde edilir. Bu demektir ki, süvarinin en büyük ihtiyacı böylelikle sağlanmış olur. Batıda daha geç zamanlarda, mesela büyük Friedrich ve Napoleon da ondan yararlanmışlardır. Atlar ve onların bakımları başarılı bir operasyon için daima ön şarttır, krş. I E 39 "bizim ordumuzun ne atı ne de azığı vardı". Düşman atlarının niteliğine göre planlar ve savaş taktikleri hazırlanır ve sonra da kendine özgü taarruz gerçekleşirdi. "biz az idik, kötü durumda idik; (onlar) bizi yenmek için geldiler" II E 32' de olduğu gibi. Krş. Haenisch YC 193, 194, 199 vs. Savaşlarda, düşmanın iyi cins atlarının öldürülmesi ya da ganimet olarak alınması hedeflenir. "Tangut halkını yok ettim, çocuklarını (gençlerini), kadınlarını, atlarını ve bütün varlıklarını o zaman aldım, ele geçirdim" cümlesinde olduğu gibi II E 24. Yine II E 38'de de "Türk halkı açlıktan eziyet çekiyordu, ben o at sürüsünü alarak, onları doyurdum, besledim".
Atların anlamı üzerine eşsiz ve dokunaklı övgüler söz konusu iken, askerin binek hayvanı olan atlar Türk halkının sadece savaştaki kahramanlıklarında değil, bilakis Türkler atlarının ölümü veya yaralanmasını bile anlatırlar. Örnek I E 33 ol at anda ölti, "o at orada öldü" ve I E 36 ol tagdükda Bayırqunu/ aq adyırıy udl(u)qın sıyu urtı "Bu saldırıda Bayırkunun aygırı (atı) uyluk kemiğini kırdı", krş. Thomsen ZDMG 78 (1924), s.137. Çok enteresandır ve dikkat edilmelidir ki atların her zaman gerçek adları vardır. YC'de ve daha geç hem Moğol hem de Türklerde atlar sadece farklı renklerle adlandırılırdı. Öyle ki YC I 3'te Dajir boro qojar külügüd agtastu bülüe, Burada Haenisch açıkça Çin yazısı işaretlerine dayanarak "büyük ve koyu gri iki iğdiş edilmiş aygır" şeklinde tercüme etmiştir. Ramstedt'e göre dajir'de ses değişimi vardır. etü. yayız "kahve rengi, toprak rengi" için örnek I N 5 ve 8. Buna uygun olarak mo. boro = etü. boz "gri", bkz. I E 32, 33 ve 37 (krş. Ramstedt, KW 51b) İlk yazıtta Kültegin'in atı (I E 32) şöyle anlatılır. ar/ilki tadıqır/ çurır/ boz [... önce (hücum etti) çurın Tadıqı (?) üstünde gri [at (?) ....]. Tadıq belki = tajik "Farslı, Tacik". Barthold'a göre (Dersler s.42, Not. 59) Tonyukuk Yazıtı'nda "Arap" anlamı vardır. Belki Türkler atı ganimet olarak alıyorlardı? Onun ölümünden sonra Kültegin yeni bir binek atı aldı: I E 33 ikinti Işbarayamtar boz atıy binip tagdi. Ol at anda ölti, Thomsen MSFOu V, s. 109'da metni şöyle tercüme eder: "En second liev il monta le cheval fut tué là", fakat ZDMG 78, s. 151'de " O Işbara Yamtar''ın gri atına binerek hücum etti" O, bir at adı olarak dikkati çekmek istiyorsa da bu genitiv eki taşımayan bir addır. Vâmbéry de MSFOu XII (1898), s.53'te metni aynı şekilde anlar. Hem onun aşabara yamtar okuyuşu hem de "dört nala koşan, atik, gri renkli at" şeklindeki tercümesi hayal ürünüdür. Radloff ise Işbara kelimesine önce boy adı olarak dikkati çekmiş fakat sonra bu tahmininden vazgeçmiştir. (krş. Alttürkische Inschriften Sözlüğü'nde de farklı görüşler vardır). Bizim fikrimize göre bu ad Hintlilerle Türk halkının kültür birliği anlayışına enteresan bir katkı sağlar. Biz Işbara kelimesini Eski Hintçe Jsvara ya bağlıyoruz. 1. Sıfat. "varlıklı, zengin"; 2. İsim. "bay, hükümdar, kral" vs. ( PW I, 854) ve yamtar ı eski Hintçe yantar (<V yam " tutmak, dizginlemek" vs.) 1. "Sağlamlaştırıcı, verici, veren"; 2. (Yalın olarak) "süren (atı, taşıtı), muktedir, vali vs." (PW VI, 60). Atın binicisi olarak Jsvara-yantar "binici olarak hükümdar" anlamında bir kavram idi. Mesela vasudeva ile "vasu tanrılara sahip", "vasu hükümdara sahip"
(PW VI, 848) karşılaştırılabilir. Jsvara kelimesi, İhe-Hüşötü mezar taşında geçen, Işbara-Bilge Küli-çur adında da mevcuttur.
Marquart'ın T'oung- Pao'da yayımlanan [XI (1910), s.663] makalesinde ilk Bulgar hükümdarlarından Espererix (M. 664-691) adını Işbarurıy olarak okuması üzerine, Tuna Bulgarlarının Kronolojisini inceleyen Mikkola [JSFOu XXX, 33 (1914)] da Jsvara yı hükümdarın atının sürücüsü olarak açıklamıştır. O, böylece Çince Sa-po-lio Jep-hu şeklinde transkripsiyon edilen Türk Kağanı Işbara yabgu ile karşılaştırmıştır. (bkz. Theophyl. Simok. VII, 8, 6).

Kaynak
PENTTI AALTO
Çev.: Erhan AYDIN
(TürkDili 587, Kasım 2000, 453-457)

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg 043.jpg (27,2 KB (Kilobyte), 14x kez indirilmiştir)
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf pentti_aalto_orhan_yazitlari_at_isimleri_uzerine.pdf (179,8 KB (Kilobyte), 12x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 31.03.09, 21:01
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.694
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Orhon Yazıtları'ndaki At İsimleri Üzerine

Yamtar adı Orhon Yazıtları'nda II E 40 bir ünvan olarak geçer: Tudun Yamtarıy '"Tudun Yamtar ı (ben gönderdim)". Vâmbery, Tudun kelimesini Avarlara gönderilen bir büyük kişinin ünvanı olarak açıklar. Onun bu kelimeyi "bilgin, alim" ( <tud- "bilmek") şeklinde anlamlandırması pek az inandırıcıdır. Çünkü Etymologicum Magnum 764, 24 (Oxford 1848)'de Tovöovvoı: oi ronorrçrrai ıtaçâ Tovçxoıç olarak geçer ve DU CANGE 'de Gloss. Med. Et inf. Graec (Lyon 1688) 'de rovöovvoı şeklinde geçer ve "locum, tenentes, vicarii" şeklinde tercüme edilir. Eğer kelimenin Türk menşeli olduğu iddia edilecek olursa tut- "tutmak, yakalamak" fiili ile bağlantılı olabilir. Şayet Işbara burada bir at adı değilse I E 33'te olduğu gibi yamtar tabii ki "muktedir, vali" kelimeleriyle tercüme edilmelidir.
Biz Orta Asya'daki erken Hint tesirini hesaba katmak mecburiyetindeyiz. Sözgelimi Orhon Yazıtları'nda Maqaraç ünvanına işaret edilir.I N 13: Türgas qayanda Maqarac tamyaçı ... kalti "Türgiş-Kağan'dan Maqaraç adlı bir damgacı geldi". Bu isim, Thomsen'in Turcica'sında (MSFOuXXVII, 1916, s.14) açıklandığı gibi Eski Hintçede açıkça Mahârâf'dır. Barthold, Çin kaynaklarına göre bu kişinin Buddhist mabetleri inşa etmek istemiş olduğunu fakat Buddhist öğretinin Türk halkının savaşçı niteliğine olumsuz etkisi olmasından ötürü vezir Tonyukuk tarafından reddedildiğini anlatır.
I N 5 ve 6 Kültegin azman aqıy binip oplayu tagdi "Kültegin Azman beyaz atına binerek hücum etti" cümlesindeki azman adının eski Hintçe ajma = grec. öy/uoç "career, march, road, course, train; geçiş, yol, sefer (at için) ve ajman = lat. agmen "career, passage, battle, geçiş, yol" ile bağlantısının olmaması mümkün değildir. (bkz. PW I 75 ve Monier-Williams, Sanscrit-English Diet., Oxford 1899). Thomsen ZDMG 78, s. 171'de bu adı şöyle açıklar: "Beş veya altı yaşında iğdiş edilmiş at". Vâmbery'nin etimolojisinde (s. 62), bu kelime ona göre Farsçadır (asman "taş veya gök yüzü", Bartholomae, Altiranisches Wb. 207, Strassburg 1904). Onun, Sibirya'nın Ruslarca işgali esnasındaki Asmanek şahıs adıyla bağlantı kurması hiç de inandırıcı değildir.
Alp-şalçı adı için de çok kere ilginç açıklamalar sunulmuştur. I E 40 Alp-şalçı aq atın binip tagmiş "(Kültegin) Alp-şalçı adlı beyaz atına binerek hücum etmiş". I N 2 ve I N 4'te de benzeri vardır. Buranın devamında ol at anda tüş[di] "o at orada düştü" cümlesi vardır. Bu adın birinci kısmı tabii ki tıpkı Alp-Arslan ve Alp-Tegin özel isimlerinde olduğu gibi etü. alp "alp, kahraman" şeklindedir. (Radloff Wb. I, 430), bkz. Enzykl. des Islams I, 336 ve 337), krş. alpayu, alpaut "kahraman vs.) örnek olarak I N 7.
İkinci bölümünde şüphesiz tü. fail eki -çi ~ -çı (Gabain s. 60) vardır. Fakat şal kelimesi için hiçbir etimoloji bulunamadı. (bkz. Gabain s. 336). Belki mümkün değil ama bizim görüşümüze göre bu eski Türkçe şekil jala "yönetmek" kalm. zal- (örnek: mörı djolâ zal%o "bir atı idare etmek", Ramstedt KW 465a) olduğu gibi jiluga ismi, kalm. djolâ "dizgin, gem", buradan jilugaduqçi, kalm. djolâtşı "at arabası sürücüsü, at bakıcısı, sürücü" (Ramstedt KW 114b) ile bağlantı kurulabilir. Kelime başı j- sesi -p ile bitiyorsa ş- olur. Böylece eski Hintçe Jsvara-yantar' ın Türkçeye tercümesi Alp-şalçı'dır.
Orhon Yazıtları'nın geriye kalan at isimlerinden biri ögsiz "öksüz, annesiz" dir. I N 9 Kültegin Ögsiz aqın binip "Kültegin Ögsiz adlı beyaz atına binerek" cümlesi tamamen açıktır. I E 33'teki kadimlik adı için karar vermek zordur. Üçinç Yaginsilig bagir Kadimlig torıyat binip tagdi "Üçüncü saldırıyı Yeginsilig Bey'in kahverengi atı Kâdimlige binerek gerçekleştirdi" şeklinde anlam çıkar. Bu kelime harfi harfine "elbiseli; giyimli" <kadim "elbise, giysi" şeklindedir (RadloffWb II, 1139).
Vâmbery'nin kidimlik "rahvan giden at" (s. 54) şeklindeki okuyuşu pek inandırıcı değildir. Belki atın kırmızıya çalan kahverengi adı ile bir ilişkisi vardır.
I E 35 ve 36'da Bayırqu adı ya atın adı ya da (atın) sahibinin adı olarak değerlendirilir. (krş. Thomsen MSFOu V, s. 157, Not. 44). Bundan başka bu kelime I E 34 ve I S 4 te Oğuz boyunun adı olarak geçer. (krş. Gabain s. 301b). Aynı şekilde Az adı hem I N 5 ve 8 Kültegin Az yayızın binip "(Kültegin) Yağız (toprak rengi, siyaha çalan kahverengi) Azına binerek (hücüm etti)" cümlesinde at adı hem de bir halkın adı olarak geçer.7 (I N 2 ve 3 Az-bodun).
I E 37'de Kültegin başyu boz at binip tagdi " Kültegin Başyu adlı boz ata binerek hücum etti" cümlesinde geçen başyu adının anlamı ve etimolojisi de tam bir bilinmezdir. Tabii ki -yu eki isimden isim yapan ek -qu~ -kü, -yu~ -gü eki ile özdeştir. (Gabain s. 62) ve baş da etü. baş "baş, başlangıç, ilk, en üst" kelimesiyle herhangi bir anlam ilişkisinde olmalıdır.
Orhon Bölgesindeki Eski Türkçe yazıtlar Türk halkının hükümdarlarının otobiyografisi ve raporlarıdır. Kimi zaman duygu yüklü anlatım biçimi seçilir. Batıda bazı kere ifade edilen ama bu Şamanist göçebe kavimde hiçbir maddî barbarlığa rastlanmadığı da bir gerçektir. Bu hükümdarlar hem başarılarını hem de başarısızlıklarını anlatırlar ve hükümdarların görevlerine uygun olarak (Barthold s. 16) yazıtlar duygu yüklü ve kahraman bir eda ve heyecanla anlatıldığı halde Türk kağanları asla düşmanlarının kanlarının akıtılmasıyla övünmezler, bilâkis yenilgi zamanlarında kanlarının nehir gibi akmasından ve kemiklerinin dağ gibi yığılmasından bahsederler (I E 24). Halbuki Asur Krallarına ait, kanların akıtılmasıyla övünen belgeler ve raporlar mevcuttur. Atların da insanların dolayısıyla savaşçıların sadık dostu olduğunu dikkate almamız gerekir ve tabii ki bütün bunları, bu sade millete dikkatleri çekmek için, kanıt olarak verebiliriz.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 31.03.09, 21:02
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.694
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Orhon Yazıtları'ndaki At İsimleri Üzerine

Bu yazı Finnisch-Ugrische Forschungen, c.29, (1946), s.127-133' te Zu den Pferdenamen der Orchon-Inschriften adıyla yayımlanmış olup Türkiye Türkçesine Almanca aslından Arş. Gör. Erhan Aydın tarafından çevrilmiştir.
Dajir usun "kahverengi su" gibi yer adlarında YC 102, 109, 111, 117, 197. At isimleri hakkında krş. qubi "açık kahverengi at" YC 55, 90, 29v, 205, 36v.
Krş. Kültegin yadayın oplayu tagdi " Kültegin yaya olarak hücum etti" eminiz ki çok az bilinen bir hücum şeklidir.
Hem Jsvara hem de yantar Toharca metinlerde de geçmektedir. Bkz. Schulze-Sieg-Siegling, Tocharische Grammatik, Göttingen 1931. Orhon Yazıtları'ndaki yamtar yazılışı tabii ki yam- kökündeki benzeşme sebebiyle (analoji) açıklanabilir. Krş. yama "gem, dizgin", Schmidt agm 306a.
Türk halkının Hintlilerle ticaret vesilesiyle bir ilişkinin mevcut olduğuna ve Uygurcadaki sart gibi ödünç kelimelere işaret edilir. (bkz.Qudatqu Bilik, 163, 22 vs. ve geç Moğolcada vs). Artık Radloff bu kelimenin Hint menşeli olduğunu kabul eder (bkz. Enzykl. des Islams IV, 188a). Biz de bunun temel şekline hiçbir yerde tesadüf etmedik. Tabii ki Eski Hintçe sârtha : 1. Sıfat "görevlendirmek"; 2. İsim "Seyyar mağaza, karavan", buradan sârthapâla: "Karavanın koruyucusu" ve sârthavâha: Karavanın sürücüsü (PW VII 956). Kelime Toharcada da mevcuttur.
Vâmbery, I N 2'de geçen ibarenin töpçi aqın okunması gerektiğini iddia etmiştir. Thomsen de ZDMG 78, s. 153'te Alp-aşlaçı okuyuşunu benimsemiştir.
Yazının Almanca aslında I S 5 yazılmış ise de doğrusu I S 4 olmalıdır. (Çevirenin notu).
Barthold'a göre (a.g.e., s. 37) Yenisey-Ostyaklarında Assin olarak geçmesi muhtemeldir.
KAYNAKLAR VE KISALTMALAR
JSFOu : Journal de la Société Finno-Ougrienne.
MSFOu : Mémoires de la Société Finno-Ougrienne.
PW : Böhtlink-Roth, Sanskrit Wb. I- VII, St-Petersburg 1855- 1875.
YC :Yüan-Ch'ao Pi-Shi, Yayımlayan: E. Haenisch, Leipzig 1937, Sözlük 1939,
Tercüme 1941.
ZDMG : Zeitschrift der Deutschen Morgenländischen Gesellschaft. BARTHOLD, W., 12 Vorlesungen über die Geschichte der Türken Mittelasiens, Die Welt des Islams 1932.
VON GABAİN, A., Alttürkische Grammatik, Leipzig 1941.
RADLOFF, W., Versuch eines Wb. der Türk-Dialecte I- IV, Petersburg 1893- 1911. RADLOFF, W., Die Alttürkischen Inschriften der Mongolei, Petersburg 1895- 1899. RAMSTEDT, G. J., Kalmückisches Wörterbuch, Helsinki 1935. THOMSEN, V., "Inscriptions de l'Orkhon déchiffrées", MSFOu V (1896). THOMSEN, V., "Turcica" MSFOu, XXXVII (1916).
THOMSEN, V., Alttürkische Inschriften aus der Mongolei, ZDMG, 78 (1924), s.121 v.d.
VAMBERY, A., Noten zu den alttürkischen Inschriften der Mongolei und Sibiriens, MSFOu XII (1898).
Vorlesungen von Herrn Prof. G. J. Ramstedt und Herrn Prof. A. M. O. Räsänen.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
orhon, üzerine, yazıtları'ndaki, ısimleri

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 22:30 .