Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Tıp Fakültesi > Psikiyatri > Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi

Psikiyatri hakkinda Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi-Neuroimaging in Child and Adolescent Neuropsychiatrie Disorders Sinir sistemi görüntülenmesi ile ilgili teknikler radyasyonla karşı¬laşmayı gerektirdiğinden araştırmalarda denek güvenliği sorunu oluşturmuşlardır. Bu nedenle

Psikiyatri Modern Psikiyatri, Ruh Sağlığı, Toplum Sağlığı, Ruh Hekimliği

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29.12.09, 04:54
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi

[coverattach=1]Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi-Neuroimaging in Child and Adolescent Neuropsychiatrie Disorders
Sinir sistemi görüntülenmesi ile ilgili teknikler radyasyonla karşı¬laşmayı gerektirdiğinden araştırmalarda denek güvenliği sorunu oluşturmuşlardır. Bu nedenle çocuk ve ergenlerin nöropsikiyatrik bozukluklarında erişkinlere kıyasla sınırlı sayıda çalışmada kulla¬nılmışlardır. Magnetik rezonans görüntülemesi gibi bazı yöntem¬lerde güvenliğin sağlanması ile artık çocuklarda da beyin yapısı ve işlevleri daha fazla çalışılabilmektedir. Bu yazıda çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan nöropsikiyatrik bozukluklar konu¬sunda sinir sistemi görüntüleme teknikleri ile elde edilen bilgiler aktarılacaktır. Disleksi, zeka geriliğine neden olan bazı hastalık¬lar frajil X sendromu, Down sendromu), Rett sendromu, otizm, obsesif-kompulsif bozukluk, dikkat eksikliği hiperaktivite bozuk¬luğu, Tourette sendromu ve şizofreni konusundaki görüntüleme teknikleri ile elde edilen araştırma sonuçları özetlenecektir.

Techniques related to imaging of the nervous system, due to the¬ir necessity of exposure to radiation, leads to problems of subject safety in studies. Therefore neuroimaging was used in limited number of studies in neuropsychiatric disorders of children and adolescents when compared with adults. By the means of safer procedures like magnetic resonance imaging, studies related to brain function and structure are increased in number. In this pa¬per neuroimaging finding in neuropsychiatry disorders of child and adolescents will be reviewed. Results of neuroimaging studi¬es on dyslexia, some disorders which yield to mental retardation (fragile X, Down syndrome), Rett syndrome, autism, obsessive-compulsive disorder, attention deficit hyperactivity disorder, To¬urette syndrome and schizophrenia will be summarized.

Sinir sisteminin görüntülenmesine yönelik çalışmalar erişkinlerdeki psikiyatrik bozukluklarda yaygın olarak çalışılmaktadır. Sinir sistemi görüntülenmesi sırasın¬da değişik derecelerde karşılaşılan radyasyonun, ge¬lişmekte olan sinir sistemi ve gelişen beden üzerine kı¬sa ve uzun dönemdeki olası etkilerine yönelik kaygı¬lar çocuklarda sinir sistemi görüntüleme çalışmalarını geciktirmiştir. Positron emisyon tomografisi (PET) ve tek-foton emisyon tomografisi (SPECT) gibi teknikler hala bir miktar radyasyonla karşılaşmayı gerektirir¬ken, işlevsel MRI yöntemi çocukların beyin yapısı ve işlevinin radyasyonla karşı karşıya kalmadan çalışıl¬masını kolaylaştırmıştır. Sinir sistemi görüntüleme ça¬lışmalarındaki bu sınırlılıklara karşın, çocuk ve ergen-lerdeki nöropsikiyatrik bozukluklarda beyin yapısı ve işlevlerinin anlaşılmasıyla ilgili önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu gözden geçirme yazısında çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan nöropsikiyatrik bo¬zukluklardan en sık görülen birkaçı hakkında elde edilen gelişmelerle ilgili genel bilgiler gözden geçirile¬cektir.

Selahattin ŞENOL , Hülya Eltutan ÖNCÜLOĞLU
Doç. Dr., Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı,
Dr., Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı,
ANKARA
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg children-playing.jpg (91,2 KB (Kilobyte), 24x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29.12.09, 04:55
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi

ÖZGÜL ZEKA GERİLĞİ SENDROMLARI
Konu ile ilgili yazın bilgisi gözden geçirildiğinde zeka geriliği ile ilgili sinir görüntüleme çalışmalarının ye¬tersiz olduğu görülmektedir. Ayrıca zeka geriliği send-romlarının çeşitliliği bulguların yorumlanmasını kar-maşıklaştırmaktadır. Genellikle büyük sisterna mag¬na, korpus kallosum hipoplazisi, kavum septum pellu-sidumun sürekliliği ya da genişlemesi gibi değişiklik¬ler gözlenmektedir (Schaefer ve Bodensteiner 1992).

Frajil X Sendromu
Frajil X sendromu FMR 1 (frajil X mental retardasyon 1) genindeki bir mutasyonun neden olduğu X'e bağlı genetik bir bozukluktur (Jeffries ve ark. 1993, Baum-gardner ve ark. 1995). Erkeklerde makro-orşidizm ve orta derecede zeka geriliği, kadınlarda ise hafif düzey¬de zeka geriliği olabilmektedir. Davranış, öğrenme, dil ve bellek bozuklukları temporal lob disfonksiyonunu düşündürmektedir. Frajil X mutasyonu olanlarla yapı¬lan çalışmalar az olmakla birlikte eldeki veriler kont¬rol grubu ile karşılaştırıldığında frajil X sendromu olanlarda sağ ve sol hipokampal hacimlerin anlamlı derecede daha büyük olduğu sonucuna ulaşmaktadır (Reiss ve ark. 1994). Frajil X tanısı alanlar gelişimsel geriliği olan karma tanılı çocuklarla karşılaştırıldığın¬da iki taraflı daha büyük hipokampal hacimler göster¬mişlerdir. Süperiyor kampal hacimde ve süperiyor temporal girus miktarında azalma ve hipokampus miktarında artma gözlenmekte ve bu bulgular yaş ile belirgin bir ilişki göstermektedir. Yaş ile süperiyor tem¬poral girus hacminde azalma olurken, hipokampus hacminde bir artma olmaktadır. Bu durum süregen bir nörobiyolojik dejenerasyonu düşündürmektedir (Reiss ve ark. 1994, Peterson 1995). Hipokampus öğrenme, bellek, duyusal yanıtlar ve dikkat ile ilgili olduğundan frajil X bozukluğu olanlarda en çok çalışılan bölge ol¬maktadır. Süperiyor temporal girus ise karmaşık işit¬sel uyarıların işlendiği ve dil ile ilişkili bölgedir. Bu bölgenin disfonksiyonunun ise frajil X sendromunun genel özelliği olan dil ve iletişim anormallikleri ile uyumlu olduğu düşünülmektedir. Frajil X konusunda yapılan çalışma sayısı az olmakla birlikte erkeklerde özellikle altıncı ve yedinci lobülde belirgin olmak üze¬re serebellar vermisin mitsagittal kesit alanı ölçümle¬rinde azalma saptanmıştır. Dişi heterozigot frajil X mutasyonu olan hastalarda ise erkeklerden az ancak kontrol grubundan fazla olmak üzere ölçümlerde azal¬ma tespit edilmiştir. Ayrıca frajil X sendromlu otistik özellikler gösteren erkeklerde posteriyor vermis boyu¬tunda azalma bulunmuştur (Holroyd ve ark. 1991).

Down Sendromu
Özel yüz görünümü, iskelet, kas, eklem ve organ anor¬mallikleri ile orta ya da ileri derecede zeka geriliği bu¬lunmaktadır. Yapılan çalışmalarda Down sendromu olan hastalarda genel beyin hacminde normal kontrol¬lere oranla belirgin azalma, özellikle daha fazla hipo-frontalite gösterilmiştir. Genel beyin gri maddesi hac¬miyle karşılaştırıldığında limbik bölge gri maddesi da¬ha fazla azalmıştır. Bu bulgunun bir miktar bozuklu¬ğa özgü olduğu düşünülmektedir. Ayrıca temporal limbik gri madde azalması sağa kıyasla solda daha fazladır. Frontal korteks ile uyumlu olmak üzere ante-riyor korpus kallosum orta hat kesit alanında azalma da bildirilmektedir. Kortikal ve kallosal bulguların hi-poplastik ya da atrofik bir süreç olup olmadığı bilin¬memektedir. Frontal ve pariyatal bölgeyi içeren meta-bolik örüntüler ve özellikle de dil sistemi ile ilgili anor¬mallikler de dikkat çekmekte ve bu yapısal ve işlevsel bulguların Down sendromunda sıklıkla görülen ko¬nuşma yetersizliğini yansıttığı düşünülmektedir. Down sendromu tanısı alan kişilerde talamus ve hipo-talamus gibi diensefalon ve lentiküler nükleus hacim¬leri yönünden kontrol grubu arasında bir fark gösteril¬memesi, subkortikal motor ve duyu sistemlerinin gö¬rece korunduğunu göstermektedir. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında Down sendromunda serebellar ha¬cim ve tüm vermiyan lobüllerin ölçümleri azalmış ola¬rak bulunmuştur (Peterson 1995).
CT çalışmaları ile Down sendromu olanlarda hafif de¬recede yaygın serebral atrofi gösterilmiştir. SPECT ça¬lışmalarında ise temporopariyetal bölgede iki taraflı ve simetrik azalmış bölgesel serebral kan akımı oldu¬ğu ortaya çıkarılmıştır. Yapılan bir SPECT çalışmasın¬da ise iki taraflı posteriyor pariyetal ve sağ temporal loblarda azalmış bölgesel kan akımı gösterilmiştir. Bu olgulara ek olarak frontal ve sağ temporal loblarda da azalmış serebral kan akımı bildirilmiştir (Purı ve ark. 1994).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 29.12.09, 04:56
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi

YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR Otizm
Bozukluğun temel özelliği iletişim ve sosyal gelişim alanlarında bozukluk ile yineleyici, sınırlı ilgi ve dav¬ranışlardır. Otistik hastalarla yapılan radyolojik gö¬rüntüleme çalışmaları CT, MRI, PET ve magnetik rezo¬nans spektroskopisi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yöntemsel farklılıklar, yaş, zeka ve birlikte bulunan nörolojik hastalıklar açısından karşılaştırılabilecek kontrol grubu oluşturulması konusundaki zorluklar nedeniyle sonuçların dikkatle yorumlanması gerektiği vurgulanmaktadır.
CT çalışmaları serebral hemisferlerin ve ventriküllerin boyutlarını, ve sol/sağ asimetrilerini inceleyebilmek amacı ile kullanılmaktadır. Otistik bireylerle yapılan birçok CT çalışması bulunmaktadır, ancak bu çalışma¬lar 1970 ve 1980'li yılların başlarında yoğunlaşmak¬tadır. MRI teknolojisinin yaygınlaşmaya başlanması ile otistik çocuklarla yapılan araştırmalarda CT kulla¬nımı azalmıştır. CT çalışmalarında değişik sonuçlar el¬de edilmiştir. Parieto-oksipital asimetri ve genişlemiş lateral ventrikül gözlenmekle birlikte her otistik birey¬de bu sonuçlara ulaşılamamıştır (Lotspeich ve Ciara-nello 1993).
MRI tekniğinin çözünürlüğü çok yüksektir ve CT ile görüntülenemeyen beyin bölgeleri daha iyi belirlene-bilmektedir. Bölgeler ve hacim ile ilişkili olarak daha kesin sonuçlar elde edilebilmekte ve CT için olumsuz bir etken oluşturan posteriyor fossa kemik artefaktla-rı olmadan görüntü elde edilebilmektedir. Ancak MRI çalışmaları CT ile karşılaştırıldığında bazı zorluklar bulunmaktadır. MRI ile sagital, aksiyal ve koronal gi¬bi birçok görüntüleme yönelimleri bulunmakta ve her bir yöntem ile farklı sonuçlar elde edilmektedir. MRI ile yapılan ilk çalışmalarda bazı serebellar alt bölgelerin vermian lobüllerinden 6. ve 7. kısımların hipoplazisi ile süperiyor posteriyor vermis alanının %20, serebel-lar hacmin ise %12 azaldığı ile ilgili bilgiler bulunmak¬tadır. Otistiklerin serebellar kan akımı ve metaboliz¬ması ile ilgili bir farklılık saptanamamıştır. Yapılan PET çalışmalarında özellikle pariyatal, oksipital ve temporal bölgelerde olmak üzere kortikal assosiyas-yon alanlarındaki bölgesel metabolizma azalmaları gösterilmiştir. Ancak bu bilgiler henüz az sayıda de¬nek ve kontrol grubu olmadan elde edildiği için yeni bulgu olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca yapılan çalış¬maların birinde pariyetal lobun niceliksel olmayan de¬ğerlendirmesinde otistik hastaların %43'ünde anor¬mallik saptanmıştır. Bir başka çalışmada yüksek işlev-li otistiklerin %54'ünde polimikrogriya, şizansefali ve makrogriya gibi kortikal anomaliler gözlenmiştir. Yük¬sek işlevli ergen ve yetişkinlerle eşlenen normal kont¬rollerin karşılaştırıldığı MR spektroskopi çalışmasında prefrontal kortekste yüksek enerjili fosfat ve membran fosfolipit metabolizması incelenmiş ve yüksek işlevli otistik bebeklerde dorsal prefrontal kortekste hiperme-tabolizmayı düşündüren bulgular saptanmıştır. Bu bulgulara dayanarak otistik bozuklukta hücre zarları¬nın normale göre daha az sentez edildiği ve daha ko¬lay yıkıma uğradığı düşünülmektedir (Peterson 1995).
Yapılan bilgisayarlı tomografi çalışmalarında otizm tanısı alan yetişkin ve çocuklarda ventriküler sistem¬de genişleme olduğu bildirilmiştir. MRI çalışmaları so¬nucunda ise ventriküler sistem boyutlarının otistikler-de kontrol grubuna kıyasla %60 daha büyük olduğu saptanmıştır. Tüm beyin ve parankim hacimlerinin be¬lirgin derecede düşük olmasına karşın lateral ventri-küllerde belirgin büyüklük gözlenmiştir (Peterson 1995).
Normalde sol frontal lob sağ frontal lobdan daha bü¬yüktür ve sol/sağ asimetrisi olarak isimlendirilir. Otizm ve mental retardasyon tanısı alan grubun sol/sağ asimetrisinin ters olduğu ve otizm tanısı alan¬ların mental retardasyonlu hastalardan sağ frontal loblarının daha büyük olduğu gözlenmiştir. Normal kontrol grubu ile aradaki fark ise anlamlıdır. Yapılan çeşitli çalışmalarda kontrol grupları ile karşılaştırıldı¬ğında korpus kollosum, talamus, kaudat nükleus ve putamen gibi bazal gangliya yapıları arasında anlam¬lı farklar bulunamamıştır. Bir çalışmada ise sadece sağ lentiküler nükleus kontrol grubu ile karşılaştırıldı¬ğında anlamlı derecede büyük bulunmuştur. Polimik-rogliya, pakigriya, heterotopiya ve şizensefali'den olu¬şan giral malformasyonlar fetal hayatın ilk altı ayın¬da nöronların göçü (migrasyonu) sırasında oluşan bir defektten kaynaklanmaktadır. Kontrol grubunda giral malformasyon bulunmamasına rağmen 13 otistik hastanın yedisinde bir veya daha fazla giral malfor-masyon bulunduğu belirlenmiştir. Bir çalışmada ise bir otistik hastada gri madde heterotopisi olduğu bil¬dirilmiştir (Lotspeich ve Ciaranello 1993).
Otistik bireyler kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, lateral ventrikülün gövde ve frontal boynuz alanının anlamlı derecede daha büyük olduğu belirlenmiştir. Ventrikül/beyin oranı göz önüne alındığında da boyut farkı anlamlıdır. Otistik ve mental retardasyonu olan hastalarda sol/sağ lateral ventrikül asimetrisinin nor¬mal grupların tersi olduğu bildirilmiştir. Her çalışma¬da desteklenmese de genel olarak düşünüldüğünde yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar dördüncü ventrikül boyutunun otistik grupta daha büyük oldu¬ğu ve dördüncü ventrikül/serebellum ve dördüncü ventrikül/serebrum oranları arasında anlamlı bir fark olduğu, bu farkın otistik grupta daha büyük olduğunu göstermektedir. Çoğu araştırma ventrikül hacminden çok ventrikül alanının ölçümü şeklinde yapılmıştır. Ventrikül hacmi ile birlikte ventrikül alanının ölçüldü¬ğü bir çalışmada kontrol grubu ile kıyaslandığında an¬lamlı fark bulunamamıştır (Lotspeich ve Ciaranello 1993).
Pahalı olması ve hastaların radyasyona maruz kalma¬ları nedeniyle çok az pozitron emisyon tomografi ça¬lışması bulunmaktadır. Rumsey ve arkadaşları (1997) otistik hasta grubunun kortikal glikoz metabolizması¬nın dinlenme sırasında anlamlı derecede artma gös¬terdiğini belirlemişlerdir. Ancak beyin kan akımı, be¬yin glikoz ve oksijen metabolizması yönünden elde edilen sonuçlar daha sonra yapılan çalışmalarda des-teklenmemiştir. 31P-NMR spektroskopisi beyindeki fosfor metabolizmasının analizini yapmaktadır. Nor¬mal zekaya sahip otistik kişilerle kontrol grubunun karşılaştırılması sonucunda dorsal prefrontal korteks-te yüksek enerjili fosfat ve membran fosfolipid meta¬bolizması izlenmiştir. Otistik grupta fosfomonoester düzeyinde azalma, fosfodiester düzeyinde artma, ade-nozintrifosfatlarda azalma olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar dorsal prefrontal kortekste sentez azalması, membran fosfolipidlerinin yıkımında artma ve ATP tü¬ketiminin artmasının göstergesidir. Bu metabolik bul¬guların otizmde assosiyasyon korteksinin klinik dis-fonksiyonu ile ilişkili olabilecek anormal dentritik bü¬tünlüğü yansıtabileceği belirtilmektedir (Lotspeich ve Ciaranello 1993).
Otistik davranışı olanlarda serebellar anormallikler ile ilgili kanıtlar artmaktadır. Courchesne ve arkadaşları (1988) otistik hastalarda MRI çalışmalarında posteri-yor serebellar vermisin VI ve VII lobüllerinde azalma bulmuşlardır. Vermal lobül I ve V bölgelerinin ise nor¬mal olduğu belirtilmektedir. Bu durumun gelişimin tü¬müyle tamamlanmasından sonra oluşan bir büzülme (shrinkage) veya deteriyorasyondan çok gelişimsel hi-poplazi olduğu düşünülmektedir. Vermal gelişim soru¬nunun retardasyon olan veya olmayan otistik hasta¬ların her iki grubunda da gözlendiği tespit edilmiştir (Courchesne ve ark. 1988). Frajil X sendromunda da olabilen benzer bulgular otizm ile vermal disfonksiyo-nun ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.
Otizmde posteriyor serebellum Purkinje nöronlarında kayıp olduğu hem otopsi hem de in vivo beyin görün¬tüleme teknikleri kullanılarak belirlenmiştir. Otizmde sosyal iletişim, dil, soyut düşünme, plan ve organizas¬yon gibi yüksek kortikal işlevlerin de bozuk olması se-rebral patolojiler üzerinde odaklanılmasına neden ol¬muştur. Courchesne ve arkadaşlarının (1993) çalışma¬sında otistik hastaların %43'ünde pariyatal lob hac¬minde bir azalma olduğu belirlenmiştir. En sık gözle¬nen durum ise süperiyor pariyatal bölgelerin sulkus genişliklerinde iki taraflı artma olmasıdır. Bunun ola¬sı nedeninin gelişimin erken dönemlerindeki bir ano¬mali ya da geç başlangıçlı ilerleyici bir atrofi olabilece¬ği düşünülmektedir. Gordon (1996), SPECT (Tc-HMPAO SPECT) ile altı genç otistik hastanın bölgesel beyin kan akımını incelemiş ve özellikle temporal ve pariyetal loblarda düşük kan akımı olduğunu, sol se-rebral hemisferin kan akımı yönünden sağdan daha fazla anormalliğe sahip olduğunu göstermiştir. Beyin bölgelerinden özellikle frontal lob, serebellum ve tem¬poral lobun otizm patogenezi ile ilişkili olduğu düşü¬nülmektedir. Bolton ve Griffiths (1997) tubero skleroz ve otizm ilişkisini incelemişlerdir. İki hastalık arasın¬daki ilişkinin tuberlerin temporal lobda olmasıyla kuvvetli ilişkisinin olduğu belirlenmiştir.
Araştırmalar normal bireylerde yaş ile pons, ortabeyin ve medulla oblangata gibi beyin kökü yapılarında bo¬yut olgunlaşması (size maturation) olduğunu, başka bir deyişle pozitif bir ilişkinin bulunduğunu bildiril¬mekteyken, otistik hastalarda böyle bir ilişkinin olma¬dığı belirtilmektedir. Genel olarak özetlemek gerekir¬se çalışmalarda önbeyin, ventriküler sistem, beyin kö¬kü, serebellumda değişikliklerin olduğu göze çarp¬makta, ancak çalışmalar arasında çelişkili sonuçların olduğu da dikkati çekmektedir. Önbeyinde ters sol/sağ asimetrisi, sağ lentiküler nükleusta büyüme, giral malformasyonlar, anormal lateral ve dördüncü ventri-küller, pons bölgesinde küçülme, medulla oblangata ve ortabeyinde değişiklik bulunmaması, serebellumda vermis ve hemisferlerde nöropatolojik ve alan/hacim çalışmalarında anormallikler olarak özetlenebilmekte¬dir.

Rett Sendromu
Rett sendromu özellikle kızlarda görülen nedeni bili¬nemeyen şiddetli nörogelişimsel bozulma, edinsel mikrosefali, demans, amaçlı el kullanımında bozuk¬luk ve basmakalıp davranışlar gibi hareket anormal¬likleri, düzensiz solunum, otistik davranış ve epileptik nöbetlerin olduğu nörolojik bir bozukluktur. Çocuklar 18 aya kadar normal gelişme göstermekte, daha son¬ra nörogelişimsel gerileme ortaya çıkmaktadır. Bu ge¬rileme ise beş yaşından sonra azalma göstermektedir. Ancak merkezi sinir sisteminin dejenerasyonunun ya-şamboyu sürüp sürmediği bilinmemektedir. Histoana-tomik gözlemlerde hipopigmentasyon ve substansiya nigrada melanin içeren hücrelerin kaybı, frontal kor-teks ve kaudat nükleusda distrofik aksonların bulun¬duğu bildirilmektedir. Sinir görüntüleme teknikleri ile özellikle frontal ve temporal bölgelerde beyin atrofisi belirlenmiştir. Kontrol grubu ile karşılaştırılan Rett bo¬zukluğu hastalarının daha küçük serebral hemisfer, bazal gangliya, korpus kallosum, serebellar hemisfer, inferiyor olive ve anteriyor vermis olduğu bulunmuş¬tur. Yine hastalarda yaş ile birlikte serebellar vermis ve serebellar hemisfer genişliğinde azalma olduğu be¬lirtilmektedir. Hastalardaki beyin dokusu hacimlerin-deki azalmanın orantısız olması (beyaz maddeye kı¬yasla gri maddenin daha çok azalması), kortikal gri madde oranlarında farklı değişiklik (frontal bölgede daha fazla azalma), subkortikal gri madde nükleusla-rında hacim azalması (kaudat nükleus) ve artmış be¬yin omurilik sıvısı hacmi de bildirilmiştir (Reiss ve ark. 1993, Krageloh-Mann ve ark. 1989). Bu sonuçlar gri maddede daha fazla olmak üzere gri ve beyaz mad¬de değişikliklerini düşündürmektedir. Beyin görüntü¬leme teknikleri ve otopsi raporları birlikte değerlendi¬rildiğinde frontal bölgede daha fazla olsa da oksipital ve pariyatal bölgelerde de anlamlı derecede azalmış gri madde bulunması patolojinin yaygın olduğunu dü¬şündürmektedir. Tüm subkortikal gri madde nükleus-larında özellikle de kaudat nükleus boyutunda azal¬ma bulunmaktadır. Pozitron emisyon tomografisi tek¬niklerinde de bu bulgu desteklenmektedir. İstemli ha¬reketlerin düzenlenmesinde rolü olan kaudat nükle-usun hacmindeki azalmanın Rett bozukluğunun kli¬nik belirtilerinin açıklanmasında yardımcı olduğu gö¬rülmektedir. Tüm çalışmalar birlikte incelendiğinde Rett bozukluğundaki temel patolojinin frontal kor-teks, kaudat nükleus ve orta beyinde olduğu bildiril¬mektedir (Reiss ve ark. 1993).
Nihei ve Naitoh'un (1990) çalışmalarında hastalığın klinik durumundaki ilerlemeye koşut olarak beyin gö¬rüntüleme yöntemlerinde de değişiklikler olduğu be¬lirtilmektedir. Hastalığın erken dönemlerinde görüntü¬leme yöntemleri ile negatif sonuçlar alınsa bile daha sonra CT ve MRI yöntemlerinin yinelenmesi uygun gö¬rülmektedir. Hastalığın süresi arttıkça ve hastanın ya¬şı ilerledikçe beyin dokusunun hem boyutunda hem de ağırlığında azalma olmaktadır.
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 29.12.09, 04:56
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi

ŞİZOFRENİ
Serebral değişiklikler ile ilgili çalışmalarda beyin sul-kuslarında artmış BOS hacimleri gösterilmiştir. Fron¬tal korteks hacmi ise azalmıştır. Solda anteriyor süpe-riyor temporal girus hacimlerindeki azalma varsanı şiddeti ile ilişki göstermiştir. Amigdala ve hipokampus hacminde görülen azalmanın bir miktar hastalığa öz¬gü olduğu gösterilmiştir. Temporal lobdaki işlevsel gö¬rüntüleme bulguları frontal korteksten elde edilenlere oranla daha az tutarlıdır. Yapılan bir MRI çalışmasın¬da şizofrenik grupta serebellar vermian lobüllerin nor¬malden daha büyük olduğu gösterilmiştir. İşlev ile il¬gili çalışmalar bazal gangliya metabolizmasını arttır¬makta ve olasılıkla hacimleri de artmaktadır. Bir otop¬si çalışmasında solda artmış striyatal hacim sağda artmış globus pallidus hacmi saptanmıştır. PET çalış¬malarında şizofrenik deneklerde kaudat nükleus re¬septör dansitesinde 2-3 kat artma saptanmıştır. Şizof¬ren hastaların bir grubunda striatumda D2 reseptör dansitesinin artışına ilişkin kanıtlar bulunmaktadır. Kontrol grubu ile karşılaştırılan bir hasta grubunda sağ hemitalamus ve buna komşu internal kapsülde belirgin farklılıklar saptanmıştır. Sol lateral ventrikü-lün temporal boynuzunun ölçümünün arttığı ile ilgili otopsi çalışmaları bulunmaktadır. Kontrol grupları ile karşılaştırıldığında şizofreni tanısı alan kişilerin bazal gangliyalar ve çeşitli alt bölgelerde daha az laterali-zasyon gösterdikleri belirlenmiştir. Subkortikal ve kor-tikal kan akımı ve metabolik oranlarda tutarlı olarak anormal asimetriler bildirilmiştir. Bazı yayınlarda pu-tamende artmış D2 dansitesi bildirilmiştir (Peterson 1995).
MRI çalışmalarında çocukluk çağı şizofrenisinde mid-sagital talamik bölgenin normalden anlamlı derecede küçük olduğu, lateral ventriküler hacmin daha büyük olduğu ki bu durumun ilerleyici olduğu da bildirilmek¬tedir. Mediyal temporal lob yapılarının boyutunda ise anormallik bulunmadığı belirtilmektedir. Çocukluk ça¬ğı şizofrenisi ile ilgili araştırmaların az sayıda olduğu görülmektedir. Anormal serebellar kan akımının varlı¬ğı hem erişkin hem de çocukluk çağı şizofrenisinde gösterilmiştir. Serebellar CT çalışmalarında şizofrenik hastalarda bildirilen vermal hipoplazi ile ilgili sonuç¬lar tartışmalıdır. MRI çalışmaları da şizofreni hastala¬rında midsagital vermisde bir anomali gösteremezken, normalden daha büyük olduğunu, erkeklerde kadın¬lardan daha küçük olduğunu, kontrol grubu ile karşı¬laştırıldığında kadın şizofrenik hastaların serebellar hacminin daha az olduğunu gösteren çalışmalar var¬dır. Erkek şizofreniklerde IX ve X. lobüllerin hacminde azalma ve serebellar hemisferlerde daha düşük beyaz madde hacmi olduğu bildirilmiş, ancak daha sonra yapılan bir araştırmada erkeklerde serebellum/beyin-kökü ölçümlerinin daha fazla olduğunu belirtilmiştir. Yine çalışmaların bir kısmında dördüncü ventrikülün normalden daha geniş olduğu gösterilirken, bazıların¬da ise bir anomali gösterilememiştir. Şizofreni hasta-larındaki bulguların birbiriyle uyumlu olmamasının çalışma gruplarının farklılığı veya ölçüm tekniklerinin uyumsuzluğu nedeni ile olduğu düşünülmektedir. Ja-cobsen ve arkadaşları (1997) belirtilen bu farklı özel¬likleri göz önüne alarak yaptıkları çalışmalarında şi-zofrenik hasta grubunda vermis hacmi ve midsagital inferiyor posteriyor lob hacminin daha küçük olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Dördüncü ventrikül hacmi ve toplam serebellar hacim açısından ise bir fark buluna¬mamıştır.
Planum temporale asimetrisinin hem dislekside hem de şizofrenide bulunduğu belirtilmektedir. Şizofrenide planum temporale ile ilgili araştırmaların sonuçları uyumlu değildir. Asimetrinin azaldığı ya da ters asi¬metri olduğunu bildiren çalışmalar yanında kontrol grubu ile kıyaslandığında çocukluk çağı şizofrenisi olan ergenlerin planum temporale alanı ve asimetrisi¬nin farklılık göstermediğini bildiren çalışmalar da var¬dır. Çocukluk çağı şizofrenisi olanlarda toplam sereb-ral hacmin ve midsagital talamik bölgenin daha kü¬çük; kaudat, putamen ve globus pallidus hacminin daha büyük; lateral ventrikül hacminin ise büyük ol¬ma eğiliminde olduğu belirlenirken frontal hacimde tanısal farklılık bulunamamıştır. Jacobsen ve arkadaş¬larının (1996) çalışmasında temporal lob yapılarında farklılık bulunamamıştır. Serebral hacmin ise anlamlı derecede küçük olduğu belirlenmiştir. Normal hipo-kampal asimetrinin (sağ soldan daha büyük) ise ol¬madığı gözlenmiştir.
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29.12.09, 04:57
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi

TOURETTE SENDROMU
Zaman içinde artma ve azalmalar gösteren, çoğul mo¬tor ve vokal tiklerle belirli süregen bir bozukluktur. Ya¬pılan bir PET çalışmasında frontal ve singulat korteks bölgesinde metabolizmada azalma belirlenmiştir. Or-bitofrontal, parahipokampal (entorinal), inferiyor in¬sular korteks ve orta beyinde azalmış glikoz kullanımı bildirilmiştir. Motor ve vokal tiklerin şiddeti ile glikoz kullanımı arasında ters bir ilişki olduğundan söz edil¬mektedir. Ventriküller ile ilgili bilgiler çelişkilidir. Vent-rikül büyüklüğü ve asimetrisi CT çalışmalarında bildi¬rilmekte, ancak MRI çalışmaları bu eğilimi destekle¬memektedir. Tourette Sendromu tanısı alan erkekler kontrol grubu ile karşılaştırıldığında sol putamen, len-tiküler ve globus pallidus nükleuslarının daha küçük olduğu belirlenmiştir. İnsuler korteks, frontal beyaz madde, putamen ve kaudat nükleus'da değişmiş T2 gevşeme zamanı asimetrisi, sağ amigdala ve sağ kır¬mızı nükleusta T2 zamanında kısalık dikkati çekmiş¬tir. Tüm bu bulgular lateralizasyonun değiştiği hipote¬zini desteklemektedir. MRI çalışmalarında gözlenen lentiküler nükleus hacim azalmasının sadece sol ta¬rafta anlamlı olduğu belirtilmektedir. PET çalışmaları sonrasında frontal, singulat, insular korteks, inferiyor korpus striatumda glikoz kullanımında %15'lik azal¬manın olduğu açıklanmaktadır. Özellikle nükleus ac¬cumbens, ventromedial kaudat, sol anteriyor puta-mende metabolizma azlığı gösterilmiştir (Peterson 1995). Yetişkin korpus kallosumunda %20'lik bir azal¬manın olduğu görülmüştür. Santral sinir sistemi ile il¬gili olan tüm bu bulgular Tourette bozukluğunda bazı gelişimsel patolojilerin olduğunu düşündürmektedir. İlginç olan görüntüleme teknikleri ile elde edilen bul¬gular Tourette bozukluğu ile şizofrenide benzerdir, an¬cak Tourette bozukluğu ya da şizofreniye özgül değil¬dir.
Tc-HMPAO kullanarak erişkinlerde bölgesel serebral kan akımını incelediği bir çalışmada, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı derecede yüksek sağ fron-tal/visüel korteks etkinliğinin olduğu belirtilmektedir. Tourette bozukluğu olanlar Tourette bozukluğu ve ob-sesif-kompulsif bozukluğu birlikte olanlarla karşılaş¬tırıldığında iki grup arasında bölgesel kan akımı açı¬sından anlamlı bir farklılık görülememiştir. Altı çocuk ile yapılan benzer bir çalışmada ise her hangi bir uyumlu bölgesel serebral kan akımı anormalliği bulu¬namamıştır (Gordon 1996).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 29.12.09, 04:57
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)
Bozukluğun temel özelliği, kalıcı ve sürekli olan dik¬kat süresinin kısalığı, engellemeye yönelik denetim eksikliği nedeniyle davranışlarda ve bilişte ortaya çı¬kan ataklık ve huzursuzluktur. Bunun sonucu olarak çocukta gelişimsel olarak uygunsuz dikkatsizlik ya da aşırı hareketlilik ve ataklık vardır. Bu çocuklarda silik nörolojik bulguların sık görülmesine karşın, önemli bir bölümünde santral sinir sisteminde yapısal hasara ilişkin belirgin bir kanıt yoktur. Bilgisayarlı beyin to¬mografisi sonuçları tutarsızdır. Korpus kallosumun iki ön bölgesi olan rostrum ve rostral cismi kontrollerden belirgin derecede küçük bulunmuştur. Bu bulgular bo¬zuklukta frontal lob gelişimi ve işlevinde bozukluk ol¬duğu kuramını desteklemektedir (Giedd ve ark. 1994). Semrud ve arkadaşları (1994) da araştırmalarında korpus kallosumun splenial bölgesinin normal gelişim gösteren kontrollerden daha küçük olduğunu göster¬mişlerdir. Yazarlar bu bulgunun dikkatsizliği açıklaya¬bileceğini ileri sürmektedirler. Ross ve arkadaşları (1994) dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda te¬mel eksikliğin tepkilerin engellenmesindeki zorluk ol¬duğunu, bunun da prefrontal korteksin dorsolateral kısmının dışı ile ilişkili olabileceğini ileri sürmüşlerdir. Yapılan bir CT çalışmasında sulkusların genişlediği belirlenmiştir. MRI çalışmalarında bu çocukların kor¬pus kollosumlarında küçük genu, istmus, rostrum, rostral cisim ve spleniya bölgeleri bildirilmiştir. Bu böl¬gelerde ise frontal, suplementer motor ve pariyatal korteksleri birbirine bağlayan hemisferler arası akson¬lar bulunmaktadır. Bu bölgeler motor ve dikkat sis¬temleri ile ilgilidir (Peterson 1995). Korpus kallosum-daki azalmanın genu bölgesinde, midsagital bölgede ve korpus kallosumun arka kısmında ya da rostrum ve rostral cisim bölgesinde olduğu bildirilmektedir. Korpus kallosumun arka kısmındaki azalmayı destek¬leyen diğer araştırma sonuçları da bulunmaktadır (Rumsey ve ark. 1996). PET çalışmalarında frontal loblarında beyin kan akımı ve metabolik hızda azalma olduğu bildirilmektedir (Weiss 1996). Sol duyusal mo¬tor, birincil işitsel ve oksipital bölgelerde azalmış me-tabolik oranlar, premotor ve somatosensoriyal kor-tekslerde bölgesel metabolizmada azalma gözlenmiş¬tir. Genel bir hipometabolizmadan söz edilmektedir. Normal kontrollerde görülen "sağ kaudat nükleus sol¬dan büyüktür" asimetrisinin de olmadığı belirlenmiş¬tir. Bu da kaudat nükleusun rolünü vurgulamaktadır (Peterson 1995). Castellanos ve arkadaşları (1994) araştırma sonuçlarının önceki MRI araştırmalarında bildirilen düşük korpus kallosum hacmi ile birlikte de¬ğerlendirildiğinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozuk¬luğunda frontal-striatal döngüde gelişimsel bozuklu¬ğu desteklediğini bildirmişlerdir.
Hynd ve arkadaşlarının (1990) çalışmalarında DEHB olan çocukların kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı derecede küçük sağ anteriyor genişlik ölçüm¬lerinin olduğu, normal çocuklarda anteriyor bölgede sağ>sol asimetrisi görülürken DEHB olanlarda ante-riyor asimetri eksikliği bulunduğu belirlenmiştir. Nor¬mal asimetrinin bulunmaması sağ anteriyor genişlik ölçümünün daha küçük olması nedeniyledir. Gordon (1996) Xe SPECT çalışmasında, dikkat eksikliği hipe-raktivite bozukluğu olanlarda sensorimotor kortikal hiperperfüzyon ile periventriküler ve striatal yapıların hipoperfüzyonunu belirtmektedir. Bu model hastalığın nörofizyolojik modeli ile de uyumludur.

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK
Çocukluk çağında başlayan OKB tanısı alan yetişkin¬lerle yapılan bir çalışmada belirti şiddetinin prefrontal ve oksipitofrontal metabolizma ile ilişkili olduğu belir¬lenmiştir. Birçok PET ve SPECT çalışmasında orbitof-rontal kortekste artmış metabolizma ve kan akımı gösterilmiştir. Anteriyor singulum, sağ duyusal motor korteks, dorsal pariyetal korteks gibi beyin bölgelerin¬de de metabolizma artımı gösterilmiştir. Ventrikül sis¬temi ile ilgili bilgilerde çelişkiler olsa da ergenlerle ya¬pılan bir bilgisayarlı tomografi çalışmasında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında daha yüksek ventrikül beyin oranı saptanmıştır. Tomografi incelemelerinde azalmış kaudat nükleus hacmi de saptanmıştır. MRI çalışmalarında ise kontrol grubu ile karşılaştırılan OKB hastalarında aynı bölgenin iki taraflı hacim azal¬masının %11 olduğu belirlenmiştir. Kaudat nükleus hacimleri için anormal asimetriler ve görüntü sinyal şiddetlerinde asimetriler bildirilmiştir. Orbitofrontal korteks, anteriyor singulum, lentiküler nükleus T1 asimetrilerinin obsesif kompulsif belirti şiddeti ile güç¬lü bir ilişki gösterdiği bildirilmektedir (Towey ve ark. 1994, Peterson 1995).
Ergen yaş grubundaki hastaların kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı derecede daha yüksek or¬talama ventrikül-beyin oranına sahip oldukları, MRI çalışmaları sonucunda orbital frontal korteks, anteri-yor singulum, lentiküler nükleus bölgelerinde asimet¬ri olduğu, bunun obsesif-kompulsif bozukluk belirtile¬rinin şiddeti ile uyumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Peterson 1995).
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 29.12.09, 05:02
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi

DİSLEKSİ
Normal zeka ve uygun sosyokültürel düzeye karşın okuma ve anlamadaki bozukluk olarak görülen dislekside CT, MRI ya da otopsi ile yapılan son çalışmalarda temporal ve pariyetal loblarda anormal simetri olduğu gösterilmiştir. Planum temporale sylvian fissürün derinliklerinde ve temporal lobun üst düzeyinde yerleşen üçgen şeklindeki bir bölge olup pariyatal lobun alt yüzeyine kadar uzanmaktadır. Dil lateralizasyonunda önemli bir rol oynadığı ve Wernicke konuşma alanının bir parçası olduğu düşünülmektedir. Birkaç MRI çalışmasında normal bireylerin 2/3'sinde görülen sol>sağ planum temporale asimetrisinin dislekside olmadığı ya da tersine döndüğü belirlenmiştir (Galaburda ve ark. 1985, Hynd ve ark.1990, Larsen ve ark. 1990, Leonard ve ark. 1993, Schultz ve ark. 1994). Dahası planum asimetrisinin oranının dislektik bireylerde okuduğunu anlama puanları ile ilişkili olduğu da gösterilmiştir. Kontrol grubundaki bireylerde gösterilemeyen bu bulgu yapısal anomalilerin işlevlerle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Dişlektik bireylerde planum dokusunun dağılımının pariyatal bölgeden temporal bölgeye yer değiştirdiği belirtilmektedir (Peterson 1995).
CT çalışmalarında ümit kırıcı sonuçlar bildirilmektedir. Deneklerin %20'sinin belirgin sulkusları olan serebral atrofi gösterdiği ve ancak %8'inin ise korpus kallosum agenezisi ve araknoid kist gibi özel nörogelişimsel anomalilerin olduğu bildirilmektedir (Hynd ve ark. 1990). Sol posterior temporal korteksin daha küçük olduğu ya da sağ midposteriyor aksiyal bölgenin daha geniş olduğunu bildiren çalışmalar yanında, yalnızca angular girus ile uyumlu orta posterior %20'lik alanda farklılık olduğunu bildiren çalışmalar da vardır (Duara ve ark. 1991). Korpus kallosum ölçümlerinde spleniyum bölgesinin önemli olduğu belirtilmektedir. Spleniyum dislektik kadınlarda dislektik erkeklere kıyasla ve genel olarak dislektiklerde kontrol grubuna kıyasla daha geniştir (Schultz ve ark. 1994, Duara ve ark. 1991). Disleksi tanısı alanlarda planar ve pariyatal operkulumda bilateral eksik ya da çift girusların olması gibi serebral anomalilere de rastlanmıştır. Bu anomaliler hücre göçünde bir bozukluk olabileceğini düşündürmektedir (Leonard ve ark. 1993). Rumsey ve arkadaşları (1996) MRI çalışması ile dislektik bireylerde korpus kallosum değişikliklerini kontrol grubu ile karşılaştırarak incelemişlerdir. Korpus kallosumun arka 1/3'inin dislektik kişilerde daha geniş olduğu, ön ve orta 1/3'lik kısımlarda ise kontrol grubuyla karşılaştırıldığında fark olmadığı belirlenmiştir. Schultz ve arkadaşları (1994) yaptıkları bir çalışmada değişik araştırma gruplarının sonuçlarının birbiriyle uyum içimde olmamasını yaş, cinsiyet, beyin büyüklüğü, dominant el tercihi, özellikle planum temporale yüzey alanı ile ilgili olmak üzere özel morfometrik beyin ölçümleri farklılıkları açısından incelemişlerdir. Tüm bu faktörler dikkatle incelenirse dislektik ve normal bireyler arasında istatistiksel olarak anlamlı nöroanatomik bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır (Schultz ve ark. 1994, Rumsey ve ark. 1996).
PET çalışmaları ile dinlenme durumunda dislektik ve normal bireyler arasında az bir farklılık görülmekte iken; aktivasyon ile kontrol grubunun angular girus yakınındaki sol temporopariyatal korteksi kan akımında artma oluşmakta, dislektik bireylerde bu aktivasyon olmayıp anteriyordeki temporal bölge aktive edilmektedir (Hagman ve ark. 1992, Rumsey ve ark. 1997, Wright ve ark. 1997). Dinlenme anında kontrol grubuna kıyasla dislektiklerde sağ silviyan bölgede kan akımında azalma, mediyal frontal bölgede artma gözlenmiştir (Rumsey ve ark. 1992). Sözel işitsel uyarılmaya ikincil olarak sol planum temporale bölgesinde serebral kan akımı ya da glikoz metabolizmasında solalateralizasyonda artma gösterilmiştir. Bu artışın el kullanım tercihi ile ilişkili olduğu ve sol elini kullananlarda daha az olduğu belirtilmiştir (Steinmetz ve ark. 1991). Dislekside aktivasyon yolundaki farklılıkların nedeni bilinmemekle birlikte anatomik anomaliler ya da genetik etkiler nedeni ile olabilecekleri düşünülmektedir (Rumsey ve ark. 1997).
Dislekside, talamusta lateral genikulat nükleusun magnoselüler tabakası ve sol mediyal genikulat nükleusdaki nöronların beklenenden küçük olduğu, özellikle sol hemisferin perisilviyan bölgesinde olmak üzere serebral kortekste gelişimsel anomaliler olduğu bildirilmiştir. Kortikal anomaliler olarak ise özellikle sol inferiyor frontal ve süperiyor temporal bölgelerin asimetrik gelişimsel anomalisi bildirilmiştir (Galaburda 1994). Ancak sol inferiyor temporopariyatal bölgede disfonksiyon olduğunu bildiren çalışmalar da bulunmaktadır (Poeppel ve Rowley 1996).
Çocuk ve ergenlerde sinir görüntüleme teknikleri diğer ruhsal bozukluklarda da çalışılmaktadır. Bu araştırmaların çoğunda kontrol grubunun olmadığı, küçük sayıdaki örnekleme ilişkin bulgular verilmektedir. Bu sonuçların genellenebilmesi ve klinik uygulamada yararlanılabilmesi için yeni işlevsel ve yapısal görüntüleme tekniklerinin kullanıldığı, daha geniş denek ve kontrol grupları ile yapılan araştırmalara gereksinim vardır.
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 5.pdf (105,7 KB (Kilobyte), 27x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 02.03.17, 20:18
Acemi
 
Üyelik tarihi: Mar 2017
İletiler: 1
boritta doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Çocuk ve Ergen Nöropsikiyatrik Bozukluklarında Sinir Sistemi Görüntülenmesi

Dikkat Ölçümü Testleri ve Konsantrasyon Güçlüğü Değerlendirmesi
Dikkat Ölçümü ve Konsantrasyon Güçlüğü için öğrencilerle uygulanan adımlar şunlardır:

1. Adım: Dikkat ve Konsantrasyon Ölçümü ;Dikkat Nöro Test

Dikkat Ölçümü Nöro Test, öğrencinin yaş grubuna göre şunları belirlemektedir:

Yaş grubuna göre öğrencinin kaç dikkat hatası olduğu
Yaş grubuna göre öğrencinin kaç dürtü hatası olduğu
Öğrencinin dikkat ve dürtü yönetimi konusunda yaş gurubuna göre toplam kaç hata puanı olduğu tespit edilir.
Sınavda bir paragrafı okurken, hızla yanıta atlama eğilimi kaç hata puanında olduğu belirlenir.
Bir matematik sorusunda 2 işlem yapması gerekirken, ilk işlemin sonucunu doğru diye işaretleme eğilimi var mı, varsa kaç birim hatasında? Bu ölçümlenerek, bir veri elde edilir.

2. Adım: Beyin Dalga Analizi ve Beyindeki Dikkat-Konsantrasyon Bölgelerinin Objektif Görüntülenmesi

adımda uygulnan Dikkat Nöro Test bilgilerine ek olarak Beyin Dalga Analizi ile öğrencide şu verilerin objektif ölçümlenmesi sağlanmaktadır:
Beyin Dalgaları Dikkat Merkezinin analizi ve ölçümü
Beyindeki şu bölgelerin nasıl işlediği objektif olarak belirlenir, görüntülenir:
Dikkati ilk odaklamayı yöneten bölgesinin çalışma verimi,
Dikkati sürdüren beyin bölgesinin fonksiyon düzeyi
Analiz yapmayı yöneten beyin bölgesinin öğrencinin yaş grubuna göre düzeyi
Derin konsantrasyonu yöneten beyin bölgesinin faaliyeti
Öğrencinin beyin analizi ile, yaş grubuna göre beynindeki bölgelerin nasıl çalıştığı objektif analiz edilmesi sağlanır.

3. Adım: Öğrencinin Biyo-Psiko-Sosyal Gelişim Değerlendirmesi

Bu adımda Dikkat Nöro Test ve Beyin Dalga Analizi'ne ek olarak öğrenciyle şu değerlendirmeler sağlanmaktadır:

Öğrencinin biyo-psiko-sosyal gelişim muayenesi,
Anne ve babayla öğrencinin ev ortamındaki dikkat ve dürtü kontrolünün bilimsel analizi
Öğretmen iletişimi ile, öğrencinin okul ve sınıf davranış profili incelenmesi
Öğrencinin kaygı düzeyi ölçümü ve analizi
Sınav Stresi düzeyi tespiti

Durum Değerlendirmesi ve Gelişim Planı Belirlenmesi

Bu analizler sonucunda durum değerlendirmesi ve analizi yapılmaktadır. Bu analizler sonucunda, öğrencinin durumu tespit edilerek, uygulanabilecek gelişim planları belirlenir. Her öğrencinin durumuna göre, seçilecek ve uygulanacak adımlar farklılık göstermektedir.

Dikkat eksikliği, sınav kaygısı, ders disiplini kazanımı konularında öğrenciyle birlikte uygulanan gelişim programları şunlardır:

Bireysel Terapi Çalışmaları,
Öğrenci Koçluğu Programı
Dikkat Geliştirici Neurofeedback Programı
Brain Aerobic Neurofeedback egzersizleri ile Dikkat Eksikliğinden İLAÇSIZ ve KALICI gelişme
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
bozukluklarında, çocuk, ergen, görüntülenmesi, nöropsikiyatrik, sinir, sistemi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:55 .