Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Tıp Fakültesi > Psikiyatri > İntihar Davranışında Ailenin Rolü ve Önemi

Psikiyatri hakkinda İntihar Davranışında Ailenin Rolü ve Önemi ile ilgili bilgiler


İntihar davranışı tehdit, düşünce, girişim ve ölümle sonuçlanan eylemler olarak geniş bir yelpaze içinde yer almaktadır . İntihar davranışının etyolojisinde aile yapısı, etkileşimi ve kişilerarası ilişkilerdeki sorunlar önemli bir yere

Psikiyatri Modern Psikiyatri, Ruh Sağlığı, Toplum Sağlığı, Ruh Hekimliği

Like Tree2Likes
  • 2 Post By loli

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29.04.08, 09:51
loli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Editör
 
Üyelik tarihi: Apr 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 8.212
Blog Başlıkları: 6
loli isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart İntihar Davranışında Ailenin Rolü ve Önemi

İntihar davranışı tehdit, düşünce, girişim ve ölümle sonuçlanan eylemler olarak geniş bir yelpaze içinde yer almaktadır . İntihar davranışının etyolojisinde aile yapısı, etkileşimi ve kişilerarası ilişkilerdeki sorunlar önemli bir yere sahiptir. İntihar
davranışı ister bir düşünce, ister girişim ya da tamamlanmış bir eylem olsun aileyi derinden etkiler.
İntihar davranışında ailenin rolünü araştıran pek çok çalışma vardır, ölümle sonuçlanan intihar girişimlerinin retrospektif olarak ele alınışı ve metodolojik sorunlar araştırıcıları hayatta kalan intihar olgularının temel alıdığı çalışmalara yöneltilmiştir. Bunun yanısıra intiharlara göre girişimlerin oran olarak daha yüksek olduğu düşünülecek olursa araştırıcıların ilgi odağının intihar girişimi olması doğaldır.
İntihar davranışının multifaktöriyel özelliği, çeşitli boyutlarda araştırmaya zemin hazırlamıştır.
Genetik, biyolojik, psikolojik ve toplumsal alanda yapılmış pek çok çalışma vardır. Genetik ve biyokimyasal çalışmaların son yıllarda giderek arttığı görülmektedir. Bunun yanısıra intihar davranışına ilişkin çalışmaların daha çok sosyodemografik özellikler, kişilik özellikleri ve tanı gruplarını temel aldığı dikkati çekmektedir (Aydın 1988, Brent 1988, Bolger 1989, Birtchnell 1981, Friedman 1984, Keitner 1987, Philip 1970, Roy, 1983, 1985, Vinoda 1966). Tek yumurta ikizleri ile çift yumurta ikizlerinin karşılaştırıldığı ve evlat edinilmiş çocuklarla yapılan çalışmalar genetik çalışmalara örnektir. Çift yumurta ikizlerine karşılık tek yumurta ikizlerinin her ikisinde de intihar davranışı yüksek oranlarda görülmektedir. Evlat edinilmiş çocukların biyolojik ana babalarında intihar davranışının görülmesi intiharla ilgili etyolojik çalışmalara katkıda bulunmuştur (Roy 1983, VVasserman 1989). İntihar davranışıyla ilişkili olduğu bilinen psikiyatrik bozukluklardan bağımsız olarak intihar davranışı yaşam stresi ile karşılaşıldığında muhtemel bir biyokimyasal predispozisyon yoluyla genetik bir geçiş ile açıklanmaktadır (Roy 1983).
Bazı yazar ve araştırıcılar da intihar olgusunda sosyal faktörlerin rolü ve önemine değinmektedir (Lester 1967, Toolan 1962, Wenz 1981). Konuya ilişkin ilk çalışmalardan biri Durkheim'a aittir.Durkheim'in hipotezine göre evli kişilerde çocukların varlığı intihar davranışında koruyucu bir etkiye sahiptir (akt. Wenz 1981). Literatürde ailedeki çocuk sayısının ve çocukların doğum sırasının risk faktörü olarak ele alındığı çalışmalara rastlanmaktadır (Lester 1967, Toolan 1962).
Araştırmacıların ilgisinin çocuk ve gençlerde görülen intihar girişimlerine yönelmesi ana babanın intihar girişiminde aile genişliğinin daha az araştırılmasına neden olmuştur. 60'lı yıllarda yapılan bir araştırmada intihar girişiminde bulunan kadınlarla kontrol grubu arasında çocuk sayısı açısından herhangi bir farklılık bulunamamıştır (Vinoda 1966). İntihar eden erkek deneklerle yapılan bir başka çalışmada benzer bir bulgu elde edilmiştir (Breed 1966). Bu çalışmalardan farklı olarak VVenz'in (1981) in çalışmasında intihar potansiyeli ile aile genişliği negatif bir ilişki göstermiştir. Birtchnell (1981) aile genişliği ile intihar riski arasında anlamlı bir ilişkinin rapor edilmediğinden söz etmektedir. Buna karşın Lester (1972) ana babanın intihar potansiyeline,
çocuk sayısının ve çocukların varlığının etkisini araştıran yeterli istatistiksel çalışmaların olmadığını bildirmektedir. Varolan çalışma verileri intihar potansiyeli açısından çocuk sayısının önemli bir faktör olduğu konusunda şüphe uyandırmıştır.
Perlin (1977) sosyal izolasyon, evlilik ilişkisi ve aile genişliği ile depresyon arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Ailede sosyal ilişkilerin azalmasının yanısıra çocuğun olmaması depresyonda birlikte rol oynamaktadır. Aile üyelerinin ilişkilerinde bir uzaklaşma, bağlarda bir gevşeme ve izolasyon arttıkça depresif duygular ve intihar potansiyeli de artmaktadır. Tek bir değişkenden ziyade birden fazla değişkenin etkileşimi intihar potaniyelinde rol oynamaktadır, özellikle varolan durum ailenin dengesinde bir bozulma meydana getiriyorsa risk artmaktadır.
Aile bütünlüğünün değişkenleri intihar potansiyelinin en etkili yordayıcısıdır. Rol kargaşası ile birlikte evlilik sorunları, aile bütünlüğünde bozulma ya da tehditleri özellikle kadınlarda intihar riskini arttırmaktadır. Erkeklere göre kadınların intihar girişimi riskinin yüsek olması kadının toplumdaki yeri ve konumu ile ilişkilidir. Kadınların erkeklere göre yaşamlarında daha doyumsuz olması, depresyona eğilimleri, rollerinin toplumda engelleyici ve sınırlayıcı tavırlarla belirlenmesinden gelmektedir. Küey (1990)'e göre kadının toplumdaki nesnel güçsüzlüğü ve çaresizliği ile depresyondaki öznel çaresizlik duygusu arasında bir koşutluk söz konusudur. Küey geleneksel kadınlık rolünün en iyi somutlandığı evlilik kurumunda özverili anne, bağımlı eş konumunun depresyona yatkınlaştırıcı etkisi üzeride durmaktadır.
Pommereau (1987) in intihar girişiminde bulunan kadınlarda yürüttüğü çalışmada, araştırma grubu içinde evli kadınların oranının yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırıcı evli kadınların intihar davranışının evlilik çatışmasına ve eşleri ile yakın ilişkide çıkan sorunlara bir tepki olduğu görüşündedir. İntihar davranışı gösteren kadınların karşı cinsle ilişkilerinde 3 tema saptanmıştır. Bunlar, karşı cinsin eşini dikkate almaması, ilgisiz tavrı, sadakatsizliği ve şiddet içeren davranışı ya da fiziksel saldırganlığıdır. Kadının kendine zarar verici davranışı, kadın rolüne hazırlayıcı uzun süreli bir sosyalizasyon sonucudur. Kadınlar kendilik değerinin kazanılması ve kendini güvende hissetmesi açısından iç kaynaklarını kullanabilmede güçlükler yaşamaktadır. Kadınlarda görülen intihar davranışının özerklik açısından ele alınması gereği yadsınamaz. Kişilerarası ilişkilerde bağımlı kişilik özelliği sergileyen kadın eşinden ayrıldığında ya da yaşadığı ayrılık tehdidi sonucunda intihar davranışını bir iletişim aracı olarak kullanmaktadır (VVaserman 1989). Ayrıca intihar girişiminde bulunan kadınların eşi ile ilişkisinin özünde, eşe duyulan öfkenin kendine çevrilmesi ve kendine yönelik saldırganlığın sevdiği kişi ya da eşi tarafından önlenmesi fantezileri yatmaktadır (Pommereau 1987). Bu bir anlamda yardım çağrısı niteliğindedir.
Birtchnell (1981 )'in intihar girişiminde bulunan kadınlarla yürüttüğü çalışmasında, kadın deneklerin bağımlı kişilik özellikleri, yoğun evlilik sorunları olduğu, çok kardeşli ailelerden geldikleri ve erken çocukluk döneminde anne kaybı yaşadıkları saptanmıştır. VVasserman (1989) in intihar girişiminde bulunan yetişkinlerle yaptığı çalışmasında, Birtchnell (1981) çalışmasında saptanan bulgulara benzer bulgular elde edilmiştir. Çalışma grubunun geçmiş öyküsünde çocukluk döneminde ölüm, boşanma ile yaşanan yoksunluk, aile üyelerinde intihar ya da intihar girişimi, alkol
bağımlılığı ve kaotik bir ev yaşantısına bağlı destek azlığı saptanmıştır. VVasserman (1989)'a göre yetişkinlik döneminde yakın ilişkide yaşanan kayıp tehditleri erken çocuklukta yaşanan yalnızlık duygularını alevlendirmek suretiyle kişiyi intihar davranışına yöneltebilir. Kişinin önem verdiği tek bir ilişki varsa, bu yakın ilişki içinde kendilik değeri yükseliyorsa ve destek sistemleri azsa, bu ilişkide çıkan sorunlar kişinin yaşama tek başına devam edemeyeceği algısını güçlendirmek suretiyle
intihar davranışına itebilir (VVasserman 1988).
Kişiler arası ilişkide, ilişkinin niteliği kişinin çevreden sağladığı destek, bu desteğin doyum sağlayıcı olup olmaması bunlara kişinin yüklediği anlam intihar riskinde önem taşımaktadır. İntihar davranışının açıklanmasında aile üyelerinin kaybı ya da tehdidinin rolü üzerinde araştırıcı ve yazarlar görüş birliği içindedir. Araştırma bulguları, intihar potansiyeli açısından erken yaşlarda yaşanan ana baba kaybının önemine işaret etmektedir (Adam 1981, 1982, Birtchnell 1981, Brent 1990. Brooksbank 1985, Ekşi 1990, Farberovv 1983, Lloyd 1980, Roy 1983, VVasserman 1988, 1989). Kayıplar ister ölümle, ister boşanma ve ayrılma ile olsun intihar davranışı gösteren kişilerin ailelerinde parçalanmış ailelerin oranı yüksektir. Adam (1981)'ın intihar girişiminde bulunan üniversite öğrencileri ile yürüttüğü
kapsamlı bir çalışmada kontrol grubuna göre girişimi olan gençlerin yaşamlarında parçalanmış ailelerin varlığı oran olarak yüksek bulunmuştur. Adam (1982)'ın çalışmasında kayıplar iki yaş ranjında daha çok görülmüştür.



Diğer konu başlıkları
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg intihar.jpg (65,9 KB (Kilobyte), 34x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü

Konu loli tarafından (29.04.08 saat 10:12 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ailenin, davranışında, önemi, rolü, ıntihar

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 07:06 .