Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Tıp Fakültesi > Psikiyatri > Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci

Psikiyatri hakkinda Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci ile ilgili bilgiler


Cinsel bir yakınmayla doktora başvuran kişilerde, doğru bir tanı ve buna bağlı olarak doğru bir tedaviye giden yolda en önemli basamak, ilk bir ya da iki görüşmede alınacak ayrıntılı ve

Psikiyatri Modern Psikiyatri, Ruh Sağlığı, Toplum Sağlığı, Ruh Hekimliği

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.08.08, 11:25
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci

Cinsel bir yakınmayla doktora başvuran kişilerde, doğru bir tanı ve buna bağlı olarak doğru bir tedaviye giden yolda en önemli basamak, ilk bir ya da iki görüşmede alınacak ayrıntılı ve sistematik bir anamnezdir. Anamnezin bu kadar önemli olduğu ve tek başına ayırıcı tanıya olanak sağladığı az sayıda hastalık grubu vardır. İleride de ayrıntılı olarak anlatılacağı gibi, cinsel işlev bozukluklarında iyi bir anamnez yalnızca ayırıcı tanıya olanak sağlamaz, uygun bir danışmanlık/bilgilendirme ile birçok sorunun çözümünü de sağlayabilir. Ancak, cinsel yakınmalarla başvuran ya da böyle bir yakınmayla başvurmasa bile cinsel işlevle ilgili ayrıntılı bilgi alınması gereken hastalarda iyi bir anamnez almanın, ayırıcı tanıya ve doğru tedaviye yönelmenin önünde bazı engeleller vardır. Bu engellerin iyi bilinmesi ve en başından önlemini alınması gerekir. Aksi takdirde, teknik olarak ne kadar kusursuz olunursa olunsun, sağlıklı bir bilgi alabilmek ve doğru bir sonuca varmak mümkün olmayabilir.

__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09.08.08, 11:27
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci

a) Ayrıntılı Bir Cinsel Öykü Almanın Önündeki Engeller:

1) Hekimin ya da sağlık profesyonelinin önyargıları;
Cinsellik ile ilgili toplumun genelinde varolan önyargılardan ne yazık ki hekimler ve sağlık personeli de etkilenebilmektedir. Ülkemizde, sistematik olarak ne tıp eğitiminde, ne uzmanlık eğitimlerinde, ne de hizmetiçi eğitim programlarında cinsellik kavramı, cinsellik ile ilgili etik değerler ya da benzeri kavramsal konulara yeterince yer verilmediğini hepimiz bilmekteyiz. Bu kuşkusuz bir rastlantı değil. Biraz daha derine inildiğinde, aslında bu
alandan kendini asla soyutlayamayacak olan psikiyatri ve üroloji gibi bazı uzmanlık alanlarının dışında, cinsellik ve onun etrafındaki bütün sorun ya da hastalıkların, tıbbın hemen bütün uzmanlık alanları tarafından görmezlikten gelindiğini hemen farkedebiliriz. Tüm bunların doğal sonucu, toplumun sıradan bir bireyine oranla daha nesnel, daha donanımlı ve daha çağdaş olması beklenen hekimlerin ve sağlık personelinin, bu farkı yaratacak olan eğitim ve öğretim olanaklarından yoksun kalmalarıdır. Böylece, hekimlerin cinselliğe bakış açılan da, toplumun genel değer yargılarının etkisi altında kalmakta ve cinsellik, hekimler için de bir ***8220;tabu***8221; olmaktan öteye geçememektedir.
Eşcinsellik kaygılarıyla hekime başvuran ve gerek toplumun gerekse yakın çevresinin baskılarından bunalmış olan bir kişinin, karşısında toplumla benzer önyargıları bulunan bir hekim bulmasının yaratacağı hayal kırıklığı bir yana, bunu anladığı andan itibaren bu kişinin hekimi güvenilir bulması ve kaygılarını bütün açıklığıyla dile getirebilmesi beklenebilir mi? Madalyonun öbür yüzüne bakıldığında, bu koşullarda aynı hekimin yargıllayıcı tutumları bir yana bırakarak ***8216;nesnel***8217; kalabilmesi, sağlıklı bir anamnez alabilmesi ne ölçüde mümkündür? Aynı hekim, pedofilik ya da fetişist eğilimleri nedeniyle yardım arayışı içinde olan kişiye toplumsal önyargılardan sıyrılarak ne ölçüde yardımcı olabilir? Bu sorular çoğaltılabilir. Ancak yanıtları bellidir. Bu nedenle hekimlerin bu tür olgularla karşılaştıklarında olabildiğince nesnel olmaları ve soruna duyarlı bir tavrı sürekli olarak muhafaza etmek için çaba göstermeleri gerekmektedir. Öte yandan bu alanda uğraşan bütün sağlık personelinin cinsellik konusundaki toplumsal önyargılardan hızla sıyrılabilmeleri için her türlü eğitim fırsatı yaratılmalıdır.

2) Hekimin ya da sağlık profesyonelinin bilgilenim eksikliği;
Yukarıda belirtilen nedenlerle, ülkemizde cinsel sorunların değerlendirilmesi, ayırıcı tanı prosedürleri ve tedavileri konusunda hekimlerin bilgi birikimi istenilen düzeyde değildir. Hekimlerin de cinsel sorunları gerek kendi aralarında, gerekse hastalarıyla konuşma alışkanlıkları yoktur. Yapılan hasta görüşmelerinde, cinsel işlevlerin sorgulanması alışkanlığı bulunmamaktadır. Kullanılmakta olan ilaçların tüm yan etkileri bilinir ve gerektiğinde sorulur ancak bu ilaçların cinsel işlevler üzerindeki etkileri bilinmez, bilinse de hemen hiç sorulmaz. Öte yandan son yıllarda yapılan çok sayıda araştırma, tıpta yaygın olarak kullanılan birçok ilacın, yüksek oranlarda cinsel işlev bozukluklarına yolaçtığını ortaya koymuştur.'1"6' Ancak yine aynı çalışmalar, bu hastaların büyük çoğunluğunun, hekimleri bizzat sormadıkça bu yan etkileri kendiliklerinden anlatamadıklarını da göstermektedir.(3) Bu nedenle, kullanılan bir antihipertansif ya da antidepresif ilaca bağlı olarak gelişen ve yalnızca dikkatli bir anamnez ve ilacının değiştirilmesi ile tek görüşmede kolayca çözülebilecek çok sayıda cinsel istek azlığı ya da erektil disfonksiyon olgusuna gereksiz yere birçok tetkik yapıldığı, konsültasyon istendiği, hatta primer bir cinsel işlev bozukluğuymuş gibi tedavi edilmeye çalışıldığı görülmektedir.
Herhangi bir cinsel yakınmayla başvurulduğunda bir hekimin cinsel işlevleri değerlendirebilmesi ve ayırıcı tanı yapabilmesi gerekmektedir. Bu alanda uğraşan profesyonellerin çok iyi bildiği gibi, bunu yapabilen tüm hekimlerin, basit bir danışma ya da bilgilendirme süreci ile çok sayıda olgunun sorununu çözebilmesi mümkündür.

3) Hekimin ya da sağlık profesyonelinin yanlış beklenti ve inançları;
Cinsel işlev bozukluklarının oluşmasında en önemli etkenlerden biri yanlış beklenti ve inançlardır. ***8220;Bir erkeğin cinsel ilişkiyi her zaman isteyeceği ve buna her zaman hazır olduğu***8221; yanlış inancını taşıyan bir gencin, yorgun, aşırı stresli ya da yoğun alkol aldığı bir gecenin sonunda ereksiyon sorunu yaşadığında paniğe kapılarak hekimle konuşması sık rastlanan bir olgudur. Ya da aynı şekilde ***8220;iki tarafın birlikte orgazm olması gerektiği***8221; yanlış inancı nedeniyle kendisinde orgazm sorunu olduğunu düşünen kişi sayısı hiç de az değildir. Benzeri bütün olgularda, uygun bir bilgilendirme ile yanlış inancı ve beklentiyi değiştirmek yeterli olacaktır. Ancak sık olarak gördüğümüz gibi, aynı yanlış inanca hekim de sahipse ne olacaktır? Böyle durumlarda, hekimin de başvuran kişinin kaygılarına katıldığı, sorunu bir cinsel işlev bozukluğu gibi değerlendirdiği ve sonuç olarak birçok gereksiz tetkik ya da tedavi çabalarına yöneldiği görülmektedir.

4) Başvuran kişi ya da çiftin bağlı olduğu kültür, din, etnik köken ya da alt kültürüne bağlı olarak geliştirdiği tutum ve inançlar;
Ülkemizde, gerek geleneklerden, gerekse kültürel etkenlerden kaynaklanan çeşitli tutum, inanç ve alışkanlıklar, zaman zaman hekimlerin mesleki uygulamalarının önünde bir engel oluşturabilmektedir. Cinsel işlev bozuklukları ise geleneklerden ve kültürel etkenlerden en çok etkilenen konuların başında gelmektedir. İlk gece kanlı çarşafın gösterilmesi zorunluluğundan, mastürbasyonun günah sayılmasına, karşı cinsten bir hekime cinsel sorunları anlatmanın güçlüğünden, cinsel yaşamın tabu sayılmasına kadar geniş bir spektrumda ele alınabilecek çok sayıda etmen, bu alanda hekim-hasta ilişkisini olumsuz yöne etkileyebilmektedir.

5) Terminoloji ile ilgili sorunlar;
Sık olarak karşılaşılan bir sorun da, başvuran kişilerin cinsel sorunlarını tanımlarken içine düştükleri güçlüklerdir. Cinsel yakınmaları, organları ya da işlevleri tanımlarken kişiler, açık ve net ifadeler yerine ***8220;olmadı,***8221; ***8220;ba-şaramıyorum,***8221; eşime sorun***8221; gibi soyut ve kaçamak ifadeler kullanırlar. Birçok zaman doğrudan sorulan sorulara yanıt vermezler, sağlıklı bilgi alabilmek için dolaylı sorularla hedefe gitmek gerekebilir. Ancak, görüşmeyi yürüten hekimin, başlangıçtan itibaren başvuran kişiyle ortak bir dil geliştirmesi, görüşme içe riğini soyut ifadelerden çıkararak olabildiğince net isimlendirme ve tanımlamalarla görüşmeyi yürütmesi gerekmektedir. Çünkü genel ve soyut ifadelerle yapılan bir görüşmede cinsel işlevin istek, uyarılma ve orgazm aşamalarından hangisini öncelikli olarak etkilendiğinin anlaşılabilmesi çok zordur. Hatta böyle bir görüşme sonunda, asıl sorunun eşlerden hangisinde olduğunu bile ortaya koyabilmek mümkün olamayabilir.

__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09.08.08, 11:34
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci

b) Cinsel Öykü ile Ayırıcı Tanı Süreci Arasındaki İlişki
Cinsel bir sorunu değerlendirme belirli aşamaları içermektedir. Her hekim aşağıda sırasıyla belirtilen bu aşamalardan oluşan bir şablonu cinsel sorunlarla başvuran bütün olgularda uygulayabilir ve başvuran kişiye en
azından uygun bir yönlendirmede bulunabilir. Bu aşamalar şunlardır (Tablo 1):

1) Başvuran kişinin gerçekten bir cinsel işlev bozukluğu var mıdır?
Her cinsel yakınmayla başvuran kişide sorun cinsel işlev bozukluğu düzeyinde olmayabilir. Hatta kendisinde cinsel bir sorun olduğunu düşünerek başvuran her kişide mutlaka cinsel bir sorun vardır diye düşünmek yanlış olacaktır. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Cinsel İşlev Bozuklukları Polikliniğine, çeşişti cinsel sorun ve kaygılarla başvuran her beş kişiden birinde, yapılan muayene ve değerlendirmeler sonunda herhangi bir cinsel işlev bozukluğu bulunmadığı saptanmıştır'7'. Bu başvurular genellikle cinsellikle ilgili yanlış inançlardan, gerçekçi olmayan beklentilerden, cinsel eğitimsizlikten ya da deneyimsizlikten kaynaklanmaktadır.
Bu tür olgularda, bir ya da birkaç görüşmeyle verilebilecek cinsel eğitim ya da gerçekçi bir beklenti düzeyinin sağlanması ile sorun kısa sürede ve etkin biçimde çözülebilir. Tablo 2***8217;de başvuru nedeni olarak sık rastlanan ancak cinsel işlev bozukluğu olmayan durumlara ilişkin örnekler verilmiştir.
Toplumumuzda sık rastlanan bir başka durum ise eş reddidir. Görücü usülüyle ve istenmeden yapılan evlilikler ya da ciddi evlilik içi çatışmalar sonucu eşe karşı oluşan olumsuz duygu ve düşünceler, doğal olarak eş reddini gündeme getirmektedir. Cinsel istek

sizlikten yakınan kişilerde bu durum mutlaka sorgulanmalıdır. Çünkü, ayrıntılı bir öykü alındığında, kişinin cinsel dürtü, cinsel fanteziler ve mastürbasyon gibi cinsel yaşamın diğer alanlarına ait göstergelerinde bir sorun ya da yetersizlik taşımadığı, isteksizlik ve uzaklaşmanın esas olarak eşe yönelik olduğu ortaya çıkacaktır. Bu durumda, ortada bir sorun olduğu doğrudur ancak bu bir cinsel işlev bozukluğu ya da herhangi bir hastalık değildir. Dolayısıyla tedavi edilebilecek bir durum da değildir.
Yine benzer bir durum eşcinsellik için de geçerlidir. Birçok eşcinsel, toplumsal baskı ve önyargıların etkisiyel bu durumu kabulle-nememekte ve kendini karşı cinse karşı ilgi duymaya ya da cinsel ilişki kurmaya zorlamaktadır. Doğal bir sonuç olarak, bu kişiler karşı cinse karşı cinsel isteksizlik ya da erek-siyon sağlayamama gibi yakınmalarla hekime başvurabilmekte ve karşı cinse ilgi duymalarını sağlayacak bir tedavi arayışına girebilmektedirler. Ayrıntılı bir öykü alınmadığında kişinin eşcinsel eğilimleri gözden kaçabilir. Böylece hekim, aslında kendi cinsine karşı hiçbir cinsel isteksizliği ya da ereksiyon sorunu diğer bir deyişle cinsel işlev bozukluğu olmayan bu kişide, yanlışlıkla bir cinsel istek bozukluğu ya da erektil disfonksiyon varmış gibi algılayabilir. Bu kişilerin karşı cinse ilgi duymalarını sağlayacak bir tedavi yöntemi yoktur ve böyle bir çaba etik de değildir.
Yaş ilerledikçe fizyolojik olarak kişinin cinsel istek ve uyarılma kapasitesinde bir azalma görülür. Buna bağlı olarak erkek, cinsel yaşamında, öncesine göre belirgin değişiklikler hisseder. Cinsel ilişki sıklığı azalmıştır. Eskiden olduğu kadar kolay ereksiyon sağlayamamaktadır. Ereksiyonu sağlayabilmek için çok daha uzun bir önsevişmeye, penisin doğrudan uyarısına gereksinim duymaktadır. Bütün bu değişiklikleri yaşlanmanın doğal bir sonucu olduğunu bilinmeyen bir çok kişi panik içerisinde hekime başvurabilmektedir. Kuşkusuz böyle bir durumda da alt-
ta yatan ciddi bir hastalık olasılığı dışlanmak zorundadır. Ancak hiçbir patoloji olmasa da, sadece yaşlanmaya bağlı ve tamamen fizyolojik olarak da bu değişimlerin olabileceği ve bunun bir cinsel işlev bozukluğu anlamına gelmeyeceği konusunda kişinin bilgilendirilmesi birçok zaman yeterli olacaktır.

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg tablo 1.JPG (57,1 KB (Kilobyte), 101x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg tablo 2.JPG (118,8 KB (Kilobyte), 108x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09.08.08, 11:39
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci

2) Cinsel işlev Bozukluğu Varsa, Tanı Nedir?
Yapılan görüşmede ortada bir cinsel işlev bozukluğu olduğu kanaatine varılmasından sonraki adım, tanının ne olduğu sorusunun yanıtlanmasıdır. Bu ise ancak, cinsel işlevin öncelikli olarak hangi aşamasının etkilendiğinin saptanmasıyla yapılabilir. Ancak bu o kadar da kolaylıkla yapılabilen bir ayrım değildir.
Çünkü Şekil 1***8217;de de şematize edildiği gibi, her ne kadar cinsel yanıt aşamaları (istek, uyarılma, orgazm) birbirinden ayrı süreçler olsa da bu süreçlerin birbirinden tamamen bağımsız işlediği söylenemez. Bu alanda uğraşan profesyonellerin çok iyi bildikleri gibi, cinsel yanıt aşamalarından birinde oluşan aksama diğer aşamaları da olumsuz yönde etkiyebilmekte ve adeta zincirleme bir reaksiyon oluşturabilmektedir. Primer olarak etkilenen aşama tedavi edilmeden diğer aşamalara yönelik tedavi çabaları hiçbir sonuç vermeyecektir. Öte yandan, primer olarak etkilenmiş cinsel yanıt aşamasının tedavi edilmesi, bundan olumsuz etkilenmiş bulunan diğer yanıt aşamalarının da çoğu kez kendiliğinden düzelmesi sonucunu getirebilmektedir.
Cinsel yanıt aşamalarının birbirlerini etkilemelerine ya da sıklıkla karıştırılmalarına ilişkin somut örnekler verilebilir. Ancak bu konulara ilk monografta ayrıntılarıyla yer verildiğinden burada yeniden vurgulanmayacak-tır. Sonuç olarak, bu aşamada yapılması gereken, saptanmış olan cinsel işlev bozukluğunun, hangi aşamaların primer hangilerinin ise sekonder olarak etkilenmesi ile oluştuğu ve kesin tanı ya da tanıların ne olduğu sorularının yanıtlanmasıdır.


Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg şekil 1.JPG (22,1 KB (Kilobyte), 99x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09.08.08, 11:47
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci

3) Saptanan bu cinsel işlev bozukluğuna yol açabilecek herhangi bir ilaç ya da alkol ve uyuşturucu madde kullanımı var mıdır?
Cinsel işlev bozukluklarının değerlendirilmesinde asla ihmal edilmemesi gereken bir adım da budur. Çünkü bu aşamada, bir kli-nisyen tek bir soruya alacağı yanıtla saptamış olduğu cinsel işlev bozukluğunun etyolo-jisini saptayabilir ve kolaylıkla sorunun çözümüne yönelebilir.
ilaçlar ya da alkol ve uyuşturucu madde kullanımı cinsel işlevin bütün aşamalarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yapılan çalışmalar, hastaların, bir ilaca bağlı olarak gelişen cinsel yan etkileri ***8220;kendiliğinden***8221; hekimlerine söylemekte zorlandıklarını ortaya koymaktadır.(7) Bu nedenle, hekimlerin, koyulan tanıdan hemen hemen bağımsız olarak, mutlaka kişinin kullanmakta olduğu ilaçları bu ilaçların dozlarını, kullanma sürelerini, ilaç kullanımı ile cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkışı arasındaki olası ilişkiyi vb. sormaları gerekir. Ayrıca alkol ya da uyuşturucu madde kullanımı varsa, ne tür bir uyuşturucu madde kullanıldığı, kullanılan günlük miktar, ne kadar zamandan beri kullanıldığı, kullanılan günlük miktar, ne kadar zamandan beri kullanıldığı vb. sorulmalıdır.
Bu alanda yapılan çalışmalar henüz daha emekleme çağında olsa da, bugünkü bilgilerimizin ışığında, tıpta yaygın olarak kullanılan diüretikler, antihipertansifler ve antidep-resanlar gibi çok sayıda ilacın yüksek oranda cinsel işlev bozukluklarına yol açtığını artık çok daha iyi biliyoruz. Cinsel işlevlerin herhangi bir aşamasını olumsuz yönde etkileyen ilaçların listesi Tablo 3, Tablo 4 ve Tablo 6***8217;da verilmiştir.
Diüretikler: Tiyazid grubu diüretikler başta olmak üzere bütün diüretiklerin en az propranolol, metildopa ve rezerpin kadar yüksek oranlarda cinsel işlev bozuklluklarına yo-laçtıkları bilinmektedir.'89' Bu grup içerisinde en yüksek oranda cinsel yan etkilere neden olan diüretiğin klortalidon olduğu belirtilmek-tedir.(10) Spironaloktan ise antiandrojenik etkisi nedeniyle bu açıdan dikkat edilmesi gereken bir başka diüretiktir. İndapamid ve furo-semidin cinsel yan etkiler açısından görece
güvenilir düeritikler oldukları belirtilmektedir.(10)
Antihipertansifler: Yapılan çok sayıda çalışmada rezerpin, guanetidin ve metildopa gibi antihipertansiflerin yüksek oranlarda cinsel işlev bozukluklarına yol açtıkları zaten bilinmektedir.(1117) Yine beta-blokerler (propranolol, atenolol, timolol vb.), alfa-1-blokerler (prazosin, labetalol, indoramin vb.) ve alfa-2 agonistleri de (klonidin) cinsel yan etkiler oluşturmaktadırlar.'1824' Bu yan etkiler diüre-tiklerle birlikte kullanıldıklarında doğal olarak daha da artmaktadır. Timolol gibi, topikal of-talmik solüsyon olarak glukom tedavisinde kullanılan ilaçların da oral yolla kullanılanlar kadar cinsel yan etkilere yol açtığı bildirilmiş-tir.(25) Daha yeni kuşak olan, ace-inhibitörleri (kaptopril, enalapril, lisinopril vb) ve kalsiyum kanal blokerleri (diltiazem, nifedipin, verapamil vb.) cinsel yan etkiler açısından daha güvenilir bulunmaktadırlar. Ancak bu ilaçların da cinsel yan etkileri saptanmıştır ve bu açıdan dikkat edilmesi zorunludur.126'
Psikotrop ilaçlar: Bu ilaçlar esas olarak dört ana grupta ele alınabilirler: Antipsikotik-ler, Mizaç Düzenleyicileri, Antidepresanlar ve Anksiyolitik/Sedatif-Hipnotikler. Son iki grup burada değil, bir sonraki bölümde ele alınacaktır.


Klasik antipsikotiklerin tümü yüksek oranlarda cinsel işlev bozukluklarına yol açmaktadırlar.(27) Bu antipsikotikler ve mizaç düzenleyicileri Tablo 4***8217;de ayrıntılı olarak verilmiştir. Genel bir bilgi olarak, düşük potensli antipsikotiklerin (tiyoridazin, klorpromazin vb.) yüksek potensli antipsikotiklere oranla daha fazla cinsel yan etkiye yol açtıkları belirtilmelidir. Yan etkiler açısından daha güvenilir olan klozapin ve risperidon gibi daha yeni antipsikotiklerin de cinsel yaşam üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu bildirilmektedir.'28 30) Ülkemizde yeni kullanıma giren olanza-pin***8217;in görece az cinsel yan etki yaptığını belirten yayınlar olmakla birlikte bu konuda henüz yeterli klinik deneyim oluşmamıştır. Ancak olan zapin***8217;in diğer antipsikotiklere oranla böyle bir üstünlüğü sözkonusuysa, bu tür yan etkiler nedeniyle ilaç kullanmak istemeyen ya da sürekli bir arayış içerisinde olan kronik psikotik hastalar için iyi bir alternatif olabilir.
Mizaç düzenleyici olarak kullanılan lityum, karbamazepin ve valproik asit***8217;e bakıldığında, her üçünün de cinsel işlevler üzerinde olumsuz yan etkileri olduğu bilinmektedir.(3135)
Ancak, valproik asit***8217;in bu açıdan daha güvenilir olduğunu belirten yayınlar vardır.(3435)
Ülser Tedavisinde Kullanılan İlaçlar (H-2Antagonistleri): Burada özellikle cimeti-din***8217;e değinmek gerekecektir. Testesteron ak-tivitesinin azalmasına, prolaktin, östrojen ve serotonin düzeylerinde ise artışa neden olması yüzünden yüksek oranlarda cinsel işlev bozukluğuna yol açmaktadır.'3637' Ranitidin, nizatidin ve famotidin cinsel yan etkiler açısından görece daha güvenilir bulunmakla birlikte, bu konuda henüz yeterli çalışma yoktur.
Diğer ilaçlar: Antihistaminikler ve ko-njessanlar (klorfeniramin, difenhidramin hid-roklodir, pseudoephedrin vb.); astım tedavisinde kullanılan ilaçlar (albuterol, terbuta-lin, epinefrin gibi beta - 2 agonistleri ve sem-patomimetikler, teofilin gibi ksantinler, korti-kosteroidler ve antikolinerjikler); antikonvül-zanlar (fenitoin, karbamazepin, valproik asit, primidon, fenobarbital vb.); kardiyolojide kullanılan ilaçlar (digital glikozidleri, antiarit-mik ilaçlar, pentoksifilin ve hipolipidemikler); ve kanser tedavisinde kullanılan mikler); ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar da dahil olmak üzere yaygın olarak kullanılan çok sayıda ilaç grubunun, cinsel işlevler üzerinde olumsuz etkileri bulunduğu belirtilmek-tedir.(38) (Tablo 3). Ancak yukarıda belirtilen ve ***8220;diğer ilaçlar***8221; bölümünde sözü edilen bu ilaçların ne ölçüde cinsel yan etkilere yol açıtkları, birbirlerine olan üstünlükleri vb. konusunda henüz yeterli bilgi birikimi bulunmamaktadır.

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg tablo 3.JPG (82,8 KB (Kilobyte), 97x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg tablo 4.JPG (38,0 KB (Kilobyte), 95x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09.08.08, 11:53
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci

4) Saptanan bu cinsel işlev bozukluğuna yol açabilecek, altta yatan herhangi bir sistemik hastalık var mıdır?
Saptanan cinsel işlev bozukluğuna neden olabilecek alkol, uyuşturucu madde ya da herhangi bir ilaç kullanımı yoksa, bir sonraki adım altta yatan olası bir sistemik hastalığın dışlanmasıdır. Bu, sık olarak ihmal edilen ve olası sonuçları bazen ölümcül olabilen bir durumdur. Özellikle yaşı ileri olan, cinsel istekte azalma ya da erektil disfonksiyon yakınması ön planda olan, cinsel işlev bozukluğuna eşlik eden diğer sistemlere ait semptomların da olduğu olgularda mutlaka ilgili uzmanlık alanlarıyla konsültasyona gidilmeli, ileri tetkik ve incelemeler mutlaka yapılmalıdır.
Burada altı önemle çizilmesi gereken bir nokta da, bu bölümde kastedilen ileri tetkik ve incelemelerin, cinsel işlev bozukluklarında organik patolojinin saptanmasına yönelik sık olarak yapılan üroloji ve kadın-doğum hastalıkları konsültasyonlarının ötesinde, gereğinde İç hastalıkları, kardiyoloji, endokrinoloji, nöroloji ve psikiyatri konsültasyonlarını kapsamaktadır. Tablo 5de de görüldüğü gibi çok sayıda sistemik hastalık cinsel işlevler üzerinde olumsuz yönde etki yapın aktadır.'39"41' Cinsel işlev bozukluklarını diğer birçok hastalık grubundan ayıran en önemli unsur, bu alanın yukarıda anlatılmaya çalışılan multidisipliner boyutudur. Bu alanda efektif bir tanı ve tedavi prosedürünü gerçekleştirmenin önkoşulu disiplinler arası işbirliğidir.


5) Saptanan bu cinsel işlev bozukluğu ile bağlanıtılı herhangi bir psikiyatrik hastalık ya da tedavi var mıdır?
Sistemik ve bedensel hastalıkların dışında asla ihmal edilmemesi gereken bir başka boyut, saptanan cinsel işlev bozukluğuna neden olabilecek ya da eşlik edebilecek psikiyatrik hastalıklardır. Psikiyatrik bozukluklar ya da daha genel bir deyimle psikiyatri, cinsel
işlev bozuklukları olgularının çok büyük bir çoğunluğuyla içiçe geçmiş durumdadır. Bu esas olarak dört temel unsurdan kaynaklanmaktadır:

a) Saptanan cinsel işlev bozukluğu ağırlıklı olarak psikolojik kökenli bir etyo-lojiye sahip olabilir. Cinsel işlev bozukluklarının bir bölümü %90***8217;ın üzerinde bir oranla psikolojik kökenlidir. Kadınlardaki vajinismus ve erkeklerdeki primer prematür ejakülasyon olguları bu grupta ele alınabilir. Bu olguların değerlendirilmesi ve tedavileri ağırlıklı olarak psikoterapötik bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır. Bu olgularda, özellikle kognitif-davranışçı terapinin çok başarılı sonuçlar verdiği bilin-mektedir.(42) Ülkemizdeki bu konudaki asıl sorun cinsel işlev bozukluklarındaki temel tera-pötik yaklaşımların ve uygulanan kognitif-davranışçı terapi tekniklerini yaygın olarak
bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Bir başka sorun ise bu tür olguların doğru yönlediril-memesi ve sonuçsuz tedavi yöntemleriyle ciddi kaynak ve zaman kayıplarına uğramalarıdır.
Bu bölümde ele alınabilecek bir başka sorun ise cinsel istek bozuklukları ile aversi-yon (cinsel tiksinti bozukluğu) olgularıdır. Cinsel eğitimin çok kısıtlı olduğu, cinselliğin toplumsal ve geleneksel olarak yasaklandığı, bastırıldığı, bu konudaki yanlış inanç ve beklentilerin, tabuların hala egemen olduğu bizim gibi toplumlarda cinsellikle ilgili suçluluk duyguları, cinsel kökenli obsesyonlar, fobik reaksiyonlar, kaçınmalar ve inhibisyonların da yaygın olması beklenen bir sonuçtur. Cinsel istek, yalnızca nörolojik ve hormonal süreçlerle değil aynı zamanda yukarıda belirtilen psikolojik ve sosyal süreçler tarafından da belirlenmektedir. Ayrıca toplumumuzda sık olarak rastlanan görücü usülüyle ya da istek dışı yapılan evliliklerin, eş reddinin ve evlilik içi çatışmaların da cinsel isteği etkileyen unsurlar olarak belirgin önemi vardır. Her ne kadar, yine aynı inanç ve koşullanmalar nedeniyle bu olguların önemli bir bölümü hekimlere başvurmasa da, toplumumuzda son yıllarda doğrudan ya da dolaylı yollardan tedavi arayışlarının arttığı gözlenmektedir. Yine bu olgularda da psikiyatrik değerlendirme, danışmanlık ve psikoterapinin büyük önemi bulunmaktadır.

b) Cinsel yakınma ve başvurunun altında ciddi bir psikiyatrik hastalık bulunabilir? Başta depresyon olmak üzere anksiye-te ve uyum bozuklukları ile psikotik bozukluklar gibi daha ağır psikopatolojilerin var olduğu kişilerin önemli bir bölümünde cinsel işlev bozukluklarına rastlanmaktadır. Bu olgularda, cinsel İşlev bozuklukları tek başına bir sendrom olmaktan çok psikiyatrik hastalıkların semptomi niteliğindedir. Diğer bir deyişle bu olgularda, cinsel işlev bozukluklarının ayrı bir fenomen olarak alıp başından sonuçsuz kalmaya mahkum bir tedaviye yönelmek yerine, altta yatan psikiyatrik hastalığın tedavisi yeterli olacaktır. Örneğin depresyona bağlı bir cinsel istek azlığı ya da ank-siyete bozukluğuna eşlik eden bir erekti! disfonksiyon, uygun bir antidepresif ya da anksiyolitik tedavi ile bir çok kez kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Ya da çeşitli düşünce bozuklukları ya da hezeyanları doğrultusunda kendisinde cinsel bir rahatsızlık olduğu inancıyla hekime başvuran olguda uygun bir antipsikotik tedavinin yeni tartışılamaz. Bu nedenle cinsel yakınmalarla başvuran kişilerde eşlik eden psikiyatrik sempto-matoloji mutlaka araştırmalı ve gerektiğinde psikiyatrik konsültasyon istenmelidir.

c) Cinsel işlev bozukluğu olgularında zamanla sekonder olarak depresyon, ank-siyete ve uyum bozuklukları gelişmektedir? Gerçektende cinsel işlev bozuklukları ile psikiyatrik bozuklluklar arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Yukarıda belirtildiği gibi cinsel işlev bozuklukları altta yatan depresyon gibi bir psikiyatrik tablonun semptomu olabileceği gibi, primer olarak ortaya çıkan bir cinsel işlev bozukluğu, kişide, zamanla sekonder olarak depresyona, ank-siyete bozukluğuna ya da çeşitli uyum bozukluklarına ya da kişilerarası ve aile içi ilişkilerinin bozulmasına yol açabilmektedir. Yapılan çalışmalar cinsel işlev bozuklu-
ğu saptanan olguların yaklaşık üçte birinde psikiyatrik bir hastalığın tabloya eşlik ettiğini ortaya koymaktadır.(4347)
Kapsamlı ve ayrıntılara inen bir cinsel öykünün önemi burada bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Çünkü, cinsel işlev bozukluğuna eşlik eden psikiyatrik bir bozukluk saptandığında, psikiyatrik tablonun primer ve cinsel işlev bozukluğunun ise bu tablonun bir semptomu mu olduğu, yoksa cinsel işlev bozukluğunun primer, eşlik eden psikiyatrik tablonun reaksiyoner olarak mı ortaya çıktığını anlamanın en etkin yolu dikkatli bir cinsel öyküden ve psikayitrik değerlendirmeden geçmektedir. Birincisinde, doğrudan psikiyatrik hastalığın tedavisine yönelinecek, ikincisinde ise öncelikli olarak cinsel işlev bozukluğunun tedavisi ele alınacaktır.

Sonuç olarak, cinsel işlev bozukluklarının tedavi sürecinde antidepresif ve anksiyolitik tedavinin büyük önemi vardır. Ancak antidepresif ve anksiyolitik tedavinin cinsel işlev bozukluklarında kendine özgü kuralları vardır ve her hekim bunları dikkate almak durumundadır.

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg tablo 5.JPG (76,0 KB (Kilobyte), 95x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 09.08.08, 11:59
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci

d) Cinsel işlev bozukluğu olan olgularda, antidepresif ve anksiyolitik tedavide dikkat edilmesi gereken noktalar.
Daha önce de belirtilği gibi, psikiyatrik te-davilerede kullanılan ilaçların önemli bir bölümü yan etki olarak cinsel işlev bozukluklarına yol açmaktadır. Tablo 6***8217;da cinsel işlev bozukluklarına yol açtığı belirtilen antidepresan-ların bir listesi verilmiştir. Daha eski kuşak olan trisiklik antidepresanların yüksek oranlarda cinsel işlev bozukluklarına yol açtıkları bilinmektedir. Ancak genel olarak yan etkiler açısıdan daha güvenilir ve hastalar açısından daha tolerabl olan ve bu nedenle yaygın olarak kullanılan SSRI grubu antidepresifle-rin de yüksek oranlarda cinsel işlev bozukluklarına yol açtıkları son yıllarda yapılan ve önceliklere oranla metadolojik açıdan çok daha güvenilir olan çalışmalarda ortaya konmuş-tur.(36) Cinsel yan etkileri bulunmayan ya da görece az yan etkisi bulunan antidepresifler Tablo 7***8217;de gösterilmiştir.


Antidepresif tedavi uzun süreli bir tedavidir. Tedavi süresi aylar hatta yılları bulabilir. Bu nedenle cinsel yan etkiler önem kazanmaktadır. Son yıllarda başta SSRI***8217;lar olmak üzere antidepresiflerin yaygın olarak kullanıldıkları düşünüldüğünde bu durum daha da önem kazanmaktadır. Hekimlerin genellikle aşağıdaki ilkelere dikkat etmeleri önerilmektedir.
***8226; Cinsel yan etkileri hastaların kendiliğinden hekimlerine söyleyemedikleri, bu nedenle hekimlerin cinsel yan etkileri mutlaka sormaları gerektiği belirtilmektedir. Ya-
pılan bir çalışmada, SSRI grubu antidepresif kullanmakta olan hastaların kendiliğinden cinsel yan etkileri söyleme oranı %14 iken, bu oran, hekimler bizzat cinsel yan etkileri sorduklarında %58***8217;e çıkmıştır.'3'
***8226; Antidepresif ilaçların cinsel işlev bozukluğu yan etkileri, depresyon ya da anksiyete bozukluğunun diğer birçok yan etkisiyle ba-şetmek zorunda olan hastalar için başlangıçta öncelikli bir sorun olarak ortaya çıkmamaktadır. Ancak, tedavinin ilerleyen aşamalarında depresyon ya da anksiyete semptomlarının gerilemesiyle birlikte cinsel işlev bozukluğu belirtileri sürüyorsa hastalar için zamanla giderek artan biçimde sorun olmaya başlamaktadır. Antidepresif tedavinin, semptomların ortadan kalkmasından itibaren de aylar ve hatta bazen yıllar boyu sürmesi gerektiği düşünüldüğünde, hastaların tedaviyi sürdürmelerinde bu durumun önemli bir etken olacağı açıktır. Psikiyatrik hastalık öncesinde düzenli ve sorunsuz bir cinsel yaşamı olan, ancak antidepresif tedavi sırasında diğer belirtilerin ortadan kalkmasına rağmen cinsel işlev bozukluğundan hala yakınmaya devam eden ya da sosyokültürel nedenlerle kendisi yakınmasa da cinsel işlev bozukluğu, hekim tarafından saptanan olgularda bu durum büyük olasılıkla kullanılan ilaca bağlı bir yan etki olarak kabul edilmeli ve gereken önlemler ***8220;beklenmeden***8221; alınmalıdır.
***8226; İlginç bir gözlem de, antidepresif tedaviye bağlı cinsel işlev bozukluğu gelişen bir çok hastanın, bilgilendirilmemiş olması nedeniyle bu durumu doğal olarak kullandığı ilaçla bağlantılandırmayarak, ***8216;vajinal kuruluk ya da ***8216;sertleşme sorunu***8217; gibi yakınmalarla kendi hekimleri dışında ayrıca başka hekimlere başvurdukları şeklindedir. Burada önemli olan bir nokta, bazı hekimlerin de gerçekten kişide primer bir cinsel işlev bozukluğu olduğu düşüncesiyle ayrıntılı tetkik ve tedavi çabalarına yönelmesidir. Bu, hasta için gereksiz bir zaman ve kaynak kaybı olmanın ötesinde, kendisinde gerçekten bir cinsel işlev bozukluğu olduğu yanılgısına yol açması açısından sakınılması gereken bir durumdur. Çünkü, kişinin psikolojik dünyası ile cinsel yaşamı içiçedir. Bazı kişilerde, hekim tarafından istenmeden de olsa oluşturulan bu yanılgının saplantıya ve performans anksiyetesine dönüşmesi ile primer
bir cinsel işlev bozukluğuna dönüşebilmekte, daha sonra ilacın kesilmesi ya da değiştirilmesi durumunda bile sorun devam edebilmektedir.
***8226; Yukarıda belirtilen ve gereken önlemlerin ***8220;beklenmeden***8221; alınması ifadesi özellikle konulmuştur. Çünkü sanıldığının aksine, son zamanlarda yapılan çalışmalar, zaman içerisinde ilaçlara bağlı cinsel işlev bozukluklarına çoğunlukla tolerans gelişmediğini ortaya koymaktadır.3 48)
***8226; SSRI grubu antidepresanlar genel olarak cinsel işlevin bütün aşamalarını (istek, uyarılma, orgazm) olumsuz yönde etkileyebilmekle birlikte, esas olarak ***8220;orgazm***8221; aşamasını etkilemektedirler. Kadınlarda orgazm olamama ya da daha zor orgazm olma, erkeklerde ise ejakülasyonda gecikme, ejakülasyonda inhibisyon ya da anhe-donik ejakülasyon sık olarak karşılaşılan yakınmalardır.m
***8226; Özellikle SSRI grubu antidepresanla-rın diğer yan etkilerinin fazla olmaması ama buna karşılık ***8220;ejakülasyonda gecikme***8221; yan etkilerinin olması nedeniyle ***8216;prematür ejakülasyon***8217; sorunu olan erkeklerde bir çözüm olarak önerilmiştir.150' Ancak bu yeterli ve kalıcı bir çözüm gibi durmamaktadır.

Nedenlerine gelince:
a) Bu yan etki oluşan kişilerin birçoğu ek olarak ejakülasyonun inhibisyonundan ya da anhedonik bir ejakülasyon sürecinden yakınmaktadırlar.
b) Bu ilaçların cinsel işlevin diğer aşamaları üzerinde de yan etkileri vardır. Yani cinsel isteği ve uyarılmayı da olumsuz yönde etkileyebilmektedirler.
c) Yalnızca istenilen yan etkiyi oluşturduğu durumlarda bile ortada bir sorun vardır. O da, bu ilaçların kesilmesinden sonra sorunun kaldığı yerden devam etmesidir. Çünkü prematür ejakülasyonda asıl çözüm, kişini ejakülasyon kontrolünü öğrenmesidir. Konunun uzmanları tarafından uygulanan davranışıçı-kognitif terapi teknikleriyle bu, yüksek bir başarı yüzdesiyle sağlanabilmektedir.

***8226; Antidepresanların oluşturduğu cinsel işlev bozukluklarıyla başetme konusunda son yıllarda birçok çalışma yapılmaktadır. Çözüm önerileri arasında ilacın dozunu azaltma, cinsel yan etki yapmayan başka bir anti-depresanla değiştirme, ilaca haftasonları ara verme ya da tedaviye yohimbin, buspiron, amantadin, siproheptadin, bupropion, psikos-timulanlar, ginkgo biloba vb. eklenmesi bulunmaktadır.165152' Bu alandaki çalışmalar henüz yeni olup kesin bir sonuca ulaşmamıştır. Bugün için en etkili çözüm, ilacın dozunu azalmatmak, yine de yan etki kalkmıyorsa antidepresanı değiştirmek gibi durmaktadır.
***8226; Tablo 7***8217;de verilen antidepresanlar, cinsel işlevler açısından görece daha güvenilir olduğu belirtilen antidepresanlardır. Yapılan çok merkezli, çift-kör bir çalışmada SSRI kullanımına bağlı gelişen cinsel işlev bozukluğu olgularında, SSRI***8217;ın kesilip yerine moklobe-mid başlanan olguların %80***8217;inde ve ami-neptin başlanan olguların ise %60***8217;ında cinsel işlev bozuklukları tamamen ortadan kalk-mıştır.(3) Gerçekten de moklobemid***8217;in ve ami-neptin***8217;in cinsel işlevler üzerinde görece az yan etkisi bulunmaktadır.15356' Ancak mutlaka bir SSRI grubu antidepresan verilmesi düşünülüyorsa, fluvoksamin***8217;m tercih edilmesi düşünülebilir. Çünkü bazı çalışmalar tersini belirtse de(3), fluvoksaminin diğer SSRI***8217;lara oranla daha az cinsel yan etki yaptığına dair yayınlar bulunmaktadır.'57' Yine bir serotonerjik antidepresan olan ve yakında ülkemizde kullanıma gerecek olan nefazodon***8217;un da cinsel işlev bozuklukları oluşturmama açısından önemli bir seçenek olacak gibi durmaktadır.(58)
***8226; Anksiyolitik/Sedatif-Hipnotik ilaçlar açısından söylenmesi gereken birkaç önemli nokta vardır. Bir 5-HT1A agonisti olan buspiron***8217;un cinsel işlevler üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı bildirilmektedir.159'Başta alpra-zolam ve diazepam olmak üzere bütün benzodiazepinlet'm cinsel işlevler üzerindeki etkisi paradoksaldır. Cinsel işlevler üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir fakat öte yandan anksiyolitik etkileri aracılığıyla olumlu etkileri de vardır.'59' Ancak yeşil reçeteye tabi olan bu grup ilaçlar geçmişte ve halen, sık olarak hastalar tarafından kötüye kullanılmıştır. Bir bölümü ise ilaca bağımlılık geliştirmişlerdir. Bu nedenle bu alanda çok dikkatli ve ancak gerekli olduğunda, kısa süreli kullanılmalıdırlar.

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg tablo 6.JPG (31,5 KB (Kilobyte), 87x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg tablo 7.JPG (28,4 KB (Kilobyte), 96x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 09.08.08, 12:04
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cinsel İşlev Bozuklarında Ayırıcı Tanı ve Süreci

6) Saptanan bu cinsel ifllev bozuklu¤u organik mi yoksa psikolojik kökenli midir? Yoksa mikst bir etyolojiye mi sahiptir?
Saptanan cinsel işlev bozukluğuna neden olabilecek organik etyoloji dikkatli biçimde butlaka araştırılmalıdır. Gerçekte bu bölüme kadar anlatılan etyolojik değerlendirme sürecinde de, ilaç kullanımı ve sistemik hastalık gibi organik etyoloji olarak değerlendirilebilecek konular ele alınmıştır. Ancak burada kastedilen daha çok üroloji ve jinekoloji konsültasyonlarıdır. Ürololojik ve jinekolojik değerlendirme cinsel işlev bozukluklarının kapsamlı olarak ele alınacağı üçüncü ve dördüncü monograflarda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.


KaynakPDF
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 2.2.pdf (187,8 KB (Kilobyte), 52x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ayırıcı, bozuklarında, cinsel, süreci, tanı, ışlev

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 18:12 .