|
#1
|
|
13.08.08, 12:40
Cinsel Fonksiyonlar - Cinsel Doyum Yaşamak - Üreme ve Neslin Devamı - Cinsel Davranış | Cinsel istismar, Cinsel taciz, Cinsel Tecavüz, Seks İşçiliği ve İstismarı | Cinsel sorunlar - Cinsel isteksizlik - Vajinismus - cinsel uyarı bozukluğu | Aşkın fizyolojisi | Bitki Fizyolojisi | İnsan cinselliği ile ilgili ilk kapsamlı araştırmayı Kinsey ve arkadaşları yayınlamışlar-dır.<12) 1938 ile 1952 yılları arasındaki, insanın cinsel davranış biçimleri ile ilgili istatistiklerden oluşan derlemelerini yayınladıklarında, o dönemin koşullarında hemen hiçbir sistematik ve kapsamlı yayının olmadığı bilim dünyasında büyük yankı uyandırdılar. Kişilerle yüz-yüze yapılan görüşmelerde elde edilen ve kişilerin cinsel alışkanlıkları ile cinsel davranış biçimlerini ortaya koyan bu derlemeler, yalnızca bilim dünyasının değil, bütün toplumun dikkatini çekti. O güne kadar tabulardan oluşan bir perdenin arkasında, bir "bilinmeyen" olarak kalan "cinsellik" sanki ilk kez günışığı-na çıkarılıyor, ilk kez sosyolojik bir boyut kazanıyordu. İnsan cinselliği, artık kapalı kapılar arkasından çıkarılarak bilimsel ölçütler içerisinde araştırılabilir, ölçülebilir ve belki de hepsinden önemlisi tartışılabilir bir niteliğe bürünmüştü. Kinsey ve arkadaşlarının yayınladığı çalışmalar bu alanda bir dönüm noktası olmakla birlikte, insanda cinsel uyaranlara verilen tepkinin anatomisi ve fizyolojisi konusunda kapsamlı bilgi vermiyor; esasen çalışmanın hedefini de bu oluşturmuyordu. Kinsey ve arkadaşlarının çalışmalarını takiben 1954 yılında, Washington Üniversitesi Tıp Fakültesinde başlatılan bir araştırma programı ise kendisine temel hedef olarak; insandaki cinsel tepkinin anatomisi ve fizyolojisini tüm yönleriyle ortaya koymayı almıştı. VV.H.Mas-ters ve V.E. Johnson tarafından yürütülen ve 10 yılı aşkın bir araştırmanın ardından sonuçları ilk kez 1966 yılında "İnsanda Cinsel Davranış" adlı kitapta yayınlanan bu çalışma ise, cinsel fizyoloji ile ilgili bugünkü bilgilerimizin temelini oluşturmaktadır.(3) Masters ve Johnson, insan cinselliğini ilk kez laboratuar ortamında incelemiş, yüzlerce gönüllü kadın ve erkek denek üzerinde sürdürdükleri çalışmalarında, deneklerin cinsel uyaranlara verdikleri yanıtları doğrudan gözleyerek ve nesnel ölçüm yöntemlerini kullanarak, cinsel yanıt sürecinin bütün evrelerini kaydetmişlerdir. Yayımlandığı dönemde, o güne kadar varolan birçok yanlış bilgiyi ya da inanışı , cinsellik konusundaki birçok tabuyu yıkan bu kitap, batı toplumlarında 1960'larda başlayan cinsel uyanışın temel unsurlarından biri olmuştur. Sonraki yıllarda her ne kadar bazı değişiklikler olsa da, cinsel tepki süreci ile ilgili oİarak Masters ve Johnson'un ortaya koyduğu model, bir sonraki yazıda genel hatlarıyla verilmekte olan cinsel işlev bozukluklarının çağdaş sınıflandırmalarına temel oluşturmuştur. a) İnsanda cinsel yanıt döngüsü İnsanda cinsel uyarana gösterilen fizyolojik tepkiyi, Masters ve Johnson, dört ayrı evreye ayırmıştır: 1) Uyarılma evresi. 2) Plato evresi. 3) Orgazm evresi. 4) Çözülme evresi. [coverattach=1] Şekil-1 ve Şekil-2'de bu dört evre, erkek ve kadın için ayrı ayrı grafiklerle gösterilmiştir. Erkekteki cinsel yanıt döngüsündeki değişiklikler tepkinin yoğunluğundan çok süresiyle ilişkilidir.Bu nedenle erkekte cinsel yanıt döngüsü genellikle birbirine benzer ve tek bir grafikle tanımlanabilir. Ancak kadınlarda durum farklıdır. Kadındaki cinsel yanıt döngüsü, tepkinin hem yoğunluğu hem de süresiyle lişkili olup, sayısız çeşitlilikte olabilir. Şekil 2'de kadınlardaki cinsel yanıt döngüsünü temsilen en sık rastlanan üç formu tanımlanmıştır. » Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________ Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür... ![]() |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| 1)Uyarılma Evresi: İlk evredir. Temel olarak erotik duygu ve düşüncelerin belirmesi, erkekte ereksiyonun, kadında ise lubrikas-yonun ortaya çıkması ve bedende yaygın olarak vazokonjesyon ve myotoni ile karakte-rizedir. Herhangi bir bedensel ya da psikolojik uyarı ile ortaya çıkabilir. Cinsel uyaranın süre ve yoğunluğuna göre gösterilen tepkinin şiddeti hızlı ya da yavaş biçimde artar.Kişiye uygun düşen, yeterli süre ve yoğunlukta devam eden bir cinsel uyaran karşısında uyarılma evresi çok kısa sürebileceği gibi; kişiye fiziksel ya da psikolojik açıdan uygun düşmeyen cinsel uyarı durumunda ya da cinsel uyaran aralıklarla sürdürülmüşse, uzayabilir ya da kaybolabilir. Masters ve Johnson'a göre; bu ilk evre ile dördüncü evre olan çözülme evresi, insandaki cinsel tepki sürecinde en çok yer kaplayan bölümlerdir.(3) Kadında görülen değişiklikler: Bu evrede meme uçları erekte olur, memelerde va-zodilatasyon ve büyüme görülür.Labium majörler cinsel uyarının artmasıyla birlikte yassı-laşarak öne ve yukarıya doğru yükselir. Labium minörlerin çapı ise belirgin derecede artarak yassılaşıp incelen labium majorlara doğru çıkıntı oluştururlar. Bu evrede klitoriste hafif bir konjesyon ve buna bağlı klitoral gövdede hafif bir büyüme dışında önemli bir değişiklik olmaz. Normalde 7-8 cm uzunluğunda ve 2 cm çapında ve duvarları birbirine yapışık olan vajina ise büyüyerek 9-11 cm uzunluğa ve özellikle iç üçte ikilik bölümünde 5-6 cm çapına varan bir genişliğe ulaşır. Genital bölgede oluşan vazokonjesyon sonucunda, vajina duvarlarında oluşan transüda, coit sırasında vajinal duvarların kayganlığını sağlar. Ayrıca labium minörlerin iç yüzlerinde, vajina girişinde bulunan Bartholin Bezleri de salgıladıkları mukuslu madde ile daha sonra oluşacak penis girişini kolaylaştırırlar. Cinsel uyarının artmasıyla birlikte giderek büyüyen ute-rus, pozisyonunu değiştirerek pelvis içerisinde yükselmeye başlar. Erkekte görülen değişiklikler: Erkekteki cinsel organlardan esas olarak pelvis dışındakiler, yani penis, skrotum ve rektum cinsel uyarıya belirgin duyarlılığa sahiptirler. Pelvis içi cinsel organlar olan prostat, vas de-ferens vb. ise cinsel uyaranlara ya çok az tepki gösterirler, ya da hiç göstermezler. Cinsel bir uyaranın ardından, erkekte peniste ereksiyon, glans peniste büyüme, skrotal derinin gerilmesi ve kalınlaşması ile testislerde yükselme görülür. Erkekte ereksiyon sağlandıktan sonra, etkili cinsel uyaran sürdürülmek kaydıyla ereksiyon uzun süre sürdürülebilir. Ancak uyarılma ve plato evreleri boyunca, cinsel uyaran sürüyor olsa bile, aynı anda oluşabilecek ses, ışık, ısı değişimi ya da partnerde meydana gelen belirgin bir değişim gibi cinsel olmayan bir uyaran ereksiyonun bir bölümünü ya da tümünü ortadan kaldırabilir. Ancak cinsel uyaranın sürdürülmesiyle birlikte ereksiyon tekrar sağlanabilir. » Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________ Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür... ![]() |
| Busra kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
RepStaR (13.08.08) | ||
|
#3
| ||||
| ||||
| 2) Plato Evresi: Etkili cinsel uyaranın sürdürülmesi ve cinsel heyecanın artmasıyla birlikte, kadın ya da erkek, ikinci evre olan plato evresine girerler.Bu evrede haz duygusu ve cinsel gerilim giderek yükselir ve kişinin orgazma geçebileceği noktaya kadar sürer. Plato evresi, esas olarak uyarılmanın, kişinin orgazma geçmesini sağlayacak noktaya kadar ilerlemesi ve vazokonjesyonun maksimal noktaya ulaşması ile karakterizedir. Kadında görülen değişiklikler: Bu evrede, areolalarda belirgin büyüme gözle-nir.Areolalardaki bu büyüme meme uçlarındaki ereksiyon sanki kaybolmuş gibi bir izlenim uyandırabilir. Memelerdeki büyüme ise maksimal noktaya ulaşmıştır. Uyarılma evresinde öne ve yukarı doğru yükselen, incelip, yassılaşan labium majorlarda plato evresinde ek bir değişiklik olmazken, labium minörlerde pembeden kırmızıya doğru değişen renk değişiklikleri oluşur. Bu evrede klitoristeki değişiklikler çok belirgindir. Klitorisin bütün gövde ve başı büzülerek çekilir. Vajinanın dış 1/3'lük bölümünde bu dönemde ileri derecede vazokonjesyon oluşur ve bu bölüm genişler. Bu arada pelvis içerisinde yükselmeye başlamış olan uterus bu evrede tam olarak yükselir. Bu evrede, genital bölgede lokal olarak oluşan vazokonjesyon dışında sistemik vazokonjesyon belirtileri de gözlenir. Epigastrium-da başlayan makülopapüler tipteki eritemli kızartılar, daha sonra memeye, giderek kollar, kalça ve sırta doğru yayılırlar. Ayrıca plato evresinin sonlarına doğru belirginleşen myo-toni, hiperventilasyon, taşikardi,kan basıncında artma ve dış rektal sfinkter ile gluteal bölge kaslarında kasılmalar gözlenir. Erkekte görülen değişiklikler: Plato evresinde, uyarılma evresinde oluşan penisteki ereksiyona ek olarak, daha çok corona glan-dis bölgesine özgü ek bir çap artışı olur. Ayrıca glans penis renginde kadınlardaki labi-um minörlerde oluşan renk değişikliğine benzer bir koyulaşma görülebilir. Testislerde belirgin büyüme ve yükselme gözlenir. Cinsel uyarının çok arttığı orgazm öncesi dönemde Covvper bezlerinden salınan birkaç damlalık mukoid sekresyonun üretral meatus'tan dışarıya salındığı görülür. Kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de, plato evresinin sonlarına doğru belirginleşen makülopapüler tipteki eritemli kızartılar, myo-toni, hiperventilasyon, taşikardi,kan basıncında artma ve dış rektal sfinkter ile gluteal bölge kaslarında istemli kasılmalar gözlenir. » Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________ Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür... ![]() |
|
#4
| ||||
| ||||
| 3)Orgazm Evresi: Evreler arasında süre açısından en kısa ancak duyumsanan cinsel haz açısından en yoğun evredir. Bu evre erkekte ejakülasyon, kadında ise perine ve va-jina etrafındaki kaslar ile vazokonjesyon sonucu büyüyen dokuların ritmik refleks kasılmaları ile karakterizedir. Öznel olarak pelvis-te duyumsanır. Orgazm kadında klitoral bölgede ve vajinada; erkekte ise penis ve prostatta yoğunluk kazanır. Kadında görülen değişiklikler: Memelerde, labiumlarda, klitoriste ve uterusta bu evreye özgü değişiklikler görülmez. Orgazm aşamasında, vajinanın dış 1/3'lük kesiminde ritmik kasılmalar görülür. Bu kasılmalar normal olarak 3-5 kez, en çok da 10-15 kez olur. Başlangıçta çok güçlü ve kısa aralıklarla oluşan bu kasılmaların ilk 3-5 kasılmadan sonra şiddeti azalır ve aralık süresi uzar. Orgazm sırasında rektal sfinkterdede istemsiz kasılmalar oluşabilir. Erkekte görülen değişiklikler: Erkekte ejakülasyon, Masters ve Johnson tarafından iki aşamalı bir evre olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlamaya göre, "boşalmanın kaçınılmaz biçimde gelmekte olduğu" duygusunun oluştuğu ilk aşama, meni sıvısının prostat kanalında biriktiği ve prostat yolundan üretraya çıktığı zamana denk düşmekte (emisyon evresi); Orgazm duydusunun eşlik ettiği ikinci aşama ise, perine ve bulbokavernöz kasların kasılmasıyla ejalülasyonun gerçekleşmesidir (ejakülasyon). Orgazm evresi boyunca skro-tum ve testislerde plato evresinde oluşan değişikliklere ek önemli bir değişiklik gözlenmez. Hem kadında hem de erkekte, plato evresinin sonlarına doğru belirginleşen makülopapüler tipteki eritemli kızartılar, myotoni, hiperventilasyon, taşikardi ve kan basıncında artma gibi sistemik belirtiler orgazm evresi boyunca da sürer. » Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________ Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür... ![]() |
|
#5
| ||||
| ||||
| 4)Çözülme Evresi: Son evredir. Kadın ya da erkek, kişilerde orgazmı ya da orgazmın gerçekleşmediği durumlarda platoyu takiben genital bölgelerde ve bedenin bütününde önceki aşamalarda oluşmuş olan fizyolojik değişikliklerin dakikalar içerisinde aynı sırayı takip ederek kaybolması ile karakterizedir. Bu evrenin süresi cinsiyete, orgazmın yaşanıp yaşanmadığına, ya da hangi yoğunlukta yaşandığına ve cinsel uyaranın sürüp sürmemesine göre çok değişir. Kadınlar, çözülme evresinin herhangi bir aşamasında uygun bir cinsel uyaranla yeniden uyarıldıkları takdirde, yeniden bir başka orgazm evresine girme potansiyeline sahiptirler. Erkekler ise, nadir olguların dışında; orgazm evresini takiben süresi kişiden kişiye, ve kişinin hangi yaş diliminde olduğuna göre çok değişen bir çözülme evresine zorunlu olarak girerler.Bu dönem sona erene kadar uygun cinsel uyaran olsa da yeniden ereksi-yon sağlayabilmeleri ve yeniden orgazm evresine girebilmeleri fizyolojik olarak olası değildir. Süresi, bireye ve bireyin içinde bulunduğu yaş dönemine göre değişkenlik gösteren bu dönem refrakter dönem olarak adlandırılır. Bu nedenle Şekil 1'de görüldüğü gibi erkeklerin tek tip bir cinsel yanıt döngüsü olmasına karşın, kadınlarda bu çok değişken olabilmektedir. Kadınlardaki bu değişkenliğin bir başka nedeni ise çözülme evresinin süresinin çok değişken olabilmesinden kaynaklanmaktadır. Çok yoğun bir orgazm evresi yaşayan kadının çözülme evresi çok kısa sürerken, plato evresinde uzun süre kalıp orgazm evresine geçemeden koitusu sonlandıran kadınlar ise çok uzun süreli bir çözülme evresi yaşayacaktır. Masters ve Johnson'ın çalışmaları, yayımlandığı günden itibaren insan cinselliğinin yalnızca anatomik ve fizyolojik bilinmeyenlerine ışık tutmakla kalmamış, bu alanda çalışan klinisyenlerin de ufkunu ve cinsel işlev bozukluklarının ayırıcı tanısında bir çığır açmışlardır. Masters ve Johnson'ın çalışmalarından etkilenen ve seks terapisinin en önemli kurucularından biri olan Helen Singer Kaplan, 1974 yılında yayımladığı "The New Sex Therapy" adlı kitabında, insanda cinsel uyarana verilen yanıtın "bifazik niteliğine" dikkat çekiyor ve ilginç bir şekilde daha önce bu konunun pek dikkat çekmediğini vurguluyordu. » Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________ Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür... ![]() Konu Busra tarafından (13.08.08 saat 13:35 ) değiştirilmiştir.. |
|
#6
| ||||
| ||||
| Kaplan, cinsel yanıtın bifazik niteliğiyle ilgili olarak şöyle diyordu: "Bu formülasyona göre; cinsel yanıt, gerçekte tek ve bağımsız bir bütün oluşturmaktan çok, birbirlerinden görece bağımsız iki ayrı bölümden oluşmaktadır: a) Erkekte penil ereksiyonu, kadında ise vajinal lubrikasyonu ve büyümeyi-kabarmayı sağlayan genital vazokonjesyon yanıtı; b) Her iki cinste de orgazmı sağlayan refleks klonik kas kontraksiyonları.." Nörofizyolojik ve anatomik açıdan birbirinden önemli ölçüde ayrılan bu iki cinsel yanıt aşamasının birincisi olan ve Masters ve Johnson'ın uyarılma ile plato evrelerine denk düşen genital vazokonjesyon aşaması, parasempatik sistem tarafından innerve edilirken, orgazm evresine denk düşen ve kas kontrak-siyonları ile karakterize ikinci evre ise sempatik sistem tarafından innerve edilmektedir. Plato evresi, uyarılma evresinden nörofizyolojik ve anatomik açıdan farklı olmayıp, daha çok nicelik açısından ayrılmaktadır. Bu nedenle çağdaş sınıflandırmalarda ve klinik değerlendirmelerde uyarılma evresinin bir bölümü olarak kabul edilmektedir. Plato evresi uyarılma evresine oranla cinsel heyecanın, hazzın ve uyarılmanın çok arttığı ve ikinci evre olan orgazm aşamasına bir hazırlık, bir eşik olarak değerlendirilmelidir. Cinsel yanıtın birbirinden görece bağımsız bu iki ayrı evresi, her iki cins için de, genital bölgede farklı anatomik bölgelerietkile-mekte, sinir sisteminin farklı bölgelerinden innerve edilmekte, travma, ilaç ve yaş gibi fiziksel etkenlere karşı farklı ölçülerde hasssasi-yet göstermekte ve farklı psikopatolojik mekanizmalarla birbirinden kesin hatlarla ayrılan farklı klinik sendromlara yol açmaktadırlar.'4' İnsandaki cinsel yanıt döngüsünün birbirinden belirgin biçimde ayrılan iki ayrı dönemden oluşan bifazik yapısının anlaşılması ile, cinsel işlev bozukluklarının ayırıcı tanısı ve tedavi yaklaşımları ile ilgili olarak çok önemli ilerlemeler ve değişiklik sağlandı. İnsanda ki cinsel yanıt evrelerinin tek bir fizyolojik sürecin parçaları olduğu yanlış inancının yıkılması ile birlikte; bu yanlış inançtan yola çıkarak, insanda ki bütün cinsel işlev bozukluklarını, erkeklerde empotans, kadınlarda ise frijidite olarak bilinen tek bir klinik send-romun varyantalrı olarak değerlendiren düşünce de yıkılmış oldu. Bugün artık bu iki deyim de çağdaş psikiyatrik terminolojiden ve sınıflandırmalardan çıkarılmışlardır.(5e) 1970'li yılların sonlarından başlayarak, uyarılma ve orgazm evrelerine ek olarak, cinsel isteğin de önemli bir rol oynadığı ortaya çıktı (7,8,9) Diğer iki evreden bağımsız olarak karmaşık bir nöroendokrin ve psikolojik sürecin belirlediği cinsel istek aşaması tıpkı diğer iki evrede olduğu gibi farklı klinik sendromlara yol açmakta, farklı tedavi yaklaşımlarını gerekli kılmaktaydı. Böylece bu evrenin de diğer iki evreye ek olarak sınıflandırmalarda yer alması gerektiği anlaşıldı. Ayrıca, istek, uyarılma ve orgazm evrelerine denk düşen çeşitli klinik sendromlar olmasına karşın, çözülme evresine denk düşen klinik sendromlar çok nadir olduğundan, çözülme evresi sınıflandırmalarda ayrıca belitrilmemektedir.(10) Bugün artık insandaki cinsel tepki sürecinin, birbiriyle bağlantılı ancak anatomik ve nörofizyolojik açıdan birbirlerinden belirgin olarak ayrılan üç evreden oluştuğu kabul edilmektedir: Cinsel İstek , Uyarılma ve Orgazm. Bu saptamaya bağlı olarak cinsel işlev bozuklukları da artık geçmişte olduğu gibi tek bir klinik sendromun varyantları olarak değil, Tablo 1'de de belirtildiği gibi, yukarıda belirtilen her evreye karşılık düşen klinik sendromlar topluluğu olarak değerlendirilmektedir. » Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________ Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür... ![]() |
|
#7
| ||||
| ||||
| b) Cinsel İşlevin Nöroendokrin Temelleri Masters ve Johnson'ın araştırmaları ile birlikte cinsel işlevin fizyolojisi üzerinde başlayan çalışmalar, bugün artık bize çok daha kapsamlı ve sistematik bilgiler verebilecek noktaya gelmiştir. Kuşkusuz henüz bu konuda bilinmeyen çok fazla şey vardır, hatta birçok konuda olduğu gibi muhtemelen bilinmeyenler bilinenlerden daha fazladır. Ancak özellikle son 20 yıl içerisinde gelişen teknoloji ve gerek merkezi sinir sistemi, gerekse endokrin sistem ile ilgili sayısız çalışmanın ardından, bugün artık cinsel işlevin nöroendokrin temelleri ile ilgili kapsamlı sayılabilecek bilgilere sahibiz. Bu bölümde, bu bilgilerin kısa bir özeti şematik bir biçimde sunulacaktır. Kadın ve erkek cinsel davranışının fizyolojisi, bundan sonraki monograflarda, ilgili konularla bağlantılı olarak ayrıntılı biçimde ele alınacaktır. Yapılan çok sayıda araştırmanın ardından insanda cinsel davranışözellikleri ve cinsel işlevin; merkezi sinir sistemi ve endokrin sistem ile nörokimyasal, nörofizyolojik ve psikolojik süreçlerin karşılıklı etkileşimi ile karakterize kompleks bir davranış patterni olduğu ortaya konmuştur. Sağlıklı ve doyumlu bir cinsel yaşam, ancak bu süreçlerin tümünün tam olarak işlev görmesi ile mümkündür. Her türlü psikiyatrik sorun, bedensel hastalık ya da ilaç, hormonlar, toksinler vb. çeşitli fiziksel etkenlerin bir ya da birden fazla süreç üzerinde yaptığı inhibisyon ya da her türlü olumsuz etki cinsel yaşamı belirgin biçimde etkileyebilmektedir. İnsanlarda, cinsel işlevler ve her türlü cinsel süreç ile merkezi sinir sistemi arasındaki bağlantı Tablo 2'de özetlenmiştir. Bu bölgeler arasında cinsel işlevler açısından en önemlileri limbik sistem ve hipotalamustur. Bu bölgelerdeki özelleşmiş yapıların, cinsel davranışın temel özelliklerini yönlendirdikleri düşünülmektedir. Bunlar arasında, anterior hipotalamik medyal preoptik çekirdek ile posterior hipotalamik ventromedyal çekirdek özel bir önem taşımaktadırlar. Bu çekirdeklerden ilki, aktif cinsel davranışı ve maskulen cinsel davranış özelliklerini, ikincisi ise pasif cinsel davranışı ve feminen cinsel davranış özelliklerini yönlendirmektedir. Ayrıca yapılan hayvan deneylerinde, bu merkezlerden herhangi birinin aktivasyonunun, diğer merkezin etkisini inhibe edebildiği gösterilmiştir.(11) Cinsel işlevlerin ve insandaki cinsel davranış özelliklerinin belirlenmesinde etkili olan belli başka sistemler Tablo 3'te, belli başlı hormonlar ise Tablo 4'te özetlenmiştir. Ancak hiç kuşkusuz, insandaki cinsel davranış özellikleri, birbirlerinin aktivasyonuna ya da inhibisyonuna da neden olan bu sistemler, hormonlar ve birçok peptidin son derece karmaşık bir mekanizma içerisindeki etkileşimlerinin ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. » Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri » KaynakPDF
__________________ Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür... ![]() Konu Busra tarafından (13.08.08 saat 15:16 ) değiştirilmiştir.. |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| cinsel, fizyolojisi, İşlevin |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|