iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 16:06 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri » Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

Psikiyatri Modern Psikiyatri, Ruh Sağlığı, Toplum Sağlığı, Ruh Hekimliği

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.09.08, 16:08
Standart Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

28.09.08, 16:08



Sosyal devlet, Sosyal güvenlik ve Türkiye'de zorunlu Askerlik hizmeti | Psikolojik saldırı | Psikolojik savaş | Tüp bebekte psikolojik yaklaşım | Psikolojik reklam taktikleri |

Bu yazıda sosyal anksiyete bozukluğunun etiyolojisini açıklamaya dönük psikolojik kuramlar sunulacaktır. insan sosyal bir yaratık olmasına karşılık sosyal inceleme altında kalmak aynı zamanda oldukça yoğun sıkıntı doğuran bir durumdur. Sosyal anksiyete bozukluğunun etiyolojisini tamamıyla açıklayan tek bir neden henüz ortaya konulmamış olmasına karşılık yapılan çalışmalar hem biyolojik hem de psikolojik etkenlerin birlikte rol oynadığını düşündürmektedir. Sosyal fobinin temel psikolojik görünümü kişinin yapıp ettiklerinin yersiz ya da yetersiz olarak değerlendirileceği düşüncesinden kaynaklanan biçimde sosyal ortamlarda utanma ya da aşağılanmaktan aşırı ve sürekli bir şekilde korku duymadır.

Psychological Theory of Social Phobia
In this article psychological theories addressing the etiology of social anxiety disorder are presented. Human beings are by nature social animals, but for some, social scrunity is a source of extreme anguish. Although no one has discovered a single cause of social anxiety disorder, studies suggest that both biological and psychological factors may play a role. The core psychological feature of social phobia is marked and persistent fear of embarrassment or humiliation in social situations where the individual worries that others may judge his or her performance as too much or too little.

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için Busra kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (02.10.08), RepStaR (28.09.08), Unrealseptic (28.09.08)
Sponsorlar
  #2  
Alt 28.09.08, 16:12
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

Sosyal fobik hastalar, sosyal durumların çoğunluğunda (topluma karşı konuşma, insanlarla birlikte yemek yeme, genel tuvaletleri kullanma vb) olumsuz bir şekilde incelendikleriyle ilgili gerçekle orantılı olmayan bir korkuya sahiptirler (Montgomery 1995). DSM-IV tanı sisteminde sosyal fobi (veya sosyal anksiyete bozukluğu) "kişinin yabancılarla veya diğer bireylerin incelemesiyle karşı karşıya kaldığı, sosyal veya performans durumlarında belirgin ve sürekli bir şekilde korku duyması" temel belirti olmak üzere tanımlanmaktadır (APA 1994). ICD-10 ise sosyal
fobinin temel özelliği göreceli olarak küçük gruplarda diğer insanlar tarafından incelenme korkusu şeklinde belirlemiştir (WHO 1993). Sosyal fobi ICD-10'da sınırlı (discrete) ve yaygın (diffUse); DSM-IVde ise genelleşmiş (generalized) ve genelleşmiş olmayan tip olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu iki tip dışında DSM-IV belirti olarak sosyal fobiyi doldurmayan normal kişilerde de görülebilen sosyal anksiyete durumlarını performans anksiyetesi olarak adlandırmaktadır.
Yapılan son epidemiyolojik çalışmalara göre sosyal fobi bir yıllık %7.9 ve yaşam boyu %13.3'lük prevalans oranı ile A.B.D'de en sık görülen ikinci ruhsal hastalıktır (Judd 1994). Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) Fransa'da yürüttüğü bir epidemiyolojik çalışmada sosyal fobinin %14.4'lük yaşam boyu prevalans oranı ile en sık görülen üçüncü ruhsal bozukluk olduğu saptanmıştır (Lecrubier 1998). Klinik olarak sosyal fobiyi karşılamasa da sosyal fobi benzeri belirtilerin de toplum içinde sıklığının yüksek olduğu bilinmektedir. Sosyal fobinin bir benzeri olan topluma karşı konuşma anksiyetesinin oranı klinik sosyal fobi oranlarından çok daha yüksektir (%34) (Stein ve ark. 1996). Sosyal fobik hastaların %75-80'inde yaşamlarının bir döneminde başka önemli ruhsal rahatsızlıklar görülmesi (Lecrubier 1998) rahatsızlığın önemini ortaya koymaktadır.
Fobiler genetik-yapısal yatkınlıkla çevresel zorlayıcıların karşılıklı etkileşimi ile ruhsal bozuklukların geliştiğini öne süren modele çok güzel örnektirler. Bu anlamda sosyal fobi yapı ve çevre arasındaki ikili etkileşimin sonucu olarak görülebilir. Bu yazıda sosyal fobinin oluşumundaki ruhsal etkenler ve ruhsal açıklama modelleri tartışılacak; yapısal yatkınlık ve biyolojik modele çok kısa olarak gerekli oldukça değinilecektir.

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için Busra kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (02.10.08), RepStaR (28.09.08), Unrealseptic (28.09.08)
  #3  
Alt 28.09.08, 16:16
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

PSİKANALİTİK YAKLAŞIM
Psikanalizin sosyal fobiye yaklaşım biçimini ele almadan önce anksiyete, korku ve ürküntünün Freud tarafından nasıl tanımlandığını görelim. "Anksiyete kaynağı bilinemeyebilen bir tehlikeyi bekleme veya tehlikeye hazırlanma özel durumunu anlatır. 'Korku' korkulacak belli bir nesneyi gereksinir. 'Ürküntü' ise kişinin tehlikeli bir duruma kendisini ona hazır his-setmeksizin girmeyi beklediği durumu anlatır; sürpriz etkeni vardır (Gabbard 1979)."
Psikanalitik literatürden alınan ve sosyal fobi spek-trumundaki sahne ürküntüsü (stage fright) herhangi bir performansın (konuşma, gösteri) hemen öncesi duyulan anksiyetedir. Fenomenolojik olarak tanımlanan durum sosyal fobiye oldukça benzemektedir (Gabbard 1979). Buna göre sahne ürküntüsü yaşayan kişi kendini daha fazla gözler, sempatik aktivite artışına odaklanır.
Erken psikanalitik literatürde sahne ürküntüsü; anal erotizm, infantil gösterimcilik, kastrasyon anksiyete-si, kontrolü yitirme korkusu gibi kavramlarla açıklanmıştır. Psikodinamik akımın genel olarak fobilere açıklaması şu şekilde özetlenebilir: cezalandırılma tehlikesi içeren yasaklanmış cinsel veya saldırgan dürtüler bilince gelme tehlikesi doğduğunda uyarı anksiyetesi doğar, bu da yer değiştirme, yansıtma ve kaçınma savunma mekanizmalarını harekete geçirir ve fobik rahatsızlık denilen durum ortaya çıkar (Gabbard 1994). Bu savunma mekanizmaları yasaklanmış arzuyu bir kez daha bastırarak ortadan kaldırsa da bunun bedeli fobik nevroz olur. Aynı mekanizmayla klasik psikanalitik perspektiften sosyal fobi belirtileri, kabul edilemez nitelikteki bilinçdışı arzu ve fantazi-lerle bunlara karşı gelişen savunmaların bir ürünü olarak görülür (Gabbard 1992).
Bu genel düzenek içinde sosyal fobide dinamik olarak üç temel etken üzerinde durulmaktadır:
1. Utanç yaşantıları: Sosyal fobik hastalarda bilinçdışı olarak dikkat çekme ve çevreden onaylayıcı tepkiler alma isteği yoğundur. Bu arzu otomatik olarak onay-layıcı olmayan ebeveyn tarafından utandırılma veya eleştirilme duygusunu doğurmaktadır. Bu hayali aşağılanma veya utandırılmadan kaçınabilmek için sosyal fobikler başkalarından onaylama göremeyecekleri riskinin olduğunu düşündükleri durumlardan ve ortamlardan kaçınırlar.
2. Suçluluk duyguları: Sosyal fobisi olan bazı bireyler bilinçdışı olarak diğerleriyle olan ilişkilerinde karşıdan tam ve mükemmel bir ilgi için saldırgan bir talep-karlık sergilerler. Bu talebe tüm rakipleri korkutarak kaçırma veya yok etme arzusu eşlik eder. Suçluluk duyguları sıklıkla bu rakiplerin yerini alabilme kapasitesindeki yetersizlikten kaynaklanan utançla birbirine karışmış haldedir.
3. Ayrılma anksiyetesi: Sosyal fobisi olan birçok birey bağımsız olma ve yeni insanlarla kaynaşmanın ebeveyn veya yakınlarının sevgisini yitirme anlamına geleceğinden korkar. Anne-bebek çalışmalarında çocukta zaman zaman anne hiç bir harekette bulunmamasına karşılık annelerinin onları terk edeceği korkusuyla ani anksiyete tepkileri çıkabildiği görülmüştür. Mahler bunu "anneden ayrılma ve otonom olma arzusunun emosyonel olarak aynı zamanda annem beni terk etmek istiyor anlamına geldiği" şeklinde açıklamıştır (Gabbard 1994). Bu araştırmalarda sıklıkla annenin de çocuğun otonomi eğiliminden rahatsız olduğu ve otonomi arayışına olumsuz tepki verdiği görülmüştür. Annenin bu duyarlılığını şöyle sözelleştirebiliriz: "sen benimle bir şey paylaşmak istemiyorsan, ben de seninle birşey yapmak istemiyorum." Bu doğal gelişimsel korkular ebeveyn veya temel bakıcıların gerçek aşırı reddedici tutumlarıyla daha da pekiştirilirse, çocuk her türlü otonomi girişiminin terkedilmeyle sonuçlanacağı duygusuyla dolar. Dış dünyadaki insanlarla ilişki kurmaktan kaçınırak onu besleyen temel figürlerin ka-tastrofik olabilecek redlerinden kaçınmaya çalışır.
Tüm bu dinamikler gözönüne alındığında sosyal fobiklerdeki anne, baba, temel bakıcılarla ilişkilerle gelişen iç nesne (object) temsilcileri (represantations) utandıran, eleştiren, aşağılayan, alay eden, terkeden nesnelerdir. Bu içe atımlar erken yaşamda stabilleşir ve daha sonra tekrar tekrar kişinin çevresindeki insanlara yansıtılır ve bu insanlardan kaçınılır. Diğer insanları bu şekilde algılamaya doğuştan gelen bir eğilim olsa da belli bir dereceye kadar olumlu bir erken yakın çevre bu eğilimi törpüleyebilir. Ama bir de yakın çevreyi oluşturan yetişkinler doğuştan gelen bu kalıbı destekleyen ve besleyen davranışlar gösterirlerse birey giderek daha korkulu hale gelir ve sosyal fobi gelişir.
Bakıcılar çocuğun korkularına duyarlı olur ve bunu telafi ederlerse, içe atılanlar daha yumuşak, daha az tehditkar olur ve tam bir sosyal fobi gelişimi gerçekleşmez.

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için Busra kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (02.10.08), RepStaR (28.09.08), Unrealseptic (28.09.08)
  #4  
Alt 28.09.08, 16:17
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

SAVUNMA-EMNİYET MODELİ (DEFENSE/SAFETY MODEL)
Bu model Gilbert ve Trower tarafından kavram-laştırılmış olup temelde psikodinamik kuram ve bağlanma kuramına dayanır (Cloitre ve Shear 1994). Buna göre sosyal anksiyetesi olan bireyde sorun savunma-emniyet sistemi arasındaki denge bozulmasıdır. Biyolojik olarak birbirine bağlı ve birbirini tamamlayan bu iki sistemden savunma sisteminde aşırı etkinlik, emniyet sisteminde ise zayıflama söz konusudur. Savunma sisteminin özü "tehlike var kendini koru" iken emniyet sisteminin özü "güvendesin rahatla"dır. Savunma sisteminin temel işlevlerinden birisi diğer insanlardan gelen tehditleri saptamaktır. Bu sistemin aşırı etkinleşmesi diğer insanlardan gelen tehdide yönelik işaretlerin algılanmasını kolaylaştırır. Savunma sisteminin etkin olduğu bireyde diğer insanlarla kurulan ilişki yarışmacı tiptedir. Kişi kendisine kıyasla baskınlık kurma potansiyeli olan diğer insanlarla yarışmaya başlar. Emniyet sistemi ise savunma sistemine karşı çalışır diğerlerinden gelen yardımlaş-macı ve arkadaşça tepkileri saptar, diğer insanlarla yardımlaşmacı ve arkadaşca ilişkilere şans tanır.
Psikobiyolojik ölçekte düşünüldüğünde sosyal fobi, sosyal tehditlere duyarlı ve birincil amacı kişinin varkalması olan yapısal bir alarm sisteminin aşırı duyarlılığından kaynaklanır. Etolojik ilkelere göre düşündüğümüzde varkalma, çevresel kaynaklara ulaşılabilmesi ve bunların verimli biçimde kullanılmasına bağlıdır. Bu işlem sırasında kişi diğer insanlarla ya yardımlaşır ya da yarışır. Yarışmacı durum daha ilkel bir varkalma yöntemidir. Bu durumda diğer insanlar tehdit olarak görülür, kazanımlar bireysel olarak güce göre belirlenir. Güç ve baskınlık hiyerarşisi sosyal organizasyonu biçimlendirir. Tek başına yarışmacı mod yeterli olamadığından insanlığın değişim süreci içinde yardımlaşmacı mod ortaya çıkmıştır. Çünkü kaynaklara ulaşmada yarışmacı moda göre yardımlaşmacı modun üstünlükleri vardır. Her iki model de içinde bulunan ortama göre uyumsal olabilir. Psikolojik perspektiften yardımlaşmacı moda emniyet, ait olma, tanınma, paylaşım ve becerilerinden dolayı takdir edilme gibi duygular eşlik eder. Yarışmacı modda ise tam tersine güç toplama ve konumunu korumak için uyanık olma gibi duygular ön plana geçer. Kişi konumunu yitirebileceği korkusu taşır. Bu sistem ortama göre uyumsal olmasına karşlılık sosyal fobik birey bunu gereğinden fazla ve uygun olmayan ortamlarda kullanır. Tehlike altındalık hissiyle kendi kendini gözlemleyen kişide savunma sistemiyle ilgili olumsuz duygular egemen olur. Bu durumda saldırının niteliğine ve kendi gücüyle ilgili algısına göre kişi ya aşırı rekabetci ya da aşırı boyun eğici tutumlardan birini seçer. Sosyal anksiyeteli kişi ilişkinin yardımlaşmacı yönlerini göremediğinden yaptıklarının takdir göreceğini, başarısız olduğunda destekleneceğini ummaz. Yarışmacı mod kişiye aşağılık duyguları, mükemmeliyetçi arayışlar, kendisine ve başarısız olan diğer insanlara karşı eleştirel bir tutum doğurur.

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için Busra kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (02.10.08), RepStaR (28.09.08), Unrealseptic (28.09.08)
  #5  
Alt 28.09.08, 16:18
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

Savunma/Emniyet Sisteminin Sosyal Fobinin Etiyolojisiyle İlgili Boyutları
Bağlanma (attachment) içgüdüsü yetişkin savunma-emniyet sisteminin gelişimine modellik eder. Çocuğun hem yarışmayı hem de yardımlaşmayı öğrenmesi anababa ilişkisinde gerçekleşir. Anababa, çocuk için hem hakim otorite figürü hem de yardımlaşmacı bir partnerdir. Bu iki rolden birinin eksik olması olumsuz sonuçlara yol açar. Çocukta savunma sisteminin aşırı etkinleşmesine ve güvenlik sisteminin zayıflamasına iki tür anababa tutumu yol açar. Birincisi anababanın diğer insanlarla ilgili olarak hissetttikleri kendi tehdit duygularını çocuğa yansıtmaları. Bunu destekleyen deneysel bir bulgu olarak utangaç çocukların anaba-balarının çocuğun düzgün bir dış görünüm, giyim ve tavır göstermesine aşırı önem verdiği saptanmıştır. İkinci ve muhtemelen daha etkili olan tutum ise anababanın çocuğa aşırı kontrol edici, düşmanca ve reddedici davranmalarıdır. Erken bebeklik dönemi için bunun benzeri çocuğun biyolojik ritmini aşırı düzenlemeye, kontrol altına alma tutumudur (yeme, uyku düzeni, çocuğa aşırı dikkat gibi). Çocuk özellikle erken yaşlarda tek başına işlev gösterebilmekte yetersiz olduğundan reddedilme veya terkedilme tehlikesi karşısında savunma sistemi aktive olur, aşırı duyarlılık, dikkat, aşırı boyun eğici davranışlar, mükemmeliyetçilik ve kendini ifade etmede kısıtlılık gelişir. Kendi isteklerini ifade etme yani bireysellik reddedilmeyi getirdiğinden çocuk anababanın istediği gibi olmaya yönelir.

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için Busra kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (02.10.08), RepStaR (28.09.08), Unrealseptic (28.09.08)
  #6  
Alt 28.09.08, 16:21
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

KOGNİTİF MODEL
Kognitif olarak sosyal fobinin en temel özelliği kişinin çok güçlü bir biçimde çevresinde özel bir olumlu izlenim bırakma isteği duyması ama diğer yandan da bunu gerçekleştirebilme yeteneğine olan belirgin güvensizliktir (Şekil 2) (Clark ve Wells 1995). Sosyal fobikler insanların önündeyken uygun olmayan bir biçimde davranacakları ve bunun da reddedilme, değer ya da statü kaybına ya da önem verdikleri kişisel hedeflere ulaşmada başarısızlığa yol açacağını düşünürler (Clark 1999).
Sosyal fobiklerin sosyal ortamlarda tehlike altında olduklarına inanmalarına neden olan kendileri ve sosyal ortamla ilgili olarak geliştirdikleri bir seri sayıltı vardır. Bu kişiler sosyal performansla ilgili aşırı derecede yüksek standartlara sahiptirler: "konuşmam kusursuz biçimde akıcı olmalı", "daima zeki ve parlak görünmeliyim" gibi. Sosyal fobiklerin sosyal ortamla karşılaştıklarında ortaya çıkan "söylediklerim aptalca", "sıkıcıyım", "beni sevmediler", "sıkıntılı olduğumu farkettiler" gibi otomatik düşünceleri koşullu inançlarıyla bağlantılıdır. Bu olguların sahip oldukları koşullu inançlara örnekler: "eğer birisine farklı birşeyler söylersem, bana aptal derler ve reddederler", "eğer saygılı görünürsem, insanlar hakkımda kötü düşünürler" gibidir. Daha altta yatan temel koşulsuz inaçları ise "ben sıkıcı, farklı ve tuhafım", "ben can sıkıcıyım".
Sosyal ortam bu şekilde korkutucu olarak algılandığında "otomatik anksiyete programı" hemen devreye girer. Anksiyete programı bilişsel, bedensel, duygusal ve davranışsal bileşenleri olan ve asıl amacı tehlikeli ortamlarda kişiyi korumak olan karmaşık yapısal bir düzenektir. Ama tehlike durumu gerçek olmaktan çok imajinatif olduğunda bu anksiyete ve bağlı tepkiler son derece uygunsuz kalırlar (Clark ve Wells 1995). Sosyal fobik birey diğerleri tarafından olumsuz değerlendirilme tehlikesi içinde olduğunu düşündüğünde dikkati kendisini gözleme ve değerlendirmeye odaklanır. Bu dikkat kayması, o anda anksiyetesine bağlı olarak ortaya çıkan tepkilerinin ve kendisiyle ilgili farkındalığın artışı çevreyi ve diğer insanların davranışlarını düzgün değerlendirememe-sine yol açar. Kendisini değerlendirmede kullandığı içsel-öznel bilgiyi diğer insanların kendisiyle ilgili düşündüklerine özdeş sayar. Bu kognitif çarpıtma süreci duygudan akıl yürütmeye (emotional reason-ing) tipik bir örnektir. Yani sosyal fobik hastalar aşağılanmış hissetmekle aşağılanmayı, kontrolsüz hissetmeyle gerçekten kontrolsüzlüğü, anksiyeteli hissetmekle anksiyeteli görünmeyi birbirine eş tutarlar.Barlow ve arkadaşları psikojenik erektil disfonksiyon için geliştirdikleri etiyolojik modelin bu bozukluğa çok benzer olması nedeniyle sosyal anksiyete bozukluğuna da uygulanabilceğini öne sürmüşlerdir. Barlow'un modeline göre sosyal fobik hastalar diğer kişilerle birarada iken performans gerektiren bir durumla karşılaştıklarında olumsuz bir duygulanım yaşarlar ve özellikle konuyla ilgisi olmayan dış ögelere (örneğin kötü performansın diğer kişilerde bırakacağı olumsuz izlenim, düzgün performans göstermedeki yetersizlik gibi) aşırı odaklanırlar. Bu durum bireyin asıl konu üzerindeki dikkatini dağıtır ve başarısını azaltır. Normal bireyler ise böyle bir sürece olumlu duygulanımla yaklaşır ve asıl konuya odaklanırlar (Barlow 1994). Bu modelde Barlow performans anksiyetesinin sosyal olarak işlevsel bireylerde sosyal performans üzerine olumlu etki yaparken, sosyal anksiyetesi olan bireylerde performansı bozduğunu öne sürmüştür (Heimberg ve Barlow 1991).

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için Busra kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (02.10.08), Unrealseptic (28.09.08)
  #7  
Alt 28.09.08, 16:22
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

Albert Ellis'in geliştirdiği bir diğer kognitif model olan Rasyonel Emotif Modele göre sosyal fobikler irrasyonel bir biçimde "iyi performans göstermek zorunda oldukları" ve "performans esnasında rahatsızlık duymamak zorunda oldukları" komutlarını kendilerine vererek sosyal fobi belirtilerini ortaya çıkarmaktadırlar (Ellis 1991). Sosyal fobikler hem doğuştan hem de yetişme esnasında topluma karşı sunumda fobik hale gelirler. Toplum içinde konuşurken topluma karşı konuşma fobisi olan bir sosyal fobiğin amacı hem iyi konuşmak hem de konuşurken hiç bir rahatsızlık belirtisi göstermemektir. Buradaki irrasyonel inanç "topluma karşı iyi ve rahat konuşmak istediğim için, mutlaka böyle yapmak zorundayım. Eğer bunu yapamazsam bu sadece şanssızlık değil berbat bir durum olur ve benim yetersiz, değersiz bir insan olduğumu gösterir". Konuşma fobisindeki olası ego anksiyetesi: 1) İyi konuşmak zorundayım; kötü konuşursam iyi olmaz. 2) Topluma karşı konuşmakla ilgili kaygım olmamalı ve eğer insanlar beni kaygılı görürlerse iyi olmaz. Duyduğu rahatsızlıkla ilgili olarak ise; 1) Toplum içinde konuşurken beceriksiz görün-memeliyim, 2) Konuşmayla ilgili duyduğum kaygı taşıyamayacağım kadar ağır. Buna dayanamam! Çok rahatsız edici. Rahatsızlıkla ilgili duyulan anksiyeteyi Ellis bu kişilerin düşük engellenme toleransına bağlar.
DAVRANIŞÇI MODEL
Sosyal fobinin etiyolojisi ile ilgili davranışçı görüş üç yolla bu rahatsızlığın gelişebileceğini öngörür: doğrudan koşullanma, gözlemsel öğrenme ve bilgi aktarımı. Doğrudan koşullanma sosyal ortamlarda kişinin trav-matik bir deneyim yaşamasıyla oluşur ve yapılan çalışmalarda yaklaşık %50 oranında hastada böylesi doğrudan travmatik sosyal yaşantılar saptanmıştır. Gözlemsel öğrenmede kişi sosyal ortamda olumsuz bir deneyim yaşayan kişiyi gözleyerek korkulu hale gelir. Bilgi aktarımında ise sözel ya da sözel olmayan yolla yani tutumlarla sosyal ortamların tehlikeli olduğu bilgisinin kişiye aktarılması yoluyla sosyal korkuların kazanılması söz konusudur. Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişilerle yapılan çalışmalar sınırlı tipteki sosyal fobilerin daha çok doğrudan travmatik deneyimlerle doğrudan koşullanmayla oluştuğunu diğer yandan yaygın sosyal fobinin çocukluk çağındaki utangaçlıkla ilişkili olduğunu göstermiştir (Beidel 1998).

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için Busra kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (02.10.08), Unrealseptic (28.09.08)
  #8  
Alt 28.09.08, 16:24
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

PSİKOLOJİK ETİYOLOJİYLE İLGİLİ DİĞER GÖRÜŞLER
Utangaçlık
Yeni veya tanımadığı insanlar karşısında tedirgin ve çekingen tavır alma şeklinde tanımlayabileceğimiz utangaçlığın genetik geçişini incelemek için yapılan ikiz çalışmalarında monozigotik ikizlerde utangaçlık davranışı, dizigotik ikizlere göre birbirine daha benzer bulunmuştur. Bununla birlikte genetik katkı çevresel etkenlerin rolünü düşündürecek şekilde orta düzeydedir. Örneğin "Colorada Evlat Edinme Çalış-ması"nda, üvey anababanın utangaçlıklarıyla, evlatlık bebeklerin utangaçlık dereceleri arasında çevresel etkenlerin rolünü destekler şekilde orta düzeyde bir korelasyon bulunmuştur. Yine bu çalışmada 24 aylıkken evlatlık verilen çocuklarda, biyolojik ebeveynlerin utangaçlık derecesiyle çocuklarınki arasında zayıf düzeyde bir korelasyon saptanmıştır (Fyer 1993). Bu iki bulgu utangaçlığın hem çevresel hem de belli ölçüde kalıtımsal etkenler tarafından belirlendiğini göstermektedir. Yani bazı çocuklar sosyal olarak çekingen davranış için biyolojik bir eğilimle doğmakta uygun çevrede bu durum ifade bulmaktadır. Bazı çocuklar ise utangaçlığı sadece yaşantıyla (akran reddi veya dış görünümle ilgili sorun) kazanmaktadır (Cloitre ve Shear 1994).

Davranışsal İnhibisyon
Yapısal olarak bazı çocukların çevreden gelen eleştirel tavır ve sözlere, aşağılanma ve utanma tepkisi vermede daha hassas oldukları düşünülmektedir. Tanıdık olmayan ortamlara, insanlara ve nesnelere aşırı korku duyma olarak tanımlanan davranışsal inhibisyonun sosyal fobinin çocukluk çağındaki öncülü olduğu öne sürülmektedir (Rosenbaum ve ark. 1991a, Judd 1994). Rosenbaum ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada davranışsal inhibisyonu olan çocukların ebeveynlerinde sosyal fobi sıklığı %18, davranışsal inhibis-yonu olmayan çocukların anababalarında ise %0 oranında bulunmuştur (Rosenbaum ve ark. 1991b). Bu çarpıcı farklılık ailevi etkenlerin davranışsal inhibisyonda önemli bir rol oynadığını düşündürmektedir.

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için Busra kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (02.10.08), Unrealseptic (28.09.08)
  #9  
Alt 28.09.08, 16:27
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Sosyal Fobinin Psikolojik Kuramı

SONUÇ
Sosyal fobi birçok ruhsal sorun gibi biyolojik ve psikolojik etkenlerin birlikte rol oynadığı bir rahatsızlıktır. Toplum içinde yaygınlığının geç farkedilmesine karşılık son yıllarda yapılan çalışmalarla bu rahatsızlığın etiyolojisini saptamada önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Ancak hala bu konuda katedilmesi gereken uzun bir yol olduğu açıktır.

» Nüve Forum » akademik » Tıp Fakültesi » Psikiyatri »

KaynakPDF
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf journals-1-48-pdf.pdf (116,0 KB (Kilobyte), 0x kez indirilmiştir)
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için Busra kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (02.10.08), Unrealseptic (28.09.08)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
fobinin, kuramı, psikolojik, sosyal

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz