Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İletişim Fakültesi > Görsel ve Sözel Göstergeler Açısından Bir Reklam Çözümlemesi: Beymen Örneği

İletişim Fakültesi hakkinda Görsel ve Sözel Göstergeler Açısından Bir Reklam Çözümlemesi: Beymen Örneği ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Giriş Reklamlar günlük yaşantımızın bir parçası olarak karşımıza çıkıyorlar. Kimi kez televizyonda, kimi kez gazete ve dergilerde, kimi kez bilboardlarda... Kısaca reklamlarla kuşatılmış olarak yaşıyoruz diyebiliyoruz. Bu kuşatılmışlıktan kaçmak olanaksız.

İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Gazetecilik

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 17.06.09, 21:08
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Görsel ve Sözel Göstergeler Açısından Bir Reklam Çözümlemesi: Beymen Örneği

[coverattach=1]Giriş
Reklamlar günlük yaşantımızın bir parçası olarak karşımıza çıkıyorlar. Kimi kez televizyonda, kimi kez gazete ve dergilerde, kimi kez bilboardlarda... Kısaca reklamlarla kuşatılmış olarak yaşıyoruz diyebiliyoruz.
Bu kuşatılmışlıktan kaçmak olanaksız. Yaşamımızın hemen her anında karşılaştığımız reklamlar kuşkusuz bize pek çok şey anlatıyorlar. Bir kısmı bizim kişisel ya da toplumsal algılarımıza dikkatimizi çekerken bir kısmı ise bizi çok ilgilendirmiyor. Bizim dikkatimizi çeken reklamlardan birisi de bu makalenin konusunu oluşturan ve basında yer alan Beymen reklamıdır.
Kurumsal olarak konumunu belirlemiş bir firmanın, bu denli çarpıcı bir görsel metni ile karşılaşıldığında bu metnin ne anlattığını sorgulamak da kaçınılmaz oluyor. Öyle ise metni okumamız gerekli. Bu nedenle çalışmanın bir bölümünü reklamın işlevleri, moda ve reklam gibi konular oluşturdu. İkinci bölümde ise reklamda kullanılan slogan, renkler, siyah erkek
vücudu ve kadın bacağı olarak göze çarpan göstergeler çözümlendi. Bunun için de göstergebilimsel çözümlemeden yararlanılmıştır.
İnsan görme duyusuyla, yaşamdaki her şeyin bilincinde olur. Bu bilinç çevremizdeki bazen siyah-beyaz, bazen rengarenk, bazen basit, bazen karmaşık biçimde imgelerle donatılan, doğrudan algılanabilir bir gerçekliği ortaya koyar (Ellul, 1998: 22). Çevremizde bize sunulan göstergelere anlamlar yükleyerek bu göstergeleri okumayı öğrenip bu süreci sürdürebiliriz. Çünkü iletişimin gerçekleşmesi için göstergelerden bir ileti yaratılması gerekmektedir. Bu ileti alıcı konumunda olan kişi ile kaynağın ilk anda oluşturduğu anlamla şu ya da bu şekilde ilişkisi olan bir anlam yaratmaya teşvik etmektedir. Aynı kodlar paylaşıldığı ve aynı gösterge sistemleri kullanıldığı sürece, iletiye iki kişinin yüklediği anlamlar birbirine yaklaşacaktır. Bu yaklaşım iletişim çalışmalarına farklı bir vurgulama yapmaktadır ve bu nedenle yeni bir terimler dizisiyle tanışılmak durumunda kalınmaktadır. Bunlar arasında gösterge, anlamlandırma, görüntüsel gösterge (ikon), belirtisel gösterge (index), düzanlam, yananlam gibi terimler yer almaktadır. Tüm bu terimler çeşitli anlam yaratma yollarına göndermede bulunmaktadır. Dolayısıyla göstergebilimin temel ilgi alanının merkezinde gösterge teriminin varlığından söz etmek olanaklıdır (Fiske, 1996: 61-62 ).
Türkçede "gösterge" denildiğinde akla ilk gelen bir araçtır. Örneğin, ısıölçer bir göstergedir. Bize ısı hakkında bilgi verir. Bir ısıölçerin ilettiği bilgiyi doğru okumak için, hangi ısı birimine göre yapılmış olduğunu ve en azından sayıları okumayı öğrenmiş olmak gereklidir. Kısaca "gösterge, bizi bir ölçümü doğrudan doğruya yapmaktan kurtaran, bizim ölçme eylemimizin yerine geçen bir araçtır" denilebilir. Eş deyişle " kendisi o şey olmadığı halde, o şeyi çağrıştırarak iletişim sağlayan her aracı bir göstergedir" (Erkman, 1987: 8-10). Göstergebilimin kurucularından Saussure dil ile ilgilenmiş ve göstergelerin diğer göstergelerle olan ilişkileri üzerine yoğunlaşmıştır. Onun için gösterge, anlamı olan fiziksel bir nesnedir ve gösterge bir gösteren ile gösterilenden oluşur. Gösteren göstergenin algılanılan yanıdır. Örneğin, kağıt üzerindeki işaretler, havadaki sesler gibi. Gösterilen ise gösterenin göndermede bulunduğu zihinsel kavramdır. Bu zihinsel kavram, aynı dili paylaşan aynı kültürün üyelerinin tümü için ortaktır (Fiske, 1996: 67). Göstergebilimin bir diğer kurucusu Pierce'ün gösterge tanımı daha kapsamlıdır. Onun tanımında ise doğal
göstergeler de yer almaktadır. Pierce göstergeleri üçe ayırmaktadır: İkon, belirti, simge. Anlıksal çağrışımı gerektiren gösterge simgedir. Sözcük ile nesnesi arasındaki ilişki nedensiz olduğu için sözlü dil simgeye örnek olarak verilebilir (Büker, 1991: 46). Pierce'e göre nesnesi ile arasındaki nedenlilik ilişkisi olan gösterge ikon olarak tanımlanmaktadır. Nesnesi ile arasında fiziksel bağ olan gösterge ise belirtidir. Örneğin, duman ile ateş arasında bir bağ olduğu için duman ateşin göstergesidir (Büker, 1991: 30-31).
Tüm bunların yanı sıra göstergebilimin en önemli alanı "anlamlama" başlığı altında toplanabilecek olan "düzanlam" ve "yananlam" kavramlarıdır. Bir göstergede, gösterenle gösterilen arasındaki ilişkinin kurulmasına "anlamlama" denilmektedir (Erkman, 1987:63) Anlamlamanın birinci uzantısı olan düzanlam, göstergenin ortak duyusal, bilinen anlamına gönderme yapan düzeyidir (Fiske, 1996: 116). Eş deyişle düzanlam gösterenle aynı şeydir. Şüphesiz bir gösterge her zaman bir tek düzanlam taşımamaktadır. Bir gösterilen düzanlamının yanı sıra başka anlamlarda taşıyabilir (Erkman, 1987: 73). Bu anlamlar anlamlama sürecinin ikinci düzlemini oluşturan yananlamlardır.
Stuart Hall'a göre ise anlamlar kodlanmış (encoded) ve kodları çözümlenmiş (decoded) olarak var olurlar. Kodlama anlamların metin içine yaratıcısı tarafından yerleştirilme sürecidir. Anlam(lar) böylece kodlanır ve bu andan itibaren dolaylı bir biçim alır. Öte yandan, kodların çözümlenmesi okuyucunun anlam(lar)ı yeniden açımlamasıyla oluşur. Bu noktada ortaya çıkarılan anlam(lar) büyük olasılıkla yaratıcının yüklediğinden farklı olacaktır (Aktaran; Ocak, 1996: 33). Guiraud anlamı bir bağıntı olarak tanımlamaktadır. Bu bağıntı, her anlamı yeni bir anlam içine almaktadır. Denilebilir ki, göstergebilim, göstergelerin bilimi olduğuna göre, bütün bilgileri, bütün deneyimleri de kapsamaktadır. Çünkü herşey göstergedir: Herşey gösterilen, herşey gösterendir (1994:58).
Saussure göstergelerin kodlar içinde düzenlendiği iki yolun varlığından söz eder. Bunlardan birisi dizisel (paradigmatic), diğeri ise dizimsel (syntagmatic) olanıdır. Bir dizim (syntagm), seçilen göstergelerin birleştirildiği iletidir. Bu paradigmadan seçilen bir birim normalde diğer birimlerle birleşiktir. Bu birleşim dizim olarak adlandırılmaktadır (Aktaran; Fiske, 1996: 82¬847). Dizim, dayanağı uzam olan bir göstergeler birleşimidir. Eklemli dilde bu uzam
çizgiseldir ve tek yönlüdür. Burada her öğe değerini, kendinden önce gelen ve kendini izleyen öğelerle kurduğu karşıtlıktan alır. Söylem dışında, aralarında ortak bir yan bulunan öğeler bellekte birbirini çağrıştırırlar ve böylece çeşitli bağıntıların egemen olduğu öbekler oluştururlar. Her öbek, gücül bir belleksel dizi, bir "bellek hazinesi" ortaya çıkarır. Her dizide dizimsel düzlemdekinin tersine, aynı anda bir arada bulunmayan (in absentia) öğeler birbirine bağlanır. Çağrışımlara uygulanan çözümleyici çalışma, sınıflandırmadır. İki düzlem birbirine öylesine bağlıdır ki, dizim ancak çağrışımlar düzleminden yeni birimlerin art arda öbür düzleme aktarılmasıyla ilerleyebilir (Barthes, 1993: 53).
Öte yandan, Saussure'a göre; göstergeleri anlamak, göstergelerin diğer göstergelerle yapısal ilişkisini anlamaktır. Bu da iki tür yani paradigmasal (seçim yapma), dizimsel (birleştirme) yapısal ilişki ile olanaklıdır. Tüm iletiler seçim yapmayı ve birleştirilmeyi gerektirirler (Aktaran; Fiske, 1996: 82-86). Bu bilgiler ışığında tüm toplumsal kurallar, modalar, dinsel törenler, toplumsal davranış biçimleri görüntüsel ya da nedenli simgelerdir denilebilir (Guiraud, 1974: 19). Dolayısıyla yaşamımızda varolan her şey göstergebilimsel açıdan çözümlenebilir. Bu çalışmada da Beymen reklamının öğelerinden oluşan paradigmadan sırayla seçip göstergebilimsel açıdan incelenecektir. Diğer bir deyişle, Beymen'in reklam metninde varolan slogan, renkler, siyah erkek, beyaz kadın ve diğer göstergeler benzerlerinin paradigmalarından yapılan seçimlerin bir dizimidir. Dolayısıyla bu dizim bize reklam metnini okuma olanağını sunmaktadır.

Makale Yazarları
*Sevil UZOĞLU BAYÇU
**Canan ULUYAĞG
***8727;Yrd. Doç. Dr. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi
***8727;***8727; Yrd. Doç. Dr. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg beymen1.jpg (8,3 KB (Kilobyte), 173x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17.06.09, 21:09
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Görsel ve Sözel Göstergeler Açısından Bir Reklam Çözümlemesi: Beymen Örneği

Moda Ve Reklam
Günümüzde moda insanların yaşam biçimini ve toplumdaki konumlarını belirlemektedir. Öyle ki moda insanların dünya görüşünü yansıtan bir ayna gibidir. Modacılar da toplumun eğilimlerinin yönünü yakalayarak, toplum tarafından benimsenecek geçici yenilikler sunarlar. Sundukları bu yenilikler önce üst tabaka tarafından benimsenir, gittikçe yayılan bu yenilik orta tabakaya hatta en alt tabakaya ulaşınca, üst tabaka artık bunu demode olarak kabul eder. Böylelikle modacılar yeni bir "geçici yenilik" sunma sürecine girerler ve kısır döngü bu şekilde işler (Uzoğlu, 1999: 122).
Modalar, topluluğu belirleyen varlıksal biçimlerdir: Giyinmek, beslenmek barınmak vb. Moda ihtiyaçtan çok tüketim malı üreten bir toplumda önem kazanır. Dolayısıyla ihtiyaçtan fazla olan bu ürünlerin bolluğu, bu ürünleri temel işlevlerinden koparır. Örneğin; giyim biçimimiz, arabamız, evimiz, parfümümüz toplumdaki yerimizin birer göstergesidir (Guiraud, 1994: 116). Dolayısıyla reklam pek çok alanda olduğu gibi moda kuruluşlarının da ayrılmaz birer parçası olarak karşımıza çıkar.
Reklam bugün yaşamımızı şekillendiren ve yansıtan en önemli kültürel faktörlerden biridir. Öyleki çağımızda herkesin yaşamının kaçınılmaz bir parçası olarak varlığını sürdürür. (Williamson, 2000: 11). Böylesine bizi kuşatan reklamlar nasıl bir anlam taşıyorlar? Nasıl bir ideolojik işlevi yerine getiriyorlar? Kuşkusuz reklam metinlerini çözümlemenin bir yöntemi de göstergebilimdir. Çünkü Eco'nun da belirttiği gibi göstergebilim, gösterge dizgesi oldukları belirgin olarak anlaşılan dizgeleri incelemekle kalmaz, tüm kültür görüngülerini gösterge dizgeleriymiş gibi ele alır. Bunu yaparken de tüm kültür görüngülerinin gösterge dizgeleri olduğu varsayımından yola çıkar. Eş deyişle kültürün temelde bir bildirişim olduğunu varsayar (Aktaran; Erkman, 1987: 87). Bu gerçeklik karşısında reklamı bir metin olarak ele alıp göstergebilimsel açıdan çözümlemek olanaklıdır. Reklamlara ilk baktığımızda düzanlam olarak bir ürünün tanıtıldığını görmemiz olanaklıdır. Ancak bir göstergeler dizgesi olarak ele aldığımız zaman bu reklamın altında yatan ikinci anlamı ya da yananlamı gördüğümüzde okuma sürecimiz başlamış olur.
Reklamın işlevlerinden birinin insanların sahip oldukları şeylerden daha fazlasını ve yenisini istemeyi sağlamak ve ekonomik, maddi olanakları ne olursa olsun, onları daha fazlasını istemeye özendirmek olduğunu biliyoruz. Bunu yaparken de tanıttığı ürün ya da hizmete anlam yüklemesi kaçınılmazdır. Çünkü amaç ürünü satmak ve hedef kitleye bu ürünü satın aldırmaktır. Bu noktada reklamın bir imaj yaratması önem kazanmaktadır. Örneğin; Beymen'in zaten daha önceden yaratılmış bir imajı olduğu için kendisine özgü bir anlam aramaz ve bildiğimiz bir anlamı kendisine uyarlamaktan kaçınmaz. Reklam metninde yer alan siyah erkeğin ve kadın bacağının, topuklu sandalet ayakkabının zaten toplumda bir anlamı vardır. Bu imgeler reklam metninde yer aldığı zaman başka bir dilde (reklam dilinde) başka bir anlam boyutuna taşınmış olmaktadır. Ancak bu imgelerin neyi
karşıladığını bilmek, reklamı çözümlemek için yeterli değil. Başka ne önemli olabilir? Bunun neden beyaz erkek olmadığı ya da düz topuklu pabuç giyen bir kadın olmadığı da önem kazanmaktadır. Bu karşıtlıktan dolayı reklam metninin anlamı oluşuyor. Metni çözümlerken öncelikle şu soruların yanıtlarını bulmak gerekiyor.
Slogan ne anlam içeriyor?
Reklam neden turkuaz yeşili?
Siyah erkek ne ifade ediyor?
Kadın bacağı ne ifade ediyor? Kadın neden gövdesiz ve başsız olarak sunuluyor?
Bu soruların yanıtını aramadan önce anlamı oluşturan ürünün ilişki kurduğu göstergeleri tanımlamak gerekiyor. Burada ilişki kurulan nesne ya da kişi gösterendir: Siyah erkek + kadın bacağı Gösterilen üründür: Beymen
Bizi farkettiren Beymen'dir. Beymen'in bir özelliği vardır: Giyen fark edilir. Böylelikle ürün anlam kazanır. Ürün gösteren olur. Kendi dışında bir şeyi yansıtmaz, kendisini gösterir.
Slogan: Farkediliyorsa Beymen'dedir
Slogan gönderilen iletinin hedef kitle tarafından hatırlanmasına yardımcı olan bir göstergedir. İnsanlar gibi firmalarda sürekli iletişim içerisindedirler. Bu iletişim sırasında kim olduklarını gösteren mesajlar iletirler. Şüphesiz günümüzde artık iletişim, sadece bir imaj oluşturulması ya da mesajın iletilmesi ile sınırlı kalmıyor (Uzoğlu, 1999: 190). Russel ve Lane'e göre, sloganı ürünün yararını ve temasını ortaya koymak için birkaç kelime ile kolay hatırlanabilir bir tümce olarak tanımlamak olanaklıdır. Çünkü slogan tüketici üzerinde mesajını ve marka etkisini yansıtan kelimesi kelimesine hatırlanabilir ve tekrar edilebilir şekilde düzenlenmiştir. İdeal olan slogan kolay hatırlanabilir, açık ve kısa olmalıdır (Aktaran; Uzoğlu, 1999: 190). Beymen yarattığı sloganda farkedilmek imgesini ön plana çıkartmaktadır. Farkediliyorsa Beymen'dedir sloganı günümüzde farkedilmenin ne kadar önemli olduğunu vurgular. Böylece slogan okurun anlığına kaydedilir.
Barthes, göstergenin göstereni ve gösterileni arasındaki ilişkiyi ve göstergenin dışsal gerçeklikteki göndergesiyle ilişkisini betimlemesine düzanlam der (Aktaran; Fiske, 1995: 116). "Farkediliyorsa Beymen'dedir" sloganının düzanlamı zaten fark edilenlerin Beymen'den giyindiğini göstermektedir. Burada farkedilmek ve Beymen arasında anlamsal bir bağ kurulmuştur. Yananlam olarak Beymen'e gidenlerin zaten özel kişiler olduğu vurgulanmıştır. Bu ilişkiyi şema ile ifade edersek (Büker, 1992: 16);
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17.06.09, 21:10
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Görsel ve Sözel Göstergeler Açısından Bir Reklam Çözümlemesi: Beymen Örneği

Sloganda yaratılan bu yananlamlar tüketicinin hem kimlik kazanması hem de var olan kimliğini sürdürmesi açısından önemlidir. Çünkü Barthes yananlamı "göstergenin, kullanıcıların duygularıyla ya da heyecanlarıyla ve kültürel değerleriyle buluştuğunda meydana gelen etkileşim olarak tanımlamaktadır (Aktaran; Fiske, 1995: 116).
Beymen, sloganı ile gönderdiği iletide farkedilmek isteyenin Beymen'den giyinmesi gerektiğini vurgulanması sloganın düzanlamıdır. "Farkediliyorsa Beymen'dedir" sloganı moda ile Beymen'i özdeşleştirir. Aşağıdaki şekilde de görüldüğü gibi ürünün bir farklılık yaratması gerekir. Beymen'in seslendiği kitle üst gelir grubudur (A grubu). Dolayısıyla Farkediliyorsa Beymendir sloganı üst konumun gösterilenidir. Bu sloganda hiçbir yıldız ya da nesne ile ilişki kurulmamıştır. Yaşam biçiminizi yansıtmak için değil, yaşam biçiminizi yaratıp farkedilmek için Beymen alıyorsunuz yananlamı bu slogan ile oluşturulmuştur. Eş deyişle o gösterene yani üst sınıfa dahil olunduğunu göstermek için ya da dahil olmak için Beymen ürünleri satın alınmaktadır.
Yukarıdaki şekilde de gösterildiği gibi farklı olmak önem kazanmaktadır. İnsanlardaki farklı olma ve farklı olmama isteği sürekli çatışma halindedir. Kişi modayı takip ederken kendinden üstün gördüğü, modayı takip edenler grubundan ayrı olmamak için onlarla arasındaki bütün farkları gidermeye çalışır. Diğer yandan kendi içinde bulunduğu küçük grubun insanları arasından seçilerek göze çarpmak ister. Böylece sınıf atladığına inanır. Böylece "yeni sınıfının" konumunu kendi belirlemiş olur (Barbarosoğlu, 1995: 64). Farkediliyorsa Beymen'dedir sloganı da Beymen'den giyinen kişinin o sınıfla özdeşleşmesini ve kişinin farkedilip görünür kılınmasını sağlar.
Renklerin Dili
Reklam metninde yer alan bir diğer göstergemiz ise renklerdir. Renkler hiçbir zaman tek başlarına varolmazlar. Her zaman bir göndergeye bağlı ve bir şeyin rengidir (Kıran, 1995: 69). Renk kuramcısı Joheannes Itten'e göre "güzel/çirkin yargısı, renkleri değerleri ile algılamak için geçerli bir gönderge değildir. Yararlanılabilir bir gönderge öğesi oluşturabilmek için her rengi önce komşu rengi içinde incelemek gerekir" demektedir (Aktaran; Kıran, 1995: 70). Arnheim'da renklerin anlamlarının uzlaşımlara dayandığını,
bundan dolayı da kültürden kültüre değişebileceklerini vurgulamaktadır. Aynı zamanda rengin anlamının içerikle değişebileceğini belirtir. Aynı renk (siyah-beyaz) değişik bağlamlarda değişik anlamlara gelebilir. Çünkü Eco'nun da belirttiği gibi işlev öğeleri (anlatım ve içerik) birbirinden bağımsızdır. Aynı anlatım başka bir kural temel alındığında değişik bir içerikle bağlantı kurabilir (Aktaran; Büker, 1985: 74). Kuşkusuz bu reklamda da seçilen renkler Türk kültürü açısından bazı çağrışımlara yol açmaktadır. Çünkü renkler özellikle duyguları etkilemektedir. Eğer renkler kontrast olarak kullanılırsa, uyumlu etkili çok güzel armoniler ortaya çıkarmak olanaklıdır. Zıt renkler ise birbirlerinin kuvvetlerini arttırır ve şiddetlendirir (Atalayer, 1994: 187). Beymen reklam metninde de da siyah erkek ve beyaz kadın ile bu uyum sağlanmıştır. Öte yandan yeşil bir fon kullanılmış en alttada kırmızı bir bant yer almıştır. Siyah beyazın uyumunun yanısıra yeşil ve kırmızının zıtlığı reklamın dikkat çekmesi diğer reklamlar arsında da ayır edici olması açısından önemlidir.
Renklerin diline baktığımızda siyah sonsuz bir karanlığın simgesidir. İnsanlar üzerinde bilinmezliğin verdiği korkuyu yaratır. Aynı zamanda hem bilinmezliğin hem de gizemin simgesi durumundadır. Tüm bu olumsuzluklara karşın siyah bir tepki rengidir. Çünkü, insan sonsuz karanlıkları dağıtarak bir galibiyete ulaşmak ister. Siyah renk ayrıca kişiliği daha belirli bir kimliğe de sokar (Yılmaz, 1991: 37-38).
Beyaz renk ise dengeyi simgeler. Bu bir "susuştur". Ancak 'yaşamı canlılığı' içinde taşıyan, asla 'ölüm' gibi olmayan bir susuştur (Atalayer, 1994: 172). Beyaz da daima neşe ve sevinç öncesinin bir sessizliği vardır. Bundan dolayı da insan psikolojisinde beyaz, ferahlık, soğuk kanlılık, samimiyet ve aydınlık duyguları uyandırır. Toplumsal değerlerde ise beyaz, "masumiyeti, temizliği ve asaleti" simgeler. Beyaz huzur ve güven verici bir etkiye sahiptir (Yılmaz, 1991: 43-44).
Bu bağlamda kadının beyaz, erkeğin ise siyah seçilmesi nedensiz değildir. Toplumsal değerlere baktığımızda kadın masumiyeti, temizliği, asaleti, duruluğu ve bakireliği simgelerken, erkek gücü, kararlılığı ve şiddeti simgeler. Böylece siyah-beyaz karşıtlığı yaratılırken bir yandan da kadın ve erkek rolleri de belirgin olarak reklam metninde izleyeni ile buluşur.
Yeşil ise temiz bir doğa ve ferahlık çağrışımı yaratır. Yeşil ne insan psikolojisindeki ulaşılması gereken tutkulara eşlik eder, ne de ulaşamamanın verdiği üzüntüyü teselli eder. Hiçbir duygu için etkinlik göstermez. Ancak insana huzur, rahatlık ve sakinlik duygusu verir. Yeşil, mavi ile birlikte kullanıldığında dinlendirici özelliğinin azaldığı, yerine bir ciddiliğin ya da düşünselliğin geçtiği hissedilir. Ayrıca toplumda manevi duygular ile etkileşim içindedir (Yılmaz, 1991: 37-38). Bu reklamda da bir yandan kadın ve erkek cinselliği sunulurken diğer yandan doğanın huzuru ve ferahı yeşil fon kullanılarak sağlanmıştır.
Kırmızı ise sınırsız bir coşkuyu simgeler. Büyük bir enerjiye sahiptir. İnsan psikolojisine etkilerine bakıldığında, açık tonlardaki kırmızı güven, hakimiyet, sevgi duygusu uyandırır. Orta kırmızı düzen, koyu kırmızı ise iç tepkisel duyguları ortaya çıkaran bir etki bırakır. Bu renk soğudukça kendini mavinin dinlendirici etkisine bırakır ve aktifliğini yavaş yavaş kaybeder. Kuşkusuz kırmızı aşkın ve sevginin simgesidir (Yılmaz, 1991: 20-22). Böylece reklam boyunca süregelen tezatlıklar kırmızı bant ile tamamlanır. Hem izleyenin dikkatini çekmek hem de tezatlığı tamamlamak için yeşil fonun üzerinde kırmızı bant yerini alır. Reklam metninin vermek istediği iletinin etkisi daha da artar.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 17.06.09, 21:10
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Görsel ve Sözel Göstergeler Açısından Bir Reklam Çözümlemesi: Beymen Örneği

Siyah Erkek + Beyaz Kadın: Cinselliğe Dokunuyor
Erkek vücudunun sergilenişi cinsiyet rollerinin ve erkek gücünün çok çeşitli sözsüz iletişim yöntemlerinden biridir. Nancy M. Henley'e göre, sözsüz iletişim kadın ve erkek ilişkilerinde bir gösterge olarak kabul edilebilir (Aktaran; Dyer, 1996: 36). Beymen reklam metninde erkek gücü siyah erkeğin vücudunun sergilenişi ile gösterilmiştir.
Bu reklam metninde olduğu gibi cinsel manzara olarak sunulan erkek imajlarına baktığımızda karşılaştığımız pek çok tutarsızlık vardır. Bu erkekler görsel bir araçtır, kadınlar tarafından bakılmak için oradadırlar. Öte yandan bu, kimin baktığı ve kime nasıl baktığı kodlarını ihlal eder (Dyer, 1996: 36). Erkek ne kadına bakar ne de kadın izleyiciye. Sırtı dönüktür. Onun ilgi odağı kadının cinselliğini ortaya koyan ayakkabı olmasına karşın reklam metnine bakan kadın izleyicinin ilgi odağı zenci erkeğin vücududur. Bir anlamda da gücüdür. Bu olguyu Paul Hoch "White Hero Black Beast" adlı kitabında şöyle açıklar. Bu
reklamda da olduğu gibi daha yüksek daha alçaktan iyidir, yukarıda sunulan baş aşağıdaki cinsel organların sunulmasından daha ilgi çekicidir (Aktaran; Dyer, 1996: 36). Bu reklamda da başın üzerindeki göz kadının fetişe dönüşmüş ayağına bakmaktadır. Paul Hoch'a göre; "Aynı zamanda gerilme (kasılma) ve yukarıda olma çabası, duygusu görünüşte daha iyi bir cinselliği simgeler. Gerilme (kasılma) ve çabalama terimleri toplumda erkek cinselliğini tanımlamada sıkça kullanılmaktadır (Aktaran; Dyer, 1996: 36)."
Reklamda yer alan siyah erkek vücudu aslında Berger'in sözünü ettiği Avrupa yağlıboya resim geleneğinde seyirlik nesne olarak sunulan kadın tablolarının tersine çevrilmiş biçimini çağrıştırmaktadır. Buna göre Avrupa yağlıboya resim geleneğinin hiç durmadan yinelenip duran en önemli konusu kadındır.Bu tür, çıplak kadın resmidir. Avrupa geleneğindeki çıplak kadın resimlerinde kadınların seyirlik nesneler olarak görülüp değerlendirilmelerinde geçerli olan ölçü ve töreler bulunabilir. Bu gelenek de kadın kendi başına çıplak değildir. Seyircinin onu gördüğü biçimde çıplaktır. Kadın kendisini seyreden bizlere bakmaktadır. Tintoretto (1518-1594) Susannnnah veKKent'nn Büüyüükieritab\osu ve Von Aachen'in Baküüs, Ceees ve Küpitadlı tabloları bunlara örnek olarak verilebilir.Bu tablolarda kadın kendisini izleyen bizlere bakmaktadır. Eş deyişle kadın kendisini kadının gerçek aşığı sanan kişiye-izleyici sahibine bakar (Berger, 1990: 50-56). Beymen reklamında da siyah erkek bu tablolar gibi izleyene kendisini sunmaz, sanki bakışın nesnesi olmaz, "davetkar" değil gibidir. Güzel gövdesini sunmuyor gibi yapar. Ancak metin dikkatle okunursa izleyene gövdesini sunduğu görülebilir. Yanılsamayı yaratan ona bakan bir öznenin olmayışıdır.
Siyah erkek bir yandan kaslı vücudu ile cinselliği simgelerken bir yandan da erkek gücünü ve "fallusun" üstünlüğünü bir kez daha izleyene anımsatır. Segal'e göre cehenneme, ölüme, karanlığa ve lanetlenmeye giden ürkütücü ancak baştan çıkarıcı yola Batı bilincinde daima seks bulaşmıştır. Siyah -acımasızca damızlık siyah 'oğlan' ve fahişe siyah kadın imgeleriyle temsil edilen- seksin 'kirli' sırlarının rengidir (Segal, 1990: 220). Öte yandan kaslılık erkek vücudunu değerlendirmede anahtar bir terimdir. Kaslılık gücün simgesidir kuşkusuz.. En azından gelişmiş kaslar, genellikle kadınların erişemiyeceği bir fiziksel gücü belirtir. Erkeklerdeki kaslılık biyolojik olarak verilen gizil gücü simgeler. Aynı zamanda hem kadınlara hem de dünya nimetlerini ve de kadını paylaşma yarışında olan diğer erkeklere
egemen olma aracıdır. Önemli olan şudur: kaslar biyolojiktir, bu nedenle doğaldır; ve biz, özellikle cinsellik ve tür konusunda(ki) alışkın olduğumuz düşünceleri değiştiremeyiz. Böyle olunca da doğal olduğu gösterilebilecek şey verilmiş olarak ve kaçınılmaz olarak kabul edilmelidir. Kasların "doğallığı" erkek gücü ve egemenliğini yasal kılar (Dyer, 1996: 38). Toplumun siyah erkeğe yüklediği değerlere baktığımızda da bunu görmemiz olanaklıdır. Toplum siyah erkeği sportif ve cinsel gücün simgesi olarak izleyene sunar. Siyah erkeğin böyle sunulması gibi kadın da reklam metninde cinsel bir nesne olarak yer almıştır.
Reklamın bütününe bakıldığında ise kadının bir kenarda bırakılmış olduğu düşüncesi ağır basar. Önemli olan kadının bacaklarıdır. Böylece erkeğin kaslı vücudu ile sunulan erkek cinselliğine karşın beyaz kadının sadece bacakları ile kadın cinselliği oluşturulur. Hem kadın hem de erkek fetiş bir nesneye dönüştürülür. Dikkat çekici olan fetiş nesneye dönen erkeğin zenci olmasıdır. Dyer'a göre, ırk ve sınıf açısından ise ilginç bir farklılık vardır. Erkek gücü imajlarının daima ve zorunlu olarak toplumdaki öteki güç göstergeleriyle birlikteliğine iyi bir örnektir bu. Irkçılıkla ilgili olarak, beyaz erkek imajlarında gösterilen ya da ima edilen etkenlik batı toplumundaki boş zaman ve çalışma (zamanı) ayrımıyla açıkça ilgilidir. Siyah erkeklerse gerçekte Amerikalı ya da Avrupalı oldukları halde "orman" ve dolayısıyla "vahşilik" fikirlerinden soyutlanamaz bir fiziksellikle verilir. Bu, ya doğal ortamda genel bir fiziksel çaba, doğanın enerjisiyle (tabii ki davul sesleri) birleştirilerek ya da son zamanlarda olduğu gibi "siyah güç" sembolizmi çarpıcı şekilde kullanılarak yapılır. Bu ırkçı politikaların bir kabulü olarak görülebilir ve belki bazı izleyiciler için böyledir. Fakat medyanın siyah gücü yapılandırma şekli gerçekte, bir politik hareketten çok vahşi bir enerji fikri üretme eğilimi göstermektedir (1996: 37). Renkler bölümünde de siyah bu enerji ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca yeşil renk ile orman-vahşi erkek ilişkisi tamamlanmıştır.
Erkek vücudu bu reklamda olduğu gibi gerçekten bir hareket içinde yakalanmadığında bile, vücudun pozuyla erkek imajı yine de etkenlik izlenimi verir. Rahat görünüşlü uzanmış pozunda bile, model kaslarını belirtecek şekilde vücudunu gerer ve sertleştirir; böylelikle vücudun harekete hazırlığına dikkat çekilir (Dyer, 1996: 37). Eş deyişle erkek cinselliğini yaşamaya hazır durumdadır. Buna karşın kadın sadece bacakları ve ayakkabısı ile vardır.
Kadın bacaklarının kullanımına baktığımızda ise toplumda kadının konumunu anlamamız olanaklı olacaktır. Berger, erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler der. Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. Böylece kadın kendisini bir nesneye -özellikle görsel bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur (1990: 47). Burada siyah erkek de çıplak vücudunu sergilerken tıpkı kadın gibi görsel bir nesneye dönüşme tehlikesi içindedir. Kuşkusuz bu görsel nesneye dönüşen erkeğin siyah olması ilgi çekicidir. Çünkü Segal'e göre "siyah" ve "dişil" benzerliği vardır. Her iki grup da toplumsal olarak ikinci sınıf konumuna düşürülme ve kültürel olarak değersiz görülme deneyimini paylaşır ve siyah adam tiplemesinin sömürgeci biçimi tam da beyaz "erkekliği" ile "gerçek" erkeklik arasında temel bir karşıtlık yaratmaktadır. Siyah erkek, erkeklikten mahrum bırakılmıştır (1990: 225). Dolayısıyla siyah erkeğin çıplak olarak sunulması beyaz erkeklerin gururunu kıracak bir şey değildir. Renkler bölümünde de değinildiği gibi siyah-beyaz karşıtlığı varlığını sürdürmeye cinsiyet rolleri açısından da devam etmektedir.
Bu reklam metninde dikkati çeken bir diğer öğe ise kadın ve erkeğin birbirlerine dokunmamalarıdır. Desmond Morris'in "sevmek dokunmaktır" tümcesinden yola çıkacak olursak burada sevginin söz konusu olmadığını yalnız cinselliğin ön plana çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır. Kısaca bu metin cinselliğe dokunmaktadır.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17.06.09, 21:10
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Görsel ve Sözel Göstergeler Açısından Bir Reklam Çözümlemesi: Beymen Örneği

Giysilerin Dili: Ayakkabı
Cinselliğe dokunuşu pekiştiren bir diğer gösterge ayakkabıdır. Cinselliğe dokunma olgusu kadının ayakkabısı ile devam ediyor. Giyinmek özellikle kadınlar için cinselliğin bastırılması anlamına gelir. Kadın bazı cinsel bölgelerini giyinerek kapatır. Simgesel olarak ifade edilmiş "toplumsal kimlik" nosyonu, kişinin kıyafet konusundaki öznel eğilimleri ile bunları tanımlayıp çerçevelerini çizen kültür arasında gerekli bir kavramsal köprü işlevi görür (Davis, 1997: 100). Guiraud'a göre giyim tarzımız, kullandığımız araba, oturduğumuz ev, süründüğümüz parfüm, evimizin dekorasyonu vb. toplumdaki yerimizin birer göstergesidir
(1994:116). Bireyin güzel görünmek, varlıklı bir kişi izlenimi bırakmak, güçlü görünmek gibi ruhsal yapısı modayı etkileyen faktörlerden birisidir. Ancak bu reklam metninde mankenler bedenlerinde giysi taşımamaktadırlar. Bize kadın ya da erkeğe ilişkin bir giysi sunulmaz. Ama sunulan "Beymen"dir. Beymen'in zaten marka olarak toplum içinde bilinen bir yeri vardır.
Bu reklam metni ayrıca slogan bölümünde de belirtildiği gibi bize giysi sunmaz. Kadın ve erkek manken yalnız cinselliklerini sergilerler. Özellikle kadının başının olmaması, dikkatlerin bacaklarında ve sandalet olan ayakkabısında toplanması önemli bir ayrıntıdır. Giysi simge ilişkisi açısından bakıldığında Pond'a göre kadın ayakkabıları buna iyi bir örnektir. Bu reklamda gördüğümüz arkası askılı ayakkabıların dekolte olduğu söylenebilir; bağcıklı ve altı düz ayakkabılar cinsellikten uzak bir ağırbaşlılık taşırlar; üst yüzeyinde derin bir oyuk bulunan dilsiz ayakkabılar göğüs dekoltesini simgelerler; iğne topuklar saldırgan bir cinselliği, parmakların açıkta bırakılması, iç çamaşırlarını sergileme arzusunu gösterir (Aktaran; Davis, 1997: 108). Bu genel yargı o kadar güçlüdür ki pek çok filmde de kahramanların kişilikleri ile ayakkabıları arasında bir bağ kurulmuştur. Örneğin; Va/o/mannn DDayannllmaz Hafifliği adlı filmdeki "femme fatale" kadınlar hep ince, yüksek topuklu simsiyah ayakkabılar giyerler. Yüksek Topuuk/aradlı filmin afişinde yüksek topuklu kadın ayakkabısının neler yapabileceğini görmek olanaklıdır. Bir anneyle kızı arasındaki ilişkinin tehlikeli boyutlarını sergileyen bu filmin afişinde Victoria Abril'in ayakkabısının tekinin topuğunda ateşlenen bir silah figürü, "bir kadın istedi mi öyle gizli bir kötülük olabilir ki şaşarsınız" tümcesi ile aynı anlamı taşır (Göral, 1996, 18). Eşdeyişle bu reklam metninde kadının giydiği ayakkabı tüm reklam metnini özetleyiverir. Siyah, sivri topuklu, burnu açık, ince atkılı ayakkabı kadın üzerinde varolan tek giysidir. Dolayısıyla kadını saldırgan cinselliğinin ve erkek üzerindeki cinsel etkisinin sergilenmesinin bir göstergesi olarak ayakkabı reklam metninde yerini alır. Yukarıda da belirtildiği gibi kadın ve erkek birbirlerine dokunmamalarına ve birbirlerine bakmamalarına karşın erkek kadının ayakkabısının topuğuna ve tabanına dokunmaktadır. Böylece cinselliğe dokunma teması ayakkabı imgesinde de devam etmektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17.06.09, 21:14
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 833
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Görsel ve Sözel Göstergeler Açısından Bir Reklam Çözümlemesi: Beymen Örneği

Sonuç
Günümüzde her an her yerde karşımıza çıkan reklamların etkisinden uzak kalmak neredeyse olanaksız. Özel alanlardan kamusal alanlara dek reklamlar yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Biz belki de çok da farkında olmadan reklamların bize sunduğu iletileri alıyoruz ve tüketim yolculuğuna devam ediyoruz. Ancak reklamlar bizi bir yandan tüketime yönlendirirken diğer yandan toplumda varolan değerleri pekiştirme ya da değiştirme işlevlerini de yerine getiriyorlar. Reklamı okuma edimine başladığımız anda reklamın altında yatan yananlamlara da ulaşmaya başlıyoruz. İncelenen reklam metninin diğer tüm reklam metinlerinde olduğu gibi bir düzanlam taşıdığı görülmektedir. Bunun yanı sıra yananlamsal olarak da okurun kültürel değerleriyle buluşarak yeni bir alt okumanın olanaklı olduğu saptanmıştır. Böylece göstergelerin diğer göstergelerle ilişkisi kurularak seçim yapma ve birleştirme işlevi yerine getirilerek reklam metninin yeni okumalara olanak tanıdığı ortaya konulmuştur
Çalışmanın sonucunda reklam sloganının yananlamın oluşma sürecinde önemli bir işlevi yerine getirdiği görülmüştür. Bu slogan yananlamsal olarak Beymen'den giyinen kişinin fark edilip görünür kılınmasını çağrıştırmaktadır. Reklam metnini oluşturan diğer bir gösterge ise renklerdir. Renklerin de belirli bir nedene göre seçildiği (beyazın masumiyeti, siyahın kararlılığı ve şiddeti simgelemesi gibi) gözlemlenmiştir. Böylece reklam metninin iletisinin etkisi arttırılmıştır. Bunların yanı sıra reklam metninde kadın ve erkeğin kullanımının toplumsal cinsiyet rolleri ile yakından ilişki içinde olduğu saptanmıştır. Kadının görsel bir nesneye dönüştürülmesinin yanısıra erkeğin de aynı şekilde görsel bir nesneye dönüştüğü görülmüştür. Ancak erkeğin siyah olması dikkat çekicidir. Çünkü toplumsal değerler açısından bakıldığında beyaz erkeğin bir cinsel nesne olarak sunulması onaylanan bir bakış açısı değildir. Ancak erkeğin siyah olması toplumda erkeğe ilişkin varolan değerleri tehdit etmemektedir.
Beymen'e ilişkin bu reklam metni de bize toplumsal değerler açısından pek çok gösterge sunmaktadır. Reklamın sloganından, renklerine, kadın ve erkek mankenlerden ayakkabıya değin kadın ve erkeğin cinselliğinin kodlanması okurun Kuşkusuz bunları okuma sürecinde pek çok karşıtlık kurmak olanaklı. Son olarak reklam metnindeki ikili karşıtlıklarını şöyle sıralayabiliriz.
ya da izleyicinin anlığına yazılıyor.
Bu ikili karşıtlıklar sonucunda Beymen'in diğer moda kurumları içindeki yeri (saygınlığı, üst sınıfa seslenmesi gibi) siyah ve beyaz erkeğin toplumsal konumlarının farklılığı, beyaz düzgün bacakların kadın cinselliği ve toplumun kadına yüklediği bakış açısını, yine cinsellik bağlamında simgesel olarak topuklu sandaletin ve karşılığında düz kapalı ayakkabının yananlamlarını, toplumsal cinsiyet kavramı açısından siyah erkek gücünün ve cinselliğinin karşıtında kadın cinselliğinin anlamları oluşturulmaya çalışılmıştır.
Bu ayrımlar reklam metninde oluşturulan iletinin ana öğelerini ortaya koyar. Eşdeyişle farkedilmek için Beymen almalısınız ve böylece cinselliği, gücü, çekiciliği, güzelliği bedeninizde hem toplar hem de bu yolla farkedilirsiniz iletisi kurulan bu karşıtlıklarla bir kez daha pekiştirilir. Böylece reklam metni istediği amaca ve kitleye ulaşmış olur.

Özet
Reklamların günlük yaşam içinde her an karşımıza çıktığı ve belirli anlamlar içerdiği bilinmektedir. Dolayısıyla hangi kitle iletişim aracında yayınlanırsa yayınlansın reklamlar metin olarak okunmaya açıktırlar. Bu olgudan yola çıkılarak yapılan çalışmada gazetede yer alan Beymen reklamı göstergebilimsel açıdan çözümlenmiştir. Bu bağlamda öncelikle yöntem tanıtılmış daha sonra reklam ve moda ilişkisi ele alınmıştır. Ardından reklam metnini oluşturan slogan, renkler, siyah erkek ve beyaz kadın imgesi, giysiler gibi göstergeler irdelenmiştir. Bu göstergelerin ikili karşıtlıkları kurularak sonuca ulaşılmıştır. Bunun sonucunda düz olarak algıladığımız metnin aslında bize kültürel kodlar üzerine bilgiler verdiği saptanmıştır.

It is known that commercials are met inour daily life and consist of certain messages. So, they are open to be read as a text in every medium. Within this context, in this study, Beymen commercial has been analysed from the view point of semiotics. In this framework, first of all method has been described and than the relations between commercials and fashion have been studied. At the second step of the study, every element of the commercial like slogans, conlours, image of the black man and white woman, clothes has been analysed. It has been reached a coclusion by establishing a binary opporistion. As a result, it has been determined that the text which we perceive directly, gives us in fact, messages over the cultural codes.

Makale Yazarları
*Sevil UZOĞLU BAYÇU
**Canan ULUYAĞG
***8727;Yrd. Doç. Dr. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi
***8727;***8727; Yrd. Doç. Dr. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 3. makale.pdf (154,4 KB (Kilobyte), 513x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
açısından, beymen, çözümlemesi:, görsel, göstergeler, örneği, reklam, sözel

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 16:45 .