SONUÇ
Çagımızda yaşanan baş döndürücüteknolojik gelişmeyle birlikte meydana gelen
sosyal ve kültürel degişim, okul dışında, ayrı bir kültür egitimi- oluşturmaktadır.
Çok çeşitli kitle iletişim araçları ile yayılan bu yeni tarz egitim, egitim süreci içinde
hiç şüphe yok ki ögretmen ve ögrenciyi de etkisi aluna almakta, yeni çehreli sosyolojik
problemler ortaya koymaktadır.
Zamanla çagından kopan ve klasik bir yaklaşım içinde, yeni gelişmelere ayak uyduramayanOkul
ise kitle kültürünüyok sayamadıgı gibi kontrol de edememektedir.
Bu durumkarşısında hızla, bir yol ayrımına dogru ilerleyen okul, nasıl bir yol izleyecektir?
Teknolojik gelişmenin ortaya çıkardıgı bu olguyu rakibi sayarak umutsuz
bir mücadeleye mi girecektir? Yoksa, belirli bir uzlaşma arayarak akılcı bir tutumla,
çagına ayak uydurarak, bu gelişmeden en iyi şekilde yararlanıp, bireyi kitle iletişim
araçlarınaegemen kılabilecek bir yaklaşım tarzınımı benimseyecektir?
Bu çerçeve içinde okul- ögretmen- ögrenci zincirini dikkate aldıgımızda
yaptıgımız araşUrmaşu sonuçları ortaya koymaktadır.
Ögrenci, kendi yaşanUsına,kendi gerçek dünyasına uzak gördügü okul kültürünü
benimsemezken, iç içe yaşadıgı kitle iletişim araçlarından yansıyan kitle kültürünü
büyük ölçüde kendisine yakın bularak benimsemektedir. Bu noktadan hareketle o,
okul kültürü- kitle kültürü çauşmasını dahi yaşamamakta, kendi gerçekleriyle ortak
noktalar bulamadıgı, can sıkıcı, statik ve çagın gerisinde buldugu okul kültürünü
dogrudanreddetmektedir;dolayısıyla okul, yaşamdankopuk bir zorunlulukolmaktan
öteye gidememektedir. Bunun karşısında kitle kültürü, kendi dünyasına daha yakın
bir içerikle sunuldugundan, ilgi çekici olmasının yanı sıra, sürekli bir degişim ve
gelişme gösterdiginden ögrenci, kesin bir tercih yaparak, okulun kendisine bıraktıgı
zamanlarda büyük bir istekle kitle iletişim araçlarına yönelmektedir. Bu yönüyle
Okul, ögrencinin ilgisini çekemedigi gibi bir bakıma ögrenciyi kitle kültürüne dogru
itmektedir. Ögrenci ise neticede kitle kültürünü benimseyip, okul kültürünü yok
saymaktadır.
Ögretmen, ögrencinin tam tersine kitle kültürü- okul kültürü çauşmasını yogun
bir biçimde yaşamaktadır. Ögretmen de, kitle kültürü ile mesleginin dışında ilişki
içine girmekte ve ondan etkilenmekte, bu olgudankaçmak mümkün olmamaktadır.
Ögretmenin, ögrenciden farkı onun zaten mesleki bilgi ve kültür oluşumunda, okul
kültürünün var olmasıdır. Daha önceden benimsedigi ve edindigi okul kültürü onda
yer etmiş bulunmaktadır. Okul içinde güven ortamı, otoriter tutumu ve geleneksel
kararları ile rahattır. Bu yüzden dış dünyayı ve ondan önemli bir biçimde etkilenen
ögrcnciyi anlayamamaktadır.Bu durumda,belkiyorucu, zorlayıcı ve oldukça güç bir
çabanın içine 'girip ögrenciyi tanıyarak, kitle iletişim araçlarını kendi amacına
yönelik biçimde kullanmayı denemek yerine, onları kötüleyip, kitle kültürünü
eleştİrmekte, okul kültürünü yüceltmektedir. Bu bir anlamda kendisinin geliştirdigi
bir savunma mekanizmasıdır. Ancak, mevcut sistem, yetişme tarzı ve içinde bulunduğu
koşullar dikkate alındıgında, öğretmenden daha farklı bir tutum beklemek de
gerçekçi olmayacakur.
Araştırma sonunda ortaya çıkan veriler doğrultusunda bir öneride bulunabilmek
için, Okul (yöntem)- Öğretmen- Öğrenci zincirini, bir bütün olarak ve bir sistem
içerisinde beraberce dikkatealmak gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.
Öğrenci, eğitim seviyesi, yönelimleri, kültürü, içinde bulunduğu ortam açısından
çok iyi tanınmalı, hedef kitle çok iyi belirlenmelidir. Bu noktadan hareketle, amaca
uygun bir öğretim sistemi meydana getirebilmek için, öğretim programları, aynntılı
bir şekilde incelenmeli, içerik, sunuş ve işleniş açısındangünümüz öğrencisinin kendisine
yakın, dinamik ve ilginç bulacagı bir hale getirilmelidir. Bu işlev yerine getirilirken
de teknolojik gelişme ve kitle iletişim araçlan çok yakından izlenmeli, bu
araçlardan en fazla nasıl yararlanılabileceğinin yanı sıra, bireyin, bu araçların tutsağı
olmadan bu gelişmeyi en rasyoncl bir şekilde nasıl kontrol altına alabileceği ortaya
konmalıdır.
Bu şekildeki bir yöntem ve içerik çalışmasının arkasından,öğretmenlerin nitelikleri
belirlenerek, öğretmen kitlesi iyice tanınarak!kendilerine gerekli eğitim ve araç
desteği verilmelidir.
Unutmamak ~erekirki böylesine bir uygulamanın içinde öğretmenin yükleneceği
rol, son derece önemlidir. uygulayıcı olarak sistemin başarıya ulaşma sorumluluğunu
üstlenenöğretmen, aynı zamanda sistemdeki aksaklıkları tespit edecek, uygulamada
ortaya çıkan sonuçlara bakarak öneriler geliştirecek, gÖzlemleri ile öğrenci
kitlesindeki gelişme ve değişmeleri ve izleyecektir. Bu yönüyle öğretmen sistemin
geliştirilmesi ve yeni durumlaraadapte olmasını sağlayacak en önemli unsurdur.
Ancak böyle bir sistemin işlerlik kazanabilmesi için, baştan beri üzerinde
durduğumuzOkul- Öğretmen- Öğrenci zincirinde tam anlamıyla bir koordinasyonun
sağlanması için Milli Eğitim Bakanlığı Bünyesinde Öğretmen Destekleme ve Hizmetiçine
dönük bir merkezin oluşturularak, bu yaklaşımın kurumsallaştınlmasında
yarar görülmektedir.
Bu merkez, öğretimin özellikleri, uygulanan yöntemler, öğrenci kitlelerinin
özellikleri V.s. gibi mesleki spesifik bilgiyi hizmet içi programları ile mevcut
tecrübelere dayanarak veren, her türlü materyalolanağa sahip bir merkez olmalıdır.
Öğretmeni göreve başladığı andanitibaren izleyen, destekleyen ve öğretmenle sürekli
ilişki içinde olan bilgi alışverişini mümkün kılan bu merkez öğretmenin edineceği
tecrübelerdende yararlanmalıdır.
Bu merkezin görevleri arasında,değişik derslerde çeşitli seviyelerde mesleki bilgi
sunmak, öğretmenlere pedagojik, psikolojik, sosyolojik destek programları sunmak,
ögretim alanında yeni yapılan araştırmaları izley~rek bir bilgi bankası oluşturmak,
ülkeçapında çeşitli branşögretmenlerininmerkezle ve kendi aralarındakoordinasyonlarını
saglamak, dış ülkelerle ilişki kurarak ögretmenlere her yeniligi anında aktarmak
konuları yer almalıdır.
Kendi içinde bir bütünlük gösterecek ve gelişmelereaçık olacak olan bu merkez
Milli Egitim Bakanhgı içinde en saghkh yardımcı kuruluş haline gelmeyi
amaçlamalıdır.
Okul- Ögretmen- Ögtenci zincirinin birbiriyle koordineli bir bütün halinde dış
dünya ile ilişkiyi koparmadan ve kitle iletişim araçlarından bilinçli bir şekilde en
fazla yararı saglayarak dinamik bir işleyişe kavuşması bu araştırmanın amacını
oluşturmaktadır.
-Önerilen yaklaşım benimsendigi takdirde, Okulun dış dünyadankopukluguna bir
çözüm getirmek üzere, önemli bir adımın atılmış olacagı düşünülmektedir.
Kaynak Pdf