iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 16:09 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Radyo Televizyon Sinema » ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

Radyo Televizyon Sinema Radyo Televizyon Sinema Bölümü 1965 yılından bu yana görsel işitsel medyaya nitelikli mezunlar kazandırmanın ötesinde, Türkiye’deki medya çalışmaları alanına öncülük etmektedir.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 14.05.08, 18:02
Standart ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Send PM

14.05.08, 18:02



İnternet Medya | Bizden Medya Haberleri | Medya batıran siyasetçi! | Resmi ideoloji ve medya | Pkk"nin medya patronlari |

ilkogretim-medya-okuryazarligi-dersi-ogretmen-el-kitabi-nuveforum-net-jpg
 
İLKÖĞRETİM MEDYA OKURYAZARLIĞi DERSİ ÖĞRETMEN EL KİTABI
Yapılan bütün araştırmalar ve bunlar üzerinde yapılan değerlendirmeler; görsel, işitsel ve yazılı medya karşısında savunmasız bir alıcı durumunda bulunan çocukların, ilköğretimden başlayarak medya karşısında bilinçlendirilmelerinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Böylelikle öğrenci; medya karşısında pasif bir alıcı olmak yerine, medyayı okuyabilecek, medyanın dilini çözebilecek bilinç düzeyine ulaşarak iletişim olgusunda aktif bir birey olarak yer alabilecektir. Batı’da son 30 yıldır ilkokullar için medya okuryazarlığı dersinin zorunlu olup olmaması gerektiği tartışılmış ve tartışılmaktadır. Bu ülkelerin bazılarında tıpkı matematik, fen bilgisi ya da dil bilgisi gibi medya okuryazarlığı dersi de diğer dersler arasında yerini almıştır. Ancak Kanada’da olduğu gibi bazı ülkelerde ise medya okuryazarlığına ilişkin konular başka derslerin (sanat, edebiyat, vatandaşlık bilgisi vb.) içerisinde verilmektedir. Televizyon karşısında en hassas ve etkiye en açık grubu oluşturan çocukların ekranda izlediklerini, “gerçeklik” ve “kurgu” bakımında ayırt etme becerisini de kazanacakları medya okuryazarlığı dersinde, medyanın olayları ve olguları nasıl ve neden belli yönleriyle yansıttığı çocuklara anlatılmalı ve insanlar ilköğretim çağından başlayarak medyaya eleştirel bakabilen, bilinçli alıcılar olarak yetiştirilmelidir.
Bu çalışma, medya okuryazarlığı eğitimini verecek öğretmenlere gerekli donanımı sağlamak için hazırlanmıştır. İlköğretim Medya Okuryazarlığı Dersi Öğretim Programı ve Kılavuzu’nu temel alan çalışma iki açıdan önemlidir. Öncelikle öğretmenlerin bu konuda sağlıklı bir şekilde bilgilenmelerine yardım edecektir. Bu konu da bilgi düzeyi artan öğretmenler medyaya eleştirel bakabilen bir neslin yetişmesinin önemini fark edeceklerdir. Çalışma Öğretim Kılavuzuna göre daha ayrıntılı bilgiler içermektedir. Öğretmenlerin konuyu değişik boyutlarıyla ele alabilecek bilgi düzeyine ulaşmalarında yarar görülmüştür. Çalışma bu konudaki sorumluluğun yalnızca öğretmenlere ait olmadığını da göstermektedir. Radyo Televizyon Üst Kurulu bu konudaki ihtiyacın giderilmesi için ebeveynler için de bir kılavuz hazırlama gereği duymuştur. Öğrencilerin yaşamların önemli bir bölümünü medya mesajlarına maruz kaldıkları ortamlarda geçirmeleri onların medya karşısında aktif bir birey olmalarını sağlayacak herkese önemli sorumluluklar yüklemektedir.

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Radyo Televizyon Sinema
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 14.05.08, 18:03
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

ÜNİTE 1
İLETİŞİME GİRİŞ
İletişim olgusunu toplumsal yaşamın her alanında ve her aşamasında görmek mümkündür. İletişim, toplumsal yaşam içinde bulunan insanların birbirleri ile olan ilişki ve etkileşiminde önemli bir rol oynamaktadır. İnsanın yaşadığı toplumun bir üyesi olması, duygu ve düşüncelerini çevresi ile paylaşımı iletişimi gerektirmektedir. Bu nedenle iletişim toplumsal yaşamın düzenlenmesinde ve oluşmasında önemli bir işlev görmektedir.
İletişim kavramı İngilizce’deki communication kelimesinin karşılığı olarak dilimizde kullanılmaktadır. Kavramın kökeni incelendiğinde ‘commun’ yani; odaklaşmak, ortak kılmak kökünden türediği görülmektedir. Kavramın genel bir tanımını yapmak gerekirse; insanlar arasındaki her türlü bilgi, duygu ve düşünce alış-verişi, bilginin ortaklaşa kullanılması şeklinde bir tanım vermek mümkündür. Tanımdan da anlaşılacağı gibi iletişim hem kişisel hem de toplumsal bir süreci kapsamaktadır1.
İnsan yaşamında çok önemli olan bu kavramın tanımı üzerinde bir görüş birliği sağlamak kolay olmamaktadır. Kullanılan alanlara göre değişik anlamlar kazanan iletişim kavramının çeşitli yazarlarca birbirinden farklı pek çok tanımı yapılmıştır.
İletişim en yalın tanımıyla, “ duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasıdır”2.
İletişime ilişkin yapılan tanımlarda iki yaklaşım görülmektedir. Birincisi, “Gönderici-Mesaj-Kanal-Alıcı çizgisel modeliyle karakterize edilen” bir yaklaşımdır. Bu tür modeller bir fikrin, duygunun, tutumun vb. birinden bir başkasına nasıl aktarıldığını ortaya koymaktadır. Diğer bir yaklaşım ise; karşılıklılık, ortak algılama ve paylaşma gibi unsurların altını çizmektedir3.
Bir diğer görüşe göre; iki birim arasındaki birbirine ilişkin mesaj alış-verişi olarak tanımlanabilen iletişimin üç temel özelliğinden söz edilebilir4:
İletişimin ortaya çıkabilmesi yani, iletişimin varlığından söz edilebilmesi için öncelikle en az iki birimin mevcut olması gerekmektedir. Buna göre; kaynak, kod, kanal, mesaj, hedef kitle ve feedback’tan oluşan iletişim sürecinin temel unsurlarından ikisinin yani, kaynak ve alıcı olarak ifade edilen hedef kitlenin bulunması zorunludur.
İkinci olarak ise, iletişime taraf olan birimler arasında bir ortaklık kurulması şartı bulunmaktadır. Söz konusu ortaklığın gerçekleşebilmesi için ise mesaj alış-verişinin gerçekleşmesi üçüncü ve son olarak ise, bu mesaj alış-verişinin de birbirine ilişkin olması gerekmektedir.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14.05.08, 18:04
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

İletişim Süreci ve Öğeleri
İletişim sürecini anlamlı hale getiren unsurlarıdır. İletişim sürecinin unsurları temel olarak; kaynak, ileti (mesaj), kodlama- kodaçma, kanal, hedef kitle (alıcı), tutum-davranış değişikliği ve geri besleme (feedback) şeklinde sıralanmaktadır.

Şekilde de sunulduğu gibi iletişim süreci, mesajı kodlayan ve dağıtan bilgi kaynağı ile başlamaktadır. Kodlanan mesajlar daha sonra aktarma aracı yoluyla dolaşıma sokulmaktadır. Bu araçlar; yüz yüze iletişim kanalları, gazete ve dergi gibi yazılı araçlar, radyo, televizyon, internet gibi elektronik araçlar olabilmektedir. Aracın karakteristiği, mesajın yorumuyla birlikte bilginin nasıl işleneceğini de etkilemektedir.

Bir başka aşamada kaynak tarafından kodlanıp dolaşıma sokulan mesaj, kod çözen ve yorumlayan izleyici üyeleri tarafından alınmaktadır. Burada hedef kitlenin kişiliği, zekâsı, konuya ilgi düzeyi gibi karakteristikleri, onun mesajın kodunu nasıl çözdüğünü ve iletiye nasıl tepki verdiğini belirlemektedir. Sonuç olarak tüm bu süreç, değişik türdeki uyarıcıların bireylerin dikkatini dağıtmak, onların ruh hallerini etkilemek ve mesajların aktarılmasında gürültü çıkarmak yoluyla engellendiği genel çevresel bağlamda gerçekleşmektedir.

İşte yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız iletişim sürecinin daha iyi anlaşılması açısından bundan sonraki kısımda, süreçte yer alan unsurlar tek tek ele alınıp detaylı bilgi verilecektir.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14.05.08, 18:05
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

Kaynak
İletişim sürecinde kaynak, “iletişimin konusunu ya doğrudan doğruya oluşturan ya da başkalarınca oluşturulmuş konuyu, düşünceleri, görüşleri düzenleyen ve hedef kitleye gönderen kişi/kişiler, kuruluş veya işletme olabilmektedir5. Tanımdan da anlaşılacağı gibi hangi iletinin gönderileceğine kaynak karar verir ya da olası iletilerden birini seçer ve dolaşıma sokar.
Kaynak sadece, iletişim sürecinin önemli bir öğesi olmakla kalmayıp, mesajın algılanması üzerinde önemli bir role de sahip bulunmaktadır. Bu açıdan aynı mesaj, iki değişik kişi tarafından sunulduğunda, biri diğerinden daha etkili olabilmektedir. Kaynak durumundaki kişinin, kurum ya da hedef konumundaki kitleye oranla olaylar arasındaki ilişkileri çabuk kavrayabilmesi, isabetli kararlar alabilmesi, duygu ve düşüncelerini akıcı bir üslupla, etkili bir şekilde ifade edebilme yeteneğine sahip olması gerekmektedir.
Bu bakımdan iletişimin istenilen düzeyde gerçekleşebilmesi için kaynağın bir takım özellikleri taşıması gerekmektedir. İletişim araştırmacıları, genel kabul görmüş kaynağın taşıması gereken iki temel nitelik belirlemişlerdir. Bunlardan birisi kaynağın inandırıcılığı, diğeri ise kaynağın sevilmesidir6.
İletişim kaynağının saygınlığın ötesinde, aynı zamanda güvenilir olması da gerekmektedir. Burada dinleyicinin kaynağın amacı konusundaki görüşü kastedilmektedir. Yani güvenilirlik, alıcının kaynağı dürüst ya da inanılır olarak algıladığı seviyedir. Hovland ve Yale Üniversitesi’ndeki ekibin çalışmaları sonucunda, çok güven veren iletişimcinin, düşük güven verene oranla çok daha etkili olduğu görülmüştür7. Güven, dikkate almayı, mesajı daha dikkatli izlemeyi ve dolayısıyla iletişim sürecinde iknayı etkilemektedir.
Öte yandan güvenilirlik birbirine bağlı iki etmene dayanmaktadır. İlki, kaynağa atfedilen uzmanlıktır. Zekâ, bilgi, olgunluk, profesyonel veya sosyal durum gibi karakteristikler bir bireyin ya da grubun uzmanlığına katkıda bulunmaktadır. İkinci bir faktör de kaynağa atfedilen objektifliktir. Diğer bir ifadeyle, izleyici kaynağın ürün hakkında söylediklerine inanmakta mıdır? Örneğin, Süreyya Ayhan atletik ayakkabılar için yüksek güvenilirliğine sahiptir ya da insanlara sigarayı bırakmasını tavsiye eden bir halk hizmeti ilanında ünlü bir doktor, yüksek bir güvenilirlik kaynağıdır.
Bunların yanında sosyal statü, dürüstlük ve samimilik gibi unsurlar da kaynağının güvenirliliği noktasında üzerinde durulması gereken özelliklerdir. Bu noktada kaynağın samimi davranışı, hedef kitle gözünde “içimizden biri” imajını doğuracak, beğenilmesine ve sevilmesine neden olacaktır.
İletişim kaynağının çevresinde sevilen hoş bir kimse olması da iletişim sürecinde etkinliği artıran önemli bir etken olarak belirmektedir. Sevme, kaynağın hedef kitleye benzerliğini artıran ve vurgulayan bir işlev görmektedir. Bu açıdan reklamlarda çekici ve popüler kimselerin, güzel mankenlerin, sinema yıldızlarının ve sevilen sporcuların kullanılması tesadüfî değildir. Örneğin, ünlü, güzel bir sinema yıldızının oynadığı şampuan reklamını seyreden bir genç kız, o yıldıza benzeyebilmek ve onunla özdeşleşebilmek için söz konusu şampuanı kullanmaya başlayabilmektedir. Yine siyasi partilerin, kamuoyu tarafından sevilen ünlüleri, sempatik sanatçıları ve aktörleri seçimlerde aday olarak göstermesini buna örnek olarak verebiliriz.
Son olarak yaş, cinsiyet, din, eğitim, ekonomik düzey gibi sosyo- demografik nitelikler de iletişim sürecinde üzerinde durulması gereken kaynak özellikleridir. Örneğin, toplumsal yaşam içinde bireyler, bir sorunla karşılaştıklarında geleneksel olarak
kendilerinden yaşça büyük olanlara başvurarak, onların görüş ve tavsiyelerini aldıkları sıkça görülmektedir.
Cinsiyet farklılaşması kaynağın etkili olmasında bir diğer değişkeni oluşturmaktadır. Mesela, siyasi konulara erkekler daha fazla ilgi gösterdiklerinden, bu konularda erkek konuşmacı daha inandırıcı bulunmaktadır. Sevgi, güzellik ve moda gibi konularda ise kadınlar daha çok tercih edilmektedir.
Kaynağın dini ve dindarlık derecesi bir başka değişken olarak hedef üzerinde etkili olabilmektedir. Hedef kitlenin dine verdiği değer ile kaynağın dine verdiği değer birbirine ne kadar yakın ise, kaynağın hedef üzerindeki etkisi de o kadar fazla olacaktır.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 14.05.08, 18:06
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

Mesaj
Mesaj, hedef kitle için bir uyarıcı olarak fonksiyon icra eden sinyal ya da sinyaller bileşimi ve iletişim sürecinde aktarılan şeylerin bütünüdür8. Bir başka anlamda mesaj, kaynaktan alıcıya gönderilen bir uyarı, bir düşünce, duygu, kanı ya da bilgilerinin kaynak tarafından kodlanmış halidir9.
Mesaj öğesinde üç nokta önem taşımaktadır. Bunlar; (a) mesaj dili ve kodu, (b) mesaj içeriği, (c) mesaj geliştirimi olarak ifade edilmektedir10.
Mesajın dili, herhangi bir ulusal dil olabileceği gibi, müzik, sanat ve hareketler (örneğin, jestler ve mimikler) gibi konuşulan dil dışında da bazı kodlar olabilmektedir. Mesajın dili konusunda önem verilmesi gereken en önemli nokta; etkin ve sağlık bir iletişim adına, mesaj dilinin hem kaynak hem de hedef açısından net ve anlaşılır bir yapı taşımasıdır.
Kuşkusuz burada, kullanılan dil dağarcığının, söz varlığının, hedef alıcı kitlenin temel söz varlığı ile ne kadar örtüştüğü önem kazanmaktadır. Yine diğer bir önemli husus, verilen mesajın kolayca anlaşılması yanında, tutum ve davranışı etkilemesi ve ileride kullanılmak üzere saklanması, depo edilmesidir. Burada bilinen sözcüklerden, atasözlerinden, deyimlerden yararlanılması, amaca uygun sloganlar oluşturarak hedef kitlenin yabancı olmadığı yaklaşımlardan hareket edilmesi gibi özellikler söz konusudur11.
Mesaj içeriği’ni, kaynağın amacını ifade etmesinde seçilen mesaj malzemesi olarak tanımlamak mümkündür. İçerik, koda benzer şekilde öğelere ve yapıya sahiptir. Örneğin eğer üç bilgi parçası sunulacaksa, mutlaka onların belli bir düzen ve sıraya kavuşturulması da gerekmektedir.
Mesaj geliştirimi ise; iletişim kaynağının kodları ve içeriği seçerken ve düzenlerken verdiği kararlardır. Bu bağlamda, “mesaj geliştirimini neler belirler?” sorusuna verilecek yanıtta ilk olarak karşımıza kaynağın özellikleri çıkmaktadır. Kaynağın iletişim becerisi, tutumu, bilgisi, kültürü, toplumsal sistemdeki konumu ve seçici algısı hep belli seçimlerin belli biçimlerde yapılmasını beraberinde getirmektedir. Mesaj geliştiriminin diğer önemli belirleyicisi de hedef kitle ve onun özellikleridir.
Mesaj tasarımlanırken temel amacı, hedef kitle üzerinde etki sağlamak oluşturmaktadır. Etki, yoğun duygulanım sonucu oluşan ve kişiyi ya da kitleyi harekete geçiren, motive eden güçtür. Dolayısıyla mesaj, etkisi oranında, hedef kitle üzerindeki amacını gerçekleştirir12.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 14.05.08, 18:06
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

Kodlama (Encoding)
İletişim sürecinin ikinci öğesi olan kodlama, kaynak tarafından iletinin sinyal haline getirilmesi işlemine denilmektedir. Yani kodlama; bilginin, düşüncenin, duygunun iletime uygun, hazır bir mesaj biçimine dönüştürülmesidir.
Bu doğrultuda iletişim sürecinin başarılı ile gerçekleşebilmesi için kaynak durumunda bulunan A şahsının zihnindeki X mesajının, hedef durumundaki B şahsının zihninde de oluşması gerekmektedir. Bunu sağlamak için A şahsı bazı işaretler ve semboller kullanmak suretiyle mesajını kodlamakta ve bir kanal vasıtasıyla B şahsına ulaştırmaktadır.
Bir bakıma iletişimin sağlıklı işleyebilmesi, iletişime girenlerin kullandığı kod sistemiyle yakından ilgilidir. Zira mesaj dilinin ortak olması, mesajın hem alıcı hem de kaynak tarafından net ve anlaşılır bir biçimde algılanmasını sağlamaktadır.
Dil, kodlama için en önemli basamağı oluşturmaktadır. Nesneleri, olguları ve olayları nasıl anlamlandıracağımızı bilemezsek, onlar hakkında iletişimde bulunmamız güçleşmektedir. Ancak bazı durumlarda hem kaynağın hem de hedefin ortak kod olarak kabul edilen aynı dili konuşması, bireylerin birbirlerini anlaması için yeterli olmamaktadır. Bu bakımdan mesajı oluşturan ve sunan kaynağın, hedef kitlenin algılayacağı ve anlayacağı bir üslup kullanması doğru bir yaklaşım olacaktır.
Kaynak kodlamayı dil işaretleriyle yaptığı gibi söyleyiş tarzıyla, kelimelerini ifade sıklığıyla, jest ve mimiklerle de yapabilmektedir. Bir istek veya şikayeti net ve anlaşılır bir tarzda anlatmada, seçilen kelimenin ve kelime sıralanışının önemi olduğu gibi, diğer kodlama şekillerinin de önemi vardır.
Bir başka noktada bir kaynağın bir iletiyi kodlaması ve onun hedef kitle tarafından anlamlandırılması; her iki tarafın ortaklaşa sahip oldukları toplumsal birikimlerin ve yaşam deneyimlerinin (ortak deneyim alanı) bir yansımasını oluşturmaktadır. Yani iletişimin gerçekleştiği yer olan ortak deneyim alanı ne denli büyük olursa, iletişim de o kadar başarılı olacaktır. Alan küçüldükçe iletişim ya hiç olmayacak ya da etkisini yitirecektir. Bir başka ifadeyle göndericinin deneyim alanı alıcınınkiyle ne kadar çok örtüşürse, mesajın etkisi de o ölçüde olacaktır. Bu yüzden, sembollerin, mesajı gönderen kaynak kadar, mesajın alıcısı tarafından da bilinen semboller olması gerekmektedir.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 14.05.08, 18:07
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

Kanal
Kanal, kaynak ve hedef kitle arasında yer alan ve simge ya da sembollere dönüşmüş iletinin akışını sağlayan yol, geçit olanak tanımlanmaktadır. İster yüzyüze iletişiminde, isterse de kitle iletişiminde kaynağın oluşturduğu iletinin alıcıya ulaşması için, başka deyişle iletiyi kaynaktan alıp, paylaşması istenene iletebilmek için mutlaka bir kanala ihtiyaç duyulmaktadır.
İletişim kanallarını genel olarak kişilerarası ve kitle iletişim kanalları olmak üzere iki başlık altında sınıflandırmak mümkündür. Kişilerarası iletişim kanalları; kaynak ile alıcının yüzyüze gelmesi durumunda, örneğin, söz, yazı, resim, fotoğraf ya da hareket bağlamında gerçekleşir. Kitle iletişim kanalları ise; kaynak tarafından kodlanan bir mesajın, televizyon, radyo, gazete, film, video, internet vb. gibi kitle iletişim araçlarıyla iletilmesi durumunda söz konusudur13.
Bir başka noktada iletişim sürecinde kullanılan kanal, hedef alıcının etkilenme derecesini de değiştirebilmektedir. Örneğin, günümüzde yoğun teknolojinin kullanıldığı kanallar, bazı hedef alıcı üzerinde etkili olurken; bazılarında etkiye yol açmamaktadır. Burada etkiyi sağlayan, kaynağın güvenilirliği, saygınlığı ya da iletinin gücü değildir. Direkt kanalın teknolojik donanımı hedef kitlede bir etki yaratabilmektedir14.
İletişim sürecinde kanal açısından üzerinde durulması gereken diğer bir nokta da, kanalın sahip olduğu kapasitedir. İletişim sürecinde bilgi aktarım kapasitesinin yüksekliği, bir oranda kanalın kapasitesine bağlı olarak değişmektedir. Örneğin, kaynağın konuşma hızı kanalın kapasitesi olarak ele alınabilir. Burada eğer kodlama iyi gerçekleştiriliyorsa, başka deyişle konuşmada gereksiz sözcüklere yer verilmiyorsa, kanalın kapasitesi de artacaktır15. Böylece kısa sürede daha fazla bilgi aktarımı gerçekleştirilebilmektedir.
İletişimin her şeyden önce etkili ve başarılı olabilmesinde kanal seçiminin büyük önemi bulunmaktadır. Öyle ki, iletişimde hangi kanalın seçileceği, iletişimin amaçlarına, hedef kitlenin özelliklerine, zaman ve mekânın sınırlılıklarına bağlı olarak değişmektedir. Örneğin, hedef kitlenin, yaş, cinsiyet, gelir durumu ve eğitimi gibi sosyo-demografik değişkenlere bağlı olarak farklı kanal seçimleri söz konusu olabilmektedir. Mesela, okuma yazma oranın düşük olduğu toplumlarda gazete ve dergi yoluyla ikna edici mesaj sunumu yanlış bir strateji olacaktır. Bu gibi toplumlarda özellikle televizyon ve radyo daha etkili olabilecek iletişim kanallarıdır. Böylece hedef kitle, konuşmacıyı ekranda görebilecek, onun televizyonda gerek görünüşünden gerekse de sözsüz iletişim kodu olarak değerlendirilen beden dilinden etkilenebilecektir.
Ancak televizyonun bu üstünlüğüne karşın gazete ve dergi gibi kanallarla sunulan yazılı mesajlar daha kalıcı olabilmektedir. Bu gibi durumlarda birey aradan zaman geçtikten
sonra bile aynı mesajı tekrar okuma ve mesaj üzerinde düşünme şansı bulabilmektedir. Gazete ve derginin aksine radyo ve televizyon kanalıyla sunulan hareketli görüntü ve ses aracılığıyla ileti bir kez duyurulmakta, görülmekte ve ardırdan kaybolmaktadır. Kaynağın iletiyi sunduğu andan itibaren ileti üzerinde değişiklik yapma şansı bulunmamaktadır16. Yine radyo ve televizyon gibi kitle iletişim kanallarıyla aktarılan mesajlar o anda izlenip- dinlenip veya kavramayı gerektirdiğinden, tekrar izlenme ya da dinlenme imkânı bulunmamaktadır.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 14.05.08, 18:07
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

Hedef Kitle
İletişim sürecinde üzerinde en çok durulması gereken konulardan birini, belki de en
önemlisini hedef kitle ve onun özellikleri oluşturmaktadır. Hedef kitle, mesajın ulaşması
amaçlanan kişi ya da grup olarak ön plana çıkmaktadır. Mesajın ulaştığı insanlar dar bir
bölgenin az sayıdaki insanı ile sınırlı olabileceği gibi, tüm dünya insanlığı da
olabilmektedir. Yine hedef kitle, kullanılan iletişim kanallarına göre ya da kişilik,
toplumsal yapı ve örgütlenme biçimine göre aktif, başka deyişle kaynak tarafından
gönderilen mesajlara tepki gösteren veya tepkisini belli etmeden salt mesajı alan biri olabilir17.
Hedef kitlenin dinleme, okuma, düşünme yeteneği yoksa ya da kısıtlıysa, kaynağın gönderdiği iletilerin kod açımını ya eksik yapacaktır veya hiç kod açımı gerçekleştirmeyecektir. Yine hedef kitlenin sahip olduğu bilgi düzeyi de iletişimin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesinde önemli bir faktör olarak görülmektedir. Çünkü hedef kitle, kodu ya da mesajın içeriğini bilmezse, mesajı anlaması mümkün olmayacaktır18. Ayrıca psikolojik yapıdan kaynaklanan yeniliğe açık olma durumu, iletişim sürecinde etkili olabilecek bir başka faktördür. Bilindiği gibi toplumdaki bazı insanlar diğerlerinden daha çok yeniliğe açıktır ve dolayısıyla bu kişilerin ikna edilmeleri daha kolay olacaktır.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 14.05.08, 18:08
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

Kod Açma (Decoding)
Mesajın kodlanması sonucu oluşan mesajların içerdiği bilgilerin, fikirlerin ve duyguların, tutum ve değerlerin, başka bir ifade ile alınan mesajların taşıdığı anlamların, hedef kitle tarafından algılanarak zihinde anlaşılır bir hale getirilmesi sürecine kod açma
denilmektedir. Yani kod açma, hedef kitlelerin kendi bilgi birikimleri ve tecrübeleri sayesinde, kaynaktan gelen mesajları çözümlemeleri işlemidir19.
İletişimin başarısını ölçen önemli bir sorun, mesajın hedef kitle tarafından kod açımının yapılmasıdır. Bu durumun en önemli ölçütü ise, hedef ile kaynağın deneyim ve yaşantılarının çakışması ya da en azından kesişmesidir20. Çünkü özü itibariyle iletişim, karşılıklı anlamların üretilmesi ve paylaşılmasını içeren bir süreçtir21.
Ancak, kodlama ve kod açımı farklı kültürel, toplumsal kodlara göre gerçekleştiğinde, mesajın amaçlanan anlamıyla, mesajdan hedef kişi veya kitlenin çıkardığı anlam farklı olacaktır.
Görüldüğü gibi, iletişimin başarılı gerçekleşmesinde kod açımı ve algılama önemli rol oynamaktadır. Zira iletişimin gerçekleşmesi için, gönderilen ile algılanan anlamlar, birbirinin aynısı olmasalar da, en azından birbirine yakın olmalıdırlar. Başka bir ifadeyle yukarıda da belirtildiği gibi bu anlamlar, birbirleriyle örtüşmelidirler. Bu ise çoğu zaman gerçekleşmesi zor bir olasılıktır. Bunun temel nedeni, kod açımının hem iletinin yapısı, hem de algılayan kişinin özellikleriyle yakından ilişkili olmasıdır22.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14.05.08, 18:09
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.637
Ettiği Teşekkür: 349
375 tane iletisine 541 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: ilkogretim medya okuryazarligi dersi ogretmen el kitabi

Tutum-Davranış Değişikliği
Kaynak tarafından kodlanarak gönderilen ve hedef kitle tarafından algılanarak anlamlandırılan mesaj sonucunda alıcının bilgi düzeyi, tutum ve davranışlarında ortaya çıkan değişme ve gelişmeler, iletişimin etkisi olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu etkileri üç ana grupta toplamak mümkündür: (1) Alıcı kesimin bilgi düzeyindeki değişme, (2) Alıcının tutumunda görülen değişme ve (3) Alıcının davranışlarında gözlemlenen değişme. Bilişsel boyut, belli bir nesne hakkında sahip olunan düşünce, bilgi ve inançlardan oluşmaktadır. Duygusal boyut, tutum nesnesine ilişkin duygu ve değerlendirmeleri kapsamaktadır. Davranışsal boyut ise, bilişsel ve duygusal boyut yönünde davranışta bulunmayı içermektedir.
Örneğin, reklamcılık alanında gerçekleşen iletişim bu konuya iyi bir örnek oluşturmaktadır. Çoğunlukla insanlar hakkında bilgi sahibi olmadıkları bir ürünü satın almazlar. Bu nedenle reklamcılar önce ürün hakkında bilgi veren reklamlar hazırlarlar.
İletiler söz konusu ürüne karşı tüketicide olumlu bir tavır oluşturma amacıyla düzenlenir. Bu tavır takınma sonucunda satın alma davranışı beklenir23.

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Radyo Televizyon Sinema

KaynakPDF
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
okur yazar, medya egitim, medya

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz