iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 07:28 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Radyo Televizyon Sinema » Televizyon

Radyo Televizyon Sinema Radyo Televizyon Sinema Bölümü 1965 yılından bu yana görsel işitsel medyaya nitelikli mezunlar kazandırmanın ötesinde, Türkiye’deki medya çalışmaları alanına öncülük etmektedir.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 15.06.08, 20:22
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.680
Ettiği Teşekkür: 361
388 tane iletisine 561 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Televizyon

20 Eylül 1971’de Anayasa’nın 121. Maddesi değiştirilerek, TRT’nin özerkliğine son verilmiştir. TRT artık (maddeden “özerk” sözcüğü kaldırılmıştı) sadece “tarafsız” bir kamu tüzel kişiliği olarak tanımlanmıştır.
Yine 1971’de İTÜ ile TRT arasında iş birliği sonucu bir protokol imzalanmış ve 30 Ağustos günü İstanbul’da TRT’nin TV yayını başlamıştır. Aynı yılın Eylül ayında da İzmir televizyonu devreye girmiştir. Eskişehir’e ve Balıkesir’e de izleyen bir yıl içinde TV yayınları ulaştırılabilmiştir.
Televizyon yayınları ise, 1970’lerin ortasında, ülke yüzölçümünün yüzde 28’ine, nüfusun ise yüzde 55’ine ulaşmıştır. 1980’de, ülke nüfusunun yüzde 74’ü TV yayınlarını izleyebilmiştir. 1972’de TRT yasasındaki değişiklerden sadece bir hafta önce, ani bir kararla televizyonda da reklam yayınları başlamıştır. 1980’de, artık TRT, yüksek oranda reklam geliri elde etmeye başlamıştır.
Eylül 1980 ile Kasım 1983 arasındaki dönem, baskıcı bir askeri yönetim dönemi olarak, radyo ve televizyon alanında da, TRT’nin doğrudan askeri rejimin yönetimi altına girmesiyle nitelendirilmektedir.
1982 Anayasası’nın 133. Maddesinde askeri yönetimin uygulamalarına karşın, 1972’deki gibi, radyo ve televizyon istasyonlarının ancak devlet eliyle kurulabileceği ve idarelerinin de bir kamu tüzel kişiliği halinde düzenleneceği; esas olarak da, tarafsızlık ilkesinin gözetileceği belirtilmiştir.
11 Kasım 1983’te İhtisas Komisyonu’nca hazırlanan bir başka kanun ise, Milli Konseyi’nde kabul edilen, Danışma Meclisi’ne bile gönderilmeyen ve 1 Ocak 1984’te yürürlüğe giren 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’dur. Bu kanun, TRT çerçevesinde hazırlanan bir kanun olmasına ve yayın tekeli TRT’nin elinde olmasına rağmen Türkiye’deki bütün radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin bir kanun olarak nitelendirilmiş ve Radyo Televizyon Yüksek Kurulu (RTYK) kurulmuştur. RTYK, bütün yayınların gözetimi ve denetimi ile genel ilkeleri saptamakla yükümlü olmuştur.
Büyük bir teknik gelişim sayılabilecek renkli televizyon yayını 1 Temmuz 1984’te başlamıştır.
6 Ekim 1986’da TRT 2, 1-2 Ekim 1989’da TV 3 ve GAP-TV yayına geçmiştir. . Dördüncü TV kanalı, TRT-INT ve Telegün (teletekst) yayınları ise, 1990’da başlamıştır.
Ayrıca, TRT 1985’ten başlayarak TRT dışında yapılan yapımlara yayınlarında yer vermeye başlamıştır. Bu gelişme, reklam yayınlarına yer veren TRT için yeni bir tür tecimselleşme anlamı taşımaktadır. Ayrıca, 1990’dan sonra sponsorlu programlara ayrılan saatlerde de artış olmuştur.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #12  
Alt 15.06.08, 20:23
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.680
Ettiği Teşekkür: 361
388 tane iletisine 561 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Televizyon

Özel Yayıncılık
Türkiye’de yayıncılık alanında meydana gelen ve 1980’li yılları içeren özel yayıncılık girişimleri, dünyadaki yeni ekonomik politikalar çerçevesinde değerlendirildiğinde daha anlamlıdır. Özellikle 1970’li yıllarda temelleri atılan yeni ekonomi modeli (post-fordist) tüm toplumsal dinamiklerin yeniden tanımlanmasına yol açarak, köklü değişikliklere gidilmesine neden olmuş, bu bağlamda ulus devletlerin üretim sürecindeki ekonomik hakimiyeti sorgulanmaya başlanmış; hatta ulus devletler iktidarlarından vazgeçmeye itilmiştir. Sonuç olarak ulus devletler, üretimdeki büyük oranlı paylarını, yeni ekonomi politikaları çerçevesinde çok uluslu şirketlerle paylaşmak zorunda kalmıştır. Dolayısıyla bu tarihten sonra yayıncılık alanında meydana gelen gelişmeleri de bu paylaşım zorunluluğu bağlamında okumak gerekir. Çünkü kitle iletişim araçları ve özellikle televizyon yeni ekonomi politikaları ve bunun ideolojik şekillendirmesi temelinde önemli birer taşıyıcı olarak görülür ve çok uluslu şirketlerin hedefi bu araçlar yardımı ile dünyanın en ücra köşelerini ulaşılabilir kılmak, buralarda yaşayan hemen herkesi müşterisi haline getirebilmek ve tüketim seferberliğine bu insanları dahil edebilmektir. Bu nedenle televizyon ve diğer kitle iletişim araçları, bu çok uluslu şirketlerin rasyonaliteleri çerçevesinde şekillenmiş, ulus devletlerin iktidarlarının elinde bulunan yayın hakları da bu şekillendirmeden payını almıştır. Türkiye’de özel televizyonculuğa geçiş bu bağlamda ele alınıp değerlendirilmelidir. Kısaca değinilmesi gereken bir başka nokta ise, yayıncılıkta gelinen yeni noktanın beraberinde getirdiği zorunluluklar ile ilgilidir. Artık dünyadaki yeni ortam, yayıncılık alanında meydana gelen teknolojik gelişmeler (kablolu ve dijital yayıncılık) ve bu gelişmelere bağlı yüksek maliyetteki yatırım ortamı, ulus devlet hâkimiyetindeki yayıncılık anlayışının değişmesinde başka bir zorunluluktur. Bu, dünyada yaşanan yeni ekonomi politikaları çerçevesinde şekillenen rekabet ortamı içinde gerekli donanımlara sahip olup olmama konusu ile yakından ilgilidir. Türkiye bu rekabet ortamı ile TRT tekelinin tek başına mücadele edebilmesi çok da mümkün değildir ve özel yayıncılık girişimleri ve tecimselleşme çabalarını bu bağlamda değerlendirmek gerekir.
Özel yayıncılık anlamında 26 Aralık 1988 yılında uygulamaya koyulan uydu aracılığıyla yabancı kanalların kablolu sistem ile dağıtımına başlanması önemli bir aşamadır. Bu tarihten sonra gelişen ve değişen yayıncılık şartları kendini oldukça etkin bir şekilde hissettirmeye başlamıştır.
1 Ekim 1990 tarihinde, özel radyo ve televizyon yayınlarına olanak tanımayan Anayasanın 133. Maddesi’ne rağmen, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın girişimleri ile kurulan Star-1, Anayasa ihlaline neden olmamak için yurt içinde değil de yurt dışından yayına başlamıştır.
1991’den sonra özel radyo ve televizyonların sayısı giderek artmıştır. Özelikle radyo teknolojisinin televizyona oranla oldukça ucuz olması, radyo sayısında önemli bir artışa neden olmuştur. Ayrıca bu tarihlerde kurulan televizyonların çoğunun arkasında büyük basın grupları vardır.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 15.06.08, 20:23
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.680
Ettiği Teşekkür: 361
388 tane iletisine 561 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Televizyon

Bu tarihlerde yayına giren özel televizyon kanalları, Mega 10 (1991), Show-TV (1992), Kanal 6 (1992), HBB (1992), Flash TV (1992), Kanal E (1992), BTR (1992), TGRT (1993), Kanal D, ATV (1993), Samanyolu TV (1993), Cine-5 (1993) olarak sıralanabilir.
Bu kanallar, hiçbir yasal ve hukuki düzenlemenin mevcut olmaması ve frekans tahsisi konusunda bir düzenlemeye gidilmemesinden doğan karmaşıklığa rağmen, TRT tekeline karşı çok sesli bir ortam oluşturduğu dayanağı ile çok uzun süre desteklenmiş; ancak daha çok siyasi gerginlikler nedeniyle kamusal çıkar ve düzensizliği giderme adına yasal düzenlemeler ile var olan karışıklık giderilmeye çalışılmıştır. 1993’ün ilk dört ayında, İçişleri ve Ulaştırma Bakanlıkları’nın genelgeleriyle, frekans sorunu gerekçe olarak gösterilerek özel radyo ve televizyon yayınları durdurulmaya çalışılmıştır. Ancak bu müdahale işe yaramamış ve sonuçta 8 Temmuz 1993 tarihli Anayasa’nın 133. Maddesin’de yapılan değişiklik ile, kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde radyo ve televizyon istasyonları kurmak serbest bırakılmıştır. Var olan karmaşıklık giderilememiş ve çare olarak düzensizlik ya da karmaşanın temellendirdiği bir düzenlemeye gidilmiştir. (deregülasyon)
Tüm bunlara ek olarak 1993’te, Türkiye’nin 1992’de imzaladığı Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi, onaylanıp yasalaşmıştır. 13 Nisan 1994 tarihli, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda, Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi’ne uyumlu olarak hazırlanmaya çalışılmıştır.
Mart 1995’te “Radyo Televizyon Yayın İzni ve Lisans Yönetmeliği” yayınlanmış ve bu yönetmelik uyarınca başvuran özel kanalların frekans tahsisi 1997 sonbaharında yapılmaya başlanmıştır. Ancak Milli Güvenlik Kurulu müdahalesi ile bu tahsis durdurulmuş, ek olarak güvenlik belgesi doldurma koşulu konmuştur.
2000 yılından sonra gündeme gelen frekans tahsisi, meclis çalışmalarında uzunca süre yer tutmuş, çeşitli yasal düzenlemeler Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından ya Meclis’e iade yolu ile ya da zorunlu onay koşullarında Anayasa Mahkemesi’ne başvurularak reddedilmiştir.
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 15.06.08, 20:38
Busra - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.680
Ettiği Teşekkür: 361
388 tane iletisine 561 kere teşekkür edilmiş
Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.Busra ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Televizyon

Televizyon Program Türleri

Yayıncılık denilince akla ilk gelen şey somut olarak programlardır. Çünkü televizyon için söylemek gerekirse, sesin ve görüntünün yayın amaçları çerçevesinde belirli bir düzen güdülerek hazırlanması gerekir. Bu aynı zamanda televizyon için ses ve görüntü aktarımının teknolojik bir gelişim olmasının dışında, yayın adını alabilmesi için gerekli ön koşuldur. Yayıncılık sadece görüntü ve sesin bir noktadan başka bir noktaya aktarılması değil, bu aktarımın anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde kodlanarak yapılmasıdır. TV programları, televizyon genel amaçları çerçevesinde hazırlanan; yani bilgi vermek, eğitmek, haber vermek, eğlendirmek,….v.b. amaçları güden, belirli bir süre, teknik donanım ve içerik çerçevesinde hazırlanan yapımlardır ve televizyon amaçları gereği çeşitli türlere ayrılır. TV program türleri konusunda bir çok farklı isim öne sürülebilir ancak televizyonun haber, eğitim, kültür, müzik, reklam,…v.b. amaçları ve işlevleri düşünüldüğünde ana hatları ile şunlar sıralanabilir:

Düz programlar, konunun bir ya da iki kişinin anlatımı yolu ile sunulduğu programlardır. Karşılıklı konuşma, soru cevap ya da röportaj teknikleri yardımı ile adı geçen konu ile ilgili izleyicinin direkt ve kısa yoldan bilgilendirilmesi sağlanır. (Gökçe,1997:73) (Yakın Plan-NTV-Oğuz Haksever, NTV’ye sorun- Celal Pir, Sinema 7 –TRT 2, Arena)

Müzik programları, açıklayıcı ya da tanıtıcı konuşmaların kullanıldığı; ama bazen bunlara da gerek duyulmadan müzik unsuruna direkt yer verilerek yapılan programlardır.( 5’te 5 –cine 5, Frekans-CNNTÜRK, Ritm-TRT 2, Rocktüel-tv8, Hit Clip-Flash Tv, Müzik Dergisi-tv8, Dünden Bugüne –Kral Tv)
Dramatize programlar, çeşitli tiyatro oyunlarının direk verilmesi ile oluşturulabileceği gibi, TV için özel olarak düzenlene oyunlar ya da son zamanlarda oldukça etkin olan TV film ve dizileri bu programlar içersinde yer alır.(Bir Demet Tiyatro, Selena, Acemi Cadı, Avrupa Yakası, )

Eğlence programları, müzik, dans ve benzeri eğlence unsurlarının birlikte kullanımı ile oluşturulan çeşitli skeç ve komikliklere de yer verilen programlardır. (Bir Başka Gece,Televizyon Makinası, Beyaz Show,Kime Diyorum Ben…)

Çok kişili programlar, ikiden fazla kişin yer aldığı, tartışma, açık oturum ya da yarışma gibi programlardır. Bilgi verici, aydınlatıcı, eğlendirici ve heyecanlandırıcı işlevsel özellikler taşır.(Biri Bana Anlatsın, Siyaset Meydanı, Neden, Kim 500 Bin İster, Pasaparola)

Spor programları, spor müsabakaları ile ilgili haber veren, sonuçlarını değerlendiren, çeşitli branşların tanım işlevini yürüten ve o branşlarla ilgili sporcu sağlığından, teknik gerekliliklere kadar birçok konuda bilgi veren programlardır.(Spor Aktüel, Kale Arkası, 90 Dakika, Stadyum, 3. Devre, Devre Arkası, Spor Sayfası, Santra…)

Eğitim programları, tek başına eğitim amacı güdülerek yapılabildiği gibi çeşitli amaçların yanında özellikle çocuk ya da belli konularda ilgili yetişkinlerin eğitilmesi ve bilgilendirilmesi çerçevesinde oluşturulan programlardır. (Küçük Şeyler-TRT1 –Üstün Dökmen, Hayatımız Sınav-TRT 2- Cihat Şener…)
Tanıtım ve reklam programları, özellikle yayıncılık alanında meydana gelen tecimsel gelişmeler, televizyonları ticari birer işletme haline getirmiştir. Bu nedenle reklam gelirleri televizyonlar için çok önemlidir. Özellikle ticari rekabetin acımasızlığı ve teknik gelişmelerin hızlılığı parasal zorunlulukları da beraberinde getirmiş, bu zorunluluk ticari bir işletme mantığı ile çalışan televizyonları reklamlara ve reklam verenlerin politikalarına uyumlu hale gelmeye zorlamıştır. Hatta öyle ki televizyon reklam kuşakları sayısı giderek artarken, reklam yayın yöntemleri de değişmiş, bu bağlamda özel programlar dahi yapılır olmuştur. Ayrıca reklamlar çeşitli TV programlarının içinde kuşak olarak yayınlanmanın yanı sıra bant ya da sanal reklam yoluyla programlarla içli dışlı hale getirilmiştir.
Karma programlar, karma programlar yukarıda adı geçen tüm program içeriklerinden alıntılar yapan özel program türüdür10.

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Radyo Televizyon Sinema

kaynak
__________________
Başarı Sadece Elde Ettikleriyle Değil Kim Olduklarıyla Ölçülür...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
iletisim araci, gorsel iletisim, kitle

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz