| Radyo Televizyon Sinema Radyo Televizyon Sinema Bölümü 1965 yılından bu yana görsel işitsel medyaya nitelikli mezunlar kazandırmanın ötesinde, Türkiye’deki medya çalışmaları alanına öncülük etmektedir. |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
24.06.08, 00:29
BİR KAMU DENETİM SİSTEMİ OLARAK OMBUDSMAN VE TÜRKİYE’DE UYGULANABİLİRLİĞİ - THE OMBUDSMAN AS A PUBLIC CONTROL SYSTEM AND ITS APPLICABILITY IN TURKEY ÖZET; Ombudsman, bir kamu denetim sistemi olarak ilk kez İsveç’te uygulanmaya başlamış, daha sonra tüm dünya geneline yayılmıştır. Dünyanın birçok ülkesinde -her ülkenin kendi yapısı doğrultusun-da- yaygın olmakla beraber, ombudsmanı henüz uygulamayan ülkeler de mevcuttur. Bu çalışma, söz konusu ülkelerden biri olan Türkiye’de, bir kamu denetim sistemi olarak ombudsmanın uygulanabilirliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Öncelikle ombudsmanla ilgili genel bilgilere yer verilmiş, daha sonra konu ile ilgili Türkiye’deki mevcut durum tespit edilmiştir. Metinde, ombudsmanın tarihsel gelişim süreci, ulusal ve uluslararası literatürdeki tanımları, yetkisi, statüsü, görevleri ve işlevleri anlatılmış; daha sonra da bu bilgilere dayanarak Türkiye’de ombudsmanın uygulanabilirliği dört boyutta ele alınmıştır. Öncelikle ombudsmanı Türkiye için gerekli kılan sebepler; daha sonra da uygulamanın ardından karşılaşılacak zorluklar ve ülkeye sağlaması beklenen yararlar üzerinde durulmuştur. Son olarak da, başarılı bir uygulama için sistemin hangi biçimde yapılanması gerektiği sorusu cevaplanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucu olarak, hemen hemen tüm kamu kurumları için gerekli olan ombudsmanın (karşılaşacağı sorunlar ve mevcut yönetim yapısı dikkate alınıp, kendi öz niteliklerine tamamen uygun bir şekilde yapılandırılması halinde), birçok açıdan Türkiye’ye de yararlı olacağı ortaya çıkmaktadır. ABSTRACT; The Ombudsman as a public control system was first practiced in Sweden, and then became wide-spread throughout the world. Although it is popular in many countries of the world - in a tailored manner to each country’s own structure-, there are still other countries that haven’t put the om-budsman into practice. This study aims to show the feasibility of the ombudsman as a public con-trol system in Turkey, one of these countries. General information on the ombudsman has been given in the beginning and then current conditions in Turkey have been described. In the text, the historical development process of the ombudsman has been described, together with its definitions in the Turkish and international literature, its authority, status and functions, then based on those information, its applicability in Turkey has been discussed in four dimensions. Firstly, the reasons which make the ombudsman a necessity for Turkey have been taken into account, followed by the difficulties which may arise after its implementation, as well as its expected benefits to the country. Lastly the question of which form the system should be structured in for a successful operation has been discussed. The study concludes that the Ombudsman which is necessary for almost every public organization, would be useful for Turkey from many aspects, if the potential problems and the present administrational infrastructure of the country are carefully considered, and it is structured in complete accordance with its own essence and virtues. » Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Radyo Televizyon Sinema
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| GİRİŞ Vatandaşın güçlü yönetim karşısında korunma-sını ve yönetimin hukuka uygun olarak dav-ranmasını sağlama amacı taşıyan bazı denetim mekanizmaları bulunmaktadır (Eken 1998: 131). Bu denetim mekanizmaları yapı ve işleyiş bakımından birbirlerinden farklılıklar göstermektedir. Söz konusu denetim mekanizmalarından biri olan ombudsman, kolay ulaşıla-bilmesi, çok fazla formalite gerektirmemesi, yönetim karşısında bağımsız ve tarafsız bir statüde bulunması ve yönetim-yönetilen ilişkilerinin hakkaniyete dayalı bir şekilde gelişti-rilmesini sağlaması gibi nedenlerden ötürü diğer denetim mekanizmalarından ayrılmakta ve demokratik yönetim anlayışının gelişmesine önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Zaten, yönetim tarafından gerçekleştirilen her türlü eylem ve işlemin denetime açık olması ve kamu gücünün amacı haricinde kullanılması karşısında vatandaşları koruyucu mekanizmaların oluşturulması, demokratik bir yönetim an-layışının temel unsurlarını teşkil etmektedir (Sezen 2001: 71). Demokratik yönetim anlayışının bu temel unsurlarının yerine getirilebilmesi için koruyucu mekanizmaların olaylara tarafsızca yaklaşması, hiçbir baskı altında kalmadan hareket edebilmesi gerekmektedir. Ancak, uygulamada durum böyle olmamakta, koruyucu mekanizmalarca taraf tutulmaktadır. Taraf tutma ise genelde güçlü olan yönünde karar verme şeklinde gerçekleştiği için bu şekilde alınan kararlar çoğunlukla kamu yönetimi lehine sonuç vermekte, yönetim karşısında güçsüz konumda olan halk hakkını alamamak-tadır. Durum böyle olunca da halk, hem kamu yönetimine, hem de onun denetim mekanizmalarına güvenmemektedir. İşte bu güvenin sağlanması ve halkın mağduriyetinin giderilmesi için ombudsman bağımsız ve tarafsız yapısıyla görev ifa etmekte, haklı ile haksızı ayırmak için de geniş ölçüde bir araştırma gerçekleştirmekte, gerçekleştirdiği araştırma neticesinde kamu yönetiminin yanlış bir uygu-laması varsa bunun düzeltilmesi için öneride bulunmakta, uygulaması doğru ise destekler yönde bir tavır sergilemektedir. Ombudsmanın üstlendiği rol gereği de böyle davranması gerekmektedir. Rodrigues’in de (2002: 43) belirttiği gibi, ombudsmanın ana rolü, açıkça, bir kimsenin temel haklarının kamu otoriteleri tarafından dışlanması veya beklenmedik bir durum karşısında korunması ve savunulmasıdır. Ombudsman kamu yönetimi ile halk arasında karşılıklı güvenin sağlanmasında ve yönetsel gizliliğin ortadan kaldırılmasında da önemli bir rol üstlenmektedir. Üstlenmiş olduğu bu rol itibariyle de halkla ilişkilerle yakın bir etkile-şim göstermektedir. Çünkü kamu yönetiminde uygulanan halkla ilişkiler faaliyetlerinin yegane amaçlarından biri de yönetsel şeffaflığın sağ lanmasıdır. Bunun yanı sıra hem ombudsmanın, hem de halkla ilişkilerin sağlıklı bir şekilde işlev görebilmesi için demokratik bir yönetim yapısının olması gerekir. Demokratik bir yönetim yapısına sahip olmayan ülkelerde ne ombudsmanın ne de halkla ilişkilerin hak ettiği şekilde işlev gördüğünü söylemek mümkün değildir.
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
|
#3
| ||||
| ||||
| Bu doğrultuda çalışmada, ombudsmanın tanı-mı, tarihçesi, ortaya çıkma nedenleri, özellikleri, görevleri, yetkileri, statüsü ve üstlendiği işlevler ile ilgili bilgiler verilmekte; bu bilgiler ışığında Türkiye’de ombudsmanın uygulanabilirliği, neden uygulanması gerektiği, uygulan-ması halinde ne gibi zorluklarla karşılaşacağı, ne gibi yararlar sağlayacağı ve uygulanması için nasıl bir yapılanma içerisine girmesi gerektiği konusu tartışılmaktadır. I. OMBUDSMAN KAVRAMI Vatandaşların, kendilerini yöneten kişilerin belirli davranışlarına ilişkin tepkileri, yöneticilerle ilgili şikayetleri ve söz konusu şikayetle-rin bağımsız bir şekilde araştırılması düşüncesi binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Bu durum yönetime karşı vatandaşların sahip olduğu hak ve özgürlüklerin korunmasını, başka bir deyişle yönetimin denetlenmesini zorunlu hale getirmiş ve birçok korunma yolu demokratik toplumların hukuk sistemlerinde yerini almıştır (Temizel 1997a: 764). Bunun sonucunda da, tüm dünyada idarenin gerçekleştirdiği eylem ve işlemler nedeniyle haksızlığa ya da zarara uğ-rayan vatandaşların başvurabilecekleri çeşitli yöntemler mevcut hale gelmiştir (Uyanık 1994: 205). Söz konusu bu yöntemlerden bir tanesi de ombudsmandır. Aslen İsveç kökenli bir kelime olup “temsilci, sözcü, görevli, koruyucu” (Ataman 1997: 779) ve arabulucu, aracı, hakem manâlarına gelen ombudsman, devlet kurumları ile vatandaş arasında arabuluculuk, hakemlik görevini üstlenen kişi anlamında kullanılmakta (Özden ve Gündoğan 2000: 48) ve devlet kurumlarıyla halk arasında bir nevi köprü vazifesi görmektedir. Bu doğrultuda bakıldığında ombudsmanla ilgili değişik tanımların ortaya çıktığı ve herkesin üzerinde ortak bir fikir birliğine vardığı bir tanımın olmadığı görülmektedir. Ombudsmanla ilgili ülkemizde yapılan farklı tanımları şu şekilde sıralamak mümkündür; Bir tanıma göre, ombudsman prensip itibariyle ataması yasama organı tarafından yapılan ancak parlamentoya karşı da hükümete karşı olduğu kadar bağımsız olan, idarece mağdur edilen bireylerin hiçbir şekle bağlı olmaksızın şikayette bulunmaları üzerine harekete geçen, geniş bir inceleme-soruşturma-araştırma-denetim yetkisine sahip olan; idare tarafından yapılan haksızlıkları ortaya koymak, takdir yetkisinin kötüye kullanılmasına engel olmak, mevzuata saygılı olmayı ve uygun davranmayı sağlamak, icrai niteliği bulunmayan öneriler yapmak, kamu hizmetlerinin hakkaniyete uygun bir şekilde ve daha iyi yerine getirilmesi için gereken düzenlemelerin yapılması yönünde öneride bulunmak amaçlarını taşıyan bir kurumdur (Ataman 1997: 780). Kazancı’ya göre (2002: 303) ise, kişiyle devlet organlarının tamamı arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklarda arabuluculuk görevi gören bağımsız bir kurumdur. Yukarıdaki tanımların dışında, Keneş (1997: 792), ombudsmanı, halkın idarenin eylem ve işlemlerine ilişkin yakınmalarını incelemeye ve haklı olduğu yakınmalara sebebiyet veren eylem ve işlemlerin kendilerinin ya da zararlı sonuçlarının ortadan kaldırılması için çaba göstermeye yetkili olan bağımsız bir kurum olarak değerlendirmektedir. Ombudsmanın ülkemizdeki tanımlarına yer verdikten sonra uluslararası literatürde nasıl tanımlandığına bakmak da konunun aydınla-tılması açısından faydalı olacaktır. Bu doğrul-tuda; Hansen (1996: 195), klasik İskandinav modelini dünyanın başka yerlerindeki ombudsman kurumlarının ortak yönleriyle beraber değer-lendirmiş ve bunun sonucunda şu şekildeki bir tanımın anlamlı olabileceğini belirtmiştir: “Ombudsman, duyguları incinmiş olan kişilerin, hükümet kuruluşlarına, memurlarına ve iş görenlerine karşı, adaletsizlik ve kötü yönetime ilişkin olarak yakınmalarını alan, bağımsız bir üst düzey kamu görevlisinin başında bulundu-ğu, anayasa ya da yasa ile kurulan bir bürodur.” Uluslararası Baro Cemiyeti Ombudsman Komitesi ise ombudsmanı şu şekilde tanımlamıştır (Holm 1995: 13): Ombudsman, sorun raporları düzenleyebilen, düzeltme tavsiyeleri verebilen, soruşturma gücü olan, kendi kişisel inisiyatifini kullanabilen, çalışanlar ve devlet daireleri tarafından incitilmiş, mağdur edilmiş insanların şikayetle-rini dinleyen, anayasa ve parlamento tarafından desteklenen, parlamentoya karşı sorumlu olan yüksek derecede bir hükümet memurudur. Yukarıda ülkemizdeki ve uluslararası literatürdeki tanımlar incelendiğinde, ombudsmanın kamu kuruluşları ile bu kuruluşlarla ilişkiye giren bireyler arasında meydana gelen anlaş-mazlıkları, bireylerin kamu kuruluşlarına iliş-kin şikayetlerini ve kamu kuruluşlarının işleyi-şinde meydana gelen aksaklıkları inceleyen, bunun yanı sıra, doğru bir şekilde gerçekleşti-rilen işlemleri destekleyen ve söz konusu problemlerin giderilebilmesi ve mağduriyetin ortadan kaldırılabilmesi için tavsiyelerde bulunan üst düzey bir görevli olduğu ortaya çık-maktadır.
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
|
#4
| ||||
| ||||
| II. OMBUDSMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ İlk ombudsman kurumu 1809’da İsveç’te oluşturulmuştur (Pickl 1986: 39). İsveç’te bu kuruma 1809 yılında yer verildiğinde, yerel otoritelerin yetkilerini sınırlama amacı güdülmekteydi (Tortop 1998: 3). Söz konusu ombudsman herhangi bir siyasi otoriteye sahip olmamakla beraber, salt kralın temsilcisi sıfatı-nı taşıyarak kamu düzenini temin eden bir başsavcı idi. Bu ombudsmanın ihmal ve itaatsizlikleri araştırma yetkisi vardı (Akıncı 1999: 266). İsveç Kralı XII. Charles’in bu kurumu oluştu-rurken, o zaman ikamet ettiği Osmanlı’nın devlet geleneğinden etkilenmesi ihtimalinin yüksek olduğu belirtilmiştir (Ataman 1997: 780). Kral XII. Charles 1709 yılında Ruslarca yenilmesinin ardından Osmanlı’ya kaçtı ve birkaç yıl buraya sığındı. Bu dönemde İsveç’te karışıklık ve huzursuzluk söz konusuydu. İşte bu huzursuzluk durumu, daha Osmanlı’da iken, Kralı bir buyruk çıkararak, kendisinin en yüksek ombudsmanının başında bulunacağı bir büro oluşturmaya sevk etti (Pickl 1986: 39). Kralın oluşturmak istediği büro, Türklerdeki Divan-ı Mezalimle büyük benzerlikler göstermekteydi. Avşar (t.y: 42) ve Pickl’in (1997: 802) de belirttiği gibi Divan-ı Mezalim, halkın hükümet memurlarıyla ilgili şikayetlerini incelemekle görevliydi. Bu kurumun başında söz konusu şikayetleri incelemekle görevli olan yüksek dereceli bir memur konumundaki kadı bulunmaktaydı. Hemen hemen Divan-ı Meza-lim’le aynı işlevi üstlenen bu büro sayesinde Kral ülkesinde olmadığı halde işlerin düzenli bir şekilde yürütüleceğine inanıyordu. Yasalara uyulmasını ve kamu görevlilerinin üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmesini güvenceye almanın ana işlevini oluş-turduğu bu büro daha sonra “Kralın Adalet Bakanlığı Bürosu” ismini aldı (Pickl 1986: 39) ve işlevini bu isim altında devam ettirdi. 1915 yılına kadar tek bir kişiden meydana gelen ombudsman bürosunun, toplumsal ihtiyaçlarla birlikte oluşan kamu yönetimindeki büyüme neticesinde sayısı dörde çıkarıldı. Başında bir baş yönetici bulunan JO (Justitieombudsmen)’nın bir bölümü, bilgi edinme hakkının bir güvencesi olarak halkın resmi bilgilere ulaşması ile ilgili sorunlarla, bilişim sisteminden doğan problemlerle ilgilenmekte; diğer birim (Deputy Ombudsman) adalet mahkemeleri, savcılar, yargıçlar, polisler tarafından gerçekleştirilen uygulamalara ilişkin şikayetlerle ilgilenmekte; üçüncü birim silahlı kuvvetlerin ve diğer ombudsmanların bakma-dıkları sivil yönetime ilişkin işlerle ilgilenirken; dördüncü birim de vergi ve sosyal refah alanıyla ilgili problemlerle ilgilenmektedir. Bugün parlamento ombudsmanından hariç bir de hükümet tarafından atanan özel uzmanlığı gerekli kılan konularda ombudsmanlar bulun-maktadır (Akıncı 1999: 268). En gelişmiş ve ileri düzeydeki uygulamasına İsveç’te rastladığımız ombudsman kurumu, daha sonraları diğer tüm ülkelere örnek teşkil etmiş, söz konusu bu ülkeler de bu kurumu kendi yapılarına uydurabilmek için az ya da çok sulandırmışlardır (Kazancı 2002: 303). Tarihsel açıdan ombudsman kurumunun dünya geneline yayılmasına baktığımızda şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır. 1950 yılına kadar İsveç ombudsmanı ve bunun Fin benzeri olmak üzere iki ombudsman bürosu bulunmaktaydı (Pickl 1986: 40). Bunu 1952’de Norveç (Akıncı 1999: 269), 1954’de Danimarka, 1962’de Yeni Zelanda, 1967’de Birleşik Krallık (Özden ve Gündoğan 2000: 49), 1969’da Kuzey İrlanda (Akıncı 1999: 273), 1971’de İsrail (Özden ve Gündoğan 2000: 49), 1974’te İtalya, 1976’da Avustralya ve Portekiz (Akıncı 1999: 276), 1977’de Avusturya (Akın-cı 1999: 277), 1981’de Hollanda ve İspanya izledi (Özden ve Gündoğan 2000: 49). 1986 yılında ise otuzdan fazla ülkede yaklaşık 100 ombudsman bürosu görev yapmaktaydı (Pickl 1986: 40). Yukarıdaki paragraftan da anlaşılacağı üzere ombudsman ilk doğduğu yıllarda değil II. Dünya Savaşı yıllarında dünya geneline yayıl-maya başlamıştır. Durumun böyle olmasında Baylan’ın da (1978: 8) belirttiği gibi, ülkelerin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik ve siyasal koşulların büyük etkisi olmuştur. II. Dünya Savaşından sonra devlet tarafından üstlenilen işlevlerin artması, halkın eğitilmesi, yönetime katılmada bir artış meydana gelmesi, insan haklarının korunması hususunda oluşan ilgi, bu kurumun hızla yayılmasında etkili olmuştur (Akın 1998: 520). Kısaca belirtmek gerekirse, 1809’dan günümüze kadar dünya geneline hızla yayılan ombudsman kurumu, yönetimin yargı dışı denetiminin sağlanmasında ciddi bir seçenek durumuna gelmiştir (Akıncı 1999: 278). Eleş-tirmenler tarafından dikkat çekilen nokta, dünya genelinde, ombudsman kurumu aracılığıyla kamu yönetiminin denetlenmesi sisteminin yavaş yavaş geliştiği, ombudsmanın sahip olduğu yetkilerin zaman içerisinde genişlediği ve etkin bir denetim şekli olarak siyasal ve yönetsel sistemin bir parçası olup kabul gördü-ğüdür (Uyanık 1994: 209). Bütün bu açıkla-malardan sonra ombudsmanın gösterdiği bu tarihsel gelişimin daha da genişleyerek devam edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır.
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
|
#5
| ||||
| ||||
| III. OMBUDSMANI ORTAYA ÇIKARAN NEDENLER Birçok ülkede yönetim sistemi o kadar karma-şık hale gelmiştir ki yakınmalar, yönetsel eylemlerin yanlış anlaşılması veya resmi genelge ve düzenlemelerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır (Pickl 1986: 42). Ayrıca, yönetim tarafından yapılan haksızlıklara karşı çok çeşitli şikayet yolları bulunmasına rağmen, bu yollar toplumun en bilgili ve en varlıklı kesimince kullanılmaktadır. Bu kesimin dışın-da kalan geniş kitleler ise korku ve bilgisizlik sebebiyle böyle bir hukuki süreci başlatmayı göze alamamaktadırlar (Temizel 1997b: 70). Bunun neticesinde de haklarını arayamamakta ve hatalı ya da art niyetli uygulamalar sonucunda mağdur duruma düşmektedirler. Devlet gücünün kullanıldığı her zaman ve mekanda görevin suistimal edilmesi ve siyasi nüfuz var olan bir olaydır. Bunu en aza indirmenin başlıca yolu olarak ilk akla gelense şeffaflıktır (Keneş 1997: 793). Söz konusu bu şeffaflığın sağlanması için idari denetim mekanizmaları geliştirilmiştir. Ancak, Avşar’ın da (t.y: 117) belirttiği gibi, kamu yönetiminde idari denetim tarafından, kamu erkinin yerinde kullanılıp kullanılmadığı denetlenir. Oysa ki, ombudsman tarafından bir yerde sosyal hizmet verilir. Kişinin memnuniyeti ve yönetime güvenmesi, yönetimi desteklemesi arzulanır ve kişinin yönetimce gerçekleştirilen eylem ve işlemlerden zarar görerek uzaklaşmasını önleme çabası içerisinde olur. Yönetimin gerçekleştirdiği eylem ve işlemlere karşı savunmasız durumda olan vatandaşı bir nevi koruma altına alır. Bağımsız bir ombudsman kurumunun var ol-ması, yönetenlerin yönetilenlere saygılı, çabuk ve adaletli bir şekilde davranması, yükümlülükleri hukuka uygun biçimde yüklemesi ve kamu görevini dürüstlük içerisinde ve etkili bir şekilde yürütmesi biçiminde bir takım yükümlülüklere ve ödevlere sahip olduğunun yönetenler tarafından da tanındığının açık bir göstergesidir (Pickl 1986: 38). Ombudsman kurumunun yaygınlaşmasında, hükümetlerin toplumda meydana gelen gelişmelere paralel olarak insan haklarını geliştirmek, bireylerin kötü kamu yönetimi karşısındaki yakınmalarını gidermek, kamu bürokrasisinin denetimini sağlamak, kamu yönetimindeki yönetsel hasta-lıklara kamuoyunun dikkatini çekmek konusundaki arayışları etkili olmuştur (Ataman 1997: 779). Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, yüksek devlet kademelerinde görev yapan kişilere ilişkin yolsuzluklarla uğraşmak için tarafsız ve bağımsız bir kuruluşa ihtiyaç duyulmuş, söz konusu ihtiyacı karşılamak bakımından bazı ülkelerde başarılı bir şekilde görev yapan “ombudsman” çare olarak görül-müştür (Ergun 1978: 28). Tarafsız idari yargı yerlerinin adli denetimini yaptığı ülkelerde dahi, kolaylıkla idarenin bünyesine girip nüfuz edebilen, daha hızlı, daha bireysel, daha az biçimci, karşılıklı ilişki kurmada önemli bir boşluğu giderebilen, bilgiye daha iyi ulaşabi-len, keyfi davranışlarla daha etkili bir şekilde mücadele eden, tutarlı bir kuruma hissedilen ihtiyaç beraberinde yeni anlayışları da getir-miştir. Bu noktada da bir denetim kurumu ve halktan kişilerin sesi olarak ombudsman kurumunun acil bir ihtiyaç olduğu üzerinde durulmakta (Keneş 1997: 791) ve İskandinav ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkede bu kurum uygulanmaktadır.
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
|
#6
| ||||
| ||||
| IV. OMBUDSMANIN ÖZELLİKLERİ Ombudsmanın özellikleri ele alınırken, konuya iki boyutta yaklaşılmalıdır. Çünkü ombuds-manın hem kişisel hem de kurumsal özellikleri bulunmaktadır ve bu özelliklerin birbirine karıştırılmaması gerekir. Ombudsmanın kişisel özellikleri denildiğinde bu kuruma seçilecek olan kişinin bünyesinde barındırması gereken özellikler kastedilmekte, kurumsal özellileri denildiğinde ise ombudsmanın bir kurum olarak ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği vurgulanmaktadır. A. Kişisel Özellikleri Ombudsman, kamu vicdanının gözü ve kulağı durumundadır. Bütün toplum katmanlarına demokrasi düşüncesinin yayılmasında, erdemli ve adil bir toplum düzeninin geliştirilmesinde yapıcı nitelikte katkılarda bulunan bir aktördür. Yüzyılların savaşımıyla sahip olunmuş hak ve özgürlüklerin muhafaza edilmesinde, hayata geçirilmesinde, işler hale getirilmesinde rol oynayan bir öncüdür. Sahip olduğu ahlâk, erdem ve adalet gibi bireysel özellikler aynı zamanda onun bulunduğu toplumun tinsel sembolüdür. Maddî bir müeyyidesi bulunmayan yetkileriyle, demokrasi ve hukuk devleti iddiasında bulunan bir toplumun hukuka duyduğu saygının bir göstergesidir (Akıncı 1999: 284) ve aynı zamanda kendisi de bireysel olarak saygı duyulan bir kişidir. Bu yüzden, ombudsmanda olması istenen niteliklerin başında genelde “saygınlık” gelmektedir (Özden ve Gündoğan 2000: 52). Bunun dışında ombudsmanın özünü bağımsızlık (Altuğ 2002: 28), temel değerini ise verimlilik (Pickl 1986: 44) oluşturmaktadır. Aldığı kararlarda ve yaptığı önerilerde kimsenin tesiri altında kalmamalı, sağduyulu bir şekilde hareket ederek gösteriş amacı taşımaksızın faaliyetlerini sürdürmelidir. Pickl’in de (1986: 44) belirttiği gibi, “göz boyama yaklaşımı” soruna derinlemesine bir çözüm getirilmesinin ve anlaşılmasının yerini alacağından ve biçimsel-ciliğe götüreceğinden, ombudsman bu yakla-şımı temsil etmemelidir. Çünkü ombudsman kariyer kaygısı bulunmayan dürüst, olgun, tam manasıyla hukuka hakim olan kimsedir (Altuğ 2002: 29). Bünyesinde taşıdığı üst düzey özellikler onun bu şekilde davranmasına engel teşkil edecektir. İsveç’te ombudsmanların en yüksek yargı yeri için gerekli olan özelliklere sahip olmaları zorunluluğu vardır (Pickl 1997: 802). Ombuds-man, Anayasayı, yasaları ve diğer mevzuatı iyi bilmeli, çok başarılı bir geçmişi olmalı, bilhassa mali konularda güvenilir ve ahlâkî olarak da saygın bir konumda yer almalıdır. Siyasi bakımdan tarafsız olduğu bilinmeli ve söz konusu bu tarafsızlığını her türlü koşulda koruyabilmelidir (Özden ve Gündoğan 2000: 52). Bulunduğu statü ve üstlendiği misyon da bunu gerektirir. Yukarıdaki özellikleri taşımayan bir kişinin ombudsman gibi saygın ve demokrasinin göstergesi olarak kabul edilen bir kurumun başına geçmesi ve güvenilir nitelikte kararlar alması mümkün değildir. Bir kişinin vermiş olduğu kararlara halk tarafından güven duyulabilmesi için öncelikle o kişinin şahsına karşı güven beslenmesi gerekir. Bunun olabilmesi için de o kişinin yukarıda belirtmiş olduğumuz evrensel nitelikteki değerlere sahip olması gerekir. B. Kurumsal Özellikleri Ombudsmanın kurumsal özelliklerini ortaya koymak isteğimizde, Akıncı tarafından yapılan kategorileştirme bize çok yardımcı olacaktır. Bu kategorileştirmeye göre ombudsmanın kurumsal özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür (Akıncı 1999: 294-305): Bağımsızlık ve tarafsızlık Görünebilirlik ve ulaşılabilirlik Profesyonellik Geniş araştırma yetkisi Hakkaniyete uygun çözüm önerme yetkisi Kamuya karşı sorumluluk 1. Bağımsızlık ve Tarafsızlık Ombudsmanın en temel özelliği olan “bağımsızlığını”, onun parlamento tarafından seçilmesi veya parlamentonun en azından görevden alınması konusunda söz sahibi olması sağlar (Altuğ 2002: 43). Yürütmeden ve idareden bağımsızlığı gerçekleştirilememiş bir kurumun ombudsman olarak adlandırılması doğru değildir (Erhürman 1998: 89). Çünkü bağımsızlık bu kurumun olmazsa olmaz bir niteliğidir ve söz konusu bu bağımsızlığı herkese karşı geçerlidir, özellikle de kamu makamlarına karşı. Ombudsman, yetki alanı içerisinde kalan ve kendisiyle ilgili soruşturmada ve incelemede bulunacağı kamu makamlarının doğrudan ya da dolaylı etkilemelerine açık olmamalıdır. Söz konusu makamlardan bağımsız bir şekilde hareket edebilmeli ve yaptığı işte tarafsızlığını koruyabilmelidir. Bağımsızlık, ombudsmanın statüsü ile ilgili bir durumu ifade ederken, tarafsızlık, davranışlarıyla ilgilidir (Akıncı 1999: 295). Statüsünün ve davranışlarının birbiriyle uyum içerisinde olması ona karşı duyulan güvenin kaynağını oluşturmaktadır. Ombudsmanın bu yapısı onu diğer idari denetim mekanizmalarından ayırmakta, ona ayrı bir konum sağlamaktadır.
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
|
#7
| ||||
| ||||
| Diğer idari denetim mekanizmaları gibi, Baş-bakanlığa ya da Cumhurbaşkanlığına bağlı olmaması, gücünü parlamentodan almasına rağmen ona karşı da bağımsız olması sebebiyle, halkın kendi denetim organı olarak görev ifa etmekte ve açık ve temiz toplumun oluşturul-masında etkili bir rol üstlenmektedir (Avşar t.y: 120). Üstlendiği bu rol doğrultusunda, ombuds-man, basına yansıyan, vatandaşın kamu yönetimine olan güvenini zedeleyen, bir takım gecikme, aksama ve politik tesirlerden dolayı şaibeli görünen ve nasıl sonuçlanırsa sonuçlan-sın kamu vicdanını rahatsız eden konularda, harekete geçebilecek ve herhangi bir politik tesir altında kalmadan, illa taraf olması gerekiyorsa halktan yana taraf olmasından dolayı kamuoyunun rahatlamasına yardımcı olacaktır (Avşar t.y: 119). 2. Görünebilirlik ve Ulaşılabilirlik Ombudsman ilke olarak hiçbir şekil şartı ara-maksızın vatandaşların gerçekleştirilen eylem ve işlemlerle ilgili yakınmalarını alır ve yine hiçbir şekil şartı aramaksızın inceler, neticelendirir (Altuğ 2002: 39). Onun elde var olduğunu bilmek ve verimlilik ombudsman için en iyi tanıtmadır. Ombudsman, herkes için var olma-lıdır (Pickl 1986: 44). Gelir ve eğitim düzeyi ne olursa olsun hiçbir vatandaş ombudsmana ulaşmada zorlanmamalı, herhangi bir engelle karşılaşmamalıdır. Herhangi bir aracı olmaksızın ombudsmana doğrudan başvurabilme imkanının sağlanması, başvuran kişilerden herhangi bir ücret talep edilmemesi ombudsmana ulaşmada büyük kolaylık sağlayabilir (Akıncı 1999: 300). Ancak, İngiltere ve Fransa’da, bunun tersi bir durum söz konusudur. Yani, idarenin gerçekleştirdiği eylem ve işlemlerden dolayı zarara uğrayan kişiler, doğrudan ombudsmana şika-yette bulunamamaktadırlar (Eryılmaz 1993: 92). Bu her ne kadar ombudsmana yapılacak olan gereksiz başvuruların önüne geçmek ama-cıyla konmuş olsa da, ombudsmanın temel özelliklerinden biri olan ulaşılabilirliğine zarar vermekte, onu diğer idari denetim mekanizmalarıyla benzer bir konuma getirerek işlevini tam anlamıyla yerine getirmesini engellemektedir. Kurumun özü itibariyle yapılanması bu şekilde değildir. Hansen’in de (1996: 195) belirttiği gibi, ombudsmana kolay bir şekilde ulaşılabilir. Ombudsman tarafından, hızlı işleyen, biçimsel olmayan, aynı zamanda pahalı da olmayan yöntemler kullanılır. Vatandaşların ombuds-mana en yaygın başvuru yöntemi dilekçe ile yazılı yapılan başvurudur. Bunun yanı sıra telefonla başvuru da vardır. İletişim teknolojisindeki gelişmelerle birlikte e-posta ile başvurunun da olabileceği öngörülebilir (Sezen 2001: 79). Başvuru yöntemi ne olursa olsun, buradaki amaç halkın şikayetlerinin en kısa sürede ombudsmana ulaşabilmesidir. 3. Profesyonellik Ombudsmanın temel özelliklerinden bir tanesi de profesyonelliktir. Profesyonelliği sayesinde ombudsman, kendisine yapılan başvuruları incelerken hakkaniyete uygun çözüm önerileri getirebilmekte, olaylara doğru bir bakış açısı ile yaklaşabilmekte, uygun kararlar alarak toplumun güvenini ve saygısını kazanmaktadır. Ona profesyonelliğini, sahip olduğu hukuk bilgisi, tecrübesi ve zekası sağlamaktadır. Olaylara profesyonel bir şekilde yaklaştığı için duygularını işin içine karıştırmamakta, yapıl-ması gereken ne ise onu yapmakta ve bunun sonucunda da herkesçe kabul edilebilen sonuçlara varmaktadır. Aynı zamanda sahip olduğu profesyonellik onun empati yapmasını sağlayarak, taraflardan her ikisinin de mevcut durumunu en iyi şekilde analiz etmesine ve bu doğrultuda bir tutum takınmasına olanak sağ-lamaktadır. 4. Geniş Araştırma Yetkisi Yakınma konusuyla ilgili olarak ombudsman oldukça geniş yetkilere sahiptir. Ombudsman, yasa ile desteklenen bu yetki dahilinde, şika-yetçi olunan kurumun her türlü bilgi ve belgelerine başvurma, onlardan konuyu açıklığa kavuşturacak bulgular elde etme, gerektiği takdirde tanık dinleme, kurumun temsilcilerini sorgulama, bilirkişiye başvurma, olay yerinde keşif yapma gibi işlemleri yapabilmektedir. “Gizli” sayılan hassas nitelikteki bilgilerin dışında, kamu kurumları her türlü bilgi ve belgeyi ombudsmana vermekten çekinemezler (Akıncı 1999: 303). Ombudsmanın bu kadar geniş araştırma yetkisine sahip olması, bir yakınma durumunda taraflardan hangisinin haklı olduğunun, hatalı olan tarafın diğerine ne derece haksızlık yaptığının en doğru şekilde öğrenilmesi için gereklidir. Önemli olan söz konusu bu yetkiyi en verimli şekilde kullanarak yakınmaların nedenini ortaya çıkarmak ve uygun çözüm önerileri getirmektir. 5. Hakkaniyete Uygun Çözüm Önerme Yetkisi Yaptığı kapsamlı araştırma neticesinde ulaştığı bulgular, yakınmacıyı haklı gösterir niteliktey-se, ombudsman tarafından somut duruma uygun çözüm önerilmektedir (Akıncı 1999: 304). Yakınılan kurumu haklı gösterir nitelikteyse, o kurum tarafından girişilen söz konusu faaliyetin doğru olduğu da açıkça belirtilmekte ve yapılan bu faaliyet desteklenmektedir. Ombudsman çözüm önerirken hakkaniyeti hiçbir zaman göz ardı edemez. Bu şekilde dav-randığı taktirde halk gözünde saygınlığı ve ona karşı duyulan güven ortadan kalkar. Bunlar olduktan sonra da ombudsman işlevsiz hale gelir ve topluma faydası dokunacağı yerde zarar vermeye başlar. 6. Kamuya Karşı Sorumluluk Hem denetim yetkisi kullandığı kamu otoritelerine, hem de bireylere karşı ombudsman hukuksal anlamda sorumluluk taşır (Akıncı 1999: 305). Yani ombudsmanın sorumluluğu iki yönlüdür. Sadece şikayet başvurusunda bulunanlara karşı değil, şikayetçi olunan kamu kurumlarına karşı da sorumludur. Taşımış olduğu bu sorumluluk gereği ulaştığı sonucu her iki tarafa da gerekçeleriyle birlikte ifşa etmek mecburiyetindedir. Yaptığı çalışmalar, bütün medyaya ve tüm kamuoyuna açıktır ve en doğru ve güvenilir bilgilerin yayılmasını sağlayarak, halkın yanlış ve taraflı bir şekilde bilgilendirilmelerini önleyecektir. Aslı olmayan söylenti ve iddialar söz konusu ise yine bu iddialar hakkında kamuoyuna güvenilir kimliği ile açıklamada bulunacak, hükümetlerin, idarenin ve idarecilerin yıpranmasının önüne geçecektir (Avşar t.y: 119). Çünkü ombudsmanın amacı yönetilenler karşısında yönetim yetkisine sahip olanları zor duruma düşürmek ya da yıpratmak değildir. Onun amacı yönetilenin yönetenden razı oldu-ğu şeffaf bir yönetim yapısı meydana getirmektir. Bunu gerçekleştirmek için faaliyet göstermektedir.
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
|
#8
| ||||
| ||||
| V. OMBUDSMANIN YETKİLERİ Ombudsman, genellikle sahip olduğu yetkiyi Anayasadan, bazen de kendi kuruluş yasaların-dan alır (Baylan 1978: 8). Bu yetki dahilinde, görev alanı içerisinde kalan kurum ve kuruluş-larda periyodik ve ani denetimler gerçekleşti-rebilir. Sahip olduğu kıdemli kadro da söz konusu denetimleri kendi başına yapabilir(Altuğ 2002: 42). Gerçekleştirdiği denetimlerin neticeleri doğrultusunda, anayasaya aykırılık başvurusunda bulunma, yasal düzenleme ve reform önerilerinde bulunma yetkileri vardır (Altuğ 2002: 42). Ancak birçok olayda ombudsmanlar tarafından yapılan önerileri, hükümetler uygulamaya yanaşmamakta ancak kamuoyu baskısı sonucunda ombudsman kararlarına uymaktadırlar (Avşar t.y: 64). Bu yüzden ombudsmanın sahip olduğu öneri yetkisi aslında güçlü bir yetkidir. Bunun için ombudsman önerilerde bulunurken dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Ombudsman, öneri ve tavsiyede bulunurken, söz konusu öneri ve tavsiyelerin uygulanabilme imkanını göz önünde bulundurmalı, gerçekleş-tirilebilmesi mümkün olan önerilerde bulun-malıdır. Önerinin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan mali imkanların mevcut olup ol-madığını da göz önünde bulundurmalıdır (Tortop 1998: 7). Aksi takdirde gerçekleştiril-mesi mümkün olmadığı halde yapılan önerilerin hiçbir faydası olmayacaktır. Öneri yetkisine sahip olan ombudsman, icrai karar yetkisine sahip değildir. Bir kurumun yerine geçerek onun adına karar alamaz. Ancak kendisi tarafından yapılan öneriler ilgili kuruluşlarca karara dönüştürülür. Bu zorunludur ve bundan kaçınılmaz, kaçınılamaz (Kazancı 2002: 303). Bütün bu açıklamalardan sonra ombudsmanın yetki alanına hangi kuruluşların girdiği sorusu akla gelmektedir. Bu doğrultuda, ombudsmanın yetki alanına giren kuruluşları şu şekilde sıralamak mümkündür (Akıncı 1999: 303): -devlet kurumları -yerel yönetimler -kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları -kamu iktisadi teşebbüsleri -kamu görevi gören diğer kuruluşlar Yukarıda saydığımız kurumlar dışında Bereket ve Demirkol’un da (1996: 31) belirttiği gibi, ombudsman, askeri kışlalarda da denetim yapabilmektedir. Söz konusu bu durum özellikle, üstten korkulduğu için dile getirilemeyen şikayetlerin yerinde dinlenme imkanını vermesi açısından önemlidir
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
|
#9
| ||||
| ||||
| VI. OMBUDSMANIN STATÜSÜ 1995 yılı itibariyle ombudsmanın, Avrupa’da 27, Afrika’da 16, Latin Amerika ve Karaip-ler’de 14, Asya, Avustralya ve Pasifik bölgesinde 8, Kanada’da 8, ABD’nin çeşitli eyaletlerinde 5 olmak üzere faaliyette bulunduğu 75 ülke bulunmakla birlikte, şimdilerde 90’ın üzerinde ülkede ciddi ve saygın bir kurum olarak yerini almıştır (Akıncı 1999: 278-279). Bugün bu 90 ülkede farklı şekillerde uygulanan ombudsmanlar genellikle cumhurbaşkanı ya da parlamentolarca veya yüksek yargı organları üyelerinin kararıyla atanan ve toplumda saygın bir yere sahip olan kişilerden seçilirler (Avşar t.y: 49). Ancak, faaliyetlerini yürütürken parlamento tarafından ombudsmana belli bir şika-yeti nasıl ele alacağıyla ilgili talimat verilemez ya da onun kararlarına etkide bulunulamaz, verdiği kararlar tekrar gözden geçirilip düzeltilemez (Altuğ 2002: 46). Bu, ombudsmanın bağımsız ve tarafsız bir statüde bulunmasının temel şartlarından biri olup faaliyetlerini hakkaniyetli bir şekilde yerine getirmesinin de anahtarı konumundadır. Bağımsız ve tarafsız olamaması, onun göstermelik bir kurum haline gelmesine neden olacaktır. Ayrıca, ombudsmanın halka maledilmesi, onun göstermelik olmaktan çıkarılmasının en etkin yoludur (Erhürman 1998: 95). Halka maledil-mesi için de bağımsız ve tarafsız bir statüde yer alması ve bu doğrultuda faaliyetlerini sürdürmesi gerekir. Yani kısaca özetlenecek olursa, ombudsmanın göstermelik bir kurum olarak faaliyet göstermemesi, görevini tam anlamıyla yerine getirebilmesi ve halk tarafından güvenilen bir kurum olabilmesi için bağımsız ve tarafsız bir statüde yer alması çok önemlidir. Bunun yanı sıra, ombudsman son başvurma yeridir, bir hukuk mahkemesi gibi karar veren bir organ değildir (Pickl 1986: 44). Ombuds-manlara yapılan başvurular genellikle aracısız olarak gerçekleştirilmektedir (Avşar t.y: 69). Ancak iki ülkede uygulanan ombudsmanlık sistemi bu durumun istisnasıdır. Bu ülkeler İngiltere ve Fransa’dır. Avşar’ın da (t.y: 69) belirttiği gibi, İngiltere’de ve Fransa’da ombudsmanlara yapılacak müracaatlar bir parlamenter kanalıyla gerçekleştirilmek duru-mundadır. Bu durum ombudsmanın ulaşılabi-lirlik özelliğini zedelemekte, onun diğer denetim mekanizmalarına olan üstünlüğüne de bir anlamda gölge düşürmektedir. Ancak o ülkelerdeki ombudsman anlayışı bu şekilde benimsenmekte olduğu için uygulamaları da bu doğ-rultuda gerçekleşmektedir. Ombudsmanın sahip olduğu statü, yetki ve görevleri de ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. İsveç’te ombudsmanın seçimini parlamento gerçekleştirirken; İngiltere’de baş-bakan tarafından yapılan öneri üzerine Kraliçe tarafından atanmaktadır. Fransa’da ise bakanlar kurulu ombudsmanı atamaktadır. Ancak, bütün bu ülkelerde ortak olan nokta ombudsmanın özerk ve bağımsız bir statü içerisinde görevini yürütmesidir (Eryılmaz 1993: 92). Çünkü özerklik ve bağımsızlık ombudsmanın olmazsa olmaz özellikleri arasındadır. Parlamentonun uygun gördüğü bütçe sınırları dahilinde ombudsmanlar tarafından her türlü harcama serbestçe yapılabilir. Özlük haklar üzerinde yürütmenin söz hakkı yoktur. Başarısızlık, yetersizlik, görevin ihmal edilmesi ya da iletişimsizlik durumu ortaya çıktığında, ombudsmanlar parlamento tarafından görevden alınabilmektedir (Akın 1998: 524). Bunun dışında ombudsmana parlamento tarafından herhangi bir müdahalenin olması söz konusu değildir. Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalardan sonra, çeşitli ülkelerde uygulanan ombudsman sisteminin 3 ortak yönünü şu şekilde sıralamak mümkündür (Tortop 1998: 4): Yürütme organı karşısında bağımsız bir statüsünün olması Şikayetlerin kişilerce yapılması - Gelen konuların, idarenin kötü işleyişi ve haksızlık yönünden adaletli bir şekilde değer- lendirilmesi ve kötü yönetim tarafından sebep olunan neticelere önlemler önerilmesi
__________________ Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki ! |
|
#10
| ||
|