Ayaklanmaların İstanbul’a sıçramasından da
zaman zaman korkulmuştur. Bu nedenle İstanbul’a
özel bir önem verilmiştir. Sözgelimi önce
III. Murat döneminde (1574-1594) biraz da
ulemanın tahrikiyle iktidarı devirebilecek oluşumlara
neden olacağı gerekçesi ve kuşkusuyla
kahvehaneler kapatılmıştır. Kahvehanelerin
kapatılmasına ilişkin en kapsamlı ve uzun süren
yasak IV. Murat (1623-1640) dönemindedir.
1633’de İstanbul’da büyük bir yangın
çıkmış kentin önemli bir bölümü yanmıştı. IV.
Murat, biraz da yeni bir yangın çıkabilir
endişesiyle sigara içilmesini yasakladığı gibi,
kahvehaneleri de kapatmıştı. Ancak eklemek
gerekir ki, IV. Murat’ın İstanbul’da kahvehaneleri
kapatması, buralarda sadece içki ve tütün
içilmesi yüzünden değil, devletle ilgili dedikoduların
çokluğundan ve rahatsız ediciliğindendir
(Ortaylı 1987: 152). Bunun en açık anlamı
ya da yorumu ise: Devletin halktan çekinmekte
olduğu, halkın da hem devletten korktuğu hem
de devleti zaman zaman bunalttığıdır.
Osmanlı’da ayanlık kurumu uzun yıllar
devletin halkla ilişkilerinde yer etmiş önemli
bir kurumdur. Kentlerin korunması, adalet
sistemindeki aksaklıklar, yöneticilerin
değiştirilmesi, değişik türde halk istekleri gibi
konuların padişaha arzı ayanlar aracılığıyla
yapılırdı. Ayanları bölgelerinde hatırlı ve
zengin kesimler seçer ve seçilenler yerel
siyaset kadar ve merkezi sistem üzerinde de
etkili olurlardı. III.Selim halk-devlet ilişkisinde
önemli rol oynayan, aracılık yapan ayanlık
kurumuna el atmış, onu düzeltmeye çalışmış,
ancak bu merkezi otoriteye rakip sistemi
değiştirmeye gücü bir türlü yetmemiştir. Ancak
ayanlık kurumu Tanzimatla birlikte tamamen
ortadan kaldırılabilmıştır (Çadırcı 1997: 37).
Kaynakpdf











Normal
