SONUÇ
Türkiye’de üniversite düzeyinde iletişim eğitiminde, gerek eğitim veren üniversite sayısı, gerekse fakülte ve yüksekokul sayısı açısından hızlı bir nicel gelişme gözlenmektedir. Devlet üniversiteleri yanında son yıllarda açılan vakıf üniversitelerinde de iletişim alanında eğitim verilmekte, iletişim bu üniversitelerin popüler programları arasında yer almaktadır. İletişim sektörünün büyümesi, iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla, medyanın ve medya çalışanlarının görünürlüğünün artmasının, iletişim fakültelerine talebi artırdığı, bu talep artışının da vakıf üniversiteleri tarafından fark edildiği görülmektedir.
Türkiye’de iletişim alanındaki eğitim, parçalı bir yapıya sahiptir. Bu eğitim, daha çok iletişim fakülteleri ile güzel sanatlar fakülteleri içindeki bölümlerde yer almaktadır. Ancak, iletişim fakültesi bulunmayan bazı üniversitelerde bile fen edebiyat fakültesi, iktisadi ve idari bilimler fakültesi ya da işletme fakültesi bünyesinde iletişim eğitimi veren bölümler yer almaktadır.
İletişim eğitimi fakülteler yanında yüksekokullarda da verilmektedir. Lisans düzeyinde iletişim eğitimi vermeyen üniversitelerde bile ön lisans düzeyinde iletişim eğitimi verildiği görülmektedir. Hatta bazı üniversitelerde, birkaç yüksekokulda birden iletişimle ilgili aynı programlar açılmıştır. Ayrıca hem lisans hem de yüksek lisans düzeyinde ikinci öğretim veren üniversiteler bulunmaktadır.
İletişim eğitimi bölümler bazında değerlendirildiğinde ise iletişim fakültelerinin “Gazetecilik ve Halkla İlişkiler”, “Radyo ve Televizyon” biçiminde oluşan geleneksel yapıdan ayrıldığı görülmektedir. Başlangıcından beri, bölümler endüstriyel yapıya göre belirlenmekte, endüstrideki pratikler bölümlere ayrılmada ölçüt olarak belirmektedir. Türkiye’de halkla ilişkiler ve reklamcılık sektörlerinin gelişmeye başladığı 1980’li yıllarda, “gazetecilik ve halkla ilişkiler” adıyla anılan bölümler, endüstriyel yapıya yeni eklemlenmelerle birlikte daha sonraki yıllarda ayrılmış; halkla ilişkiler, tanıtım ve reklamcılıkla ilgili bölümlerin hem sayısı hem de kontenjanı artmıştır. Radyo ve Televizyon bölümleri de sinemayı kapsayacak biçimde genişletilmiş, ayrıca sadece sinema eğitimi veren bölümler de kurulmuştur. Bunun yanında, bilgisayarların yaygınlaşması ve ağ teknolojilerinin gelişmesiyle görsel iletişim tasarımı, masaüstü yayıncılık, internet gazeteciliği gibi yeni bölümler oluşturulmuştur. Türkiye’de gazetecilik adıyla başlayan iletişim eğitimi, alandaki gelişmelere uygun olarak çeşitlenmiş, gazetecilik bölümleri diğer bölümler arasında hem sayısı hem de kontenjanı en az bölüm haline gelmiştir. Bölümler, iletişim endüstrisinin yaygın iş bölümünde istihdam edilecek insanları yetiştirmek üzere çeşitlenmektedir.
Türkiye’de 2007 yılında, üniversitelerde, iletişim eğitimi için 11.612 kişilik bir kontenjan ayrılmıştır. Sektörün her yıl bu sayıda yeni elemana gereksinimi olmadığı açıktır. İletişim eğitimindeki hızlı nicel artış, istihdam sorunları yanında eğitimin ve eğitim verecek kadroların niteliğine ilişkin sorunlara da yol açmaktadır. Bu sorunlar çözülmedikçe iletişim eğitimi veren fakülte ve yüksekokulların sayısı ve bunların kontenjanlarındaki artış, alandaki sorunları daha da büyütecektir. Sözü edilen sorunların yalnızca iletişim fakültelerinin sorunu olmadığı, Türkiye’deki üniversite eğitimiyle ilgili siyasal bir tercih olduğu söylenebilir. Çarpık istihdam politikaları nedeniyle işsizlikle karşı karşıya gelen gençleri dört yıl daha oyalamaya yönelik bu siyasal tercihlerin bir sonucu da yüksek lisans programlarına yapılan başvuruların sayısının artmasıdır. Öğrencilerin, bir yandan kısıtlı iş olanaklarının olduğu bir rekabet ortamında daha fazla niteliğe sahip olmak için diğer yandan da işsizlikle karşılaşma anını geciktirmek için yüksek lisans programlarına başvurdukları düşünülebilir.
Eğitim politikalarının çarpıklığı yanında, Türkiye’nin kendi toplumsal gereksinimlerine uygun bir iletişim politikasının olmaması da iletişim eğitimi alanındaki sorunları artırmaktadır. İletişim ve eğitim politikalarının uyumlaştırılması, her iki alanda da ülke gerçeklerine ve toplumun gereksinimlerine uygun politikalar oluşturulması ve mevcut eğilimlerden yola çıkarak, endüstrinin gelecekte alacağı biçimi göz önüne alan bir planlama yapılması, sorunların çözümünde acil bir gereklilik olarak belirmektedir.
» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik kaynak şemalar ve pdf