iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:55 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik » Biçembilim Ve Eleştirel Söylem Çözümlemesi Bağlamında Dedikodu Sütunlarına Yönelik

Gazetecilik Gazetecilik Bölümü, haber medyasında çalışacak gençlere genel kültür kazandırmayı, iletişim ve kitle iletişimi kuramlarındaki çağdaş gelişmeleri aktarmayı ve bu bilgiler ışığında öğrencilerin çeşitli uygulamalar gerçekleştirmesini amaçlamaktadır.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 20.09.08, 18:21
Standart Biçembilim Ve Eleştirel Söylem Çözümlemesi Bağlamında Dedikodu Sütunlarına Yönelik

20.09.08, 18:21




Biçembilim Ve Eleştirel Söylem Çözümlemesi Bağlamında Dedikodu Sütunlarına Yönelik Bir İnceleme

Günlük gazetelerde dedikodu içerikli haberlerin yer aldığı magazin sayfaları dilbilimsel yönden incelenmemiş bir metin türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı ortamda bulunmayan kişi hakkında paylaşılan bilgi olarak dedikodu, kişiler arası iletişimin ortak bir şekli durumundadır. Sözel ya da yazılı, doğrudan ya da bir iletişim aracıyla gerçekleştirilen bağlamlar yakın çevremizdeki insanlar hakkında bilgi aktarma kanallarıdır. Günümüzde görsel/yazılı kitle iletişim araçları ile bu insanlara politikacılar, modeller, aktörler, TV gösteri dünyasında yer alan insanlar, atletler ve diğer ünlüler de eklenmiş durumdadır (Schely-Newman 2004). Bu çalışma bağlamında Türkiye'de yayınlanan gazetelerden bazılarında yer alan dedikodu sütunları, biçem bilimsel incelemesinin yanı sıra eleştirel söylem çözümlemesi yönünden incelenmiştir. Dedikodu sütun yazarlarının farklı biçeme sahip olması beklentisine karşın yapılan inceleme sonucunda bu sütun yazarlarının neredeyse aynı biçem bilimsel özelliğe sahip olduğu görülmüştür. Eleştirel söylem çözümlemesi bağlamında Bergmann'ın (1993) dedikodu içerikli etkileşimin temel üçlüsü - dedikodu yapan, hakkında dedikodu yapılan kişi ve dinleyici kitlesi - Fairclough (1995) tarafından görsel/işitsel kitle iletişim araçlarında yer alan metinlerin incelenmesinde temel nokta olarak görülen 'kimlikler'e uyarlanmıştır. Bu uyarlama şu şekilde özetlenebilir: dedikoduyu yapan kişi = dedikodu sütunu, hakkında dedikodu yapılan kişi = seçilen ünlüler, dinleyici kitlesi = okuyucular. Bu uyarlamanın yer aldığı dedikodu sütunun işlevi, topluluğun bireylerine, topluluğun normlarını ve değerlerini hatırlatmaktır (Levin ve Arluke 1987). Eleştirel söylem çözümlemesi bağlamında yapılan incelemenin temel savı, kullanılan belirli dilsel yapılar yoluyla okuyucuya sunulan ideoloji-güç arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılabileceğidir. Yapılan inceleme sonunda dedikodu sütun yazarı yazdığı sütun yoluyla, kendisine toplumsal normların koruyuculuğu görevini biçtiği, bu görevi yerine getirmek üzere ünlülerin yaptıklarını sergileyerek, olması ya da olmaması gerekenleri bir çeşit ders şeklinde satır aralarında verdiği ortaya çıkmıştır. Her iki bağlamda yapılan inceleme sonucu, dedikodu sütunlarının hem sözel hem de yazılı metinlerin özelliklerini taşıdığı ayrıca resmiyet dışı biçemin daha fazla hakim olduğu ortaya çıkmıştır. Bir başka deyişle sütun yazarları ağırlıklı olarak konuşma dilinin özellikleriyle yazılı bir metin oluşturmaktadırlar.

Abstract
Gossip columns about celebrities published in daily newspapers are a genre type not sufficiently studied from the point of linguistics. Gossip as information about an absent person, which is shared among people, is a common way of communication. Contexts which are formed by either oral or written, directly or by a means of communication are channels conveying information about people around us. Today celebrities such as politicians, models, actors/actresses, people at TV show programs, athletes and others have become a part of our social network through the media (Schely-Newman 2004). Within the context of this paper, gossip columns published in some Turkish daily newspapers are analyzed from the point of stylistics and critical discourse analysis (CDA). Although different gossip columnists are expected to have different styles, the results of this research show that they have almost the same style. From the point of critical discourse analysis, Bergmann's (1993) basic triad of gossip interaction - gossiper, gossipee and audience - is applied to "identities", seen by Fairclough (1995) as a major issue to be addressed in analyzing media texts. This application can be summarized as: gossiper = the column as persona, gossipee = selected celebrities, audience = readers. The function of gossip column where this application is found is to remind the society members of the social norms and values (Levin and Arluke 1987). The basic idea of analysis from the point of CDA is that the relation between power and ideology presented the readers through selected linguistic features can be found out. As a result of this study, the columnists are found to see themselves as the protector of social norms; in order to carry out this task, he mentions between lines what should or should not be by showing what a celebrity did. Another result of this analysis is that these texts have the features of both oral and written texts; moreover, they have informal style. In other words, the columnists create these written texts by using the features of oral texts.

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik »
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için SemaGürcan kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (20.09.08), Unrealseptic (20.09.08), İlhan Hoca (20.09.08)
Sponsorlar
  #2  
Alt 20.09.08, 18:24
SemaGürcan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 123
Ettiği Teşekkür: 47
72 tane iletisine 147 kere teşekkür edilmiş
SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Biçembilim Ve Eleştirel Söylem Çözümlemesi Bağlamında Dedikodu Sütunlarına Yönelik

I. Giriş
Aynı ortamda bulunmayan kişi hakkında paylaşılan bilgi olarak dedikodu, kişiler arası iletişimin ortak bir şeklidir. Ancak bir ortamda sadece bir bilgi olarak sunulan şey, diğer bir bağlamda dedikodu haline dönüşebilmektedir. Aktarımın yapıldığı bağlam ile aktarımın konusu, bazen olumsuz olarak nitelendirilebilecek dedikodu ile bilginin yasal olarak paylaşılması arasındaki sınırı çizmektedir (Ben-Zeev 1994; Bergmann 1993; Brenneis 1989: Spacks 1985). Kötü ününe rağmen, dedikodu toplumsal değerlerin devam ettirilmesi, grubun sınırlarının belirlenmesi ve bilginin yönetilmesi konusunda bir araç olarak işlev görmektedir (Gluckman 1963; Merry 1984; Paine 1967, Schely-Newman 2004'de).
Yazılı ya da sözel, doğrudan ya da bir iletişim aracıyla (mektuplar, telefon, elektronik posta gibi) gerçekleştirilen kişiler arası bağlamlar, herhangi bir kişinin yakınları, arkadaşları ya da tanıdıkları hakkında bilgi aktarma kanallarıdır. Bununla birlikte, şu andaki görsel/yazılı kitle iletişim araçları çevremizdeki insanların sayısını çoğaltmakta; politikacılar, modeller, aktörler, TV showlarında yer alan kişiler, atletler ve diğer ünlüler çevremizdeki bu halkaya dahil olmaktadır (bkz. Drucker ve Cathcart 1994). Gerçek insanlar ya da hayali karakterler "arkadaşlarımız" haline gelmekte, bu arkadaşlarımızla toplum-üstü ilişkiler sürdürmekteyiz. Bu ilişkiler, bizleri, onlar hakkında - kimlerle görüşüyorlar, neler yapıyorlar şeklinde - ilgili detaylara yöneltmektedir (Gamson 1994). Bu amaçla "imaj" olarak gösterilenin ötesinde bilgi arayışı, ünlülerin takip edilmesinde katılımcıları gerektirmektedir (Tolson 2001). 'Paparazzilik' ya da 'magazin muhabirleri' olarak adlandırılan bu kişilerin yaptıkları araştırma, çoğu zaman ünlülerin bilgisi dahilinde olmadan, onlarla ilgili her tür bilgiyi içermektedir. Bu bilgiye onların kamuya açık ya da özel dünyalarındaki her tür davranışı da dahildir (Scannel 2001). Dedikodu sütunları, ünlülerin 'gerçek yaşantıları'na ilişkin 'gözetleme deliği' olarak, çoğu zaman kendilerinin onayı alınmadan, onlarla ilgili bilgi aktarımını sağlamaktadır. Öte yandan, bu sütunlar, yönlendirilen, kamuya açık olarak sunulan, böylelikle 'yokluğunda bir kişi hakkında konuşma'nın ötesinde, bazı durumlarda da ünlülerin kendi istekleriyle yazılmasını istedikleri bilgileri de içermektedir. Ayrıca bu sütunlar kişiler arası gerçekleştirilen sözel dedikodudan birkaç yönüyle ayrılmaktadır. Karşılıklı konuşmalarda gerçekleşen dedikodu nitelikli konuşmalarda kişiler arasında belirli bir düzeyde tanışıklık bulunmaktadır ve bu konuşmaların getireceği risklere katlanmak durumundadırlar. Bu sütunların okuyucuları durumunda olan sıradan insanlar içinse, hakkında dedikodu yapılan kişiler toplumsal çevrelerinde bulunmayan kişilerdir. Böylelikle, dedikodu içerikli konuşmalara bizzat dahil olmamakta, böylelikle olası riskleri taşımamaktadırlar (Blum-Kulka 2000; Gamson 1994).
Dedikodu bilgidir. Özel ve kişisel bilgiler görsel/işitsel iletişim araçlarının da ilgisini çekmektedir. Dedikodu ile skandal (Gluckman 1963, Schely-Newman 2004'de) arasındaki ilişki, günümüz ünlülerinin cinsel hayatlarıyla ilgili hikayelerinde incelenmiştir (örneğin pop star Michael Jackson'ın devam eden hikayesi, bkz. Hinerman 1997). Politikacıların özel hayatları ulusal ve uluslararası merak uyandırmaktadır. Örneğin ABD eski Başkanı Clinton ile Monica Lewinsky arasındaki ilişki dünya çapında irdelenir hale gelmiştir (Sparks ve Tulloch 2000). Bu tür olaylar medya tarafından skandal olarak değerlendirilerek, gazete başlıklarına taşınmış, hakkında pek çok program yapılmış, yazılar yazılmıştır. Lull ve Hinerman (1997) tarafından belirtildiği gibi, medya skandalları tanımı itibariyle pek çok anlama sahiptir, bu nedenle, belirli bir skandalın incelenmesi, diğer skandallarla karşılaştırılması, bazı davranışlara yandaş ya da karşıt davranışların, ahlaki değerlerin yeniden değerlendirilmesine yol açmaktadır. Dedikoduya benzer şekilde, medya skandalları da toplumsal değerlerin yeniden gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Bununla birlikte, skandalların medya tarafından ele alınış biçimi çalışılmış ancak dedikodu sütunları aynı boyutta çalışılmamıştır. Bunun gerekçesi olarak dedikodunun değerlendirici yönünün bulunması, bu nedenle nesnel özelliğe sahip olması ve 'gerçeğin' dedikodu ile çok az ilgisinin bulunmasını göstermek mümkün müdür? Dedikodu ile haberin arasındaki, ciddi bilgi ile sıradan bilgi arasındaki fark, topluma yönelik olarak çıkarılan gazetelerdeki özel bölümler olan dedikodu sütunları için geçerli gerekçeleri açıklayabilir (Levin ve Kimmel 1977).
İsrail görsel/işitsel kitle iletişim araçlarında yer alan dedikodu sütunlarını inceleyen çalışmasında Schely-Newman (2004), bu sütunların genellikle ünlülerin alışveriş alışkanlıkları, seyahatleri, akşam yemekleri ve eğlenceleri hakkında olduğunu belirttikten sonra, ünlüler olarak modelleri, görsel/işitsel kitle iletişim mensuplarını, atletleri, ve bu insanların kuaförleri, moda danışmanları, eşleri ve evcil hayvanlarını konu edindiklerini söylemiştir. Bu insanların, İsrail'in küçük bir ülke olması nedeniyle, her an her yerde karşılaşılabilecek insanlar olduğunu da belirten Schely-Newman, bu insanların dedikodu sütunları dahil, görsel/işitsel kitle iletişim araçların da görünmelerinin bu insanlara olan talebi artırdığını belirtmektedir. Amerika'da yayınlanan gazetelerdeki dedikodu sütunları (Levin ve Arluke 1987; Levin ve Kimmel 1977; Levin ve diğ. 1988) ile İsrail'de yayınlanan gazetelerde yer alan dedikodu sütunları arasında çok büyük farkların da olmadığını vurgulayan Schely-Newman, tek farkın ünlülerin bağımlılık, homoseksüellik ve çocukları içeren skandallar gibi olayları yayınlamak konusunda kendilerine sansür koyduklarını ifade etmiştir. Bu sütunlarda yer alan olayların, geleneksel davranış biçimlerinden daha çok günlük yaşantı örnekleri olduğunu, zararlı değil ama ilginç olduğunu ve 'küçük kurallar hakkında küçük konuşmalar' olduğunu vurgulamıştır (Levin ve Arluke 1987: 125). Bu sütunları hazırlayanlar arasında aynı kişiler ve olaylar hakkında yazdıklarından dolayı, yapı, biçem ve dedikodu sütununda yer alan hikayenin dili ile farklılıklar yaratmaları gerektiğini belirten Schely-Newman, bu sütunların aynı zamanda belirli kültürel değerleri ve pratikleri gösteren metinsel özellikleri olduğunu belirtmiştir.

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik »
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için SemaGürcan kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (20.09.08), Unrealseptic (20.09.08), İlhan Hoca (20.09.08)
  #3  
Alt 20.09.08, 18:27
SemaGürcan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 123
Ettiği Teşekkür: 47
72 tane iletisine 147 kere teşekkür edilmiş
SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Biçembilim Ve Eleştirel Söylem Çözümlemesi Bağlamında Dedikodu Sütunlarına Yönelik

Dedikodu sütunlarındaki dil kullanımının hem sözel hem de yazılı söylem özelliklerini gösterdiği varsayılırsa, sözel ve yazılı söylemler arasındaki genel farklara bakmak yararlı olacaktır.
Ayrıca dedikodu sütunlarının resmiyet dışı biçeme (informal style) sahip oldukları düşüncesinden hareketle resmiyet dışı biçemin özelliklerini kısaca belirtmek de bu sütunların incelenmesinde yararlı olacaktır. Resmiyet dışı biçemin özellikleri şu şekilde özetlenebilir:
a. Resmiyet dışı biçemde kullanım sıklığı yüksek olan sözcükler (resmi ve teknik olmayan)
kullanılmaktadır. Daha çok argo, uğraş dil (jargon), yasak sözcükler (taboo words)
gözlenmektedir. Diyalektik kullanımlar ile örtmece sözcüklerin kullanımı resmiyet dışı
biçemde yaygındır.
b. Eksiltili yapı, devrik, daha az karmaşık, kısa tümce kullanımı gözlenmektedir. Daha çok
etken tümce yapılarına rastlanmaktadır. Edilgen yapı kullanım sıklığı daha azdır.
c. Özellikle yabancılara hitaplarda, ikinci tekil şahıs zamirini (sen) kullanarak seslenmenin
yaygın olduğu gözlenmiştir. Buna ek olarak ikinci tekil şahıs iyelik eki {-(I)n} kullanımı
yaygındır.
d. Sesletim özellikleri arasında, özellikle son ünlünün uzatılması söz konusudur.
e. Resmiyet dışı biçem daha çok etkileşimseldir. Dikkatli bir planlamayı gerektirmez.
Söylenenler arasında bağlaşıklığa ve bağdaşıklığa çok dikkat edilmez.
f. Konuşma başlıkları ya da konuları daha güncel, herkesi ilgilendiren konu başlıklarıdır.
g. {-DIr} genellikle düşürülmektedir.
h. {-mIş} konuşanın, söylediklerinden kendisini ayrı tuttuğu ya da alay durumunda
kullanılmaktadır. {-mIşmIş} ise sözlü dil kullanımında sıklıkla gözlenmektedir. {-mIştI} ve
{-DIyDI} genellikle diyalektik durumu göstermektedir.
ı. {-yor} ve {-Ir} resmiyet dışı biçemde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Sesletim boyutunda ise {-yor} /yo/ şeklinde söylenmektedir.
i. İkinci çoğul şahıs eki olan siz'in kullanımı daha azdır. Ancak duruma ve katılımcıların
arasındaki resmiyet derecesine göre bu durum değişmektedir.
j. Kiplikler konusunda ise konuşmanın bağlamına bağlı olarak {-mElI} daha çok zorunluluğu, yasağı göstermek üzere kullanılmaktadır.
k. {-EbIl} ve olumsuzluk eki {-mE} resmiyet dışı biçemde sıklıkla gözlenmektedir.
l. Emir tümcelerinden başlayıp değişik soru şekilleriyle devam eden düzlemde kullanımlar
resmiyet dışı biçemde yer almaktadır. Örneğin "gel", "gelin" ile başlayıp "gelebilir misin?",
"gelebilir misiniz?" şeklinde kullanımlar resmiyet dışı biçemde gözlenmektedir. Ancak
"gelebilirler miydi?" gibi bir ifadeye rastlanma sıklığı ise son derece düşüktür (Kocaman1992).
Bu çalışma bağlamında basın-yayın organlarında yayınlanan metinlerin incelenmesinde Fairclough (1995:5)'ın Eleştirel Söylem Çözümlemesi (ESÇ) yönünden öngördüğü 'kimlikler' temel olarak alınmıştır. ESÇ'ne getirilen farklı yaklaşımların (bkz. Büyükkantarcıoğlu 2001) yanı sıra Fairclough'ın (2005) en son yaklaşımında söylem, soyut anlamıyla, bütün toplumsal süreçlerin bir parçası olarak görülmektedir. Ancak toplumsal süreçler aynı zamanda birer söylem olarak görülmemektedir. Soyut toplumsal yapılarla, somut toplumsal olaylar arasında göreceli bir ilişki vardır. Bu ilişki, toplumsal hareketlerin yerleşik şekilleri olarak toplumsal pratiklerle yönlendirilmektedir. Toplumsal yapılar ve olaylar göstergesel parçalara sahiptir, bir başka deyişle, her toplumsal yapının ve olayın kendine özgü göstergesel parçaları bulunmaktadır. Bu parçalar içinde dil yoluyla, dağınık bir şekilde kimlikler stratejiler halinde sunulmaktadır. Toplumsal pratik olarak ele alındığında, görsel/yazılı basın yayın organlarında (Fairclough 1995: 2) sunulan kimliklerin nasıl yapılandırıldığı ESÇ yardımıyla ortaya çıkarılabilir (Fairclough 1995: 58). Basılı yayın organlarından olan gazetelerde yayınlanan dedikodu nitelikli sütunlarda da kimlik sunumu yazar-hakkında yazılan kişi-okuyucu üçgeni içerisinde yapılmaktadır. Bu üçgeni Bergmann (1993)'ın dedikodu içerikli metinlerin klasik üçlüsüne aktardığımız zaman dedikoduyu yapan kişi = dedikodu sütunu, hakkında dedikodu yapılan kişi = seçilen ünlüler, dinleyici kitlesi = okuyucular şeklinde bir denkliğe ulaşmak mümkün olmaktadır. Bir başka deyişle metnin kendisi dedikoduyu yapan kişi, hakkında dedikodu yapılan kişiler ünlüler, dedikoduyu dinleyen kitle ise okuyuculardır.
Kişiler arasında sözel olarak gerçekleştirilen dedikodu kültürel bağlamlarda, sınırlı da olsa, araştırılmış olmasına karşın (Thornborrow ve Morris 2004; Goldsmith 1989, 1990; Karahan 2005), yazılı kitle iletişim araçlarında yer alan dedikodu sütunlarının özellikleri pek araştırılmamıştır (Schely-Newman 2004). Türk gazetelerinde yayınlanan dedikodu sütunlarının bir metin türü olarak incelemesi bu çalışma bağlamında yapılacaktır. Resmiyet dışı biçemin hakim olduğu bir metin türü olarak değerlendirilerek, ayrıca hem sözel söylem hem de yazılı söylemin bazı özelliklerini taşıdığı varsayımından yola çıkarak bu metinler biçem bilimsel yönden sözcüksel ve sözdizimsel düzlemde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci ayağını ise eleştirel söylem çözümlemesi yönünden Bergmann (1993)'ın dedikodu içerikli metinlerin klasik temel üçlüsü - dedikodu yapan, hakkında dedikodu yapılan kişi ve dinleyici kitlesi - Fairclough (1995:5) tarafından görsel/işitsel kitle iletişim araçlarında yer alan metinlerin incelenmesinde temel nokta olarak görülen 'kimlikler'e uyarlanması oluşturmaktadır (Schely-Newman 2004). Bu uyarlamanın yer aldığı dedikodu sütunlarının işlevi ise topluluğun bireylerine, topluluğun normlarını ve değerlerini hatırlatmak şeklinde ortaya konulmuştur (Levin ve Arluke 1987: 125). Bu çalışma bağlamında kültürel olarak bu işlevin yerine getirilip getirilmediği ve varsa başka işlevlerinin olup olmadığı araştırılmıştır.

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik »
__________________

Konu CiwCiw tarafından (20.09.08 saat 19:32 ) değiştirilmiştir.. Sebep: içerik düzenlendi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için SemaGürcan kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (20.09.08), Unrealseptic (20.09.08), İlhan Hoca (20.09.08)
  #4  
Alt 20.09.08, 18:31
SemaGürcan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 123
Ettiği Teşekkür: 47
72 tane iletisine 147 kere teşekkür edilmiş
SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Biçembilim Ve Eleştirel Söylem Çözümlemesi Bağlamında Dedikodu Sütunlarına Yönelik

II. Yöntem
Bu çalışma bağlamında Akşam, Hürriyet, Cumhuriyet, Milliyet, Vatan ve Sabah gazetelerinin yayınladığı ekleri Aralık 2004-Ocak 2005 tarihleri arasında taranmıştır. Yerli ve yabancı (sinema, müzik, vb. ile uğraşan) sanatçılar, sporcular, zengin iş adamları, modeller, politikacılar, vb. gibi kişilerin özel hayatları, aileleri, yaptıkları vb. hakkında yayınlanan ve yazarın görüşünü içeren 18600 sözcüklük 94 yazı çalışmanın bütüncesini oluşturmuştur. Öncelikle bütünce sözcüksel ve sözdizimsel düzlemde biçem bilimsel yönden incelenmiştir. Eleştirel söylem çözümlemesi yönünden ise Schely-Newman (2004)'ın - dedikoduyu yapan kişi = dedikodu sütunu, hakkında dedikodu yapılan kişi = seçilen ünlüler, dinleyici kitlesi = okuyucular - uyarlamasının dilsel yönden nasıl sunulduğu, bu sütunların yerine getirdiği işlevler üzerinde durulmuştur.

III. Çözümleme
3.a. Biçem bilimsel çözümleme
3.a.1. Sözcüksel düzlemde
Dedikodu sütunlarında kullanılan sözcükler, resmiyet dışı biçemin özelliklerine uygun olarak sıklığı yüksek olan, resmi ve teknik olmayan sözcüklerdir. Bir başka deyişle, günlük dilde kullanılan sözcükler dedikodu sütunlarında ağırlıklı olarak yer almaktadır. Dedikodu sütun yazarı, günlük konuşma dilinde kullanılan sözcükleri, bazen sesletim özelliklerini de koruyarak yazısına aktarmaktadır. Bir başka deyişle konuşur gibi yazmaktadır (Örnek 1-5).
Örnek 1: "Gönül Yarası"na gittik ... (Filmin bitiminde) Sevgilimle buluştuk. Ona doğru "Öğhö" diye koştuk ve hicranlı eski Türk filmlerinden arak bir jestle elimize alnımıza götürüp oturduğu masaya kendimizi bıraktık. Söyle bakalım sevgiliiiiim; tutkulu bir aşk mı, yoksa şefkat midir bize en gereken? ... (Tuba Akyol, Milliyet Cumartesi, 15 Ocak 2005).
Örnek 2: ...Türk deprem uzmanları, televizyon kanallarının haber stüdyolarına avdet edip, "fetva" vermeye başladılar. Her spikerin ağzında da aynı soru: "Bu deprem, Marmara depremini tetikler mi?". Hani insanın birazcık şuuru olunca, "Yok canım Hint Okyanusu nere, Marmara Denizi nere" diye düşünüp, alakası bile yoktur diyebiliyor.... (Armağan Çağlayan, Hürriyet Kelebek, 29 Aralık 2004). Örnek 3: Yılbaşı gecesini evde geçirdim, ohhh çok da iyi ettim. Kanal kanal dolaştım da yılbaşı ekranları pek yavandı valla. ... Onun dışında benim beklediğim fıstık-i musiki Beyonce'nin CNBC-E'deki Londra konseriydi. ... Aiaa böyle Beyonce olmaz! Elbiseler çok sıradan, saçlar darmadağın, Sahne desen bomboş, show falan hak getire... Sinirden kudurdum. ... Ey Beyonce hayranları! İyisi mi siz sakın Beyonce Konser DVD'sini almayın, hayal kırıklığına uğramayın! (Ayşe Özyılmazel, Günaydın Sabah, 3 Ocak 2005).
Örnek 4: ...(Rahmi Koç hakkında) Özetlersek: Böyle dünya seyahati mi olur? Madem gitti burada işi ne? Ve de... "Böyle yolculuğu babam da yapar" demeye getiriyorlar... Be kardeşlerim... Be dostlarım... (Turgay Noyan, Aktüel Pazar Sabah, 2 Ocak 2005).
Örnek 5: ... Evli olmak durumu kurtarmıyo, sadece kuşku topraklarının üzerine tül perde çekiliyor (Yapılması planlanan 'He's a lady' programı hakkında) ... (Onur Baştürk, Pazarvatan, 2 Ocak 2005).
Günlük konuşma dilinde konuşma başlığına, katılımcılara, duruma göre değişse de argo sözcük (hatta hoş olmayan sözcük ya da sözcük gruplarının) kullanımı bulunmaktadır. Konuşma dilinin özelliklerinin gözlendiği yazılı metinler olan dedikodu sütunlarında argo (ya da hoş olmayan) sözcük kullanımına yönelik örnekler (6-11) aşağıda verilmiştir.
Örnek 6: ... Ben daha ortalarda "damgalı eşşşşşek gibi gezmezken, yeni tanıştığım birisinin
"Ne iş yapıyorsunuz" sorusuna, kendime bir hava vererek "Televizyoncuyum" derdim..................
(Armağan Çağlayan, Hürriyet Kelebek, 29 Aralık 2004).
Örnek 7: ....Geçen gece bizi kapıdan uğurlarken yine elindeydi sepeti. "Sepetlemek dedikleri bu herhalde dedim çıkarken. Evine de "Sepetçiler Kasrı" diyeceğim bundan böyle. (Sezen Aksu hakkında) (Pakize Suda, Hürriyet Cumartesi, 1 Ocak 2005).
Örnek 8: ...Programa Yeni Yıl ekinin yazısı da eklenince demek oluyor ki Ebru Çapa Köşekotaj Atölyesi, günde iki yazı attırıyor. Yeni yıla girerken özgüven cilalamak adına kendi omzumuzu şöyle bir sıvazlayıp, "Afferin sana çalışkan yumurcak" diyelim ve hatta cılkını çıkartalım: Bu şişko kendiyle gurur duyuyor! Neyse işte... (Ebru Çapa, Hürriyet Cumartesi, 1 Ocak 2005).
Örnek 9: ...Fırtınalar, ters havalar kollanılır, ticaret rüzgarları kullanılır ve de fırtına mevsimi geçsin diye mutlaka aylarca kalınacak bir yer sotalanır...Bu tür seyahatleri herkes kesesine ve meşrebine göre tekneyle yapar ... (Rahmi Koç hakkında) (Turgay Noyan, Aktüel Pazar Sabah, 2 Ocak 2005).
Örnek 10 En kodum mu oturturum, üstüne bir de ağlarım: İbrahim Tatlıses. (Ayşe Özyılmazel, Sabah'la Günaydın, 31 Aralık 2004).
Örnek 11: Ankaralı seyyar bir bilet satıcısı ağaçlık bir alanı mesken tutmuş. Civardaki tüm güvercinlere de yem niyetine dayanmış müshil ilacını. Cırcır olan güvercinler yoldan geçen herkesin tepesine ediyor, bunu bir mesaj olarak algılayan vatandaşlar da soluğu hemen yanı başında duran piyangocunun yanında alıyorlarmış. (Ender Mermerci hakkında) (Barış Kocaoğlu, Akşam Çilek, 27 Aralık 2004).
Bu çalışma bağlamında sözcük düzleminde gözlemlenen bir nokta da dedikodu sütun yazarının kendi ürettiği sözcükleri kullanmasıdır (Örnek 12-19).
Örnek 12: "Gönül Yarası"na gittik ... (Filmin bitiminde) Sevgilimle buluştuk. Ona doğru "Öğhö" diye koştuk ve hicranlı eski Türk filmlerinden arak bir jestle elimize alnımıza götürüp oturduğu masaya kendimizi bıraktık. ... (Tuba Akyol, Milliyet Cumartesi, 15 Ocak 2005).
Örnek 13: (Nuran Devres) Reyting canavariyesi (Atilla Aydoğdu, Akşam Çilek, 28 Aralık 2004).
Örnek 14: Bu hafta böyle, yani "ortaya karışık". Çünkü genel ruh hali bu: Ödemelerde YTL ve eski TL zaten birbirine girmiş durumda, eski ateistler - laikler ise artık toplumun "uhrevizasyori" süzgeçleri, keza bir de depremde ölenlere saygı duruşu yapılmadığı için "Hani Avrupalı'ydık" diyebilen grotesk zihniyetler var. (Onur Baştürk, Kırmızı Hat, Pazarvatan, 9 Ocak 2005).
Örnek 15: ...Amiplere bir örnek de Popstar yarışmalarına binlerce insanın gitmesi. Tıpkı bir amip gibi beslenecekleri bir ortama yönelmeydi bu. Ayrıca BBG'den türeyen yarışmalarda insanların yüzer gün hapis hayatını gönüllü kabullenmesi de amipleşme değil de nedir? (Buket Aşçı, Pazarvatan, 9 Ocak 2005).
Örnek 16: ... Yeşim Salkım Paris'teki yuvasını bırakıp (nedense) yurda döndü ve çeşitli röportajlamalar vesilesiyle feministliğinden, yaşadığı o sade apartman dairesinden, kadın köşe yazarlarının üzerine çullanmasından dem vurdu. ... (Onur Baştürk, Pazarvatan, 16 Ocak 2005).
Örnek 17: ...Bu yakınlarda evde partilemek istiyorsanız ve arşivdeki toplamalar Boney M 'Sunny'den ileri tarihe geçmiyorsa mecburen ilgileneceksiniz günü yakalamak adına... (Kutlu Özmakinacı, Hürriyet Pazar Keyif, 26 Aralık 2004).
Örnek 18: ...Nilüfer'in yeni albümünde "Woman in Love"ın Turkish versiyonlamasını dinlemiş falan filan ... (İlhan Uçkan, Milliyet Cumartesi, 1 Ocak 2005).
Örnek 19: ....Michael Jackson ya da halkımızın üstün espri yeteneğini yansıtan deyimiyle "Maykılcaksın, maykılmayacaksınn'ın dört CD ve bir konser DVD'sinden oluşan The Ultimate Collection başlığı altında bir toplama albümü çıktı. (Atilla Aydoğdu, Akşam Çilek, 30 Aralık 2004).
Dedikodu sütun yazarlarının biçemine ilişkin gözlenen bir başka nokta ise yabancı sözcük kullanımıdır (Örnek 20-28).
Örnek 20: ...Çok iyi düşünülmüş, çok iyi kurgulanmış, dünya televizyonlarında son yılların en iyi 'unscripted' yani 'senaryosu olmayan' draması (The Apprentice)... (Cengiz Semercioğlu, Hürriyet Kelebek, 28 Aralık 2004). Örnek 21: ...Nilüfer'in yeni albümünde "Woman in Love"ın Turkish versiyonlamasını dinlemiş falan filan ... (İlhan Uçkan, Milliyet Cumartesi, 1 Ocak 2005). Örnek 22: ...Sosyetede son yıllarda yükselen trend olan takı işinde, bir Tansa Mermerci Ekşioğlu'nun bir de onun (Bilgün Dereli) adı en tepede... (Bülent Cankurt, Sabahla Günaydın Pazar, 2 Ocak 2005). Örnek 23: Mesela bir ayakkabı dizaynırı olsam, yarattığım modeli Türkiye'de önce ve bir tek ona (Hümeyra) giydirirdim kuşkusuz... Ve Hümeyra çok büyük oyuncu olduğunu bir kez daha suratımıza çarptı işte, son bölümdeki Semra Hanım tradyla...(Şebnem İyinam, Akşam Pazar, 2 Ocak 2005). Örnek 24: (Clup)AUF, aslında yaptığı "event"lar ile İstanbul'un en iyi üç elektronik müzik kulübünden biri. (M.Nedim Koca, Akşam Çilek, 31 Aralık 2004) Örnek 25: Eskiden Hande Yener kopyası olarak gezmek makbuldu, şimdi ise Gülşen. Minyon tipli bu kızların "dress cod£"u şöyle: Düşük belli (paçası katlı) kotlar, sivri topuklu siyah çizmeler, göğüsleri ortaya çıkaran dar body ler, dudaklara muhakkak parlatıcılar ve çoğu zaman da en minisinden bir kot etek. (Onur Baştürk, Kırmızı Hat, Pazarvatan, 9 Ocak 2005).
Örnek 26: ... Ve bir Oktay Kaynarca güzellemesi. Ex-Kurt "mafya dizileri yerine bunalım yönetmenlerin eşcinselliğe özendiren filmlerinde mi oynayalım" buyurdu. ... Ya eşcinsel demeci ya da Yaşar Alptekin gibi hidayete ererken çekilmiş "Islamiâ" pozlar. (Onur Baştürk, Pazarvatan, 16 Ocak 2005). Örnek 27: ... Yazın Bodrum beachlerinde zencilere benzeyene kadar yanan (Eda) Taşpınar kışın da solaryum salonlarından çıkmadı.... (Bülent Cankurt, Life +, Sabah Günaydın, 31 Aralık 2004).
Örnek 28: ... En "Oh mygod": Banu Alkan'ın kırmızı Versace donu. (Ayşe Özyılmazel, Sabah Günaydın, 31 Aralık 2004).
Bu metinlerde yabancı sözcükleri Türkçe sesletim kurallarına göre yazılmış şekilleriyle de görmek olasıdır (Örnek 29 - 31).
Örnek 29: Sezen Aksu hınzırlığı taşıyan sözler ve bigudilerle uzanmış bir ekabir Emel, "Umurunda mı dünya" tavırlarıyla Tayni (Tiny) kılıklı bir köpeğe jambon mambon yediriyor... (Ebru Çapa, Hürriyet Cumartesi, 25 Aralık 2004).
Örnek 30: ... Emrah burada pişirdiklerini orada Holivut'a servis edecek kadar geliştirmiş bir adam. O buralı bir çalışkan. "Biz de yapabiliriz" demeniz yetmez, bir de yapacaksınız! Emrah bunu yapanlardan. Çünkü şovbiznis zor bir alandır. Karşınızdaki kitle
"şımarık"tır...... Emrah, olması gerektiği kadar sıcakta, olması gerektiği kadar kavruk
doğmuş, sicim gözlü, beyaz gülüşlü bir esmer, her salonun cantisi, yüreğimin Anteplisi... Emrah Yücel sevgili, yetenekli, can bir kardeşimdir. Ne olacaksa iyi kardeşler sayesinde olacak. (Yılmaz Erdoğan, Hürriyet, Yeni yıl, 1 Ocak 2005)
Örnek 31: ...Nilüfer'in yeni albümünde "Woman in Love"ın Turkish versiyonlamasını dinlemiş falan filan ... (İlhan Uçkan, Milliyet Cumartesi, 1 Ocak 2005).

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik »
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için SemaGürcan kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (20.09.08), Unrealseptic (20.09.08), İlhan Hoca (20.09.08)
  #5  
Alt 20.09.08, 18:36
SemaGürcan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 123
Ettiği Teşekkür: 47
72 tane iletisine 147 kere teşekkür edilmiş
SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Biçembilim Ve Eleştirel Söylem Çözümlemesi Bağlamında Dedikodu Sütunlarına Yönelik

3.a.2. Sözdizimsel düzlemde

Sözdizimsel düzlemde ilk inceleme dedikodu sütunlarında yer alan eksiltili ve devrik yapıların kullanım sıklığına yönelik olarak yapılmıştır. Resmiyet dışı biçemin bulunduğu bu metinlerde bulunan tümce sayısı 1598'dir. Bütünce içerisinde eksiltili yapı kullanım sıklığı %10,2, devrik tümce kullanım sıklığı ise %12,26'dır. Bu verilere bakıldığında bu metinlerin sözcüksel düzlemde her ne kadar sözlü dil kullanım özelliklerine göre yazılsa da sözdizimsel düzlemde yazılı dil özelliklerinin de ağırlıklı olarak gözetildiği söylenebilir. Bu bulgu gazetelerde yer alan metinler olarak dedikodu sütunlarının belli bir denetimden geçtikten sonra basılmasına bağlanabilir.
Bu düzlemde dikkat çeken bir başka nokta ise dolaylı anlatımın kullanımıdır. Bu anlatım biçimi Türkçe'de {-mIş} ya da bir başkasının söylediklerini 'o.... dedi/diyor' şeklinde aktaran dilbilgisel yapı ile gerçekleştirilmektedir. Dedikodu sütun yazarı duyduklarını aktardığı sütununda ayrıca kendisinin bizzat şahit olduğu ünlülerle ilgili olayları hem kendi gözünden hem de onlarla yaptığı konuşmaları aktararak yazmaktadır (Örnek 32-33).
Örnek 32: ...Birbirinden ünlü mankenlerin yanı sıra cemiyet hayatının önemli isimlerinin podyuma çıktığı defilenin ardından Ertan, çarpıcı açıklamalarda bulunmuş. . Eğer bir şeyin olmasını istersem, ondan asla vazgeçmem" demiş. ... Bu arada Ertan'a sadece sosyetikler değil sanat dünyasının ünlü isimleri de uğramaya başlamış. Bunlardan biri de Seda Sayan'mış. Ancak çiçeği burnunda modacı Sayan'a sahne kostümlerini değil günlük kıyafetlerini tasarlıyormuş. ... Cırcır olan güvencinler yoldan geçen herkesin tepesine ediyor, bunu bir mesaj olarak algılayan vatandaşlar da soluğu hemen yanıbaşlarında duran piyangocunun yanında alıyorlarmış ... Ender Mermerci'nin çıkışta kapısına dikilen biletçi, ilk başta ısrarlı bir tutum sergilemiş. Ama Ender Hanım seri halde bilet almış. Bu arada etraftaki hanımlar da "Türkiye'nin en zengin kadınlarından biri bilet aldığına göre vardır bir bildiği" mantığını yürütmüş olsalar gerek, onlar da kuyruğa girmişler. Böylece satıcı iki dakika içinde yüzlerce bileti satıp erkenden evinin yolunu tutmuş. (Barış Kocaoğlu, Akşam Çilek, 27 Aralık 2004).
Örnek 33: Doç.Dr. Erdem Tezel'e yaptırdığı estetik ameliyatının parasını ödemediği konuşulan Sema Çelebi'ye bir dokundum bin ah işittim! Doktoruna ateş püsküren Çelebi, Marmara Üniversitesi doktorlarından olduğu için Tezel'e güvendiğini, ancak operasyon öncesinde gözlerinin yanındaki kırışıklıkları neşter kullanmadan, endoskopi yöntemi ile gidereceğini söyleyen Tezel'in bunun aksini yaptığını söylüyor. Çelebi, operasyon sonrası uyandığında gözlerinde dikiş olduğunu ve kulağının yanının da kesildiğini fark etmiş. Dostlarına, "Doktoru tanımadan estetik ameliyatı olmak cinayettir" diye telkinlerde bulunan Çelebi, bu sefer kendisinin de yanıldığını b elirtiyor. . Hatta Fethi'nin sevgilisi bir ara alt kata inip, anne-baba Pekin'e "merhaba" dedi. Masayı terk ettikten sonra, Pekin çiftinin Fethi'nin sevgilisi hakkında "Çok iyi, çok şeker" şeklindeki yorumlarını duydum. Yeni sevgilisiyle üst katta dudak dudağa oturan Fethi, galiba bu sefer kendisine, ailesinin de onayladığı bir sevgili bulabildi. ... Güzel Sanatlar Reklam Ajansı'nın ortağı Alinur Velidedeoğlu, yılbaşı gecesi yeni sevgilisi Kate Walters'ı İstanbul sosyetesindeki arkadaşlarıyla tanıştırdı. Herkesin ortak fikri, Velidedeoğlu'nn İngiliz sevgilisinin, 2002' yılında boşandığı Amerikalı eşi Sarah Bennet'in neredeyse birebir kopyası olduğu yönündeydi. Anlaşılan Velidedeoğlu, bebek yüzlü, sarışın kadınlardan hoşlanıyor! Yeni yıla yeni sevgilisiyle Park Şamdan'da giren Velidedeoğlu, ardından Walters'la baş başa Nişantaşı sokaklarında arz-ı endam eylediler. (Bülent Cankurt, Sabah'la Günaydın, 4 Ocak 2005).
Alt ve üst değişkeler (low and high varieties) arasında gizli kaydırım yapılmaktadır. Bir başka deyişle alt değişke resmiyet dışı biçemin hakim olduğu günlük sözel dil kullanımını, üst değişke ise resmi biçemin hakim olduğu ölçünlü dil kullanımını kapsamaktadır. Yukarıda da sözü edildiği gibi, dedikodu nitelikli sütunlardaki dil kullanımında her ikisine de rastlamak olası görülmektedir. Yazar bir yandan konu başlığı durumundaki kişilerin (bazen kendisinin de) söylediklerini, yaptıklarını vb. alt değişkenin dilsel kullanımıyla aktarmakta, diğer yandan gazeteci kimliğinin gerektirdiği dili yani üst değişkeyi de kullanmaktadır. Bunu gerek sözcük seçimi boyutunda gerekse kurallı tümce yapısını kullanarak yapmaktadır (Örnek 34-37).
Örnek 34: "Gönül Yarası"na gittik.............. (Filmin bitiminde) Sevgilimle buluştuk. Ona doğru
"Öğhö" diye koştuk ve hicranlı eski Türk filmlerinden arak bir jestle elimizi alnımıza götürüp oturduğu masaya kendimizi bıraktık. Söyle bakalım sevgiliiiim; tutkulu bir aşk mı, yoksa şefkat midir bize en gereken? Nedir, nedir bu hayatın anlamı? Hepimiz hayallerimizin kurbanı mıyız, yoksa neyiz? Bize derdin, çilenin, kahpe feleğin filmini çekebilir misin Abidin? "Filmi beğenmişsiniz siz" dedi. Güldük, ağladık, film gayet güzel, Timuçin Esen yakışıklı bir "eser"... Mutlu son! (Tuba Akyol, Milliyet Cumartesi 15 Ocak 2005).
Örnek 35: ....... Ama ağzını açıp da "Yapicem, edicem" falan demeye başlayınca büyü
bozuluveriyor (Demet Akalın) ........ (İlhan Uçkan, Milliyet, 8 Ocak 2005)
Örnek 36: ... Fakat mecburen takip ediyorum işte - nedir bu CHP'nin başına gelenler? Deniz Baykal kendine münhasır tuhaf bir adam. ... Öte yanda partinin genel başkanlığına oynayan Mustafa Sarıgül var ki onun da tek derdi var: Başbakan olmak ... Kiminle olacak, ekibinde kim olacak, başbakan olup da ne yapacak falan. Boş laf. Adam istiyor. Başbakan olacak. Takmış kafayı bir kere. Otomobiline "06 CHP 356" diye plaka da taktırmış. Yok 356, "356 milletvekiliyle Ankara'ya geliyorum" demekmiş de, bilmem ne! ... (Tuba Akyol, Milliyet, 9 Ocak 2005)
Örnek 37: Kanal D'nin sevilen dizisi "Yabancı Damat"ın oyuncuları, Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun 82. yıldönümü kutlaması nedeniyle önceki akşam Dedeman Otel'de düzenlenen geceye katıldı.Gecenin en dikkat çeken ikilisiyse Erdal Özyağcılar ile dizide kızını canlandıran Nehir Erdoğan'dı. Özyağcılar'ın kıvrak figürleri karşısında şaşkına dönen Erdoğan, "Erdal abi beni resmen uçurdu. Mükemmel dans ediyor" dedi. ... Jinekolog Alp Nuğoğlu ile aşk yaşamaya başlayan oyuncu Zeynep Tokuş, önceki akşam sevgilisiyle İstanbul gecelerindeydi... İkilinin neşesi gazetecilerle karşılaşınca kaçtı. Tokuş zoraki bir gülümsemeyle basın mensuplarına poz verirken, Nuğoğlu ise sinirli bir şekilde yüzünü çevirdi. (Kubilay Gecelerde, Hürriyet Kelebek, 27 Aralık 2004)
Alt ve üst değişkelerin kullanımı yoluyla metin içinde iki ses oluşturulmaktadır. Bu iki sesin oluşturulmasıyla ortaya çıkan bir başka stratejide, dedikodu sütun yazarı, aktardığı olaylarla (reported events) kendi arasında mesafe oluşturmaktadır. İki sesi kullanarak aynı zamanda, olayın aktarılması (reporting events) ile kendisi arasında da bir mesafe oluşturmaktadır. Üstelik her iki durumda da oluşturduğu mesafeyi değiştirmekte de bu stratejiyi kullanmaktadır. Böylelikle bu mesafe, sezdirilen eleştiri ile alay arasında bir durum yaratmaktadır (Bauman 1992; Briggs ve Bauman 1992). İçerik ile biçem arasındaki ayrılık, tıpkı bir bireyin hareketi ile bütün toplum arasındaki uyuşmazlık gibi, alay durumunu ortaya çıkarmaktadır (Dascal ve Weizman 1987). Dolaylı anlatımın kullanımı sonucu ortaya çıkan öznelliğin etkisi, dedikodu sütun yazarının sözcüklerinde çizildiğinde ve metinlerarası imalarla karşılaştırıldığında, gözle görünür hale gelmektedir, bir başka deyişle sütun yazarı "bunları ben söylemiyorum/yapmıyorum, ben sadece olayı aktarıyorum" şeklinde sezdirimde bulunmaktadır. Böylelikle, aktarılan sözcüklerle, okuyucular içeriğin sorumluluğunu, aracıdan yani sütun yazarından sözcelerin sahibine aktarmaktadır (Irvine 1996). Yazarın kim olduğuna, bir başka deyişle sözcükleri oluşturanın kim olduğuna bakmaksızın (Goffman 1981), okuyucu, ünlü(nün yaptıklarına, vb.) gülmektedir.
Örnek 38'de "en" sözcüğünün ölçünlü dil dışı kullanımı görülmektedir. Ölçünlü dilde bu sözcükten sonra sıfat ya da zarf kullanımı gerekirken, burada genellikle ad öbeğinin ya da bir tümcenin getirilmesi ile derecelendirme yapılmaktadır. Günlük sözel dil kullanımında resmiyet dışı biçemin bir özelliği olarak da görülebilecek bu kullanım bu sütunlarda karşımıza çıkmaktadır. Sözcük öbeklerinin bu şekilde eşdizimliliğinin kırılması, alay ve eleştiri yapmak üzere kullanılmaktadır.
Örnek 38: En Geyik Yazı - Şu 2004 nur olsun, gelen gideni aratmasın bana çoook hayrı dokunmuşluğu vardır. Ben de kendisini anmak, hafiften suyunu çıkartıp makara yapmak tonunda 2004'ün en'lerini seçiverdim. Eh eline kalemi alan en'leri seçerken benim neyim eksik yani... Ha unutmadan; herkesin yeni yılını kutlar, en iyi dileklerimden bir demet sunarım. En ömür törpüsü: "Gelinim Olur musun?" Semranım. En çıt çıt çıtlamalık: Akademi Türkiye Özgür En konu mankeni: özlem Yıldız En düşmez kalkmaz bir Allah: armağan Çağlayan En milli eğitime ibret: Savaş Ay'ın röportaj kızları En reflekssiz muhabir: Deniz Akkaya En işini kıvıran: Ebru Akel En abi: Savaş Ay
En slogan: Semranım'dan "olmaz olmaz, o-lamaz".
En yıkılan dizi: Avrupa Yakası
En gidince başın göğe ereceği semt: Nişantaşı
En kaotik, travmatik mekan: Buzada
En hodri meydan: Asena
En kodum mu oturturturum, üstüne bir de ağlarım: İbrahim Tatlıses En sakla sabrı gelir zamanı: Gelinim Olur musun? Sinem
En geyik muhabbet: Benim şu an yaptığım muhabbet (Ayşe Özyılmazel, Sabah'la Günaydın, 31 Aralık 2004).

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik »
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için SemaGürcan kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (20.09.08), Unrealseptic (20.09.08), İlhan Hoca (20.09.08)
  #6  
Alt 20.09.08, 18:40
SemaGürcan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 123
Ettiği Teşekkür: 47
72 tane iletisine 147 kere teşekkür edilmiş
SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Biçembilim Ve Eleştirel Söylem Çözümlemesi Bağlamında Dedikodu Sütunlarına Yönelik

3.b. Eleştirel Söylem Çözümlemesi 3.b.1.Dedikoduyu yapan kişi = dedikodu sütunu
'Niçin' sorusu hariç 'kim, kiminle, ne zaman, ne yapıyor' sorularının yanıtı olarak dedikodu sütunun içeriğini oluşturan dedikodu sütun yazarı, kişisel sesle yazmaktadır. Burada dedikodu sütunu (yazarı) sadece gözlemci değil aynı zamanda yorumcu kimliğini de sahiptir (Bell 1998). Sütun (yazarı) kendi kişisel görüşünü yansıtmakta, hakkında yazdığı kişi ile ilgili değerlendirmeleri okuruyla paylaşmaktadır (Örnek 39 - 41). Dedikodu sütunu (yazarı), kendisine 'halkın gözü ve kulağı' olarak rol biçmekte, yazdıklarına ilişkin tepkilerini de belirtmektedir.
Örnek 39: ...Neyse, kadınların yaşla ilgili böyle bir sorunu oluyor. Takvimle tutarsız bir ruh hali. Küçükken olgun kadın tribine giriyoruz, olgunlaştıkça çocukken yapmadığımız şeyleri yapmak için çocuklaşıyoruz. Birazcık çocuklaşmakta sorun yok tabii. Ama Ajda Pekkan gibi 50'yi aşıp 60'a yaklaşırken bir klipte üniversite öğrencisi kılığında dolanmak, kampusta arkadaşlara 'çak yapmak' bi'tuhaf. Aynı hal Nükhet Duru'da var. O hep göğüs çatalını gösterirdi ama şimdi giydiği dekolte kıyafetleri 17 yaşında kızlara giydiremezsiniz. Ve Nilüfer... Albümü çıktı ya , Nilüfer de ortalığa çıktı. Röportajlar, fotoğraflar... Yine hap aynı geyik: Hiç yaşlanmıyor. Nasıl da genç görünüyor. Gençlere taş çıkartıyor. Yıllara meydan okuyor. Nilüfer de yaşlanmadığını kanıtlamak için kendini jean'lere, kovboy çizmelerine vurdu. Eskiden nasıl da klasik giyinirdi. Bazen acıklı görünüyor yani. Gençlerden daha genç görünme çabası, ne bileyim, en basitinden: Acıklı! ... (Tuba Akyol, Milliyet Pazar 2 Ocak 2005).
Örnek 40: ...İstisnasız herkesin sevdiği kim var Türkiye'de? Sezen Aksu. Efendim Sezen'in son numarası "abajur imalatı". Evet abajur yapıyor. ... Hayır, yapan insan... Heves eder, boş bir zamanında bir tane yapar. Bununki öyle değil. Seri imalata geçmiş durumda. İki beste bir güfte arasına iki de abajur sıkışıyor. Zannedersiniz kapıda
toptancı bekliyor da bizimki ona mal yetiştiriyor. Öyle bir sorumluluk hali...................... Bakın
şimdi yazarken bile gülümsüyorum. Son günlerde icat ettiği bir şey var, elinde hasır bir sepetle geziyor evin içinde...Geçen gece bizi kapıdan uğurlarken yine elindeydi sepeti. "Sepetlemek" dedikleri bu herhalde dedim çıkarken. Evine de "Sepetçiler Kasrı" diyeceğim bundan böyle. Artık neredeyse uyumuyor diyebilirim. Sırf üretime ara vermek istemediğinden. Var böyle bünyeler, çalışmadan duramayan... Ama Türklerden az çıkıyor. Durmaya meyilli bir milletiz daha ziyade. Öylece durup bakmaya, oturmaya... Sezen azınlığa dahil. Onların da birincisi. Yakında kısacık uyku saatlerinde parmaklarından birini bir düzenek vasıtasıyla elektrik düğmesine bağlatabilir. Hiç olmazsa uykumda ışığı açıp kapatayım, boş durmayayım diye... (Pakize Suda, Hürriyet Cumartesi, 1 Ocak 2005)
Örnek 41: Demet Akalın'ın albümü çıktı biliyorsunuz... Ne albümün adını ne de albümden tek bir parçayı biliyorum. Merak etmedim hiç, nedense o sesini çıkarmadığı zamanlarda bana daha bir etkileyici görünüyor. Ama ağzını açıp da "Yapicem, edicem" falan demeye başlayınca büyü bozuluveriyor... Hele Posta'nın magazin eki Dolce'de (kimin çektiğini bilmediğim bu fotoğrafını) görünce, "Konuşmasından ya da söylediği şarkılardan daha fazla, özel bir şey var bu kızda ama neden o kadar 'kalın' bir hali var" diye kendime sormadan duramadım. Ne dersiniz? Öpelim mi onu? . Özlem Yıldız sizce bu yıl evlenebilecek mi? Nişanlılık rekoru kırmaya kararlı mı? Hep nişanlı, hep evlenmek üzere... Ama Özlem her ne kadar ha bire nikah yollarından dönse de, aslında doğru davranıyor; evlenmek istediğini açık açık söylüyor. Hani "çocuk özlemi çekiyorum" diye uyduruk bahanelere gerek duymuyor. Sadece "zengin koca" diye tutturması kusur galiba. Tercihlerine baksanıza... "Yakışıklı erkek severim" diyenlerin ağzının payını verir cinsten. Öpelim de kısmeti bol olsun... Ha, hazır aklıma gelmişken, Sezen Aksu neden acık acık şarkılar yapar ki? Kendime sordum, kendim cevap vereyim: "Dert ortak dildir, Allah'ın kulu birdir". Ağlamalar tamamen duygusal yani... (İlhan Uçkan, Milliyet Cumartesi 8 Ocak 2005).
Dedikodu sütunlarında yazarlar, birinci tekil kişi ekinin (Örnek 42) yanı sıra birinci çoğul kişi ekini kullanarak (Örnek 43) yazmaktadırlar. Bu arada bu tür bir kullanım özellikle "insan" sözcüğünün (Örnek 44) hem üçüncü tekil hem de birinci çoğul kişi adılının yerine getirdiği görevi görecek şekilde kullanılmaktadır.
Örnek 42: . Modern Talking'in solisti Thomas Anders hakkında yazım için yeterince mail geldi zaten MT hayranlarından, daha fazlasına tahammül edebileceğimi hiç sanmıyorum. (Atilla Aydoğdu, Akşam Çilek, 30 Aralık 2004).
Örnek 43: ...Üç beş yönetmen dışında hiçbir film (ne yazık ki) yönetmeniyle, hele hele senaristiyle anılmıyor. Hülya Avşar'ın filmini gördünüz mü diyorlar, Ali Özgentürk'ün değil. . Nitekim arkadaşın (Birol Güven) dizisinde de Pınar Altuğ gidiyor dizi hafifçe bir sarsılıyor, Tamer Karadağlı gidiyor: Güm! Ekibe gerçekten önem veren biri olarak belki o dönemde çıkıp da olup olmadık, abuk sabuk açıklamalar yapmasa, biz kendisini karşımızda her konuda ahkam keserken görmesek, belki de diziden bu kadar midemiz bulanmayacak. Alt tarafı bu bir dizi deyip geçeceğiz. Ama olmuyor, olmuyor. Bize izin vermiyor. (Elif Dağdeviren, Akşam Çilek, 27 Aralık Pazartesi).
Örnek 44: . Belma Hanım'ın köpeğinin adını duyduğunda, bir kilo baklavanın üzerine üç kilo şeker daha eklenmiş de boğazına zorla dökülüyormuş hissine kapılıyor insan. Belma Hanım'ın neredeyse tuvalete giderken bile değiştirdiği şapkalarının insanın göz zevkinde yarattığı efekt ise iç ürpertiyor. . "Kendimi Belma Hanım'da buluyorum" diyen hanım izleyicilerin evlerinde hangi renk şapkayla dolaştığını merak edenlerin sayısı epey kabarıktır tahminimiz. ... Eve evlenmekten ziyade "yeni şov kapıları" açmaya gelmiş gelin adayları sadece Seval ve Selma değil muhakkak. Diğerleri de yavaş yavaş ortalığa döküleceklerdir, eminiz. (Atilla Aydoğdu, Akşam Çilek, 4 Ocak 2005).
Dedikodu sütun yazarı sütununda kendisi ile de alay etmektedir. Böylelikle okura kendisi ile ilgili bilgi de vermektedir (Örnek 45-47).
Örnek 45: ...Programa Yeni Yıl ekinin yazısı da eklenince demek oluyor ki Ebru Çapa Köşekotaj Atölyesi, günde iki yazı attırıyor. Yeni yıla girerken özgüven cilalamak adına kendi omzumuzu şöyle bir sıvazlayıp, "Afferin sana çalışkan yumurcak" diyelim ve hatta cılkını çıkartalım: Bu şişko kendiyle gurur duyuyor! ... Bu kadar teknik bilgi herhalde yeterlidir, dalağını yarmanın da lüzumu yok. (Ebru Çapa, Hürriyet Cumartesi, 1 Ocak 2005)
Örnek 46: ... Ben daha ortalarda "damgalı eşşşşşek gibi gezmezken, yeni tanıştığım birisinin
"Ne iş yapıyorsunuz" sorusuna, kendime bir hava vererek "Televizyoncuyum"
derdim.... (Armağan Çağlayan, Hürriyet Kelebek, 29 Aralık 2004).
Örnek 47: ...Valla içimizde, Sezen Aksu'nun bu sözleri bilhassa Emel için yazdığına ve çok ayıp eden zatın da "katula katula" vır vır vır konuşan biri olduğuna dair gaipten bir his var ama ben dedikodudan hiç mi hiç hazzetmeyen bir hanımefendi sanatçı, pardon gazeteci olduğum için kim olduğunu felan(!) hiç sormayın. Her şey bir yana, Çok Ayıp, lokum gibi bir albüm . (Ebru Çapa, Hürriyet Cumartesi, 25 Aralık 2004)
3.b.2.Dinleyici kitle = okuyucular
Dedikodu sütun yazarı okuyuculara doğrudan seslenerek, onları dedikodunun bir parçası yapmaktadır. Detaylarla ilgili yazdıklarının arasına okuyucuya yönelik onların görüşlerini soran, detayları onların da bildiğini vurgulayan ifadeler serpiştirmektedir (Örnek 48 - 52).
Örnek 48: Ey ahali duyduk duymadık demeyin! Bu Yılmaz Erdoğan var ya Yılmaz Erdoğan, aşklımeşkli kadın erkek ilişkisinin oyununu yazmış. ... (Ayşe Özyılmazel, Günaydın Sabah, 27 Aralık 2004).
Örnek 49: Televole kültürünün yaratıcısı Can Tanrıyar'ı bilirsiniz. Karısı vardı Şafak. ... (Kazım Kanat, Aktüel Pazar, 26 Aralık 2004)
Örnek 50: 17 Aralık sendromu yaşadım, yaşadık hep birlikte. Ve grip ve ıslak ve soğuk ülkede bile 'miş'li hayatlak yaşamaktan kaçındım. Son bir aydır 'miş'li hayat yaşadım. Belçikalı Voice Male grubuyla yaptığı 'akapella' çalışması döneminden tanıştığımız Sertab Erener ile iki kelam söz edemedim. ... (Fikret Aydemir, Aktüel Pazar, 26 Aralık 2004).
Örnek 51: Demet Akalın'ın albümü çıktı biliyorsunuz. ... Ne albümün adını ne de albümden tek bir parçayı biliyorum. ... (İlhan Uçkan, Milliyet, 8 Ocak 2005).
Örnek 52: Benim de o gün, bakkalın akabinde, bu kızların, bütün o insanların Polat'ı ne çok konuştuğuna, nasıl olup da bu kadar çok konuşulan bir mevzunun aslında hiç konuşulmadığına kafam takıldı. Herkesin konuştuğu, manikürcü kızdan mafya babalarına kadar herkesin konuştuğu bir konu aslında tabuydu. Buyurun! Burası Türkiye! Herkesin konuştuğu tabularımız var bizim... "Devlet sırrı" etiketi gerçeği sumen altı ederken, bütün o sırlardan dizi dizi dizeler yapılması... Sizce de tuhaf değil mi?... Mafyanın romantize edilerek, tatlı, asil, iç gıdıklayıcı bir hale getirilmesi suretiyle gerçeğin önemsizleştirilip gözden uzaklaştırılması. . Askerlik mevzusu mesela. Herkes bal gibi biliyor ki birçok insan askerliği nasıl ertelerim hesabı yapıyor bu ülkede. Ve buna rağmen bunun yazılması yasak ve çok ayıp. Evlilik öncesi cinsel ilişki meselesi de böyle ... (Ece Temelkuran, Milliyet Pazar 9 Ocak 2005).

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik »
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için SemaGürcan kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (20.09.08), Unrealseptic (20.09.08), İlhan Hoca (20.09.08)
  #7  
Alt 20.09.08, 18:42
SemaGürcan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 123
Ettiği Teşekkür: 47
72 tane iletisine 147 kere teşekkür edilmiş
SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.SemaGürcan bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Biçembilim Ve Eleştirel Söylem Çözümlemesi Bağlamında Dedikodu Sütunlarına Yönelik

Etkileşim arkadaşça bir tavırla, onlara kendi yorumlarını sunarak gerçekleştirilmektedir. Bir başka deyişle, dedikodu sütun yazarı okuyucularla karşılıklı sohbet eder gibi metnini yazmaktadır (Örnek 83 -84).
Örnek 53: Ey ahali duyduk duymadık demeyin! Bu Yılmaz Erdoğan var ya Yılmaz Erdoğan; aşklımeşkli kadın erkek ilişkisinin oyununu yazmış. Hem de öyle izlemeye alıştığımız, "Arım balım, peteğim bilsem ki öleceğim yine seveceğim" tonlarında değil. Daaan! Diye, küüt diye. En gerçeğini en yaşadıklarımızı yazmış. Meğer aşk dediğin yedide neyse yetmişinde de aynı nakaratmış. Ben de saf saf bir yerden yırtarız sanıyordum. Yırtmak mırtmak yokmuş, bu iş baştan kokmuş işte. Salonca çok güldük halimize. . Kendisini ağzımın suyu aka aka izledim, muhteşemdi. ... özellikle ilk sahneden sonra siyah pantolonunun üstüne çapraz bağladığı beyaz saten gömleğine bayıldım. ... Özetle başımıza gelen her şey... Önce tanışırsın, telefonda sabahlara kadar dünyanın en boş şeylerini konuşursun (burçlar, sevdiğin artistler, yemekler... ) hatta telefonda -'önce sen kapat' muhabbetini yaparsın ki, bu muhabbetin telefon şirketinden başka kimseye karı yoktur... Ne diyeyim; bitirdin bizi Yılmaz abi. (Ayşe Özyılmazel, Günaydın Sabah, 27 Aralık 2004). Örnek 54: En Geyik Yazı - Şu 2004 nur olsun, gelen gideni aratmasın bana çoook hayrı dokunmuşluğu vardır. Ben de kendisini anmak, hafiften suyunu çıkartıp makara yapmak tonunda 2004'ün en'lerini seçiverdim. Eh eline kalemi alan en'leri seçerken benim neyim eksik yani... Ha unutmadan; herkesin yeni yılını kutlar, en iyi dileklerimden bir demet sunarım. En ömür törpüsü: "Gelinim Olur musun?" Semranım. ... (Ayşe Özyılmazel, Sabah'la Günaydın, 31 Aralık 2004).
Birinci çoğul sesin kullanılmasıyla okuyucu da yazılanlara dahil edilmektedir (Örnek 55 -57).
Örnek 55: ... Takımını, insana benzeten Del Bosque "İnsan önce emekler, sonra yürür ve sonra koşar" demesine rağmen, hem bizde hem İspanyol basınında hala manşet oluyor. İspanyol basını ise "Real Madridli futbolcular Del Bosque gelsin. Beşiktaşlı futbolcular ise gitsin diye oynamıyorlar galiba" diyerek olaya farklı bir açıdan bakıyor... Ve bize benzetilen ama bizden olmayan bu adam ya bizden iki gömlek üstün ya da Perez haklı. Bunu zaman gösterecek. Ama yaptığı veya yapacağı her şey ile gündem oluşturmaya devam edecek gibi... 125 (M.Nedim Koca, Akşam Cumartesi, 25 Aralık 2005).
Örnek 56: Bizimkinden bir sonraki jenerasyonun müzik dinleme isteğini uyandıran isim Michael Jackson oldu. Özellikle "Billie Jean" (hala en iyi 10 pop şarkısı listemdedir) ve "Beat It"in yer aldığı Thriller albümüydü Michael'ı bizde de zirveye taşıyan. Beş yaşından beri sahnelerde olmasına karşın "Pop'un Kralı" unvanını alması da bu albüm
sayesinde olmuştur. ..Kısacası biz Michael Jackson'ı severdik............ ( Atilla Aydoğdu,
Akşam Çilek, 30 Aralık 2004).
Örnek 57: . Bu konuda yazılmış yüzlerce yazıyı, hele "herkes 15 dakika ünlü olacak" tezli Andy Warhol eskilerini bir kenara bırakın. Semra Hanım pekala bizi temsil edebilir. Asker kızı, disiplin içinde yetişmiş, yetiştirmiş. Ya da öyle sanıyor... Semra Hanım'ın bize ne kadar benzediğini, kızanlarımız dahil, biraz serinkanlılıkla bakabilseler anlayacaklar. Onun Nene Hatun olduğunu iddia edecek değilim ama işte açıkça ortada, o bir Türk...Semra Hanım olayında ilgimizi yönlendirmemiz gereken daha önemli noktalar var. . Okul, asker ocağı, cezaevi kimliksizleştirirmiş. Biz eti aile içinde kesip kasaplara yolluyoruz. Sonra onlar, ellerinde şekillendirdikleri mahlukları yine bize, tepemize geri gönderiyor. Ne devr-i alem ama! (Barış Bardakçı, Akşam Çilek, 27 Aralık 2004 Pazartesi)

» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik »
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için SemaGürcan kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (20.09.08), Unrealseptic (20.09.08), İlhan Hoca (20.09.08)
  #