3. Türkiye'nin ABD'ye destek vermesi
Gazetelerin sıklıkla haber yaptığı üçüncü konu Türk hükümetinin ABD'ye verdiği askeri desteğe ilişkindir. Hükümetin, Amerika'nın Afganistan'a yaptığı operasyona Türkiye'nin fiilen destek vermesine ilişkin kararlar alıp uygulamasının Hürriyet tarafından memnuniyetle karşılandığı, Akit'in ise Hürriyet'in aksine bu konuda da ABD'yi ve Türk hükümetini şiddetle eleştiren bir tavır aldığı görülmektedir. Aşağıda öncelikle Hürriyet'in bu konudaki haberlerinden örnekler verilmiştir. Bu haberler üç grupta incelenmiştir. Birinci grup askeri desteğin talep edilmesi, izin çıkması, asker gönderilmesi gibi süreç içinde gelişen olaylarla ilgili haberlerdir. Bunlardan ilki "Amerika'ya Evet" başlığıyla 22 Eylül'de sürmanşetten verilmiştir. Haber hükümetin, ABD'nin operasyonda Türk hava sahasını ve havaalanlarını kullanmayı talep etmesi üzerine, bu isteği kabul etmesiyle ilgilidir. Gazetede bu talebin "derhal" kabul edildiği vurgulanmıştır. Bu, verilen izinle ilgili hiçbir kaygı duyulmadığı, ABD'ye verilen desteğin haklılığından ve gerekliliğinden emin olunduğu anlamını taşımaktadır. "NATO evet derse biz de varız" (8 Ekim), "Asker için yetki" (9 Ekim), "Meclis yetkiyi farkla verdi" (11 Ekim), "Türkiye 7 özel ülkeden biri" (13 Ekim) başlıklı haberler de fiili desteğe karşı memnuniyet belirten haberler arasındadır. Bunlarda örneğin, meclisin Afganistan'a asker gönderme kararını "farkla" vermesi, Türkiye'nin ABD'nin askeri destek istediği 7 ülkeden biri olduğu için "özel" olması gibi temalar vurgulanarak, Türkiye'nin fiilen etkin olmasının arzulandığı ve kararların memnuniyetle karşılandığı belirtilmiştir. Pek çok vekilin bu kararın alınması için ortak oy kullandığı vurgulanarak yine olayın haklılığı, gerekliliği ortaya çıkarılmıştır. Amerika'nın fiili destek istediği 7 ülkeden biri olunması da gazete için "özel" olma anlamına gelmekte, iyi bir ayrıcalık ve avantaj olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca yine 24 Ekim, 1 Kasım, 2 Kasım 5 Kasım ve 9 Kasım'daki haberlerde "Mehmetçiğin dünyayı sarsan terörizme karşı ağırlığını koyacağı", bunun İslam'a karşı değil terörizme karşı bir savaş olduğu harekatın tüm insanlık için faydalı olacağı aynı zamanda böylece Türkiye'nin kendini kanıtlayacağı olumlu temaları işlenmektedir.
Fiili destekle ilgili olarak yapılan bir diğer haber grubunda Türkiye'nin maddi kazançları olacağı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla ülke fiili destek vermekle pek çok fayda sağlayacaktır. Amaç bir takım kişilerin açıklamalarından faydalanarak Türkiye'nin bu tutumunun doğruluğunu ve bunun millete sağlayacağı avantajları okuyuculara iletebilmek böylece kendi görüşlerine de destek bulabilmektir. Örneğin 21 Eylül tarihinde "Ön safta ol parayı al" başlığıyla verilen manşet haberde IMF'nin "terörizmle savaşta ön safta yer alan Türkiye'ye büyük destek vereceğiz" sözleri altbaşlık yapılmıştır. Gazete haberde, ABD'ye bu konuda yardım ettiği için Pakistan'a IMF tarafından yüklü bir kredi verilmesinin kararlaştırıldığını, Türkiye'nin de böyle bir politika izlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Yine 1 Kasım tarihinde "Türkiye ABD'nin desteğini haketti" başlığıyla duyurulan haberde ABD Hazine Bakanlığı'nın Türkiye'nin finansman ihtiyacı üzerine yoğun olarak çalıştığı ve bu desteği hakettiğine ilişkin bir yetkilinin açıklaması aktarılmıştır. "Asker gidiyor dolar düşüyor" (2 Kasım), "En yakın dost Türkiye ve İngiltere" (3 Kasım) başlıklı haberlerde de ekonomik avantajlar vurgulanmakta, fiili desteğin ekonomiyi iyi yönde etkilediği belirtilmektedir.
3 Kasım'daki haber başlığı ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Üyesi Bryza'nın sözlerini içermektedir. Haberde yine Türkiye'nin ABD için "özel" bir ülke olduğu açıkça ifade edilmiş ve Bryza'nın sözleri buna bir kanıt olarak sunulmuştur. Bryza aynı zamanda ekonomik destek konusunda yoğun çalışıldığını söylemektedir.
Gazetede bunun yanında ABD'li yetkililer tarafından ABD ve Türkiye'nin iyi ilişkilerine vurgu yapılan haberler de yer almaktadır. Bunlarda iki ülke arasıdaki dostluğa dikkat çekilerek, askeri desteğin verilmekteki haklılığına bir başka gerekçe gösterilmiş, durumun onaylandığı bu tür haberlerle pekiştirilmiştir. Örneğin 23 Eylül'de "Türkiye bizi seçti" sürmanşetiyle Dışişleri Bakan Yardımcısı Grossman'ın; 6 Ekim'de "Ankara'ya teşekkür etti" başlığı ile Savunma Bakanı Rumsfeld'in, 12 Ekim'de "Dostluğunuzu unutamayız" sürmanşetiyle Bush'un Türkiye'nin terörle mücadelede deneyimli en yakın ve en önemli müttefik ve dost olduğunu belirten, ABD'nin yanında yer aldığı ve yardımları için teşekkürlerini bildiren sözleri haber yapılmıştır. Görüldüğü gibi gazete Türkiye'nin ABD'ye askeri desteğini onayladığını ve memnuniyetle karşıladığını yaptığı haberlerle açık olarak ortaya koymuştur. Gerek başlıklarda gerekse haber içeriklerinde ABD için olumlu mesaj ve anlamlar kurulmuştur. Bu da ABD ve politikalarının yanında haberler yapıldığına ilişkin bir başka gösterge olmuştur.
Akit'in ise haberlerinde fiili desteği onaylamadığı, bunu olumsuz tepkiler vererek eleştirdiği görülmektedir. Örneğin ilk olarak Türkiye'nin "oyuna getirildiği" vurgulanmıştır. 15 Eylül'de "Oyuna gelme Ankara!" başlığıyla yapılmış olan haberde, 18 Eylül'de "Oyuna gelme Ankara amaçları Müslüman'ı Müslüman'a kırdırmak" başlıklı haberde ve 25 Eylül'deki "Körfez yetmedi mi?" başlıklı haberde hükümetin ABD yanlısı tavır koyması şiddetle eleştirilmiştir. Özellikle vurgu yapılan konu Türkiye'nin Körfez Savaşı'nda da ABD'nin yanında yer aldığı ancak bundan çok fazla zarara uğrayarak, zararlarının da tazmin edilmediğidir. Gazete bunu, "ders almamak", "kazık yemek", "Amerika'dan çok Amerikancılık", "ABD dayatması", "ABD'ye karşı teslimiyetçi bir tavır" ve "İslam'a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırılara duyarsız kalmak" ifadeleriyle yorumlamış, böylece hem Türkiye'yi hem de Amerika'yı eleştirmiştir. Yine bu haberlerde Amerika'nın Türkiye'yi kendi amaçları için kullandığı anlatılmak istenmiş, "İslam'a saldırı", "Müslüman'ı Müslüman'a kırdırma" gibi ifadelerle din ayrımcılığı yapılmış, "Haçlı Seferi"ni kendilerinin yapmayacağı Müslümanlara yaptıracakları söylenerek olay bir dinler savaşı olarak sunulmuş din vurgusu ön plana çıkarılmıştır.
Fiili destek ikinci olarak Afganistan halkına "ihanet" olarak sunulmaktadır. 21 Eylül ve 11 Ekim tarihinde yapılan haberlerde Afganlıların Kurtuluş Savaşı'nda Türkler'e yardım ettiği ve Türkiye'yi tanıyan ilk halk olduğu ifade edilmiştir. Ancak Türkiye'nin ABD'ye tam destek vermesi, "Kurtuluş Savaşı ruhuna ihanet" (21 Eylül), "Tarihe ihanet" (11 Ekim) başlıklarıyla duyurulmuş, Türkiye bu tavrıyla Afganlıları hayal kırıklığına uğratmakla, 80 yıl öncesini unutmakla ve Afgan'ı satmakla suçlanmış, haber ve başlıklarda hissi vurgular yapılmıştır. Hürriyet asker gönderimini "terörizmle savaş" olarak nitelendirmişken, Akit bunu "Afganlı çocukları tepeleme" olarak yorumlamıştır.
Askeri destek aracılığıyla ülke için birtakım maddi olanakların doğacağına ilişkin haberlerde de yoğun bir eleştiri görülmektedir. "Ahlaksız teklif" başlıklı haberin (22 Eylül) altbaşlığında "IMF Mehmetçiğin kanı karşılığında para teklif etti. Teklif kamuoyunu ayağa kaldırdı" denilerek yine hissi ve abartılı vurgular yapılmıştır. Gazete bunu "Türk devlet geleneği ve tarihsel şahsiyetine hakaret" olarak yorumlamış, Türk askerinin "kiralık" olmadığını belirtmiştir. "Mehmetçik Bush'un uşağı değil" manşeti de 10 Ekim tarihli haberde kullanılmış askerin Afganistan'a gönderilmesi "ekonomik iflastan kurtulma formülü olarak Mehmetçiğin Afganistan'a gönderilmek istenmesi" olarak nitelendirilmiştir. Hükümetin bu tavrı da "Bush'tan da ihtiraslı" şeklinde ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi bu haberlerde de hissi ifadeler kullanılıp, kışkırtıcı vurgular yapılmış hem hükümetin hem de ABD ve IMF'nin tavırları eleştirilmiş ve bu, askerin küçük düşürülmesi ya da Türk askerine hakaret olarak yorumlanıp sunulmuştur.
Asker gönderimine karşı olunduğunu belirtmek için dördüncü olarak Türkiye'nin daha önemli meseleleri olduğu da vurgulanmaktadır. 29 Eylül, 4 Ekim, 7 Ekim, 5 Kasım ve 6 Kasım tarihli haberler bu konuya örnek teşkil etmektedir. Bunlarda Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar ifade edilmiş ve vicdani duygu sömürüsü yapılarak, yetkililerin vatandaşlarının dertleriyle uğraşmak yerine "gaza gelip uluslararası koalisyonun yanına sürüklendiği" belirtilmiştir. Kullanılan ifadelerle ("mutfaklar alev alev yanıyor, işsiz ve aşsız milyonlara her gün yenileri ekleniyor ve insanlar büyük bir bunalıma sürükleniyor") durumun duygusallaştırıldığı görülmektedir. Aynı zamanda haberlerde yine Afganlılara ihanet yorumu ve dini ayırımcılık öğeleri ("Haçlı İttifakı") dikkat çekmektedir. Olay yine Amerika'nın
"senaryosu" ve "bahanesi" olarak yorumlanmakta böylece Amerika için karşıt tutumlar açıkça ortaya koyulmaktadır. "Mehmetçiğin kanı ve canı üzerine yapılan pazarlık", "askerini para karşılığında mazlum bir halkın üzerine gönderen ülke", "halk nezdinde sıfır olan itibarları bu çirkin pazarlıkla tiksindirici hale geldi", "işgüzarlık" gibi ifadelerle de eleştiri biraz daha öteye götürülüp Türk hükümetini aşağılayıcı, küçük düşürücü bir boyuta ulaşmıştır. Akit'in gerek başlıklarına gerekse haber içeriklerine bakıldığında Türkiye'nin Afganistan'a asker gönderilmesi konusunda da diğer iki haber grubunda olduğu gibi ABD'ye ve politikalarına karşı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Gazete, bunu Ankara'nın oyuna gelmesi, Afganistan'a ihanet edilmesi, maddi avantajların sağlanacağına eleştiri yapılması, daha önemli sorunların olduğunun vurgulanması gibi şekillerde yorumlayarak, çarpıcı ifadeler kullanarak vurguları olumsuz anlam ve mesajlar üzerine yaparak sergilemiştir.
» Nüve Forum » akademik » İletişim Fakültesi » Gazetecilik »









