Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İletişim Fakültesi > Gazetecilik > Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

Gazetecilik hakkinda Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme ile ilgili bilgiler


3. Türkiye'nin ABD'ye destek vermesi Gazetelerin sıklıkla haber yaptığı üçüncü konu Türk hükümetinin ABD'ye verdiği askeri desteğe ilişkindir. Hükümetin, Amerika'nın Afganistan'a yaptığı operasyona Türkiye'nin fiilen destek vermesine ilişkin kararlar alıp

Gazetecilik Gazetecilik Bölümü, haber medyasında çalışacak gençlere genel kültür kazandırmayı, iletişim ve kitle iletişimi kuramlarındaki çağdaş gelişmeleri aktarmayı ve bu bilgiler ışığında öğrencilerin çeşitli uygulamalar gerçekleştirmesini amaçlamaktadır.

Like Tree37Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 26.09.08, 19:20
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

3. Türkiye'nin ABD'ye destek vermesi
Gazetelerin sıklıkla haber yaptığı üçüncü konu Türk hükümetinin ABD'ye verdiği askeri desteğe ilişkindir. Hükümetin, Amerika'nın Afganistan'a yaptığı operasyona Türkiye'nin fiilen destek vermesine ilişkin kararlar alıp uygulamasının Hürriyet tarafından memnuniyetle karşılandığı, Akit'in ise Hürriyet'in aksine bu konuda da ABD'yi ve Türk hükümetini şiddetle eleştiren bir tavır aldığı görülmektedir. Aşağıda öncelikle Hürriyet'in bu konudaki haberlerinden örnekler verilmiştir. Bu haberler üç grupta incelenmiştir. Birinci grup askeri desteğin talep edilmesi, izin çıkması, asker gönderilmesi gibi süreç içinde gelişen olaylarla ilgili haberlerdir. Bunlardan ilki "Amerika'ya Evet" başlığıyla 22 Eylül'de sürmanşetten verilmiştir. Haber hükümetin, ABD'nin operasyonda Türk hava sahasını ve havaalanlarını kullanmayı talep etmesi üzerine, bu isteği kabul etmesiyle ilgilidir. Gazetede bu talebin "derhal" kabul edildiği vurgulanmıştır. Bu, verilen izinle ilgili hiçbir kaygı duyulmadığı, ABD'ye verilen desteğin haklılığından ve gerekliliğinden emin olunduğu anlamını taşımaktadır. "NATO evet derse biz de varız" (8 Ekim), "Asker için yetki" (9 Ekim), "Meclis yetkiyi farkla verdi" (11 Ekim), "Türkiye 7 özel ülkeden biri" (13 Ekim) başlıklı haberler de fiili desteğe karşı memnuniyet belirten haberler arasındadır. Bunlarda örneğin, meclisin Afganistan'a asker gönderme kararını "farkla" vermesi, Türkiye'nin ABD'nin askeri destek istediği 7 ülkeden biri olduğu için "özel" olması gibi temalar vurgulanarak, Türkiye'nin fiilen etkin olmasının arzulandığı ve kararların memnuniyetle karşılandığı belirtilmiştir. Pek çok vekilin bu kararın alınması için ortak oy kullandığı vurgulanarak yine olayın haklılığı, gerekliliği ortaya çıkarılmıştır. Amerika'nın fiili destek istediği 7 ülkeden biri olunması da gazete için "özel" olma anlamına gelmekte, iyi bir ayrıcalık ve avantaj olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca yine 24 Ekim, 1 Kasım, 2 Kasım 5 Kasım ve 9 Kasım'daki haberlerde "Mehmetçiğin dünyayı sarsan terörizme karşı ağırlığını koyacağı", bunun İslam'a karşı değil terörizme karşı bir savaş olduğu harekatın tüm insanlık için faydalı olacağı aynı zamanda böylece Türkiye'nin kendini kanıtlayacağı olumlu temaları işlenmektedir.
Fiili destekle ilgili olarak yapılan bir diğer haber grubunda Türkiye'nin maddi kazançları olacağı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla ülke fiili destek vermekle pek çok fayda sağlayacaktır. Amaç bir takım kişilerin açıklamalarından faydalanarak Türkiye'nin bu tutumunun doğruluğunu ve bunun millete sağlayacağı avantajları okuyuculara iletebilmek böylece kendi görüşlerine de destek bulabilmektir. Örneğin 21 Eylül tarihinde "Ön safta ol parayı al" başlığıyla verilen manşet haberde IMF'nin "terörizmle savaşta ön safta yer alan Türkiye'ye büyük destek vereceğiz" sözleri altbaşlık yapılmıştır. Gazete haberde, ABD'ye bu konuda yardım ettiği için Pakistan'a IMF tarafından yüklü bir kredi verilmesinin kararlaştırıldığını, Türkiye'nin de böyle bir politika izlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Yine 1 Kasım tarihinde "Türkiye ABD'nin desteğini haketti" başlığıyla duyurulan haberde ABD Hazine Bakanlığı'nın Türkiye'nin finansman ihtiyacı üzerine yoğun olarak çalıştığı ve bu desteği hakettiğine ilişkin bir yetkilinin açıklaması aktarılmıştır. "Asker gidiyor dolar düşüyor" (2 Kasım), "En yakın dost Türkiye ve İngiltere" (3 Kasım) başlıklı haberlerde de ekonomik avantajlar vurgulanmakta, fiili desteğin ekonomiyi iyi yönde etkilediği belirtilmektedir.
3 Kasım'daki haber başlığı ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Üyesi Bryza'nın sözlerini içermektedir. Haberde yine Türkiye'nin ABD için "özel" bir ülke olduğu açıkça ifade edilmiş ve Bryza'nın sözleri buna bir kanıt olarak sunulmuştur. Bryza aynı zamanda ekonomik destek konusunda yoğun çalışıldığını söylemektedir.
Gazetede bunun yanında ABD'li yetkililer tarafından ABD ve Türkiye'nin iyi ilişkilerine vurgu yapılan haberler de yer almaktadır. Bunlarda iki ülke arasıdaki dostluğa dikkat çekilerek, askeri desteğin verilmekteki haklılığına bir başka gerekçe gösterilmiş, durumun onaylandığı bu tür haberlerle pekiştirilmiştir. Örneğin 23 Eylül'de "Türkiye bizi seçti" sürmanşetiyle Dışişleri Bakan Yardımcısı Grossman'ın; 6 Ekim'de "Ankara'ya teşekkür etti" başlığı ile Savunma Bakanı Rumsfeld'in, 12 Ekim'de "Dostluğunuzu unutamayız" sürmanşetiyle Bush'un Türkiye'nin terörle mücadelede deneyimli en yakın ve en önemli müttefik ve dost olduğunu belirten, ABD'nin yanında yer aldığı ve yardımları için teşekkürlerini bildiren sözleri haber yapılmıştır. Görüldüğü gibi gazete Türkiye'nin ABD'ye askeri desteğini onayladığını ve memnuniyetle karşıladığını yaptığı haberlerle açık olarak ortaya koymuştur. Gerek başlıklarda gerekse haber içeriklerinde ABD için olumlu mesaj ve anlamlar kurulmuştur. Bu da ABD ve politikalarının yanında haberler yapıldığına ilişkin bir başka gösterge olmuştur.
Akit'in ise haberlerinde fiili desteği onaylamadığı, bunu olumsuz tepkiler vererek eleştirdiği görülmektedir. Örneğin ilk olarak Türkiye'nin "oyuna getirildiği" vurgulanmıştır. 15 Eylül'de "Oyuna gelme Ankara!" başlığıyla yapılmış olan haberde, 18 Eylül'de "Oyuna gelme Ankara amaçları Müslüman'ı Müslüman'a kırdırmak" başlıklı haberde ve 25 Eylül'deki "Körfez yetmedi mi?" başlıklı haberde hükümetin ABD yanlısı tavır koyması şiddetle eleştirilmiştir. Özellikle vurgu yapılan konu Türkiye'nin Körfez Savaşı'nda da ABD'nin yanında yer aldığı ancak bundan çok fazla zarara uğrayarak, zararlarının da tazmin edilmediğidir. Gazete bunu, "ders almamak", "kazık yemek", "Amerika'dan çok Amerikancılık", "ABD dayatması", "ABD'ye karşı teslimiyetçi bir tavır" ve "İslam'a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırılara duyarsız kalmak" ifadeleriyle yorumlamış, böylece hem Türkiye'yi hem de Amerika'yı eleştirmiştir. Yine bu haberlerde Amerika'nın Türkiye'yi kendi amaçları için kullandığı anlatılmak istenmiş, "İslam'a saldırı", "Müslüman'ı Müslüman'a kırdırma" gibi ifadelerle din ayrımcılığı yapılmış, "Haçlı Seferi"ni kendilerinin yapmayacağı Müslümanlara yaptıracakları söylenerek olay bir dinler savaşı olarak sunulmuş din vurgusu ön plana çıkarılmıştır.
Fiili destek ikinci olarak Afganistan halkına "ihanet" olarak sunulmaktadır. 21 Eylül ve 11 Ekim tarihinde yapılan haberlerde Afganlıların Kurtuluş Savaşı'nda Türkler'e yardım ettiği ve Türkiye'yi tanıyan ilk halk olduğu ifade edilmiştir. Ancak Türkiye'nin ABD'ye tam destek vermesi, "Kurtuluş Savaşı ruhuna ihanet" (21 Eylül), "Tarihe ihanet" (11 Ekim) başlıklarıyla duyurulmuş, Türkiye bu tavrıyla Afganlıları hayal kırıklığına uğratmakla, 80 yıl öncesini unutmakla ve Afgan'ı satmakla suçlanmış, haber ve başlıklarda hissi vurgular yapılmıştır. Hürriyet asker gönderimini "terörizmle savaş" olarak nitelendirmişken, Akit bunu "Afganlı çocukları tepeleme" olarak yorumlamıştır.
Askeri destek aracılığıyla ülke için birtakım maddi olanakların doğacağına ilişkin haberlerde de yoğun bir eleştiri görülmektedir. "Ahlaksız teklif" başlıklı haberin (22 Eylül) altbaşlığında "IMF Mehmetçiğin kanı karşılığında para teklif etti. Teklif kamuoyunu ayağa kaldırdı" denilerek yine hissi ve abartılı vurgular yapılmıştır. Gazete bunu "Türk devlet geleneği ve tarihsel şahsiyetine hakaret" olarak yorumlamış, Türk askerinin "kiralık" olmadığını belirtmiştir. "Mehmetçik Bush'un uşağı değil" manşeti de 10 Ekim tarihli haberde kullanılmış askerin Afganistan'a gönderilmesi "ekonomik iflastan kurtulma formülü olarak Mehmetçiğin Afganistan'a gönderilmek istenmesi" olarak nitelendirilmiştir. Hükümetin bu tavrı da "Bush'tan da ihtiraslı" şeklinde ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi bu haberlerde de hissi ifadeler kullanılıp, kışkırtıcı vurgular yapılmış hem hükümetin hem de ABD ve IMF'nin tavırları eleştirilmiş ve bu, askerin küçük düşürülmesi ya da Türk askerine hakaret olarak yorumlanıp sunulmuştur.
Asker gönderimine karşı olunduğunu belirtmek için dördüncü olarak Türkiye'nin daha önemli meseleleri olduğu da vurgulanmaktadır. 29 Eylül, 4 Ekim, 7 Ekim, 5 Kasım ve 6 Kasım tarihli haberler bu konuya örnek teşkil etmektedir. Bunlarda Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar ifade edilmiş ve vicdani duygu sömürüsü yapılarak, yetkililerin vatandaşlarının dertleriyle uğraşmak yerine "gaza gelip uluslararası koalisyonun yanına sürüklendiği" belirtilmiştir. Kullanılan ifadelerle ("mutfaklar alev alev yanıyor, işsiz ve aşsız milyonlara her gün yenileri ekleniyor ve insanlar büyük bir bunalıma sürükleniyor") durumun duygusallaştırıldığı görülmektedir. Aynı zamanda haberlerde yine Afganlılara ihanet yorumu ve dini ayırımcılık öğeleri ("Haçlı İttifakı") dikkat çekmektedir. Olay yine Amerika'nın
"senaryosu" ve "bahanesi" olarak yorumlanmakta böylece Amerika için karşıt tutumlar açıkça ortaya koyulmaktadır. "Mehmetçiğin kanı ve canı üzerine yapılan pazarlık", "askerini para karşılığında mazlum bir halkın üzerine gönderen ülke", "halk nezdinde sıfır olan itibarları bu çirkin pazarlıkla tiksindirici hale geldi", "işgüzarlık" gibi ifadelerle de eleştiri biraz daha öteye götürülüp Türk hükümetini aşağılayıcı, küçük düşürücü bir boyuta ulaşmıştır. Akit'in gerek başlıklarına gerekse haber içeriklerine bakıldığında Türkiye'nin Afganistan'a asker gönderilmesi konusunda da diğer iki haber grubunda olduğu gibi ABD'ye ve politikalarına karşı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Gazete, bunu Ankara'nın oyuna gelmesi, Afganistan'a ihanet edilmesi, maddi avantajların sağlanacağına eleştiri yapılması, daha önemli sorunların olduğunun vurgulanması gibi şekillerde yorumlayarak, çarpıcı ifadeler kullanarak vurguları olumsuz anlam ve mesajlar üzerine yaparak sergilemiştir.

Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 26.09.08, 19:21
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

4. Gözdağı verme haberleri
Dördüncü grup haberlerde ise gazetelerin, yanında oldukları tarafın diğer tarafa gözdağı vermesini içeren vurgular yapmaları söz konusudur. Gözdağı veren haberler Hürriyette iki alt grupta incelenmiştir. İlki Bush'un açıklamalarına yer verilerek suçluların cezalandırılacağına ilişkin kararlılığın vurgulandığı haberler, ikincisi de ABD'nin teknolojik ve askeri gücünün vurgulandığı haberlerdir. Kararlılık ve güçlüğün vurgulanması, içinde korkutma stratejisini barındırmaktadır. Korkutma ise gözdağı vermenin en önemli unsurlarından biridir. Dolayısıyla gözdağını veren taraf için bu tür haberler olumlayıcı özellik taşımaktadır. Kararlılığın ön plana çıkarıldığı haberlere bakıldığında (12, 13, 16 ve 22 Eylül, 22 Ekim) bunların, Bush'un yaptığı açıklamalara dayanılarak hazırlandığı görülmektedir. Açıklamalarda 11 Eylül saldırılarının karşılıksız kalmayacağı, olaylarla ilgili herkesin cezalandırılacağı, harekatın en kısa zamanda, en doğru şekilde yapılacağı, güç ve silah kullanmanın yani savaş açmanın zorunlu olduğu belirtilmiştir. Başlıklar Bush'un en sert ve sivri sözleri kullanılarak hazırlanmıştır:
"Vereceğimiz cezayı herkes görecek" "Yapanla yaptırana ayrım yok" "Onu ininden çıkarıp alacağız" "Ladin'i yok edin" "Ya bizdensiniz ya da onlardan"
Böylece haberin dikkat çekiciliği artırılmış olmaktadır. Ayrıca alt başlıklarda kullanılan "Bush sert çıktı", "Başkan kararlı", "Bush çok sert" gibi ifadelerle anlam güçlendirilmiştir. Haber içeriklerinde de açıklamaların ayrıntılarıyla sunulması açıklamaya verilen önemi ifade etmektedir. Bu vurgular haberlerdeki açıklamaların kararlılığının, ABD'nin gözdağını açık olarak ortaya çıkarmasına yardımcı olmuştur.
Teknolojik ve askeri gücün vurgulandığı haberlerde de ABD'nin sahip olduğu teknolojik savaş araçlarının isimleri verilerek, çeşitliliğine; sayıları verilerek çokluğuna dikkat çekilmektedir. Asker gücü için de aynı vurgular yapılmış, ayrıca harekata hazır olunduğuna işaret edilmiştir (12, 17, 19, 20, 24 ve 29 Eylül, 1, 3, 4, 6, 8, 13 ve 15 Ekim). Buna göre haberlerden ABD'nin Black Hawk, MH47 Chinook, UH-60 CH-53, DPV, nükleer savaş gemisi, bombardıman taarruz uçakları, helikopterler, firkateynler, hava lazeri, yıldırım torpili vb. pek çok savaş teçhizatına sahip olduğu öğrenilmektedir. "53 bin asker vur emri bekliyor", "1000 dağ komandosu alarmda", "3000 deniz komandosu tetikte" gibi ifadelerle de gözdağını pekiştirici anlamlar üretildiği görülmektedir. Ayrıca haberlerde bunun teröre karşı bir operasyon olacağı gazete tarafından sık sık dile getirilmektedir.
Hürriyet'in ABD'nin Afganistan'a ve Ladin'e verdiği gözdağını konu alan haberlerine karşılık Akit'in de haberlerinde bu öğelere rastlanmıştır. Gazetenin bunu, Taliban'ın veya Ladin'in birtakım açıklamalarına yer vererek, Taliban'ın ABD'ye gözdağı vermesi biçiminde yaptığı görülmektedir. (15 Eylül, 16 Eylül, 8 ekim, 18 Ekim, 11 Kasım). Başlıklarda açıklamaların sert ve sivri öğeleri ön plana çıkarılarak dikkat çekicilik ve vurgu artırılmıştır. "ABD saldırırsa bedelini öder", "Taliban: Vururuz", "ABD halkı artık rahat olamayacak", "ABD ve İngiliz'in sonu Rus'tan beter olacak", "Büyük kafiri yeneceğiz", "Kimse Ladin'le başedemez", "Nükleere karşı nükleer" gibi başlıklarla ve bunların haber içerikleriyle, Taliban'ın herhangi bir saldırıda her bedeli ödemeye hazır olduğu intikam için her şeyin yapılacağı, ABD'ye yardım eden herkesi de cezalandıracağı, her türlü ABD saldırısına hazır olduğu, karşılık verecek ve hatta ülkeyi yenecek kadar güçlü olduğu, ABD'nin hiçbir zaman amacına ulaşamayacağı belirtilmektedir. Gazete bu haberlerinde yine asıl terörü ABD'nin yaptığına, Müslümanlara karşı katliam yapıldığına ve bunun bir din savaşı olduğuna işaret etmektedir. Böylece haberde gerek şiddet ve tehdit içeren gerekse de meydan okuma öğeleri içeren ABD için olumsuz, Taliban için olumlu mesajlar kullanarak tavrını Taliban'dan yana koyduğunu açıkça belli etmektedir.

Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 26.09.08, 19:26
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

5. Başarı haberleri
Beşinci grup haberler ise, yine gazetelerin destekledikleri tarafın operasyondaki başarılarını ilettikleri haberlerdir. ABD 8 Ekim 2001'de Afganistan'da resmen harekat başlatmıştır. Bunun üzerine Hürriyet gazetesi sık sık haberlerinde ABD'nin savaştaki başarılarını bildiren haberler yapmıştır. Bu haberlerde, operasyonda Ladin'in karargahlarının bulunduğu, kentlerin bombalandığı, pek çok kentin ve eyaletin ele geçirildiği, pek çok terör kampının imha edildiği konuları işlenmektedir. "Hedef Kabil", "6 ülke vuracak 40'ı destekliyor" (8 Ekim), "ABD eziyor", "Taliban'da hasar (9 Ekim), "ABD bunker busterlarla vuruyor" (11 Ekim), "Kabil'e 24 saat bomba yağdı" (12 Ekim), "Bin Ladin'in yeri 30'a 30 belirlendi" (23 Ekim), "9 terör kampı yokedildi" (24 Ekim) gibi başlıklarla da yine ABD'nin gücü ve başarısı açıkça vurgulanmıştır. Aynı zamanda gazetenin, haberlerinde Afganistan için kullandığı "çok büyük hasar gördü", "ağır darbe aldı", "teröristler yeraltındaki yuvalarında vuruldu", "büyük ölçüde kontrol sağlandı", "en ağır darbeyi yedi" gibi ifadelerden de Afganistan'ın güçsüzlüğünün ve yenilgisinin açıkça ortaya koyulduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi operasyonda ABD'nin amacına ulaşmaya başladığı yani harekattaki başarıları ve Afganistan'ın aldığı hasar sıklıkla haberlerin konusu olmuş, bu da gazetenin ABD'nin ve politikalarının yanında haberler yaptığı bulgusunu desteklemiştir.
Akit gazetesinin de başarı haberlerine yer verdiği görülmektedir. Elbette bu haberler, Taliban'ın Amerika karşısında aldığı askeri başarıya ilişkindir. "2 ABD uçağı düşürüldü" (8 Ekim), "6 Uçak düşürüldü" (9 Ekim), "Tabutla dönüş başladı", "Rambo zor durumda" (21 Ekim), "25 Amerikalı Komanda
öldürüldü" (22 Ekim), "ABD'ye 40 tabut" (4 Kasım), "Taliban: 95 ABD
askerini öldürdük" (6 Kasım), "4 ABD uçağı düştü" (7 Kasım) gibi açıkça başarı ve üstünlük unsuru taşıyan başlıklara sahip bu haberlerde pek çok ABD askerinin Taliban kuvvetlerince öldürüldüğü ya da esir alındığı, ABD uçaklarının ve helikopterlerinin düşürüldüğü, ele geçirilen pek çok kentin geri alındığı ve ABD'nin bu haberlere sansür koyarak, bu başarısızlıklarını ve aldığı "ağır darbeyi" dünyadan gizlediği belirtilmektedir. Gazetenin haberlerinde "apar topar geri çekilmek zorunda kaldı", "Rambolar bu işin Hollywood'da film çevirmeye benzemediğini anladı" gibi ifadelerle de ülkeyi alaycı bir tavırla küçümsediği dolayısıyla da Afgan askerlerinin gücünü yücelttiği görülmüştür. Gazetenin ABD karşıtlığı, aynı zamanda, haberlerinde askerlerin sivilleri vurduğu suçlamayla da yansımaktadır. "Sivilleri vurdular"
(8 Ekim), "Toni-coni sivilleri katletti" (9 Ekim), "ABD'den sivil katliamı" (11 Ekim), "Sadece bir köyde 200 şehit" (12 Ekim), "Kundaktaki bebekleri ve hayvanları bile öldürüyorlar" (13 Ekim), "ABD yine sivilleri vurdu" (16 Ekim), "Çocuk katliamı" (22 Ekim), "Hayasız saldırının 18. günü" (25 Ekim), "ABD vahşeti sürüyor" (29 Ekim), "Hayvanlaştılar" (2 Kasım) gibi başlıklarda görüldüğü gibi haberlerde ABD operasyonda sivilleri öldürmekle, ahlaki ve hukuki sınır tanımamakla suçlanmış, olay "katletmek, vahşet, hayasız saldırı, cinayet, terör, hayvanlaşmak" gibi şiddet içeren ve küçük düşürücü ifadelerle anlamlandırılmıştır. Bunun yanında "ABD namazda vurdu" (10 Ekim), "ABD yine cami vurdu" (24 Ekim), "ABD yine namazda bombaladı" (6 Kasım) başlıklı haberlerle de dini duygu sömürüsü öğeleri ön plana çıkarılarak, ABD'nin imana olan saygısızlığı ve terörle savaştığının da "tam bir palavra" olduğu okuyuculara iletilmiştir. Son olarak ABD birçok haberde de hastaneleri (17 Ekim, 23 Ekim), Kızılay'ı (11 Kasım) ve Kızılhaç binalarını (18 Ekim, 27 Ekim) vurmakla suçlanmıştır. Bu tür haberlerde de gazetenin yoğun olarak vicdani duygu sömürüsü yaptığı görülmektedir. ABD'yi sivilleri vurmakla suçlayan ve bunu bazen hakarete varan argo tabirlerle, küçük düşürücü, aşağılayıcı öğelere başvurarak, bazen şiddet içeren öğelere başvurarak, bazen de dini ve vicdani duygu sömürüsünü ön plana çıkararak yapan gazetenin bu tür haberlerinde de ABD için olumsuzlayıcı söylemler kullandığı ve bu şekilde karşıtlığı vurguladığı görülmüştür.

Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 26.09.08, 19:27
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

6. Diğer tarafı olumsuzlama, güçsüz ve zayıf gösterme
Gazete haberlerinde bir tarafın desteklenmesinin ve o tarafa yönelik olumlu mesaj ve anlamlar içeren haberler yapılmasının yanı sıra, bir de diğer taraf olumsuzlanmaktadır. Bu tür haberler ABD'nin Afganistan'a bir harekat düzenlemesindeki haklılığını vurgulamakta ve okuyucuyu Afganistan'daki rejimin değiştirilmesi gerektiği konusunda bir önyargıya sürüklemektedir. Böylece ABD'nin uygulayacağı politikalar için destek artırılmış olmaktadır. Örneğin bazı haberlerde (18 Eylül, 27 Eylül) Taliban'ın hayvanlar üzerinde kimyasal silah denediği bildirilmektedir. Bu, Amerikalıların enkaz kurtarma çalışmalarında kullandıkları köpeklere moral vermek için gösterdikleri çabayla karşılaştırılarak Taliban' ın kötülüğü ve Amerikalıların iyiliği vurgulanmıştır. 28 Eylül'de "Taliban kızların ırzına geçiyor" ve 29 Eylül'de "Kadına meydana Taliban dayağı" başlıklarına sahip haberlerde kadınlara, 30 Eylül'de "Tabut içinde askeri eğitim""başlığına sahip haberde de askerlere kötü muamele yapıldığı ifade edilmektedir. "Taliban ünlü komutanı kurşuna dizdi" (27 Ekim), "Molla Ömer'den 23 kişi için ölüm fetvası" (9 Kasım) gibi şiddet öğeleri içeren başlıklar da yine Taliban'ın acımasızlığını, zulmünü ve katılığını dolaylı olarak belirten haberlere aittir.
Gazete Taliban' ı güçsüz ve zayıf gösteren haberlere de yer vermiştir. Bunlardan birinde Lider Molla Ömer'in sağlık durumunun kötü olduğu ("Molla Ömer'in akli dengesi bozuldu"-9 Ekim), diğerinde Taliban içinde olan iç çekişmeleri ("Taliban'da çatlak var"-17 Ekim), bir başkasında ise Taliban askerlerinin ABD güçlerinden korkup kaçtıkları ("Taliban kaçıyor"-11 Kasım) vurgulanmaktadır. Böylece başlık ve içeriklerde Taliban'ın olumsuzlanması yoluyla dolaylı olarak Amerika için olumlayıcı mesaj ve anlamlar üretilmiş olunmaktadır. Bir de 18 Ekim'de "Taliban planını Ankara bozdu" başlığıyla verilen haberde Taliban'ın "İslam dünyasını ayaklandırmak için" Mezar-ı Şerif'teki bir camiyi havaya uçurmayı planladığı ve Türk istihbaratının bunu ortaya çıkardığı belirtilmektedir. Haberde bu plan, "Müslüman-Hıristiyan çatışmasını körüklemek için hazırlanan korkunç plan" olarak nitelendirilmiştir. Görüldüğü gibi gazete Taliban'ın bir "din savaşını" körükleme planını vurgulamaktadır. Yani Taliban'ı Müslüman-Hıristiyan ayrımı yapmakla suçlamaktadır. Burada Akit gazetesinin de haberlerinde sık sık din savaşı çıkarmak istemesi nedeniyle ABD'yi suçladığı hatırlanmalıdır. Dolayısıyla bu örnek, gazetelerin, haberlerini ideolojilerine göre biçimlendirip anlamlandırmalarına, kendi anlamlarını ve bakış açılarını üretmelerine verilebilecek örnekler arasında yine en önemlilerinden biridir.
Hürriyet'in Taliban' ı olumsuzlayıcı bu tür haberlerine karşılık Akit de ABD için olumsuz olan ve genellikle ülkeyi herhangi bir konu bağlamında "suçlayıcı" pek çok haber yapmıştır. Daha önce de olduğu gibi bunlarda da gazete genelde başlıklarda ve haber içeriklerinde sert ve kaba bir üslup kullanmıştır. Hatta yine bu sert ve kaba üslubunun zaman zaman hakaretlere, küçük düşürmelere, aşağılamalara ve argo sözler kullanmalara kadar vardığı görülmektedir. Böylelikle haberler okuyucu için daha dikkat çekici hale getirilerek, daha güçlü ve vurgulu bir yönlendirme yapılmıştır. Hakarete varan ifadelerin, Müslüman-Hıristiyan ayrımının yani din unsurunun, şiddet içeren suçlayıcı öğelerin haber içeriklerinde ve başlıklarda sıkça kullanılması ABD'nin ve politikalarının sürekli olarak olumsuzlandığını göstermektedir. Örneğin gazetenin, 11 Eylül olayını ilk olarak duyurduğu 12 Eylül tarihinde manşet "Yakan da yanar" şeklindedir. Haberde ABD, Filistin-İsrail savaşında İsrail'den yana tavır koyduğu için ve Körfez Savaşı'nda Irak'ı bombalamakla suçlanmıştır. Burada ABD, "tavrını Filistin'i her gün kan ve ateşe boğan İsrail'den yana kullanan, Irak'taki çocukları ise bombalayarak katleden" ifadeleriyle nitelendirilmiş ve ülkenin saldırılara uğraması "ateşle tanıştı" biçiminde yorumlanmıştır. Ertesi gün Amerika'nın olaya karşı ortaya koyduğu tavır netleşmiş ve yapılan açıklamalardan saldırılara savaşla karşılık verileceği anlaşılmıştır. Akit'in bu habere ilişkin verdiği manşet haberdeki başlık şöyledir: "Yine terör ekiyor". Haberde ABD için "bugüne kadar ektiklerini biçen", "geçmişte terörist saldırılar gerçekleştiren", "sağduyulu hareket etmeyen" şeklinde ifadeler kullanılmış, aslında 11 Eylül'deki saldırıların değil ABD'nin uygulamalarının "terör" olduğu belirtilmiştir. Bu tür haberlerde gazetenin, ABD'ye geçmişteki uygulamalarından dolayı yoğun eleştirileri açık olarak görülmektedir. Kullanılan şiddet ve öfke içeren ifadelerden de bunun ön plana çıkarılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. 14 Eylül'deki haber suçluların Arap kökenli ve hedefin Afganistan olduğunun açıklanması ile ilgilidir. Manşet haberin başlığı "Bunun adı devlet terörü"dür. Eskiden de, örneğin Hiroşima, Nagazaki, Trablusgarp, Bağdat, Kabil, Ramallah gibi yerlerde ülkenin "terörist saldırılar" gerçekleştirdiği söylenerek, ülke dünyadaki insanları "kana boğmakla", hiçbir delil olmamasına rağmen Afganistan'ı ve Ladin'i olayın faili ilan etmekle suçlamaktadır. Bu da "Başta Afganistan olmak üzere, İslam ülkelerine ve Müslümanlara karşı devlet terörü estiriliyor" ifadeleriyle anlatılmıştır. Yine din vurgusu yapılmış, sebepsiz yere Müslümanlara savaş açıldığı belirtilmiştir. 16 Eylül'deki haberde ABD ile birlikte NATO da suçlanmaktadır. "Hedefleri hilal" manşetiyle duyurulan haberde NATO'nun ABD'yi Afganistan'a savaş ilan etmesi konusunda desteklemesi ve bunun için saldırıyı tüm üye ülkelere yapılmış saymasına ilişin 5. maddeyi yürürlüğe koyması konu edilmiştir. Haberde Sovyetler Birliği'nin yıkılmasıyla birlikte NATO ve ABD'nin düşmanlıklarını İslam'a yönelttikleri ve NATO'nun bağımsız değil, ABD etkisinde bir kurum olduğu "10 yıl önce düşman rengini kırmızıdan yeşile çeviren ABD güdümlü NATO" ifadesiyle vurgulanmaktadır. Burada "10 yıl önce" Sovyetler Birliği'nin yıkıldığı tarihi ifade etmekte, "kırmızı" komünizmi, "yeşil" ve "hilal" de İslam' ı sembolize etmek için kullanılmaktadır. Gazete burada da yine "İslam ülkelerini kana bulamak için" ABD'deki saldırıların bahane edildiğini vurgulamaktadır. "Tam sersemledi" başlığı 24 Eylül tarihli manşet habere aittir. Bu haberde ABD yine Afganistan'a operasyon düzenleyebilmek için bahaneler bulmakla suçlanmaktadır. Bunu da "mazlum Afganistan üzerine çullanabilmek için garip gerekçeler ileri sürmeye devam ediyor" şeklinde ifade etmiştir. "Uğradığı saldırıdan sonra kendini kaydeden", "söylediklerinin de yaptıklarının da farkında olmayan" şeklindeki küçümseyici ifadeler de yine ABD için kullanılmıştır. Bir başka haberde (27 Eylül) ABD ve ona destek veren ülkeler, küstahlıkla, barbarlıkla, faşistlik ve vahşilikle suçlanmaktadır. Manşeti "Küstah ve Barbar" olan haber çeşitli ülkelerde Müslümanlara yönelik ayrımcılık yapıldığına ilişkindir. Habere göre ABD'de İran, Irak, Pakistan ve Mısır kökenli 4 kişi görünüşleri, isimleri, ırkları ve dinleri sebebiyle uçaklardan indirilmiş, İngiltere'deki camiler sabote edilmiş ve Müslüman aileler tehditlere maruz kalmış, Hollanda'da Müslümanların sınırdışı edilmesi gündeme gelmiş ve Fas kökenli bir öğrenci Kara Kuvvetleri okulundan atılmıştır. Haberde "ABD ve Avrupa ülkelerinin vahşi ve faşist yüzü son saldırıyla birlikte ortaya çıkmaya başladı" denmektedir.

Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 26.09.08, 19:29
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

Başvurulan kaynaklarla ilgili bulgular
Hürriyet ve Akit'in, 11 Eylül terör olayı ile ilgili haberleri okuyucularına iletirken konuyla ilgili insanların, konunun uzmanlarının, önde gelen devlet ve siyaset adamlarının, liderlerin, bürokratların, bilim adamlarının ya da onlar adına veya onlardan bağımsız kurum, kuruluş ya da örgütlerin, kısaca kamuoyunda belirli bir saygınlığa sahip olan veya olacağı düşünülen kişilerin /kurumların görüşlerine sık sık yer verdiği görülmüştür.
Haberlerde görüşlerine yer verilen kişilerin sunduklarının her iki gazetede farklı yönelimlere sahip olduğu bulunmuştur: Gazeteler arasında p= 0.001 seviyesinde anlamlı bir fark çıkmıştır. Bu bulgu makalenin üçüncü hipotezini desteklemektedir (Tablo 3).
Chi square= 128.771 df= 3 p= 0.001 c=
İçerik analizinde, Hürriyet'te toplam 104, Akit'te ise toplam 148 görüşe yer verildiği bulunmuştur. Hürriyetsin yer verdiği 104 kişinin görüşünün 79'u, yani toplam yer verdiği görüş sayısının %76'sı ABD'nin ve politikalarını desteklemektedir. 12 görüş (%4.5) her iki tutumu da içeriyor iken, 8 görüş (%7.7) ABD'nin ve politikalarının karşısında, 5 görüş ise (%4.8) nötr karakterini taşımaktadır. Akit'te ise, 148 görüşten 113'ü (%76.3) ABD'nin ve politikalarının karşısındadır. Görüşlerin 20'si (%13.5) ABD'nin ve politikalarının yanında yer alırken; 11'i (%7.4) nötr, 4'ü ise (%2.8) her iki tutumu da içermektedir.
İnceleme sonunda gazetede görüşlerine yer verilen kişilerin ve kurumların genel olarak üç grup içine düştüğü bulunmuştur. İlk grupta Amerikan siyasetini veya ülke politikalarını yönlendirmede önde gelen siyasetçilere, bürokratlara, yetkililere, gazetecilere veya önde gelen basın kurumlarına yer verilmektedir: Başkan Bush, Dışişleri Bakanı Powell, Dışişleri Bakan Yardımcısı Grossman, Türkiye Büyükelçisi Pearson, CIA Eski Başkan Yardımcısı Johnson, Ulusal Güvenlik Konseyi Üyesi Bryza, Kissinger ve meşhur gazeteci W. Safire gibi kişiler ve The Sunday Times, Wall Street Journal ve Washington Post gibi gazeteler. Gazetenin çoğunlukla bu gruptaki kaynaklara ait iletilere yer vermiş olduğu göze çarpmaktadır. Bu tür iletilerin içeriğine bakıldığında, Ladin ve Afganistan'ın suçlu ilan edilmesi (14 Eylül-Powell, 16 Eylül-Bush, CNN International, 20 Eylül-Wall Street Journal, Jone's Intelligence Review, 21 Eylül-ABD Dışişleri Yetkilisi, 22 Eylül-Johnson, Bush, 22 Ekim-Washington Post gibi kişi ve kurumların açıklamalarında olduğu gibi), Amerika'nın terörü ortadan kaldırmak amacıyla savaş başlatacağı şeklindeki açıklamalarla olayın sorumlularına göz dağı verilmesi, güç gösterisi yapılması (örneğin 12 Eylül'de Bush'un bunun kesinlikle bir terör eylemi olduğu, karşılıksız kalamayacağı ve herkesin ABD'nin vereceği cezayı göreceği; 13 Eylül'de olayı yapan ile yaptırana ayrım olmayacağı yani hem suçlunun, hem suçluya destek veren örgüt ve ülkelerin cezalandırılacağı; 14 Eylül'de herkesin ABD'ye karşı ilan edilen savaşta hangi tarafta yer alacağına karar vermesi gerektiği şeklindeki açıklamaları; 13 Eylül'de Kissinger ve Safire'in kesin delil olmadan bile şüphelilerin hemen vurulması gerektiğine; 14 Eylül'de Kissinger'in operasyonun yetmeyeceğine, terörü barındıran ülkelere karşı harekete geçilmesi gerektiğine, böyle terörü besleyen kaynakların kurutulabileceğine ilişkin görüşleri; The Sunday Times'ın 24 Eylül'de yayınlanan Kabil yakınlarındaki çatışmanın hedefe yönelmekten çok güç gösterisi şeklinde geçtiğine ilişkin haberi; Safire'nin 25 Eylül'de Afganistan'la birlikte geç olmadan Irak' ın da hedef alınması gerektiği şeklindeki açıklamaları ve benzeri görüşler), Türkiye ile olan karşılıklı iyi ilişkilere vurgu yapılarak Türkiye'nin "sadık ve tecrübeli bir müttefik" olduğuna dikkat çekilmesi (23 Eylül'de Dışişleri Bakan Yardımcısı Grossman' ın, terörün ne kadar korkunç olduğunu en iyi bilen ülkenin Türkiye olduğu, Türkiye'nin onları seçtiği vereceği desteğin özel bir önemi olduğu şeklindeki görüşleri; ABD Türkiye Büyükelçisi Pearson'ın 27 Eylül'de Türkiye'nin terörle mücadelede vizyon açısından liderlik üstlenecek bir ülke olduğuna dair yaptığı açıklama; 1 Ekim'de New York Times'ın, Türkiye'nin terörün yıllarca yarattığı yıkım ve acıyı yaşayan tecrübeli bir ülke olduğuna dair yazıları; Bush'un 12 Ekim'de Türkiye'nin gerçek bir dost ve çok önemli bir müttefik olduğunu her zaman gösterdiğini, 11 Eylül'den sonra da unutulmaz bir destek verdiğini, özgürlük, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi değerleri paylaşan iki ülkenin şimdi de terörizme karşı dayanışma içinde olduğunu içeren sözleri gibi) ve ülkenin fiili destekte bulunması halinde elde edeceği faydaların açıklanması (Wall Street Journal' ın 20 Ekim'de yayınlanan, Afganistan'da öncü rol üstlenecek bir Türkiye'nin bölge liderliği için büyük avantaj yakalayacağına, böylece Türkiye'nin Avrupa'daki etkinliğinin artacağına ilişkin görüşleri; 1 Kasım'da ABD Hazine Bakanlığı'ndan yapılan, 11 Eylül saldırılarının Türkiye ekonomisine tam etkileri ve Türkiye'nin finansman ihtiyacı üzerinde yoğun çalışıldığı Türkiye'nin Washington'ın desteğini hakettiği şeklindeki açıklamalar; Bryza'nın 3 Kasım tarihinde güvenlik işbirliği bakımından ABD'ye Türkiye ve İngiltere'den daha yakın müttefik olmadığını, Ankara'nın Kafkasya'da kritik rolü olduğunu ve halen Türkiye'ye ekonomik destek konusunda çalışıldığını içeren sözleri; 6 Kasım'da Safire'in SSCB'yi bölen Çin gibi laik, Müslüman ve en güçlü orduya sahip Türkiye'yi kullanmak gerektiğine yani Türkiye'nin Kuzey Irak'ı işgal etmesi gerektiğine, böylece büyük para kazanan Türkiye'nin AB'ye girmesinin kolaylaşacağına, Kürt sorununun çözüleceğine, dünyanın da Ladin'den kurtulacağına dair yaptığı açıklamalar ve benzerleri) gibi öğelerin ön plana çıkarıldığı görülmektedir.
Hürriyet bununla birlikte ikinci bir grup olarak 11 Eylül terör olayıyla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye ve Amerika dışındaki çeşitli ülke liderlerinin ve uluslararası kurum, kuruluş ya da örgütlerin yetkililerinin görüşlerini de zaman zaman okuyucularına iletmiştir. Putin (12 Eylül), NATO (13 Eylül), Pakistan yetkilisi (16 Eylül), Blair (13 Ekim), Suudi Arabistan sözcüsü (10 Ekim), Arap Birliği Genel Sekreteri (5 Kasım) gibi kişilerin ve kurumların yer aldığı bu gruptaki iletilerde ise Amerika'nın tutumuna destek ve Ladin ve Taliban rejimine eleştiri niteliği taşıyan mesajlar öne çıkmaktadır.

Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 26.09.08, 19:30
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

Üçüncü grupta görüşlerine yer verilen kişiler veya kurumlar ise tavırlarını açık olarak, Amerika'nın ve uyguladığı politikaların yanında olma şeklinde ortaya koyan Türk hükümet yetkilileri veya siyaset adamlarıdır (13 Eylül-Ecevit, 15 Eylül-Ecevit, 16 Eylül-Demirel, 19 Eylül-Ecevit, 22 Eylül-Sezer, 28 Eylül-Cem, 11 Ekim-Bahçeli, Yılmaz, 13 Ekim-Ecevit, 31 Ekim-Diyanet İşleri Başkanı Yılmaz, 2 Kasım-Ecevit, 9 Kasım-Ecevit gibi). Bu kişilerin iletileri, olayın bir terör eylemi olduğu, olayda ABD'nin yanında olunduğu, Türkiye'nin ABD'ye destek vermesinin gerektiği, dolayısıyla aktif bir şekilde destek verilmesini tasvip ettikleri, Ladin ve Afganistan yönetiminin ülke halkının yararları ve terör olaylarının engellenmesi için ortadan kaldırılması gerektiği konularında birleşmektedir.
İnceleme sonunda ayrıca, gazetenin haberlerinde görüşlerine yer verdiği kişilerin/kurumların iletilerinden, Amerika'nın güç gösterisi ve gözdağı vermesi açılarından en sert ve sivri olanlarının gazetede manşet ya da sürmanşetle, yani büyük önem atfedilerek duyurulduğu görülmüştür. Örneğin 13 Eylül'de, siyasi konulardaki yazı ve görüşleriyle Amerika'da önemli yerleri olan Washington Post gazetecisi, Kissinger ve New York Times'dan William Safire'in hiçbir delil göstermeden Amerika'nın şüphelendiği suçluları, onları barındıran ve onlara destek veren her ülkeye savaş açarak ortadan kaldırması gerektiğine ilişkin ortak görüşleri "Hemen vur" başlığıyla sürmanşetten verilmiştir. 16 Eylül tarihinde ise içinde ABD'nin güç gösterisini ve korkutma stratejisini barındıran Bush'un bir görüşü gazetede yine sürmanşetle şu başlıkta duyurulmuştur: "Onu ininden çıkarıp alacağız." Yine 22 Eylül ve 12 Ekim'de Bush'un "Ladin'i ve örgütünü yok edin", "Dostluğunuzu unutamayız", 23 Eylül'de Grossman'ın "Türkiye bizi seçti", 13 Ekim'de Blair'in "Müslümanlar kendinize sorun Afganistan'daki gibi bir rejimde yaşamak ister miydiniz?", 22 Ekim'de Bush'un "Ladin'i yok edin", 6 Kasım'da gazetenin "Pulitzer ödüllü" diyerek nitelendirerek bu şahsı yücelttiği ve böylece fikirlerini değerli bulduğunu dolaylı olarak belirtmiş olduğu gazeteci Safire'in "Türkiye Kerkük petrolüne el koysun", 9 Kasım'da Ecevit'in "ABD'ye yardım insanlık borcu" gibi sözleri gazetede manşet veya sürmanşet haber olarak iletilmiştir.
Akit'in iki aylık ilk sayfa haberleri incelendiğinde ise gazetenin, görüşlerine yer verdiği kaynakların iletilerinin çoğunlukla Amerika'nın ve politikalarının karşısında olduğu görülmüştür. Bu iletiler ile, gazetenin ideolojisi, Hürriyet'te olduğu gibi, örtüşmektedir. Çünkü Amerika'ya ve politikalarına muhalif görüşlere sahip kişilerin iletilerine yer vermek katı bir İslamcı ideolojiye sahip bu gazete için ideolojiyi yayma, destek bulma ve propaganda yapma açılarından işlevseldir. Bu görüşlerde özellikle ABD'ye yönelik eleştiri, suçlama, meydan okuma, karşı çıkma, uyarı, kınama gibi öğeler ön plana çıkmaktadır. Buna göre Akit'in haberlerinde yer verdiği iletiler de üç grupta ele alınmıştır. 11 Eylül terör olayının haber yapıldığı ilk günden itibaren gazete Amerika'ya muhalif bir tavır sergilemiş ve iki aylık süre zarfında da bu tutumundan vazgeçmemiştir. İlk gruptaki bu türlü iletiler genellikle Ladin (13 ve 20 Eylül, 4 ve 11 Kasım), Başkatip Yoldaş (13 Eylül), Dışişleri Bakanı Mütevekkil (17 Eylül), Pakistan Büyükelçisi Zaif (23 Ekim, 9 Kasım), Lider Molla Ömer (14 ve 15 Eylül, 9 ve 15 Ekim) gibi Taliban yönetimi üyelerine aittir. Bu görüşlerin hiçbirisinde suçlunun Ladin ve örgütü olduğu ve Ladin'in ABD'ye teslim edilmesi kabul edilmemiştir. Ladin'in kendisinin, olayla ilgisi olmadığına ilişkin açıklamalarına sık sık yer verilmiş, bu iletilerde de olayın sorumluluğu inkar edilmiş öte yandan aynı zamanda saldırının tasvip edildiği söylenmiştir. Taliban yönetimindeki yetkililerin açıklamaları da genel olarak aynı yöndedir. Buna göre ABD Ladin'i suçlamak için hiçbir kanıta sahip değildir, esas suçu Müslümanlara karşı ABD işlemektedir ve ABD'nin açtığı savaşa karşı direnilecek, karşılık verilecektir.
İkinci grup iletiler Afganistan ve Türkiye dışındaki ülke başkanlarının veya yetkililerinin ve uluslararası kurum, kuruluş veya örgütlerin yetkililerinin görüşlerinden oluşmaktadır. Çoğunlukla bu görüşler Suriye (15 Eylül), Mısır (17 Eylül), Endonezya (26 Eylül), İran (27 Eylül, 8 Ekim, 7 Kasım), Pakistan (26 Eylül, 6 Ekim), Katar (25 Ekim) gibi İslam devletlerine ait liderlerinin ve yetkililerinin iletilerinden oluşmaktadır. Dolayısıyla görüşlerde Taliban yönetimine destek verilmesi, "cihad" ilanıyla ABD'nin askeri bir müdahalesine karşı çıkılması, ilan edilen suçlunun reddedilmesi gibi ABD'ye karşı olumsuz anlam ve mesaj içeren unsurlar dikkat çekmektedir.
Çeşitli örgüt ve kurumlar adına açıklamalar yapan kişilerin iletilerinde de savaşın durdurulması gerektiğine yönelik veya ABD'nin politikalarını eleştiren, suçlayıcı öğeler ön plana çıkarılmıştır (Alman Kızılhaç Örgütü'nden, 12 Ekim tarihinde yapılan, ABD'nin Afganistan sivil halkına dağıttığı yardım paketlerinin "ölüm tuzağı" olduğuna, propaganda amaçlı olarak özellikle sivillerin yaşadığı bölgelere havadan atılan ABD yardım paketlerinin sivil halkın mayınlı bölgelere giderek ölümüne sebep olduğuna dair açıklamalar; 19 Ekimde ABD Müslüman Birliği lideri Farrakhan' ın
"Bunlar daha önce de yalan söylediler. Şimdi de yalan söylemediklerinin garantisi yok. Kanıtların açıklanması gerekiyor" şeklindeki açıklaması veya 2 Kasım'da BM Genel Sekreteri Annan'ın yaklaşan kış mevsimi nedeniyle, insanlara yardım edilebilmesi ve insani yardım faaliyetlerinin başlatılabilmesi için Afganistan'daki operasyonun en kısa zamanda sona erdirilmesi gerektiğine ilişkin sözleri bunlardan bazılarıdır).

Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 26.09.08, 19:32
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

Üçüncü gruptaki iletiler ise gazetenin, ABD'nin politikalarına muhalif olan Türk siyaset adamlarının, bilim adamlarının veya yetkili kişilerin görüşlerinden oluşmaktadır. Bu görüşler, genellikle suçluların Ladin ve Afganistan olamayacağına, böyle bir iddianın doğru olmadığına, Amerika'nın ortaya koyduğu tavırların yanlış olduğun sunmaktadır. Örneğin 13 Eylül ve 16 Eylül'de Saadet Partisi Genel Başkanı Kutan'ın ABD'deki eylemin Afganistan ya da Filistin kaynaklı olduğunu düşünmek, böyle bir organizasyonu oraya bağlamak için insanın saf olması gerektiğini ve eylemler nedeniyle hedefte Pakistan, Sudan, Irak ve Afganistan olmasının parti olarak kabul edilmeyeceğini içeren açıklamaları; uluslararası ilişkiler uzmanı Özfatura'nın ABD'nin, Afganistan şahsında İslam dünyasına savaş başlattığı, gerçekleştirilen saldırıların İslam dünyasına karşı hazırlanmış bir senaryo olduğu sözleri; SP Grup Başkanvekili Candan'ın olayın MOSSAD, FBI ve CIA içerisindeki köstebeklerin işbirliği ile yapılmış olduğuna, Afganistan'a yargısız infaz yapıldığına, bunun ise Bush'un "kovboy kafası" mantığından kaynaklandığına ilişkin görüşleri; MİT Daire Eski Başkanı Kaynak'ın 30 Eylül'de söylediği olayın suçlusunun Usame Bin Ladin olduğunu düşünenleri "çok komik" bulduğuna ve bunun terör değil iç savaş olduğuna dair sözler böyledir. Benzer şekilde, Türk hükümetinin bu konuda Amerika'nın yanında olmasının kabul edilemeyeceği belirtilmekte ve hükümet yetkililerinin Amerika için olumlu ve destekleyici tutumları eleştirilmektedir: 10 Ekim'de Kutan' ın, Türkiye'nin hedefi ve sonucu belli olmayan bir maceraya atılmaya hakkı olunmadığını, savaşa girmesi halinde ülkenin bölge ülkelerinden uzaklaşacağını; AKP Başkanı Erdoğan' ın, başbakanın "Kanıtlardan ABD tatmin olduysa bizde oluruz" sözleri üzerine onu, ABD'nin "siyasi noter katipliği" olarak suçlamasını; aynı gün BBP Başkan Yardımcısı Şendiller'in Türkiye'nin, ABD'nin "babasının uşağı" olmadığını ve onun "canı istiyor" diye savaşa girilmemesi gerektiğini; AKP üyesi Şener'in Türk askerinin kanının para ile satılamayacağını; 3 Kasım'da Kutan'ın Afganistan'a asker gönderilmesinin yanlış olduğunu, buna imza atan bakanların önce kendi çocuklarını göndermeleri gerektiğini, bunun adaletsizlik olduğunu içeren sözler bu yönelime örneklerdir. Bu tür mesajlara sahip iletilerin çoğunlukla muhalefet partilerine mensup kişilere ait olduğu dikkat çekmektedir.
Özetle Aki't'in görüşlerine yer verdiği kişilerin/kurumların ortak paydada buluştuğu noktalar şunlardır: Sosyal hayatlarındaki İslami kimlikleri, İslamcı ideolojinin savunucusu olan bir parti mensubu olmaları, İslam kurallarına göre yönetilen bir devletin temsilcisi olmaları, Amerika'ya ve politikalarına herhangi bir nedenle ılımlı olmayan karşı gelmeleri.
Akit incelenirken, gazetenin kişilerin görüşlerini iletmede Hürriyet'te farklı bir sunum biçimi daha kullandığı göze çarpmıştır. Hürriyet suçlu ilan edilen Afganistan' ın yetkililerinin ABD ve politikalarına karşı olan görüşlerine haber hazırlanış mekanizmalarına uygun olarak nadiren ve küçük haberlerle yer vermiş yani görüşleri önemsizleştirmiştir (19 Eylül'de Taliban Ulema Meclisi Sözcüsü Molla Muhammed Hasan'ın, 29 Eylül'de lider Molla Ömer'in, 22 Eylül'de Pakistan Büyükelçisi Zaifin Ladin'i teslim etmeyeceklerine ilişkin açıklamaları; 9 Ekim'de bir Taliban sözcüsünün ve yine Zaif'in Amerika'nın yaptığının teröristlik olduğunu ve Amerika'yla birlikte hangi ülke onun yanında yer alırsa düşmanları olacağını içeren sözleri gibi). Akit'e bakıldığında ise, gazetenin ABD'nin yanında olan kişilerin açıklamalarına yer verdiği ancak bu açıklamaları haberlerinde yeniden-biçimlendirerek yine ABD'ye karşı kullandığı görülmektedir. Örneğin, 18 Eylül günü Bush'un çıkacak olan savaşın bir "Haçlı Savaşı" olduğuna ilişkin açıklamaları gazetede "Bush kinini kustu", "ABD dilinin altındaki baklayı çıkardı" ifadeleriyle eleştirilirken bunun Müslümanları "katletmek" için hazırlanan bir "şeytanca plan" olduğu iddia edilmiştir. 27 Eylül'de ise Bush'un "Bu iyilerle-kötülerin savaşı olacaktır" şeklindeki açıklamaları manşetten "Küstah" başlığıyla duyurulmuş ve haberde bu açıklamalar yoğun bir şekilde eleştirilmiştir. Aynı gün "Bu da yeni Mussolini" başlığıyla İtalyan Başbakanı'nın sözleri haber yapılmış, Berlusconi "İtalyan faşizminin önderi Mussolini'ye özenen İtalyan Başbakanı" olarak nitelendirilmiş; Batı uygarlığının İslam dünyasından üstün olduğunu belirten açıklamaları da "küstahça sözler sarfetti" şeklinde yorumlanmıştır. Başlık ve haber içeriklerindeki sert ve kaba üslup görüldüğü gibi hemen göze çarpmaktadır. Amerika'nın yanında mesajlar içeren ve bu yüzden eleştirilen bir başka görüş de Ecevit'e aittir. Ecevit'in Taliban rejimini "çağdışı" olarak nitelendirdiği ve Ladin Afganistan'da bulunmasa bile yönetimin değiştirilmesi gerektiğini belirttiği açıklama da "Hangi yüzle?" başlığıyla okuyuculara iletilmiştir. Gazeteye göre bu tür söylemler "Türkiye'deki insan hakları ve inanç hürriyetine yönelik baskılar sebebiyle başka devletlerin Türkiye rejimine de müdahale etme hakkı" doğurmaktadır. Gazetenin yönetime olan muhalif tavrı bu ifadeyle de ortaya çıkmıştır. Ayrıca aynı konuyla ilgili olarak bir başka haberde de (1 Ekim) "çağdaşlık"tan sözeden Ecevit'in "hâlâ 1952 model daktilo kullandığı, yönettiği ülkede sal ile eğitim yapıldığı, öğrencileri dörder kişilik masalarda tıkış tıkış oturttuğu, başörtülü ve sakallıları kamusal alana sokmadığını içeren yönetime ilişkin aksaklıklar vurgulanarak Başbakan' ın "çağdaşı Taliban" sözleri yine şiddetle eleştirilmiştir. 10 Ekim'de Bush'un "terörle savaşıyoruz" açıklaması da "tam bir palavra" şeklinde duyurulmuş çünkü haberde ABD camide namaz kılan insanları vurmakla suçlanmıştır. Bir başka haberde ise bir Pentagon yetkilisinin "Kızılhaç binası yanlışlıkla vuruldu" şeklindeki sözlerine yer verilmiş ve bu da Amerika'nın sivilleri vurduğunu destekler ve kanıtlar bir "itiraf" olarak sunulmuştur. Hürriyet'in ABD'nin yanında pek çok görüşü manşet veya sürmanşetten büyük önem vererek duyurduğu gibi, Akit'in de bu tür görüşleri okuyucularına sıklıkla manşet veya sürmanşet haber olarak ilettiği görülmüştür.
Yukarıda örneklerle açıklanan bulgularda görüldüğü gibi, her iki basın kurumu da tıpkı başlık ve haber içeriklerinde olduğu gibi kendi ideolojilerine uygun kaynakların iletilerini seçmiş ve sunmuşlar, bu şekilde kendi bakış açılarını güçlendirmiş ve desteklemişlerdir. Sonuç olarak araştırmanın başında, kaynağın ideolojisi ile gazetecinin haberi yapması ve okuyucularına iletmesi arasında anlamlı bir ilişki olduğuna yönelik yapılan tahminlerin geçerliliği nicel ve nitel bulgularla kanıtlanmıştır. Bu bulgular da, haber içerisinde görüşlerine yer verilen kişilerin/kurumların iletilerinde ideolojik anlamların gizli olduğu, bir haberin düzenleniş mekanizmaları dikkate alındığında, kaynakların ve iletilerinin tesadüfen seçilmediği, bu yer vermelerin belirli amaçlara hizmet ettiği varsayımlarını desteklemektedir.
Her iki gazetenin de haber üretimi kendi seçtikleri belirli kaynaklardan gelen bilgilere dayandırılmıştır,. Yukarıda da Hürriyet ve Akit'in haberlerini, görüşlerine yer verdikleri çeşitli kişi veya kurumların iletileriyle şekillendirdiği ancak bu iletilerin çoğunun içeriklerinin ve yönlerinin tesadüf olamayacak şekilde her iki gazetenin 11 Eylül terör olayına bakış açılarına uygun olduğu görülmüştür.

Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 26.09.08, 19:44
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

SONUÇ
Hürriyet ve Akit'in 11 Eylül saldırılarıyla ilgili iki aylık süre zarfında verdikleri haberlerin bulgularına bakıldığında, Hürriyet'in çoğunlukla ABD ve politikalarının yanında olduğu, Akit'in ise ABD ve politikalarına karşı tavır takındığı görülür. Bu tür bulgular, haber inşası ve ideoloji arasında sıkı bir bağ olduğuna yönelik araştırma varsayımının doğruluğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla, bulgulardan çıkarılacak sonuca göre, ne haber başlığı ne haber içeriği ne de kaynakların kullanımı ideolojiden bağımsız ve tarafsızdır.
Haberde başlık ana temayı belirleyen, okuyucuya ilk anda içerik ile ilgili genel bir bakış açısı sunan, haberin en önemli unsurudur. Bulgular, haber başlığının, haberin özetinin birkaç kelimeyle çıkarılması ya da hızlı bilgilendirme yöntemlerinden biri olarak değil, belli bilişleri aktaracak biçimde hazırlandığına işaret etmektedir. Her iki gazetenin başlıklarında da duygu sömürüsünden yüceltmeye, aşağılamadan övgüye, küçük düşürmeden dostluk ifadesine kadar pek çok olumlayıcı ve olumsuzlayıcı hissi vurgular yapılmış, bu şekilde desteklenen veya onaylanan taraf açıkça belli edilerek okuyucunun yönlendirilmesi aranmıştır. Dolayısıyla, bu çalışma içinde başlıkla ilgili bir kategorinin oluşturularak incelenmesi, Hürriyet ve Akit'in ideolojik yönelimlerindeki, propaganda yapma eğilimlerindeki ve okuyucularına sesleniş biçimlerindeki işlevini değerlendirebilmek, başlık ile ideoloji arasındaki ilişkiyi ve bu bağlamda gazetelerin başlık hazırlamada birbirinden farkını vurgulayabilmek açılarından işlevsel olmuştur.
Her iki gazetenin kullandıkları haber kaynaklarına ve uzmanlara ve onların iletişimlerinin içeriğine bakıldığında, Hürriyet'in çoğunlukla Amerika'nın ve politikalarının yanında olan kişilerin/kurumların görüşlerine yer vermeyi tercih ettiği ortaya çıkmıştır. Yani 11 Eylül terör olayı ile ilgili görüşleri haber yapılanların ideolojisi ve bu ideolojiye dayanarak oluşturdukları iletiler ile Hürriyet ve Akit'in benimsediği ideoloji arasında örtüşme olduğu görülmüştür. Bu yüzden, örneğin, Akit'in tutumunun tersine, Hürriyet'in haberlerinde, benimsenen ortak ya da benzer ideolojiden kaynaklanan benzer görüşlere yer vermesi, sahip olunan ideolojinin desteklenmesi veya onaylanması gibi olumlayıcı mesaj ve anlamlar içermektedir. Ayrıca bunlar çoğunlukla, Amerika'nın insanlık dışı bir terör eylemine maruz kaldığı, olayı gerçekleştiren kişilerin ve o kişilerle ilgili olan tüm örgüt ve devletlerin cezalandırılması, dolayısıyla Taliban yönetimdeki
Afganistan'a savaş açılması gerektiği ve Amerika'nın böyle bir politika izlemesindeki haklılığı noktalarında birleşmektedir.
Bulgular her iki gazete de ABD'nin olaydan sonra uyguladığı politikaların desteklenmesi konusunda farklı tavırlar alındığını göstermektedir. Hürriyet ülkeyi desteklediğini ve politikalarını onayladığını Türkiye'den ve başka ülkelerden yapılan destek ve "yanında olma" içeren açıklamaları haber yaparak vurgulamıştır. Akit ise ülkeyi desteklemediğini yine çeşitli yollardan ortaya koymuştur. Ülkeye karşı olan, politikalarını desteklemeyen kişilerin ve ülkelerin mesajlarını haber yapmış, aynı zamanda ABD için düzenlenmiş protesto gösterilerini sıklıkla duyurmuştur. Her iki gazete de kullandıkları başlıklarda, haber içeriklerinde ve başvurdukları kaynaklarda çok "tercihli" davranmakta ve son ürün olan haber bu tercihlerle biçimlendirilmektedir.
Makalenin bulguları ve girişte sunulan ilgili incelemeler, haberin inşasında tesadüfi, gelişigüzel, nesnel, yansız, tarafsız, doğrunun ve haklının yüceltilmesi gibi kavramların geçersiz olduğu ve haberlerin somut çıkar hesaplarına uygun şekilde oluşturulduğuna ve sürdürülen düşünsel çerçevelerin (ideolojilerin) içinde yapıldığına işaret etmektedir.


KaynakPDF
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 1tuba.pdf (592,9 KB (Kilobyte), 112x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 26.09.08, 21:23
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bilimsel
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 2.559
Blog Başlıkları: 5
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

SONUÇ
Hürriyet ve Akit'in 11 Eylül saldırılarıyla ilgili iki aylık süre zarfında verdikleri haberlerin bulgularına bakıldığında, Hürriyet'in çoğunlukla ABD ve politikalarının yanında olduğu, Akit'in ise ABD ve politikalarına karşı tavır takındığı görülür. Bu tür bulgular, haber inşası ve ideoloji arasında sıkı bir bağ olduğuna yönelik araştırma varsayımının doğruluğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla, bulgulardan çıkarılacak sonuca göre, ne haber başlığı ne haber içeriği ne de kaynakların kullanımı ideolojiden bağımsız ve tarafsızdır.
------------------------merhaba.

kısaca ne yaparsanız yapın haberin aktivitesi idolojinin sığ bakışını değiştiremiyor.
ben benim! sanki bir yaratıcı tasarım edasıyla yeni kostümleri ile davetlere icabet ediyor.


efendim harika bir bilgilendirme tez.

teşekkür ederim saygılarımla.

oğuz gölçik yazar...
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
etkeni:, eylül, haber, ideoloji, inceleme, olayı, üzerine, yapmada

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 19:06 .