Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İletişim Fakültesi > Gazetecilik > Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

Gazetecilik hakkinda Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme ile ilgili bilgiler


Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir -Ideology factor in news-making;A study on the October 11 event Öz: Bu çalışmada 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de Dünya Ticaret merkezi

Gazetecilik Gazetecilik Bölümü, haber medyasında çalışacak gençlere genel kültür kazandırmayı, iletişim ve kitle iletişimi kuramlarındaki çağdaş gelişmeleri aktarmayı ve bu bilgiler ışığında öğrencilerin çeşitli uygulamalar gerçekleştirmesini amaçlamaktadır.

Like Tree37Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 26.09.08, 18:52
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir -Ideology factor in news-making;A study on the October 11 event
Öz: Bu çalışmada 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de Dünya Ticaret merkezi ve Pentagon binasına yapılan uçak saldırıları örnek olay olarak seçilmiş ve bu olayın Türk basınında nasıl haber yapıldığı incelenmiştir. Bunun için ideolojileri birbirinden farklı olduğu bilinen iki gazete seçilmiştir: Egemen basından Hürriyet ve İslamcı basından Akit. Bu gazetelerin, olaydan sonra iki aylık süre içinde (12 Eylül-12 Kasım), olayla ilgili yaptığı tüm baş sayfa haberlerinin başlıkları, içerikleri ve haberde görüşlerine yer verilen kişilerin/kurumların iletileri, gazetelerin olaya ilişkin bakış açılarını ölçebilmek amacıyla öncelikle ilişki testine tabi tutulmuştur. Sonuçta gazetelerin ideolojisi ile 11 Eylül terör olayını haber yapmadaki tutumları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Gazete haberlerinin başlıklarından, içeriklerinde ve haberlerde görüşlerine yer verilen kişilerin/kurumların iletilerinden örnekler verilmiştir. Nicel ve nitel bu bulgular aracılığıyla; Hürriyet 11 Eylül terör olayı haberlerini ABD'yi ve politikalarını destekler bir tutumla hazırladığı, Akit ise aksi bir tutumla ABD'ye ve politikalarına karşı haberler yaptığı bulunmuştur.

Ideology factor in news-making;A study on the October 11 event
This article studied the ideology factor in the news. The September 11 problem was chosen as a case study to determine the coverage differences between Hürriyet and Akit. All of the first page news of these newspapers during the two months period after the September 11th were selected for investigation. Three hypotheses were tested. Newspaper headlines, main text and the sources of information were analyzed Findings supported all three hypotheses: there are significant differences between the newspapers. It was found that Hürriyet mostly support the USA, whereas, Akit are mostly against the USA.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26.09.08, 18:54
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

GİRİŞ
Kitleleri etkileyip yönlendirmede işlevsel araçlardan en eskisi yazılı basındır. Gazete ile gerçek basitçe yeniden üretilmez, belli amaçlara uygun bir biçimde yeniden inşa edilir. Gerçeğin inşası, gerçek olana ilişkin temsilin içinde oluştuğu dilsel pratikler dolayımı ile taşınır ve üretilir. Bu süreç, seçme ve sunma, yapılandırma ve biçimlendirme işlemlerinin bütününü içine alır. Gazetede haber inşasıyla biçimlendirilen içerik, aynı zamanda, profesyonel ideolojilerin paketlenmiş karakterini taşır. İdeoloji, farklı insan gruplarının kendi pratiklerini tecrübe ettikleri, bu pratiklere belli türde bir anlam verdikleri, açıklamalar getirdikleri ve belli bir imgesel tutunum kazandırmak için düşünceleri kullandıkları gerçekliği şifreleyen düşünsel yapıyı anlatır (Hall, akt. Küçük, 1999b:208; Veron, akt. Dursun, 2001:79). Bu bağlamda ideoloji, toplumsal açıdan önemli belirli bir grubun ya da sınıfın içinde bulunduğu duruma ve hayat deneyimlerini simgeleyen fikirlere karşılık gelir ve 'dünya görüşü' kavramına yakınlaşır. Buradan da şöyle bir tanıma varılabilir: İdeoloji, çıkar çatışması durumlarında toplumsal grupların çıkarlarının meşrulaştırılması ve desteklenmesi sürecindeki söylemsel bir mücadele alanıdır (Thompson, Eagleton, akt. Dursun, 2001). Gazeteler kapitalist sermayenin egemen olduğu yönetimsel bir egemenliğin sürdürüldüğü mücadele alanıdır. Gazete dahil, tüm günlük yaşamda ideolojinin anlam üretmek için işlendiği temel ortam dil pratiğidir: Dil anlamın üretildiği araçtır. Dil pratik bilinçtir; bilinç gibi, sadece gereksinimlerle, zorunluluklarla ve öteki insanlarla ilişkilerle gelişir (Marx ve Engels, 1846: 15, 20, akt. Erdoğan ve Alemdar, 2005). Dolayısıyla dil, (Hackett'in belirttiği gibi 1997:44) söylemsel olmayan nesnelerin dünyasına doğrudan atıfta bulunabilen tarafsız bir aktarım aracı değil, fakat yapılandıran, gerçekliği kuran bir araçtır. Tüm söylem süreçleri ideolojik sınıf ilişkilerinden kaynaklanırlar (Pecheux, akt. Dursun, 2001:49; Said, 1994). Gazetecilikte, profesyonel pratiklerin ideolojisi ve bu ideolojinin "içinden geçerek kendini anlattığı dili", egemenlik ve mücadelenin belli zaman ve yerdeki koşulunu yansıtır. Bu yansıtma, özellikle 11 Eylül gibi ciddi bir olayda oldukça belirgin olacaktır. Bu makale, gazetelerin 11 Eylül olayının "haber inşasını inceleme konusu olarak ele aldı.Basın üzerine çalışmak, içeriğin inşasını ve anlamsal yükünü incelemeyi gerektirmektedir, çünkü anlam kendi kendine oluşmaz, amaçlı olarak inşa edilir. Basın, bağımsız bir gözlemci değildir, aksine aktif bir seçme ve sunma, yapılandırma ve biçimlendirmeyle gelen bir anlam pratiği, anlam üretimi yapar. Veron'un belirttiği gibi (Dursun, 2001), medya anlamlandırma failidir. Mesaj, ideolojik yapılanışı bazında analiz edilmelidir. Basınla ilgili içerikte toplumsal etki/sonuç bağlamında sorunlar varsa, araştırılması gereken, izleyicinin alımlama biçimi değil, içeriğin yükünün karakteridir. Alımlamanın karakteri ne olursa olsun, bu durum, basının içeriğinin yükünü ve basını haklı çıkarmaz ve sorumluluktan arındırmaz. Örneğin, bir çocuk pornosu üreten sektör, "tüketicinin/izleyicinin tercihleri ve arzu ettiği şekilde alınmaması" varsayımına dayanarak aklanamaz. Çocukların pornoda kullanılmasının nedenini "izleyici taleplerine ve anlamlandırmasına" indirgemek, gerçeği saptırmakta ve sorumlu tutulması gereken tarafı "serbest pazar" ilkesini de sunarak sorumluluktan arındırmaktadır.
Basının son zamanlarda üzerinde durduğu konulardan biri de terörizmdir. Özellikle 11 Eylül 2001 olayından sonra, Dünyada ve Türkiye'de terörizm güncelliği azalmayan konulardan biri olmuştur. Çünkü tarihin her döneminde toplumlarda ve toplumlar arasında çeşitli karakterdeki şiddet olayları olmuştur ve olmaktadır. Terörizmde, faaliyetin öznesi olan teröristin amacı, eylemin kendisinden çok eylemin yaratacağı psikolojik etkiyle bağıntılıdır. Bu etki de eylemin ne kadar yaygın bir şekilde duyurulduğuna, yayıldığına bağlıdır. Bu noktada basın dahil, diğer iletişim medyasının önemi ortaya çıkmaktadır. Basın, her olayı olduğu gibi, terör konusunu da işlerken, belirli bir ideolojiye ve çıkar yapısına uygun inşa ile gelir. Bu da çoğu kez o ülkede egemen olan devlet ideolojisidir. Fakat, basının tavır ve tutumları, kullandığı söylem, olayı nasıl ele aldığı ve okuyucuya ne şekilde aktardığı terör haberlerinde de farklılaşmaktadır.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26.09.08, 18:56
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

11 Eylül olayı, ABD'nin ekonomi merkezi, savunma merkezi ve siyasi merkezinin bir defada hedef alındığı son yılların en önemli terör olayı olarak tarihe damgasını vurmuştur. Söz konusu merkezler meşrebi ne olursa olsun herkes tarafından ABD'nin dünya egemenliğinin başlıca sembolleri sayıldığı için buralara indirilen bir darbenin; durumu, konumu, düşünüşü ne olursa olsun her topluluğu hatta bireyi farklı yönlerden de olsa belli yoğunluk ve derinlikte etkilememesi mümkün görülmemektedir. Ancak dünyada yaşayan tüm insanların bir görüş üzerinde hemfikir olması ve olaya aynı bakış açısından bakması mümkün değildir. Bunu Chomsky (2002a:18, 25); olaydan sonra Amerikan medyasındaki bakış açılarının ortak olmadığını, halkın içinde farklı görüşleri benimseyen kesimler olduğunu, bu yüzden karşıt görüşlerin belirmesinin uzun sürmediğini ve bunların ilk olarak büyük medya organlarında dillendirilmeye başlandığını; öte yandan, zaten tarihte hiçbir dönemde de medyada herhangi bir konuyla ilgili olarak homojen düşüncelerin bulunamayacağını ve bunun pek çok örneğinin olduğunu anlatarak dile getirmektedir. Benzer şekilde Türkiye'de de olay ile ilgili olarak pek çok farklı bakış açısını temsil eden görüşün yazılı basın içinde yer almış olmaması mümkün değildir. Bu makalede, 11 Eylül olayından sonra yazılı basın aracılığıyla kamuoyuna yansıtılan farklı bakış açılarının, Türkiye boyutunda incelenmesi gerektiği fikriyle yola çıkılmıştır. Araştırmadaki amaç hangi görüşün ne kadar doğru ve geçerli olduğunu bulmak değil, Türk yazılı basınında 11 Eylül terör olayı haberlerini çözümleyerek, farklılıkları ve farklılıkların ideolojik karakterini incelemektir. Bu amaçla, makale 11 Eylül 2001 tarihinde meydana gelen, dünyanın stratejik, ticari ve askeri en büyük güçlerinden birinin çok büyük darbe aldığı, en geniş kapsamlı ve yankı uyandıran örneklerden biri olan terör olayının, biri egemen diğeri ise İslamcı iki farklı ideolojik yönelime sahip gazetede haber olarak inşasının ideolojik yapısını belirlemek ve böylece iki gazetenin haber yapma politikalarına ilişkin çıkarımlarda bulunmak için tasarlandı. Tasarımın temel kuramsal varsayımına göre, haberin gazetede kodlanmış (paketlenmiş) biçimiyle gazetenin ideolojik yönelimi arasında bir bağ vardır. Bu kuramsal varsayımdan tezin temel araştırma sorusu çıkarılmıştır: "Farklı ideolojik yönelimlere sahip iki gazetenin 11 Eylül terör olayı ile ilgili haberleri arasında nasıl bir farklılık vardır?"
Makalenin diğer amaçları, basının bilgileri yönlendirme, temsil etme ve anlamlandırmada nasıl bir yol izlediği ve izlenen yollardaki farklılıklarla ilgilenen akademisyenlere yeni bilgi sağlamak; bu konuda süregelen ve yapılacak olan yeni tartışmalara ve araştırmalara kaynak olmak ve ışık tutmak; basında nesnellik tezinin geçersizliğine bir örnek inceleme sunmak; birikmiş bilgiye katkıda bulunmaktır.
Bu makalenin konusuyla ilgili kaynak taraması sonucu 11 Eylül terör eyleminin basında yansıtılmasının doğasını ele alıp irdeleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Fakat terör ve terör haberleriyle ilgili niceliksel veya niteliksel pek çok çalışma yapıldığı görülmüştür. Niteliksel çalışmalar genellikle tanımlayıcı çalışmalar olup terörün ve özellikle uluslararası terörün kavramsal-betimsel açıklamalarına yönelmiştir. Aynı zamanda, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca maruz kaldığı bu sorun araştırmalarla da desteklenmiş, ülkedeki terör örgütleri, yapılan eylemler ve alınan tedbirler belirlenip ortaya koyulmuştur. Bu çalışmaların sonucunda terörün oluşmasına engel olabilecek faktörler belirtilmiş, mücadelede hangi tedbirlerin alınması gerektiğine ilişkin öneriler getirilmiş, terörün bir toplumu bütünüyle etkisi altına aldığı öne sürülerek önlenmesi için siyasi, askeri ve polisiye tedbirlerin bir arada alınması gerektiği üzerinde durulmuş ve uluslararası iş birliğine gidilmesi önerilmiştir. Söz konusu araştırmalar, teorik ve niteliksel araştırmalardır; sayısal veriler vardır, fakat hangi yılda, hangi terör örgütünün, kaç terör olayı gerçekleştirdiğini gösteren frekans dağılımlarından öte gitmemektedir. Dolayısıyla bu incelemeler çalışmayla konu olarak benzer ancak yöntem olarak oldukça farklı çalışmalardır (Ak, 1995; Dilmaç, 1996; Tüzen, 1995).
Bu bağlamda, ikinci grup incelemeler, terör ve kitle iletişim araçlarının ilişkisini kuran araştırmalardır. Bu araştırmaların nitel olanları terörün kitle iletişim araçlarındaki sunumlarına bakmakta ve nasıl hazırlanması gerektiğine ilişkin normatif çözümler sunmaktadır. İlk grup araştırmalarda görüldüğü gibi, bu araştırmalarda da önce terörün kavramsal-betimsel tanımlaması yapılmış, ardından Türkiye'de terörün görünümü ve kitle iletişim araçlarına yansıması ele alınmıştır. Araştırmacıların bulgularına göre, kitle iletişim araçlarının, terörizm haberlerini yayımlaması açısından çok ciddi görev ve yükümlülükleri bulunmaktadır: Medya terörizmi önleyici olmalıdır, bu çok hassas konuda bilinçli yöntemler kullanılmalı ve hatta yeni yöntem ve ölçüler geliştirilmelidir. Medya organları doğru ve rasyonel kullanılmalı, terör haberlerinin sunumu için birtakım kurallar, yasal düzenlemeler ve denetlemeler getirilmelidir (Avşar, 1991; Karakaya, 1998; Korkmaz, 1997; Koru, 2002; Özbek, 2002). Görüldüğü gibi bu çalışmalar terörün kitle iletişim araçlarında nasıl iletilmesi gerektiğine ilişkin normatif kurallar öne sürmüş ve bu kurallar dahilinde sunum yapıldığında basının tarafsız olabileceği sonucuna varılmıştır. Ancak bu makalede böyle bir varsayımın olasılığı yok sayılmış, araştırma, basının hiçbir koşulda tarafsız olamayacağına ilişkin kuramsal temel üzerine inşa edilmiştir. Bu da kuramsal bağlam açısından söz konusu araştırmalardan uzaklığa işaret etmektedir. Öte yandan yöntem farklılıkları da bu çalışmayı onlardan ayırmaktadır.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 26.09.08, 19:01
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

Üçüncü tür araştırmalarda hem terör, hem basın ve hem de içerik çözümlemesi yönteminin üçünü de içeren nicel verilerle desteklenmiş çalışmalar vardır ve bunların sayısı oldukça azdır. Örneğin, Demircan' ın (1998) çalışmasında "Medyanın Siyasi İçerikli Terör Karşısındaki Tutumu" başlığı altında Hürriyet, Cumhuriyet ve Türkiye'nin PKK haberlerini sunumu ele alınmış, bu gazetelerin söz konusu haberleri iletirken farklı ve yanlı tutumlar sergiledikleri, gazetecilerin terörist eylemleri bilerek ya da bilmeden ya terörist örgüte hayranlık uyandıracak şekilde ya da devlete düşmanlık duygusu yaratacak şekilde sundukları bulunmuştur. Benzer şekilde, Fidan'ın (1995) çalışmasında, 1990-1991 yılları arasında en yüksek tirajlı beş gazetenin (Sabah, Türkiye, Hürriyet, Cumhuriyet, Milliyet) terör haberlerine ilişkin tutumları ele alınmış ve araştırma sonucunda gazeteler arasında bazı söylem farklılıkları ile birlikte; örneğin örgüt isimleri verilerek propaganda yapılması, güvenlik güçlerinin ve askeri birliklerin başarısına yeterli oranlarda yer verilmemesi veya istemeden, örgütün mücadele edilmeyecek kadar güçlü olduğu havası yaratılması gibi tutumlarla basının terör haberlerinin sunumunda haber ölçülerinin dışına çıktığı bulunmuştur. Hürriyet, Cumhuriyet ve Türkiye'nin başyazarlarının 1983-1997 yılları arasında yazdıkları terör içerikli yazıların çok boyutlu içerik çözümlemesini konu alan araştırmada ise, yazarlar ve gündemleri arasında anlamlı farklılaşma olup olmadığına bakılmış ve ele aldıkları konular, bakış açıları ve ortaya koydukları çözüm önerileri bakımından anlamlı farklılıklar bulunmuştur (Gündüz,1995). Bu çalışmalar da hem örnek olay bağlamında, hem seçilen gazeteler bağlamında hem ulaşılan sonuçlar bağlamında ve hem de ideolojik farkı tam anlamıyla vurgulamaması açısından bu araştırmadan farklılaşmaktadır.
Dördüncü tür araştırmalarda ise, yazılı basında herhangi bir olayın içerik çözümlemesi yapılmıştır (Aydın, 1999; Baştürk, 1999; Çöllü, 1999; Demirdelen, 2000; Keleş, 1997; Tek, 1991; Yıldırım, 1995; Yiğit, 1996).
Bu türde, 12 Eylül Askeri Müdahalesi, çevre imajı, öğretmen sorunları, Kardak Krizi, Gümrük Birliği süreci, laiklik, işçi ve memur eylemleri, bireysel şiddet, özelleştirme ve benzeri pek çok konu üzerinde çalışıldığı görülmektedir. Bu araştırmalarda örneklem, genellikle günlük altı gazeteden bir kaçıyla oluşturulmuştur. Bunlar Hürriyet, Milliyet, Sabah, Cumhuriyet, Türkiye ve Zamanadır. Bu gazeteler farklı ticari gruplara ait olmaları, farklı ideolojileri benimsemeleri ve tirajlarının ülke çapında yüksek olmaları nedeniyle seçildi. Genellikle söz konusu çalışmalardan çıkan sonuç liberal popüler basın, demokratik sol basın ve muhafazakar sağ basının aynı olaylara ilişkin olarak haberi yayımlamada farklılıklar gösterdiklerine yöneliktir. Liberal popüler basın toplumdaki iktidar odaklarının varolan hegemonyacı söylemlerini dolayımlamakta ve kendisi bizzat egemen ideolojinin gönderim çerçevelerini üretmektedir. Liberal ve popüler olmayan özellikler gösteren basının ise, örnek olayların niteliğine göre, bu olayları ideolojilerine uygun hale getirdikten sonra, ya olumlayıcı bir biçimde yahut da karşıt tutumlar sergileyerek ilettikleri ya da dışarıda bırakarak hiçbir önem atfetmedikleri veya küçük haberler yaparak az önem atfettikleri bulunmuştur. Çalışmaların bir ortak özelliği de düzene karşı, adı geçen gazetelere nazaran daha radikal bir söylem kullanan gazetelerden hiçbirini örneklem olarak almamalarıdır. Bu bağlamda söz konusu çalışmalardan dışında, sadece iki araştırmaya rastlanmaktadır; o da Ergün'ün (1995) "Radikal Sol ve Radikal İslamcı İdeolojilerde Düzen Karşıtı Söylem" ve Erdem'in (1998) "İslamcı Basında Milli Selamet Partisi (1974-1977) Milli Gazete, Örnek Olayı" başlıklı içerik çözümlemesi çalışmalarıdır. Söz konusu araştırmalarla, bu çalışma arasında kuram ve yöntem açısından benzerlikler görülmüştür. Ancak bu makalede, bütüncül olarak tüm bunlardan farklı bir yol izlenmiştir.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26.09.08, 19:03
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

Tüm bu çalışmalar, 11 Eylül terör olayı ile ilgili bu araştırmanın genel sınırlarının ve kuramsal çerçevesinin çizilmesine ve teori ve yöntem kısımlarının geliştirilmesine yardımcı olmuş ve araştırmaya örnek teşkil etmiştir. Ancak hiçbirisi liberal ve İslamcı basının tekil bir terör olayını nasıl haber yaptığının incelenmesini ve hem nicel hem nitel çözümlemeler aracılığıyla bunların karşılaştırılmasını konu almamıştır. Bu anlamda, bu araştırma, daha öncekilerin kuramsal ve yöntemsel eksikliklerini tamamlayarak, son yılların hatta kimilerine göre son yüzyılın en önemli olaylarından birini konu alan ilk çalışma olması, olayın içeriğiyle ilgili olarak İslamcı ve egemen söylemi kullanan iki basın kurumunu karşılaştırması ve haber öğeleri ve gazetelerin ideolojileri arasındaki ilişkiyi hem istatistik ilişki testiyle ve hem de haberlerden örnekler sunarak çok yönlü bir çözümlemeye gitmesi açılarından önem taşımaktadır.

Hipotezler
Makalenin yukarıda sunulan kuramsal çerçevesinden hareket ederek şu temel varsayım çıkarılmıştır: Basın kuruluşları, eğer farklı ideolojik yönelimlere sahiplerse, bu farklılık haber içeriğinde de yansıtılacaktır. Bu temel varsayıma göre, İslami ideolojiyi benimseyen Akit ve liberal ideolojiyi temsil eden Hürriyet, diğer haberlerde olduğu gibi 11 Eylül terör olayını da haber yaparken temsil ettikleri görüş ve düşüncelerden bağımsız olmayacaktır. Dolayısıyla, 11 Eylül terör olayının haberini yapmada benimsedikleri farklı ideolojiler nedeniyle, Hürriyet ve Akit'in haber içerikleri arasında farklılık olacaktır. Bu temel varsayımdan, ideolojik içerikle ilgili birbirine bağlı üç ayrı varsayım belirlenmiş ve bu varsayımlara bağlı üç hipotez oluşturulmuştur:
1. Gazete haberlerinde ilk ideolojik yükleme ve yönlendirme başlıkla yapılır. Alt ve üst başlık ile, bir olayla ilgili haberin ana konusu belirlenir ve okuyucuya ilk anda genel bir perspektif verilmeye çalışılır (Dağlı, 1995). Dolayısıyla, eğer iki gazetenin haber sunumları arasında bir fark varsa, bu ilk olarak 11 Eylül terör olayı ile ilgili yapılmış olan haberlerin başlığında görülecektir. Bu kuramsal beklentiye bağlı olarak ilk hipotez belirlenmiştir: Hürriyet'te 11 Eylül terör olayı ile ilgili haberlerin başlıkları ABD'nin ve politikalarını destekleyici yönde olurken, Akit'tekiler çoğunlukla ABD'nin ve politikalarının karşısında olacaktır.
2. Haber metinlerindeki farklılığın çıkarılabileceğinin düşünüldüğü ikinci yer, başlık dışında haberi oluşturan paragraf, cümle ve kelimelerle biçimlendirilen metinin içeriksel doğasıdır. Çünkü haberde her kelime, cümle ve paragraf inşa edilen bir gerçeğin bütünleşik parçalarıdır (Erdoğan, 2007). Dolayısıyla iki gazetenin haber sunumları arasındaki fark 11 Eylül terör olayı ile ilgili yapılmış olan haberlerin, başlık dışında sunulan metin içi anlatımlarında da görülecektir. Bu kuramsal gerekçeden aşağıdaki ikinci hipotez çıkarılmıştır: Hürriyefte, 11 Eylül terör olayı ile ilgili haberlerin içeriğinin doğası çoğunlukla ABD'nin ve politikalarının yanında olmayı yansıtırken, Akit'te 11 Eylül terör olayı ile ilgili haberlerin içeriği çoğunlukla ABD'nin ve politikalarının karşısında olmayı yansıtacaktır.
3. Profesyonel ideolojilerle gelen üretim pratiği, haberi oluşturmada seçilen (ve dışarıda bırakılan) kaynaklar ve bu kaynakların kullanımında da rutinleşmiş tercihler sergiler. Dolayısıyla, çıkar yapılarının belirlediği ve bu yapıları destekleyen gazetecilik pratiklerinde haber kaynağının (dolayısıyla, kaynağın sunduğu içeriğin) seçimi ve kullanımı da amaçlı olacaktır. Bunun
anlamı gazeteciler bazı kişi ve kurumların görüşlerini haberlerine dahil ederken, diğer bazılarını haber dışı bırakacaktır. Bunun mümkün olmadığı durumda ise, aynı kaynağı kullandığı halde, içerik seçimiyle ve haberi
biçimlendirme yoluyla arzu ettiği içerik biçimlendirmesini yapacaktır.
Dolayısıyla, Hürriyet'te, 11 Eylül terör olayı ile ilgili görüşlerine yer verilen kişilerin/kurumların söylemlerinin ideolojik içeriği Akit'te farklı olacaktır. Bu tercihli kaynak kullanma ve içerik doldurma yöneliminden de üçüncü hipotez çıkarılmıştır: Hürriyet'te 11 Eylül terör olayı ile ilgili haberde kaynak olarak kullanılan kişiler ve bu kişilerden elde edilen iletilerin içerikleri çoğunlukla ABD'nin ve politikalarının yanında olurken, akit'te çoğunlukla ABD'nin ve politikalarının karşısında olacaktır.


Konu world tarafından (26.09.08 saat 19:06 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 26.09.08, 19:08
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

YÖNTEM
Nitel ve nicel veriler toplayan ve değerlendiren bu araştırmada, Türk basını içinde yer alan tüm gazeteler değil, sadece tasarımda belirtilen iki farklı yönelimdeki gazete, Hürriyet ve Akit, tipik örnek olarak alınıp incelendi. Hürriyet'in siyasi alanda devletçi, ekonomide ise liberalizmden yana bir yayın politikası izlediği çoğunlukla kabul edilmektedir. Örneğin geçmişte "Türk-Yunan gerginliği", "Güneydoğu sorunu" gibi konularda haber politikasını devletin çıkarları doğrultusunda oluşturmuşken, devletin ekonomi alanındaki girişimlerine karşı çıkmış, haberlerini serbest piyasa ekonomisinin gereklilikleri doğrultusunda biçimlendirmiştir (bkz. Ülgü, 1998:67).
Akit ise, bu çalışma bağlamında, İslami ideolojinin yayın organı olarak ele alınmaktadır. Türkiye'de büyük medya grupları dışında en etkili basın organları İslami günlük gazetelerdir.
Gerekli verileri toplamak için, 11 Eylül terör olayının gerçekleştiği günden hemen sonra söz konusu iki gazetenin, olayı iki ay boyunca (12 Eylül 2001-11 Kasım 2001) ilk sayfada verdiği tüm haberleri araştırma kapsamına alınmıştır. 11 Eylül 2001 tarihinden sonra süreç içerisinde söz konusu haber, manşetten sürmanşete düşmüş, sürmanşetten ise olayın günden güne önemini yitirdiğinin göstergesi olan küçük başlıklarla iletilir hale gelmiş ve zamanla olay, haber değerini yitirdiğinden gazeteciliğin rutin kuralı gereği habere ilk sayfadan yer verilmemeye başlanmıştır.
Bu iki aylık sürede seçilen her iki gazetenin tüm sayılarının sadece ilk sayfa haberleri inceleme için kullanılmıştır. İki gazetenin 12 Eylül gününden itibaren gelişen olayları okuyucularına ilk sayfa haberiyle duyurdukları günlerin araştırma kapsamına alınmasının nedeni, ilk sayfanın (vitrin sayfasının), mesajın vurgulu bir şekilde ifade edildiği, haberin büyük ölçüde özetinin çıkarıldığı, en önemli yönlerinin ön plana çıkarıldığı ve okuyucunun en fazla dikkatinin çekildiği yer olduğundandır. Dolayısıyla bu şekilde oluşturulan bir örneklemin iki gazetenin ideolojilerini haber sunumunda belirlemek açısından, araştırmanın amacı doğrultusunda yeterli belge gereksinimini karşıladığı düşünülmüştür.
Verilerin analizi iki aşamada gerçekleştirilmiştir: Nitel ve nicel. Birinci aşamada kategoriler belirlenmiş ve kodlanmış, seçilen haberler söz konusu kategorilere; hazırlanan soru yönergesine (kodlama cetveli) kodlanmak koşuluyla uygulanmış, elde edilen sayısal bilgiler bilgisayar ortamına aktarılmış, verilerin frekansları dağılımları belirlenmiş ve gerektiğinde istatistik ilişki testine (chi square) tabi tutulmuştur. Sonuçlar değerlendirilmiş ve böylece haber içeriklerinin nicel çözümlemesi tamamlanmıştır.
İkinci aşamada ise haberlerdeki ideolojik farklılığı ortaya çıkardığı düşünülen ifadelerden (başlıklar, cümleler, kelimeler, paragraflar ve bunlar içindeki benzetme, sıfat, deyim, atasözü vs.) her kategori için ayrı ayrı örnekler verilerek, haber içeriklerinin nitel çözümlemesi yapılmış ve ilk aşamada bulunan nicel veriler bu aşamadaki nitel sonuçlarla desteklenmiştir. Bu aşamada, ilk temel analiz birimi olarak haber başlığı seçilmiştir. İkinci ana birim olarak da metin alınmıştır. Başlık ile ilgili çözümlemede tek bir birim yerine, kelime biriminden hareket edilerek kullanılan kelimeler bağıyla kurulan anlam bütünlüğüne bakılmıştır. Haber içeriğiyle ilgili çözümlemede ise, tam tersi bir süreç izlenmiştir: Birim olarak haberin tümü ele alınmış ve paragraflara, paragraflardan cümleler ve cümlelerden kelimelere doğru giden bir çözümleme süreci izlenmiştir.
Çözümlemelerin yapılabilmesi için, ilk olarak yukarıda da belirtildiği gibi kategoriler belirlenmiştir. Kategoride dörtlü ölçek kullanılmıştır. Bir başlık ve haber metni içeriği, örneğin ABD'nin güç gösterisi, ABD ve politikalarını övme, ona destek verme, acıma, yönlendirme, haksızlığa uğratılma, onaylama, dostluk ve benzeri tutumlarla açık olarak ABD'ye ve onun politikalarına ilişkin anlam ve mesaj bakımından olumlu öğeler atfedilerek sunulmuşsa o başlık, "ABD'nin ve politikalarının yanında" kategorisi içine yerleştirildi.
Bir başlık ve haber metni içeriği, örneğin, aşağılama, küçük düşürme, hakaret, alay etme, suçlama, düşmanlık besleme, onaylamama gibi ABD'ye ve onun politikalarına ilişkin anlam ve mesaj bakımından olumsuz öğeleri içeriyorsa, bu "ABD'nin ve politikalarının karşısında" kategorisi içine kondu.
Açıkça olumlu veya olumsuz anlam ve mesaj içermeyen, bir yargı veya değerlendirme taşımayan başlıklar ve metinler "Nötr" kategorisi içine kondu.
Bazı başlıklar ise "Belirsiz" kategorisi içine yerleştirilmiştir. Bu kategoride, başlıkta anlam ve mesaj bakımından hem olumlu hem de olumsuz öğelerin bir arada bulunduğu, başlığın iki yönelimden hangisine girebileceğinin ilk bakışta değil de, ancak haberin geri kalanının okumasından sonra anlaşılabileceği durumlar belirtilmektedir.
Haberde görüşlerine yer verilen kişilerin/kurumların söyledikleri de aynı kategori altında ele alınmıştır. Örneklem dahilinde ve sadece 11 Eylül terör olayı ile doğrudan ilgili olan görüşler yukarıda açıklaması yapılmış olan kategori ve ölçeklere uygulanarak, gazetelerin 11 Eylül terör olayı ile ilgili görüşlerine yer verdiği kişilerin /kurumların tutumları niceliksel verilerle ifade edilmeye çalışılmıştır. Nicel verilerle ifade edilen görüşlerden her biri için ayrı ayrı örnekler verilerek, bulunan niceliksel veriler nitel örneklerle desteklenmiş, böylece yukarıda sunulan gerekçeler nedeniyle gazetenin kendi ideolojisinden kaynaklanan yönelimi de belirlenmiş ve gazeteler arası karşılaştırmayla fark belirtilmiştir.

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 26.09.08, 19:10
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

BULGULAR VE TARTIŞMA
Başlık inşasıyla ilgili bulgular
Bulgulara göre, her iki gazete sundukları başlıkların yönelimi bağlamında p= 0.001 seviyesinde birbirinden anlamlı farka sahiptir (Tablo 1). Dolayısıyla, bu bulgu makalenin ilk hipotezini desteklemektedir: Hürriyetsin 11 Eylül terör olayı ile ilgili haberlerinin başlıklarındaki yönelim, gazetenin ideolojisine uygun bir şekilde, büyük çoğunlukla ABD'nin ve politikalarının yanında olduğunu göstermektedir. Akit'in başlıklarında ise, yine gazetenin ideolojisine uygun bir şekilde, büyük çoğunlukla ABD'nin ve politikalarının karşısında olduğu görülmektedir.
İncelenen gazetelerde, Hürriyette toplam 191, Akit'te ise toplam 198 haber başlığı tespit edilmiştir. Hürriyet'in 191 haber başlığından 146'sında (%76.4) yönelim, ABD'nin ve politikalarının yanında olma biçimindedir. 32 başlıkta (%16.8) nötr inşa varken, sadece 8 başlık (% 4.1) ABD'nin ve politikalarının karşısındadır; 5 başlık ise (%2.7) belirsizdir. Akit ise, 198 haber başlığından 176'sı (%88.9) ABD'nin ve politikalarının karşısında yer almaktadır. Başlıkların 19'u (%9.6) nötr, 2'si (%1.0) belirsiz ve 1'i (%0.5) ABD'yi ve politikalarını desteklemektedir.

İçerik inşasıyla ilgili bulgular
Bulgular, 11 Eylül terör olayı ile ilgili haberlerinde, Hürriyet'in çoğunlukla ABD'nin ve politikalarının yanında olacağını ve Akit'in ise çoğunlukla ABD'nin ve politikalarının karşısında yer alacağını belirten hipotezi (ikinci hipotez) doğrulamıştır (Tablo 2). Hürriyet'in incelenen 189 haberinden 151'i, yani toplam haber sayısının %76.4'ü ABD'nin ve politikalarını desteklemektedir. 24 haber (%12.7) nötr özellik gösterirken, 10 haber (%5.3) her iki tutumu da içermektedir. 4 haber ise (%2.1) ABD'nin ve politikalarının karşısındadır. Akit'te ise, 192 haberden 175'i (%91.1) ABD'nin ve politikalarının karşısındadır; haberlerin 17'si (%8.9) nötr özellik gösterirken, ABD'nin ve politikalarının yanında olan ve her iki tutumu da içeren habere rastlanmamıştır.
Hürriyet ve Akit'in 12 Eylül 2001-12 Kasım 2001 tarihleri arasındaki ilk sayfa haberlerinin başlık ve içeriklerindeki farklılıklara bakıldığında, haberlerin belli konular altında toplandığı görülmektedir. İçerik incelenmesinde, gazetelerin sıklıkla 6 ortak konu üzerine haber yaptığı bulunmuştur:

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 26.09.08, 19:14
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

1. Olayın suçluları
Hürriyet'te bu haberler de kendi aralarında üç gruba ayrılmıştır: Suçluların kimliklerine, kişisel özelliklerine ve olay ile ilgilerine ilişkin bilgiler veren haberler; suçluların yapmayı planladıkları başka eylemlerle ilgili haberler ve Ladin'in zor durumda olduğunu vurgulayan haberler. Aşağıda bu sınıflandırmalara giren haberlerden ayrı ayrı örnekler verilmiştir, böylelikle gazetenin ABD'nin ve politikalarının yanında bir haber sunum politikası izlediği nitel örneklerle açıklanmıştır.
Suçluların kimliklerine, kişisel özelliklerine ve olay ile ilişkin bilgiler veren haberlere bakıldığında, gazetenin olayı haber yaptığı ilk günden itibaren hiçbir haberinde suçlunun Ladin dışında bir isim olabileceği ihtimaline yer vermediği, ilk günden itibaren Ladin ve örgütünü kesin bir dille suçlu ilan ettiği görülmektedir. Olayın ilk günü "Tüm şüpheler Ladin'e yöneldi" başlığıyla iletilen haberde Ladin, "ABD'nin baş düşmanı Suudi terörist" olarak nitelendirilmiş, üç hafta önce "Büyük sürprizler yaşayacaksınız" diyerek ABD'yi vuracağını söylediği belirtilmiş, Ladin'in sözleri suçlu ilan edilmesine gerekçe olarak sunulmuştur. Yani bu sözler, gazete tarafından saldırıyı onun düzenlediğine ilişkin şüphelerin yersiz olmadığına bir kanıt olarak kullanılmıştır. Asıl olarak gazetenin bu konudaki haberlerine bakıldığında genellikle, Amerika'da devlet ve medya aracılığıyla suçlu olarak duyurulan kişilerin haberlere konu yapıldığı görülmektedir. Amerikalıların suçlularla ilgili her türlü şüphelerine ve bulgularına ilişkin tüm açıklamaları kabul edilerek gazetede yayınlanmış, bu şekilde Amerika'daki eğilimlerin ciddiye alındığı gösterilmiş, ABD'nin haklılığı desteklenmiş ve her yeni haberle bu haklılık pekiştirilmiştir. Suçlularla ilgili haberlerin pek çoğunda tümü Arap kökenli bir takım kişilerin isimleri verilerek Ladin ve olay ile bağlantıları vurgulanmış, böylece suçlulukları doğrulanmıştır.
Örneğin 13 Eylül tarihinde gazetenin manşeti "İlk ipuçları Boston'da" şeklindedir. Alt başlıkta ABD'nin "tarihinin en büyük terörü"nü yaşatanlardan beşinin izini bulduğu belirtilmektedir. Haber içeriğine bakıldığında FBI'nın kulelere dalış yapan kişiler olduklarından şüphelendiği Ladin ile bağlantılı 5 Arap' ın kimliklerini belirlediği, 2 Arap öğrencinin ise arandığı bilgilerinin verildiği görülmektir. "İşte Caniler" sürmanşeti ise 14 Eylül tarihli gazeteye aittir. Altta, El Şeyhi gibi isimlerin verildiği haberde bu insanlar için "cani", "korsan", "New York Kamikazesi", "Kamikaze pilot" gibi ifadeler kullanılmış ve diğer örneklerde de olduğu gibi kesin bir dille suçlu oldukları belirtilmiştir. Yine 16 Eylül'de Ziyad Jarrah, 26 Eylül'de "İşte Ladin'in celladı" başlıklı sürmanşet haberde Eymen Zevahiri gibi isimler olayın sorumluları ilan edilmiştir. Bu arada Ladin ve Atta'nın isimleri de yapılan haberlerde sık sık verilmiştir (19 Eylül, 20 Eylül, 21 Eylül, 29-30 Eylül, 2 Ekim, 6 Ekim, 10 Ekim, 17 Ekim). Haber başlıklarına bakıldığında bu isimlerin kesin bir dille "terörist" ilan edildikleri görülmektedir. "Teröristin Türk sevgilisi" manşeti (16 Eylül), "Baş terörist İstanbul'da" sürmanşeti (20
Eylül), "Teröristin vasiyeti" (30 Eylül), "First-class teröristler" (18 Eylül), "Teröristin son gece klavuzu" sürmanşeti (29 Eylül) örnek başlıklardır. Haber içeriklerinde ise bu kişiler için "terörist" dışında pek çok suçlayıcı ifade kullanılmıştır. Örneğin "ABD'yi kana bulayan terör eyleminin bir numaralı ismi", "Ladin'in sağ kolu", "El Kaide örgütünün başlıca isimleri", "terörün beyni", "Ladin'in halefi", "kanlı eylemlerin sorumlusu", "ABD'yi kana boğan terör olayına imzası atanlar" gibi ifadeler bunlar arasında yer almaktadır. Haberlerde yaş, eğitim durumu, ırk vurgulanmış birinin Türk sevgilisi olduğu, birinin vasiyetinin bulunduğu, eylemi yaparken öleceklerini bilmedikleri, uçaklara first-class biletlerle bindikleri, eylemi yapmak için talimat kılavuzu hazırladıkları, saldırıdan önce New York'a gittikleri ve saldırı planlarını son kez gözden geçirdikleri gibi konular işlenmiş böylece bu isimlerin suçlulukları, kanıtlar gösterilerek vurgulanmış, kesin olarak kabul edilmiştir.
Suçluların yapmayı planladıkları başka eylemler olduğuna ilişkin haberler de yine Ladin ve örgütünün olayın sorumlusu olduğunu destekleyen haberlerdir. Gazeteye göre, Ladin'in örgütüyle bağlantılı kişiler Batılı ülkelere zarar vermek amacıyla daha önce de saldırı planları yapmışlar ancak yakalandıkları için başarılı olamamışlardır. Bu saldırı planları da, 11 Eylül olayını gerçekleştirenlerin Ladin bağlantılı olduğuna bir kanıt olarak sunulmuştur. 27 Eylül tarihli "Bush'u vuracaktı" başlıklı haber, "Ladin'in ölüm timine baskın" (28 Eylül) başlıklı haber ve "Milano'daki katliam planı" başlıklı haber (15 Ekim) gazetenin sürmanşetten duyurduğu ve bu tür haberlere örnek teşkil eden haberlerdir. Bunlarda örgüt üyelerinin, önemli ABD hedefleriyle Avrupa Parlamentosu ve NATO merkezini hedefleyen planlarının ele geçirildiği belirtilmektedir. Bunu yapabilmek için "kamikaze dalışı" ve "siyanürlü toplu imha" yöntemleri kullanacakları bildirilmiştir. Ancak haberlere göre tüm planlar uygulanamadan ortaya çıkarılmıştır. Haberlerde, yakalanan kişiler için "Ladin'in ölüm timi", "Avrupa'yı cehenneme çevirmeyi planlayan Ladin'in cellatları", "Ladin'in Avrupa'yı kana bulamak için örgütlediği hücreler", "Ladin'in militanları" gibi içinde yoğun suçlayıcılık öğeleri barındıran ifadeler kullanılarak Ladin ile bağlantıları vurgulanmış, hem Ladin hem de söz konusu kişiler "terörist" olarak nitelendirilmiştir.
Gazetenin suçlularla ilgili son grup haberleri ise Ladin'in zor durumda olduğunu vurgulayan haberlerdir. Bunlarda Ladin'in suçlu olduğu için kaçtığı, yakalanmaktan korktuğu, istenmeyen adam olduğu ve hasta olduğu duyurularak suçluluğu desteklenmiş, güçsüzlüğü ifade edilmiştir. "4 karısıyla kaçtı" (18 Eylül) başlıklı sürmanşet haberde Ladin "asrın terörün bir numaralı sorumlusu" olarak tanımlanmış, Afganistan'ın kendini yargılama kararı alacağını düşündüğü için ailesi ile birlikte dağlık kesimdeki "in"ine çekildiği iddia edilmiştir. Haberde Ladin'in yakalanmaktan korkarak kaçtığı vurgusu yapılmaktadır. 21 Eylül tarihli haberde ise Ladin, Abdullah Öcalan'a benzetilerek "terörist" olduğu bir kez daha yinelenmiş, aynı zamanda küçümsenmiş ve aşağılanmıştır. Haber Afganistan'ın Ladin'i ülkeyi terketmesi için uyarması üzerine yapılmıştır. Ülke Ladin'i artık istememektedir. Çünkü Amerika'nın savaş açmasından korktuğu iddia edilmektedir. Gazete bu iddiasını "zoru gören Mollalar" ifadesiyle anlatmaktadır. Dolayısıyla haberde aynı zamanda Afganistan'ın ABD'den korktuğu belirtilerek ülke küçümsenmiş böylece ABD'nin gücü dolaylı olarak vurgulanmıştır. "Apo'ya döndü" sürmanşetiyle duyurulan haberde gazete Ladin'i "istenmeyen adam" olarak sunmuş, hiçbir ülkenin onu istemediğini belirtmiş ve bu durumuyla pek çok ülkeden "kovulduktan" sonra Kenya'da yakalanan terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a benzetmiştir. Haberde Ladin'in açıkça köşeye sıkıştığı, pek yakında Apo gibi yakalanacağı dolaylı olarak vurgulanmış, Apo'yla ilişkilendirilerek de "terörist" olduğu bir kez daha açıkça belirtilmiştir. 11 Ekim tarihli haberde ise Ladin'in böbrek ve karaciğer yetmezliği çektiği ve diyaliz makinesiyle dolaştığı iletilmektedir. Burada da Ladin'in sağlık sorunları vurgulanarak güçsüzlüğü ve zor durumda olduğu yinelenmiştir.

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 26.09.08, 19:16
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

Suçlulara ilişkin Akit'in yaptığı haberlere bakıldığında ise gazetenin iki ay boyunca Hürriyet'in aksine ne Ladin ve örgütünün suçlu olduğunu ne de 11 Eylül saldırılarının bir terör olayı olduğunu kabul ettiği görülmüştür. Gazete Ladin'in suçluluğuna inanmadığını suçlularla ilgili olarak yaptığı dört grup haberle ortaya koymuştur: Bizzat Ladin'in açıklamalarına yer vererek, başkalarını suçlu ilan ederek, suçlular ile ilgili kanıtları yalanlayarak ve de Amerikalı ya da Amerika'yı destekleyen kişilerin suçluların Ladin ve örgütü olduğuna ilişkin kuşkularına yer vererek.
13 Eylül, 17 Eylül ve 29 Eylül tarihli haberlerde Ladin'in suçsuz olduğuna ilişkin açıklamaları yer almaktadır. Bunlarda Ladin, saldırıyı kendisinin gerçekleştirmediğini, saldırı hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, Afganistan'da yaşadığını ve Afganistan lideri Molla Ömer'in bu tür eylemlere izin vermediğini, bunu yapanların kendi çıkarları için yaptığını, Müslüman olarak yalan söyleyemeyeceğini, suçsuz kadın, çocuk ve erkeklerin öldürülmesini desteklemediğini belirtmekte ve açıklamalarının hepsinde suçsuzluğunu yinelemektedir. Gazetenin de bu açıklamaları ayrıntılı olarak yayınlaması suçsuzluğun desteklendiğini vurgulamaktadır.
Gazete Ladin'in suçluluğunu kabul etmediğini ilk günden itibaren başkalarını suçlu ilan eden haberler yaparak da ortaya koymuştur. Bu tür haberlerde gazete kendine göre geçerli kanıtlar sunmuş ve böylece okuyucularını esas suçlunun başkaları olduğuna dolayısıyla da ABD'nin büyük bir hata yaptığına inandırmaya çalıştığı görülmüştür. Örneğin 12 Eylül günü saldırının Japon Kızıl Ordu örgütü tarafından üstlenildiği, sebebinin ise "Hiroşima ve Nagazaki'nin intikamını almak" olarak açıklandığı belirtilmiştir. 18 Eylül'de "İşte Şeytanlık" başlığıyla verilen sürmanşet haberde ise suçluların Vietnam sendromu yaşayan 4 Amerikan askeri olduğu öne sürülmüştür. Haberde aynı zamanda ABD, Ladin'i suçladığı için "günlerdir dünyayı aldatmakla" ve "şeytanca bir planla Müslümanları hedef göstermekle" suçlanmakta böylelikle Amerika'nın Müslümanları sebepsiz yere suçladığı belirtilerek Ladin'in suçluluğuna ilişkin inançlar çürütülmeye çalışılmaktadır. Başka suçluların arandığı bir diğer haber 19 Eylül tarihlidir. Haberde iki Yahudi örgütünün suçlular listesinde yer aldığı vurgulanarak dikkat bu örgütlere çekilmiştir. "Şeytan Amerika'da" (28 Eylül) manşetiyle ve "The Coup'a gözaltı" (30 Eylül) başlığıyla verilen haberlerde ise The Coup adlı Amerikalı satanist rap müzik grubu şüpheli ilan edilmiştir. Grubun şüpheli olmasının nedeni de, son albümlerinin "baştan sona ölüm, cinayet, katliam teması işleyen müzik ile dolu" olması, 11 Eylül olayını şarkıların sözleriyle "aynen resmetmesi", "coup" kelimesinin İngilizce anlamının "başarılı vuruş, darbe, hareket, hükümet darbesi, bir ülkenin yönetim düzeninde değişiklik yapmak için zora dayanarak yasadışı yapılan eylem" olması ve grubun küreselleşme karşıtlarıyla yakın ilişkiler kurması olarak sunulmuştur. Sonraki günlerde grubun gözaltına alındığı haberi verilerek de bir önceki haberin yersiz olmadığı, grubun şüpheli olduğu dolayısıyla da Ladin'in suçsuzluğu vurgulanmak istenmiştir. Bu haberlerde aynı zamanda Bush, "bütün dikkatleri Afganistan üzerine toplayarak Amerikalıları suçluların bulunması konusunda tatmin etmeye çalışmakla" suçlanmaktadır. ABD'nin suçluyu kendi içinde araması gerektiği, suçlunun Afganistan olmadığı açık bir dille ifade edilmektedir. Yeterli kanıtların olduğu öne sürülerek dikkatlerin başka bir suçlu üzerine çekilmeye çalışıldığı bir diğer haber de "İsrail'de Şok" manşetiyle 3 Ekim tarihinde sunulmaktadır. Bu sefer İsrail gizli servisi MOSSAD suçlu ilan edilmiştir. Gerekçeler ise şu şekilde belirtilmiştir: 11 Eylül saldırısından önce Bush'un Filistin Devleti'ni tanımaya hazırlanması ve enkazdan "sadece iki İsrail vatandaşı"nın cesedinin çıkarılması. Gazetenin söyleminden açıkça anlaşılan İsrail, Filistin Devleti'nin tanınması konusunda ABD'yi uyarmak için bu saldırıları düzenlemiştir. Ayrıca DTM'de sadece iki insanın ölmesi "dünya ticaret trafiğini elinde bulunduran Yahudiler" için bir "tesadüf" sayılamaz. İsrail kendi halkının zarar görmesini engellemek için, onları 11 Eylül günü DTM'den uzak tutmuştur. Gazete bu haberinde olayın sorumlusunun İsrail olduğunu, bunu ispatlayabilmek için de yeterli kanıtların biriktiğini vurgulamaktadır. Yine 5 ve 6 Ekim tarihlerinde gazetenin bir başka suçluyu hedef gösterdiği ve dikkatleri Afganistan ve Ladin'den uzaklaştırmaya çalıştığı görülmektedir. Bu haberde hedef JPALS adlı uzaktan kumanda sisteminin sahibi olan Raytheon şirketi ve Pentagon'un proje elemanlarıdır. Habere göre sistemle ilgili olan tüm yetkililer gözaltına alınmıştır. Son olarak 12 Ekim tarihli sürmanşet haberde de "Amerikalı itiraf etti: İslam ile savaş çıkarmak için bizimkiler yaptı" başlığıyla yine Amerika'nın saldırıyı kendisinin gerçekleştirdiği iddiası ortaya atılmaktadır. Gazete olayı "Müslümanları ortadan kaldırmak maksadıyla kendi vatandaşlarını öldürüyor" biçiminde yorumlayarak yine ABD'yi suçlamaktadır. Bu tür söylemlerle Amerika'nın bir din savaşına girişmek istediği, Hristiyanların Müslümanları yoketmek amacında olduğu ve bunu suçlunun Ladin olmadığını bile bile, başkaları olduğuna ilişkin bunca kanıta rağmen yaptığı vurgulanmaktadır.
Okuyucuları, Ladin ve örgütünün suçlu olmadığına inandırmak için gazetenin izlediği bir başka yol da bulunan tüm kanıtları yalanlamadır. Bu tür haberlerde suçlularla ilgili bulunan kanıtların yalan veya yanlış olduğu vurgulanarak ABD devlet ve medya organları yalancılıkla suçlanmıştır. Ayrıca kanıtları kanıtlarla ispatlayarak bunların kanıt olduklarını çürütme yoluna gidilmiştir. Örneğin 16 Eylül'deki haberde, FBI'nın suçlular listesindeki bir şahsın, 1 yıl önce bir uçak kazasında ölmüş olduğu; 17 Eylül'de FBI'nın 19 Arap kökenli kişiyi uçakları kaçırmakla suçladığı ancak bunların yolcu listesinde bile olmadığı; 19 Eylül'de suçlu olarak isimleri duyurulan pek çok kişinin çeşitli ülkelerde yaşadığı ve olay günü işlerinde çalıştıkları; 24 Eylül'de uçaklardan birinde öldü diye duyurulan bir şüphelinin hâlâ ülkesinde yaşadığı belirtilmektedir. Haber başlıklarına bakıldığında, başlıkların yoğun bir eleştirellik barındırdığı, sert alaycı ve hatta zaman zaman aşağılama ve hakarete varan bir dille oluşturulduğu görülmektedir. "FBI'nın terörist(!)leri yolcu listesinde yok!" (17 Eylül), "Yalan terörü" (19 Eylül), "Öldü denilen Velid Fas'ta yaşıyor!" (24 Eylül), "Kanıt değil saldırıya kılıf" (3 Ekim) bu tür başlıklardan bazılarıdır. Haber içeriklerinde kullanılan ifadeler de tıpkı başlıklardaki gibi şiddet içermektedir. Haberlerin hepsinde ABD medyası ve devlet organları "yalancılık" ve "sahtekarlık"la suçlanmıştır. "Yalan bombardımanı ile dünyayı aldatıyor", "dünyada terör estiriyor", "devlet eliyle terör", "kanıtlar fos çıktı" gibi ifadeler ABD için kullanılan, suçlayıcı, aşağılayıcı, hakarete varan sert söylemlerdir. Bunlarda esas terörü Amerika'nın yaptığı, bu kanıtların "sivil katliamı"na bir gerekçe bulmak için uydurulduğu, geçersizliği ve alakasızlığı ortaya çıkarılan "sözde" kanıtlar olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca bu haberlerden birinde (19 Eylül) CNN'in "Yahudilerin elinde bulunan televizyon" olarak nitelendirildiği görülmüştür. Haberde, diğer pek çoğunda olduğu gibi, dinsel aidiyet vurgulanarak dini ayrımcılık yapılmaktadır. Zaten gazetenin pek çok haberinden de anlaşıldığı gibi bu olayı ilk günden itibaren Müslümanlara karşı savaş başlatabilmek için bir bahane olarak nitelendirdiği ve olaya baştan beri din penceresinden baktığı yukarıda da belirtilmişti.
Akit'in suçlularla ilgili son grup haberi ise ABD'li veya ABD'yi destekleyen kişilerin suçlulara ilişkin kuşkularına yer veren açıklamalarının haber yapılmasıdır. Böylece gazete Ladin'in suçluluğunun kesin olarak doğru olmadığına Amerika'nın kendisinin de inandığını vurgulayarak Ladin'in suçsuzluğuna destek bulmaktadır. Üstelik bu destek de Amerika'nın kendisinden veya müttefiklerinden gelen açıklamalara dayandırıldığı için daha güçlü bir kanıt niteliği taşımaktadır. Örneğin "FBI'dan itiraflar" (21 Eylül) başlıklı haberde kurumun yaptığı açıklamada bazı eylemcilerin kimliklerinin hâlâ şüpheli olduğunun itiraf edildiği; 17 Ekim'de ("ABD'nin kanıtı fasa fiso") ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin hazırladığı metinde soruşturma başlangıç aşamasında olduğu için ellerindeki bilgilerde "boşluklar" olduğu; 18 Ekim'de "Güldürme CNN" başlığıyla CNN televizyonunun 36 gün sonra yayınında Ladin'e "Eylemde senin ve El-Kaide'nin rolü nedir?" diye sorduğu; 19 Ekim'de "Kanıt gösterin" manşetiyle, ABD Müslüman lideri Farrakhan' ın, ABD'nin yalan söylemediğinden emin olmadığına, daha önce de yalan söylediğine, kanıt gösterilmesi gerektiğine ilişkin bir açıklama yaptığı; 5 Kasım tarihli "NATO ikna olmadı" başlıklı haberde ise Genel Sekreter Robertson'un saldırının sorumlusunun sadece Bin Ladin olup olmadığını bilmediği açıklamalara dayanılarak belirtilmiştir. Bu tür haberlerde ve başlıklarda, ABD sahte kanıtlar sunmakla suçlanmış ve bunun ilk ağızdan dile getirildiği vurgulanmıştır. Artık kanıtlara kimsenin inanmadığı ve ABD'nin Afganistan'a sebepsiz yere savaş açtığı açıkça dile getirilmiştir. Gün geçtikte kuşkuların arttığı, insanlarda aldatıldıkları duygusunun yaygınlaştığı belirtilmiş böylelikle ABD'nin yanlış yaptığı, "yalancı" ve "sahtekar" olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Özetle konusu "suçlular" olan haberlere her iki gazetede de sıklıkla yer verildiği görülmüştür. Gazeteler kendilerine göre geçerli kanıtlar sunarak tuttukları tarafın suçlularla ilgili inançlarını destekleyen haberler yapmışlardır. Hürriyet olayın başından beri suçluyu Ladin ve örgütü olarak sunmuş böylece Amerika'nın suçlulara ilişkin bu tavrını destekler bir tutum sergilemiştir. Bunu da suçluların kimliklerine, kişisel özelliklerine, olay ile ilgilerine ve Ladin ile bağlantılarına vurgu yapan haberler yaparak, Ladin ile bağlantılı olan kişilerin yapmayı planladıkları başka eylemleri 11 Eylül saldırısını da onların yaptığına bir kanıt olarak göstererek ve Ladin'i küçük düşüren, güçsüzlüğünü vurgulayan haberlere yer vererek yapmıştır. Akit ise tam aksi bir tutum benimseyerek yaptığı haberlerle, Ladin ve örgütünün suçlu olmadığını göstermeye çalışmaktadır. Bunun için bizzat Ladin'in suçlu olmadığına ilişkin açıklamalarına yer vermiş, başkalarını suçlu ilan etmiş, suçlular ile ilgili bulunan kanıtları, onların suçlu olmadığına ilişkin kendi kanıtlarını sunarak yalanmış ve çürütmeye çalışmış, suçluyu Ladin ilan eden taraftan bir takım otoritelerin konuyla ilgili kuşkularını dile getiren açıklamalarını haber yaparak benimsediği tavrı desteklemiştir.

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 26.09.08, 19:18
world - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 911
world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.world artık çok görkemli biri.
Standart Haber yapmada ideoloji etkeni: 11 Eylül olayı üzerine bir inceleme

2. ABD'yi destekleme veya desteklememe
Gazetelerin iki aylık süre zarfında sıklıkla haber yaptıkları ikinci konu olaylardan sonra ABD'nin tutumuna destek olma ya da olmamayla ilgilidir. Hürriyet haberleriyle bu tutumu onaylar, destekler bir tavır sergilerken, Akit ABD'yi politikalarından dolayı yoğun bir şekilde eleştirmektedir. Öncelikle Hürriyet incelenmiş, destek haberlerinin iki alt grup içinde tartışılması uygun görülmüştür: Türkiye'den verilen destek mesajları ve ABD ve Türkiye dışından verilen destek mesajları. Türkiye içinden verilen destek mesajlarını içeren haberlere bakıldığında çoğunlukla dönemin Başbakanı Ecevit'in açıklamalarına yer verildiği görülmektedir. "ABD'nin yanındayız" (13 Eylül), "Gereğini yapacağız" (15 Eylül), "ABD'ye destek insanlık borcumuz" (19 Eylül), "İşbirliğini görev biliyoruz" (13 Ekim), "Mecbur kalınca savaştan kaçılmaz" (2 Kasım) başlıklarıyla verilen bu açıklamalarda Türkiye'nin ABD'nin yanında olduğu ve ABD'ye her türlü desteği vereceği belirtilmiştir. Yine 16 Eylül'de Demirel'in, 26 Eylül'de Cem'in açıklamalarında da vurgu, olayın bir terör olayı olduğuna, ABD'nin büyük bir felakete ve haksızlığa maruz kaldığına ve Türkiye'nin ülkeye destek vermesinin şart olduğuna yapılmıştır. Gazete ABD'nin olaydan sonraki politikalarına Türkiye'nin desteğini vurgulayan açıklamaları haber yaparak ve destekleyen insanların görüşlerini seçip sunarak onların tavrını desteklediğini ve görüşleri paylaştığını gerek başlıklarla gerek haber içeriğiyle açıkça ortaya koymaktadır.
Diğer gruptaki haberlerde de Türkiye dışından verilen destekler konu
edilmiştir. NATO (13 Eylül), Pakistan (16 Eylül), Rusya (28 Eylül, 4 Ekim, 8
Ekim), İngiltere (13 Ekim), Suudi Arabistan (10 Ekim), İran (25 Ekim), Arap Birliği (5 Kasım) gibi kurum ve ülkelerin ABD'yi desteklediği, politikalarını onayladığı yönünde haberler yapılmıştır. Bu haberlerin başlıkları "NATO da devrede", "Anlaştılar", "ABD'ye tamam dedi", "ABD'ye sürpriz destek" gibi, açık olarak ABD için olumlu anlam ve mesajlar içermekte, dolaylı olarak da Ladin ve Afganistan' ın suçluluğunu pekiştirmektedir. Haberlerde bu ülkeler ve kurumlarla ABD'nin ortak görüşlere vardığı dolayısıyla haklılığı vurgulanmaktadır. Pek çoğunda ise Ladin'in suçluluğu ve Taliban için açıkça olumsuz söylemler kullanıldığı da görülmektedir (10 Ekim, 13 Ekim, 5 Kasım).
Akit ise açıkça ABD'nin politikalarını onaylamamakta ve tavrına destek sağlayabilmek için de Hürriyet'in aksine ABD'yi desteklemeyen ülkelerin ve kişilerin açıklamalarına yer vermektedir. Gazetenin bu tür haberleri dört grupta incelenmiştir: Çeşitli ülkelerin onaylamaması, dönemin muhalefet partisi üyelerinin onaylamaması, bilim adamı ve yazarların onaylamaması ve çeşitli ülkelerde yapılan protesto gösterilerinin haber yapılması. İlk grupta Cezayir (13 Eylül), Pakistan (18-19-25 Eylül), Mısır (17 Eylül), İran (27 Eylül, 11 Ekim, 7 Kasım), Birleşik Arap Emirlikleri (27 Eylül), Malezya (29 Eylül) gibi ülkelerin açıklamaları yer almaktadır. Bu haberlerde ABD'nin yanlış bir politika uyguladığı, tüm Müslümanları hedef yaptığı, aceleci davrandığı, Afganistan'a yapacağı bir saldırının desteklenmeyeceği, ABD'nin yanında olunmadığı temaları işlenmektedir. Bu şekilde ABD karşıtlığı açıkça vurgulanmaktadır. Haber başlıkları da olumsuz söylem kullanma açısından aynı açıklıktadır. "ABD'ye yardıma hayır", "ABD'ye sert uyarı", "Afganistan'a müdahale yanlış", "Amerikan dayatmasına hayır", "ABD'ye karşı cihad" vb. başlıklarda karşıtlık, eleştirellik, onaylamama ya da desteklememe ifadeleri açıkça kurulmuştur.
Dönemin muhalefet partilerinden yapılan açıklamalar da ABD'ye karşıtlığın vurgulandığı haberler arasındadır. Örneğin 16 Eylül tarihinde "ABD'nin saldırısına hayır" başlıklı haberde SP Genel Başkanı Kutan'ın; "Terör bahane edilerek terör estirilmemeli" başlıklı haberde AKP Genel Başkan Yardımcısı Gül'ün ve "Terörün milleti olmaz" başlıklı haberde de BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu'nun ABD'nin Afganistan'a yapacağı müdahaleyi eleştiren görüşlerine yer verilmiştir. 19 Eylül'de de "Kovboy kafalı" başlığıyla SP Başkanvekili Candan'ın açıklamaları haber yapılmıştır. Açıklamada Bush ağır bir şekilde eleştirilmiş, devlet adamı mantığı taşımamakla, zalimlikle, acımasızlıkla suçlanmış bu da "Kovboy kafalı" tabiriyle nitelendirilmiştir. Görüldüğü gibi haberlerde ABD'nin tavrına yoğun bir eleştiri sözkonusudur. Seçme ve sunma mekanizmaları burada da işletilmiş muhalif görüşler, benimsenen tavrın desteklenmesi açısından işlevsel olmuştur.
Bazı bilim adamları ve yazarların da fikirleri haber yapılmıştır. 18 Eylül tarihli haber, uluslararası ilişkiler uzmanı Özfatura'nın saldırıların İslam dünyasına karşı hazırlanmış bir senaryo olduğuna ilişkin görüşlerini içermektedir. Burada olay yine Müslüman-Hıristiyan ayrımına getirilmiş, Müslümanların yok edilmesi için olayın bir bahane olarak kullanıldığı dolaylı olarak vurgulanmış böylelikle Amerika'nın desteklenmemesi gerektiği belirtilmiştir. 15 Eylül'deki manşet haberde İsveçli yazar Guillou'nun bir fuarda ABD'de eylemde ölen insanları saygı duruşuyla anma törenini terketmesi konu edilmiştir. Yazarın insan hayatına her yerde aynı değerin verilmediğini, Irak ve Vietnam'da öldürülenler için saygı duruşunda bulunulmamasının "ikiyüzlülük" olduğunu belirten açıklamalarına ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Burada yine açık olarak vurgu ABD'nin geçmiş politikalarına yapılmakta, bu kullanılarak şimdiki politikaları eleştirilmektedir. ABD'li yazar Chomsky'nin görüşlerinin konu alındığı haberde de (9 Ekim) aynı vurguların yapıldığı görülmektedir. Haberde Chomsky'nin, savaşın teröre karşı ve demokrasi için olmadığına, ABD'nin "ektiği terör"ün, Sudan, Filistin, Lübnan, Irak ve Vietnam'da yaptığı "katliamların bedelini ödediğine ilişkin sözleri yer almaktadır. Burada da vurgu ABD'nin uyguladığı eski uluslararası politikalara yapılmış, bir takım insanların açıklamaları kullanılarak benimsenen görüşler desteklenmiştir. ABD eskiden olduğu gibi yine "terör" uygulamaktadır. Dolayısıyla böyle bir tavır onaylanamaz.
ABD'yi desteklememeye ilişkin son grup haberler ise dünyada yapılan ABD karşıtı protesto gösterilerine ilişkindir. 19 Eylül'de "Pakistan ayakta", 22 Eylül'de "Usame rüzgarı", 23 Eylül'de "Terörist Bush", 24 Eylül'de "Savaş karşıtı gösteriler tüm dünyaya yayılıyor", 26 Eylül'de "ABD'ye öfke seli", 1 Ekim'de "Dünya ayakta", 6 Ekim'de "ABD saldırırsa cevabını veririz", 8 Ekim'de "ABD'ye ölüm", 9 Ekim'de "ABD'ye lanet", 10 Ekim'de "ABD'ye öfke tırmanıyor", 20 Ekim'de "Pakistan halkı dün de ayaktaydı", 1 Kasım'da "ABD saldırısına destek azalıyor" gibi başlıklarla verilen haberlerde Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Almanya, İngiltere, Amerika, Japonya, Afganistan, Hindistan, İtalya, Yunanistan, İran, İspanya, Fransa, Portekiz, Mısır, Fas, Güney Kore, Filistin, Filipinler, Türkiye, Umman gibi ülkelerdeki savaş karşıtı gösteriler, ABD'yi protesto eylemleri, barış ve adalet için yürüyüşler konu edilmiştir. Görüldüğü gibi başlıklarda yine ABD için olumsuz anlam ve mesajlar yüklüdür. Abartma, suçlama, tehdit ve şiddet öğeleriyle karşılaşılmaktadır. Öfke, lanet, ölüm, cevabını veririz, terörist Bush, dünya ayakta gibi ifadeler bunlara örnek teşkil etmektedir. Haber içeriklerine bakıldığında ise gazetenin öncelikle "Kahrolsun ABD", "Terörist Bush'u durdurun", "ABD saldırırsa cevabını veririz", "ABD'ye ölüm" gibi atılan sloganlara vurgu yaptığı görülmektedir. Sloganlarda ABD'ye olan olumsuz mesajlar açıktır. Ayrıca haberlerde ABD "kör bir kin" beslemekle, "saldırgan"lıkla ve "terörist"likle açıkça suçlanmış diğer taraftan yapılan yorumlarla Ladin yüceltilmiştir. Yorumlar şöyledir: "Usame bir iken milyonlarca Usame'yi ayağa kaldırdı", "uyuyan devi uyandırdı", "yeni doğan çocuklara millet Usame adını veriyor" vb.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
etkeni:, eylül, haber, ideoloji, inceleme, olayı, üzerine, yapmada

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 23:46 .