Bulgular
Sürüngenler
Yılan: Bu sınıfın en önemli temsilcilerinden olup, deri degistirmesinden dolayı
ölümsüzlügü sembolize eder. Kutsal ve kimi yerlerde de tanrı olarak kabul edilir. Yılan kültü
(tapımı), ilkçagda çok yaygındır. Toprak altında yasayan yılanların, ölü atalarla iliskisi
bulunduguna ve ölü ataların ruhlarını tasıdıgına inanılır. Yılan çogunlukla yeryüzünün ve yer
altının simgesidir. Amerika yerlileri
için yeraltındaki güçlerin tümü yılana aittir. Yunan
mitolojisinde ise, topraktan yaratılanların tümü yılan biçimlidir.Günümüzdeki ilkel
topluluklarda da yılan tapımı (kültü) süregelmektedir (11). Yılan ayrıca sular tanrısıdır ve
dünyada agaç köklerinin arasında yasar (19). Afrika yerlileri arasında da en yaygın totem
yılandır (23). Yunanlılar sifa verici tanrılarla iliskili olduklarını düsündükleri
için yılanları ev
hayvanı olarak bulundurmuslardır. Asası iki yılanla sarılı olan Hermes bunun tipik bir örnegidir.
Budizm’de aynı yönde görüsü Buda’nın öyküsünde sergiler. Buda insan baslı bir yılan olan
“Naga”ya dönüsür ve bu formdayken hastalık ya da kıtlıktan zarar gören insanlara yardım eder.
Deri degistirmesi yeniden dogum olarak kabul edilir (22). Eski Mısır inancına göre, Nil nehrinin
kaynagı olan iki magarada “Agathodameon” adlı bir yılan yasar (11). Mitolojilerde yılan daima
devlestirilir. Sümerlerde, Etilerde ve diger Anadolu uygarlıklarında bir dev yılan öyküsüne
rastlanılır. Özellikle Mezopotamya’daki ünlü Gılgamıs Destanı’nda yılanın özel bir yeri vardır.
Yılan bu destanda, Gılgamıs’ın elindeki gençlik ve yasam veren otu yiyerek gömlegini
degistirme özelligi kazanır. Babil tanrılarından Marduk, devlerle savasırken yanında çok kez
yılanlar bulunur (3). Anadolu, ran, Hindistan ve Mezopotamya’yı kapsayan çok genis bir
cografyada inanılan Mithra adlı tanrı, arslan baslı bir yılan olup atesi simgelemektedir. Mithra
resimlerde günes ile beraber gösterilir. Mitra dininde yılan; hayat bitkisini, hayat agacını ve
iyilik yapıp hastaları iyilestirmesini bilen ilahı simgelemektedir (3).
Tanrı Apollon, Delphoi tapınagında yasayan ve kehanetlerde bulunan toprak ana
Gaia’nın oglu dev piton (python) yılanını, tek kahin kendisi olmak için öldürür. Delphoi’nin
eski adı da bu python’un adından gelmekte olup, Delphoi tapınagının kuruldugu kayalıktaki
magarada yasayan dev piton yılanı bu içinden dumanlar çıkan magaranın üstüne kurdugu üç
ayaklı sehpa üzerinde oturur (11). Ayrıca yine tanrı Apollon, bir kral kızıyla birlikte olabilmek
için yılana dönüsür. Bu arada Herakles ise “Hydra” adındaki yılan-ejderi ortadan kaldırır.
Herakles, Pirene (Pyrene) adlı bir kızı da bastan çıkarır. Ondan bir yılan doguran genç kız bunun
utancıyla daglara kaçar ve bu daglar günümüzde kızın adıyla anılır (6, 19).
Hekimlik sanatını daha dogmadan önce tanrı Apollo’dan ögrenen Centaur (at adam)
Kheiron’un Akhilleus ve Aesculap adlı çok basarılı iki ögrencisi vardır. Bunlardan Akhilleus,
Kheiron’dan ögrendigi hekimlik sanatını ve edindigi ilaç bilgisini Troya savasında yaralılar
üzerinde kullanırken, diger ögrencisi Aesculap ise bir süre sonra Tıp Tanrısı olacak ve onun
adına tapınaklar kurulacaktır (3, 5, 8). Aesculap bir ölüyü diriltecek denli büyük bir hekimdir.
Bu nedenle tanrılar tanrısı Zeus’un hısmına ugrar ve bir yıldırımla yok edilir. Tıp Tanrısı
Aesculap, elinde tuttugu ve üzerine yılan sarılı bir asa ile betimlenir. Bu tabloda yılan; hayatın
gücünü, insanları besleyip iyilestiren bitki ve agaçları yetistiren topragı, yeraltını ve yeryüzünü
ve sık sık deri degistirmesi nedeniyle gençligi, dinçligi ve yasama gücünü simgeler (3). Bu
nedenlerden ötürü bir süre sonra yılan hekimliklerin sembolü haline gelir (3, 8).
Hititlerde büyük yılan “Asertu” kutsal bir canlı ve ulusal bir tanrıdır ve “Illuyanka
(lluviyankas)” ise, büyük mitolojik bir yılandır. Bu yılan kimi yerlerde tanrılarla kimi yerlerde
de kartallarla savasır. Bu dev yılana karsı savasan bir tanrıça, tanrılara törenler tertipler ve fıçılar
dolusu içkiler hazırlatır. Daha sonra lluyanka’yı ve çocuklarını da törene davet eder. Dev yılan
çocuklarıyla beraber gelip yer, içer ve iyice siser. Yılan çocuklarıyla beraber yuvasına dönmek
üzere giderse de yasadıkları yerlere artık sıgamadıklarından tanrıça ve diger tanrılar onları
iplerle baglayarak yok ederler. Yine, Hitit ülkesinin koruyucu tanrısı Sandu, azgın bir düsman
olarak betimlenen bir yılanı dev bir topuzla öldürür (3). Orpheus dini inananlarınca Antikçag’da
evrenin olusumu tanrıça Kibele (Kybele) ile “Ofiyon” adlı yılanın sevisme sarsıntılarıyla
açıklanmaya çalısılır. Antik Yunan’da bazı kralların yılan olduguna inanılır. Sümer’lerin
yaratılıs efsanelerinde de gökyüzü ve yeryüzü tanrılarını yaratan Lakmu ile Lakamu, erkek ve
disi birer yılandır. Aztekler ise insanların “Siyuakotl” adındaki bir yılan-kadın’dan türedigine
inanırlar (11). Hintlilerin kutsal kitabı Vedalardaki yılan ile bogusma sahnesi, dogrudan dogruya
dogayı simgeleyen bir semboldür (3).
Roma mitolojisinde “Basilikos” adında bir yılanın özellikleri anlatılır. Bu yılan bir
bakısta insanları öldürür. Ancak bir gün kendisini aynada görünce, bakar bakmaz kendisini de
öldürür. Basilikos, kuluçkadaki bir kurbaganın altındaki horoz yumurtasından olusmustur (11).
Japon mitolojisinde ise, “Yamato No Oroçi” adlı sekiz baslı bir yılan ülkenin huzurunu
bozar. Bunun üzerine öldürülen yılanın kuyrugunda tasıdıgı ayna, kılıç ve mücevherler,
imparatorlugun kutsal hazinelerini olusturur (11).
Eski Mısır’da gökte yasayan “Apofi (Apapa)” adlı bir yılan vardır ki bu yılan her gün
günesi dogudan batıya dogru tasıyan günes tanrısı Ra’nın pesinden gider, onu sokmaya çalısır
ve bir gün sokup öldürür. Ancak tanrı sis, Ra’yı iyilestirir (3, 11). Yine Eski Mısır’da ilkel
kaotik yapıyı “Ogdoadlar” denilen ve “Nun-Naunet-Kuk-Kaulet” adlı dört yılan ile “Huh-
Haulet-Amon-Amonet” adlı dört kurbaganın olusturduguna inanılır ve bu kaosu tanrı Aton’un
sulardan çıkarak düzene soktugu ileri sürülür (14). Asagı Mısır Krallıgında hayvan-tanrı kobra
yılanıdır. Mısır’da kozmogoni (evrendogum) ile ilgili dört yılan “Uçurum-Karanlık-Görünmez
Su” vardır. Evrenin çevresinde de “Apofis” adlı kozmik bir yılan bulunmaktadır. Bu yılanın
yırtıcı gücünden korunmak için dinsel ayinler yapılır. Çünkü Apofis kesinlikle tam olarak
öldürülemez (11). Mısır düsüncesinde en önemli ve esaslı rol günese aittir. Horus ise günesi
ifade eden bir tanrıdır (21). Kardesi Seth ile yaptıgı kavgada bir gözü çıkar ve Horus, çıkan
gözünün yerine “Uraeus” adlı bir yılanı takar. Bu yılan daha sonradan firavunların egemenlik
simgesi olmustur (11, 20). Ölen yılanlar tapınaklara gömülür (12).
Eski ran hükümdarları saraylarına alacakları hekimin bilgisini ölçmek üzere, kendilerini
bir yılana sokturup hekimi tedaviye mecbur bırakırlar. Hekim, ancak hükümdarın iyilesmesini
saglayabilirse, bilgisini ispatlamıs olur ve saraya kabul edilerek görevine baslar (3).
skandinav tanrısı “Votan” sık sık yılan kılıgına girer. Slavların efsanevi kahramanı
Vseslaviç bir yılanın ogludur. Totemlerinin çogu yılan olan ilkel toplumlar, yılanları deri
degistirdiklerinden ötürü ölümsüz saymıslar ve ölümsüzlügü elde edemeyislerini de ona
baglamıslardır. Yılan, Eski Türklerin “12 Hayvanlı Takvimi”nde yer almıstır (24).
Bir Orta Afrika efsanesine göre; bir zamanlar insanlar da ihtiyarlayınca derilerini atarak
gençlesirler. Yalnız bu islemi yalnızken yapmaları gerekmektedir. htiyarın birisi bu islemi
torununun gözleri önünde yapınca, tanrının gazabına ugrar ve insanlar böylesi bir nimetten
mahrum kalırlar (3).
Tibet’te yılan ve kus birlestirilir ve bu birlesik yaratıga boynuzlu bir insan bası konulur.
Aynı motif ran’da da vardır. Bunun ejderha motifiyle iliskili oldugu ileri sürülmektedir. Ayrıca
Polinezya’da yılan tanrıyla kus tanrı arasındaki mücadele, agaç oymalara konu olmustur (16).
Amerika’da Missisipi nehri ve Meksika vadisinin her yerinde tüylü ve boynuzlu bir
yılana inanılır ve saygı duyulur. Bölgedeki kızılderililer bu büyük, tüylü yılana taparlar ve ona
adaklarda bulunurlar (17).