Tartısma ve Sonuç
Dini düsüncenin en önemli evrelerinden biri olarak kabul edilen zoomorfizm
(animalizm) döneminde insanoglu, hayvan biçimli tanrılara tapınmıs ya da tanrılarını hayvan
biçimli olarak düslemistir. Bu evrede birçok memeli hayvanın yanısıra; sürüngen, balık, kanatlı
ve mitolojik hayvanları da kendi düssel dünyasının zengin motifleri arasına yerlestirmis ve bu
hayvanlara önemli mitolojik roller vermistir. nsanoglu bu evrede sadece yırtıcı ve güçlü
hayvanları degil, sevimli ve zayıf hayvanları da tanrı olarak kabullenmis ve totemlerini yaparak
bu canlılara tapmıstır. Ancak uygarlık gelistikçe, dogayı ve bunun belki de en önemli unsuru
olan hayvanları kontrol altına alarak onları daha yakından tanıyan ve evcillestiren insanoglu, bir
süre sonra tanrılarını yarı insan - yarı hayvan olarak düslemis, daha sonra ise tümüyle insan
biçimli tanrılar tasarlamıs ve antropomorfizm evresine geçmistir (1, 2, 11, 19, 23).
Bu çalısmaya konu olan sürüngenlerin, kanatlıların, balıkların ve mitolojik hayvanların,
memeli hayvanlara oranla mitolojik olaylarda daha az yer aldıkları ve mitolojik açıdan daha az
öneme sahip oldukları görülmektedir. Sürüngenler içinde en önemli mitolojik motifi yılanlar
olusturmaktadır (3, 5, 6, 8, 11, 12, 16, 17, 20, 21). Yeraltına girip çıkması, deri (gömlek)
degistirmesi, zehrinin gücü ve ürkütücü görünümüyle gizemli bir hayvan olarak algılanması,
yılanı diger canlılardan daha farklı bir noktaya tasımıs ve özellikle deri degistirmesi nedeniyle
sürekli olarak yaslılıktan gençlige geçisi yani ölümsüzlügü, dolayısıyla yasamı simgelemesi
nedeniyle onu hekimliklerin sembolü haline getirmistir (3, 5, 8). Yılan dısında kalan diger
sürüngenlerin genellikle dünyanın olusumunda önemli roller üstlendikleri görülmektedir (7, 11,
12, 15, 17, 19, 22). Sürüngen, balık, kanatlı gibi hayvanların, günlük yasam içerisindeki pratik
iliskilerden ve olaylardan çok, daha soyut olaylarda rol almalarının, toplum yasamında memeli
hayvanlara oranla daha az sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel öneme sahip oluslarıyla
açıklanabilecegi düsünülmektedir. Ayrıca memeli hayvanların, sürüngen, balık ve kanatlı
hayvanlara göre çok daha zeki ve gelismis olmaları, birçok memeli türün evcillestirilerek insanla
ortak bir yasama geçmeleri ve bu sekilde insanı iyi tanımaları ve insan tarafından iyi tanınmaları
mitolojik, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan memeli olmayan diger canlılara
üstünlüklerine neden olabilir.
Bu çalısmada, balıkların ve sürüngenlerin, kanatlı hayvanlara oranla daha az sayıda
mitolojik olayda rol aldıkları izlenmektedir (7, 11, 16, 17, 19, 22). Bunda, balıkların ve
sürüngenlerin belirli cografyalarda yogunlasırken, belirli cografyalarda hiç bulunmayısları ile
bazı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel faktörlerin etkili olabilecegi düsünülmektedir. Kanatlı
hayvanlar ise, özellikle uçma yeteneklerine, fiziki görünümlerinin güzelligine ve melodik sesler
üretmelerine baglı olarak insanların dikkatini çekmis ve begenisini kazanmıslardır. Bunlara ek
olarak bu hayvanların insanlarla kurdukları yakın iliski, onların insanın gözündeki degerini
arttırarak mitolojik süreçte önemli roller üstlendirilmelerine neden olmustur. Tanrılar, kanatlı
hayvanların uçma yeteneklerinden faydalanmak üzere kus sekline dönüsmüsler ve bu sekilde
mitoloji için çok renkli motifler olusturmuslardır.
Çalısmamızda mitolojik hayvanlar baslıgı altında deginilen varlıkların daha çok memelisürüngen-
balık-kanatlı hayvanların en güzel, en güçlü ya da en korkutucu özelliklerinin bir
sentezi ve tümüyle insan düsgücünün eseri oldukları görülmektedir (4, 6, 11, 16, 24, 25). Bu
mitolojik hayvanların, kültürel üretime yönelik alanlarda düsgücünü harekete geçirerek masal,
destan gibi sanat eserlerinin yaratılarak insanın tinsel gelisiminin saglanması yolunda önemli bir
hammadde olusturdugu ileri sürülebilir.
Memeli hayvanların yanısıra, dünyamızı paylastıgımız sürüngenler, balıklar ve kanatlı
hayvanların da mitolojik yönden zengin birer motif oldukları belirgindir. Bu mitolojik renklerin
sadece sanat ve estetik degerler yönünden degil, dünyamızdaki ekolojik dengeler, soyu tükenen
türler ve hayvan hakları yönünden de degerlendirilmesinin bu hareketlere olumlu katkıları
olacagı düsünülmektedir. Ayrıca, tek tanrıcı dinler asamasına degin hayvanların bir bütün olarak
mitolojik yolculuklarını veren böylesi bir çalısmanın, ileriki dönemlerde yapılacak ve tek tanrıcı
ilahi dinleri de kapsayacak sekilde genisletilmesinin veteriner hekimligi tarihi ve kültür tarihi
açısından son derece olumlu sonuçlar verecegi düsünülmektedir.
kaynakpdf