Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Veterinerlik Fakültesi > Antraks (Şarbon)

Veterinerlik Fakültesi hakkinda Antraks (Şarbon) ile ilgili bilgiler


Antraks (Şarbon) B.anthracis'in neden olduğu zoonoz karakterde bir hastalık olup, genel olarak ot yiyenlerin bir hastalığıdır. Hastalık adını deride siyah renkte kömür benzeri lezyonlar oluşturmasından, dolayı Latince kömür anlamına gelen

Veterinerlik Fakültesi Anatomi, Histoloji, Embriyoloji, Fizyoloji, Biyokimya, Mikrobiyoloji, Parazitoloji, Patoloji, Farmakoloji ve Toksikoloji, İç Hastalıklar, Cerrahi, Doğum ve Jinekoloji, Veteriner Hekimliği, Hastalıklar ve Klinikler Bilimler , Zootekni ve Hayvan Besleme, Döllenme ve Suni Tohumlama, Besin Hijyeni ve Teknolojisi dersleri, Zootekni, Hayvan Besleme ve Besleme Hastalıkları dersleri okutulur

Like Tree2Likes
  • 1 Post By Ayça Şallı
  • 1 Post By Ayça Şallı

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05.05.09, 15:59
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 1.393
Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Antraks (Şarbon)

Antraks (Şarbon) B.anthracis'in neden olduğu zoonoz karakterde bir hastalık olup, genel olarak ot yiyenlerin bir hastalığıdır. Hastalık adını deride siyah renkte kömür benzeri lezyonlar oluşturmasından, dolayı Latince kömür anlamına gelen "anthrakis" kelimesindeki almıştır. Hastalık hayvanlarda hızlı bir seyir göstermekte olup, genelde septisemi tablosu oluşturur. Dünyanın sıcak iklim kuşağına ait bölgelerinde daha sık karşılaşıldığı ancak tropik ve subtropik böl¬geler de hastalık gelişebildiği bildirilmektedir. Hastalık sığır ve koyunlar başta olmak üzere keçi, at, deve ve antiloplarda da görülebilmektedir. Etçiller de (köpek, kedi, aslan vb.) ve omnivorlarda (domuz) hasta hayvanların et ve kemik unlarını tüketmekleriyle hastalığa yakalanabilirler. Fil, su aygırı, impala ve zebralarda da hastalık oluşabildiği rapor edilmektedir. Kuşlar vücut ısıları nedeniyle doğal dirence sahiplerse de deneysel olarak devekuşlarında, kargalarda ve ördeklerde fekal kontaminasyon yolu ile hastalık oluşabildiği bildirilmektedir. Soğukkanlı hayvanların, reptillerin ve balıkların duyarlı olmadıkları belirtilmektedir. Genç hayvanlar ergin ve yaşlılardan daha duyarlıdır. Açlık, yorgunluk, fazla sıcak veya soğuk, bakım ve besleme eksiklikleri, dental ve organik bozukluklar, diğer hastalıklar ve paraziter enfeksiyonlar ve stres faktörleri hastalığın çıkışı ve yayılışında etkili faktörler olarak belirtilmektedir (8,2) .
Bacillus anthracis olarak adlandırılan etken gram pozitif, 4-8 x 1-1.5 boyutlarında, kapsüllü, hareketsiz ve sporlu, aerob ve fakültatif anaerob bir basildir. Etkenin vejetatif formunun oksijenli ortamda sporlaşması sonucu, çevresel faktörlere özellikle ısıya (kuru ısıda 1400C'de 1-3 saat ve nemli ısıda 100 0C'de 5-10 dakika), kurutmaya, ultraviyole ışığa, gamma radyasyona ve oksidatif olanlar hariç bir çok dezenfektana direnç kazanmaktadır. Sporlar uygun koşullarda 3-50 yıl aktivitelerini korumaktadırlar. Bu nedenle hasta hayvanlara ait yapağı, deri, tüyler, kemik, kan, doku veya organlar uygun koşullarda imha edilmelidir. Vejetatif yapı çevresel etkilere oldukça dayanıksız olup, açılmamış kadavralarda 2-4 gün içerisinde yıkımlan-maktadır.
B. anthracis'in spor formu hastalık ve salgınların meydana gelmesi ve etkenin dirençliliği açısından oldukça önemlidir (5,8,9).
Hastalık, hayvanlarda ahır veya meralardaki, B. anthracis sporlarının bulunduğu yem ve suları tüketmeleri sonucu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca enfekte olmuş hayvanlardan elde edilen et ve kemik unlarının da hastalıkta önem teşkil ettiği bildirilmektedir. Etken spor formunda meralarda, ayrıca hasta hayvanların dışkı ve idrarları ile kesilmiş hayvanları kanlarının aktığı topraklarda uzun süre canlılığını koruyabilmektedir. Sıcak bölgelerde kan emici sinekler, ölen hayvanların gömüldükleri yerler, buralara yakın su kanalları, tabakhaneler, yün yıkama yerleri sağlıklı hayvan ve insanlara hastalığın bulaşmasında en önemli rezervuarlar olarak belirtilmektedir. Hasta hayvanları memeleri sağlıklı görünmelerine karşın sütleri etken içerebilmektedir (10,8,2) .

Şekil 1. Deri formunda elde oluşan yaralar (6).
1.jpg

Şekil 2. a-b Yüzde oluşan yaralar (6)
2.jpg 3.jpg

Asya, Afrika, Orta Doğu, Orta ve Güney Amerika ve Avrupa'nın bazı bölgelerinde hastalık görülmekte olup, Avustralya'da 1997 yılında 140 sığırın ve 59 koyunun salgın sonucu ölümüyle burada da hastalık görülmüştür (8).
Türkiye'de, Tarım Bakanlığı'nın 28.02.2003 tarihli verilerine göre; 2000 yılında 134, 2001'de 142, 2002 yılında 131 yerleşim biriminde (mihrakta) şarbon hastalığı görüldüğü, 2003'ün ilk 8 ayında ise bu rakamın 56'ya indiğini belirtilmektedir. 2000 yılında hastalanan hayvan sayısı 344, 2001'de 277, 2002'de 218 olarak açıklanmakta ve 2003 yılı ilk 8 ayında ise sadece 72 hayvanda hastalık görüldüğü bildirilmiştir (3).
Hastalık hayvanlarda perakut, akut ve subakut seyredebilmektedir. Genel olarak hayvanlarda; huzursuzluk, iştahsızlık, depresyon, solunum hayvanlarda süt veriminde ani düşüşler görülü-lebilir. Bu hayvanlara antibiyotik uygulanması durumunda semptomların baskılanmasına neden olabilmektedir (10,8,2).
Subakut formda ise daha çok boyun, göğüs ve karın bölgelerinde ödematöz ve sıcak şişlikler görülmekte, bastırılınca çukurlaşmaktadır(10,8,2).
Antraks'dan ölen veya şüpheli hayvanlara otopsi uygulamaları yapılmamasına rağmen, post-mortem muayenelerde genel olarak sığırlarda gövdenin açık pembe veya kırmızı renkte olması ve etkenin toksininin damar permabilite-sini bozmasına bağlı olarak mukoza, seröza ve subkutan bağ dokudalarda kanama odakları veya bölgeleri görülmektedir. Kan kıvamlı siyah renkte ve pıhtılaşmaz ya da yumuşak gevrek bir pıhtı görülür. Kalp, karaciğer ve dalak kırmızı renkte ve paranşim dokular pişkin bir görünümdedir. Bağırsak içeriğinde kanlı bir yapı bulunmaktadır. Bağırsakların dış yüzü bu kanlı yapıdan dolayı kırmızı mavi renkte ve özellikle jela-tinimsi bir sızıntının görülmektedir. Bölge lenf yumrularının dalak görünümünde büyümüş ve kırmızı-siyah bir şekilde ve bu lenf yumrularının kesit yüzleri nemli ve parlak, damarları şiddetli hiperemik görünümdedir. En önemli bulgu ölüm sonrası gövdede rigor motrisin şekillenmemesidir. Kan koyu kırmızı renkte ve pıhtılaşmaz. Hastalığın halk arasında "dalak" hastalığı olarak nitelendirilmesine neden olan tipik bulgularda dalakta görülmektedir. Dalak pulpası elle palpe edildiğinde yumuşak, çamur kıvamında, koyu kırmızı renktedir. Dalak pulpası çoğu zaman dışarı taşmış ve kolay parçalanabilir bir yapıdadır. Dalak normalden 2-6 kat daha büyüktür. Koyundaki semptomlar sığırdakinin benzeri özellikte olmasına rağmen koyun dalağının özelliğine bağlı olarak dalakta büyüme görülmeyebilir. Domuz ve atlarda ise hastalık bulguları daha çok boğaz lezyonları şeklinde olup, dalakta bulgular nadir görülmektedir (14,9).
Antraks (Şarbon) geviş getiren hayvanların bir hastalığı olarak bilinmesine rağmen, insanlarda etkenin giriş yerine ve şekline bağlı olarak yüksek ölüm oranı ile sonlanabilen hastalığa neden olabilmektedir. Bugüne kadar literatür verilerinde hastalığın insandan insana bulaştığına dair bir vaka bildirilmemiştir. Hastalık insanlarda deri, solunum ve sindirim sistemi yoluyla bulaşa-bilmektedir. Sporlar derideki küçük yara ve çiziklerden veya ağız ve farenkste bulunan yapı bozukluklarından makrofajlar ile vücuda girebilmektedir. Endosporlar makrofajlar tarafından fagosite edildikten sonra lokal lenf nodüllerine taşınmaktadırlar, lenfatik sistemde çoğalarak kan dolaşımına giren endosporlar çoğalarak kısa zamanda masif septisemiye neden olmaktadırlar. Makrofajların içerisinde gelişen vejetatif formlar iki ekzotoksin salgılayarak hastalığa neden olmaktadır. Üçüncü virulens faktör olan kapsül ise vejetatif formların fagosite olmasını engellemektedir (4,7).
Kaya ve ark.'nın (12) yaptıkları bir araştırmanın sonucunda, Türkiye'de 1986-2000 Kasım ayları arasında hastanelerde 132 adet antraks vakası saptandığı, özellikle Doğu Anadolu bölgesinde hastalığa daha sıklıkla rastlanıldığı bildirilmektedir. Türkiye'de hastalığa genel olarak Haziran-Kasım ayları arasında rastlanıldığı bildirilmektedir. Türkiye'de 1987-1989 yılları arasında yılda 12'den fazla vaka olduğu, genel olarak yılda 8 vaka civarında görüldüğü, 1996 yılında ise 12 vaka olduğu bildirilmektedir. 2000 yılında ise sadece 3 vaka bulunduğu açıklanmaktadır.
Genel olarak insanlar hasta hayvanlar ile kontak sonucu hastalığa yakalanmaktadırlar. Deri formunda bulaşma %25-95 arasında oldu¬ğu belirtilmekte olup, % 20 ile mortalitenin en düşük olduğu formdur (12,2).
Bu formda hastalık enfekte olmuş hayvanlara ait materyal veya ürünlerle (deri, yapağı, kıl, temizlikte kullanılan alet-ekipman) direkt veya indirekt temas edilmesiyle meydana gelmektedir. Etkenle kontamine toprak veya etlerde bu¬laşmada önemli rol oynamaktadır. Semptomlar 1-9 gün içerisinde kuru, siyah kötü huylu etrafı morumsu şişkinlikler, kabarcıklar ile çevrili yaralar ile karakterizedir. Deri lezyonlarının etrafı ödemli ve çapı 6-7 cm'ye kadar çıkabilir. Lezyonlar zamanla genişlemekte, hemorajik, nekrotik, ülseratif bir duruma gelmekte ve tipik siyah es-karlar (malingnant pustules) oluşmaktadır. Has¬talarda en sık görülen klinik belirtiler yüksek ateş, titreme, baş ağrısı ve iştahsızlıkdır. Deri enfeksiyonları daha çok veteriner hekim, mezbaha çalışanları, kasaplar ve hayvan sahipleri gibi direkt hayvan veya ürünleriyle temas eden meslek gruplarında görülmektedir (12,6,7 ).
Solunum formunda alınan spor sayısı ve kişisel faktörlere bağlı olarak değişmekle birlikte, hastalık etkenlerin inhalsyonla alınmasından sonra 1-6 gün içerisinde semptomların görülmesiyle başladığı belirtilmektedir. Hastalık genel olarak üst solunum yolları enfeksiyonu gibi başlamakta, hipoksi ve dispne gelişimi ile devam etmektedir. Radyolojik olarak mediastinal genişleme bulguları saptandığı bildirilmektedir. Hastalığın başlangıç dönemi viral üst solunum yolları enfeksiyonu ve pnömoniler ile karıştığı belirtilmektedir. Antibiyotik kullanımı ve destek tedavilere rağmen sistemik olgularda mortalite % 100 olarak kabul edilmektedir. Ölüm genelde semptomların ortaya çıkmasından birkaç gün sonra gerçekleşmektedir. Solunun formunda genel olarak hemorajik pulmonar ödem, lenf yumrularında şişkinlikler ve lökositoz seslenebilmektedir (12,6,4,7 ).
Hastalığın sindirim sistemi ile alınımında çiğ veya az pişmiş yüksek oranda vejetatif basil içe¬ren enfektif etlerin tüketilmesiyle önemli olup, ölüm oranı erken teşhisin zorluğu ve salgının durumuna göre % 50 ile 100'e kadar ulaşabilmektedir. Hastalıkda klinik belirtiler 2-5 gün içerisinde abdominal ağrı, kusma ve kanlı diare gibi klinik belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Sindirim sistemi ile etkenin alınımından sonra klinik belirtilerin yerine göre hastalık orofaringeal ve abdominal olarak ikiye ayrılabilmektedir. Etken alınımından sonra dilin dip kısımlarında lezyon-lar, servikal ödem, solunum güçlüğü, pseudomembran yapıda ülserler, boğaz bölgesindeki tahrişe bağlı yutkunma güçlüğü (disfaji), lenfa-denopati ve ateş orofaringeal formda görülürken, Abdominal formda sindirim sistemine bağlı semptomlar olan bulantı, iştah kaybı, kusma ve özellikle kahve çekirdeği şeklinde kan kusma, ateş, titreme, yaygın karın ağrısı ve kanlı diare görülebilen semptomlardır. Ayrıca insanlarda önemli bir form olan menenjit oluşumu da pulmoner ve gastrointestinal antraks'ın bir diğer komplikasyonu olarak karşımıza çıkabilmekte ve % 100'e varan ölümler ile sonuçlanabilmektedir (12,6,9,4,7).
Şarbonun vücutta toksik reaksiyon oluşturan bir süreç olduğu, bu süre zarfında belirli bir aşamaya ulaşıldığında bakterilerin etkisiz hale getirilmesi koşullarında dahi geri dönüşümsüz reaksiyonların şekillenebileceği, bu sebepten geç kalınmış olgularda mortalitenin bu oranda yüksek olduğu vurgulanmaktadır. Özellikle letal toksinlerin proteinlere karşı bağışıklık oluşturulsa bile, etkilenen makrofajların salgıladığı proinflamatuar sitokinlerin şok ve ani ölümlere neden olduğu bildirilmektedir (4).
insanlarda hastalığın tespitinde, lokal lezyonlar, kan veya balgam teşhislere yardımcı olabilmek amacıyla kullanılabilmektedir.
***8226; Froti çekilerek, boyama yapılarak mikroskobik bakı ve kurutulmuş smearlardan (sürme preparat) immunofloresans teknikleri kullanılabilmektedir.
***8226; Kültür teknikleri ve deney hayvanları teşhislere yardımcı olmaktadır.
***8226; Tanı amacıyla immun serumda "ascoli test" kullanılmaktadır.
***8226; Serolojik testlerden; presipitat ve hemaglüti-nin tespiti ile hastalık şüpheli ve aşılı insanların serumlarından tespit yapılabilmektedir(11).
Kan veya transudat smearlarda antraks tespiti için aşağıdaki yöntem kullanılabilinir. Öncelikle smear kurutulur. Polikrom metilen mavisi ile 2-3 dakika boyanır.Yıkanır ve kurumaya bırakılır. Mikroskobik bakıda; kısa zincirler halinde, etrafı morumu-kırmızı kapsül ile çevrili koyu mavi çubukcuklar şeklinde görülmektedir. Granular materyalin bu şekilde boyanması "McFadyean reaksiyonu olarak tanımlanmaktadır (8).
Hayvanlardaki tanıda önemli bir konu ant-rakstaki septiseminin terminal bir olgu şeklinde seyrettiğinde ölümden birkaç saat önce hazırlanan kan frotilerinin tanıya yardımcı olamayacağı bildirilmektedir. Ayrıca hayvanlarda ölüm sonrası kokuşma ile iç organlardaki basillerin 48 saat içerisinde yıkımlanabildiği, bu nedenle tanı amacıyla kanın kokuşmanın en geç şekillendiği kuyruk ucu bölgesinden alınması gerektiği belirtilmektedir (8,9).
Kaynak
U. Tansel ŞİRELİ1 Muammer GÖNCÜOĞLU2
1 Doç. Dr., Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı.
2 Arafl. Gör. Dr., Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı.

__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 05.05.09, 16:01
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 1.393
Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.Ayça Şallı için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Antraks (Şarbon)

Koruma ve Kontrol: Hayvanlarda hastalık şüphesinde veya hastalık halinde hemen Tarım il ve ilçe Müdürlüklerine haber verilmeli ve veteriner hekimlerle irtibata geçilmelidir. Yukarıda bahsedilen şüpheli ölümlerde otopsi yapılmamalıdır. Kan alırken çok dikkatli olunmalı mümkünse şırınga ile çekilmeli kontamine olunmamalı ve etrafa kan sıçratılmamalıdır. Kesinlikle hayvanlar otopsi yapılmamalıdır. Kanın ve iç organların çevresel kontaminasyonda rolü çok önemlidir. Sığır ve koyunların aşı programları hastalığın önlenmesi açısından dikkat edilmesi gerekli unsurların başında gelmektedir. Hayvanların bir yerden bir yere taşınması, etlerinin veya iç organlarının tüketilmesi, yapağı, kıl, derilerinin kullanılması, otopsi yapılması veya hayvanların tüketim amaçlı parçalanmaları çok tehlikelidir ve kaçınılmalıdır. Hayvanın doğal delikleri ham pamuk ile kapatılmalıdır. Hayvanın kafası çuval ile örtülmelidir. Eğer kan toprağa bulaşmış ise yakılmalıdır. Fark edilmeden kullanılan bütün aletekipman, bıçak, eldiven gibi yakılmalıdır. Eğer kesim sırasında şüpheli bir durum ortaya çıkarsa kesim hemen durdurulmalı bütün hayvanlar yakılarak imha edilmeli veya en az 2 metre çukurlar açılarak sönmemiş kireç dökülerek derileri ile beraber gömülmelidir (5,13).
3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu'na göre Türkiye'de ANTRAKS görülmesi halinde; hastalığın ortaya çıkması ile devlet veteriner hekimi karantina işlemleri de dahil olmak üzere gerekli önlemleri almakla yetkilidir. Hayvanlar yakılır ve ya gömülür. Karantina işlemleri uygulanır. Hastalık ve ya şüpheli durumlarda hayvanlarla direkt kontakt önlenmelidir. Hayvanların kesilmesi ve etlerin tüketilmesi yasaktır. Deri, kıl, yapağı boynuz ve tırnaklara el konulur ve imha edilir. Hayvanlara ait sütler kullanılamaz ve imha edilir. Bakteri ile bulaşık olduğu düşünülen mera ve otlaklar ile su kaynakları karantina altına alınır. Şüpheli hayvan yemleri analize yollanır. Hastalık bulunan ve ya şüpheli ahır ve ağıllar, eşya ve malzemeler, yemler ve artıklar dezenfekte edilir. Karantina bölgesinden mezbahaya sevk edilmek istenen hayvanlar devlet veteriner hekimi tarafından muayene edilir. Devlet veteriner hekimi hastalık insanlara da bulaşabileceğinden hayvan sahiplerine ve mahalli sağlık teşkilatlarına bilgi verir (1).

Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf s-g39.pdf (346,1 KB (Kilobyte), 22x kez indirilmiştir)
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
(şarbon), antraks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 16:34 .