iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:22 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !
Sponsor Reklam

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslami Kavramlar » Şirk

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 16.06.08, 15:00
Standart

Şirk


Zehravî Zeytuna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Uzman
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.060
Send PM

16.06.08, 15:00


Türevleriyle birlikte 150 küsur yerde geçer. Bunların çoğu fiil halinde (geçmiş ve şimdiki zaman kipleri) yer alır. Bu demektir ki şirk insanlık bünyesinde bir pasif kavram değil, bir sürekli aktivitedir.
Şirke bulaşmış olana müşrik denir (bk. Müşrik mad.).
Şirk, şirket ve müşareket Arap dilinde mülk ve salta­natta ortaklık anlamındadır. Bir şeyin, birden fazla kişiye aidiyetine de şirk veya müşareket denmektedir (Ragıb, şirk mad.).
Din dilinde şirk, Allah'a, yani tek olan Yaratıcı Kudret'e zatında (sayı olarak) veya tasarrufunda (yapıp-etmelerinde) ortak tanımaktır. Bu açık ve şuurlu olursa açık şirk (eş—şirk el—celi), örtülü ve şuursuzca olursa gizli şirk (eş—şirk el-hafî) adını almaktadır. Râgıb el-Isfahânı (ölm. 502/ 1108) bu noktada Büyük Şirk - Küçük Şirk ayırımı yapar. Râgıb'a göre: "Büyük şirk Allah'ın ortağı olduğunu iddia etmektir ki, bu inkârın ve küfrün en büyüğüdür... Küçük şirk ise bazı iş ve fiilleri icra ederken Allah dışında kişilerin rızasını da hesaba katmaktır. Riya­kârlık ve münafıklık bu cümledendir..
Her şeyden önce, "şirk çok büyük bir zulümdür." (Lukman, 13). Zülüm, karanlık manasında olduğuna göre şirk tam bir karanlık, tam bir kaostur. Şirkin bu kaos yapısını daha iyi anlamak için Kur'an'ın şu ayetini hatırlamak yerinde olur. "Kim Allah'a şirk koşarsa sanki o gökten yere düşmektedir de kuşlar onu didik didik etmektedir veya rüzgâr onu uzak ve ücra bir yere sürük­lemektedir" (Hacc, 31).

Şirkin insanı sürüklediği kaosu, boşluğu, huzursuzluğu bundan daha güzel anlatmak mümkün olmaz.
Şirk, varlık ve oluşun yaratıcı prensibine ters düşmek olduğundan prensibin bir uzantısı olan insanı desteksiz, yolsuz ve yönsüz bırakmaktadır. Yaratıcı şuurla bağı kopan insanın varlıkla kaynaşması tarumar olur ve oluşun ahengiyle perdeleri uyuşmadığı için sürekli didiklenir ve dejenere olur. Bu dejenerasyon öylesine ileri bir noktaya varır ki, şirk insana öz evladını öldürmeyi bir meziyet olarak gösterebilir (bk. En'**, 137). Böyle birisi, hep özleyen, fakat özlemini gidermek için başvurduğu çareler tarafından daha derin ayrılıklara itilen bir talihsizdir. Kur' an bu noktaya parmak basarken şöyle diyor: "Gerçek ve erdirici çağrı yalnız Allah'a yöneltilendir. Allah dışında çağırıp yakardıklarına gelince, onlar yakaranlara hiçbir şekilde karşılık veremezler. Böylesi yakaranların hali, ağzı­na değsin diye iki elini suya uzatan ve fakat ona asla ulaşamayan birinin haline benzer..." (Ra'd, 14). Bu ümit­siz çabalamanın temelinde, yaratıcı Şuur'la çelişme vardır. Kur'an, kendine özgü üslubu içinde bu noktaya da parmak basıyor: "Hiçbir şey yaratamayacak olan, tam aksine, kendileri yaratılmış olan şeyleri mi Allah'a ortak koşuyor­lar." (A'raf, 191).
Demek oluyor ki, şirk, Yaratıcı Kudret'in niteliklerini yaratılmışa vererek, oluşun yolunu tıkıyor. Yahut da, oluşun sunduğu armoniyi bozup varoluş zevkini lekeliyor. Bu yüzdendir ki, "Allah'a şirk koşan çok büyük bir sapkınlık ve karmaşa içine düşmüş olur" (Nisa, 48). Ve böyle birisi "önü alınmaz bir karanlığa da mahkûm olmuştur" (Nisa, 116).


kaynak 17
cilt2-sf;110..114


Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16.06.08, 15:03
Zehravî Zeytuna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Uzman
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.060
Ettiği Teşekkür: 358
810 tane iletisine 1.135 kere teşekkür edilmiş
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
  Send PM
Standart Cevap: Şirk

Şirkin yuvarladığı kaos ve karanlık insanda sonsuzun yerini alacak yapay istekler ve saplantılar oluşturur. Bu bir tipik ödünlenıe mekanizmasıdır. Kur'an: "Şirke düşenler­den öyleleri vardır ki, kişinin bin yıl yaşamasını arzu eder." (Bakara, 96). Ne var ki bu ödünleme faaliyeti, insanın varlık yapısındaki "Birliğe, Yaratıcı Şuurla kay­naşmaya (yani tevhide) duyulan susayışa cevap veremez. Böyle olduğu içindir ki; şirke saplananların kalplerine sürekli ve dinmez bir korku salınmıştır" (Âli İmran, 151).
Şirk, bütün bunlara rağmen, Allah'ın iradesi dışında vücut bulmaz. Çünkü tevhid iki irade ve iki kudrete müsaade etmez. İrade ve kudret tektir. Şirk, oluş diya­lektiğinin karanlık ve dikenli yönüdür ama tek kudret ve tasarruf sahibinin iradesine rağmen varolmamıştır. Başka bir ifadeyle, Allah dileseydi, şirke yer bırakmayan bir oluş sergilerdi (En'**, 108, 148).
Kur'an'ı Kerim, şirkin, Allah'ın sınırsız merhametine bağlı affın dışında kaldığını ifade eder (Nisa, 48, 116). Bunun daha açık anlamı şudur: Şirk içinde bu âlemden ayrılanlar, Allah'ın affını bekleyemezler. Çünkü ilahi af, varlık ve oluştaki Yaratıcı prensibin bir aktivitesidir. O prensibe inanmayanın o aktivitenin bir şey beklememesi gerekir. Nitekim şirk içinde öbür âleme geçenlere orada, rahmet ve bağış dilediklerinde şöyle denecektir. "Allah'a ortak koşmada dayandıklarınız, ortaklarınız nerede?" (En' **, 23; Ayrıca bk. Nahl, 27; Kehf, 52; Kasas, 63, 74; Kalem, 41).

Şirk dışında kalan tüm günahların, Allah istediği takdirde affedileceğini de Kur'an açıkça bildiriyor (Nisa, 41, 116). O halde şirkten ve onun sonuçlarından kurtul­mak sadece tevhidi kabul ve ikrar ile mümkün olmaktadır. Bundan doğal ve âdil hiçbir sistem düşünülemez. Varlığını kabul etmediği bir kudretten bir şey beklemek kimsenin hakkı değildir. Şirk, kudretin varlığını inkârdır. Ve kudret bunu bağışlamıyor. Kudreti kabul edip yanlışlar, isyanlar sergileyenler ise, varlığını kabul ettikleri rahmet kaynağına sığınabilirler. O, dilerse onları bağışlar, dilerse hak ettikleri cezayı çektirir (bk. Nisa, 41, 116).

Kur'an'in Allah hakkından sonra birinci sıraya koyduğu ana—baba haklarının düzenlenmesinde de şirkin tipik du­rumu farklı sonuçlara sebep oluyor. Kur'an'a göre, ebevey­ne itaatsizlik, yalnız şirk hali söz konusu olduğunda makbuldür (Ankebût, 8; Lukman, 13).
Şirkin bütün tahribi, açık şirkte olmamaktadır. Tam aksine, en dehşetli tahrip, Hz. Peygamber'in beyanlarına göre, gizli şirkten gelmektedir. İnsanoğlu açık şirki bir süre sonra yenebilmiştir ama, gizli şirk hep yaşamaktadır ve yaşayacaktır. O halde esas tevhid ve esas tevhid mücadelesi gizli şirki yenmektir.
Açık şirk Allah'a zatında, sayı bakımından ortak tanı­mak olduğundan hem tesbiti kolaydır, hem de alt edilmesi. Ama gizli şirk, Allah'ın tasarruflarına kafa tutmak ve Allah'tan beklenmesi gerekeni başkasından beklemek olduğundan insanın iç dünyasında rahatlıkla saklanabi­lir, hatta insanın kendisi bile bunun farkında olmayabi­lir. Mesela bir insanın "Allah birdir, ortağı yoktur" demesini sağlamak, aynı insanın Allah'ın isim — sıfatların­dan birinin tecellisine ters düşmesini önlemekten daha kolaydır. "Allah birdir" diyen nice insan, rızkını elde etmek için şunun bunun hakkına tecavüzde bir beis görmez ve böylece, Allah'ın Rezzak (rızık veren) sıfatının sergile­diği tasarrufa kafa tutarak, farkında olmadan şirke düşer. Bu ikincinin hem tesbiti, hem de tedavisi çok zordur. Bu yüzdendir ki, Hz. Peygamber, ümmeti adına açık şirkten değil, gizli şirkten endişe duymuş ve bunu çok ilginç ifadelerle ortaya koymuştur. Bir yerde şöyle diyor: "Üm­metim adına en çok korktuğum şey Allah'a şirk koşmak­tır. Ancak benim söylediğim, onların güneşe, aya, puta tapmaları değildir. Benim korktuğum bu şirk Allah dışındaki şeylerin hoşnutluğunu gözeterek ameller yapmak ve bir de gizli şehvettir." (İM. Zühd, 21).

Gizli şirke değinen hadislerde dikkatler riyakarlık üzeri­ne çekiliyor ve riya, gizli şirkin en yıkıcı görünümü olarak veriliyor (bk. Riya mad.). Bir yerde de şu hadisi görüyo­ruz: "Gözünüzü açın! Size, benim katımda sizin için Deccal'den daha korkutucu olan şeyi haber veriyorum: Gizli şirktir bu... Kişinin, görenleri beğendirmek için kılmakta olduğu namazı süsleyip püslemesi bu cümleden­dir" (İM. Zühd, 21).

Kur'an ve hadisin verileri dikkate alınarak, şirkin muhtelif türlerinden bahsedilmiş, şirk sınıflandırılmıştır. Bu konuda en değerli etüdlerden biri de İbn Kayyım el-Cevziyye'nin ed. Dâu ve'd- Deva adlı eseridir (özellikle bk. Sayfa: 229 - 250).
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla