|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
16.06.08, 16:30
Tâğut'un kökü olan tuğyan, türevleriyle birlikte (tâğut dahil) 40 civarında yerde geçer. Tâğut'un yer aldığı ayet sayısı ise 8'dir. Tâğut (çoğulu: Tavâğit) kavramını anlamak için, tuğyan kelimesini tanımak gerekir. Tâğutun, Kur'an ilimleri müte-hassıslannca tespit edilen manaları, tuğyan köküyle daima ilgilidir. Kur'an tâğutu, tuğyanı yaşayan ve yaşatan kişi ve kudret anlamında kullanır ve Allah'a imanın gerçek anlamına ulaşması için tâğuta karşı çıkmanın zaruretine dikkat çeker (Bakara, 256). Nisa suresi 51. ayet Araplar-daki okuma, yazma bilenlerin (aydınların) cibt ve tâğuta inandıklarını ve müminleri onlara inananlardan daha aşağı gördüklerini söyleyerek bunu kınıyor. Bu ayette tâğut, ruhsuz putlara ad olan cibte karşılık, ruh ve şuur sahibi put yani ilahlaştırılmış, putlaştırılmış insan anlamında kullanılıyor. Arap dilcileri tâğutu, (dişil ve erkeği aynı) azgın, sınır tanımaz, Allah yerine kendisine tapılan, zulüm, cebir ve şiddet kullanan Firavun ruhlu, şeytan yaradılışlı varlık olarak manalandırmaktadırlar. Hayırdan alıkoyan, hayra engel olan tüm kişi ve güçlere de tâğut denmektedir. Tâğutun görüneni yanında, görünmeyeni de vardır. Putların tâğut olarak adlandırılmaları, onların tuğyanları ifadede birer vasıta olmalarındandır. Esasında tâğut daima akıl ve ruh sahibi varlıktan yani insandan olur. Ve Allah'a karşı küfre saplananların dostları, tâğuttur ve onlar, tâğut yolunda savaşırlar (Bakara 257; Nisa, 76). Bunların belirgin özelliklerinden biri de, davalarının, problemlerinin çözümünü, tâğuta havale etmeleridir; her zaman tâğutu hakem yaparlar (Nisa, 60). Tâğuta karşı çıkan ve ona uşaklık etmekten kaçınanlara sonsuzluğun muştulan sunulacaktır (Zümer, 17). Lanetlenen ve Allah'ın gazabına uğrayarak en iğrenç cezaya çarptırılanlar, domuz, maymun suretine çevrilecek, tâğutun uşağı - kölesi (abede) haline getirileceklerdir. (Mâide, 60. Bu konuda bk. Mesh mad.) Şimdi, tâğutun kişiliğini, rolünü ve tavrını daha iyi tanımak için onun karakteristik niteliği olan tuğyanı görelim. Tuğyan, "isyan ve günahta sınır tanımayacak ölçüde ileri gitmektedir" (Râgıb, tuğyan mad.). Fiziksel güçlerin normal sınırları aşacak şekilde faal hale gelmeleri de tuğyanla ifade edilebilmiştir. Mesela Kur'an, Nuh Tufanı sırasında suların köpürüp azmasını tuğyan kökünden bir fiille (tağa) ifade etmektedir (Hakka, 11). Ne ilginçtir ki, suların tuğyanı ile boğulan Nuh devri zalimlerini Kur'an: "Zulme sapan, tuğyan edip azan" bir kavim olarak anmakta (bk. Necm, 52) ve insanın tuğyanını tabiatın tuğyanı ile cezalandıran varlık ve oluş prensibine dikkat çekmektedir. Bu da Kur'an'ın kelam mucizelerinden biridir. Hakka suresi 5. ayet de, Semud kavmi azgınlarının tağiye ile helak edildiklerini söylüyor. Bu tağiye de tuğyan kökünden türeyen bir isim olup, tuğyan eden insanları cezalandırmak için Yaratıcı tarafından devreye sokulan tuğyan edici bir tabiat kuvvetini ifade etmektedir. Buayette cümle o şekilde düzenlenmiştir ki, tağiye hem Semud kavmini helak eden kuvveti, hem de bu kavmin helakine sebep olan tavrı aynı anda ifade etmektedir. Bu üslup harikasını dikkate aldığımızda, anılan ayetin tercümesinin şöyle verilmesi gerekir: "Semud kavmine gelince, onlar tağiye (tuğyan eden, azan) bir topluluk oldukları için tağiye ile (yani azıp kuduran bir tabiat kuvvetiyle) mahvedildiler. (Ayrıca bk. Şems suresi, 11). Tuğyan insanın tabiatında vardır: "İş öyle sanıldığı gibi değil; insan gerçekten azar" (Alak, 6). Bu yaradılış gerçeğini veren ayetin ardından insanın tuğyanının temel sebebi gösteriliyor. Bu sebep "insanın kendisini hiç kimseye muhtaç olmayacak bir konuma gelmiş görmesi (istiğnadır" (bk. İstiğna mad.) Tuğyan, insan egosunun, kendini ilahlaştırması, her şeyin, herkesin üstünde görmesi halinde tecelli ettiğinde doruk noktadır. » Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslami Kavramlar kaynak 17 cilt2-sf;120..125 |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Kur'an'a göre, bu doruk noktanın tipik temsilcisi Firavundur (bk. Taha, 24, 43; Naziat, 17). Firavunlar medeniyeti bir tuğyan medeniyeti idi; batışları bu yüzden olmuştur: "O sütunlar, saraylar sahibi firavunlar... Onlar ki, ülkeler boyunca tuğyan sergilediler ve oraları fesada boğdular. Sonunda Rabbin onların üzerine azap kamçısını yağdın verdi." (Fecr, 11-13). Ne ilginçtir ki, tuğyan babalan olan Firavunların ezdiği İsrailoğulları, sonunda Firavun yolu olan tuğyana sapmaktan kurtulamadılar. Onların ilahi gazaba uğramalarına bu sapma sebep oldu (Taha, 80—87). Şunun altını bir kez daha çizmeliyiz:Kur'an, temel fıtrat prensiplerinden biri olarak, şunu ısrarla belirtir: Bütün uygarlık ve saltanatların çöküşü azmak yüzündendir. Bu, daha çok, madde ve ondan kaynaklanan değerlere aldanarak azmaktır. Her çöküşün altında bu yatar (bk. Teref mad.). Nitekim, Nâziat suresi 37-38. ayetler tuğyan ile iğreti hayatı ve dünya nimetlerini ilahlaştırma arasında bağ kurmaktadır. Tuğyana sapanların cezalan, bir tabiat tuğyanı olan ateşle verilecektir. Cehennem, tabiat kuvvetleri tuğyanının tipik ve çok güçlü bir belirişidir ve.tuğyancı zalimlerin cezalandırılmasında en uygun yol cehennemle ceza yoludur. (Naziat 39). "Şu bir gerçek ki, cehennem bir gözetleme yeridir, tuğyana sapmışlar için bir dönüş-varış yeridir." (Nebe, 21—22). Böyle olduğu içindir ki, cehennem ehli, birbirlerini suçlarken sürekli "Seni tuğyana ben itmedim" şeklinde konuşacaklardır. Ve onlar: Tuğyana sapmış bir topluluk idiniz, hadi görün sonunuzu" hitabını duyacaklardır. (Kaf, 27; Saffât, 23, 31; Sad, 55-56). Tuğyan, insanın güzele ve iyiye desteklik eden dengesi nin belini kıran bir illettir. Bu yüzden, Kur'an tuğyanı,istikamet (dosdoğru yürüyüş)ten bir sapma olarak gösteri yor (bk. Hûd, 112).- Tuğyana sapmanın musallat edeceği denge bozukluğu insanı aldatır, kuruntu ve hayale esir eder. İnsan bu duruma gelince nefs egosunun oyuncağı olur ve karanlığı ışık. şapı, şeker zannetmeye başlar. Kur'an bu sırra dikkat çekerken, inkarcıları "tuğyanları içinde oynayıp oyalanan gafiller" olarak tanıtır, (bk. Bakara, 15; En'**, 110; A' raf, 186; Yunus, 11; Müminûn, 75; Tur, 32). Tuğyan çemberinde gaflet ziliyle oynayanlarda oluşan en öldürücü hastalık, ışığı ve güzeli getiren ve gösteren her söz ve uyarının tuğyanın yoğunluğunu artırmaktan başka bir işe yaramamasıdır. Bu bir tâğut illetidir. Tâğut illetine tutulanlarda öğüt ve uyarı, beklenenin tam tersi bir etki yaratır. Tâğutun zulüm ve dehşeti biraz d#ha artar (Mâide, 64, 68: İsra, 60). Tuğyan kavramının bu Kur'ansal yapısını gördükten sonra tâğutu kısa bir ifadeyle şöyle tanımlayabiliriz: Tâğut, her devirde, Firavun ruhlu kişilerle, onların yardakçıları olan güruhun genel adı, cins ismidir. Anlaşılan odur ki, her devirde birden çok tağut bulunur. Tağutların kabile çapında, millet çapında olanları yanında bölgesel ve enternasyonal olanları da bulunacaktır. Bunlar birbirlerinden habersiz olabilecekleri gibi, organize de olabilirler. Hatta, İblisler parlamentosu (hizbuş şeytan, evliyauş şeytan) gibi birlikler, beraberlikler vücuda getirebilirler, aralarında hiyerarşik bir düzen kurulabilir, paralellik veya entegrasyona gidebilirler. Böyle olunca da tağutı sistemler, parlamentolar-prensipler geliştirilebilir. Mesela, Muhammed İkbal (ölm. 1938) emperyalist Batılıların oluşturdukları sömürü düzeninin temsilcilerinin vücut verdikleri organizasyonu, İblisler Parlamentosu diye anmıştır. Aynen bunun gibi Tağutlar Parlamentosu deyimini de kullanabiliriz. Kur'an bu noktada evliyaut tağut (tağutun dostları, görev arkadaşları, destekçileri) deyimini kullanıyor ki, yukarda işaret ettik. Kısacası tağut, Kur'an terminolojisinde, İblis-Şeytan kuvvet ve idealinin fiziksel güç ve birimler haline gelmesini, aksiyona dönüşmesini gerçekleştiren insani unsurdur. |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| tavgit, tgut, tugyan, yasayan yasatan kisi |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|