iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 12:53 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslami Kavramlar » Kurban - Kurban Kavramı - Korban

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.08.08, 19:20
Standart Kurban - Kurban Kavramı - Korban

Zehravî Zeytuna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 1.003
Send PM

23.08.08, 19:20



Kurban kavramı, Kur'an'da, sadece kan ve et veya sadece kesmek, boğazlamak anlamlarını taşımıyor. Kesmek boğazlamak veya kan ve et, Kur'an'ın tanıttığı Kurban Bayramı'nın yalnız bir boyutudur. Ve ilave etmeliyiz ki, en sonda dikkate alınan bir boyutudur.
İbranice'den Arapça'ya geçmiş bulunan kurban (korban) kelimesi, "Allah'a yaklaştıran veya kendisiyle Allah'a yaklaşılan şey" demektir. Kurban, bu geniş çerçevesiyle, Kur'an'ın, Allah'a yaklaşmak için vesile ve araç kabul edildiği tüm değerleri ifade etmektedir. Nitekim Hz. Peygamber, bir hadislerinde namazdan bahsederken şöyle buyurmaktadır: "Namaz, bütün takva sahiplerinin kur­banı, yani Allah'a yakınlaşma yoludur." Bir başka hadiste ise şöyle buyuruluyor: "Cuma namazının erken vaktinde hazır bulunan kişi, bir büyükbaş hayvan kurban etmiş gibidir." (Bu konuda bk. İbn Manzur, Lisan el - Arab, kurban maddesi.)
Görülüyor ki Kur'an; insanlık tarihinde Allah'a yaklaş­manın, dinin en önemli unsuru halinde ele alınmış ve boğazlamak, kan dökmekten ibaret hale getirilmiş kurban kavramını, kökünden değiştirmekte ve onu insanın hür ve samimi bütün niyetlerinin beslediği iyiye yönelik davranış­lar halinde sunmaktadır. Kur'an, böylece, sadece can almak şeklinde algılanan bir "Allah'a yakınlaşma" anlayı­şının din gerçeğiyle bağdaştırılamayacağına dikkat çekmek­tedir.
Kur'an bize gösteriyor ki, Allah'a yaklaşmak için, Allah dışında "yakınlık aracı" (kurban) seçilen hiçbir şeyin insana faydası olmayacaktır (bk, Ahkaf, 27).
Allah'a yaklaşmak, yine Allah'ın lütfü ile mümkün olur ki bunun yolu da samimiyet ve aşktır. Bunun dışındaki vasıtalar, bizatihi varlıklarıyla sadece insanlararası ilişki­lerde bir değer olurlar. Onların yararları insanlaradır. Bu yararın gereğince elde edilmesi de, Allah'a yakınlaşma şuurunun layıkıyla elde edilmesine ve maddi vasıtaların bu esas payenin yerini almamasına bağlı bulunuyor.
Şimdi, Kur'an'ın, kurban kavramı ve kurumunda yarat­tığı bu psiko sosyolojik devrimi daha yakından tanımak için konuyla ilgili birkaç ayeti görelim:
"Her ümmet için bir ibadet ve kurban yeri yaptık ki, Allah'ın kendilerine rızık, olarak verdiği dört ayaklı hayvanlar üzerine Allah'ın adını ansınlar. O halde, sizin ilahınız tek bir ilahtır, yalnız O'na ibadet edin, yalnız O' na teslim olun. Ey peygamberim, tevazu ve samimiyet sahibi olanlara müjdeler ver...
"Kurbanlık deve ve sığırları da, Allah'ın gösterdiği yolun belirtilerinden kıldık. Onlarda sizin için nimet ve bereket vardır. O halde, develeri, ön ayaklarından biri bağlı olarak ayakta boğazlarken, üzerlerine Allah'ın ismini anın. Yere düşüp canları çıktığı zaman da onlar­dan yiyin. Ve muhtaç olana da verin, durumu iyi olana da. İşte böyle! O hayvanları sizin emrinize ve hizmetinize verdik ki, Allah'a şükredesiniz.
"Şu bir gerçek ki, kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah'a asla ulaşmaz. O'na asla yaramaz.... Allah'a ulaşıp varacak olan, sizin gönüllerinizdeki takva (Allah korkusu ve sevgisi) olacaktır. İşte böyle! Allah, kurban­ların et ve kanlarını sizin emrinize ve hizmetinize verdi ki, nimetlerinden ötürü O'nu yüce bilesiniz. Ey peygam­berim, iyilik ve güzellikler sergileyenlere müjdeler ver." (Hac Suresi. 34 - 37).
Bu ayetleri, giriş kısmında verdiğimiz kurban anlayışlarıyla mukayeseli bir biçimde değerlendirirsek, şu sonuçlara varmakta zorluk çekmeyiz.
1. Kur'an—ı Kerim, o esrarlı ve mucize üslubuyla, bir yandan kurban kavramı ve kurumunu korurken bir yandan da onu önceki devirlerin şuursuz, insan hayatına zararlı gidişinden uzaklaştırmakta ve ona yepyeni boyutlar ve hedefler tayin etmektedir.
2. Kurbanın esprisi Allah'a bir şey vermek veya onun öfkesini durdurmak değil, Allah'ın verdiği nimetlerden yararlanırken onlar üzerine Allah'ın adını anmaktır. Allah birdir. Ne birçok ilah vardır, ne de bunlara kurban kesmek.
3. Allah'ın bir lütfü olan eti yenir hayvanların nimet ve bereketi yalnız bizim içindir. Allah, yarattığı şeylerin nimet veya hayrına muhtaç olmaktan yücedir. Hal böyle olunca, kurbanın bütün işe yarar unsurlarını insanların istifadesine sunmak, kaçınılmazdır.
4. Ne biz kurbanların emrine verilmişizdir, ne de kurbanlar Allah'ın enirine. Tam aksine, kurbanlık hayvan­ lar insanın emir ve istifadesine, bizzat Allah tarafından verilmiştir, (bu, emrine verme ifadesi, hem hayvanlar, hem
de et ve kan için olmak üzere iki kez kullanılıyor.) Böylece Kur'an, insanı, emir ve komutasına verilen varlıkların esiri durumuna gelmekten kurtarıp ona, varlık ve oluş üzerinde hâkimiyetin yolunu gösteriyor. En basit gibi görünen bir konuyu işlerken en üst seviyede kavramlara yeni boyutlar
getirmek şeklindeki bu esrarlı yaklaşım yalnız Kur'an'da görülen bir kelam mucizesidir.
5. Kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşmaz. Allah'ın bunlara ihtiyacı yoktur. Et ve kanların muhatabı, yeme içme ihtiyacında olan insandır. Allah'a ulaşacak olansa, et ve kanı insanın hizmetine sunan ve gönlünde Allah için hizmet sevgisi taşıyan iman sahiplerinin samimi­yet ve sevgileridir.
Kurban kavramının bu geniş çerçevesi içinde, kurbanın sadece bir boyutu olan kesme boğazlama keyfiyeti de Kur' an'da yer almaktadır. Kur'an buna zebh veya nahr demektedir. Kur'an ayrıca, kurbanlık hayvana da, zebh kökünden gelmek üzre, zibh diyor. (bk. Saffat, 107).
Kur'an; zebhi insan üzerinde, oğlu İshak üzerinde uygulamaya kalkan Hz. İbrahim'in, oğlunu kesmemek üzre uyarıldığını ve zebhi uygulamak üzre kendisine bir zibh yani kesime konu hayvan gönderildiğini de bize haber veriyor, (bk. Saffat, 102, 107).
Böylece Kur'an şunu ilan ediyor: İnsan, zebh (kesme boğazlama) konusu değildir. İnsanın zebhinden fayda bek­lemek, hele bunu Allah'a yaklaşma vesilesi sanmak, kor­kunç bir hatadır. (Zebh deyimi için bk. Bakara, 49, 67, 71; Nemi, 21; Kassas,4).
Ne ilginçtir ki, Kur'an, Allah'a ve onun elçilerine en büyük düşmanlıkları yapmakla suçladığı Firavunların, Musa kavminin çocuklarına reva gördükleri öldürmeyi de zebh kelimesiyle ifade etmektedir, (bk. Bakara, 49; Kassas, 4) Kur'an böylece Firavun'un, insanları kurbanlık hayvan­lar gibi boğazladığını, yine kendine özgü diliyle ifade etmektedir.

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslami Kavramlar »

kaynak17
cilt1-sf; 182...185
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
kavramı, korban, kurban

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz