iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:06 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslami Kavramlar » İnsanlık Tarihinde Kurban

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.08.08, 19:40
Standart İnsanlık Tarihinde Kurban

23.08.08, 19:40



İnsanlığın, ortak değerleri gibi ortak gelenek ve kurum­ları da vardır. Evlenme, aile, düğün, bayram, ibadet, mabet vs. bu ortak değer ve kurumlardan bazılarıdır. Ortak kavram ve kurumlardan biri de kurbandır. Gerek­çesi, hedefi ve malzemesi ne olursa olsun, tarih boyunca bütün toplumlar, şöyle veya böyle, kurban kesmişlerdir.
Şunu da belirtmeliyiz ki, insanoğlunun "kurban etmek" adı altında işlediği cinayet ve sergilediği vahşet, akıllara durgunluk verecek boyutlardadır, İnsanların, kurban etmek adına duydukları kan dökme arzu ve ihtiyacı, insanın şuuraltı derinliklerinde alabildiğine köklüdür.
Doğaüstü güçlere, tanrılara bir şeyler adamak, sunmak önceleri ve basit planda, bazı yiyeceklerin takdimi şeklinde oluyordu. Bu sunuşların, en değerli gıdalar içinden seçil­mesi ise, sunulan şeyin hedefine varması ve sunucuyu tatmin etmesi bakımından çok önemliydi. Takdimler, basit içecek ve yiyeceklerden değerli etlerin sunuluşuna doğru bir seyir izlemiştir.
Hemen her devirde, et olarak sunulanların daima eti yenen evcil hayvanlar arasından seçilmesi, bu bakımdan ilginçtir.
Kur'an Âdem'in iki oğlunun "Allah'a yakınlaşmak için" bir şeyler sunduklarını, bunlardan birinin, sundu­ğunun kabul edilmemesi üzerine, kıskançlık yüzünden kurbanı kabul edilen kardeşini öldürdüğünü söylüyor, (bk. Mâide, 27) Kur'an burada, insanoğlunun ilk cinayetinin kıskançlık yüzünden doğduğunu söylemeyi amaçlamakla birlikte, Tanrı'ya bir şeyler sunmanın, insan kadar eski bir gelenek olduğunu da göstermektedir. Ne var ki bu ayet bize, sunulan şeyin ne olduğu konusunda bilgi vermemekte­dir. Bu ilk sunuşun malzemesi, bir hayvan olabileceği gibi, bir yiyecek veya içecek de olabilir.
Kurban etmenin gerekçesi üzerinde geniş araştırmalar yapılmış ve çeşitli teoriler oluşturulmuştur. Bu araştırma­lardan birinin sahibi bulunan W.Robertson, ilk baskısı 1889'da yapılan ünlü eserinde (Lectures on the Religion of the Semites) bu konuyu incelemiştir. Robertson'un vardığı sonuca göre, birçok dinde kurban etmenin gerekçesi, kurbanın Allah'ın yiyeceği olduğu yolundaki inanıştır. Tanrı, sadece kurban olarak sunulan şeylerden yer, içer. O halde ne kadar fazla kurban sunulursa, Tanrı'nın memnu­niyeti o ölçüde büyük olacaktır.
Bir başka gerekçe de, kurbanlar aracılığı ile insanın tanrısal âlemde kaynaşmaya gireceğine, tanrısal güçlerden bir pay alacağına inanılmasıdır. Bu inanışa göre, kurban­lar aracılığı iledir ki, insan Tanrı ile bir kan beraberliği kurabiliyor.
Bu son teori, kurban etme arzusunun temelinde bir totemizm görüyor ve Semitik dinler (Yahudilik, Hıristi­yanlık ve islam) bünyesindeki kurban kurumunu "Semitik dinlerin, Totemizmi" olarak nitelendiriyor.
Gerekçelerden biri de, kurban sunmanın Allah'ın gaza­bını yatıştıracağını, Şeytan ve Cin gibi musallat kudretlerin zararlarını önleyeceğine inanılmasıdır. Doğal afetler, harp­ler, hastalıklar hep bu tanrısal öfkenin veya kötü ruhların gazabının ürünleri olarak düşünüldüğünden, kurban sun­mak daha rahat ve mutlu hayatın bir nevi garantisi olarak değerlendirilmiştir. Fark şuradadır: Primitif devirlerdeki "Tanrısal gazap" gerekçesinin yerini daha sonraki zaman­larda günahlılara kefaret" gerekçesi almıştır. Nitekim Eski Ahit'te kurban günahlardan temizlenme (purification du i olarak tanıtılıyor. Bu yüzden Eski Ahit kurban etmeyi Allah'a hamdin en somut ve gelişmiş şekli olarak tanıtır ve kurbanı en detaylı biçimde düzenler.
Kurban konusunu inceleyenlerden biri olan Lagrange' in: "Semitik dinlerde kurban ne Allah ile birleşme, ne ona r^j yemek sunma, ne de O'nun öfkesini yatıştırma aracıdır. Bu dinlerde kurban, her şeyin Allah'a ait olduğunun dinsel bir törenle açık ve somut ifadeye konuluşudur" yolundaki beyanı, Eski Ahit, hatta Hıristiyanlık açısından tutarlı görülmüyor. Kurban kavramının böylesine bir sembol haline getirilişi, ilerde de göreceğimiz gibi, yalnız İslami­yet'te dikkat çeker (Lagrange'ın yaklaşımı için bk. Etudes sur les Religions Semitiques, Paris, 190 sayfa: 274).
Kurban etmenin gerekçesini açıklamaya çalışan teoriler­den en dikkat çekicisi "kanın hayat vericiliğine inanma"yı esas alan teoridir. Bu teoriye göre, hayatın esası ve taşıyıcısı sayılan kanı görmeye eğilim ve heves insanın en köklü yanıdır. Bu bakımdan, ilkel bir kabilenin, dinsel ayin vecdi içinde en değerli hayvanları, hatta insanları kurban etmesiyle, mesela, 1789 Fransız ihtilalinin veya modern dünyadaki şu veya bu hareketin, insanları boğazla­ması arasında, andığımız şuuraltı bakımından fark yoktur.
Kan, hayat sayılmıştır. Kan akmalıdır. Kurbanı değerli kılan, kandır; et veya deri değil. Eski Ahit bize, Allah'ın bu kan akışından adeta zevk duyduğunu anlatır. (Örnek olarak bk. Levililer, 17/11).
Ama, Eski Ahit etlerin bir işe yaramasını düzenlemeyi ihmal etmez. Etlerin işe yarar hale getirilmesi, onların din adamlarına takdimi ile olur. Kurbanların etleri, din adamlarının gıdasıdır. Kan Allah'a, etler din adamlarına...(bk. Levililer, 7/6-11).
Eski Ahit'in bu kurban anlayışı, onun kurbanı en ince detaylarına kadar düzenlemesine neden olmuştur. Gerçek­ten de kurban, Eski Ahit'te kesilecek hayvandan, mabedlerin kurban kesmeye mahsus yerlerine (altar, mezbah), kurban kanının nerelere, nasıl sürüleceğine ilişkin kurallara kadar inceden inceye düzenlenir. (Bu konuda geniş bilgileriçin bk. Encyclopaedia Judaica, sacrifîce maddesi).
Daha değerli kan, daha değerli et sunmak için, son aşamada insan kurban etme noktasına gelinmiştir. însan kurban etmenin bir sebebi de, insan eti yemenin kutsal güçlerle doldurucu bir unsur olduğuna inanılmasıydı. Sanılmıştır ki, insan etinde doğaüstü — ilahi unsurlar vardır ve bu unsurların, yaşayan bir bedene aktarılması insan etini yemekle mümkün olur.
Tanrısal öfkeden sakınmanın en ideal yollarından biri de, tanrılara insan kurban etmekti. Bu kurban ediş bazen kesme, bazen de deniz veya ırmağa atıp boğma suretiyle gerçekleştirildi. İlk zamanlarda Yahudiler, büyük doğal afetler sırasında tanrısal cezayı kaldırmak veya hafifletmek için kabile veya kentin en güzel kızlarını nehirlere atıp kurban etmekteydiler. Yine onların çocuklarını ateşten geçirmek suretiyle kurban ettiklerini ve bu uygulamayı durdurmak için Hz. Musa'nın mücadele verdiğini Eski Ahit'ten öğreniyoruz, (bk. Tekvin 22; Yeremıya, 19/5 6: Levililer 18/21 vs.) Tevhid dinine ters düşen bu uygula­manın verilen mücadelelerden sonra ortadan kaldırıldığını görüyoruz. Çocukların öldürülmesi, babanın hayatını uzatan veya babayı güçlü kılan bir sebep olarak da düşünülmüştür. (Bu konularda geniş bilgi için bk. Encyclopaedia of Religions and Ethics, Human sacrifîce maddesi).
İnsan kurban etmenin altında, başkalarının hayatını kurtarmak veya kahramanlaşmak gibi duygular da yatar.
Bu kurban ediş, zaman zaman, kişinin kendi hayatına son vermesi şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Değişik nüanslarla uygulanan bu şeklin yaşayan dünyada en dikkat çekici örneği Japonların Harakiri gelenekleridir. İlk çağlardaki primitif gerekçeler yeni zamanlarda metafizik bir çehreye bürünmekle birlikte, insan kurban etmeden beklenen birta­kım sonuçların varlığına inanış sürüp gitmektedir. VVester-marck'ın çalışmaları bize göstermektedir ki, gelişmiş top­lumların insan kurban etmeleri, şekli ve gerekçesi ne olursa olsun, primitif toplumlardan hiç de geri değildir.
Hıristiyanlık'ta Hz. İsa'nın çarmıha gerilişi de insan­lığın kurtuluşu uğruna bir kurban ediş veya oluş hadisesi olarak düşünülmektedir. (Bu konuda geniş bilgi için bk. Dictionnaire de la Bible, sacrifice maddesi).

İslamiyette Kurbanın Ameli (pratik) Yönü:
İslamiyet, kurban etmek gibi derin ve köklü bir arzuyu insan hayatından söküp atmak yerine, ona yeni bir yön vermeyi, onu insanlığın yararlanabileceği bir görev haline getirmeyi esas almıştır. Böylece kurban, insanın şuuraltın-daki "boğazlamak, kan akıtmak" hevesini tatmin ederek psikolojik bir hizmet sergilerken bir yandan da yoksul grupların himayelerine yaramak suretiyle sosyal bir yardım kurumu olarak rol oynamaktadır. Kurbanın İslam fıkhı bünyesindeki yerini tetkik edenler, onun bütün incelikleriy­le, bu sosyal fonksiyonunu en iyi biçimde yerine getirmek üzre düzenlendiğini farkedeceklerdir.
İslam bilginleri söz birliği ile tespit etmişlerdir ki Kur' an'daki "kurban kes" emri bir farz (bir kulluk borcu olarak kesinlikle yerine getirilmesi gereken emir) olarak yalnız Hz. Peygamber'e hitabeder. Diğer Müslümanların kurban kesmeleri onlar üzerine bir farz değil, Hz. Peygam-ber'in bir sünnetini icra etmektir.
Kurban kesmek, Hanefi mezhebine bağlı olanlarca va­cip, diğer mezhep mensuplarınca sünnet olan bir ibadettir. Ancak, burada bir noktayı gözden uzak tutmamak gerekir: Normal kurban ibadetiyle, bir Müslüman'ın nezir (adak) yoluyla kendisine farz hale getirdiği "kurban kesme"yi birbirine katmamak durumundayız. Bir Müslüman'ın şu veya bu gerekçeyle adamış bulunduğu kurbanı kesmesi dinen bir farzdır. Bununla, yılda bir kez kesilen kurbanı, ayrı düşünmek gerek.
Adak, icra şekli kurban kesmek de olsa, ayrı bir yükümlülüktür. Onun ismi, din dilinde nezirdir, kurban değil.
Kurban kesmek hür sefer halinde olmayan zengin Müslümanlar için bir yükümlülüktür. Buradaki zengin­liğin ölçüsü, zekât verecek durumda olmaktır. Bu durum­da olmayanların kurban kesmeleri, daha fakir olanların yararlanmasına hizmet ett'ği için, sevap olmakla birlikte din açısından bir yükümlülük değildir.
Kurban edilebilecek hayvanlar; koyun, keçi gibi küçük başlarla, sığır, deve, manda gibi büyükbaş hayvanlardır. Bu hayvanların erkek veya dişi olmaları bir fark yaratmaz.
Küçük başlarda bir yaşını, sığır ve mandada iki yaşını, devede ise beş yaşını bitirmiş olmak şartı aranır. Böylece İslamiyet, kurban etmek adı altında hayvanları körpe zamanlarında kesmeyi yasaklayarak ekonomik değerlerin telef edilmesini engellemiştir. Belli bir yaştan önce kesilen hayvanlar, hem etleri bakımından, hem de diğer yararlı unsurları bakımından beklenen ekonomik sonucu veremez­ler. Bu, kurbanın yoksulların himayesine yönelik hedefine ulaşmasını da aksatır. Çünkü, kurbanın mali - sosyal esprisi, fakir? daha fazla et yedirmeye dönüktür. Nitekim, İslamiyet, anılan esprinin elde edilmesine yararlı görmediği için tavuk, horoz, kaz, hindi gibi hayvanların kurban edilmesini geçerli saymaz.
Küçük baş hayvanların her biri, yalnız bir kişi için kurban olabilir. Yani bunların her biri bir tek kurban yükümlülüğünü ortadan kaldırır. Oysaki, büyükbaş hayvanların her biri yedi kişiye kurban olabilir. Yani bunların her birini yedi kurban yükümlülüğü için değerlendirmek mümkündür. Şu var ki, bu hayvanların kesimine ortak olanların hepsi, bu ortaklığı kurban kesmek niyetiyle kuracaklardır.
Kurban edilecek hayvanların sağlıklı olmaları şarttır. Sağlıklı olmanın ölçüsü, estetik görünüm değil, hayvanın işe yarar unsurlarının temiz ve kullanılır halde bulunma­sıdır. Bunu dikkate alan fakihler şu tespiti yapmışlardır: Kör, dişleri dökük, kulakları kesik, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kopuk, kuyruğu veya memelerinin bir kısmı kopmuş hayvanlar kurbanlık olamaz.
Hasta hayvanların kurban edilmesi de geçerli değildir.
Kurban edilecek hayvanların semiz olması, makbul ve dinen sevap artırıcıdır. Bunun sebebi açıktır: Kurban, fakirin daha fazla et yemesine imkân hazırlayan sosyal bir ibadettir. Bu sosyal hedefe hizmeti daha verimli kılacak hayvan daha makbul olacaktır.
Kurban edilmek üzre alınan hayvan doğurursa; yavrusu, etiyle bir işe yarayacaksa, kesilir; aksi halde satılır ve parası fakirlere dağıtılır. Çünkü o da kurbanın bir parça­sıdır, onun getirdiği para da fakirlerin hakkıdır.

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslami Kavramlar »

kaynak17
cilt1-sf; 186...199

Konu Zehravî Zeytuna tarafından (23.08.08 saat 19:45 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 23.08.08, 19:44
Zehravî Zeytuna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 1.003
Ettiği Teşekkür: 161
235 tane iletisine 355 kere teşekkür edilmiş
Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
  Send PM
Standart İnsanlık Tarihinde Kurban

Kurban Nasıl Kesilir?
Kurbanların kesilmesi, Arapça'da zebh ve nahr kelime­leriyle ifade edilir. Bunların ilki, boyundan bıçak vurarak, ikincisi de göğüsten bıçak vurarak damarları kesmek demektir. İki halde de istenen şudur: Hayvanın nefes ve yemek borularıyla bu ikisi arasındaki iki damarın kesil­mesi...
Fıkıh açısından bakıldığında, develer nahir, diğer kur­banlık hayvanlar zebh suretiyle kesilmelidirler. Zebh yoluy­la kesilen hayvanlara zebiha veya zibh denir.
Kurban yerine getirilecek hayvanlara yumuşak muamele etmek, itip kakmamak, kesim sırasında acılarını asgariye indirmek, keskin aletlerle en kısa sürede can vermelerini sağlamak Hz. Peygamber'in açık talimatıdır.
Hayvan boğazlamak, hayatın icapları arasındadır ama, bu hayat zorunluluğunun insana yaraşır biçimde, acıyı asgariye indirmek suretiyle yapılması gerekir. Hz. Peygam­ber: "Boğazlamayı güzellik ve merhamet ölçüleri içinde yapın." buyurmuştur.
Sünnete uygun olan, her insanın kurbanını kendisinin kesmesidir. Herhangi bir sebeple bunu yapamayanlar, bir kesiciye vekalet verirler. Vekalet, eğer kişi oradaysa, kurbanı kesecek olanın elinin üstüne el koymak suretiyle verilir. Uzaktan verilecekse, sözlü veya yazılı vekalet yeterlidir.
Kurbanlar, kıbleye doğru yatırılarak kesilir. Kesme sırasında Allah'ın adlarından birini anmak şarttır. An­cak, Hz. Peygamber, Allah'ın rahmet ve merhamet ifade eden Rahman ve Rahim adlarının anılmasını yasaklamıştır.
Kur'an'daki bütün emirler, Hz. Peygamber'in kişiliğin­de tüm Müslümanlara da bir farz olarak hitabettiği halde kurbanın bir istisna teşkil etmesi sebepsiz değildir. Hz. Peygamber, bu istisnai durumu şu hadisiyle kendisi belirle­miştir. Diyor ki: "(İç şey bana farz kılındığı halde size farz kılınmamıştır: Kuşluk namazı, kurban kesmek, vitir namazı." (İbn Hanbel, Musned, 1 / 232-234)
Böylece kurban; İslamın diğer emirleri olan beş vakit namaz, zekât, oruç vs. gibi farz değil; Hz. Peygamber'in tavrını yaşatmak anlamında bir sünnettir.
Hanefi bilginleri, farzla sünnet arası bir bağlayıcılığa sahip bulunan vacip kavramına yer verirler ve onlara göre kurban da bir vaciptir. Vacip, yine Hanefi fakihlerine göre, pratik bakımdan farz gibidir. Diğer mezheplerse vacip diye bir hüküm türü tanımadıklarından kurbanı sünnet olarak görürler.
Şöyle veya böyle, kurban farz değil, hali vakti yerinde olan Müslümanlara Hz. Peygamber'in bir uygulamasını yaşatmak anlamında sünnet olarak yüklenen, bir ibadettir.
Kesim sırasında Allah'ın ismini anmak kasten terkedilir-se, ne kurban kurban olur, ne de kesilen et yenir.
Hayvanların canları iyice çıkmadan, yani henüz hayat belirtisi varken derilerini yüzmeye kalkmak. Peygamberimi­zin yasakladığı hususlardandır.
Kesim sırasında Allah'ın isimlerinden birini anmaları şartıyla, Ehli Kitap'ın yani Yahudi ve Hıristiyanların kestikleri hayvanlar, helaldir, yenilir. Kesimi yapanın kadın veya erkek, çocuk veya ergin, sünnetli veya sünnetsiz olmasının yaratacağı hiçbir fark yoktur.
Tek şart, tam kesim anında Bismillah denmesi veya-Allah'ın isimlerinden herhangi birinin anılmasıdır.
Kasten terketmemek şartıyla, Allah'ın adını unutmuş olmak kesimi geçersiz ve eti haram kılmaz.
Bu suretle kesilmiş bulunan etler de yenir, helaldir. Hatta, çoğunluğun kabulüne göre, Ehli Kitap'ın yani Yahudi ve Hıristiyanların, kestikleri hayvanlara Allah'ın ismini anıp anmadıklarını bilemediğimiz hallerde de etler yenir. Esasen Kur' an, Kitap Ehli'nin yemeklerinin bize helâl olduğunu, onların hazırladıkları yemekleri yiyebileceğimizi beyan ediyor, (bk. Mâide suresi, 5) Nitekim Hz. Peygamber, Yahudilerin kendisi için hazırladıkları sofraya oturmuştur.
Değerli bilgin-müfessir Prof.Dr. Süleyman Ateş, Kur' an Tefsiri'nde, ilgili ayeti açıklarken çok değerli bilgiler vermektedir, (bk. Yüce Kur'an'ın Çağdaş Tefsiri, 2 / 468-^173) Ateş'e göre, Kitap Ehli, kendilerinenlahi bir kitap gelmiş olan tüm kitlelerdir. Hindular ve Japonlar da başlangıçta ilahi kitaplara bağlıydılar. Bu kitapları sonradan tahrif etmeleri, onların Kitap Ehli sayılmalarını engellemez.
Müfessir Ateş, kesimin elektroşok tabancası kullanılarak yapılması halinde durumun ne olacağına ilişkin de çok ilginç açıklamalar getirmektedir, (bk. Aynı eser, 2 / 458-^60)

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslami Kavramlar »
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23.08.08, 19:47
Zehravî Zeytuna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 1.003
Ettiği Teşekkür: 161
235 tane iletisine 355 kere teşekkür edilmiş
Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
  Send PM
Standart İnsanlık Tarihinde Kurban

Kurbanların Et ve Derileri:
Kurbanların et, deri ve bırakmışlarsa yün ve sütlerinin tamamı yoksulların hakkıdır. Bunların hiçbiri satılamaz, satılırsa parası yoksullara verilir. Ancak, adak kurbanı olmamak şartıyla, kurban sahibi kendi kurbanının etinden yiyebilir. Bunun miktarı, kurban sahibinin malı durumuna göre, kurban etinin üçte birine kadar çıkabilir. Ama bunu aşamaz.
Kişinin, kendi isteğiyle ve ölülerinin ruhuna göndermek üzre kestiği bir kurbanın etinden yemesi de mümkündür. Eğer bu kurban, mal bırakanın vasiyeti ile kesilmişse kesen, kurban etinden yiyemez. Yerse, yediği miktarın tutarını, para olarak yoksula vermelidir.

Adak (Nezir) Kurbanları:
Adak adayan bir Müslüman bunu bir hayvan kesmek suretiyle yapacağını söylemişse, adına ne demiş olursa olsun, bu bir kurbanlık hayvan olacaktır. Dolayısıyla, "filan işim olursa bir horoz keseceğim, falan dostum gelirse bir hindi keseceğim" vs. gibi birtakım beyanlarla yapılan bir adak, dinsel anlamda bir kurban kesmeyi gerektirir. Çünkü İslamiyet kurban edilebilecek hayvanları belirlemiştir. Adak, eğer bir hayvan kesimi ise, bunun kurbanlık bir hayvan olması şarttır.
Adanan kurban, eğer tek kurbansa, bir küçük baş hayvan kesilebileceği gibi, yedi ortakla kesilebilecek olan büyük başlardan birine iştirak yoluyla da kesilebilir. İştirakçilerden birinin adak kurbanı, ötekinin normal kurban kesmek üzre katılmaları bir mahzur teşkil etmez. Adak kurbanları için, kurban bayramını beklemeye gerek yoktur. Adak ne için yapılmışsa, onun olması halinde adağın yerine getirilmesi gerekir. Bununla birlikte, adak kurbanını kesmek için bayramı beklemek de mümkündür.
Normal kurbanın aksine, adak kurbanından adağın sahibi ve onun usûl füruu asla yiyemez. Buna göre, adak kurbanının sahibiyle çocukları, torunları ...annesi, babası, büyükanne ve büyükbabası... adak etinden yiyemeyeceklerdir.
Adak sırasında, "şöyle olursa bir kurban kesip eşim, dostum ve çocuklarımla yiyeceğim" vs. gibi bir söz söylenmiş olması, bu hükmü değiştirmez.
Adayan ne demiş olursa olsun, keseceği kurbanlık bir hayvandır ve onun etinden de yiyemeyecektir. O et, toptan fakirlerindir.

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslami Kavramlar »
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23.08.08, 19:53
Zehravî Zeytuna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 1.003
Ettiği Teşekkür: 161
235 tane iletisine 355 kere teşekkür edilmiş
Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.Zehravî Zeytuna karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
  Send PM
Standart İnsanlık Tarihinde Kurban

Akika Kurbanı:
Nesike de denen akika kurbanı, yeni doğan çocuklar için kesilir.
Yeni doğmuş bebeklerin başlarındaki tüylere akika dendiği için, onların doğumlarına bir şükran olarak kesilen kurbana da akika denmektedir.
Akika kurbanı bazılarına göre vacip, bazılarına göre sünnet, bazılarına göre ise sadece bir gelenektir.
Hz. Peygamber'in, akika kurbanı kestiğini bildiğimize göre, bu kurbana sünnet demek en isabetli yoldur kanısındayız. Gerçekten de Hz. Peygamber torunları Hz. Hasan ve Hüseyin çin akika kurbanı kesmiştir.
Akika kurbanı, çocuğun bulûğ yaşına kadar kesilebilir. Fakat geleneksel şekli doğumun yedinci gününde kesilmesidir. Yedinci günde çocuğun adı konur, başının ana tüyleri kesilip ağırlığınca altın veya gümüş fakirlere verilir ve bir de kurban kesilir. Elbette, kişinin mali durumu uygunsa...
Akika kurbanı da diğer kurbanlarda olduğu gibi, küçük baş veya büyükbaş hayvanlardan olacaktır.
Kesime ilişkin tüm şartlar ve yükümlülükler burada da geçerlidir.
Akika kurbanının etinden, adakların aksine, kurban sahibi de yiyebilir.
Akika kurbanının kemikleri kırılmaz, parçalanmaz. Et, usulüne uygun olarak sıyrılıp, kemikler gömülür.

Hacda Kurban:
Hac, İslam'ın beş şartından biridir. Mali durumu yerinde olan Müslümanlara hayatta bir kere olmak üzre farz kılınan hac, fıkıhsal anlamda zenginliği gerektirmesi bakımından, kurbanla aynılık arzeder.
Hac ve kurban, esprileri bakımından yoksula hizmet ve yardımı, yükümlülükler arasına sokan ibadetlerdir. Ancak bu, kurbanda her yıl, hacda ise ömürde bir kez yerine getirilir. Ayrıca, hac bir farz olduğu halde kurban sünnettir.
Haccın, yoksullara yardıma imkân veren icapları içinde, kurban kesmenin de bulunduğunu görüyoruz. İslamiyet, kapital gücü yerinde olanların mükellef tutuldukları görevlere, bu arada hacca, kurbanı bir sevap artırıcı unsur olarak eklemiştir. Bu bakımdan, haccın türlerinden ikisi olan hacc-ı kıran ve hacc-ı temettü, kurban kesmeyi gerektirmeyen hacc-ı ifrada nispetle, daha üstündürler.
İlk zamanlarda, hacıların hacc-ı kıran ve hacc-ı temettü'de kestikleri kurbanlar, hemen tamamına yakınıy-la, heder olup gitmiştir. Düşünülmemiştir ki, Allah'ın dini bu kurbanlardan beklenecek sevabı, yoksul kitlelerin himayesini hedefleyerek düzenlemiştir. Amaçlanan, hayvanların kanını akıtıp onca ekonomik değeri telef etmek değildir. Müslüman hacı, dininin temel hedeflerini gözönünde bulundurmak ve kesilen kurbanların ne işe yaradığını, yani bu işin hikmet-i teşriiyyesini (dinsel hikmet ve esprisi) dikkate almak zorundadır. İslam, o kurbanların kesimini, kumları ıslatmak için gerekli görmemiştir. Binlerce ve yüzbinlerce kurban, yıllarca heba olmuştur.
Sonradan bu büyük kaybın farkına varılmış ve tedbirler alınmıştır. Tedbirlerin, beklenen noktaya gelip gelmediği hâlâ tartışma konusudur. Kesilen kurbanları dondurup dünyanın muhtelif yerlerindeki yoksul ve aç kitlelere ulaştırmak üzre en ideal tesisler kuruluncaya kadar, dinimizin kendi bünyesindeki imkânlarını kullanmak gerekir.
O imkanların en önemlisi şudur:
Hacc-ı kıran ve hacc-ı temettüden beklenen gaye tam gerçekleşinceye kadar yani, kurbanların işe yarayan bütün unsurları en ince teferrutına kadar korunma altına alınıncaya kadar, hacc-ı ifrat yapmak gerekir. Çünkü hacc-ı ifratta kurban şartı yoktur. Bu hacca niyet eden hacı, kurbanı kendi memleketinde keser ve kendi halkının istifadesine sunar.

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslami Kavramlar »
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Zehravî Zeytuna kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
tropikal (24.08.08)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
kurban, tarihinde, İnsanlık

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz