Nüve Forum


Çocuğum hakkinda Anne Bülent Ersoy kadın mı? ile ilgili bilgiler


ANNE BÜLENT ERSOY KADIN MI? O lay geçen yıl, oğlum Mustafa 5 yaşını henüz doldurduğu günlerde başladı. Anneannesinin Popstar Alaturka takibi sırasında Bülent Ersoy'u fark eden Mustafa, kısa bir şaşkınlıktan

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 30.12.07, 19:06
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Anne Bülent Ersoy kadın mı?

ANNE BÜLENT ERSOY KADIN MI?


Olay geçen yıl, oğlum Mustafa 5 yaşını henüz doldurduğu günlerde başladı. Anneannesinin Popstar Alaturka takibi sırasında Bülent Ersoy'u fark eden Mustafa, kısa bir şaşkınlıktan sonra sormaya başladı.
- Bu kadın kadın mı?
- Evet, hem de güzel bir kadın.
- Ama erkek gibi...
- Nesi erkek anneciğim, güzel bir kadın işte.
- Sesi de erkek sesi, hem adı niye Bülent? Bülent erkek adı…
Soruları an itibariyle geçiştirdik ama oğlan ikna olmamıştı. "Bülent diye başka bir kadın var mı"dan girdi, "büyüyünce sesinin bir kadın sesine dönüşüp, dönüşmeyeceğinden" çıktı.
Sorularına aydınlatıcı yanıtlar almaya alışık olan Mustafa’nın bu kez, geçiştirildiğini anlaması pek zor olmadı. Ama hem ben, hem de babası 5 yaşında bir çocuğa eşcinsellik, transseksüellik hakkında ne söyleneceğine dair bir fikre sahip değildik. Üstelik çocuklara bu tip konularda bilgi verirken, toplumun genel öğretisinden farklı davranmak çeşitli skandallara neden olabiliyor. “Oğlunuz, kızımıza Bülent Ersoy’un cinsiyet değiştirdiğini anlatmış. Çocuğun kafası karışmış. Bebeğine pipi takmaya çalışıyor” şeklinde bir telefon alma tehlikesi insanı korkutuyor. Ama korkunun ecele faydası yok.
Bu bayram olan oldu. Malum, broş kazası geçiren Bülent Ersoy, neredeyse her haber bülteninde ekrandaydı. Ve kalabalık bir bayram ziyareti sırasında, arka planda haberler akarken Bülent Ersoy'u fark eden Mustafa, bizi aile efradına ispiyonlayıverdi. "Annem ve babam, bu adamın kadın olduğunu sanıyor ama o kadın aslında adam..."
Tahmin edileceği üzere bayram esenliğindeki ortam bu sözler ile iyice yumuşadı. Gülüşmeler, sağa sola gönderilen muzur bakışlar, Mustafa'yı kandırılamaz bir noktaya getirdi.
Sonunda babası konuyu ona şöyle açıklamayı uygun buldu.
- Bazı insanlar belli bir yaşa geldiklerinde cinsiyetlerini değiştirmek isteyebilirler. Kadınken, bir erkek olmayı seçebilirler. Ya da hayata erkek olarak geldikleri halde kadın olabilirler.

Mustafa'nın tepkisi basit ve komikti.
- Onun makinesini mi yaptılar?
Konu elbette böyle kapanmadı, hayal gücü oldukça gelişmiş olan Mustafa çok sevdiği öğretmeninin bir gün okula, erkek olarak gelmesi ve öğrencilerin onu tanımaması ya da dedesinin anneannesine dönüşmesi hakkında kendince komik senaryolar yazmaya başladı. Öykülerini fazla ilgi göstermediğimizi anlayınca, kendisine dinleyici olarak arkadaşlarını seçti.
- Naz biliyor musun, istersen erkek olabilirsin!
- Öyle şey olmaz, Benim pipim yok.
- Makinesini yapmışlar ama...
Henüz Naz’ın annesi tarafından aranmadım. Ama değişen dünya ile birlikte, çocuk yetiştirirken yeni öğretiler edinmemiz gerektiği de ortada. İletişim bombardımanı altındayız. Sayısı günden güne artan tv kanalları ve internette çocuklarımızın henüz karşılaşmaya hazır olmadıkları görüntüler bulunduğunu biliyor ve kaygılanıyoruz. Düşünsenize, Google’da Harry Potter’ı ya da Şirinler’i ararken bile karşınıza eşcinsel yatak sahneleri çıkabiliyor. Sanırım burada altını çizmeliyim ki karşı olduğum şey, eşcinsellik ya da transseksüellik değil. Bu konuda çocuklara neyi, ne zaman söyleyeceğimiz konusunda donanımsız olmamız...
Peki ne yapmalı? Bülent Ersoy’u yasaklamanın ya da sakıncalı görülen internet sitelerini kapatmanın çözüm olmadığı ortada. Üstelik ucu açık olan yasaklar, iktidarların elinde tehlikeli birer sansür mekanizmasına dönüşüyor. Huysuz Virgin'e getirilen ekran yasağını düşünün: Hangi anne - baba çocuğuna Huysuz Virgin'in insanları eğlendirmek için kadın kılığına girmiş bir sanatçı olduğunu anlatmakta zorlanabilir? Hangi anne - baba Huysuz Virjin yüzünden ahlaki bir erozyon kaygısına kapılmıştır?

Gerekli olan önce ebeveynlerin, ardından da çocukların bu yeni koşullara hazırlanması. Örneğin İngiltere’de yapılan pilot bir uygulamayla çocuklara dört yaş itibarıyla gay ve lezbiyen karakterleri tanıtan kitaplar gösteriliyor.
Muhafazakar çevrelerin tepki gösterdiği bu kitaplarda, bildiğiniz prens-prenses masalları, prens-prens biçiminde değiştirilmiş. Şöyle ki; “Uzak çok uzak bir ülkede annesi kraliçe tarafından evlendirilmek istenen bir prens yaşarmış. Bu prens sonunda 'Anne, ben hiçbir zaman prenseslerden hoşlanmadım' demiş. Ama kraliçe anne güzel prensesleri saraya davet edip oğluna beğendirmeye çalışmaktan vazgeçmemiş. Ta ki prenses Madaleine, saraya kendisine eşlik eden abisi prens Lee ile gelene kadar. Prens, Lee'yi görür görmez 'Ne hoş bir prens!' demiş, ona âşık olmuş. Ve iki prens evlilik hazırlıklarına başlamışlar..."
'Kral ve Kral' adlı bu masal, iki kralın öpüşme sahnesiyle, yani mutlu sonla bitiyormuş. Bir başka kitap da ise birbirine aşık iki gay penguenin bebek evlat edinme öyküsüne yer verilmiş.

Bu pilot eğitime gerek Müslüman konseyi gerekse, 'Hıristiyanların Sesi' adlı grup şiddetle karşı çıkmış. Gerekçeleri ortak: Bu proje, çocuk suiistimaliyle eşdeğer. Projeyi yürüten akademisyenlerden biri olan Dr. Elizabeth Atkinson ise projeyi “çocuklara gerçek dünyayı yansıttıklarını" söyleyerek, savunuyor.
Türk çocuklarını da gerçek dünyaya hazırlamak gerekmez mi?
Milli Eğitim Bakanlığı’na duyurulur…

gzeynepcetinkaya@hotmail.com




H2
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
anne, bülent, ersoy, kadın, mı?

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 18:21 .