Nüve Forum

Nüve Forum > gazete haber ve makale yorumları > Toplum ve Yaşam > Lezzetli Mekanlar > rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Lezzetli Mekanlar hakkinda rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi ile ilgili bilgiler


Uzonun çeşitleri var mıdır? Vefa Zat (Eskilerden) 08 Ekim 2007, Pazartesi 10:29 Sayın Üstadım. Sizin de bildiğiniz üzere artık piyasada o kadar çok rakı çeşidi var ki, inanın takip edemiyorum.

Like Tree21Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 29.10.07, 22:26
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Uzonun çeşitleri var mıdır?Vefa Zat (Eskilerden)08 Ekim 2007, Pazartesi 10:29Sayın Üstadım. Sizin de bildiğiniz üzere artık piyasada o kadar çok rakı çeşidi var ki, inanın takip edemiyorum. Ben rakımı içerken bildiğimden şaşmıyorum. Ancak merak ediyorum. Komşumuzda da bu kadar çok çeşitli (ya da markalı) ‘Uzo’ var mıdır? Aydınlatırsanız sevinirim.
Saygılarımla…
Soru: Aziz Atilla Gülerce

Sevgili Aziz Bey, sorunuzu hemen yanıtlayayım. Evet, komşumuz Yunanistan’da yüzlerce ama yüzlerce marka ‘Uzo’ (Ouzo) var ve bunların çoğu da butik üretimler. Hatta söz konusu ülkede aile şirketlerinin ürettikleri uzo’lar bile var. Ama bunların hepsinin üretimleri devlet tarafından sürekli olarak denetleniyor.

İnanıyorum ki gelecek yıllarda bizim ülkemizde de bu tür üretimlere rastlayacağız. Hatta yabani kiraz rakısı “Kirsch” (Kirş) gibi, susam rakısı “Shnapps” (Şnaps) ya da “Aquavit” (Akvavit) gibi, dahası erik rakısı “Slivovitsa” (Slivovits) gibi rakılar bile belki üretilecek. Bu ve bunun gibi ürünler liberal ekonomimizin bizlere sağlayacağı çağdaş yenilikler olacaktır pek tabii ki. Ne zaman olacak bütün bunlar diye bana sorarsanız eğer, kesin bir şey söyleyemeyeceğim. Ama olacak. Belki beş ya da on yıl gibi bir süre içinde bütün bunları görüp yaşayacağız. Oysaki bugünlerde sadece otuza yakın değişik marka rakılarımız var. Bunlarda karakteristik tadım özellikleri bakımından farklı yapılara sahipler. Hepsi üretilirken “Yeni Rakı”yı örnek alırlar. Ama bunların karakteristik yapıları şu anda yaptığımız sohbetin konusunun dışında kalıyor.

Mademki konu uzo’dan açıldı, dilerseniz konuyu biraz daha derinleştirip önce bizim milli içkimiz rakıya daha sonra da uzo’ya değinelim biraz. Pek fazla ayrıntılarına girmeden tabi… Bugün rakının ilk kez nerede ve kimler tarafından üretilmiş olduğu hakkında kesin ve inandırıcı bilgiler olmasa da, İlk kez Osmanlı toprakları içinde üretildiğini yalnız bizler değil, neredeyse tüm dünya ülkeleri kabul ediyor. Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanat döneminde üretilen ilk rakımızın tarihi belgeleri bile var elimizde. Bu belgelerin tarihinden önce başka hiçbir ülkenin ibraz edebileceği bir belge bugüne kadar bulunamadı ve gösterilemedi. Yani akademik değerlerin dışında kalıyor, bütün sızlanma ve yakarışları. Bu sebepten ötürü elimizdeki tarihi belgeler bu görüşlerimizi teyit eder mahiyettedir.

Bu belgelerin dışında, bugüne kadar yayınlanmış olan ansiklopedilerin hemen hepsi rakının “Türk İçkisi” olduğunu belirtir. Ki bu ansiklopedilerin ilkleri 19. yüzyılın başlarında yayınlanmıştır, daha sonra da belirli aralıklarla günümüze kadar gelmiştir. Milli içkimiz rakımızın diğer başka rakılarla karıştırılmaması kaydıyla ilk kez ülkemizde üretilmiş olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu iddiamızı aynı zamanda bütün bu ansiklopediler destekler ve kanıtlar. Zaten geleneksel rakımızın kendine özgü karakteristik özellikleri var. Bu özellikleri milli içkimiz rakının benzerleri olan ne Yunan rakısı ‘Uzo’ ve ‘Mastika’da, ne de Yakın ve Uzak Doğu içkisi olan “Arak”ta bulabiliriz. Ayrıca, sakız rakısı Mastika’nın ilk kez ülkemizde üretilmiş olduğu da tarihi bir gerçektir.

Ayrıca Yunan içkisi “Tsipouro” (çipuro) üzüm posası ‘ödevi’si, Yunanistan’da geleneksel aile işletmelerinde bölgelere göre farklı adlarla üretilmektedir. Aynı “Tsipour”, “Grappa”, “Raki” gibi. Tüm bu sözcükler Yunancada içkilerin kökeninin üzüm posası olduğu belirtmektedir. Çipuro önceleri mayalanmış üzüm posası için kullanılmış, sonraları destilatı için kullanılmaya başlanmıştır. Latince bir sözcükten gelir ve üzüm damıtığını diğer meyve damıtıklarından ayırma amacıyla kullanılan bir terimdir. Fermente olmuş üzüm posası anlamına gelen “Tsikouda” (çikuda) sözcüğünden türemiştir. “Raki” sözcüğü de Türkçemizden gelen bir terimdir. Yunanlılar bu terimi egemenliğimiz altında bulundukları dönemlerde bizden almışlardır. Yunancada Raki, anasonlu veya anasonsuz üzüm posası damıtığını ifade eder.

Uzo Yunanistan’ın hemen her bölgesinde ve kentinde yapılıyor. Ancak Midilli adasının güney kıyısındaki ‘Plimari’ kenti uzonun da başkenti olarak kabul ediliyor. Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan sonra, Anadolu’dan Yunanistan’a göç eden rakı ustaları burada toplanmış, yeni gelenlerle burada daha önceleri rakı yapanların verimli işbirliği sonucu Midilli adası uzonun merkezi haline gelmiştir. Geleneksel rakımıza en yakın olarak bilinen ve 48 dereceyle en sert uzo olan, üç kez damıtılmış “Barbayanni Aphrodite” de burada üretiliyor. Söz konusu rakının geleneksel rakımızla benzerliği rastlantı değildir. 1858 yılında İstanbul’da yapılan bir bakır imbik buradan Midilli adasına götürülmüş ve o imbikle geleneksel rakımız örnek alınarak üretime geçilmiştir. Benzerlikler de bu gerçekten kaynaklanmaktadır.

Sevgili Aziz Bey, size ne kadar teşekkür etsem inanınki az gelir. Çünkü sizin sorunuzu yanıtlamaya çalışırken, sayenizde uzo kültüründen kesitler de sunmuş oldum tüm değerli üyelerimize. Bu nedenle minnettarım size.

Rakınız kaymak, sofranız bereketli, sohbetiniz daim olsun sevgili dostum. Saygılarımla…
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 29.10.07, 22:26
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Cumhurbaşkanlığı rakısı bir şehir efsanesi miydi?Levent Yavuz (3E)18 Temmuz 2007, Çarşamba 11:16Rakıyı ilk yudumlayışım babamın seksenli yılların ilk yarısında eski ve eskimiş solcu arkadaşlarıyla darbenin ardından olup biteni sorguladıkları, oldukça uzun ve kimi zaman hararetli sofralarına merakla baktığım yıllardaydı. Zamanla siyaset değişti, sofralar değişti, memleket değişti. Yaş kemale erdi.

Sanırım 18 yaşlarındaydım, nerden ve kim tarafından gönderildiğini bilmediğim altı koli rakı getirdi dayım ve eklemeyi de unutmadı " Bunlar altın değerindeymiş, Cumhurbaşkanlığı için üretilen rakılardanmış bunlar". Nereden geldiğini sorduğumda da bir arkadaşına akrabası tarafından gönderildiğini söyledi. Bu adamcağız da sonradan vefat etmiş.

Aslında dışarıdan bakınca bildiğimiz Yeni Rakıydı bu. Tek farkı cam şişelerin etrafının makina tarafından sarıldığı belli olan şeffaf beyaz bir kağıt (resim defterlerinin arasındaki kopya kağıdı gibi) ve kapağının üzerinin de ince alüminyum folyo ile kaplı olmasıydı. O dönemde henüz özelleştirme yapılmadığı için TEKEL tarafından üretilmişti ama asıl farkı içindeydi. Bardağa doldurulduğunda sek haliyle neredeyse yağ kıvamında, su eklenince tam tamına süt beyazına dönüşen, içimi çok yumuşak, lezzeti dilin arka tarafında hafif şekerli bir tat bırakan ve ne kadar içilirse içisin mideyi asla rahatsız etmeyen, baş döndürmeyen ama zıpkın gibi bir şerbetti bu.

O altı koliyi kimi zaman dostlarla tükettik, kimi zaman hediye olarak götürdük. Nihayetinde tükendi bu güzellik. Ancak bu rakıyı bizimle içen herkes hayranlığını ve rakının ne kadar farklı olduğunu hala anlatmaktadır.

Sonrasında pek çok yere, TEKEL'e, tanıdıklara sorsak da böyle bir rakıyı ne duyduklarını ne de içtiklerini söylediler. Tabi sırf rakı için de kalkıp Çankaya Köşkünün kapısı çalınmaz, çalınamazdı. Yine yıllar geçti, siyaset değişti, rakılar özelleşti ve sanırım Cumhurbaşkanlığı için o özel üretilmiş rakılar da efsane olarak bitti.

Peki bu rakılar neydi? Nasıl bu kadar lezzetli ve farklı olabilirdi? Gerçekten de Çankaya için mi üretilmişlerdi? Bir duyan, bir bilen var mıdır acaba aramızdan?
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 29.10.07, 22:27
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Linkler
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 29.10.07, 22:27
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Rüyada Rakı görmek


Rüyada içkili bir zevk alemi, çok ağır bir hastalıkla yorumlanır.

Rüyada içkili bir yerde içmek, eğlenmek , çok ağır bir hastalık demektir.

Haram olarak yorumdur.

Rüyada raki içerek sarhos oldugunuzu görmek iyi degildir. Bir dükkandan raki satin aldiginizi görmek, yakinda bir hastaliga yakalanacaginizi fakat kisa zamanda iyileseceginizi gösterir. Rakinin dökülmesi hayra delalet eder. Bir raki fabrikasinda rakilarin siselere dolduruldugunu görmek, o yerde kisin biraz sert geçecegine isarettir. Bir baska rivayete görede: Rüyada raki görmek veya içmek, haram bir mala ve büyük bir günah islemeye isarettir. Rüyada görülen raki, fitne, ser, düsmanlik ve kizginliga isarettir. Rüyada içki içmek, içenin ahmaklik ve cehaletine delalet eder. Ölü bir kimsenin rüyada içki içtigi görülse, o ölü ahirette nimet erisimindedir. Çünkü sarap, Cennet ehlinin içkisindendir. Ancak, ölünün devamli raki içmekle ölmüs olmasi ve hayatinda içki içmeyi helal, itikad edenlerden olmasi tabirden müstesnadir. Raki, su ile kanstinlarak içildiginden dolayi evlenmek isteyen kimse için hayra delildir

Rüyada rakı içmek yada görmek; yanlış hareketler sonucu kötü yoladüşmeye, geçimini haram yollardan sağlamaya veya hasta olmaya işarettir.

Diyadin :Rakı Rüya Tabirleri Rüyada Rakı Görmek tabiri rüyamda gördüm anlamı nedir anlama alemi
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 29.10.07, 22:29
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Rakı ve şarap...


"Rakıyı bırakmak için 10 altın neden" sıralamama kızan rakıcılar, "niçin rakıda ısrar ettiklerini, şarap içmediklerini" 10 maddede sıralıyorlar. İşte rakıdan vazgeçmemelerinin bahaneleri ve benim parantez içindeki yorumlarım...

1. "Rakıcıların tat alma duygusu sert alkolden dolayı harap olur" iddianız yanlış. Çoğu rakıcı Tekirdağ’dan gelen rakıyı bir yudumda tanır. Damak zevki bu kadar incedir.
(Bektaşi meyhaneciden şarap istemiş. Meyhaneci "İki şarabım var, birer ufak maşraba tat, beğendiğinden bir testi vereyim" demiş. Bektaşi birinci maşrapadan bir yudum almış, "Öbürü daha iyi, ondan ver" demiş. Meyhaneci "Yahu birader, öbürünü tatmadın ki! Onun daha iyi olduğunu nereden anladın?" diye tepki gösterince de, lâfı gediğine oturtuvermiş: "Bundan berbat olamaz da ondan..." Rakıcılarınki de o hesap, bazı rakılar o kadar berbat, ispirto gibi oluyor ki, Tekirdağ’ın biraz düzgün rakısı hemen fark ediliyor. Yoksa rakı içenin damak zevki inceliğinden değil!)

2. Şarabı yemeğe uygun seçmek çok zor. Bilen ukalâlık taslıyor, bilmeyen hor görülüyor. Bir Sarafin Cabernet Sauvignon ısmarlayın bakalım. "Associates Press"i telâffuz etmek bile daha kolay. Rakıda ise "Rakı getir" diyorsunuz, siparişi çok kolay.
(Burada haklısınız. Ama bu rakının zenginliğini değil, tekdüzeliğini gösteriyor. Memleketin her yerinde, her an hep aynı içki! Çok mu iyi bir şey acaba?.. Telâffuza gelince, şarabı üretenlerin kabahati. Toplumu eğitmezlerse, tanıtım ve eğitime para harcamazlarsa şarap ısmarlamak bile işkence olabilir!)

3. Şarabın şişesi açıldığında bozuk çıkma ihtimali var. Rakının ise yok, rakı her zaman sağlam, demir gibi!

(Burada da haklısınız. Şarabı üretenler adam gibi mantar kullanmaz, şarap depolarına özen göstermez, satış noktaları ve lokantaları denetlemezlerse, olacağı budur. Yine de iyi bir şarabın tadını keşfetmek için bu riske değer bence...)

4. Şarap, içindeki alkol oranına bakıldığında, rakıya göre daha pahalı.
(İçkiyi "alkol" olarak değerlendiriyorsanız, doğru. Ama bir 35’lik şarapla iki duble rakılık sürede sofrada kalabilir, aynı harcamayı yapabilirsiniz. Ayrıca az alkollü içiniz, toplumumuz ve özellikle kadınlar fazla içenlerden çok çekiyor!)

5. Hazım başladıktan sonra şarap içilmez. Onun için şarap masasında muhabbet ancak ana yemek servisi kaldırılıncaya kadar sürer. Rakı masasında ise otur oturabildiğin kadar.
(Ne kadar yanlış! En iyi dijestif içkiler, konyaklar, armanyaklar, porto şarapları hep şaraplı yemeklerin ardından içilir, icabında yanında puro bile yakılır. İçki konusunda kitap yazmaya kalkanların bunu bilmemesi ayıp doğrusu. Asıl şaraplı sofra uzun sürer, hem de sarhoş etmez...)

6. Sürekli olarak şarapla birlikte antre - ana yemek - tatlı şeklinde yemek yemek şişmanlatır.
(O kadar yemeyin efendim! Şarapla illa böyle yemek yenir diye bir kural yok ki! Nasıl bir elmayla bir ufak rakı içenler varsa, yarım şişe şarabı da iki dilim peynir-ekmeği meze yapıp içebilirsiniz.)

7. Şarap sofraları kibirli, karşılıklı göz süzülen sofralardır. Rakı sofrası ise kalender muhabbet sofrasıdır.

(Siz çok Amerikan dizisi seyretmişsiniz. Şarap halk içkisidir, Avrupa’da kafede de, "bistro" denilen meyhanede de, barda da şarap içilir. Niye şarabı lüks bir imaja oturtmaya çalışıyorsunuz? Şaraptan bu kadar korkmayın.)

8. Rakı sofradan kadını kaçırmaz, bilâkis rakı muhabbetine bayılan, iyi de katılan kadınlar vardır.
(Vardır ama azdırlar. Çoğu da erkeklerin egolarını parlatarak ya da "bitirim takılarak" o sofrada otururlar. Balkonlarında rakı içen "beylerine" mezelerini hazırladıktan sonra içeri kaçıp TV karşısında çay içen kadınlar ne oluyor? Yumuşacık iki kadeh şarap içilse o hanım içeri kaçar mıydı mutlaka?)

9. Rakının mezeleri güzel, şarapla aynı tadı vermez.

(Doğru ama rakı içen de şarabın güzel mezelerini kaçırıyor. Rokfor, Parmesan gibi peynirler, İtalyan jambonu, Macar salamı gibi leziz şarküteri ürünleri de rakıya uymuyor!)

Mehmet YALÇIN
http://www.turkishpub.com/raki/raki_sarap.asp
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 29.10.07, 22:29
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Rakı İçmenin Adabı


"Amanda Fatmam,
Canım gülüm Fatmam
Ben rakıya su katmam
Sen katar isen ben içmem
Ben Fatma'mdan vazgeçmem "

Eskiden rakı “leylek boynu” denilen kadehlerde sek olarak, ardından bir yudum su alınarak içilirmiş. Günümüzde ise genellikle “limonata bardağı” da denilen bardaklarda içine su karıştırılarak içiliyor. Ender olarak da ince belli çay bardağı “istikan”da tercih edilmektedir. Rakının soğuk içilmesi gerektiği hemen herkes tarafından kabul görmüştür. Bu noktadaki ayrılık ise rakıya buz konup konmaması aşamasında ortaya çıkıyor.
Günümüzde sayıları daha az olan rakıyı sek içenler, rakıyı şişesiyle soğutup (hatta bardağını da ayrıca soğuturlar) yanında yine soğuk ya da buzlu su ile içerler. Rakıyı içine su katıp içenler ise, genelde buz da ilave ederler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, bardağa rakıyı koyduktan sonra su koymadan buz atmamak gerektiğidir. Buz ile ani temas rakının içindeki üzüm ve anason aromasını veren maddelerin kristalleşmesine ve rakının tadının bozulmasına yol açar. Rakıya su ilave edildikten sonra buz atılması bu durumu daha aza indirir, fakat yine de engellemez. Rakıyı sek fakat içinde buz ile içmek sadece acemilere mahsustur. Rakıya buz atmanın bir sakıncası da, buzun yavaş yavaş eriyip, alınan ilk yudum ile son yudum arasında bazen çok büyük lezzet farklılıkları oluşturmasıdır. İşin uzmanları, “En güzeli yine de rakıyı şişesiyle iyice soğutup, içine su ilave edilecekse bu suyu da soğutarak ve yanında buzlu su ile içmektir” derler.
Rakı, yemek öncesi ve sonrası da içilebilen bir içkidir. Ama bize göre en yakışanı, mezesi ile birlikte yavaş yavaş, sindire sindire içilmesidir. Mideye ve beyne beklenen etkiyi yaptıktan sonra, insan keyiflenir ve güzel sohbetlere koyulur. Hem dinler hem anlatır.
Rakı sofrası, efkarların dağıtıldığı, sevincin ve hüznün paylaşıldığı, zaten temel ilkesi “her şeyi paylaşmak” olan, insanın kendisi ile yüksek sesle düşünerek hesaplaştığı bir ortamdır. Unutulmamalıdır ki rakı sofrası ölçünün asla kaçırılmadığı bir “cemiyet” ortamıdır.

...Rakı sofrasında “demlenmek” ile “sarhoş olma”yı birbirinden ayırt edebilmek gerekir. Bu yüzden rakı içmek özen gerektiren bir iş olduğundan, sadece “içmesini bilenle” içilmelidir ki burası çok önemlidir! Aksi halde keyif eziyete, sefa cefaya dönüşür...Çünkü kendini bilmeyen sarhoşu avutmak dünyanın en berbat işidir. Kemal Tahir ustamız der ki, “Rakı içen herkes kendi ayarını kesinlikle bilir”.

Rakı içerken tadında bırakmayı bilirseniz, ömre bedeldir, en başta da vurguladığımız gibi âb-ı hayattır, yani yaşam kaynağıdır.

Neyzen’e sormuşlar, “Üstat rakı nasıl içilir?” diye...Cevabı kısa olmuş: “Adam gibi”!


A.Nedim ATİLLA

İlkçağdan Günümüze RAKI
http://sosyalayrintilar.org/article.asp?a=191
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 29.10.07, 22:29
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

yeni rakı kullanım kılavuzu



yeni baslayanlar icin yeni raki

1. hemen onu geri verin ve bayinizden bir altınbaş isteyin.

2. kesinlikle ama kesinlikle yola haydarisiz cikilmaz unutmayin ki haydari rakinin pezevengidir

3. çöpşiş iniz yoksa alın bir çubuk kraker batırın yoğurda süper meze yapın.

4. bardaga asla buzu once rakiyi sonra koymayin. hal bu olursa raki, sogugun* etkisiyle kristalize olur, tadindan ve kalitesinden yitirir.

5. kavun ve beyaz peyniri asla raki sofrasindan eksik etmeyin.

6.
tekirdağ dan alın. alamıyorsanız tekirdağlı birinden rüşvet olarak isteyin

7.
asla ve asla etkilendiğiniz müzikleri dinlemeyin..ki bir daha rakı içebilesiniz..

8. cok fazla açken rakı masasına oturmayın, yoksa tüm mezeyi mideye indirip içki içemez, rakıya yazık edersiniz.*

9.
yapılan araştırmalar sonucu rakı sarhoşluğunun şiddet dürtsünü en fazla ortaya çıkaran sarhoşluk türü olduğu saptanmıştır. hal böyleyken; sinirleriniz gerginken veya birine kin duyuyorken uzak durmaya çalışın rakı'dan..

10.
şişede balık olmak istediğiniz an sofradan kalkın, şöyle okkalı yani çamur kıvamında bir kahveyle yaşam serüveninize geri dönün.*

11. unutmayın ki rakinin en buyuk mezesi sohbettir. kankalarla icin, belli bir konudan konusulacak diye zorunluluk getirmeyin ama konu bir buyuk bittigi anda kiz/erkek arkadaslara gelecektir; o baska.
ertesi gun icin basagrisindan baska bir plan yapmayin, yazik olur.
bir de yakininizda icine kusabileceginiz birsey olsun, zira yeni raki ile ilk tanismasinda kusmayan yok denecek kadar azdir...

13.
icine hicbir zaman buz koymayin. eklenecek su bile oda sicakliginda olmalidir. sogutmak icin ici buz dolu kovayi kullanin. en uygunu bardak bos iken buz dolu kovanin icinde bardagi sogutmak; yariya kadar once raki sonra oda sicakliginda suyu eklemek ve bir bes dakka buz kovasinda sirasinin gelmesini beklemektir. afiyet olsun, seker olsun...

14. her şeyden önce ögretisi net' ten alınamayacak ancak ağır ortam, ağır abi yanında kurs ile ögrenebilecek bir şeye başlıyorsunuz,
- aşırı sinirli, üzgün, kederli ve terkedilmişken asla rakı tüketmemeniz gerektiğini unutmayınız.
- bu durumda rakı tüketiyorsanız eski sevgili(ler)in telefon numarasını bulamamak için cep telefonunu kapatınız, rehberi ortadan yok ediniz
- bütün alkollü içeceklerde oldugu gibi kimle içtiginize dikkat ediniz
- rakının ağır delikanlı içecegi oldugunu fazlasının ise sizi götoglanı yapmaya fazlasıyla yetecegini unutmayınız
- karşınızda sizden büyük-kıdemli birisi varsa bardak tokuştururken altta kalan bardagın sizinki olmasına dikkat ediniz
- karşınızda ya da yanınızdakileri öpmek, sarılmak, aglamak hissiyatı hasıl olduysa hemen rakınızı oldugu gibi bırakıp garsondan (ev sahibinden) soda isteyiniz tuz atıp köpürmesini bekleyiniz (fazla köpürür dikkatli olunuz) köpügü ile birlikte içmeye çalışınız çünkü artık rakının ben seni çarpıyorum ulan mealine gelen ilk uyarısını aldınız demektir.
- eğer karşınızdakini öpme istegi çoktan hasıl oldu ve artık tuzlu soda için çok geç oldugunu anladıysanız hemen lavabonun yerini ögrenin, uzaklıgınızı hesaplayın genelde 6-7. adım itibariyle kusacagınızı bilip ona göre hareket edin eger fazla uzaktaysanız daha stratejik bir noktada yer tutun
- karşınızdaki sizden cüsseliyse (karaciger buyuklugu gibi istisnai durumlar dışında) rakının onu daha geç etkileyecegini ve de daha az etkileyecegini düşünerek sidik yarıştırmayın rakının delikanlı içkisi oldugunu tekrar hatırlatmakta fayda var
- karşınızdaki bayan sizden hızlı rakı içiyor ve henüz çarpılmadıysa iki ihtimal vardır (a) pavyondasın ve hatunun içtiği rakı rakı değil (b) delikanlı bir kızla karşı karşıyasınız (a) şıkkı mevzûu bahis ise daha fazla rakı içmeyin hesabı öderken aklınız basınızda olsun (b) mevzuu bahisse yanınızda kızın delikanlı olmasını gözönüne alarakmolped bulundurun
- asla ama asla ilk içişinde kusacak bir sonuç yaratma rakıdan soğursun ki bu da kadınlardan soğumak gibi bir şeydir hayatın boyunca pişman olacagını soğusan bile bileceksin

15.
suyu rakıyı ayarında koyun. sulu su olmasın. buz koymayın. illa koyacam diyorsanız benim yanımda koymayın (döverim). mezesiz içmeyin. aç karnına rakı sofrasına oturmayın. ayaküstü içmeyin, rakı bar içkisi değil sofra içkisidir. lüp lüp gitmeyin, sabah ne olduğunu hatırlamazsınız. yavaş için adam gibi için adabıyla içeni bir ufak bile fena yapmaz. fondip diyenlere filan kanmayın, yudum yudum için, tadını çıkarın, meze filan yiyin, bu hem sizin hem sofranın hem rakının sağlığı açısından elzemdir. delikanlı olun sofrada rakı için. yarışmayın. rakı yarış içkisi değildir. öfkeli kafayla içmeyin, pişman olursunuz.

16. direkt altinbasdan baslayin.

17. bomantide için, sabahında ilk iş olarak su içmeye kalkmayın.

18.
uzerine soda koyup inceltmeye kalkmayin.yoksa su gibi icip komaya girebilme ihtimaliniz epey artar.

19.
yanında şalgam suyu içenlere garip bakmayın. olur ya ilerde bir gün siz de denersiniz.

20.
tekirdağ rakısını içmeyin tekirdağın rakısını için

21.
yanına su yerine acılı şalgam suyu alın. mideniz delinmezse, karaciğeriniz temizlenir hiç olmazsa.

22. iki yudumu araya meze koymadan arka arkaya icmeyin.

23.
midenizi ve kafanızı periodik olarak kontrol edin.
ne zaman durmanız gerektiği konusunda size hayli iyi fikir verecektir bu hareket.

eğer anlayamıyorsanız, tek başına ya da birileriyle beraber deneysel bir içiş yapın, sarhoş olana kadar için ama yine de sürekli kontrol edin kendinizi, dağılacağınızın sinyalinin ne olduğunu öğrendikten sonra, tekrar tanımak kolay olacaktır.

24.
daha önce başlamadıysanız hiç başlamayın. en garantisi budur*

25.
hafizanizi tazeledigi hissine kapilacak, bir anda turk sanat musikisi repartuarinizin ne kadar genis oldugunu fark edecek, sarki soylemek icin yanip tutusacaksiniz. sakin olun, bir sure bekleyin gececektir.

kusma safhasina geldiginizde tovbe etmeyin tutmayacaksiniz. sakin sakin kusun. kustugunuz icin utanmayin. ayrica korkmayin kusa kusa olmezsiniz.
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 29.10.07, 22:30
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Rakı içmek



Rakı içmek, her insanın, hayatının her noktasında bulunan,yaşama dair ve yanındaki duruşlarından biridir. Rakı içmek, mideye alkol göndermek ve damarlarda dolaşmasını sağlamak değildir. Rakı içmek için, kocaman yürek, akıl, sevgi ve dolu bir yaşam gerekir. İçmeyi ve felsefesini bilmek gerekir.
İçtikten sonra, nara atmışsan, ona buna saldırmışsan, zor kullanmışsan, rezil olmuşsan; sadece, alkol seni kötü yapmış demektir.
Rakı içmek başka şeydir. Bir şölen gibidir. Bilinçtir. Bilinci hiç kaybetmemektir. Kendini daha bir disipline edebilmek, saygına daha bir dikkat etmek, sevgine daha bir coşku katmak, dünya görüşünü at gözlüğünden kurtarmak demektir.
Meyhaneden çıkınca, direksiyona geçmemeyi bilmek, eğer varsa, sağlamını evde bırakmak demektir. Kendine ve insanlara bu saygıyı göstermek demektir. Rakı içmek sohbettir, sabırdır, sevmektir. Karşındakini dinleyebilmek,hoşgörüdür. Kalbini açmak, samimi olmak demektir. İnsana saygı demektir. Çoğu insan, yaşama dair ve birlikteki duruşunda, bir rakı sofrasının sohbetinin tadını, çoğu kez, başka yerde bulamamıştır. Oradaki eğitimi de...
Uzayıp giden gecede, masadaki meze, esen rüzgar, bir vapurun çığlığı, yanımdaki dostlar, bir dostun dilinden dökülen mısralar, sohbetin coşkusu ve keyfi, şu hicaz şarkı, çiçekçi kızın yüzündeki çaresizlik, "buzlu bademci"nin kurnazlığı, Despina'nın yaşam öyküsü; beni, eğiten, yücelten, duruşumu sağlamlaştıran hayat bağlarım olmuştur.
Rakı içmek sarhoş olmak demektir. Sallanmışım; kime ne !.., dilim dolanmış; kime ne!..,sevgiliyi anmışım; kime ne!.., eli elimde, Aşiyan'da,sarmaş dolaş, bir o yana, bir bu yana; kime ne!.., yağmur başlamış; ayakkabılar, çoraplar fora, sağanakta yalınayak; kime ne!.....
Sevgim coşmuş, saygımda kusur yok, kafamda, yüreğimde insanlar, içimde sevgileri; gerisinden ;bana ne !...Ben rakıyı hiçbir zaman "sarhoş olmak" için, "unutmak" için, "sevgili" için, "şuna buna kızdığım" için, "üzüldüğüm" için, "hasret" için,"yandığım" için, "keşke" için içmedim. Arabeskin çıkmazında hiç olmadım..Olanlara da aslında hiç kızmadım.......
Her şey nasıl idiyse ; rakı sonrasında da öyle kaldı. Acizleri güçlü, güçlüleri zavallı, küçükleri büyük, büyükleri küçük,imkansızları mümkün görmemeyi bildim........
Rakı sonrası benim için, hep tatlı bir hüzün, keyifli bir yorgunluk,mutlu bir yaşam parçası olarak kaldı.....
Bütün bu düşüncelerle sofraya oturduğunda; önce minik bir yudum alacaksın. Dilinle,bir yudum rakıyı, ağzının her noktasına ulaştırıp, damağında da gezdirdikten sonra; dilinin altına saklayacaksın. Sonra, derin bir nefes alıp minik yudumu yutacaksın. Koklamadan olmaz; koklayacaksın.... Göreceksin... Normal ısıdaki rakıya buz atmak olmaz. Soğukça rakıya attığın bir parça buzun çözülmesini seyredeceksin. Büyük keyiftir. Bir yerlere alır, götürür insanı.
Biraz beyaz peynir şart, mezeler; gerekli. Mezeci ruhunu katmış mı, katmamış mı; bakacaksın.. Katmamışsa sorumlusu; meyhaneci. Atacaksın fırçanı. Ama o anda değil; bir dahaki gelişinde.. Meyhaneci seni anlar,kızmaz......... Çok çeşide gerek yok. Bir tekinin dahi olsa, tadı damağında kalmışsa; yeter. Masada büyükler varsa; rakıya elini süremezsin. Biri başladı mı da, artık serbestsin. İlk yudumu, ben, şükrederek ve Tanrı'mın beni affetmesini dileyerek alırım.
Bir de ne için kaldırılıyorsa. Rakı bardağı gece boyu değişmez.. Kirlense de değişmez.. Aslında kirlenmez ya.. Neyse.. Bütün gecenin tek tanığı odur.. Dolar, boşalır..Rakı içmek yarış değildir.. Bazen bir tek.. Bazen bir şişe..Zorlama olmaz..
Sofrada tartışma, iddia hiç olmaz. Sohbet vardır, paylaşım vardır..
Gülmek vardır.. Keyif vardır.. Sohbetin derinliklerinde, huzur dolar içine.. Bak bakalım neler aldın bu sofradan.. Bunu soracaksın kendine.. Sormazsan olmaz, bulamazsan hiç olmaz.. Sohbete rakı, rakıya sohbet eşlik eder. Gece bitmeye yüz tuttuğunda, komşu masalardan korolar başladığında; ben,bu mutluluğu yaşadığıma, sevdiğime, sevildiğime, yanımda güzel insanların bulunmasına; bir kez daha şükrederim. Yüreğimin biraz daha büyüdüğünü farkederim...

İşte Ben rakıyı işte böyle içerim Diyeceksin
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 29.10.07, 22:30
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Rakı konuşa konuşa yudum yudum içilir



Rakı adabında kokteyl olmaz

Takvim Gazetesi yazarlarından Halit Çapın, geçtiğimiz hafta köşesinde rakı içmenin adabını anlattı: "Rakı öyle ayakta, iki dakika içinde yudumlanacak içkilerden değildir. Bir ritüeli vardır. Konuşa konuşa, yudum yudum içilir."

***

Rakı konuşa konuşa yudum yudum içilir

Geçen hafta içinde keyifli bir rakı yazısı süsledi Takvim Gazetesi'nin sayfalarını. Halit Çapın'ın "aslan sütü"nü adabıyla içmenin yollarını anlattığı yazısı, "rakının üzerine kuma getirmek isteyenlere" uyarıydı.

Ve yine bugünlerde, yine rakıya dair ayrı bir tartışma gazetelerde... Birileri rakının kokteylini yapmışlar ve bazılarında bu rakı kokteyline methiyeler.. Rakının üstüne kuma getirmek gibi bir şey bu yaptıkları... "Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı..." bir işler... "Manda yuva yapmış söğüt dalına.../Öküzüm torbadan düşmüş gördün mü?" gibi bir makaralar... Rakının gerçek meclisinde "rakı kokteyli" diye bir şeyden söz etseniz, başka bir şey yaparlar mı bilemem ama en azından döverler... Her işin bir adabı, erkanı var...

RAKI ZAHMET İSTER
Ben o ligde oynamaya başladığımda, rakının iki takımı vardı... Biri Kulüp Rakısı, diğeri Yeni Rakı... Babalar, Yeni Rakı içerlerdi, paralılar Kulüp... Altınbaş Rakısı'nın çıkışı çok sonralarıdır... Efe Rakısı'nın ardından, sırada "Çilingir", "Sarı Zeybek" rakıları varmış diye duydum... (Şimdilerde de tam zamanıdır hani... Palamudun, lüferin, rokanın eli kulağında hani...) Rakı, iyi hoştur da zahmet ister... Muhabbet ister... Zaman ister... Meze ister... "Şarapçı Pano"da, 14 numara şarap içer gibi içilmez... O saygı ister... Yol-yordam bilmek ister.... İçmesini bilmeyeni, sürüm sürüm süründürür... İsmini unutturur... Yolu yok, onun karşısında haddini, hesabını bileceksin... Rakının kokteyli imiş... Rakı öyle ayakta, iki dakika içinde yudumlanacak içkilerden değildir, bir ritüeli vardır... Bakın bizim mizah yazınımızın ustalarından "Akbaba" dergisinin sahibi Yusuf Ziya Ortaç, nasıl anlatır rakı içmeyi; işin içine Ahmet Rasim üstadı da katarak: ("Bu akşam gün batarken gel.../Sakın geç kalma erken gel..." işte o Ahmet Rasim...) "Çok yıllar önce güzel bir bahar akşamı... Büyük Millet Meclisi'nden çıktık... Anadolu Külubü'- nün mermer holünde Falih Rıfkı Atay ile karşı karşıya oturuyoruz. Önümüzde bir tabak fıstık, iki kadeh rakı var. Oradan geçen Kayseri Mebusu Ömer Taşçıoğlu, şöyle bir bakıp 'Garson' dedi. 'Beylere iki marul getir benden' ve ekledi: Hiç yakıştıramadım sizlere. Bu mevsimde fıstıkla rakı içilir mi?" Hakkı vardı adamın, tabii içilmezdi. Yokuşumuzun ünlü yazarı üstat Ahmet Rasim, ömrü boyunca iki şeyi elinden bırakmamaştı: Kadehi ve kalemi.... Bir gün: "Rakı nasıl içilir size anlatayım" demişti. "Önce unutmayın, rakının kendisinden çok meclisi güzeldir. Tek başına oturup rakı içilmez. Birkaç gönül arkadaşı, kafa arkadaşı olacak. Sonra rakı öyle bir saatte lıkır lıkır içilip kalkılmaz. Sohbeti üç saat, dört saat, hatta beş saat sürecek en azından. Konuşa konuşa, yudum yudum içeceksin. Rakı, mutlaka su ile içilir. En azından güzeli bir ölçü rakı, bir buçuk ölçü sudur. Meze mevsimin meyveleri olacak. Kışın elma, portakal, mandalina. Yazın kavun, çilek, vişne, hıyar, domates ve illa beyaz peynir. Bitti mi? Hafif bir sıcak yemek. En iyisi yağsız ızgara et...." Gazetelerde küçük haberler olarak gördüm. Irak, şu "ateş dansı günlerde" TIR'lar dolusu rakı ithal ediyormuş bizden. İyidir, yürek yapar. Amerikalı'yı bozar. Yafu "Amerikalı" dedim de:

AMERİKALI....
Yeşilyurt'ta, Beton Salih'in meyhanesine yanladığım günler... Bir Amerikalı ile tanış oldum... Tom diye biri... Asıl Kızılderili... Deyyus, her takılışında bir şişe viski açtırıyor... Yanına bira söylüyor. Çekme bira... Arjantin dediğimiz bardaklarda. Üç bardak bira ile bir şişe viskinin yarısını hop ediyor üç-dört saatte... Sanırsızın su içiyor... İmdi o dükkanda ben kulunuzun da gradosu var. "Ağır içicilerden..." diye nam yapmış, o konuda bayrak taşımışız. Bir şey değil, kariyerimiz sarsıntı geçirecek... Hayır, bu bir de şu Amerikalı o içkisini içiyor "Tık..." demiyor. Cambaz et, çıkar tele, yerin üç metre üstünde kurban kessin... Ula, "Amerikalı içer de Türk içmez mi?" deyip soysuzlaşarak aynı numaraya zatım da yazıldı. Viski- bira içmiş hoş. Helal... Amma velakin bu viski denilen kaltak, fena para yiyiciydi o günler... Gecelerden bir gece: "Yafu Tom, may diir firend..." dedim "Yafu, Tom, anana, bacına, uçanına, kaçanına, eşiğine, beşiğine sövdürme. Adam gibi bir rakı içelim. Sen ki Kızılderili'sin, kaptırmışsın Manhattan Adası'nı üç dolara beyaz Amerikalı'ya, sana ne kor arkadaşım..." Tom onayladı. Bahçede bir ağacın altında üç-dört kopuk daha bir rakı masalı ki, evelallah Türk'e yakışır cinsten... Bu rakının "acemi çük tayfasına" vurgunu, üçüncü dubleden sonra olur. Yine öyle oldu. Dördüncü dublenin sonunda Tom, Türkçe konuşmakta... Dört duble rakı yutup Türkçe öğrenen Amerikalı... Dört bin derste, FBI, CIA'de dört senede öğretemezsin, dört dublede Türkçe öğrenen, hem Kızılderili, hem de Beyaz Amerikalı, bizim Aksaray ağzıyla "Ahh ulan ahh, içim yanıyor kardeşler" diye naralanmakta... Demem o ki rakı, ağır kabadayı, kodu mu oturtan bir içkidir. Kokteyle filan gelmez. Yoksam Urfalı Hüseyin'in dediği gibi: "Rakı içmişem abey... Çok içmişem... Hem üstüme kusmuşam, hem altıma altıma sıçmışım abey..."

SABAH - Rakı konuşa konuşa yudum yudum içilir
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 29.10.07, 22:30
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: rakı nasıl içilir - rakı kültürü tarihi

Rakıyı masaya yatırdık


Lezzet ustaları Aktüel Pazar için farklı marka rakıları test etti. İşte hoş bir sohbet ve zevkli testin sonuçları.

Milli içkimiz rakıdaki tekelin kalkmasının ardından 8 farklı türde rakı piyasaya çıktı. SABAH yazarları Ahmet Örs, Emre Aköz, Refik Durbaş ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ali Sirmen en iyiyi seçti.


Yeni üreticiler rakıda standardı değiştirdi

Sabah Gazetesi yazarları Ahmet Örs, Refik Durbaş, Emre Aköz ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ali Sirmen piyasada bulunan sekiz ayrı rakıyı test etti.

Ulusal rakı testi için soframızı Sultanahmet'te, nefes kesen bir İstanbul manzarasına sahip olan Cozy Balık Restoran'da kurduk. Tekel'in özelleşmesi ve rakı üretiminin serbest bırakılmasından sonra sayıları sekize ulaşan ve bir araya geldiklerinde rahatlıkla "kuzular" olarak nitelendirilebilecek Türk rakılarını da masanın üzerine serdik. Damak tadı, özellikle de içki konusunda deneyim sahibi yazarları da bir araya getirdikten sonra geriye rakıların tadılması kaldı. Tadım maratonu Yeni Rakı, Tekirdağ, Tekirdağ Sarı, Altınbaş, Kulüp, Burgaz, Efe ve Efe Yaş Üzüm olmak üzere sekiz rakıyla yapıldı. Soğutulan rakılar sırasıyla önce susuz, sonra da bire bir sulandırarak tadıldı. Tadım işlemine Cozy Balık Restoran'ın sahibi Yunus Kasrat eşi Fatoş Kasrat ve ağabeyi Nusret Kasrat da refakat etti. Rakılar görünüm, koku, tat gibi özellikleriyle dört konuk tarafından ilk turda sek, ikinci turda da birebir sulandırılarak tadıldı. Rakının ustaları hem eski göz ağrılarını, hem de yeni tatları, şişelerinden, kullanılan üzüme ve suyla olan karışımlarına kadar ayrıntılarıyla tartıştı. Finale ulaştığımızda geride sekiz rakı kapağı, 32 adet rakı kadehi ve hayli renkli bir sohbet kaldı. Lezzet ustalarına göre gecenin yıldızı Efe Yaş Üzüm'dü. İşte ustaların yorumlarıyla Türkiye'nin rakıları...

Ali Sirmen: "Türk halkı ilk deneyiminin tek deneyimi olduğunu düşünür."

Ahmet Örs: Herkesin önünde Yeni Rakı var. İsterseniz hiç vakit kaybetmeden başlayalım. Evvela koklayacağız. Burnunuza hiç üzüm kokusu geliyor mu? Sonra ağızda dolaştırıldığında dolgunluğu var mı, yoksa çok sıvı halde mi? Nasıl bir tat bıraktı? Ardından sulanmaya bakıyoruz. Grimsi bir beyazlık görüyorum ben. Süt beyazı değil.

Emre Aköz: Evet süt beyazı değil.

A. Örs: Sulandırıp kokladığımızda anason düzeyi nasıl? Veya başka bir koku geliyor mu? Sulandırıldığında daha fazla koku almamız gerekir. Bildiğimiz mihenk taşı Yeni Rakı.

Ali Sirmen: Türk halkı ilk deneyimin tek deneyimi olduğunu düşünür. Çünkü kafasında oturur.

A. Örs: Fakat bu sahte rakı felaketiyle bir bölüm rakıcı 'Atın ölümü arpadan olsun' diye yoluna devam etti. Ama bir bölüm rakıcı hiç değilse değiştirdi.

Refik Durbaş: Benim gibi...

A. Sirmen: Nasıl Rus ruleti oynuyorlardı biliyor musunuz? Altı şişe Yeni Rakı alıyorlardı, birini içiyorlardı. Ölmezlerse sıyırıyorlardı...

A. Örs: Büyük bir çoğunluk başka rakıları içmek zorunda kaldı. İlk zamanlar küfrederek içti, bir süre sonra ona alıştı.

Emre Aköz: Bu dediğinizi birebir ben yaşadım. O dönemde Burgaz ve Efe içtik.

A. Örs: Başlangıçta 'Hay Allah buna kaldık' diye bir tepki oluyordu.

E.Aköz: Bu oldu ama Efe de Burgaz da düzgün bir ürün piyasaya sürdükleri için o yüzden içtiğin rakı kötü bir rakı değildi.

A. Örs: O Yeni Rakı tadını ilk seferde bulamamanın verdiği bir rahatsızlık vardı. Ama bu üçüncü kez olduğunda damak ona alıştı. Geri dönenlerin bir bölümü Yeni Rakı'da eski mutluluğu bulamadı.

E.Aköz: Mesela ben onlardanım...

A. Sirmen: "Umudumuz Ecevit" diye seçilen Bülent Bey yıllar sonra geldiğinde aynı hikaye işte...

A. Örs: Sözüm meclisten dışarı aynen öyle...

R.Durbaş: Bir dönem de pek çok kişi Yeni Rakı'yı beğenmediği için Tekirdağ'a başladı. Ancak tatlı geldiği için vazgeçti, yeniden geri döndü.

A. Örs: Sürekli değiştirmek sağlıklı bir şey. Bu gün Burgaz içer, yarın Yeni Rakı içer, öbür gün Efe içer... Tekirdağ'a geçiyoruz.

A. Sirmen: Öbürü yaktı, tarumar etti... Bu arada ben bu Güneri'ye (Civaoğlu) çok kızıyorum. Ne zaman içki tadılsa beni çağırıyorlar. Kızların güzelliğine bakmak için Güneri'yi çağırıyorlar.

A. Örs: Ya da Hıncal Uluç

A. Sirmen: Ama Hıncal tarafsız uzman...

Cengiz Erdinç: Kasedi olduğu gibi çözeceğiz...

A. Örs: Olduğu gibi değil tabii!

A. Sirmen: Rengine dikkatinizi çekerim.

R.Durbaş: Renkte çok fark yok...

A. Sirmen: Yeni Rakı susuz içildiğinde fevkalade yakıcı. Bu daha yumuşak.

A. Örs: Ve hafif bir tatlımsılık damakta hissediliyor. Sulandırıldığında bana yumuşak içimli geldi.

R.Durbaş: Bu daha fazla genzimi yaktı sanki...

A. Sirmen: Eski Tekirdağ rakılarıyla şimdikiler arasında çok fark var.

A. Örs: Tekirdağ rakısı ilk yapıldığında taze üzüm suması çok daha fazlaydı. Tepkiler geldiğini duydum o zaman. Eleştirenler 'Rakı içtiğimizi anlamıyoruz, kaymak gibi gidiyor, şekerli' diyormuş. Onun üzerine 'Yeni Rakı'ya doğru çekin' diye emir gelmiş. Bu yüzden ilk halinden farklı bir rakı.

R.Durbaş: Tekel döneminde Tekirdağ rakısı yoktu. Yeni rakının etiketiyle satılır, seri numarası ayrı olur, etiketi altta olur. Tekirdağ rakısı o mu, yoksa bu mu?

A. Örs: Ne o ne bu. Tekel Trakya'da satın aldığı üzümden alkol üretirdi ve bunu kullandığı Tekirdağ fabrikasındaki rakı daha iyiydi.

Cengiz Erdinç
Sabah
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
içilir, kültürü, rakı, tarihi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 04:10 .