Nüve Forum


Osmanlı Padişahları hakkinda Abdülhamid II (1842-1918) ile ilgili bilgiler


34. Osmanlı hükümdarı olan II. Abdülhamid, Abdülme-cid'in oğluydu. Amcası Abdülaziz'in hükümdarlığının son yıllarında devlet borçlarının hızla artması, Balkanlar'daki ba ğ ımsızlık istekleri ve ayaklanmalar ülke içindeki bunalımı artırmıştı. Bu nedenle

Like Tree3Likes
  • 1 Post By suje
  • 1 Post By fasıl
  • 1 Post By fasıl

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 13.06.08, 21:17
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
İletiler: 61
Blog Başlıkları: 2
suje yakında çok ünlü biri olacak!suje yakında çok ünlü biri olacak!
Standart Abdülhamid II (1842-1918)

34. Osmanlı hükümdarı olan II. Abdülhamid, Abdülme-cid'in oğluydu. Amcası Abdülaziz'in hükümdarlığının son yıllarında devlet borçlarının hızla artması, Balkanlar'daki bağımsızlık istekleri ve ayaklanmalar ülke içindeki bunalımı artırmıştı. Bu nedenle Midhat Paşa (bak. MiDHAT Paşa) önderliğindeki devlet adamları 1876'da Abdülaziz'i devirerek V. Murad'ı başa geçirdiler. Ama yeni padişahın hasta olduğu anlaşılınca, birkaç ay sonra Abdülhamid tahta çıkarıldı, Midhat Paşa da sadrazam oldu.
[coverattach=1]
Abdülhamid, Midhat Paşa'ya verdiği sözü tutarak 23 Aralık 1876'da Osmanlılar'ın ilk anayasası olan Kanun-ı Esasi'yi ilan etti. 115 milletvekilinden ve 25 Ayan Meclisi üyesinden oluşan ilk meclis 20 Mart 1877'de açıldı. Böylece, padişah ile meclisin ülkeyi birlikte yönetmesi ilkesine dayanan I. Meşrutiyet dönemi başladı. Anayasayla temel haklar güvence altına alınmış, ama egemenliğin kaynağı olarak gene padişah gösterilmişti. Aynca padişaha istediği kişileri sürgüne gönderme yetkisi tanınmıştı. Abdülhamid, daha meclis toplanmadan, bu yetkisine dayanarak Midhat Paşa'yı sürgüne yolladı. Sadrazamlığı ancak 49 gün süren Midhat Paşa, önce Abdülaziz'in ölümüyle ilgili görülerek yargılandı, sonra da sürgün gittiği Taifte boğduruldu.
Yeni meclisin toplanmasından bir ay sonra başlayan Osmanh-Rus Savaşı'nda yenilgiler birbirini izledi. Rus kuvvetleri doğuda Ardahan, Kars ve Erzurum'a, batıda da önce Edirne, daha sonra İstanbul'daki Yeşilköy'e kadar ilerlediler. Milletvekilleri savaşın iyi yönetilmemesinden Abdülhamidii sorumlu tutuyorlardı. Eleştirilerden rahatsız olan Abdülhamid Haziran 1877'de meclisi dağıttı. Ocak 1878'de toplanan yeni mecliste de hükümetin ve padişahın yönetim biçimi eleştirilince, II. Abdülhamid meclisi yeniden dağıttı. Anayasayı yürürlükten kaldırarak i. Meşrutiyet dönemine son verdi ve ülke yönetimini tek başına üstlendi.

Rusya ile barış isteyen Abdülhamid 3 Mart 1878'de Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması' m imzalamak zorunda kaldı. Öbür Avrupa devletleri barış koşullarının ortaklaşa belirlenmesini isteyince, Temmuz 1878'de Berlin Kongresi düzenlendi. Bu kongrede Rusya'nın toprak kazanından sınırlandınıldı, ama Avus-turya-Macaristan İmparatorluğu'nun Bosna-Hersek'i işgali onaylandı. Kongreden bir ay önce de İngiltere Kıbrıs'ı işgal etmişti.
Berlin Kongresi'nden sonra, Abdülhamid' in 30 yıl sürecek baskıcı yönetimi başladı. Bu dönemde Osmanlı topraklan da giderek küçüıüyordu. Fransızlar 1881'de Tunus'u, İngilizler 1882'de Mısır'ı işgal ettiler. Gene bu dönemde Doğu Rumeli, Bosna-Hersek, Girit ve Bulgaristan Osmanlı İmparatorluğu'ndan koptu.
[coverattach=2]
Tahta çıktığında çok büyük dış borçlarla karşı karşıya kalan Abdülhamid, bu borçlann ödenmesi için Düyun-ı Umumiye (Genel Borçlar) adlı kuruluşun oluşturulmasına izin verdi. Alacaklı devletler bu kuruluş aracılığıyla devlet gelirlerinin önemli bir bölümüne el koydukları gibi ülkenin içişlerindeki etkilerini de giderek artırdılar. Abdülhamid bu olumsuz koşullar ve imparatorluğun dağılma tehlikesi karşısında Müslüman halkın desteğini sağlamaya çalıştı. Bunun için tarikatlardan da yararlandı.

Abdülhamid döneminde uygulanan koyu sansüre karşın gazete, dergi ve kitap sayısında büyük artış oldu. Yeni yöntemlerle eğitim veren okullar açıldı; ama yönetimin en.güçlü karşıdan gene bu okullardan yetişti. V. Mu-rad'ı yeniden tahta çıkarmak için girişilen Ali Suavi Olayı'nın ardından, Abdülhamid memur ve subaylara karşı tutumunu daha da sertleştirdi. Geniş bir hafiye örgütü kuruldu ve yönetime karşı olanlann bir bölümü uzak yerlere sürülürken, bir bölümü de Avrupa'ya kaçmak zorunda kaldı.

Abdülhamid yönetimine karşı çıkmak üzere 1889'da kurulan İttihat ve Terakki Cemiye-ti'nin üyeleri, bu baskıcı yönetime son vermek için yayınlannı yurtdışında da sürdürdüler. 1908'de yurtiçindeki, özellikle subaylar arasındaki İttihat ve Terakki yandaşlarının sayısı iyice artmıştı. Bu subaylardan bir bölümü Manastır ve Selanik kentlerinde ayaklan dılar. Ayaklanmanın yayılmasından kaygılanan Abdülhamid 24 Temmuz 1908'de anayasayı yeniden yürürlüğe koydu. Geçici bir özgürlük döneminin ardından, 1909'da İttihat ve Terakki karşıtlarının kışkırtmaları 31 Mart Olayı'na yol açtı. Aşın dinci çevrelerin önderliğinde başlayan bu ayaklanmayı, Hareket Ordusu adıyla Selanik'ten İstanbul'a gönderilen askeri birlikler bastırdı.

Yeşilköy'de toplanan yeni medis, 31 Mart ayaklanmasını kışkırttığı gerekçesiyle Abdül-hamid'i tahttan indirerek yerine V. Mehmed Reşad'ı geçirdi. Bir süre Selanik'te tutulan ve Balkan Savaşı'nda Selanik'in elden çıkması üzerine 1912'de İstanbul'a getirilen II. Abdülhamid i. Dünya Savaşı'nın sonlarında Beylerbeyi Sarayı'nda öldü.


kaynak 1
1.cilt / s.17-18
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Abdülhamid II (1842-1918)-abdulhamid1.jpg  
Eklenmiş Resim
 
__________________
Sanat ve Tasarım
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29.01.10, 15:14
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.025
fasıl olağanüstü bir gizeme sahip!fasıl olağanüstü bir gizeme sahip!
Standart Cevap: Abdülhamid II (1842-1918)

yanlışa bakarmısınız:

tarih 10 mart 1333 (1917)
yer beylerbeyi sarayı

Mithat paşanın cülüsümden önce benimle pazarlık yaptığı ve bu pazarlık sonunda benim tahta çıktığım söyleniyor.Güya Mithat Paşa daha biraderim Sultan Murad tahtta iken benimle konuşmuş ve padişah olabilmekliğim için bana bazı şartlar koşmuş.Bu şartlar kanun i esasi nin ilanı, Ziya bey ve Kemal bey in saraya alınması , biraderim Sultan Murad iyileştiği takdirde benim tahttan feragat edeceğime dair benden bir de tezkere alınmış. ben bu tezkereyi ele geçirmek için Mithat paşayı perişan etmişim.

Bunların aslı yoktur.Gerçek şudur ki, sadrazam Rüştü paşa ile Mithat paşa benimle biraderimin hastalığı sırasında bir grüşme yapmışlar, fakat bunlarım hiçbirini ne şart olarak ileri sürmüşler , ne de hatta sözkonusu etmişlerdir. Bu görüşmede yalnız biraderimin rahatsızlığı bana bildirilmiş ve tahta geçeceğim tebşir edilmiştir. Ancak Mithat paşa biraderimin kanun i esasi ye mütemayil bulunduğunu bu yolda bazı hazırlıkların olduğunu söyleyerek benim bu konudaki fikirlerimi öğrenmeğe teşebbüs etmiştir.ben de kanun i esasi nin ilanından yana olduğumu kendilerine söyledim.Gerçekten o yılalrda böyle düşünmekteydim ve nitekim Mithat paşayı uzaklaştırdıktan sonra da hem kanun i esasi yi ilan ettim hem melisi -savaş içinde olduğumuz halde- topladım ve bütün savaş boyunca meclis çalışmalarını sürdürdü.

Gerisi yalandır.Ben nasıl bir padişah olmalıyım ki vezirime senet imzalayayım? Vazirim nasıl bir mecnun olmalı ki padişahına şart koşabilsin!.Bunlar düşüncesi kıt kimselerin sonradan uydurduğu ve yakıştırdıkları şeylerdir. Mithat paşa haris ve atılgan bir vezirdi ama deli değildi. Ziya beyin Kemal beyin saraya yerleştirilmesicülüs edilecek bir padişaha şart koşulamaz.Bunlar o çeşit maddeler değildir. Hem sonra Ziya bey ile Kemal bey saraya alınsalardı bunlar benim ellerimi kollarımı mı bağlayacaklardı? Bir sözümle kendilerini işlerinden çıkaramazmıydım ? Böyle akıllara sığmaz bir şart nasıl koşulur?Sırası gelmişken söyleyeyim Ziya bey nimete ve mevkiye doymaz bir adamdı.Kemal bey ne kadar samimi ise Ziya beyde o kadar haris ve hesabi idi Kendisini vezirlik mertebesi ile Suriye valiliğine tayin ettiğim halde memnun değildi.Onun gözü sadrazamlıktaydı.Mithat paşanın her bakımdan bir o kadar benzeriydi.Öyle ki Mithat paşa Avrupa ya uzaklaştırıldıktan sonra İstanbuldakiarkadaşlarına Ermeni cemaati yolu ile nasıl paralar , heiyeler göndermişse Ziya bey de Suriyeden hediyeler gönderiyor, yazdığı yazıların İstanbul basınında imzasız çıkmasını sağlamaya çalışıyordu.Suriye vilayetinin işlerini ne dereceye kadar gördüğünü bilemem.Fakat İstanbulda bazı kimselere günde 10 15 mektup gönderdiğini yakından bilirim.

Bir ara İzmir e geldi ve burada yabancı bir gazete muhabirine -sözüm ona- bir demeç verdi. Bu demecinde -laubali bi r eda ile- Kanun i esasi ile idare edilen memleketlerde padişahların milletin bir hizmetçisi olduğunu söyleyecek kadar edeb dışı davrandı.Hangi idare olursa olsun bir hükümdar milletinin hizmetindedir,ama hizmetçisi değilir.Kanun i esasi ile idare edilen memleketler de de hükümdar millete ait işlerinin bir kısmını kurduğu meclise gördürür ama , hizmetçilik etmez. Şımarık Ziya bey böyle söyleyerek yüzyıllar boyu Osmanlı mülkünün gözbebeğigibi sakındığı padişahlığı aşağılatmaya çalışmış ve ona hakarete cesaret etmiştir. O zaman sadrazam Mithar paşa idi. Mesele çıkarmamak için bunlara bile göz yumdum işitmezlikten geldim.

Yalnız İstanbul gazetelerinde haber olarak Ziya beyin milletvekili çıkması için İstanbul da taraftarları tarafaından bir kaç bin imza toplandığını gördüğüm zaman Sadrete bir tezkere ile "hükümdarına karşı edeb dışı davranışları görülmüş bir kimsenin meclise alınmasını doğru bulmadığımı " bildirdim.Bunu benim müstebdiliğime vesika diye göstermek istiyorlar.Acaba pek hayranı oldukları İngiltere kralı Kraliyete hakaret etmeyi meslek edinmiş birinin meclise alınmasını alkışlarla mı karşılar yoksa vetosunu basar mı? Midthat paşa maliye veziri Galip paşa nın azlini benden niye o kadar istemişti? Halbuki Galip paşa sadece fikirlerini dobra dobra söylemeye alışmış bir devlet adamı idi ve edeb dışı söz söylemek yaradılışına aykırı düşerdi.

İşte Ziya bey için söyleyeceklerim bunlar Tanrı taksiratını affetsin.


Abdülhamit in hatıra defteri adlı kitaptan.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

Konu fasıl tarafından (29.01.10 saat 15:18 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 29.01.10, 15:17
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.025
fasıl olağanüstü bir gizeme sahip!fasıl olağanüstü bir gizeme sahip!
Standart Cevap: Abdülhamid II (1842-1918)

ya bu yazıya söylenecek o kadar çok şey varki nerden başlasam bilmiyorum

öncelikle Mithat paşiayı 2.Abdülhamid boğdurtmadı
ayrıca Mısır ı da biz ingilizlere lozanla verdik. sultan bu anlaşmayı hiç imzalamadı imzalanmayan anlaşma da geçerli olmaz
bir de borç olayı var sultan 2. abdülhamid tahta geçtiğinde 300 milyon altın olan borç 30 milyon altına düşmüştür.33 yılda %90 borç azalması.peki ya sonra sultan tahttan indikten sadece 8 sene sonrasında borç 400milyon altına fırlamıştır.8 yılda 33 kat borç artması.hesap ortada

arkadaşalrneyse daha sonra daha derine gireriz hem yazıdaki yanlışlar hemde benim iddialarım üzerine
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

Konu fasıl tarafından (29.01.10 saat 15:23 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
abdülhamid

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 14:40 .