Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Bilim ve Teknoloji > Tıp > Adli Tıp > Ölümün Belirtileri-Ölümün Erken Belirtileri-Ölümün Geç Belirtileri

Adli Tıp hakkinda Ölümün Belirtileri-Ölümün Erken Belirtileri-Ölümün Geç Belirtileri ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Ölümün Belirtileri A) Erken Belirtileri 1) Fonksiyon belirtiler 2) Kas gevşemesi 3) Su kaybı 4) Soğuma 4) Soğuma 5) Otoliz 6) Göz değişiklikleri 7) Kan değişiklikleri B) Geç Belirtileri 1)

Adli Tıp Adli tıp, adli soruşturma sırasında ortaya çıkan tıp sorularıyla uğraşan bilim dalıdır.

Like Tree3Likes
  • 1 Post By Busra
  • 1 Post By Busra
  • 1 Post By Busra

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.06.09, 09:10
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.396
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Ölümün Belirtileri-Ölümün Erken Belirtileri-Ölümün Geç Belirtileri

[coverattach=1]Ölümün Belirtileri
A) Erken Belirtileri
1) Fonksiyon belirtiler
2) Kas gevşemesi
3) Su kaybı
4) Soğuma
4) Soğuma
5) Otoliz
6) Göz değişiklikleri
7) Kan değişiklikleri

B) Geç Belirtileri
1) Ölü lekeleri
2) Ölü katılığı
3) Çürüme

Makale Yazarı:Prof.Dr. Mehmet TOKDEMİR
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Ölümün Belirtileri-Ölümün Erken Belirtileri-Ölümün Geç Belirtileri-evelyn_de_morgan_-_angel_of_death.jpg  
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]

Konu Busra tarafından (03.11.10 saat 09:11 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28.06.09, 09:14
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.396
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Ölümün Erken Belirtileri

A) Ölümün Erken Belirtileri
A1- FONKSİYONEL : Dolaşım, solunum ve SSS fonksiyonlarının durması.
a) Kalp Hareketlerinin Yokluğu : Somatik ölümün oluştuğunun erken göstergelerinden biriside kalp hareketlerinin ve dolaşımın durmasıdır. Sol kalp sistolü bittikten sonra ölümün meydana geldiği kabul edilir. Bunu tespit etmek için yaklaşık 5 dakika kadar steteskopla kalp dinlenir. Kalbin oldukça zayıf kontraksiyon göstermesi durumunda ve göğüs duvarı aşırı derecede yağlı olan kişilerde bu test bazen yanılgıya neden olabilir. Bu gibi durumlarda, eğer elimizde varsa EKG cihazından yararlanırız. Bu cihazın izoelektrik hatta düz çizgi çizmesi ile kalp durmuştur denir. Şayet EKG yoksa toplu iğne ile temporal veya radial artere arteriotomi yapılarak kalbin ve dolaşımın durup durmadığı kesin olarak anlaşılabilir. Bunlar dışında bazı testler yapmak mümkündür. Şöyle ki; iv. olarak amonyaklı fluoresin solüsyonundan birkaç cc. verildiğinde dolaşım mevcut ise konjonktivaların boyandığı görülür. Dolaşım yoksa konjonktivalar boyanmaz. Yine cilt altına eter enjekte edilirse bu bölgede şişliğin kaybolması dolaşımın olduğunu gösterir. Ölen kişinin ağzı açılıp ışık kaynağı ile bakıldığında yanaklarında dışardan kırmızı - pembe rengin izlenmesi dolaşımın olduğunu gösterirken, sarı rengin izlenmesi dolaşımın olmadığını gösterir. Daha pratik olarak bir ip ile parmak sıkı şekilde bağlandığında ipin sıkıldığı yerde solukluk, distal de morarma meydana geliyorsa dolaşımın sürdüğü ve kişinin canlı olduğunu gösterir
b) Solunum Hareketlerinin Kontrolü : Solunumu durmuş kişinin ağız ve burun deliklerinin üzerine ayna tuttuğumuz zaman buharlaşma olmaz. Solunumu oldukça yüzeyelleşmiş, düzensizleşmiş olan kişiler sırt üstü yatarken göğüslerinin üzerine su dolu bardak konularak solunum hareketlerinin kontrolünü yapmak mümkündür. Suda dalga yoksa solunum hareketi yoktur.
c) Beyin Fonksiyonlarının Kontrolü: Irreversıble yapısal beyin hasarının tanısının kesin olarak konması gerekir. Beyin ölümünde esas olan beyin sapı ölümüdür, bundan dolayı beyin hemisferlerinin fonksiyonunu gösteren EEG bulgularına göre karar vermek doğru değildir.
A2- KASLARIN GEVŞEMESİ: Primer kas gevşemesine bağlı olarak ölüm anında kişi yere yığılarak düşer, bu esnada çok ciddi olmayan vücudun çıkıntılı kısımlarında ve orta bölümlerinde burun sırtı, alın, çene, diz kapakları sağ ve sol şakaklar, omuz, dirsek vb. yerlerde sıyrık ve ekimozlar olur. Primer kas gevşemesine bağlı yüzdeki kırışıklıklar düzleşir, kişi daha genç görünür, yüz anlamsız, bakışlar sabit, gözler hafif kapalı, ağız yarı açık ve diğer ekstremiteler gevşek durumdadır. Sfinkter açılır gaita ve semen çıkışı görülebilir.
A3- SIVI KAYBI (Dehidratasyon) : Her ölen kişi sıcak, nemi az ortamda sıvı kaybeder ve vücudunun ağırlığı azalır. Embriyonun, vücutlarının %98’i, yeni doğanın %80’i, yetişkinin %65’i, yaşlıların ise %60’ı sıvıdır. Özellikle yeni doğanın cildinin permeabilitesinin yüksek olması nedeniyle sıvı kaybı oldukça fazladır. 3000 gr. doğan bebek günde 50 gr. sıvı kaybeder. Yani 5 – 7 günde ağırlığı 250 – 350 gr. düşer. Bu nedenle özellikle yeni doğanların ölü muayenesi ve otopsisi esnasında bu kayıp dikkate alınır. Erkek hastalarda skrotum cildi, kadınlarda vulva çevresi yeni doğanlarda dudaklar ve ağız çevresinin cilt yapısı ince olduğundan bu bölgeler ölümden sonra hızla dehidratasyona uğrarlar. Bunun sonucunda oluşan siyah renkli parşömen plakları, travma sonucu oluşan ekimozla karıştırılabilir. Bunu anlamak için söz konusu bölgeye kesi yapılır. Şayet cilt altı dokular beyaz renkte ise bu parşömenleşmeye bağlı renk değişikliğidir. Cilt altı dokularda kanama, hematom, ekimoz varsa bu ölümden önce oluşturulmuş bir travmanın delilidir. Ölümden sonra gözler açık kalmış ise konjonktivaların permeabilitesinin fazla olması nedeniyle gözden hızlıca sıvı kaybedilir. Göz küresinin sertliği azalır. Korneanın parlaklığı kaybolur. Gözlerde “Örümcek Ağı Manzarası” oluşur. Aynı zamanda hızlı dehidratasyon nedeniyle göz kürelerinin dış kenarında siyahlaşma meydana gelir. Buna; Tache Scleroticale denir. Kısa sürede kuru, rüzgarlı ortamda 55 – 60 °C üzerindeki sıcaklıklarda kalan cesetler çok miktarda sıvı kaybederek, kokuşmaya zaman kalmadan kaslarını, tüm yumuşak dokularını ve iç organlarını koruyarak mumyalaşır. Mumyalaşmış bir cesette kimlik belirlenmesi mümkün olabilir. Travmatik lezyonlar ayırt edilebilir ve ölüm sebebi tespiti mümkün olabilir.
A4- ALGOR MORTİS (Ölü soğuması) : Canlıda vücut sıcaklığı 35,9 °C – 37,2 °C arasındadır. Rektal ısı 0,3-0,4 °C yüksektir. İnsanlar şu şekilde ısı kaybederler;
Konveksiyon : Cildin etrafındaki hava tabakasının vücuttan ısı alarak dengeye gelmesiyle meydana gelen ısı kaybına denir. (Rüzgarlı havada daha çok üşünür).
Radyasyon : Kırmızı altı ışınlarla her yöne doğru ısı kaybı.
Kondüksiyon : Direk vücut teması ile ısı kaybı.
Terleme : Bu aşırı ısınmış vücudun esas soğuma yöntemidir.
Ceset distal uçlarından agoni döneminde yavaş yavaş soğumaya başlar. Ölümden sonra vücut sıcaklığı giderek azalır. Dış ortam sıcaklığı 5 – 15 °C ise ceset yaklaşık 20 – 24 saatte ortam sıcaklığına iner. Yani ceset bu sıcaklıklar arasında saatte 1 °C soğur. Cesedin ısı kaybı; ölüm sebebine, mevsimlere, kişinin vücut yapısına ve giysili olup olmamasına göre değişir. Kışın yaza göre, açık rüzgarlı ortam kapalı ortama göre, zayıf cesetler şişmanlara göre, çıplak cesetler giyimli cesetlere göre daha erken soğur. Kişiler enfeksiyon hastalıkları, güneş çarpması ve MSS lezyonları nedeniyle ölürlerse vücut sıcaklıkları ölümden bir süre sonra yükselebilir. Bu cesetler diğer sebeplerden ölen cesetlere göre daha geç soğur. Ölüm kronik bir hastalık, kaşeksi ve genel vücut zafiyeti sonucunda vuku bulmuş ise soğuma daha hızlı olur. Ölümden sonra birkaç saat içinde önce el ve ayaklar soğur. Bu soğuma bacak ve kollara yayılır. Vücudun en geç soğuyan dış bölgeleri koltuk altı ve perine bölgeleridir. Elbette ceset vücut sıcaklığını en iyi iç organlarda muhafaza eder. Bundan dolayı şahsın ölüm zamanını belirlemek için rektal veya insizyon yaparak karaciğer altına yerleştirilen termometre ile ölçümden sonra karar verilir. Ceset ilk görüldüğünde rektal veya karaciğer altına konulan termometre ile vücut sıcaklığı ölçülür. Cesedin ortamı değiştirilmeden yeniden aynı bölgeden vücut sıcaklığı ölçülür. Daha sonra basit bir orantı kurularak cesedin kaç saat önce öldüğü hesaplanabilir. Ancak vücut homojen yapıda bir kitle olmayıp değişik fiziksel özellik gösteren değişik dokulardan meydana geldiği için soğuma lineer olarak gerçekleşmez.
Newton’ a göre : Soğuma ısı farkının maksimal olduğu başlangıçta en hızlı olup soğuyan vücut ısısı çevre ısısına yaklaştıkça soğuma hızı azalır. (Hiperbolik)
Shapiro’ ya göre : Vücudun izolasyon sistemi olması ve vücudun küçük bir organik madde gibi (Newton) değerlendirilmemesi gerektiğini ve cesedin içindeki sıcaklığın bir süre sabit kaldığını bildirmiştir. (Sigmoid)
Fiddes’ e göre : Metabolik sürecin somatik ölüm anında muhakkak sona ermesi gerekmediğini, klinik ölümden sonra ısı üretiminin devam etmesinin başlangıç platosunun meydana getirdiğini söylemiştir.
A5- OTOLİZ : Hücrelerdeki sindirici (Lizozomol) enzimlerin hücre ve dokuyu yumuşatmasına denir.
Makroskobik : Surrenalde, pankerasta kanama bulguları, midede superfisial damarların açılması ve delinme vb. diğer organlarda yumuşama (Mide asidi bazen ölümden sonra regurjitasyona bağlı yakıcı glottis ödemi yapabilir) meydana gelmesidir.
Mikroskobik :
a) Önce protoplazmada bulanık şişme.
b)Sonra protoplazma içindeki granüller yapılar bozulur.
c)Hücre çeperi parçalanır.
d)Çekirdekte kromatin ağı parçalanır.
e)Nüve büzüşük yoğun ve şekilsiz kromatin kütlesi halini alır.
f)Nüve parçalanır. Kromatin erir ve nüve büyür.
Bağ dokusu, kan hücrelerinden lökositler ve beyin glial hücreleri otolize dayanıklıdır.
A6- GÖZ DEĞİŞİKLİKLERİ:
Ölümden 10 dakika sonra kornea bulanır. Ancak göze konacak 1 damla su ile bulanıklık kaybolur. Göz kapakları açık kalırsa kornea birkaç saatte kahverengi, 10-12 saatte süt rengini alır. Pupil 2 mm’ye kadar daralacağı gibi 9 mm’ye kadar da genişleyebilir.
Oftalmaskopla muayene ilk 2 saatte retina solar, 3 saatte retina sislenir, 5 saatte retina homojen soluk hal alır, 6 saatte retina disk sınırları bulanır, 12 saatten sonra disk ve retinal damarlar tamamen kaybolur.
Korneadaki sislenme ve tansiyonun düşmesine bağlı gözde örümcek ağı manzarası “toile glaireuse” denir. Skleranın epikontuslardan korneaya doğru siyahlaşmasına “Tache Sklerotika” denir.
Oftalmaskopla ilk 2 saatte retina solar, beyaz olarak görünen diskin etrafı sarı bir renk alır. Koroidal damar yapısı belirgin olup 3. saatten sonra sisler, 5. saatte zemin soluklaşır ve homojen görünüm alır, 6. saatte disk sınırları bulanır ve sadece geniş damarlar görünür, 7-10. saatte disk tamamen bulanır, 12. saatten sonra disk ve retinal damarlar tamamen kaybolur sadece makula kahverengi olarak görülür.
A7- KAN DEĞİŞİKLİKLERİ : Dolaşımdaki kan, şekilli hücreler ve plazmadan ibarettir. Plazmada bulunan erimiş fibrinojenin pıhtılaşma özelliği vardır. Pıhtılaşan fibrinojen kanın şekilli elemanları ile birlikte çöker. Ölümden sonrada plazma içindeki fibrinojen kanın şekilli elamanlarıyla pıhtılaşır. Kan damarları ve kalpte oluşan pıhtıya Aleka denir. Kan ölümden sonra ilk 30 dakika içinde likit durumdadır. Daha sonra fibrinoliz etkisiyle hemoliz 2-3 saat içinde başlar 24 saat içinde tamamlanır. Aleka ile antemortem oluşmuş trombüsün ayırt edilmesi bazı vakalarda ölüm sebebini aydınlatabilir. Trombüs canlıda damar endotelinin hasarlanması sonucu oluşur. Damar duvarına yapışık durumdadır. Aleka ise ölümden sonra oluşmuştur ve damar duvarına yapışık değildir. Dolaşım devam ederken oluşan trombüsler üzerinde çizgiler (Zahn Çizgiler) vardır. Alekanın yüzeyi düz ve parlak olarak izlenir. Şüpheli durumlarda söz konusu pıhtı formalın içine atılır. Şayet formalin içinde pıhtı sertleşiyor ise trombüs, yumuşak ise alekadır. Asfiksi vakalarında kan hemolizinin ve pıhtılaşmasının çok kısa sürede olması nedeni ile teorik olarak damarda ve kalpte pıhtı olmaz. Ölümdeki pıhtılaşmış kan iki şekilde bulunur. Fibrinden zengin, beyazımtıraktır. Buna beyaz aleka denir. Daha çok sağ ventrikülde, pulmoner arterlerde, aort başlangıcında bulunur. Diğer şekle ise kırmızı aleka denir. Kan; şekilli elemanlarından zengin pıhtı şeklinde ve rengi kırmızıdır. Az miktarda pıhtılaşmış fibrinden oluşur. Her iki şekil pıhtı iç içe, yan yana ve birlikte olabilirler.
Ölümden sonra CO2 retansiyonu, glikogenolysiz ve glikolizis, fosforik ve laktik asit birikmesi nedeniyle kan PH düşer, ortalama 24 saat sonra PH yükselmeye başlar. Bunun sebebi proteinlerin enzimler tarafından yıkılması sonucu NH3 meydana gelmesidir. Serumdaki non-protein azotu bu durum 50 mg/dl yükseltir. Mg++ * 72 saatte normalin 8 katına ulaşır, K+ devamlı artış gösterir (Na+ -K+ pompası çalışmadığından). Transaminaz enzimleri yükselir. CI- ¯, laktat dehidrogenaz, fosfataz ve amilaz ölümden sonra ilk birkaç saatte yükselir. Ca++değişmez. Kanın donma derecesi ¯.
Kan Şekeri : Ölümden sonra ilk 12 saatte karaciğer glikojeninin yıkılması ile vena cava inferior kan şekeri 300 mg/dl aşar. Ancak bu kan şekeri sağ kalbe kadar difüze olur, akciğerleri geçip vücuda dağılamaz. Vücudun diğer yerlerindeki kan şekeri ölümden 6-8 saat sonra 0’a düşer. Extremite kanında kan şekeri 200 mg/dl üzerinde ise hiperglisemi tanısı konabilir.
Kan Üresi : Ölümden sonra proteolize bağlı olarak düzenli artar ancak antemortem üremi olmadıkça 100 mg/dl’ yi aşmaz.
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28.06.09, 09:19
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.396
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Ölümün Geç Belirtileri

B) ÖLÜMÜN GEÇ BELİRTİLERİ
Ölümden sonra dış etkenlere karşı gücünü koruyamayan organizmada mikrobik, kimyasal ve fiziki etkilere bağlı olarak bir takım değişiklikler oluşur. Bunlar ölü katılığı, ölü morlukları ve çürümedir.

B1- LİVOR MORTİS (ÖLÜ LEKELERİ) : Ölümden 3 – 5 saat sonra kan hemolizi oldukça artar. Parçalanan eritrositlerden çıkan Hb serumu renklendirir. Kapiller permeabilitenin artması nedeniyle Hb ile boyanan serum dokular arasına yerçekimi etkisi ile sızar. Bu durum dışarıdan görünür hale gelir. Buna ölü lekeleri denir. Sırt üstü yatan bir cesette ölü lekeleri basıya maruz kalmayan her iki kulak arka sayvanı, ense, interscapuler bölge, bel lordoz bölgesinde, uyluk iç yüzlerinde ve popliteada izlenir. Asılı kalmış cesetlerde, ölü morlukları yer çekimi etkisiyle alt-üst ekstremiteler de eldiven – çorap tarzında izlenir. Ölü lekeleri ölümden 3 – 5 saat sonra noktalar halinde oluşmaya başlar.
10 – 15 saat içinde plaklar halinde en belirgin durumdadır. Cesetlerin pozisyonları ölümden sonra 10 saat içerisinde değiştirilirse ölü lekeleri ilk oluştukları yerlerden göç ederek vücudun yeni yerlerinde oluşur. 10-15 saat içerisinde çevrilirse ölü lekeleri hem ilk oluştukları yerlerde hem de pozisyonlarına göre başka vücut bölgelerinde oluşur. Ölü lekeleri 15 –20 saat sonra dokular arasına iyice fikse olduğundan çevrilse de yeni ölü lekeleri oluşmaz ve ilk oluşan ölü lekelerinin yeri değişmez. Ölü lekeleri anemik ve eksternal kanama nedeniyle ölenlerde daha açık renkte ve az belirgin iken asfiksi sonucu ölen kişilerde daha belirgin ve koyu renklidir. Donarak ölen cesetlerde, rutubetli ve serin yerlerde kalan cesetlerde ölü lekeleri açık kırmızı renkte oluşur. Ölü lekeleri methemoglobinemi oluşturan potasyum klorat veya kromat, klorürler, anilin boyaları ile zehirlenmelerinde çikolata rengindedir. CO zehirlenmesinde ölü lekeleri patogonomik görünümde olup kiraz kırmızısı (Cherry – red) rengindedir.
Adli Tıp Bakımından Ölü Lekelerinin Önemi :
1-) Ölümün kesin belirtisidir.
2-) Ölüm zamanının tespitine yarar.
3-) Cesedin çevrilip çevrilmediğini veya üzerinden eşya alınıp alınmadığını gösterir.
4-) Ölüm sebebinin aydınlatılması konusunda fikir verebilir.

B2- RİGOR MORTİS (ÖLÜ KATILIĞI) : Ölümden sonra tamamen gevşeyen düz ve çizgili kasların gerginleşmesi ve eklemlerin oynamaz hale gelmesine ölü katılığı denir. Canlı insanlarda ATP varlığında aktin ve miyozin belli bir etkileşim içindedir. Bu canlıdaki normal kas tonusunu sağlar. Ölümden sonra ATP yokluğunda aktin ve miyozin arasındaki ilişki kaybolur. Aktin ve miyozin su kaybederek pıhtılaşır ve sertleşir. Adalelerdeki ATP miktarı ve parçalanma süresi, katılık oluşumu süresini etkiler. Normal şartlarda ölü katılığı ATP ile ilişkili olduğundan ölü katılığı özellikle daha çok çalışan küçük kaslardan başlar. Yani yüz, mimik kaslarından başlayarak masseter kasına daha sonra aşağı inici (descendant) olarak yayılır. Ancak ayakta aşırı efor sarf ederken ölen kişilerde ölü katılığı söz konusu kaslarda ATP’nin erken tükenmiş olması nedeni ile yukarı çıkıcı (ascendant) olarak yayılır. Genel kural olarak daha fazla yorulmuş kaslarda erken teşekkül eder. Ölü katılığı normal şartlarda ölen kişilerde 2 – 4 saat içinde başlar. 12 – 13 saat sonra en belirgin haldedir. 2 – 3 gün içinde kokuşma ile birlikte kaybolur. Ölü katılığı maksimum olan bir cesedin katılığı o kadar güçlüdür ki, cesedin bir yere yaslandığında ayakta durması mümkündür.
Ölü Katılığını Etkileyen Faktörler
a) Kas Özelliği : Küçük kaslardan başlar. Güçlü ve adaleli kişilerde geç başlar, güçlü olur. Zayıf, yaşlı ve bebeklerde erken başlar, zayıf oluşur, daha kısa sürede sonlanır.
b) Ruhsal ve Bedensel Yorgunluk : Ruhi gerginlik, stres, bedensel yorgunluğu olanlarda çabuk oluşur. Gücü ve süresi azdır.
c) Fiziksel Şartlar : Serin ve rüzgarlı ortamda geç başlar, uzun süre devam eder. Sıcak ortamda daha erken oluşur. 0 °C’ nin altında ölü katılığı oluşmadan ceset donabilir. Donma sona erdikten sonra ölü katılığı daha az şiddette oluşur.
d) Ölüm Sebebi : Ani ölümlerde, MSS lezyonlarında geç ve güçlü oluşur. Kronik hastalıklardan ölenlerde erken ve zayıf olarak izlenir.

Ölü Katılığını Andıran Durumlar
a) Spazm Cadaverique (Ölü Kasılması) : Cesedin bazen ölüm anındaki pozisyonunu koruyarak sertleşmesine denir. Bu durum nadiren, fevkalade ruhi ve bedeni yorgunluk durumlarında, bazen pons içerisine kanamalarda görülür. Özellikle intihar eden kişilerde ölüm aniden meydana gelmişse öldürücü alet elde sıkıca kavranmış olarak kalır. El parmakları, katılık birdenbire oluştuğu için fleksiyon haline geçer. Gözler kısılmış, alt çene kasılmıştır. Yüz ölüm anını korur.
b) Donma : Sıcaklık 0 °C’nin altında olduğu zaman ölü katılığı oluşmadan donma meydana gelir. Kan ve yumuşak dokular donar. Bu olayda kas proteinlerinde pıhtılaşma değil donma vardır. Ceset sertleşmiştir. Donmayı ceset cildinde ve otopsi sırasında kolaylıkla belirlemek mümkün olur. Ceset ölü katılığı oluşmadan önce donmuş ise donmanın çözülmesi ile yeniden katılık oluşur. Böyle cesetlerdeki ölü katılığı hafif şiddette ve kısa süreli izlenir.
c) Cesetlerin Yüksek Isıda Kalması : Yüksek ısıda kalan cesetlerde ölü katılığı oluşmadan kas proteinleri su kaybederek pıhtılaşır. Yangında kalan cesetlerde pıhtılaşan kas proteinleri nedeni ile adalelerin fleksiyon etkisi fazla olduğundan ceset ringde gardını almış boksör görünümündedir. Yani ön kollar fleksiyonda bacaklar semifleksiyondadır. Ağız kilitlenmiştir. Ceset, aşırı derecede su kaybı nedeni ile ağırlığı azalmış ve boyutları küçülmüş olarak izlenir.
B3-KOKUŞMA (TEFESSÜH, ÇÜRÜME, PÜTREFAKSİYON) : Ölüm sonrasında organizma kendini koruma gücünü kaybederek otoliz, mikroorganizmalar, çeşitli kurtçuklar ve böcekler, et kemiricilerinin etkisinde kalarak kokuşup ortadan yok olur. Vücutta, solunum ve sindirim sisteminde saprofit ve patojen bir çok mikroorganizma bulunur. Ölümden sonra bunlar hızla çoğalırlar. Öncelikle cesetlerde Bacterium coli, P. Vulgaris, Basillus mezenterikus, M. Albus gibi aerob organizmalar ürerler. Daha sonra ceset anaerob duruma geçtiğinde C. Putreficus ve diğer anaeroplar ceset üzerinde hakim olurlar. Mikroorganizmaların bu etkileri ile birlikte, lizozom içinde bulunan litik enzimlerde hücre içini sindirerek hücre yapısını otolize uğratarak erimesine yol açarlar. Bu şekilde ceset kokuşur.
Kokuşmayı Etkileyen Faktörler
1-) Beden Yapısı : Bedeni yapının kokuşma üzerine etkisi azdır. Ancak şişman kişiler zayıflardan daha erken, yaşlılar çocuklardan daha geç kokuşur.
2-) Fiziko – Şimik Faktörler : Sıcaklık kokuşma üzerine etkisi en fazla olan faktördür. Kokuşma en hızlı 25 – 35 °C arasındadır. 0 °C altında kokuşma durur. Kuru havalarda kokuşma rutubetli havalardan daha geç olur. Açıkta bulunan cesetler de mezarda bulunanlardan daha hızlı gelişir. Gevşek, rutubetli, gübreli, humuslu mezarlarda kokuşma daha erken olurken, kuru, killi, asitli mezar topraklarında kokuşma daha geç olur.
3-) Ölüm Sebebi : Çok kan kaybederek ölenlerde, antibiyotik kullananlarda, alkol, arsenik, siyanür gibi zehirlenmelerde kokuşma gecikir. Ateşli hastalık, sepsis, genel vücut düşkünlüğü ve asfiksi nedeniyle ölenlerde kokuşma erken olur.
4-) Zaman Faktörü : Kokuşma yaz aylarında 1 – 2 gün, kış aylarında 5 – 6 gün veya daha geç kendini gösterir.
Çürüme Belirtileri
Çürüme belirtilerini dönemler şeklinde sıralamak mümkündür.
Birinci Dönem : Bir cesette ölü katılığı zayıflamış veya kaybolmuş ise proteoliz ilerlemiştir. Kokuşmanın ilk belirtisi çekum bölgesindeki ciltte yeşilimsi bir renk oluşumu ile kendini gösterir. Suda boğulan ve ölü doğan çocuklarda ise kokuşma belirtileri en erken baş bölgesinde ağız ve burun çevresindedir. Bu yeşil renkteki oluşum kanın hemolizi sonucu ortaya çıkan Hb’nin içinde bulunan Fe ile kükürdün birleşmesiyle oluşan FeS ile meydana gelir. Bu bileşiğin rengi yeşildir. Çekum bölgesinde başlayan bu renk değişikliği batın, göğüs ve başa doğru yayılır. Bazen Hb, methemoglobine dönüşür. Met Hb siyah renkte olup ceset siyah - yeşil renkte olur. Kokuşma gazlarının artması nedeniyle ceset şişer. Kokuşma ile oluşan gazların etkisiyle, sulfohemoglobin içeren yüzeyel venler bası etkisine bağlı olarak belirginleşerek ağaç dalları şeklinde izlenir hale gelir. Buna Arborizasyon veya ciltte damarlı mermer görünüşü verdiği için Marbrizasyon adı verilir. Dokular içinde ve arasında, vücut boşluklarında kokuşma sıvıları oluşur. Bu sıvıların epidermis altında oluşup artmasıyla kokuşma bülleri oluşur. Bu büller içindeki proteinden fakir ve içerisinde lökosit bulunmayan seröz sıvı bulunur. Zamanla kokuşma bülleri büyüyüp birleşerek vücudu kaplarlar. Patlayan büller parşömenleşerek siyah renk alır. Bu dönemde kan pıhtıları tamamen erimiş tüm organ ve dokular otoliz nedeniyle küçülmüş ve yumuşamıştır. Karaciğer esmer renk almış küçülmüş, kesitlerinde süngerimsi boşluklar oluşmuştur. Kokuşma sırası organlara göre şu şekildedir;
1-Trakea 2-Mide, barsaklar, mezenter 3-Karaciğer 4-Beyin 5-Kalp 6-Akciğer 7-Böbrekler 8-Özefagus 9-Pankreas 10-Diafragma 11-Bronşlar 12-Prostat 13-Uterus
Kaslar zarları ve kılıfları olması nedeniyle kokuşmaya daha dayanıklıdırlar. Yumuşak dokuların parçalanması ve kaybolmasına otoliz ile kokuşma dışında sinekler, kurtçuklar ve et yiyici böcekler de neden olur. Açıkta kalan cesetlerin ağız ve burun deliklerine sineklerin bıraktığı yumurtalardan birkaç gün içinde kurtçuklar çıkar. 8 – 10 gün içinde ceset üzerinde çoğalan kurtçuklar parçalama ve yok etme işini ceset içine kadar ilerleyerek gerçekleştirirler. Gömülü cesetler ayrı ayrı zamanlarda farklı sürüler halinde gelen böcekler tarafından istila edilir. Çürümenin birinci dönemi cesedin bulunduğu ortama bağlı olarak yaklaşık 2–3 hafta sürer. Bu dönem sonuna doğru cesetten alınan dokuların histolojik olarak incelenmesinden elde edilecek bilgiler çok azdır. Bu dönemdeki barsaklardaki aşırı distansiyon nedeniyle defekasyon gözlenebilir. Kişi hamile ise fötus dışarı atılabilir.
İkinci Dönem : Batın cildinin dayanıklılığının sona erip patlamasıyla başlar. Bu dönemde vücut boşlukları ve dokular içinde NH3, S, N, CO2 ve diğer kokuşma gazları (Pütresin, Kadaverin, Ptomen) gibi oldukça fazla bulunur. Ceset çok kokuludur. Karın patlaması nedeniyle karın ve göğüs kafesi çöker. Yüzün aşırı derecede değişmiş olması nedeni ile cesedin tanınması güçleşir. Kişi ancak belli özelliklerine bakılarak tanınabilir. Deri tamamen erimiş, akciğerler büzüşmüş, yumuşak ve esmerdir. Kalp ve karaciğer yayılmış küçülmüş durumda olup kesitlerinde beyazımtırak tanecikler izlenir. Mide ve barsaklar yassılaşıp kısmen erimiştir. Dalak çamurlaşmıştır. Halen kaslar sağlam fakat tonusunu kaybetmiştir. Bu dönemde dokuların histolojik incelenmesinden yarar sağlanamaz. Cinsiyet, yumuşak dokuların incelenmesiyle belirlenebilir.
Üçüncü Dönem : İç organlar şekil ve karakterlerini kaybetmişlerdir. Yapışkan, siyah renkte ne oldukları belirsiz bir görünümdedirler. KC’i ayırt etmek mümkün olmaz. Kafadan başlamak üzere kaslar kemikler yer yer açığa çıkmıştır. Cinsiyet hala yumuşak dokuların incelenmesiyle belirlenebilir.
Dördüncü Dönem : Tüm yumuşak dokular tanınamaz vaziyette olup, iskelet üzerine yapışmış siluetler şeklinde izlenir. Dışardan yumuşak dokular incelenerek cinsiyet tayini yapılamaz. İç organlardan ancak prostat ve uterusun ayırt edilmesi mümkün olabilmektedir. Kemikler uzun süre tıbbi incelemeye hizmet eder. Gömülü cesedin tamamen iskeletleşmesi bulundukları ortama bağlı olarak 3-5 yıl içerisinde tamamlanır.
Kokuşmanın Durduğu Haller
1-) Cesedin Mumyalaşması : Sıcak memleketlerde ceset kokuşmaya zaman bulamadan hızlıca dehidrate olarak mumyalaşır. Sıcaklığın yanında mumyalaşma da dehidratasyonu sağlayan hava akımının olması da önemlidir. Eski Mısır’da mezarlar kuvvetli hava akımı alan yerlerde hazırlanmıştır. Yine Güney Amerika’da cesetler mumyalaşsın diye gündüz çok fazla ısı absorbe eden, gece hızla soğuyan küpler içine konmuştur. Mumyalaşma 50°C civarında sıcaklıkta olur. Zayıf ve yaşlılarda mumyalaşma, şişman ve çocuklardan daha kolay olur. Bu tip cesetler uzun süre tıbba hizmet ederler. Ceset üzerindeki lezyonlar ve kimlik tespiti kolaylıkla yapılabilir.
2-) Cesedin Sabunlaşması : Sabunlaşma daha ziyade O2 den fakir, toprağı kalkerli, rutubetli, soğuk ortamlarda şişman kişilerde oluşur. Yağlar; yağ asidi ve gliserole parçalanır. Ortamda bulunan Na, K, Ca gibi maddelerle yağ asitlerinin birleşmesi neticesinde suda eriyen dayanıksız sabunlar meydana gelir. Şayet bu elementlerin yerine kokuşmada ortaya çıkan amonyak geçerse suda çözünmeyen amonyak sabunları oluşur. Bu olay sonucunda cesette çürüme durur ve sabunlaşma meydana gelir. Sabunlaşma suda 1–2 ay içinde başlar 1 yılda tamamlanır. Toprakta sabunlaşma 3 yıl sürer. Bu tip cesetlerde uzun süre kimlik tespiti ve yumuşak doku lezyonlarının değerlendirilmesi mümkün olur.
3-) Cesedin Donması : Bir ceset 0 °C altında kaldığında, kar ve buzlar içerisinde bulunduğunda kokuşma olayı başlamaz. Bu gibi cesetler sıcaklığın artışı neticesinde daha önce bildirilen şekillerde ölüm sonu değişikliklerine uğrarlar.
4-) Maserasyon : Kokuşmanın gecikmesi bakımından maserasyon ancak ölü doğmuş bebekler için geçerlidir. Bunun için bebek intrauterin ölmeli ve ölümün üzerinden belli bir zaman geçmiş olmalıdır. Amniyotik sıvı içinde kokuşmayı sağlayan mikroorganizmalar bulunmadığı için çürüme olmaz. Otoliz sonucunda fetüs dokuları yumuşar, adeta salamuralaşır. Cilt kırmızı-pembe renkte haşlanmış tarzda bir görünüm kazanır. Epidermisi kolayca soyulur. Adale ve iç organlar otoliz nedeniyle yumuşamış, karın çökük ve yanlardan taşmış, baş kemikleri birbirine geçmiş, kolumna vertebralis ileri derecede bükülmüş vaziyettedir. Ceset doğumdan sonra incelenirse hiçbir şekilde koku alınmaz. Cesedin iç bölgelerinde kokuşma gazları yoktur. Böyle bir cesetle karşılaştığımızda; bunun bir infantisit vakası olmadığını ve çocuğun amnion sıvısı içinde öldüğünü kesinlikle söyleyebiliriz.
Adli Entomoloji
Böcekler, açıkta kalan yada gömülen cesetlerde önemli derecede yok olmaya neden olur. Cesede öncelikle ve entomolojide sarcosaprophagous adı verilen (et, uçan ve ev sineği) gelir. Bu sinekler kusmuk, kanla bulaşık cesede hemen, sağlam cesetlere soğuk ortamda yumurtlamaya 2. gün başlar. Ama cesette kanlı irinli yara varsa ve ortam çok sıcaksa yumurtlama ölümden hemen sonra olabilir, hatta canlıyken irinli dokuya yumurtlama gerçekleşebilir (myiazis hst.). Yumurtadan çıkış ılık havada saatler içinde, soğukta ise 1-2 gün içerisinde gerçekleşir. Genç larvalar cesedi yiyerek 3 kez kabuk değiştirir ve pulpa halini alarak leşi terk edip toprağın altına yerleşir. Pulpal dinlenme fazından sonra ve metamorfoza dönemini tamamlayarak hemen kanatlanıp uçarlar. 12 °C altında sinek aktivitesi azalır. Ama bazı soğuğa adapte sineklerin aktivitesi hala görülebilir. 0,3 m’ den derine gömülmüş cesetlerde sinek aktivitesi görülmez.
Daha sonra dermesties böcekleri (fermantasyon artıklarına, et ve kemiğe düşkünler), Les carynetiens (kazeine düşkün) ve amonyak düşkünü böcekler sürüler halinde gelir.
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
belirtileri, belirtileri-ölümün, erken, geç, ölümün

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 22:34 .