
300 m. derinliğe inecek şekilde yapılan Wenner elektrik sondajı Atatürk Barajı civarında Halfetide elde edilmiştir. Derinliğin bir fonksiyonu olarak çizilen basınçlı su testleri, sondajın ilerleme zamanı yatay eksen (a ekseni) boyunca gösterilmektedir. Yüzeyde açık ve kapalı çatlaklı ve kırıklı kireçtaşı yaklaşık 55 m. de yerini tebeşirli kalkere bırakmıştır. Tebeşirli kalkere girildikten sonra rezistivite değerlerinin süratli bir şekilde düştüğü dikkati çekmektedir. Bu eğride en ilginç durum “ortalama mekanik sondajın ilerleme süresi” nin görünür rezistivitenin derinlikle değişim eğrisine olan paralel gelişmesidir. Bu kuyuda yer altı su seviyesine 150 metrede girilmiştir. Eğriden görülebileceği gibi mevcut yer altı su tablası eğrinin süratle düştüğü yere rastlamaktadır.

250 m. derinliğe inecek şekilde yapılan Wenner elektrik sondajı Miosen kireçtaşı üzerinde tamamlanmıştır. P=0 ve 2 atmosfer altında yapılan “basınçlı su testleri” derinliğin bir fonksiyonu olarak kesik çizgilerle gösterilmiştir. Burada bir önceki eğride olduğu gibi “ortalama mekanik sondaj süresinin” derinlikle değişim eğrisi görünür rezistivite derinlik (veya a), eğrisine paralel durumundadır. Özellikle gerek rezistivite ve gerekse mekanik sondaj eğrisinin derinlikle değişiminde “tamamen bozuşmuş” olarak jeolojik deskripsiyonu yapılan derinliklerde benzer şekilde düşüş izlenmektedir. Özellikle 50-60 m. arasında görülen rezistivitedeki ani düşüş daha sonra da açıklanacağı gibi bir fay zonunun belirgin örneğidir. Karstik yeraltı suyu tebeşirli kalker içinde yaklaşık 150 m. derinde meydana gelmiştir. Burada da muhtemelen yer altı suyunun yoğun etkinliği nedeni ile oluşan karstik zonlarda yer altı suyu seviyesinin önemli salınımlar gösterdiği düşünülmektedir

250 m. derinliğe inen bu elektrik sondajında kireçtaşı ve tebeşirli kalker birimleri yer almaktadır. Jeolojik log ve basınçlı su test sonuçları ve buna ilave olarak mekanik sondajın ilerleme zamanı benzer tarzda derinliğin fonksiyonu olarak çizilmişlerdir. Bu sondajda yer altı suyu seviyesi rezistivite eğrisinde görülen önemli düşüşü takiben ani yükselmenin başladığı bir seviyede belirlenmiştir.

200 m. derine inen bu elektrik sondajı; beyaz, poroz, çok kırıklı ve yumuşak olarak tarif edilen tebeşirli kalker üzerinde alınmıştır. 100-125 m. derinliklerde belirlenen yer altı su seviyeleri görünür rezistivitenin önemli düşüş gösterdiği bölümde yer almaktadır. Bu sondajda yer altı suyu seviyesi rezistivite eğrisinin hemen düşmeye başladığı 100-125 m.ler arasında görülmektedir.

250 m. derinliği araştırmak için yapılan bu elektrik sondajında yer altı suyu andezit temel kaya içinde ve yaklaşık olarak 12 m.de görülmektedir. Andezit temel kaya 40 m. derinlikten sonra önemli bir “tektonik zon”a girmiş ve “ezilme ve bozuşma zonu” veya “fay zonu” olarak tarif edilmiştir. Bu zonda görünür rezistivitenin dikkate değer düşüşler gösterdiği izlenmektedir. Sondaj açılımı sırasında 14-32 m. arasında 76-86 mm. İnce vidye kullanılmıştır. 32 m.den sonra ise 66 mm.lik ince vidye kullanılmıştır. Bu ölçüler Kuzey Anadolu fayına yakın olan Doğancı'da alınmıştır.

100 m. derinliğe kadar alınmış olan bu eğri kuvarslı diyorit üzerinde yer alan alüvyon üzerinde elde edilmiştir. Yer altı su seviyesine alüvyon içerisinde 2.68 m.de girilmiştir. Alüvyon içinde derinliğin bir fonksiyonu olarak permeabilite test sonuçları ve sızma deney sonuçları birlikte sunulmuştur. Bu tarz eğrilerde gerek bilgisayar eğrileri kullanarak gerekse teorik eğri çakışmaları yaparak derinlik hesabı yapmaya çalışan jeofizikçiler çoğu kez hayal kırıklığına uğramaktadır. Bunun nedeni ise temel kaya kuvarslı diyoritin yan ürünü olan kum (SP) ve çakılın (GP) altında yer alan (18 m. derinlikte) kuvars diyorit ile iyi bir elektrik kontrast vermemesi gösterilebilir. Bu tarz jeolojik yapıların bulunduğu kesimlerde sismik refraksiyon çalışmaları mutlak suretle yapılmalıdır. Bu eğride en önemli kısım temel kaya içinde ezilme veya fay zonlarının bulunduğu hallerde ani sapmaların görüldüğü kısımdır. Basınçlı su testleri ile “ezilme zonunun” mevcudiyeti açıkça görülmektedir. Karayolu tüneli nükleer santraller vb. yapılar yapılmadan önceki rezistivite araştırmalarında bu kritik bölgelerin ortaya konulması son derece önemlidir (Kuran 1979).

85 m. derinliğe kadar tamamlanan bu eğride bir öncekine benzer tarzda 140 ohm.m. gösteren ezilme zonu eğrinin önemli bükülme gösterdiği yerden itibaren girilmiştir. Yaklaşık 5.35 m. civarında yeraltı su seviyesine girilen bu mekanik sondajda basınçlı su testleri sızma deneyleri ile birlikte sürdürülmüştür. Özellikle siltli birimlerin yer aldığı 7.50-9 m.ler arası permeabilite değerlerinde düşüşlere yol açmaktadır.

Halfeti Barajının (Atatürk Barajının) aks sahası üzerinde alınan bu ölçü 175 m. derinliğe inecek şekilde alınmıştır. Bu sondaj noktasına ait detaylı bilgiler; sondajın ilerleme zamanı; basınçlı su testleri; sismik refraksiyon çalışmaları ile elde edilen P-dalga hızları, gerçek rezistivite değerleri ve bu mekanik sondajın jeolojik deskripsiyonu derinliğin bir fonksiyonu olarak yer almaktadır. Yer altı suyuna 19.5 m.de girilen bu sondaj kuyusunda su seviyesi marnlı kalker ile marn seviyeleri arasına rastlamaktadır. Yatay eksende “fay zonu” olarak belirlenen seviyeler dolomitik kalker olarak belirlenen jeolojik birimler içinde meydana gelmiştir. Fay zonunda P dalga hızının 3000 m/sn değeri civarında elde edilmesi dikkate değerdir. Marnlı birimler içerisinde bu hız değerleri 1800-2500 m/sn arasındadır. Fay zonlarının bulunduğu derinliklerde sondajın ilerleme zamanı dikkate değer şekilde azalmaktadır. Fay zonlarında su kayıpları artmakta ve sağlam olarak tariflenen kesimlerde ise azalmaktadır. Fay zonunda gerçek rezistivite değerleri 370 ohm.m değerinden 180 ohm.m değerine inmektedir. Fay zonu geçildiğinde rezistivite değerleri yeniden artış göstermektedir.

70 m. derinliğe inen bu elektrik sondajında önemli fay zonları yer almaktadır. Rezistivite eğrisinin özellikle basıklaştığı bölümler 120 ohm.m rezistivite değeri ile karakterize edilmekte ve 3 ayrı kısımda jeolojik deskripsiyonu yapılan bu sondajda “fay zonları” işaret edilmektedir. Serpantin yamaç molozunda (7.7m) serpantin temel kayaya geçiş çok çarpıcı bir şekilde gelişmekte ve gerçek rezistivite 74 ohm.m'den 542 ohm.m değerine yükselmektedir. Derinlerde yer alan yer altı suyu kalker içerisinde yaklaşık 110 m.de görülmektedir. Fay zonlarında rezistivite değerleri daha önceki örneklere yakın olan 120 ohm.m değerinde seyretmektedir.

Bu eğride 250 m. derinliğe kadar hem rezistivite hem de IP (- ve +) ölçümleri alınmış ve derinliğin bir fonksiyonu olarak mekanik sondajın ilerleme zamanı, karot yüzdesi ve jeolojik log ile birlikte gösterilmektedir. Andezit temel kaya üzerinde bitkisel toprak, ince kum ve iri kum birimlerinin yer aldığı bu ölçü Yeniçağ'da Kuzey Anadolu fayına çok yakın bir yerde alınmıştır. Çok bozuşmuş andezit 6.70 m. derinlikten itibaren başlayarak 8.62 m.de bozuşmuş andezit ve 14.81'de ise andezite girilmiştir. Andezitin sağlam olan kesimlerinde karot yüzdesi artmış ve ilerleme zamanında da artışlar görülmüştür.Bu durum IP ve rezistivitedeki artışları da beraberinde getirmiştir. Ancak 47.50 m.den sonra yeniden başlayan “bozuşma zonu” rezistivite eğrisinin basık bir görünüm kazanmasına neden olmuştur. Andezit ne asitik nede bazik bir kaya türü olduğundan genelde bazalt gibi formasyonlarda görülen çok düşük rezistivite değerleriyle karakterize edilmektedirler.

15.40-53.73 m.ler arası fazla yıkıntı ve çöküntü olduğundan 10 torba çimento zerkedilmiş bir kireçtaşına ait eğri Atatürk Barajı aks sahasına yakın bir yerde elde alınmıştır. Bu derinliklerde kalker içinde “muhtemelen fay zonu” olarak belirlenmiş bir zonu işaret etmektedir. Bazı çatlaklar üzerinde sürtünme izleri görülmüştür. Çok çatlaklı ve parçalı bu kireçtaşı biriminde elde edilen gerçek rezistivite değeri 330 ohm.m civarındadır. Şekilde sunulan eğri bir temel kaya için elde edilen dikleşen bir eğri tipinden ziyade basık bir eğri şeklinde görünüm kazanmıştır. Basınçlı su testlerinin ve sondajın ilerleme zamanının derinliğin bir fonksiyonu olarak işaret edildiği bu eğride ayrıca kuyunun jeolojik deskripsiyonu ve gerçek rezistivite değerleri ile birlikte karot yüzdeleri ile yatay eksende birarada gösterilmektedir. Bu eğriden varılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir. Özellikle 330 ohm.m rezistivite değeri ile belirlenen seviyelerde karot yüzdesi çok düşüktür. Bu durum kireçtaşının çok kırıklı olduğunu gösterir. Sondajın ilerleme zamanı çok azalmıştır. Yani sondaj kuyusunun açılımı süratle tamamlanmıştır. Basınçlı su testleri ile elde edilen su kayıpları çok büyük değerlerdedir. Buda temel kayanın çatlak aralarının kil ile dolu olmadığını ifade etmektedir. Yani açık çatlaklıdır. Yer altı su seviyesi alüvyon içinde iki ayrı seviyede belirlenmiştir. Sondaj sırasında su derinliği 5.5 m.de iken bu derinlik daha sonra 8 m. olarak ölçülmüştür.
Makaleler ve tezler Uğur Kuran'a aittir. Nüve Forum kaynak ve link olarak gösterilmeden alınamaz.





















Normal