Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İlahiyat Fakültesi > Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh

İlahiyat Fakültesi hakkinda Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni: Seyyid Baba Tekkesi ve Şeyh Sâbit Efendi-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetindeki topraklarda ve özellikle de

İlahiyat Fakültesi Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, Tasavvuf, İslamiyetin mistik boyutu, Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu, tanrı bilimi, teoloji, metodoloji

Like Tree13Likes
  • 2 Post By Zehravî Zeytuna
  • 2 Post By Zehravî Zeytuna
  • 2 Post By Zehravî Zeytuna
  • 2 Post By Zehravî Zeytuna
  • 2 Post By Zehravî Zeytuna
  • 2 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By metoxi

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.06.09, 08:38
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh

[coverattach=1]Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni: Seyyid Baba Tekkesi ve Şeyh Sâbit Efendi-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh
Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetindeki topraklarda ve özellikle de Bursa'da yaşayan tasavvuf erbabı içinde Niyazî-i Mısrî ve Mısriyye tarikatının özel bir yeri olmuştur. Mısrî sayısız mürid yetiştirmiş ve geride pek çok halife bırakmıştır. Bu halifelerden Bursa'da kendi adına bir tekke kuran Seyyid Mehmed Emin Efendi ve onun torunlarından Şeyh Sâbit Efendi bu makalenin konusunu teşkil etmektedir.

Among the many dervish fraternities (orders), which have exercised their influence over the lives of a large proportion of the Turkish people of the Otoman Empire and people of the Bursa in particular Niyazi-i Mısrî and Mısriyye order have held a unique place. Niyazi educated many disciples and leaved successors (caliphs). Among theese caliphs Seyyid Mehmed Emin Efendi, who found the Seyyid Baba Tekkesi in Bursa, and his grandchild Şeyh Sâbit Efendi are the subject of this article.

Giriş
Bilindiği üzere, Halvetiyye'nin bir kolu olan Mısriyye, Celvetiyye gibi Bursa kökenlidir. Tarikatın kurucusu Niyazî-i Mısrî (ö. 1105/1694) kendine özgü fikirleri ve faaliyetleriyle hem bu şehrin hem de Osmanlı'nın tasavvufî hayatına yeni bir neşve, farklı bir soluk getirmiştir. Çok sayıda mürid yetiştiren Mısrî'nin aynı zamanda Bursa'da bir de tekke kurduğu bilinmektedir. Onun halifelerinden Ahmed Gazzî (ö. 1150/1737) de bu şehirde bir Mısrî dergâhı açmıştır. Bursa'da Mısriyye'ye müntesip şeyhlerin kurduğu diğer bir tekke Atinalı Ali Rıza Efendi (Moralı) Dergâhı'dır. Mısriyye mensuplarınca Bursa'da faaliyete sokulan dergâhlardan biri de Seyyid Baba Tekkesi'dir. Bunlardan başka Bursa'da, farklı tarikat mensuplarınca kurulup zaman içinde Mısriyye'ye mensup şeyhlerin idaresine geçen dergâhlar da mevcuttur.
Bu çalışmada ele alınacak olan Seyyid Baba Tekkesi hakkında ayrıntılı bilgi vermeden önce Bursa'nın ve Osmanlı tasavvuf hayatının mühim unsurlarıyla da alakalı olması sebebiyle söz konusu tekkeyi kuran ve burada faaliyet gösteren zevâtın ecdadı ile ilgili olarak kaynakların verdiği malumatı aktarmak uygun olacaktır.

Makale Yazarı
Salih ÇİFT
Dr.; U.Ü. İlahiyat Fakültesi
Bu makalenin Sâbit Efendi ile ilgili olan ikinci bölümü 22-24 Ekim 2004 tarihinde Bursa'da gerçekleştirilen Bursa'da Dünden Bugüne Tasavvuf Kültürü-3 Sempozyumunda tebliğ olarak sunulmuştur (Bursa Kültür, Sanat ve Turizm Vakfı Yayınları, Bursa 2004, s. 291-302).
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg 403.jpg (25,3 KB (Kilobyte), 0x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]

Konu ghostgirl tarafından (28.06.09 saat 11:06 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28.06.09, 08:39
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh

A. Bursa'da Bir Seyyid Ailesi
Rivayete göre, Seyyid Baba Tekkesi'nin bânisi Mehmed Emîn Efendi'nin büyük dedesi, Emîr Sultan (ö. 1429) ile birlikte Buhara'dan kalkıp Bursa'ya gelmiş ve bu şehre yerleşmiştir. Kaynaklarda Emîr Sultanla beraber seyahate çıkıp Bursa'ya gelen Seyyid Usûl, Seyyid Nâsır, Seyyid Nimetullah, Ali Dede, Baba Zâkir ve Seyyid Natta' gibi isimler zikredilmektedir. Ancak Mehmed Emîn Efendi'nin büyük dedesinin bunlardan biri mi yoksa adı anılmayan bir başkası mı olduğu belli değildir. Bununla birlikte, şayet kaynaklarda geçen bu rivayet zaman içerisinde değişik saiklerle uydurulmuş değilse, söz konusu zâtın Emîr Sultan'ın hemşehrisi, dostu ve akranı olduğunu söylemek mümkündür.
Yukarıda sayılan isimlerin genellikle "Seyyid" ünvanıyla anıldıkları görülmektedir. Bu durum onların gerçekten Hz. Peygamber'in soyundan geldiklerine delalet edebileceği gibi, özellikle tarikatların kuruluşundan ve tarikat silsilelerinin teşekkülünden sonra yaygınlaşmaya başlayan ve adeta bir meşruiyet simgesi olarak kullanılan söz konusu ünvanın sonradan yakıştırılmış olabileceğini de akla getirmektedir. Zira Seyyid olduğu rivayet edilen Emîr Sultan'ın soy şeceresi hakkında bile bazı tereddütlerin varlığı bilinmektedir.
Bütün bunlara rağmen bahsi geçen şahsın neslinden gelenlerin tarih boyunca "Seyyid" ve "Şerîf ünvanlarıyla anıldıkları görülmektedir. Ayrıca yüzyıllar boyu yaşadıkları ve bilahare Mehmed Emîn Efendi tarafından bir tekke ile tezyîn edilmiş olan mahalle de bu aileye nisbetle belli bir dönem "Seyyidler Mahallesi" şeklinde isimlendirilmiştir. Bursa Kütüğü'nde bahsi geçen mahalle ve burada zamanla kurulan tekke ile alakalı olarak şu bilgiler yer almaktadır:
"Temenna denilen mesîreden Mollarap'a giden yolun güneyinde bir zâviye olup Peygamberimiz'in sülalesinden birçok kimseler burada medfûndu. Hatta camiin bânisi Seyyid Baba da burada medfûn iken fabrikatör Osman Efendi burasını bahçesine ilhak eylemiştir. Duvar dibinde kabirler vardı. Evvelce burası zâviye imiş. Bu mahalleye de Seyyidler Mahallesi derler".
Tesbit edilebildiği kadarıyla Bursa'da bu adla anılan bir başka mahalle yoktur.
Aşağıda öncelikle Emîr Sultan'ın yol arkadaşı olduğu rivayet edilen şahsın soyundan gelen ve haklarında bilgi edinilebilen zevat hakkında malumat verilecek ve ardından Seyyid Baba Tekkesi'nin tarihçesi üzerinde durulacaktır.

1. Seyyid Ali (VII. yy.)
Bu aileye mensup olup ismi tesbit edilen ikinci şahıs Seyyid Ali'dir. Muhtemelen XVI. asrın ikinci yarısında doğup, XVII. yüzyılın ortalarında vefat eden Seyydi Ali hakkında başkaca bilgiye ulaşılamamıştır.

2. Seyyid Kâsım Efendi (ö. 1089/1679)
Bursa'da doğmuştur. Seyyid Ali'nin oğludur. Bursa'daki Gökdere ve Mollayı Cedîd medreselerinde görev yapmıştır. Kâsım Efendi 1089/1679 tarihinde vefat etmiş ve Pınarbaşı Kabristanı'na defnedilmiştir.

3. Seyyid Mehmed Emîn Baba (ö. 1131/1718)
Seyyid Kâsımzâde Seyyid Mehmed Emîn Efendi Niyazî-i Mısrî'nin önde gelen halifelerindendir. Bursa'daki çeşitli medreselerde görev yaptığı bilinmektedir. Şeyhinden aldığı icazetle Uludağ eteklerindeki kendi evinde Çarşamba akşamları Mısriyye usulünce âyin icra etmiş ve mürid yetiştirmiştir. 1131/1718 senesinde vefat eden Mehmed Emîn Efendi Yeniyer Kabristanı'na defnedilmiştir. Başta İsmail Hakkı Bursevî (ö. 1137/1724) olmak üzere döneminin meşhur sûfileriyle iyi ilişkileri olduğu nakledilen Seyyid Mehmed Baba "Seyyid" mahlasıyla şiir yazan bir şair olup, Mısrî'nin Vâridât'ı tarzında bir de Divân kaleme almıştır. Beliğ onun ilm-i tasavvufta ve rüya tabiri hususunda maharet sahibi olduğunu söylemektedir.

4. Şeyh İbrahim Efendi (ö. 1175/1761)
Mehmed Baba'nın oğlu olan İbrahim Efendi aynı zamanda onun halifesidir. 1175/1761 senesinde vefat etmiş ve dergâhın hazîresine defnedilmiştir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28.06.09, 08:40
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh

B. Seyyid Baba Tekkesi
Seyyid Baba Tekkesi, XVIII. yüzyılda bir Mısrî dergâhı olarak kurulmuştur. Burası aslında ev olarak inşa edilmiş olup sonradan Seyyid Mehmed Emin Baba zamanında tekkeye dönüştürülmüştür. İnşa edildiği dönemde de mimari açıdan özgün bir yapı olmayan bu bina zaman içerisinde yaşadığı bir depremde yıkılmış ve yeniden yapılmıştır. Kurulduğu tarihten itibaren genellikle aynı aileye mensup kişilerin idaresinde olan tekkede bir dönem aile dışından bir şeyh de kısa süreliğine posta oturmuştur. Bina günümüzde ev olarak kulla¬nılmaktadır.

1. Seyyid Mehmed Emîn Efendi (ö. 1214/1799)
Şeyh İbrahim Efendi'nin oğludur. Önce pederine intisab etmiş ve onun irtihalinden sonra bir süre değişik şehirlerde dolaşmış ve tekrar Bursa'ya dönmüştür. Bilahare Mısrî Dergâhı şeyhi Ahmed Nimetî Halveti Kâdirî Mısrî Efendi'nin (ö. 1203/1788) müridi ve akabinde de halifesi olmuştur. Şeyhinin icazeti ve 1208/1793 tarihinde aldığı beratla dedelerinden kalma evini tekkeye dönüştürerek burada Cuma akşamları Mısrî usulünce ayin icra etmiştir. 1214/1799 tarihinde vefat eden Seyyid Mehmed Emin Efendi tekkenin hazîresine defnedilmiştir.

2. Şeyh Sâdık Efendi (ö. 1257/1840)
Seyyid Mehmed Efendi'nin vefatının ardından vasiyeti üzere makamına aile dışından biri, halifesi Şeyh Sâdık Efendi geçmiştir.
Ancak kısa süre sonra, dönemin reisu'l-meşâyıhı olan Hikmetzâde Mehmed Efendi'nin ısrar ve zorlamasıyla tekkenin vakfiyesi değiştirilmek suretiyle tekke ve müştemilatı önceki şeyhin veresesine kaydettirilmiş, bir süre sonra da başkalarının eline geçmişti. 1235/1819 yılında eşraftan bazılarının da desteğiyle burası tekrar satın alınmak suretiyle Sâdık Efendi'ye verilmişti. Sâdık Efendi buradaki vazifesine devam ederken, Mehmed Şemseddin'in "tafsîle lüzum görmediği" bir nedenden dolayı ihraç edilmiş ve tekke kapatılmıştır. Burası daha sonra reisu'l-meşâyıh Ahmedzâde Abdüllatif Efendi tarafından kendi tekkesinin meşrutası addedilmiştir. Sâdık Efendi ise 1257/1840 senesinde vefat etmiş ve Muradiye'de Hünkar Fabrikası civarındaki kabristana defnedilmiştir.

3. Salih Dede (ö. 1237/1821)
Seyyid Mehmed Baba'nın kardeşi ve aynı zamanda halifesidir. Penbe-dûzî (?) sanatıyla meşgul olduğu rivayet edilmektedir. Kaynakların verdiği malumattan anlaşıldığı kadarıyla Salih Dede şeyhlik yapmamış ancak kendi evinde taat u ibâdâtla meşgul olmuştur. Burada zikredilmesinin sebebi bahis konusu edilen Seyyid ailesine mensubiyeti ve bunun yanında Mehmed Şemseddin Efendi'nin onu eserine almış olmasıdır. Salih Dede 1237/1821 yılında vefat etmiş ve Seyyid Baba Zaviyesi'nde kardeşi Mehmed Efendi'nin yanına defnedilmiştir.

4. Şerif Mehmed Baba (Ö.1282/1865)
Şerif Mehmed Baba Salih Dede'nin oğludur. Atinalı Dergâhı şeyhi Ali Rıza Efendi'ye intisap etmiş ve onun da desteğiyle 1268/1852 tarihli i'lâm-ı şer'î mûcibince dedeleri tarafından kurulan ve zamanla kapatılan tekkeyi yeniden faaliyete geçirmiştir. 1271/1855 yılına değin tekkede şeyhlik makamında oturmuştur. Söz konusu tarihte meydana gelen depremde burası da şehirdeki diğer pek çok bina gibi yıkılmıştır. Tekrar inşa edilen tekkede bir süre daha görev yapan Şerif Baba 1282/1865 yılında vefat etmiş ve dergâhın haziresine defnedilmiştir.

5. Salih Efendi (ö. 1289/1872)
Şerif Baba'nın oğludur. Babasının ardından bir süre şeyhlik makamına oturduktan sonra 1289/1872 tarihinde vefat etmiş ve dergâhın hazîresinde toprağa verilmiştir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28.06.09, 08:41
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh

C. Şeyh Hüseyin Sâbit Efendi
Osmanlılar dönemi Bursa'sında faaliyet gösteren Bektaşi tek¬kelerinden en ünlüsü Ramazan Baba Dergâhı'dır. XVI. yüzyılda ku¬rulduğu bilinen bu dergâh zaman içinde, değişik sebeplerden dolayı farklı tarikatların eline geçmiştir. 1826 sonrasında Bektaşiler'den alınıp Nakşîler'e verilmiş, bir süre sonra tekrar Bektaşiler tarafından idare edilmiştir. Tarikatların resmen yasaklanmasını beklemeden daha erken bir tarihte faaliyeti sona eren bu tekkenin son şeyhi, aynı zamanda Seyyid Baba Tekkesi'nin de son postnişini olan Şeyh Hüse¬yin Sâbit Efendi'dir.
Osmanlı'nın artık tükenme demleri denilebilecek yıllarında ya¬şamış olan Sâbit Efendi pek çok özelliğiyle tasavvufun gaye edindiği insan tipinin örneklerini bünyesinde barındıran ender şahsiyetler¬dendir. Dönemine dair yapılan yaygın ama bir o kadar da yanlış yo¬rumların aksine o, toplumsal hayatın içinde, hatta merkezinde duran bir şeyh tipidir. Kendisini halktan soyutlamamış, bilakis tasavvufî hayatta temel esas kabul edilen "halk içinde Hakk'la beraber" olmayı en güzel şekilde başarabilmiştir. O, yazdığı kitaplarla değil, dinî ter¬minolojide "sadaka-i câriye" olarak nitelendirilen eserleri ve hayır işleri ile bugüne seslenen nadide simalardandır. Sahip olduğu im¬kânları Hakk için halkla paylaşan Sâbit Efendi, Osmanlı sosyal ha¬yatının temel unsurlarından olan tekkelerin ve dolayısıyla dervişlerin fonksiyonları meselesi bağlamında önemli ve değerli bir örnek duru¬mundadır.

1. Şeyh Hüseyin Sâbit Efendi'nin Hayatı
Şeyh Sâbit Efendi Niyazî-i Mısrî'nin halifelerinden olan Seyyid Kâsımzâde Seyyid Mehmed Emîn Efendi'nin (ö. 1131/1718) kardeşi¬nin torunudur. Babası Şeyh Mehmed Şerif Efendi'dir (ö.
1282/1865). Hüseyin Sâbit Efendi, mezar taşında yer alan bilgiye göre 1231/1816'da doğmuştur. Doksan yıldan fazla ömür süren ve yakalandığı amansız bir hastalıktan kurtulamayarak vefat eden Hü¬seyin Sâbit Efendi Ulu Cami'de kılınan cenaze namazının ardından Pîr Emîr civarındaki özel kabristanına defnedilmiştir. 24 Zilhicce
1329/ 2 Kânun-ı Evvel 1327/ (1911) yılında vefat ettiği bilinen
Sâbit Efendi'nin kabri Pir Emir Sultan türbesinin doğu tarafında yer almaktadır.
Kaynaklarda ailesi ve çocukları hakkında fazlaca bilgi bulun¬mayan Sâbit Efendi'nin halen hayatta olan torunları ile yapılan gö¬rüşmelerde ikisi erkek, ikisi de kız olmak üzere dört çocuğunun ol¬duğu, ayrıca ilk eşinin vefatından sonra evlendiği gayr-ı Müslim bir bayanın önceki eşinden olan oğlunu da kendisine Şerif adını vererek himayesine aldığı söylenmiştir. Çocuklarından kendisi ile aynı kabir¬de yatan kızı Hacer hanımın mezar taşında 1892 yılında doğduğu ve 1954'te vefat ettiği yazılıdır. Sâbit Efendi'nin Mümin adındaki oğlu ise 1880 yılında doğmuş ve 1960'da vefat etmiştir. Diğer evlatları Lütfiye ve Salih adında olup Salih genç yaşta ölmüştür.
Sâbit Efendi'nin çocukları ilgili kanundan sonra "Or" soyadını almışlardır.

2. Tasavvufî Yönü
Sâbit Efendi, Moralı (Atinalı) Tekkesi şeyhlerinden Mustafa Lüt-fullah Efendi'nin (ö. 1321/1905) halifesidir. Mustafa Lütfullah Efen¬di, Yâdigâr-ı Şemsî müellifi ve aynı zamanda Bursa'daki Mısrî Dergâ-hı'nın son postnişini olan Mehmed Şemseddin Efendi'nin de (ö. 1936)şeyhidir. Aynı şeyhten el almış olan bu iki isim yine aynı tarihlerde Bursa'da ayakta olan Mısriyye'ye ait iki tekkede görev yapmışlardır. Bu bilgiler Sâbit Efendi'nin silsile itibariyle Mısriyye'ye mensubiyetini açıkça ortaya koymaktadır. Seyyid Baba Tekkesi'nde şeyhlik ma¬kamında bulunan kardeşi Salih Efendi'nin 1289/1872 tarihindeki vefatından sonra Sâbit Efendi onun yerine tayin edilmiştir.
Ramazan Baba Dergâhı'nın son Bektaşi şeyhi olan Süleyman Bey Baba'nın (ö. 1313/1897) vefatından sonra bu tekkenin perişan bir vaziyete girdiği ve arazilerinin bir kısmının şeyhin oğlu tarafından satıldığı bilinmektedir. Yaklaşık üç yıl gibi bir zaman zarfında atıl kalan tekke, Şeyh Sâbit Efendi'nin başvurusu üzerine uhdesine ve¬rilmiştir. Onun bu dergâhı yeniden inşa edip faaliyete geçirme vaa¬diyle devralmak istediği nakledilmektedir. Nihayet 1315/1900 tari¬hinde kendisi buraya resmen tayin edilmiştir. Sâbit Efendi şeyhlik makamına oturduktan sonra uzun süre boş kalmasından dolayı ha¬rap olmuş olan tekkeye birkaç hücre ile bir tevhidhane inşa ettirmiş-tir. Ancak onun Ramazan Baba Dergâhı'na tayin edilmeden evvel buranın tamiratı ile meşgul olduğu anlaşılmaktadır. Zira Hasan Tâib Efendi'nin verdiği bilgiye göre türbe kapısı üzerinde bulunan ve bu¬ranın Sâbit Efendi tarafından tamir ettirildiğini belirten kitabede 1312/1896 tarihi yazılıdır.
Kitabede yer alan beyitlerin sahibi İstanbul'daki Merdivenköy Şahkulu Sultan Bektaşi Tekkesi şeyhlerinden Mehmed Ali Hilmi De-debaba'dır (ö. 1326/1907). Hilmi Dedebaba aynı zamanda Bektaşi şairlerinin en iyilerinden biri kabul edilmektedir. Bu itibarla dö¬neminin ünlü Bektaşiler'inden olan Hilmi Dedebaba ile Sâbit Efen-di'nin tanışıyor oldukları söylenebilir. Sosyal yönü ve girişkenliği ile tanınan Sâbit Efendi'nin bağlı olduğu tarikatın da meşrep itibariyle Bektaşiliğe yakınlığı göz önüne alındığında bu ihtimal daha da ağırlık kazanmaktadır. Hilmi Dede'nin eseri olan söz konusu kitâbe-de şu satırlar yer almaktadır.
Sultan Hamîd Hân-ı Sânî eltâfı sayesinde Şeyh Sâbit etti ihyâ bu hangâhı
Feyz isteyen Hüdâ'dan bâb-ı rızâda dursun Olmuş bu câ-yı âlî âşıkların penâhı
Ervâh-ı evliyâdan himmet taleb edenler Gelsin ziyaret etsin dâim bu bâr-gâhı
Hilmî Dede târihin cevher kalemle yazdı Ta'mîr olundu zîbâ Ramazan Baba dergâhı
Sene 1312
Sâbit Efendi tekke şeyhliği yanında ayrıca resmî imamlık vazi¬fesi de yapmış, 27 Ağustos 1897'de Pîr Emîr Camii'nde imam hatip olarak görevlendirilmiştir.

3. Kişisel Özellikleri
Şeyh Hüseyin Sâbit Efendi ile ilgili en geniş malumatı içeren Yâdigâr-ı Şemsî'de onun kişisel özellikleri hakkında ilginç bilgiler mevcuttur. Bunlardan birinde Şemseddin Efendi şöyle bir tasvirde bulunmaktadır:
"Uzunca boylu, lâubâlî meşreb, saç-sakal karışmış, elbisesi acaib, derbeder kıyafet, sardığı sarığın rengi değişmiş, o mehîb kıyafetiyle gayr-ı mütenâsib ufak bir arakıyye ve destâr başının rub'ını ancak ihâta eder idi. Yürüyüşü levendâne, revişi rindâ-ne, görenlerin mutlak nazar-ı dikkatini celb ederdi. Bununla beraber muhibb-i ehl-i beyt-i risâlet olup Muharrem'de mersiye¬ler okutur, aşûre pişirerek hava müsait olursa Teferrüc'e ve Ramazan Baba civarındaki vasi' sahraya davet ederek münadî vasıtasıyla ilan ettirir, fukara-perver, ehlüllah bendesine hür¬met ederdi. Sinni yetmişe karib olduğu halde kuvvetini zâyi et¬meyerek vefatına yakın zamana kadar bulunduğu mahallere yayan giderdi. Gençliği hengamında nâmını herkese tanıtmış, bazen pek latîf nükteler sarf eder, latîfeler ederdi. Bir işe mübâ-şeretinde, bu akşam istihâre ettim, şöyle zuhûrât oldu diyerek başlardı."
Şeyh Sâbit Efendi'nin şahsî meziyetleri bunlarla sınırlı değildir. Ümmî olduğu halde hiçbir şeyden çekinmeyen, girişken tabiata sa¬hiptir. Bu hususta Yâdigâr'ın tesbiti şu şekildedir:
"Mûmâ ileyh umûr-ı dünyeviyyede istihsâl-i matlabın yolunu bi¬lir ve her yere müracaatın usûlünü bulur, anlar. Mâbeyne gider, vükelâya çatar. Bâhusus Bursa'ya gelecek valilerin teveccühü¬nü kazanır. Her işe girer çıkar. Hatta Almanya sefiri Bursa'ya geldiğinde ziyafetler vermiş, memnuniyetini celb etmekle hü-kümet-i seniyyece bu hali takdir olunmuş, Osmanî ve Mecidî nişanlarıyla taltif edilmiş. Uhdesine Hâriciye pâyesi tevcihiyle müderrislik verilmişti. Hâsılı her şeye yarar bir zât olup nev'i şahsına münhasır idi."
Oburluğu ile de tanınan Sâbit Efendi'nin bu yönüne dair bir ri¬vayet de vardır. Buna göre o, Teferrüc mevkiinde gerçekleştirilen bir piknik esnasında sekiz okka sığır etinden yapılmış köfte ile bir küfe¬ye yakın üzümü yemiştir.
Yukarıdaki açıklama ve tasvirlerden onun, dünyalığa pek önem vermeyen, Melâmî neşveyi benimseyen bir yapıya sahip olduğu, bu¬nun yanında, girişken ve insanlarla içli dışlı olmayı seven, nüktedân bir tavrı benimsediği anlaşılmaktadır. Mısriyye'ye mensup olan Sâbit Efendi bu tarikatın özelliklerini de özümsemiş gözükmektedir. Hz. Ali ve ehl-i beyt sevgisinin en önemli mümessillerinden olan Niyazî-i
Mısrî'yi (ö. 1105/1694) pîri olması hasebiyle takip ettiği anlaşılan Şeyh Efendi'nin de ehl-i beyte özel bir sevgi beslediği ve bununla bağ¬lantılı olarak Muharrem ayında mersiyeler okutup, aşure dağıttığı nakledilmektedir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 28.06.09, 08:42
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh

4. Sosyal Faaliyetleri
Mizaç itibariyle tekkesine kapanıp kalmak yerine sosyal haya¬tın her alanında, halkla birlikte olmayı tercih eden Sâbit Efendi'nin bu özelliğine yardımseverliği de eklenince emsaline az rastlanan ha¬yır faaliyetlerine imzasını attığı görülmektedir. Onun yaşadığı dö¬nemde Bursa'yı yerle bir eden deprem ve ardından gelen savaşlar neticesinde Bursa'ya akın eden muhacirlerin içinde bulundukları zor şartların yanında, Bursa'da önce müfettişlik, ardından da valilik yapmış olan Ahmet Vefik Paşa'nın (ö. 1891) şehirde gerçekleştirdiği imar faaliyetlerinin de Sâbit Efendi'nin çalışmalarına vesile olduğu söylenebilir.
Sâbit Efendi'nin sosyal faaliyetlerini, farklı yerlerden şehre ge¬len muhacirlerin iskanı, tekke-cami-okul inşası, yol yapımı ve ağaç¬landırma çalışmaları ile fakirlere gıda yardımı gibi gruplar halinde sıralamak mümkündür.

a) Muhacirlerin İskânına Dair Çalışmaları
Tarihinin her döneminde göç hareketlerine sahne olan Bursa şehri özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşanan savaşlardan dolayı vatanlarından kaçıp Bursa'ya sığınan muhacirlerin akınına uğramıştır. Söz konusu yıllarda Bursa'da yayınlanan resmî ve özel gazetelerde bu hicret vakalarına dair çok sayıda habere tesadüf o-lunmaktadır. Dedeleri de bu şehre sonradan gelmiş olan Sâbit
Efendi bu itibarla muhacirlere yakınlık duymuş ve onlara yaptığı yardımlarda söz konusu ilgi tesir etmiş olmalıdır.
Şeyh Sâbit Efendi, o dönemde Bursa'ya göç eden ve oldukça zor şartlar altında yaşamaya çalışan muhacirlerin iskanı için uhde¬sindeki tekkeye ait olan arazilerin bir bölümünü bağışlamış, yaklaşık iki yüz ailenin oturması için binalar inşa ettirmiştir. Seyyid Baba Tekkesi'nin güneydoğu tarafında teşkil edilen bu ilk mahalle uzun süre "Şeyh Sâbit Mahallesi" olarak anılmıştır. Daha sonraları birbiri¬ne bitişik üç ayrı mahalle olan Vefikiyye, Mollaarap ve Şeyh Sabit birleştirilerek tek bir muhtarlığa bağlanmış ve Mollarap adını almış-tır.
Şeyh Sâbit Efendi'nin gayretleri ve bizzat Padişahtan aldığı i¬zinle Piremir Camii'nin güneydoğusunda yine şehre gelen göçmenle¬rin yerleşmesi için muhtemelen Ramazan Baba Dergâhı'a ait arazi üzerinde kurdurduğu bir mahalle daha mevcuttur. Burası, Padişah Abdülhamid zamanında ve onun ruhsatıyla meydana getirildiğinden onun adına izafeten önceleri Hamidiye Mahallesi olarak adlandırıl¬mıştır. Muhtemelen Padişahın hal'inden sonra bu isimlendirmeden vazgeçilmiş ve mahalle kurucusunun adıyla "Şeyh Sâbit Mahallesi" olarak anılmıştır. 19401ı yıllarda buranın ismi tekrar değiştirilerek "Akçağlayan Mahallesi" şekline dönüştürülmüştür.
Sâbit Efendi'nin, semt sakinlerinin temel ihtiyacı olan suyun temini hususunda da yoğun çabaları olduğunu dönemin gazeteleri haber vermektedir.

b) Tekke, Cami, Okul Yapımı
Özellikle 1855 senesinde yaşanan ve şehre büyük hasar veren deprem başta cami, tekke ve okul olmak üzere çok sayıda binanın ya yeniden inşasını ya da tamirini gerekli kılmıştı. Bu bağlamda kay¬naklar Sâbit Efendi'nin farklı yerlerde birden fazla cami inşa ettirdi¬ğini haber vermektedir. Bunlar arasında en önemlisi yukarıda zikre¬dilen muhacirlere tahsis ettiği mahallede yaptırdığı camidir. Dö¬nemin gazetelerinde yer alan ifadeler bu caminin müceddeden yaptı¬rıldığına delalet etmektedir. Hem söz konusu semte yakınlığı hem de daha önce mevcut oluşu göz önüne alındığında buranın Piremir Camii olduğu söylenebilir. Sâbit Efendi ayrıca caminin ibadete açılı¬şından kısa süre sonra zamanın ünlü hattatlarına yazdırdığı dokuz adet levhayı buraya törenle astırmıştır.
Aslında daha evvel Eşrefîler Camii adıyla inşa edilmiş olup za¬manla yıkılan ve bir kısmı da yeni açılan yola dahil olan bir başka cami de yine Sâbit Efendi tarafından yeni baştan bina edilmiştir. Dönemin gazetelerinde söz konusu caminin ibadete açılması hakkın¬da haberler mevcuttur. Buna göre Sâbit Efendi şehrin idarecilerini ve halkı bu açılışa davet etmiş ve bu vesileyle kurbanlar kestirip fakirle¬re dağıtmıştır. Kazım Baykal bu cami ve yanındaki tekkenin 1940'lı yıllardaki durumu hakkında şunları söylemektedir:
"Şeyh Sâbit Mescidi ve Dergâhı: Molla Arab'ın arkasında, Eşref¬ler Caddesi'nin sonlarındaki ahşap bina mîmarî kıymeti olma¬yan alelade bir evdir. Şeyh Sâbit isminde bir zât tarafından 1323/1905 yılında yaptırılmıştır."
Söz konusu cami günümüzde ev olarak kullanılmakta-
dır.
Sâbit Efendi'nin Setbaşı'nda bulunan ve önce 1855 depremin¬de, ardından 1863 yılındaki yangında harap olan Karaçelebizâde Camii'ni de tamir ettirdiği haber verilmektedir.
Seyyid Baba Tekkesi'ndeki postnişinliği sırasında yaptığı baş¬vuru kabul edilerek Ramazan Baba Dergâhı'na tayin edilen Sâbit Efendi, Bektaşîler'in buradan çıkarılmasından sonra kısmen harap olan ve ardından Süleyman Bey Baba'nın vefatıyla bir süre boş kal¬dığı için yıkılan tekkeyi bazı ilavelerle yeniden inşa ettirmiştir.
Muhacirlerin iskânı için bağışladığı arazi üzerine kurulan ma¬hallede bir de okul yaptıran Sâbit Efendi bu insanların hemen bütün ihtiyaçlarını dikkate aldığını ortaya koymuştur. Okulda ders vermek üzere tayin edilen hoca ile ilgili bir haber dönemin gazetelerinden birinde şu şekilde yer almıştır:
"İsticlâb-ı deavât-ı hayriyye-i Hazret-i Veliyy-i Nimet-i A'zamî'yi kendisine vazîfe-i mukaddese ittihaz eylemiş olan memleketimiz erbâb-ı hasenâtından reşâdetlû Şeyh Sâbit Efendi'nin akdemce inşâ ettirmiş olduğu câmi-i şerîfe muttasıl mekteb-i ibtidâîye bu kere maaşını kîse-i hamiyyetinden tesviye eyleyerek usûl-i cedîdeye âşinâ Cemil Efendi isminde bir muallim tedarik berle şehrin vasatında bulunan usûl-i cedîde mektebine baîd olan evlâd-ı ahâlîyi külfet ü meşakkatten kurtarmış olduğu ve şâkirdân mevcûdesi az zaman içerisinde gereği gibi terakkî ey¬lemiş bulunduğu meşhûd-ı bâsıra-i iftiharımız olmuş ve Efendi-i mûmâ ileyhin bu vechile vukûa gelen himmet ü hamiyyeti şâ-yân-ı takdîr görülmüştür."

c) Diğer Çalışmaları
Günümüz insanı tarafından çevrecilik faaliyetleri kapsamında değerlendirilen ağaçlandırma çalışmaları Sâbit Efendi'nin ilgi alanı dâhilindeydi. Yaşadığı dönemde yaptırılmış olan Işıklar Askerî Lise-si'nin bahçesine çeşitli ağaçlar diktiği ve diktirdiği bilinen Şeyh Hü¬seyin Sâbit Efendi, Bursa Hükümet Konağı ile Işıklar arasındaki caddenin her iki tarafını ağaçlandırmaya teşebbüs etmişse de buna muvaffak olamamıştır.
Hayır faaliyetleri kapsamında şehirde yaşayan fakirleri de ko¬ruyup gözettiği anlaşılan Sâbit Efendi, cami, tekke ve okul açılışı, kandiller ile bayram günleri gibi zaman dilimlerini vesile kılarak bil¬hassa fakirleri davet emek suretiyle onlara ikramda bulunmuş, ge¬lemeyenlere de ayrıca yemek göndermiştir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 28.06.09, 08:44
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.134
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh

Sonuç
Bursa'nın fethinde Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin yanında onlarla birlikte gaza eden, ardından şehrin imarında ve sosyal hayatın tanziminde önemli roller üstlenen Abdalân-ı Rûm ile bu şehrin hayatına giren dervişânın yüzyıllar boyunca devam eden faaliyetleri sahanın erbabının malumudur. Bu bağlamda burada ele alınan tekke ve burayla bağlantılı olan zevat da Osmanlılar'ın kuruluş, yükseliş ve çöküş dönemlerine paralel bir seyir takip etmişlerdir. Bahis konusu edilen aile ve kurmuş oldukları tekkenin tarihi serüveni göz önüne alındığında zikredilen dönemlere uygun olarak özellikle üç ismin öne çıktığı görülmektedir. Bunlardan ilki tıpkı Abdalân-ı Rum gibi Emir Sultan ile Buhara'dan kalkıp Bursa'ya gelen ve bu şehirdeki tasavvufî hayatın gelişimine büyük katkıları olan grubun içinde yer alan, adeta kurucu rolü üstlenen, söz konusu ailenin büyük dedesidir. İkincisi, XVII. asırda yaşayan ve yaşadığı dönemin Osmanlı kimliğini bünyesinde barındıran müderris, mutasavvıf, şair ve büyük sûfi Niyazî Mısrî'nin halifesi olan Seyyid Kâsımzâde Mehmed Emin Efendi'dir. Üçüncüsü ise çöküş döneminde yaşayan, ancak sanki bu gidişatı durdurmak istercesine bütün ömrünce maddi-manevî çaba sarf eden Şeyh Hüseyin Sâbit Efendi'dir.
Osmanlı'nın son dönemlerinde Bursa'da yaşayan Sâbit Efendi de tıpkı ilk asırlardaki sûfilerin icraatlarına benzer bir şekilde, tasavvufî kimliğinin gereği olarak yalnızca kalblerin imarı için çalışmakla kalmamış, gittikçe ağırlaşan şartlarda bunalan şehrin ve toplumsal düzenin salimen devamı için bütün gayretini ortaya koymuştur. Yukarıda da ifade edildiği üzere, zaman zaman belli çevrelerce sıklıkla dile getirilen, tasavvufî düşüncenin ve mutasavvufların toplumsal hayatın gerilemesi ve çöküşünün müsebbibi oldukları şeklindeki ithamın sıhhat derecesi Sâbit Efendi gibi zevâtın icraatlarının ortaya konulmasıyla birlikte netlik kazanacaktır.

Kitâbiyât
Akün, Ömer Faruk, "Ahmet Vefik Paşa", DİA, II, s. 143-157,
Algül, Hüseyin- Azamat, Nihat, "Emîr Sultan", DİA, XI, s. 146-148,
Aşkar, Mustafa, Niyâzî-i Mısrî ve Tasavvuf Anlayışı, Ankara 1998,
Baykal, Kazım, Bursa ve Anıtları, İstanbul 1982,
Birge, J. Kingsley, The Bektashi Order of Dervishes, Londra 1965,
Bursa Gazetesi, Bursa Eski Basma ve Yazma Eserler Kütüphanesi (BEEK),
Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri, İstanbul 1338,
Çift, Salih, Bursa'da Bektaşi Kültürü ve Ramazan Baba Dergâhı, Ulu¬dağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Yük¬sek Lisans Tezi, Bursa 1995,
Gazzîzâde Abdüllatif, Hulâsatü'l-vefeyât, BEEK, Genel, 2162,
Hasan Tâib Efendi, Mir'ât-ı Bursa, Bursa 1323,
İnalcık, Halil, "Bursa", DİA, VI, s. 445-449, Kaplanoğlu, Raif, Bursa Ansiklopedisi I (Yer Adları), Bursa 2001, Kara, Mustafa, Niyâzî-i Mısrî, Ankara 1994, s. 50-55, Bursa'da Tarikatlar ve Tekkeler, İstanbul 2001,
Kepecioğlu, Kamil, Bursa Kütüğü I-IV, BEEK, Genel, 4519-4522,
Mehmed Ali Hilmi Dede, Divan (Haz. Bedri Noyan), İstanbul ts.,
Mehmed Şemseddin, Gülzâr-ı Mısrî, Mustafa Kara Özel Kitaplığı, Bursa Dergâhları (Yâdigâr-ı Şemsî) (haz. Mustafa Kara-Kadir Atlansoy), Bursa 1997,
Muslu, Ramazan, Osmanlı Toplumunda Tasavvuf XVIII. yy. İstanbul 2003,
Melikoff, Irene, Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe (çev. Turan Alptekin), İstanbul 1999, s. 309,
Öcalan, Hasan Basri, Bursa'da Tasavvuf Kültürü (XVII. yy.), Bursa 2000,
Özmen, İsmail, Alevi ve Bektaşi Şiirleri Antolojisi I-V, Ankara 1998, Uçman, Abdullah, "Mehmed Ali Hilmi Dedebaba", DİA, s. 440, Uzer, İhsan, Bursa Mahallesi ve Sokakları Rehberi, Bursa 1945, Yüksel, Müfid, Bektaşilik ve Mehmed Ali Hilmi Dedebaba, İstanbul 2002.


Makale Yazarı
Salih ÇİFT
Dr.; U.Ü. İlahiyat Fakültesi
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf M10.pdf (218,1 KB (Kilobyte), 44x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 07.04.11, 15:50
Acemi
 
Üyelik tarihi: Apr 2011
İletiler: 1
metoxi doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Bursa'da Bir Mısrî Dergâhı ve Son Postnişîni-A Dervish Lodge (Tekke) in Bursa and its Last Sheikh

seyh sabit in torunu olarak pek fazla bilgim yok ama büyüklerimle irtibata geçmek isterseniz yardımcı olabilirim
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
(tekke), bursa, bursa'da, dergâhı, dervish, lodge, mısrî, postnişîni-a, sheikh, son

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:21 .