Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İlahiyat Fakültesi > Din Fenomenolojisi II

İlahiyat Fakültesi hakkinda Din Fenomenolojisi II ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Din Fenomenolojisi II III- DİN Fenomenolojislnîn DALLANIP BUDAKLANMASI 1- Jourdaie'in Fenomenolojisi Van der Leeuw haklı olarak, sadece Flusserl'in değil; bunun yanında, Brentano, Spranger ve Jaspcrs'in genel fenomenolojik düşüncelerinden yararlanıp, Chantepie

İlahiyat Fakültesi Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, Tasavvuf, İslamiyetin mistik boyutu, Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu, tanrı bilimi, teoloji, metodoloji

Like Tree4Likes
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 31.10.09, 07:24
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.136
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Din Fenomenolojisi II

[coverattach=1]Din Fenomenolojisi II
III- DİN Fenomenolojislnîn DALLANIP BUDAKLANMASI
1- Jourdaie'in Fenomenolojisi
Van der Leeuw haklı olarak, sadece Flusserl'in değil; bunun yanında, Brentano, Spranger ve Jaspcrs'in genel fenomenolojik düşüncelerinden yararlanıp, Chantepie de La Saussaye'ın projesini bütünüyle gerçekleştiren din fenome-nologu olarak kabul edilebilir. Fakat din fenomenolojisi, R. Otto, C.J. Bleeker, K. Kerenyi, G. Dumézil, R. Caillois gibi şahısların, paralel veya birbirini izleyen çalışmalarıyla gelişip önem kazandı. Oysa, ileride göreceğimiz gibi, bu yazarlar arasında, birtakım farklar vardır; ama onların ortak görüşlerinin bulunduğunu da koiay kolay inkâr edemeyiz . Bu yazarların eserlerini okuyan kişi, onlarda fenomenolojik yönelmenin ortak olduğunu; bu yönelişin ne bir epistemoloji! düşünceye ne de özgün bir metodolojiye dayanmadığını kolayca farkeder; bununla birlikte kendini, açıkça fenomenolojinin alanına girmeyen dinî olgulara belli bir yaklaşma tarzı karşısında bulur; Jourdain'in yaptığı gibi fenomenolojiyi bir üslûp meselesine dönüştürür.
Şimdi Jourdain'in fenomenolojisinin robot resmini çizmeye çalışalım. Şüphesiz bu işte önce, Jourdain'in katkısını belirtmeye gayret etmeliyi/; ama, fc-nomcnologlarda, gerçekten farklı problemlerin ortaya çıkışma neden olan ikincil anlamlar (équivoques) üzerinde durmamızın hiç de gereği yoktur.
Jourdain, fenomenoloji yapmak için, ilkin teolojik faraziyelerini veya sadece değer yargılarını bırakmak zorundadır. Tanrı'nın fenomenolojik bilgisinin gerçekliği, ona göre, artık, gerçek Tanrı'nın bilgisiyle örtüşmez. Hatta, Hristiyan-lığın gerçek bilgisi, gerçek Hristiyanlığın bilgisi değildir. Epoche ister açık ister zımnî olsun, dogmadan veya doktrinden, dikkatin objesi olan yaşanmış inanca geri gitmedir. Fakat şunu da ısrarla belirtelim ki, bu tutum, R. Mehl'in38 gösterdiği gibi, aslında her indirgemeciliği (reduetionnisme) dışta bırakır. Feoomenologa göre dinî inanç, doğru olarak, sadece kendisiyle açıklanır. Eğer "Dinî hayatın iptidaî şekilleri'nin birçok pasajı, (özellikle kutsalın analiziyle ilgili olanlar) fenomenoloji metinleri olarak düşünülebilirse, Durkheim'in dinî tecrübeyi, toplum gücünün tecrübesiyle açıklama teşebbüsü, epocheye sırt çevirir. Durkheim sos-yolijznıdcn* daha az indirgemeci olmayan fonksiyonalist içinde aynı şeyler söylenebilir. Bununla birlikte, fenomenolojiye başvurmayan Ch. Glock, bizzat dinî objeyi gölgede bırakan fonksiyonalist din tanımlarının yetersizliğini göstermek zorundadır39.
O halde, nedenselciliği (causalisme) ve gayeliğini (finalisme)"" bir kenara bırakarak, bizzat dinin anlamını kavramak, her din fcnomenolojisinin amacı
olmalıdır.
Fakat, içeriklerin her zaman göz önünde bulundurmadığı dilin bazı niteliklerine Jourdain, fenomenolog olarak dikkat çeker. Sıfatları isimleştirme onun üslûbunun ayırdedici özelliğidir. "Profan" ve "Kutsal" sıfatlarının isimleştirilmesi-nin gerekliliği, ona özgü bir düşünce tarzıdır. "Korkunç" (terrible) ve "büyüleyen" (fascinant) sıfatlarını isimleşt irdiği zaman Otto'da aynı zihnî eğilim daha belirgin biçimde ortaya çıkar. Şunda anlaşalım: Durkhcim'e göre "kutsal", önce kutsal şeylerin bütünü demektir. Bu yüzden "Dinî Hayatın
"kutsal", tanımının yapılmasına ve sonuçta öz olmaya elverişli, anlamlı bir yüklemdir. Caillois "İnsan ve Kutsal" adlı eserini yayınladığında "kutsafm anlamıyla oynama son haddine varır. Bu defa, bu eserde, obje olarak alman kutsalın niteliği söz konusu edilir. Aynı şekilde Oüo'nun "büyüleyen"!, semantik açıdan, "kadir-i mutlak" ile bir tutulamaz. Bu son durumda, sıfat niteliğindeki deyim, dille ifade edilemeyen; fakat işaret edilen bir ismi niteler. Tersine "büyüleyen", hayran bırakan şeyin niteliği dikkatli okuyucu tarafından farkedilir.
Şunu da ekleyelim ki, bu son durumda, iki yönlü bir değişikliğin gerçekleştiği açıktır. Bir taraftan büyülenen kişinin duygusundan yola çıkıp, oradan da büyüleyen şeyin özelliğini cevhcrleştiriyoruz. Bu küçük sözel cimnastik, bizim fenomenolojik özleştirme dediğimiz; aslında, "özün görülmesiyle amaçlı, yapıtım en olağan birleşmesinden ibaret olan şeyi, tam olarak içerir. Bir tasavvvurun, bir sembolik objenin, bir rolün, bir fiilin bütün anlamı, onları yaşatan ifade tarzına başvurmakla anlaşılır. Fakat anlam, ifade tarzıyla yetinmeyip, nitelediği objeye geri döner. Çünkü obje, bilen süjenin, (Husserlci terimi kullanacak olursak noemanın*) amaçlı korrelatı olma statüsünü kazanmak ister. Bundan sonra anlam artık, ifade tarzından değil, objenin anlamı olur; o zaman objeleşir, cevherleştirilir. Ama bu cevherin varlığı olmadığından biz onu öze dönüştürürüz.
Bu, biraz da karikatürü andıran takdim, açıkça, böyle egzersizlerde, boş tartışmaların (Logomachie) bulunmamasını telkin eder. Uyuyan fazilet vasıtasıyla (virtus dormitiva) yapılmış sözde açıklamalara eş, nocmaîik korrelatla yapılmış pek çok sözde yorumlar vardır. Bunu önlemede "çiğnenmiş kutsal" (sacre de transgression) kavramının ne yararı olabilir? Çünkü, bir defa, bayramın, törenin zorlayıcı gücüyle, insanı tabulardan kuracağını önceden kabul etmiş bulunmaktayız . Bununla birlikte, dinî tezahürlerin anlamının özgünlüğünü ortaya koyan düşünce ve ifade şekillerinin bütün değerini inkâr ettiğimize pişman oluruz. Özet bile olsa, fenomenolojik bir analizle faktörü basitleştirmenin, dinî tutumlardan aldığı şeyi nasıl onlara geri verebildiğini başka yerde gösterdik . Biraz daha ileriye giderek diyebiliriz ki, anlamların nesnelleşmesi ferdî şuurların değişmesinden başka bir şey olduğu zaman da, bu anlamların, bütün özneler tarafından aynı şekilde anlaşılıp anlaşılmadığını sormak zorunlu olur. Şuur sayısı kadar şuur değişikliklerinin olduğuna işaretle yetinmek, sorunu basitleştirmektir. Fakat bütün öznelerce aynı tarzda anlaşılmanın nasıl gerçekleştiğini kendi kendimize sorduğumuzda, önemli bir problemi gündeme getirmiş oluruz. Fakat o zaman fenomenoloji karşımıza, çeşitli çözümler çıkarır. Örneğin, içgözlem (introspection) veya dışgözlem (observation); tekçi ya da çoğulcu; ilkörnekçi ya da kültürel amprist çözümler, onun önerdiği çözüm yollarıdır.

FA. ISAMBERT Çev.: Zeki ÖZCAN*
* Dr.; Uludağ Üniv. İlahiyat Fak. Din Felsefesi Anabiüın Dalı Öğr. Gör
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg el-yazmasi-kuran.jpg (80,9 KB (Kilobyte), 26x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 31.10.09, 07:25
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.136
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Din Fenomenolojisi II

2- İçgözlem (Introspection) veya Dışgözlem (Observation)
Anlatılanların öznellerarası (intcrsııbjektif) niteliği, doğru düşüncenin evrensel olması gibi evrenseldir. İçlerinde dinî tecrübenin de bulunduğu bazı te¬mel tecrübeler, akılla birlikte, bütün süjelerde bulunur. Şüphesiz hiç bir fcnonıe-nolog, içgözlem macerasına tek başına atılmaz. Her fcnomenolog, kendi tecrü¬besiyle, başkasının tecrübesinin birleştiği noktaları göz önünde bulundurur. Fa¬kat süje için son başvurulacak şey, kendi kişisel Tanrı tecrübesidir ve bu tec¬rübe, öznesi "ben" veya "biz" olan konuşmalarla ifade edilir,
"Duygularım ve zekâm, ancak kendilerini doğrudan doğruya etkileyen be¬denimin "ben" olduğu kadar "ben" dirler. Beni o kadar şaşırtırlarken, onlara nasıl benim diyebilirim? Dışarıdan almadığımız neyimiz var? Görüldüğü gibi ben baştan başa bağlanmayım. "Ben" bedenden ibaret görüldüğü, ölçüde, bedenin hayatına katılmayı bırakalım. Kendimizi, ince oyunlar oynayan zekâdan (animus) ibaret de görmeyelim; ruh (pneuma) olduğumuzu keşfedelim" .
Eğer bu pasaj bazı mistiklerin, özellikle de Guillaume de Saint-Thierry'nm analizinin bir özeti diye görülürse, (diğer tecrübe çeşitlerini göz önünde bulun¬durmadığı için) bize böyle bir tecrübeyi geçerli sayma izni vermez - bu, özdeşleşmeden (identification), şahsî, en azından hayalî bir tecrübeye geçmek demektir. Şayet, başkalarının tecrübelerini, benim geçici ruhsal durumlarıma bağlı olarak geçerli saymak zorunda olsaydı, böyle bir ölçü, çok açık bir keyfîlik olacaktı. Bunun için fenomenoloji yolu, bütün tecrübeler aynı düzeyde olmadığı ölçüde, açık veya gizli olarak, gerçeklik meselesini ortaya çıkarır. Evrenselliğe, ancak görünüşleri aşmakla ve varlığın derin tabakalarına nüfuz etmekle ulaşabi¬liriz. Her içebakışçı fenomenoloji için doğru olan şey, dinî tecrübe söz konusu olduğunda daha bir önem kazanır. Dinî tecrübenin objesi; bu tecrübe tanımının gereği olarak, ilk tecrübenin ötesindedir; bunun için dinî tecrübe ilk tecrübenin asılmasıyla gerçekleşir.
Böylece bu fenomenoloji, bir varoluşçu felsefenin parçası olur. Bundan •dolayı, fenomenolojuûn "épocliè"sini hiçe saydığımız söylenebilir mi? Bu tartışıla-bilir, Husserl bilimin gerçekliğinin kaynağını, dünyada değil de, özlerin dile getiri¬lişinde arar. Aynı şekilde egzistansiyalist fenomenologlar da, naif inana sonra¬dan kazanılmış bir inanç olarak görmezler; fakat, onu geçerli saymaya izin veren gerçeklik ölçüsünü tecrübede ararlar. Duanın kabulünün analizi hakkında da ay¬nı şey söylenebilir.
"Duanın kabulü amprik değil; dinî bir olgudur. Bunun için nedensellik ala¬nına girmez; hatta onun büyüyle ilgisi yoktur. İyileşmek isteyen hasta iyileşip iyileşemeyeceğini bilmediği gibi, ölüp ölmeyeceğini de bilemez. Şifa ve hastalık, Tanrı için, inayette bulunma veya imtihan etme vasıtasıdır. O zaman Tann'dan bir şey isteme, gerçekte, onun iradesine boyun eğme anlamına gelir"44.
Görülebilir tezahürlere dayanan fenomenoloji, açıkça, bir iç tecrübe feno-menolojisinin karşı kutbunda yer alır. Şüphesiz bu dunun, Van der Leeuw'un içebakış metodunun imkânlarını önemsememesinden kaynaklanmaz. Gerçek ne¬den şudur: Daha önce söylediğimiz gibi Husserl, evrensel olduğu söylenen bir şuura kişisel tecrübeyi yansıtmanın değil de; başkasını tecrübede, başkasını anla¬ma ve kişisel tecrübesini zenginleştirmenin peşindedir. Dolayısıyla onun metodu içebakışa zıttır.
Bu eğilim Joachim Wach'da daha açıktır. O, dinî tecrübenin nitelikleri ni gösterdikten sonra şunu açıklar: "Dinî tecrübe ifade edilmek eğilimindedir. Başkaları bizim tecrübelerimizi, anlattığımız kadarıyla ve anlatmamızla öğrenebi¬lirler ve dinî tecrübenin yapılabilmesi için, bizim sanki dinler tarihçisi olmamız gerekmektedir. Bir başkasının dinî tecrübesi asla doğrudan doğruya anlaşıla¬maz"45. O halde, dinî anlamlara nüfuz etme, sadece.aracıyla olabilir ve bu aracı¬lığı da anlatım (expression), yani "anianfa duyulur bir nitelik kazandırma yapabi¬lir. Bir din biliminin "anlatım aracılığı"yia tanıma zorunda oluşunun kaynağı bu durumdur ve anlatımın da, teorik, pratik ve sosyal olmak üzere üç görünüşü, var¬dır46. Özellikle, bu son görünüş, din sosyolojisi şeklinde geliştirilecektir4'.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 31.10.09, 07:26
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.136
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Din Fenomenolojisi II

3- Tekçi (moniste) ve Çokçn (pluraliste) Çözümler
Fenomenoloji, görülür tecrübeye (expérience visible) dayanmak için, yine de "gerçeğe uygunluk" kavramını dışta bırakamaz, hatta şahsî tecrübeye başvur-mamazlık edemez. Önce şunu belirtelim: Gördüğümüz gibi, Van der Leeew'a
göre arılama gücü (comprehension) tedrici olarak gelişir. Fenomenolog, bir ro¬lün veya ayinin doğrudan kavranan anlamını yanlış yorumlamamalıdır. Bazıları bu bakış açısının mahzurlu tarafını göstermek için "kesinlik" fen (exactitude) söz edeceklerdir. Fakat Van der Leeuw, gizli olanı ortaya çıkarmaya çalışırken teza¬hürün ortak özünü meydana çıkarma amacı güder. Çünkü eğer ortak bir özleri olmasaydı, biz, sonsuz çeşitlilikteki tezahürleri anlayamayacaktık. Gerçeklik so¬runu burada yine karşımıza çıkar. Çünkü, Van der Leeuw'un da eninde sonunda yapmak istediği şeyi; yani duanın, kurbanın özü gibi çok genel dinî özlerin hatta dinin özgünün neden ibaret olduğunu söyleme sınırına iyice yaklaştık . "Özü ve Tezahürleri İçinde Dra"in varoluşçu yansımalarını bir kenara bırakırsak bu eser, çok çeşitli dinî tezahürlerden bazılarının yorumlanması üzere bina edilmiş bir yapı şeklinde görünür. Bu yapıda ara tiplerden ibaret bir kat vardır; o katta dinî hayat, duyumlar çeşitliliğinin azaltılmasından ibarettir. Yapının kuruluş amacı da bizzat dinin özünü ve onu karaklerize eden temel ilişkileri sürdürmektir. Eğer Van der Leeuw gerçekten, genelieştirici soyutlamayı davranışının temeli yapma niyetini taşısaydı, tfimevanmsal bir yöntemden sözedebilecektîk. Fakat o, her aşamada, dinî ilişkileri; dinî sezgiden önce sezerek gizli olanı daha fazla ortaya, çıkarmak niyetindedir. Gerçekte dinî tezahürlerin çeşitliliği konusundaki titizliği, Van der Leeuw'un, ayırmaya, birleştirmeden daha büyük yer vermesine yol aç¬mıştır.
Buna karşılık birleştirici özleştirmeye doğru giden ve başkalarının da izle¬diği bir yol gösterilmiştir. Burada sadece, Roger Caillois'nın, ortak ve toplu coşku diye nitelenen bayramla ilgili yorumuna, tabuların kaldırılışına, başlangıç¬taki kaosun törense! düzenlemesine işaretle yetineceğiz. Burada, tenkid etme¬den, bakış tarzının klâsik tanım teşebbüsüyle olan farklarını belirtelim . Durk-heinı, dini tanımlarken, dinin niteliği olarak tespit ettiği her özelliği belirtmeye çalışır. Oysa Callois, bayramlarda gördüğümüz nitelikleri gerçek bayramın nite¬likleri kabul etmez . Ona göre şimdiki bütün bayramlarımız gerçek bayramın bozulmuş şekilleridir. O halde problem, bayramların ortaklaşa sahip oldukları şeyi ortaya çıkarmak değil, yeterince zengin ve tutarlı bir bayram tipini teşkil et¬mektir. Böylece, hangi bayram gözönüne getirilirse getirilsin, bu aslî örneğin fa¬kirleştirilmiş bir değişik şekli olduğunu görebiliriz.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 31.10.09, 07:27
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.136
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Din Fenomenolojisi II

4- İlkörnekçilik (archetypisme) veya Kültüre! Amprizm Roger Caillois'da yorumun geçerliliği sadece onun verimliliğine bağlıdır. Bu ise anlamın öznelliği meselesini yeniden ortaya çıkarır. Mircea Elliade buna şu postulatı ekler: "Kendi ilkörneğine mümkün olduğunca yaklaşmaya, yani tarihi
alüvyonlarından ve tortularından arınmaya meyletmeyen hiçbir dinî şekli yok¬tur" . Bu dernektir ki, kutsalın tezahürleri ya da Myerofaniler* aslî özlerle açık¬lanır. İşte bunun için kutsalla ilişkinin özünü ilkel halklarda bulabiliriz. Eğer ta¬rih işin içine karışırsa, bu, bazı hiyerofanileri bir süre için gizlemek; insanlığın di¬nî hazinelerini zenginleştirmeye yarayan yeni hiyerofanileri ortaya çıkarmak için¬dir. Fakat her hiyerofani, kendisini ifadeye yarayan sembolik dil değişmek ve kültürel değişiklikleri izlemek zorunda olsa bile, ilk ve aslî şekliyle yeniden or¬taya çıkma eğilimindedir.
Böyle bir durumun iki avantajı vardır. Eliade, bir taraftan tek ve zorunlu öz; öbür taraftan da çok ve zorunsuz tezahürler arasındaki zıtlığı aştığı için, iyi-niyetle kutsalın özgün tezahürlerini çoğaltabilir ilk örneklerin sürekliliği postulatı, ona, özgün yapıları içinde, hiyerofaniler üzerinde dikkatini yoğunlaştırma; birliğe indirme kaygısından uzak fenomenolojik bir denge kurma izni verir, ikinci avan¬taj ise metodların kurala bağlanmasıdır: Formların değişmezliğini belirlemek, iyi tespit edilmiş bir amaç; sınırsız gözlemlerimiz esnasında ipucu görevi yapan bir karşılaştırmacılık kuralıdır. Fakat Plafoncu esinlenmeye bir iman derecesinde bağlanmayı isteyen bu postulatın kabulünde açık bir güçlük vardır.
Bu güçlüğü, Eliade'ı red için bir neden yaparsak, geriye, ne teolojik ne de felsefî olmadığı varsayılan bir fenomenolojisinin "yönelme sınır"! (orientation-li¬mit) olabilen saf bir deneycilik bakış açısı kalır. Bu bakış açısına göre tezahürler gözlenecek objeler gibidirler. Sembolik karakterlerinden dolayı onları, gösteren görünüşleriyle (aspect signifiant) olduğu kadar gösterilen görünüşleriyle de (as¬pect signifie) tesfir etmek gerekir. Bu iddiaya kanmayalım; çünkü karşılaştığımız bütün güçlüğü ortadan kaldıramaz. Sosyoloji, belli bir kültür alanına ait ortak ta¬savvurlar ve anlamlar kavramına aşinalık kazandırsa da, kültürlerin birbirini karşılıklı olarak anlaması problemi tamamıyla yerinde kalır.
Diğer taraftan sonsuz gözlemlerin çeşidini kısmen azaltmak bir zorunlu¬luktur. Bunun için yapacağımız örneklendirmenin temelini tespit gerekir. Bu iş için önümüzde bir yol, Max Weber'in yolu vardır. Weber'e göre ideal örneğin ça¬tısı bütünüyle çatılmıştır. Onun değeri de anlatmasına, yani hanı haliyle irrasyo¬nel görünümlü bir olgunun aklî olarak yeniden teşkiline bağlıdır* . Protestan ah¬lakıyla kapitalist ruhun arasındaki ilişkilerin yorumu böyledir . Hiçbir zaman açıkça söylenmese de, saf deneysel, fenomenolojik bir analizin en güzel örneği şüphesiz bir yorumdadır.
Yorumlamayı bir defa ölçü kabul edersek, o zaman tenkid dalgalarıyla karşılaşırız. Çünkü bu yorumun açıklamadığı, hatta ona zıt bağlamlar da
(Connexion) bulunabilir. Oysa harfi harfine Weberei anlamda kabul edilmiş bir örnek tanımı bu tür eleştirilerden zarar görmez.
Gerçekte Weber kendisine yöneltilen olgusal (factuel) eleştirileri bizzat cevaplandırmaya çalıştı. Şüphesiz kendisi için, bilim adamı sıfatıyla ideal örneği, bazı şartlarla ve deneysel olarak gerçekleştirilebilir bîr hipoteze dönüştürmemek zordu. Deneysel, sosyal bir fenomenoloji sonuçlarının geçerliliğini, pozitif bir sosyolojiden başka şeyle sağladığını kolay kolay iddia edemez.
Din fenomenolojisinin şematik bir dengelemesi (bianco) pek de haklı ol¬mayabilir. Din fenomenolojisindeki bir çok yönelimleri bir kenara bırakıp da, en genel fenomenoloji yönteminin elverişliliği hakkında yargıda bulunduğumuzda bu disiplinin somut katkısını yeterince gösteremeyiz. Kısacası din fenornenolojisi, ancak, bize sağladığı sezgilerin değeri kadar değerlidir. Rudolph Otto'nun bazı yerlere ait kutsal korku ve Van der Leeuw'un kutsallaştırmalar üzerine yazdıkla¬rı pasajların okunması, din fenornenolojisi yönteminin doğruluğunu ispat etmek¬ten çok bu disiplinin imkânları lehine tanıklık eder.
Chanlepie de La Saussaye'ın da yazdığı gibi, din fenornenolojisi aracıdan başka bir şey değildir.
Felsefe olarak fenomenolojinin güvenilirliğini tartışmaktan uzak dursak da, dinî olgular bilimi açısından, fenomenolojik analizin, ancak geçici bir aşama olduğunu da görmemezlikten gelemeyiz. Fenomenolojik analiz, iç tecrübe yoru¬mu olarak, sonunda bir varoluşçu felsefeye dönüşür. Eğer o, dinî olgunun duyumlanabilir tezahürlerini gözlemlemeye yönelecek olursa, o zaman, yorumun gerçeğe uygunluğu problemi çözülmeden kalır. Bu takdirde, ya sürekli olarak ön¬ceki duruma götüren sezgisel bir birleştirme bizi kendine çeker; ya da örneklerin çokluğunu koruyacak olursak Platoncu bir metafizik içinde yer alan ilk ömeksel bir dayanak görevini onlara verme eğilimi taşırız. Bununla birlikte bütünüyle po¬zitif bir bilim plânında kalmak istersek fenomenolojik evreyi uygun psiko-sosyo-lojik doğrulamalarla desteklenecek, yorumlayıcı bir hipotez evresi gibi görmek gerekir.
Bu ara evrede, din fenornenolojisi, zihnî bir tutum ve birkaç kavram reh¬ber (concepte-guide) önerir. Din fenomenolojisinin her fenomenolojiyle ortak yönünü teşkil eden zihnî tutum, anlama saygı göstermedir; yani her inançtan her değerini büyük göstermeden, hatta her şüpheden kurtulma amacı güden sezgidir. Anlamı yakalama güçlüğünü, içtenliğin ve sürekli dikkatin gerekli oluşunu, do¬ğrudan kazanılmış izlenimlerin yetersizliğini hissetmedir. Kavram-rehbcrler ara¬sından din fenomenolojisine en uygun olanı, yani tezahür kavramını alıyoruz. Te¬zahür kavramı dinî fenomenler içinde süjeyle objenin ilişkisinin aldığı özgün for¬mu ortaya koyar. Dinî objenin tanımında, kendini gizlemek, yani saklı olmak var¬dır. Ve dinî süjenin özelliği de, bakışın aradığı
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf M34.pdf (978,8 KB (Kilobyte), 31x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
din, fenomenolojisi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 15:23 .