Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İlahiyat Fakültesi > Türk Kültüründe Hz. Ali Cenknâmeleri

İlahiyat Fakültesi hakkinda Türk Kültüründe Hz. Ali Cenknâmeleri ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Türkler İslâmiyetle tanıştıktan sonra, İslâmiyetin tanıtılması ve yayılması için büyük çaba göster¬mişlerdir. Bu durum, dillerinde, edebiyatlarında ve kültürlerinde köklü değişiklik yaratmıştır. Hz. Ali Cenknâmeleri edebî tür de özellikle 13.yy Türk

İlahiyat Fakültesi Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, Tasavvuf, İslamiyetin mistik boyutu, Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu, tanrı bilimi, teoloji, metodoloji

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 06.03.10, 06:36
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.695
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Türk Kültüründe Hz. Ali Cenknâmeleri

[coverattach=1]Türkler İslâmiyetle tanıştıktan sonra, İslâmiyetin tanıtılması ve yayılması için büyük çaba göster¬mişlerdir. Bu durum, dillerinde, edebiyatlarında ve kültürlerinde köklü değişiklik yaratmıştır. Hz. Ali Cenknâmeleri edebî tür de özellikle
13.yy Türk edebiyatında önemli örneklerle kendini göstermiştir. Hz. Ali, Türk kültürü içerisinde, diğer İslâm önderlerinden farklı ve özel bir yere sahiptir. Onun kahramanlıkları dilden dile anlatılarak, kimi zaman tarihî hakikatleri de aşarak menkabevi bir boyuta ulaşmıştır. Onun içindir ki, Hz. Ali ve onun etrafında gelişen cenknâmeler, Türk kültürü içerisinde oldukça geniş bir yer tutar. Hz. Ali Cenknâmelerinde, mezheplere göre değişmeyen özgün bir Müslümanlık vardır.

After that Turks have met Islam, They have made tremendous efforts to introduce Islam and spread it out.
This situation has made deep changes in their language, literature and culture. Hz. Ali's Cenk Name which is a source for the Islamic history has taken an important place during 13th centuries in the Turkish literature. Among other islamic leaders Hz. Ali has a different and especial place in Turkish culture. His heroics had been narratived by Turkish people frequently. Even his heroics had attained to mytology dimension. There for Hz. Ali and Cenk names about him has take place in Turkish culture. In these Cank names, there is a pure Islamization that it is suitable to all Islamic sects.

Mehmet ATALAN
Doç. Dr., Fırat Ü. İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Anabilim Dalı.

Bu makale Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve İzmir Müftülüğü tarafından gerçekleştirilen 24-25 Ekim 2007'de İzmir'de düzenlenen Hazreti Ali Sempozyumunda tebliğ olarak sunulmuştur.
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg kurani_kerim_kran_quran_cover.jpg (163,1 KB (Kilobyte), 25x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06.03.10, 06:37
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.695
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Türk Kültüründe Hz. Ali Cenknâmeleri

Cenknâmeler, 13. yüzyıldan itibaren Anadolu Türk saha¬sında, devrin toplum yapısı, hayat tarzı ve dünya görüşüne uygun olarak, Anadolu'nun en hareketli dönemlerinden birin¬de, birer kültür kaynağı olarak birtakım tarihî gerçekleri içeri¬sinde barındırmayı başaran, ideal insan tipini işleyerek toplumun karizmatik lider ve örnek insan arayışına cevap veren ve tam anlamıyla mezhebi taassup olmaksızın yaygın İslâmi anla¬yışla paralellik arz eden, toplumun ortak kültürü olan ve dev¬rin aydınlarınca tercüme, adapte ve telif yoluyla kültürümüze kazandırılan eserlerdir.
Anadolu Türkünün hayat tarzı, dünya görüşü ve ideallerini besleyen İslamiyet, bu asırdan itibaren cenknâme türü cenga¬verlik hikâyelerinin yazılıp benimsenmesini kolaylaştırmıştır. Bunlar, çoğu zaman dinî eserler içerisinde kabul görmüş olup, şeklî yapıları ile, kapladıkları hacim ne olursa olsun 13. yüz¬yıldan itibaren bizim kültürümüze işlenmiştir. Cenknâmeler, Anadolu Türk Devletinin kuruluş dönemlerinden itibaren idea¬lize örnek insan tipini topluma sunmuş olmasından dolayı da kabul görüp yaygınlaşmıştır.
Cenknâmelerin yazılış amacı topluma, dinî-ahlaki, tarihî bilgi vererek insanları şuurlandırmaktır. İnsanın kendisine ve başkalarına karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmek, güzel huylar edinip kötülüklerden kaçınmak gibi nasihatlerin işlen¬diği cenknâmelerdeki asıl amaç, topluma İslâmi bir ahlak sis¬temi öğütlemektir. Cenknâmeler ahlaki bilgilerin yanı sıra çe¬şitli örnekler ve insani davranış biçimleri ile öğüt tarzı ifadeler de taşımaktadır.
Önceleri sözlü olarak anlatılan cenknâmeler, daha sonraları yazıya geçirilerek günümüze kadar gelmiştir. Cenknâmelerin büyük bir kısmının, günümüzde yeniden ele alınıp hikâyelere konu edilmesiyle bu eserler Türk modern hikâyeciliğine kay¬naklık etmiştir. Türk edebiyatında dinî içerikli kahramanlık cenknâmelerinin sayısı oldukça fazladır.
Türk-İslam edebiyatı geleneğinde Hz. Ali Cenknâmeleri, ba¬zen bir yazara atfedilerek bazen de anonim eserler olarak gü¬nümüze kadar gelmiştir. Bu eserlerin birçoğu, değişik kimseler tarafından yazıldığı için müellif adları değiştirilmiş veya kay-bolmuştur.
13. yüzyılda halk arasında, ordularda, hatta saraylarda elle¬rindeki kopuzlarıyla Dede Korkut hikâyelerini, Battal Gazi ve Danişment Gazi menkıbelerini söyleyen ozanlar vardı. Onlar şehirlerde olduğu kadar köylülerin toplandıkları yerlerde, aşi¬ret reislerinin obalarında, uçlardaki gaziler arasında da itibar görürlerdi. Bütün halk sınıfları arasında yayılmış olan bu des¬tani edebiyatın görmüş olduğu rağbet, şairleri ve ozanları,mevzularını İslam ananelerinden alan birtakım kahramanlık hikâyeleri daha vücuda getirmeye teşvik etmiştir. 13. yüzyılda hızla başlayan bu cereyan, 14. asırda muhtelif amillerin de tesiriyle büsbütün gelişimini sürdürmüştür. Bu yeni kahra¬manlık hikâyeleri, daha ziyade İslam ananesinin tesiriyle Hz. Ali etrafında geçen olaylardan vücuda gelmiştir. Halk arasında bu gibi kahramanlık hikâyelerinin yayılması, mutasavvıfları da birtakım sofiyane mevzuları ve menkıbeleri böyle hayali hikâ¬yeler tarzında yazmaya sevk etmiş ve bu suretle de kültürü¬müzde tasvirî eserlerin yazımı hızla çoğalmıştır.
13. yüzyıldan itibaren Anadolu sahasında telif edilen Hz. Ali cenknâmeleri, İslamiyet'ten önce teşekkül etmesine rağmen dinî unsurlarla teçhiz edilmiş dinî destanlardır. Ayrıca bu des¬tanlarda, maneviyatının daha ağır bastığı veli tipinin bazı un¬surlarını bünyesinde taşıyan gazi tipi de teşekkül etmiştir. İs-lami idealler için savaşan, cihan hâkimiyetini, hâkimiyet idea¬lindeki adalet duygusunu din ile birleştiren gaziler, içinde ya¬şadığı şartlardan dolayı savaşı bir yaşayış tarzı olarak benim-semişlerdir.
Türklerin cenknâme yazma geleneğine yaptıkları katkı ol¬dukça fazladır. Öyle ki cenknâmelerin halk arasında yayılması büyük ölçüde Türklerin ilerlemesiyle artmıştır. Selçuklulardaki cenknâme geleneği Osmanlılara kadar intikal etmiştir.
13. yüzyıla kadar Türklerin fikrî yapısını belirleyen en önemli unsur, tasavvufi din anlayışı olmuştur. Özellikle 13. yüzyıl Anadolu'sunda Maveraünnehr, Harezm, Horasan ve
Azerbaycan bölgesinden gelen tasavvuf ağırlıklı düşünceler, Anadolu'da dinin yaşanması ve algılanmasında bazı farklılıkla¬rın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu yüzyıllarda cenknâmeler, tasavvufi akımlar ile beslenip dinî, ahlaki ve kahramanlık konuları üzerine yoğunlaşmıştır. Böylelikle bu unsurların belirgin olduğu yeni bir ideoloji ve dinî anlayış or¬taya çıkmıştır.
13. asırda yaşamış Şeyyâd İsa, Hz. Ali'nin Salsal adlı dev ile yaptığı cengi anlattığı Salsalnâme'yi, 13. yüzyılda yazmıştır. Buna bağlı olarak dinî-destani kahramanlık hikâyelerinin Türk edebiyatındaki başlangıç dönemini 13. yüzyıla bağlayan Galotta ise gazavatnâmelerin kaynağını verirken dinî içerikli kahramanlık hikâyelerinin 13-14. yüzyıllar arasında ortaya çıktığını söylemektedir.
Edebiyatımızda cenknâme geleneğini ilk başlatan kişi, Os¬manlı'nın ilk döneminde yaşayan âlim ve şair, devlet adamı Dursun Fakı'dır. 13. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Şeyyâd Îsâ, 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başında yaşadığı şek¬linde bilgi verilen Kirdeci Alî, 14. yüzyılda yaşamış Meddâh
Yûsuf ve 14. yüzyılın sonu ile 15. yüzyılın başında yaşadığı belirtilen Ma'azoğlu Hasan bu geleneği devam ettirmişlerdir.
14. yüzyıl daha çok dinî mesnevilerin yazıldığı bir dönemdir. Türk edebiyatındaki hikâye türünün ilk kaynakları, Kur'an kıssaları, enbiya ve evliya menkıbeleri ile din büyüklerinin ef-saneleştirilmiş kişilikleri çevresinde beliren söylentilerdir. Bu insanların hayatları etrafında teşekkül eden efsanevi anlatım¬lar, dinî inanç, cihat fikri, gazilik ve şehitlik üzerine bina edil¬miştir. Bu tür eserler bünyelerinde daha çok dinî, tasavvufi ve ahlaki esasları taşır. Bu dönemdeki Hz. Ali cenknâmelerinin dinî kıssa ve menkıbelerden başka İslam tarihiyle ilgili destan¬lardan, efsanelerden ve masallardan da beslendiğini söylemek mümkündür.
14. yüzyılda Osmanlı ülkesinin kültür merkezi, başkentin Bursa olması nedeniyle Orta Anadolu'dadır. Bu asırda yaşamış şairlerin ve yazarların eserlerini, Farsça ve Türkçe olmak üzere iki dilde kaleme almaları, bu yılların bir geçiş dönemi olduğu¬nu gösterir. Yeni Müslüman olan Türk halkına tasavvufu öğ¬retmek amacıyla kaleme alınan eserlerin yanı sıra tekke çevre¬sinde oluşmuş anonim mahiyetteki cenknâmelerin çokluğu da dikkat çekicidir. Bu eserler, 15. yüzyıldan itibaren manzum olarak Türkçe'ye tercüme edilmiştir.
16. yüzyıldan sonra teşekkül etmiş veya daha sonraki dö¬nemlerde istinsah edilmiş cenknâmelerin dili ise kendi devirle¬rinin özelliklerini taşır. Manzum cenknâmeler için de bunusöylemek mümkündür. Cenknâmelerde kullanılan kelimeler, ele alınan konu sebebiyle savaş ve din ile ilgili kelimelerdir. Gündelik hayatla ilgili unsurlara bu eserlerde fazla yer veril¬mediğinden, bu konuyla ilgili kelimelere de pek sık rastlanıl-maz. Ayrıca Kan Kal'ası cenginin de 17. yüzyılda istinsah edilmiş olduğu bilinmektedir.
İslamiyet'in kabulünden önce Türk toplum hayatında ozan¬lar tarafından icra edilen destan ve hikâye anlatma geleneği, İslamiyet'ten sonraki dönemde yerini gezici âşıklara bırakmıştı. Arap ve Fars kültüründen gelen kıssahan-meddahlar, Selçuk¬lular döneminde önce saraylarda yer aldıktan sonra Türk top¬lumunda da dinî destanları anlatmışlardır. Konusunu eski Türk geleneklerinden alan hikâye ve destanlar, daha çok köy ve aşiret çevrelerine kaymıştır. Bu dönemde Hz. Ali'nin cenknâmeleri anlatılmaya başlanmıştır. 14. yüzyıldan itibaren ozan ve kıssahanların anlatımları birbirinden ayrılmıştır. İsla¬miyet'in kabulüyle birlikte Türk toplum hayatında önce ozan¬larla görülen kıssahan-meddahlar, konularını İslami gelenek¬ten alan ve özellikle de Hz. Ali ile ilgili hikâyeler anlatıyorlardı. 16. yüzyılda klasik edebiyatın teşekkülüyle birlikte kıssahan-meddahlar muhteva değişikliğine giderek daha gerçekçi konu¬ları ele almışlardır. Bunun sonucu olarak kıssahan ve med¬dahların en önemli konularından biri olan cenknâmeler de artık anlatılmaz olmuştur.
Halk Edebiyatımızdaki hikayeleri üç grupta toplayan Köprü¬lü, Hz. Ali Cenklerini konu edinen hikayeleri, İslam ananesin¬den geçen dinî mevzular grubunda ele alarak bu durumu şu cümlelerle anlatmaktadır: Esasını İslam ananesinden alan dinî mevzulara gelince, yalnız halk edebiyatımızda değil klasik ede¬biyatımızda da büyük bir ekseriyeti bunlar teşkil eder. Edebi¬yatımızın ilk inkişaf dönemlerinde, yani halk edebiyatı ile kla¬sik edebiyatın henüz birbirinden kesin bir surette ayrılmadığı devirlerde yapılmış eserlerden birçoğunu bu devreye ithal ede-biliriz.
Bütün bu görüş ve değerlendirmeleri dikkate aldığımızda Hz. Ali Cenknâmelerini bir yönüyle İslâm kültürüne bağlayabi¬liriz. Önce Arapça ve Farsça yazılmış cenknâmeler, Türkçeye tercüme edilmiş daha sonra orijinal Türk cenknâme geleneği oluşmuştur. Diğer taraftan bunlar İslamiyetten önceki Arap ve Fars efsanelerinden izler taşısa bile, bütün yönleriyle İslami bir anlayışla teşekkül etmiş ve bizim edebiyatımızda bu yönüyle kendini göstermiştir. Siyer, meğazi türü eserler ve dinî kıssa¬lardan kaynaklanıp bizim millî unsurlarımız ile yeniden şekil¬lenmiştir. Hz. Ali Cenknâmeleri konusu itibarıyla dinî-kahramanlık hikâyeleri içinde mütalaa edilebilirler. Cenknâmeler, genel olarak, Hz. Ali'nin zamanını anlattığı için bu geleneğin bütün yazarlar tarafından benimsenmesinde herhangi bir sorun yaşanmamıştır. Çünkü cenknâmelerde, mezhep çatışmalarından söz edilmemektedir.
Meddahların anlattıkları hikayeleri üç grupta toplayan Fuat Köprülü, bunu, Hz. Ali Cenkleri gibi konusunu İslam gelene¬ğinden alan hikayeler ile aynı grupta mütalaa eder. 13, 14 ve 15. yüzyıllarda meddahlar tarafından anlatılan Hz. Ali Cenknâmeleri, 16. yüzyıldan itibaren, yavaş yavaş azalmış, bunların yerine yaşanılan ve daha gerçekçi hikâyeler yerlerini almıştır.
Tursun Fakı tarafından Türk kültürüne kazandırılan bu cenknâmelerde, İslamiyet'ten önceki Türk kültür hayatı ve inancına ait pek çok unsur ile İslami unsurlar bir araya geti¬rilmiştir. Dinî motifler başta olmak üzere diğer motifler de tes¬pit edildiği zaman görülmektedir ki, bu metinlerde net biçimde iyi- kötü ve Müslüman ile küffar çatışması ele alınmaktadır. Bu konunun seçimi ise yaşanılan dönem ve sosyal çevre ile ilgilidir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06.03.10, 06:38
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.695
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Türk Kültüründe Hz. Ali Cenknâmeleri

Cenknâmeler, Türkler arasında okunan kitapların başında gelmektedir. Hz. Ali cenknâmeleri, destanları, kıssaları, hikâ¬yeleri, gazavatnâmeleri adıyla Anadolu'da pek çok eser bulun¬maktadır.
Cenknâme geleneği, Horasan'dan başlayarak Türk dünyası¬na yayılan ve İslam öncesi millî edebiyat geleneğinin pek çok açıdan devamı olan tekke ve tasavvuf edebiyatından ayrılmış¬tır. Bir zaman sonra kahvehaneler, tekkenin karşısında bir nevi Müslümanların alternatif sosyal kurumu olarak belirir ve tekkenin, topluca eğlenme ve çeşitli sosyo-kültürel faaliyetler¬de bulunma tekelini kırar. Dahası tekke ekseninde uhrevi bir neşve içinde yer alan zikirler, kahvehane ekseninde nerdeyse tamamen dünyevi bir karakter kazanır.
Bu cenknâmelerle topluma bir yandan dinî kahramanlık duyguları hissettirilmeye çalışılmış bir yandan da tarih bilgisi ve şuurunun verilmesi amaçlanmıştır. Cenknâmelerin tümü¬nün tarihi hadiseler ile bağlantısının olduğunu söylemek mümkün değildir. Hz. Ali Cenknâmelerinde bazen tarihî bir hadisenin içine muhayyel vakalar, unsurlar serpiştirilirmiş olabilir. Bazen de muhayyel bir hikâye tarihî bir vak'a ile baş¬lamış olabilir.
Hz. Ali cenknâmelerinde, Hz. Ali'nin hayat hikâyesi, kera¬metleri ve onun etrafında cereyan etmiş olaylar anlatıldığı gibi Hz. Muhammed, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Fâtıma ve Mu-hammed b. el-Hanefiyye gibi İslam büyüklerinin hayat hikâye¬lerine ve onların kahramanlıklarına da yer verilmiştir. Bu cenknâmelerde kullanılan motifler ve anlatılan hikâyeler, Türk kültür tarihi hakkında ipuçları vermektedir. Bu cenknâmelerinifadeleri basit olmakla beraber, tasvirlerinin realist bir tarafı da bulunmaktadır.
Cenknâmelerde Hz. Ali, iyi insanların koruyucusu ve yol göstericisi olan bilge bir kahramandır. Bu tarz eserlerde Hz. Ali, halkı kötü güçlerden koruyan, darda kalan insanların im¬dadına yetişen, onları düşman zulmünden koruyup kollayan, halkın sevdiği ve yücelttiği bir kahraman veya olağanüstü güç¬leri bulunan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan o, cenknâmelerde ejderhalarla, devlerle ve cadılarla da savaşır. Buradaki dev ve ejderhalar, kötü güçleri sembolize etmektedir. Onun gerçek hayattaki bilgeliği ve savaşlardaki kahramanlık¬ları, halkı sefaletten kurtarıp feraha eriştirmesi halk arasında sevilen bir tip olmasını sağlamıştır.
Hz. Ali cenknâmelerinde İslami unsurlar kendini sürekli hissettirir. Yapılan mücadeleler, Müslüman ile gayrimüslimler arasındadır. Yani mücadele, milletlerarası olmaktan çıkarak dinler arasındaki mücadeleye dönüşmektedir.
Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış manzum veya mensur dinî cenknâmelerin kültür tarihimizde önemli bir yeri vardır. Halkımızın bugünkü inancının, zihniyetinin, davranışının ve zevklerinin oluşmasında cenknâmelerin rolü büyüktür. Bu eserler halkın tarihî, dinî, edebî bilgi ihtiyacını karşılamak ve bedii, hamasi, dinî duygularını ve merakını tatmin etmek için kullanılmıştır. Bahis konusu cenknâmeler, çoğu kere -diğer öğretici mahiyetteki dinî eserler gibi- akşam toplantılarında, uzun kış gecelerinde meclis meclis okunagelmiştir. Hatta man¬zum cenknâmeler, makam ve nağme ile söylenmiştir.
Cenknâmelerde işlenen dinî içerikli kahramanlık konularıy¬la ideal insan tipinin bir örneği sunulur. Bu bakımdan cenknâmeler gerek tarih gerek fikir ve sanat bakımından bü¬yük değer taşır. Bu eserler tarihi, birtakım mitolojik menkıbe¬ler hâlinde anlatır. Bu eserlerde anlatılan hikâyeler gerçeğe uymasa bile, milletlerin kendi millî mazileri hakkında neler bilip neler düşündüğünü haber vermesi bakımından önemli¬dir. Yani cenknâmeler, tarihî gerçekleri tam yansıtmamakla birlikte, kökü tarihe dayanan, ilhamını tarihten alan bir halk edebiyatı eseridir. Türklerin -mizaçları gereği-cenknâmelerinde tarihî gerçeklerden uzaklaşılmaz. Bu sebep¬ten onların cenknâmeleri halk diliyle söylenmiş birer tarihî esere benzemektedir.
Cenknâmelerin en eski fonksiyonlarından birisi de toplum¬daki insanların morallerini yüksek tutmalarını sağlamaktı. Bundan kasıt insanları ortak din, inanç ve ilkeler etrafında birleştirerek onların millî hedeflere yönelmelerini sağlamaktır. Cenknâmelerin bir diğer amacı da geçmişte aynı ilke ve ülküler için fedakârlık etmiş insanların, kahramanların adının, sanı¬nın ve yaptıklarının yaşatılmasıdır. Geçmiş kahramanların bu şekilde yâd edilerek yaşatılması, aynı zamanda dinî ve millî hedefler için fertlerin özendirilmesini sağlamaya yönelik bir eğitim işlevi de görmektedir. Savaşlarda kahramanlık göster¬miş kişilerin veya millî sıkıntıların, hedeflerin terennüm edil¬mesi ve insanlara hatırlatılması, insanların psikolojik yönden bu hedeflere yönlendirilmesinin ve motivasyonunun sağlan¬ması bir nevi cenknâmelerin toplumsal görevidir. Cenknâmelerin toplumun moralini yüksek tutmasına yönelikfonksiyonunun, bütün Türk tarihi boyunca devam ettiği bilin-mektedir.
Adı geçen cenknâmelerde, toplum hayatına ilişkin konular da işlenmiştir. Savaşlar, isyanlar, sosyal dengesizlikler, top¬lumsal eleştiriler, özlem duyulan şeyler, cenknâmelerde işle¬nen konuların başında gelir. Ele alınan konular, belli bir olay, sebep sonuç ilişkisi ve ilginç karakterler barındırdığı için ko¬layca hikâyeleştirilmiştir.
Eski kültürümüzde, cenknâmeleri sadece evde değil, köy misafirhanelerinde, camilerde, tekkelerde, kıraathanelerde ve benzeri yerlerde sesli olarak okumak ve birlikte dinlemek gele¬neği yaygındır. Hz. Ali cenknâmeleri, bu yolla bütün aile fertle¬rinin şuurlanma sürecinde etkili olmuştur. Vaktiyle cami önü edebiyatı diye küçümsenmiş halk hikâyelerinden müteşekkil cenknâmeler, bu şekilde defalarca okunmuştur. Hz. Ali cenknâmeleri diye bilinen eserler toplumumuzu çok farklı bir şekilde etkilemiştir. Bu kitaplar, Türkler arasında Hz. Mu-hammed, Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Mu-hammed b. el-Hanefiyye muhabbetini besleyen en önemli kay¬naklar arasındadır.
Yakın zamanlara kadar Anadolu'da kahvehanelerin çoğu, camilerin yakınlarında bulunurdu. Cemaat için camiye erken gelenler namaz vaktine kadar buralarda beklerdi. Boşa vakit harcamamak için de kahvecinin sahaflardan kira ile alıp getir¬diği kitaplar okunurdu. Genellikle akşamla yatsı namazı ara¬sında Hz. Ali Cenknâmeleri'ni bir kişi okur, diğerleri de onu dinlerdi. Kahveci de kıraat eden müşteriden kahve parası al¬mazdı. Kıraathane diye de adlandırılan kahvehanelerde mu¬hakkak bir kitaplık bulunurdu. Özellikle gençlerin devam ettiğikahvehanelerde, kahramanlık konularını işleyen bu kitapları okutup dinlemek çok revaçta idi.
Anadolu köy odalarında sadece erkekler toplanırdı. Fakat odalarda okunan cenkler, ertesi sabaha kadar kadın, kız, ço¬cuk bütün köy sakinlerine ulaştırılırdı. Bu açıdan bakıldığında köy odaları bir nevi iletişim merkezi olarak değerlendirilebilir. Bu durum, sözlü kültürün hâkim olduğu küçük bir yerleşim biriminde, sözlü kültüre dayalı kültürel referansların oluşma¬sına katkıda bulunurken yapısal ve kalıpsal açıdan da mü¬kemmel bir model teşkil etmektedir. Cenknâmeler okunurken kadınların, erkeklerin ve çocukların bir arada bulunabileceği yerler tercih edilirdi. Çocuklar bu cenknâmeleri çok okumak¬tan olsa gerek rahatlıkla ezberler ve bu ezberlerini çocukların olduğu yerlerde kendileri okurlardı.
1950-1975 yılları arasında yazılı kültür ortamında oluşturu¬lan çok sayıdaki dinî muhtevalı Hz. Ali cenknâmeleri, cami önlerinde rahatlıkla okunmaya başlanmıştır. Bu dönemlerde özellikle esnafın yoğun olduğu mahallerdeki cami önlerinde öğle, ikindi ve bilhassa cuma namazı vakitlerinde toplanan kalabalıklara bu eserler okunmaktaydı. Ayrıca cenknâmelerin Osmanlı ordusunda da askerlerin maneviyatını güçlendirmek amacıyla okunduğu bilinmektedir.
Cenknâme okuma toplantılarında nasıl davranılacağı bile görgü kuralları manzumesi olarak zaman içinde teşekkül et¬miş, söz ve davranışa dayalı bir bilgi olarak her yaştan insanaöğretilmiş ve böylece bu konuda bir toplum bilinci teşekkül etmiştir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 06.03.10, 06:39
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.695
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Türk Kültüründe Hz. Ali Cenknâmeleri

Cenknâme okuma geleneği, okur-yazarlığın az olduğu dö¬nemde, nesilden nesile sözlü olarak aktarılan kültür ve toplu¬mun töresi konumundadır. Cenknâmeler, sözlü geleneğin bir parçasıdır. Türk toplumunda harp görmüş ihtiyarlar hatırala¬rını anlatır, aksakallılar ahlaki nasihatlerde bulunur, imamlar dinî telkinler yapar, nineler tecrübelerini aktarırlardı. Geceleri Hz. Ali cenkleri okunur, halk da bunları dinlerdi.
Hz. Ali Cenkleri, günümüz gençlerinin ve çocuklarının ne yazık ki tanımadığı metinlerdir. Büyükler her zaman hürmet görür, onların sohbeti dinlenir, onlarla yarenlik edilirdi. Köy odalarında Hz. Ali Cenkleri anlatılır, herkes pür dikkat bu an¬latılanları dinlerdi.
Anadolu'da yaşayan Türk insanı dönemin şartları gereği hem fikrî hem siyasi hem de ilmî ve fiziki sürekli bir hareketli¬lik içindeydi. İslamiyet, ilim ehli tarafından kitabi bilgilerden öğrenilir ve edinilen bilgi, halka aktarılırdı. Bu bilgiler Yesevî tarzında ilahilerle; Kutadgu Bilig örneğinde olduğu gibi siyasetnâme/ahlak kitapları ile; Hz. Ali'nin cenknâmeleri gibi kahramanlık hikâyeleriyle; siyer, Kur'an çevirisi ve diğer dinî içerikli kitaplarla -merkezi devlet otoritesinin uygun gördüğü-medreseye mensup ulema tarafından halk kesimine aktarıl-maktaydı.
Cenknâmelerin dili diğer halk kitaplarının diline göre olduk¬ça ağırdır. Ancak klasik edebiyatın bütün özelliklerine sahip olmasına rağmen çok tabii ve halka yakın bir havası vardır.
Cenknâmeler hangi kültür kaynağından Türk edebiyatına gelmiş olursa olsun, Anadolu insanının genel kabullerine uyum sağladığı için Türk edebiyatının bir unsuru ve müstakil bir türü olmuştur.
Cenknâmelere Allah zikriyle başlanması ve Hz. Peygamber'e salavat dileği ve dua ile bitirilmesi hem cenknâmelerde hem de dinî içerikli diğer eserlerde belli bir tertip geleneği oluşmuştur. Bu tertip, klasik İslam eserlerinde gelenekselleşerek devam etmiştir.
Bu anlamda, Hz. Ali cenknâmelerinde Aleviler ve Sünniler herhangi bir ihtilafa düşmemişler, tam aksine daima ittifak etmişlerdir. Bu ittifak 18. yüzyılda yazılan yahut istinsah edi¬len cenknâmelerde de devam etmektedir. Cenknâmelerin istin¬sahı 19. yüzyıl boyunca da devam etmiş, 20. yüzyılda ise yeni harflerle yeni versiyonları üretilmiş, hatta çizgi romanları bile basılmıştır.
Kendisini Müslüman hisseden ve İslam dairesi içinde gören her insan ya da grup, cenknâmelerde kendi inanç ve ibadet motiflerini kolayca bulabilir.
Cenknâmelerde Hz. Ali, önce namaz kılıp daha sonra cenge gitmektedirler. Bu eserlerde Hz. Ali'nin oruç tuttuğuna dair ifadeler de yer almaktadır. Fakir insanlara yardım olarak veri¬len sadaka ve cömertlik kavramı cenknâmelerde işlenen dinî motiflerdendir. Olayların bazıları hac ibadeti sırasında meyda¬na gelmektedir. Hac, hem mekân olarak hem de başlı başına bir ibadet olarak cenknâmelerde kullanılan dinî motiflerdendir. Cenknâmelerde işlenen önemli konulardan biri de kâfirlerin Müslüman olmasıdır. Eserlerde yeni Müslüman olanlar imanın bir gereği olarak hem dinin emirlerini yerine getirmektedir hem de yasaklardan kaçınmaktadır. Hemen hemen bütün cenknâmelerde gayrimüslim olan bir kimse, Müslüman olur¬ken Eşhedü en lâ ilâhe illâ'llâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluh diyerek kelime-i şahadet veya Lâ ilâhe il¬lâ'llâh Muhammeden Resûlullah diyerek kelime-i tevhid getir¬mektedir.
Halk arasında yaygın olan Hz. Ali'ye ait cenklerin, Anado¬lu'da da sözlü olarak yaşatıldığını görmekteyiz. Anadolu yöre¬sinde kış ve yaz aylarının serin gecelerindeki çeşitli meclislerde Hz. Ali ile ilgili olayları dile getiren dörtlüklerin okunup söy¬lenmesi, aslında halk arasında Alevi-Sünni ayrımının olmadı¬ğının bir göstergesi olarak görülmelidir.
Cumhuriyet döneminde yeniden kaleme alınan cenknâmelerin, 13. ve 14. yüzyıllardan beri yazılı ve sözlü kaynaklarda devam edegelmiş cenknâmeler ile aynı olamaya¬cağı aşikârdır. Dolayısıyla farklı yüzyıllarda meydana gelmiş cenknâmelerdeki olayların, konuların, kullanılan motiflerin değişikliğe uğraması pek tabiidir. Bu sebepten 13. ve 14. yüz¬yıllara ait cenknâmeler ile Cumhuriyet'ten sonra Latin harfleri ile basılan bazı cenknâmeler arasında muhteva farklılıkları görülmektedir. Hz. Ali cenknâmeleri, güncel şartlara uyarlana¬rak yeniden birçok kez yayımlanmıştır. Bu cenknâmeler, hem üslûp hem coğrafya ve hem de şahıslar bakımından büyük değişikliğe uğramıştır.
Sonuç olarak Türk tarihindeki cenknâme geleneği halk ede¬biyatı eserlerinde popüler hâle getirilmek suretiyle daha geniş kitlelere mal edilmek istenmiştir. Cenknâmelerde, bütün mez¬heplere eşit nazarla bakan bir din anlayışı öne çıkarılmak is¬tenmiştir. Bu eserlerde Kur'an'daki emir ve yasaklar esas alınmış, taassuptan kurtulmak için mezhebî unsurlar dikkate alınmamıştır. Yıllarca Anadolu'da okunmuş, zamanla kısaltıl¬mış, kimi yerleri değişikliğe uğramış, hatta yeniden yazılmış cenk kitaplarında bile mezhebî unsurlara rastlamıyoruz.
Cenknâmelerde, mezheplere göre değişmeyen ve hepsinin üzerinde birleştiği, Kur'an'ın emrine ve Peygamber'in Sünneti¬ne dayanan asgari müştereklerden oluşan özgün bir Müslü¬manlık vardır. Bu eserlerde ön planda tutulan dinî motifler, bütün Müslümanların üzerinde ittifak ettiği inanç esaslarıdır. Yani bu cenknâmeler, okunup da incelendiğinde, içinde yazıl¬dığı kültürün mezhebî bir hüviyete sahip olduğu izlenimini vermemektedir.
Millet, mezhep ve grup ayrımı gözetmeksizin Müslim-gayrimüslim çatışması temeli üzerine kurulan cenknâmeler, bir taraftan dinî bilgileri öğretmek maksadı taşırken diğer ta¬raftan da sürekli dış mücadele ile meşgul olan Türk insanına bir moral kaynağı olmaktaydı.
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 11.pdf (244,4 KB (Kilobyte), 26x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ali, cenknâmeleri, hz., kültüründe, türk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:01 .