Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İlahiyat Fakültesi > Mormonizm-Mormonluk - Mormon kilisesi - A Research on Mormonism

İlahiyat Fakültesi hakkinda Mormonizm-Mormonluk - Mormon kilisesi - A Research on Mormonism ile ilgili bilgiler


IX. Misyonerlik Günümüzde Mormon kilisesi çok geniş bir örgütsel gücün yanı sıra ekonomik ve sosyal imkânlara da sahiptir. Kendilerine ait üniversiteleri, televizyon kanalları, dergileri, gazeteleri ve diğer şirketleri ile Amerika***8217;nın

İlahiyat Fakültesi Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, Tasavvuf, İslamiyetin mistik boyutu, Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu, tanrı bilimi, teoloji, metodoloji

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 04.07.08, 10:19
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Mormonluk ve Mormon kilisesi üzerine bir araştırma - A Research on Mormonism

IX. Misyonerlik
Günümüzde Mormon kilisesi çok geniş bir örgütsel gücün yanı sıra ekonomik ve sosyal imkânlara da sahiptir. Kendilerine ait üniversiteleri, televizyon kanalları, dergileri, gazeteleri ve diğer şirketleri ile Amerika***8217;nın en güçlü kiliselerinden biri durumundadır87. Bütün bu imkânlarını temel felsefeleri olan Mormonlaştırma faaliyetlerinde kullanmaktadırlar.
Mormonlar, bütün gençlerini hem bedenen hem de zihnen misyoner olarak yetiştirmeye ve onları bu hizmete teşvik etmeye büyük önem verirler. Kadınlar da misyonerlik görevini üstlenebilmelerine karşılık, onlar için bu görev herhangi bir zorunluluk arz etmemektedir. Bu anlamda Mormon erkeklerin yaklaşık % 40***8217;ının misyoner olduğu belirtilmekte ve kilisenin herhangi bir zamanda misyonerlik hizmeti yaptıracağı 60.000 üyesinin var olduğu söylenmektedir. Genel olarak 18 yaşından sonra erkekler iki yıl süreyle misyonerlik hizmetinde bulunurlar ve onlara kıdemli unvanı verilir. Kadınlar ise 18 ay misyonerlik hizmetinde bulunurlar ve onlara da hemşire unvanı verilir. Bu anlamda misyonerlik hizmeti aynen bir öşür gibi değerlendirilmekte ve dolayısıyla kişinin bütün hayatının % 10***8217;nunu kiliseye bağışlaması beklenmektedir. Bir başka ifadeyle Mormonlar, aynen kişinin gelirinin belli bir oranını kiliseye bağışlamasında olduğu gibi, hayatlarının belli bir dönemini kiliseye vakfetmekle sorumludurlar. Bununla beraber bir kilise mensubunun bir misyoner olup olamayacağına kilise karar verir. Misyoner olmak isteyen kişi kiliseye başvurur. Kilise bu müracaatın uygun olup olmadığını değerlendirmek için başvuru sahibi ile bir ön görüşme yaptıktan sonra müspet ya da menfi kararını verir. Misyonerlerin ücretleri veya harcırahları bir şekilde ya kendileri veya aileleri veyahut da bizzat cemaat tarafından karşılanır. Başkan Thomas Monson***8217;un misyonerlik hizmeti yapacak bir kişiye en önemli öğüdünün şu olduğu söylenir: ***8216;yemek pişirmeyi, insanları sevmeyi öğren ve onlara gerçeği öğret***8217;88.
Bilindiği gibi misyonerlik Hıristiyanlıkla özdeş hale gelmiştir. Bu anlamda misyonerliğin Mormon kilisesi açısından daha büyük bir öneminin olduğu söylenebilir. Diğer Evangelist Hıristiyanlar gibi, Mormonlar da ahir zamana doğru vaat edilmiş topraklarda kurulacak olan Tanrı Krallığına büyük önem verirler. Bu anlamda misyonerlik, Tanrı Krallığının gerçekleştirilmesine yardımcı olmak ve insanları o güne hazırlamak için yerine getirilmesi gereken önemli bir ödev olarak düşünülmektedir. 1830***8217;larda kilisenin kurulmasının hemen ardından Mormonlar, misyonerlik faaliyetlerine başlamışlar ve günümüzde pek çok ülkede taraftar kazanmışlardır. Değişik ülkelerde kendi inançlarını yaymak ve kiliselerini genişletmek için şube ve bürolar açmışlardır. Kilisenin 160 ülkede temsilciliğinin bulunduğu ve her geçen gün Mormon kilisesine katılanların sayısının arttığı ifade edilmektedir. Bu bağlamda Momonlar kendi kiliselerinin dünyanın en hızlı gelişen kiliselerinden biri olduğunu öne sürmektedirler89.
Gerçekte Mormonlar çağdaş düşüncelerle çelişen fikir ve görüşlere sahip olmakla birlikte, yine de modern toplumun gerekli gördüğü bir takım fikirlere ve yaşam biçimlerine de kendilerini adapte etmişlerdir. Günümüzde Mormonların sahip olduğu banka, hastane ve fabrikaların yanı sıra, değişik gazete, dergi, televizyon ve radyo istasyonlarının da var olduğu ifade edilmektedir90. Bütün buralardan elde ettikleri gelirleri dünyanın değişik bölgelerinde kilise ve tapınaklar açmak, misyonerler yetiştirmek ve onların faaliyetlerini finanse etmek için kullanmaktadırlar.
Mormonların Türkiye***8217;ye yönelik aktif misyonerlik faaliyetleri XIX. yüzyılın son çeyreğine kadar uzanmaktadır. Mormonlar ilk defa 1840***8217;larda Osmanlı topraklarına gelmişlerdir. Ancak aktif misyonerlik faaliyetlerine, 1884 yılında kilise merkezinin İstanbul***8217;a yapmış olduğu görevlendirme ile başlanmıştır. İmparatorlukta ilk Mormon misyonerin Joseph Spori ve Taner olduğu bilinmektedir. Bunlar devlet idaresi ile resmi bağlantılarını kurmalarının ardından, dil öğrenmek, dinsel yayınları çevirtmek, yayınlamak ve dağıtmakla çalışmalarına başlamışlardır. Ancak İstanbul***8217;da yeterli ilgi görmemişlerdir91. Bu sebeple de 1888***8217;de Ferdinand Hintze***8217;nin gelişinden sonra, Mormonlar, Ermenilerin yoğun olduğu bölgelerde faaliyetlerini devam ettirmeye karar vermişlerdir. Böylece 6 Ekim 1888***8217;de Sivas***8217;ın Zara ilçesinde ilk Mormon kilisesini kurmayı başarmışlardır. Ancak Mormonlar, ne Sivas ve çevresinde ne de Tokat, Merzifon, Maraş, Elbistan veya Antep gibi kentlerde umdukları örgütlenmeyi sağlayamamışlardır. Bunun sebebi, gittikleri her yerde bölge insanı ile kaynaşmış olan, ancak kendi ülkelerinde olduğu gibi, din ve inançlarına olumsuz bakan diğer Protestan misyonerlerle karşılaşmış olmalarıdır. Bu sebeple de Anadolu topraklarında yaklaşık 40 yıl kaldıktan sonra, başarılı olamayacaklarını anladılar. Böylece kendi amaç ve çalışmaları için en elverişli yer olarak gördükleri Suriye-Filistin bölgesine gitmeye karar verdiler. Bununla beraber o dönemde, kendi ülkeleri olan ABD***8217;de inançlarını serbestçe uygulayabilecekleri bir yerleşke bulamama sıkıntısı içinde olan Mormonların, istedikleri tür yaşama kavuşabilecekleri umuduyla Osmanlı topraklarına geldikleri anlaşılmaktadır92. Başka bir ifadeyle, 1880 ile 1914 yılları arasında diğer Protestan misyonerler gibi onlar da Osmanlı toplumundaki azınlıklara özellikle de Ermenilere yönelik Mormonlaştırma faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bu dönem boyunca Mormon misyonerler bir takım İslam ve Osmanlı uygulamaları ile kendi inançları arasında paralellik kurarak Osmanlı topraklarında kalıcı biçimde yerleşmeye çalışmışlardır. Ancak, değişik nedenlerden dolayı bekledikleri başarıyı sağlayamamışlardır93. Mormon misyonerlerin Osmanlı topraklarında kalış süreleri oldukça kısa ve etkinlikleri de az olmakla birlikte, geliş amaçları ve beklentileri üzerinde durmak, imparatorluğun o dönemdeki şartlarını daha iyi anlamak açısından kuşkusuz yararlıdır. Çünkü Amerika***8217;da kendilerine yer edinme çabası ile bir eyaletten diğerine göç etmek suretiyle hayatta kalmaya çalışan bu küçük cemaat bile, Osmanlı İmparatorluğuna sömürgeci emellerle gelmiştir94.

Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 04.07.08, 10:20
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Mormonluk ve Mormon kilisesi üzerine bir araştırma - A Research on Mormonism

Mormonlar, günümüzde ülkemizdeki faaliyetlerine devam etmektedirler. Bu anlamda Türkiye***8217;deki faaliyetlerinde kullandıkları belge ve dokümanların Almanya***8217;da bulunan İsa Mesih***8217;in Son zaman azizleri kilisesinde basıldığı bilinmektedir. Nitekim 2001 yılında Türkçe Mormon kitabı Almanya***8217;da basılmış ve Türkiye***8217;de dağıtıma sunulmuştur. Bundan başka ülkemizdeki faaliyetlerine resmi bir hüviyet kazandırmak için 1994 yıllarında resmi makamlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunmuşlar, gerekli izni alamamışlardır. Ancak, gayri resmi olarak ülkemizdeki faaliyetlerine devam etmişlerdir. Daha sonra ülkemizde Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremi fırsat telakki eden Mormonlar, depremzedelere yardım amacıyla İstanbul***8217;da bir büro açmak için Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunmuşlar ve gerekli izni aldıktan sonra, yardım faaliyetleri adı altında deprem bölgesine yönelik misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bu dönemden sonra Mormon misyonerler ülkemizde kalıcı olmak veya yerleşmek için, değişik kurum ve kuruluşlarla işbirliği adı altında belli protokoller imzalamayı başarmakla kalmamış, ikamet ve çalışma izni de elde etmişlerdir. Bu anlamda Ankara***8217;da örgütlenme çabaları içerisinde oldukları belirtilmekle birlikte, İstanbul***8217;da bir ev kiliselerinin olduğu ifade edilmektedir95. Tespitlerimize göre, İzmir ve çevresinde uzun süren alt yapı ve örgütlenme çabalarının ardından nihayet Aralık 2005***8217;in sonlarında kiliselerini açmayı başarmışlardır. İzmir***8217;de bölge başkanlığını Kirkpatrik yürütmektedir. Ayrıca İzmir ve çevresi ile ilgili örgütlenme çalışmalarında Aysel Barışcan adındaki bir bayanın çok büyük gayretleri söz konusudur. Nitekim bu şahsın Türkçe Mormon kitabının yanı sıra Mormonlarla ilgili Türkçe broşür ve el ilanlarının dağıtımından da sorumlu olduğu bilinmektedir. İzmir bölgesinde kiliselerini ibadete açtıktan sonra, cemaatle tanışma ve kaynaşmayı sağlamak amacıyla, ilk defa 16 Ocak 2006 tarihinde başkan Johnson ile eşi ve bölge başkanı Kirkpatrik ile eşinin de hazır bulunduğu bir tanışma toplantısı düzenlemişlerdir.
Mormonların masonluk ve benzeri derneklerle yakın ilişkileri söz konusudur. Hatta Mormonluğun mason localarından kovulan bir grup tarafından kurulmuş olması sebebiyle, hem içeriden hem de dışarıdan aşırı bir mason sembolizmi ile kuşatılmış olduğu belirtilmektedir. Bu durum onların örgütlenme biçimlerinde de kendisini hissettirmektedir. Dolayısıyla Mormonların faaliyetlerinde gizlilik ve kapalılık büyük bir önem arz eder. Bu anlamda Mormonların faaliyetlerini deşifre etmek neredeyse mümkün görünmemektedir. Nitekim kilisenin rakamlarına göre, Türkiye***8217;de Mormonluk hızlı bir şekilde büyümekte ve 1998 yılından günümüze Türkiye***8217;deki Mormonların sayısının 850***8217;ye ulaştığı belirtilmektedir. Ayrıca, Türkiye***8217;deki Mormon cemaati ile Mormonların Amerika***8217;daki merkezleri durumunda olan Salt Lake City şehri arasında dinamik bir dizi ilişkinin var olduğundan söz edilmektedir. Bu anlamda Mormon Kitabı***8217;nın Türkçeye çevrilip yayınlanmasının ardından, kürtçe tercümesi üzerinde çalışılmakta olduğu ifade edilmektedir. Bu bağlamda büyük kentlerdeki Türk Mormonların sayısının hızlı bir şekilde arttığından söz edilmektedir. Ayrıca, İstanbul***8217;da (biri Anadolu yakasında diğeri ise Avrupa yakasında olmak üzere) iki Mormon misyonerin sürekli olarak Türkiye***8217;de ikamet ettikleri ve Amerika***8217;da Mormonlara ait olan Birgham Young Üniversitesinde yüksek tahsil yapmak veya yabancı dil öğrenmek isteyen Türk gençlerine bir takım kolaylıklar ve ekonomik imkânlar sunularak bu gençleri kazanmaya çalıştıkları ifade edilmektedir96.
Bununla beraber, Latin Amerika veya Afrika***8217;daki Mormonların tersine Türkiye***8217;de Mormon olan kişilerin orta veya orta sınıf üstü ailelerden oluştuğu ve en az iki yabancı dil bilen üniversite öğrencilerinden meydana geldiği belirtilmektedir. Bu anlamda Mormon olan Türkleri din değiştirmeye iten sebepler genellikle ekonomik olmaktan daha çok, bu insanların manevi boşluk içerisinde oldukları ve yeni bir takım dini kimlik arayışları içerisinde bulundukları öne sürülmektedir. Nitekim Salt Lake City şehrine misyoner eğitimi almak için gelen Türk Mormon gençleri ile yapılan görüşmelerde, bu Türk gençlerinin manevi bir arayış içerisinde oldukları ve bu manevi arayışları neticesinde Mormonluğu tercih ettikleri ifade edilmektedir. Bu anlamda Amerika ve Avrupa***8217;daki genç nüfusun doğu kökenli dinlere olan ilgisinin aksine, Türk gençlerinin batı kökenli dinlere veya dini oluşumlara daha fazla ilgi gösterdiği de belirtilmektedir. Bir başka ifade ile modernleşmenin etkisi ile dini bir arayış içerisinde olan Türk gençlerinin daha çok batı kökenli din veya dini hareketlere eğilim gösterdikleri vurgulanmaktadır. Bu anlamda onların doğu kökenli din veya dini hareketlerden uzak durarak batı kökenli din veya dini hareketleri tercih ettikleri söylenmektedir97. Şüphesiz Türk gençlerini Mormon olmaya iten veya onları kendi dinlerinden soğutan nedenlerden birinin Türkiye***8217;deki din anlayışının bir sonucu olduğu ve cemaatçi din anlayışının modernleşmenin önünde bir engel olarak görülmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu geleneksel cemaatçi din anlayışı içerisinde kendine bir yer edinememiş olan Türk gençlerinin diğer dinlere yöneldiği görülmektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 04.07.08, 10:21
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Mormonluk ve Mormon kilisesi üzerine bir araştırma - A Research on Mormonism

X. Hıristiyan Mezheplerinin Mormonluğa Yönelttikleri İtirazlar
Mormonlar, İsa Mesih***8217;e olan inançlarını açıkça ikrar ederler. Fakat onların inandıkları İsa Mesih İncil***8217;deki İsa Mesih***8217;ten farklıdır. Ancak Mormonlar, kendilerinin gerçek Hıristiyanlar olduklarını ve bu bağlamda Hıristiyanlığın en doğru yorumuna sahip olduklarını öne sürerler98. Bununla beraber temel Hıristiyan mezhepleri ise Mormonluğun telkin ettiği İsa***8217;nın, İncil***8217;deki İsa olmadığını söylerler99. Bunlar, Pavlus***8217;un Korintoslulara İkinci Mektubunda geçen bir cümleyi buna delil olarak gösterirler100. Bu cümleye göre Pavlus, farklı bir İsa Mesih telkin eden veya İncil vaaz eden insanların olabileceğine dikkat çekmekte ve sadece İsa Mesih***8217;in adına inanmakla gerçek Hıristiyan olunamayacağını vurgulamaktadır. Başka bir ifadeyle, Mormonların İsa***8217;yı kabul etmelerine karşılık, Teslisin diğer unsurlarını göz ardı ettikleri ifade edilmektedir. Nitekim temel Hıristiyan öğretisine göre İncil, İsa Mesih***8217;in daima Tanrı olarak var olduğunu öğretirken101, Mormonlar İsa Mesih***8217;i Tanrılaşma yolunda çalışan biri olarak görmekte ve İsa***8217;yı Baba Tanrıdan ayrı ancak amaçta birleşmiş bir varlık olarak değerlendirmektedirler. Aynı şekilde İncil, Baba ve oğlun aynı zamanda ikisi de eşit derecede Tanrı ve kutsal üçlüğün unsurları olarak cevher bakımından da tek olduğunu öğretmektedir102. Temel Hıristiyan mezhepleri bu ve benzer görüşlerden hareketle, Mormonların gerçek Hıristiyanlar olmadıklarını ve onların politeizm suçlamasından kurtulma gayretlerinin bir sonucu olarak, İsa Mesih***8217;i inanç sistemlerinin merkezine oturtmaya çalıştıklarını öne sürmektedirler103. Onlara göre, Mormonlar tek Tanrıdan ziyade birçok Tanrıya inanmakta ve ibadet etmektedirler. Bir başka ifadeyle bütün Hıristiyan mezhepleri, İncil öğretisine aykırı olan Tanrının gerçek bir insan olduğu, insanların zamanla Tanrı haline gelebileceği ve İsa Mesih***8217;in Lucifer (İblis)***8217;in kardeşinin ruhu olduğuna inanmalarından dolayı Mormonları Hıristiyan olarak kabul etmemektedirler104. Bu anlamda Evangelik mezheplerde dâhil bütün Hıristiyan mezhepleri Mormonların gerçek Hıristiyanlar olmadıkları ve onların İncil***8217;e inanmadıkları konusunda hem fikirdirler105.
Mormonlar ise kendi kiliselerinin günümüzde yaşayan bir peygamber ve yetkili bir papazlıkla yönetilen gerçek kilise olduğunu, Hıristiyanların havariler döneminden sonra J. Smith***8217;in zamanına kadar dinden dönmüş olduklarını öne sürerler. Bu anlamda bazı Mormonlar, Mormonluğun Hıristiyanlık içinde bir mezhep değil, aksine İslam, Hıristiyanlık, Yahudilik, Hinduizm ve Budizm gibi, ondan tamamen ayrı yeni bir din olduğunu söylemelerine rağmen106, günümüzde ise en azından dışa yönelik olarak kendilerini, Hıristiyanlığın en doğru yorumu olarak tanımlamaya özen göstermektedirler107. Mormonlar triniteryan bir teolojiyi savunurlar. İnsanoğlunun ezelde yaratılmış ancak gökte asılı duran ruhlarının bedenleşerek Tanrısallaşma yolunda ebedi bir gelişim çizgisine sahip olduğu kabul edilir108. Hıristiyanlıktan farklı olarak Mormonluk, kutsal kitapların diğer bütün Hıristiyan grupların saygı duyduğu ve kabul ettiği İncil***8217;le sınırlı olmadığını da kabul etmektedirler. Bu anlamda kutsal kitapların birliği düşüncesini savunmaktadırlar. Bununla beraber, Mormon kitabında İslam ve onun peygamberi ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı gibi, bu konuda Mormon kaynaklarının da herhangi bir imada dahi bulunulmaması dikkati çekmektedir109.
Herhangi bir Mormona Hıristiyan olup olmadıkları sorulduğunda, şüphesiz onların cevapları, bizler gerçek Hıristiyanlarız olmaktadır. Bu anlamda onlar, inandıkları Hıristiyanlığın, onun geleneksel yorumundan farklı bir Hıristiyanlık olduğunu ifade ederler. Nitekim Mormonlar İsa Mesih***8217;in Tanrının oğlu olduğuna, öldüğüne, gömüldüğüne, üçüncü gün yükseldiğine, onun kefareti olmaksızın hiçbir kurtuluşun mümkün olmadığına, onun yeryüzüne tekrar ineceğine ve Tanrının krallığını yeniden inşa ederek yöneteceğine inanmaktadırlar. Bu anlamda İsa***8217;nın Son Zaman Azizleri kilisesinin, temelde Hıristiyan bir kilise olduğu ve Hıristiyanlıkta olduğu gibi, öğretilerinin merkezinde İsa***8217;nın yer aldığını söylemek mümkündür. Ancak, Mormonlar geleneksel Hıristiyan kiliselerinin Tanrının yetkisini kaybettiğine ve Hıristiyan öğretisinin yüzyıllarca tahrifata uğradığına inanırlar. Dolayısıyla, Hıristiyanlığın en doğru yorumuna kendi kiliselerinin sahip olduğunu düşünürler. Hıristiyan öğretisi ile Mormonluk öğretisi arasındaki temel bazı farklılıkları bir tablo halinde şu şekilde özetlemek mümkündür.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 04.07.08, 10:24
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Mormonluk ve Mormon kilisesi üzerine bir araştırma - A Research on Mormonism



Tabloda da görüldüğü üzere, genel olarak Hıristiyan mezheplerinin öğretisi ile Mormon öğretisi arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da mevcuttur.
Günümüzde hem Vatikan hem de diğer kiliseler, hangi kiliseye bağlı olursa olsun, kendi kiliselerine geri dönen bir Hıristiyan***8217;ı yeniden vaftiz etme gereği duymamakta iken, Mormon kilisesi, hangi kiliseden gelmiş olursa olsun, kendi kiliselerine girmiş olan herhangi birinin tekrar vaftiz olması gerektiği düşüncesindedir110. Bununla beraber, geleneksel Hıristiyan öğretisinde vaftizin hem kişisel günahtan hem de asli günahtan kurtulmak için gerekli olduğu kabul edilirken, Mormonlar asli günah fikrini kabul etmemektedirler. Bu anlamda Mormonlar insanların sadece kendi işledikleri günahlarından dolayı vaftiz olmaları gerektiğine inanmaktadırlar.

SONUÇ
Mormonluk XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde ABD***8217;nin New York eyaletinde Manchester***8217;de Presbiteryen bir ailenin oğlu olan Joseph Smith adlı bir Amerikalı tarafından kurulmuştur. Mensuplarına ***8220;Ahir Zaman Azizleri***8221; adını veren Mormonluğun, alkol, tütün ve kafeini yasaklayan yalın yaşam biçimi, çoğul eşliliğe izin vermesinin yanı sıra, kapalı örgütlenme ve disiplinli hayat tarzları ile ün kazandılar. Mormon kilisesi, önceleri İbrahimî din geleneğinin bir devamı olduğunu öne sürmekte iken, günümüzde mevcut Hıristiyanlığın en doğru yorumuna sahip bir kilise olduğu iddiasındadır. Bu dini hareket triniteryan bir teolojiyi savunmasına karşılık, kutsal kitapların birliği düşüncesini öne sürer. Bu bağlamda peygamberlik müessesesinin ve vahyin devam ettiğini, tarihsel süreç içerisinde tahrifata uğramış olan kutsal kitapların ve dinlerin Joseph Smith***8217;le yenilendiğini savunur. Amerika***8217;da ortaya çıkmış olan bu dini hareketin, kendinden önceki dinlerin özellikle de Yahudilik ve Hıristiyanlığın bütün tecrübelerinden faydalanmış olan eklektik unsurlara dayalı yeni bir dini hareket olduğu söylenebilir.


Kaynak;

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg ekil1ct0.jpg (108,3 KB (Kilobyte), 242x kez indirilmiştir)
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 1291.pdf (335,2 KB (Kilobyte), 52x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
kilisesi, mormon, mormonism, mormonizm-mormonluk, research

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:10 .